Kesin Hüküm

'Hukuk' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 29 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kesin Hüküm konusu KESİN HÜKÜM
    Kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin biçimde
    çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde hem kişilerin hem devletin
    yararı vardır.
    Kesin hükmün bu amacı şu 2 şekilde gerçekleşir:
    1.bir mahkeme hükmüne ancak bir dereceye kadar itiraz edilebilmesi.(şekli
    anlamda kesin hüküm)
    2.davanın tarafları arasındaki hukuki ilişkinin bütün bir gelecek için
    kesin olarak tespiti veya düzenlenmesi . (maddi anlamda kesin hüküm)
    ŞEKLİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM
    Bir kararın şekli anlamda kesinliği ile, o karar karşı artık normal kanun
    yollarına (temyiz, karar düzeltme) başvurulamayacağı anlaşılır.
    Bir karar şekli anlamda kesinleşince, tarafların o davadaki amaçları
    gerçekleşmiş olur. Fakat bu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın değil, ancak
    görülmekte olan davanın sona ermesi demektir. Bundan sonra da taraflar aynı
    uyuşmazlığın yeni bir dava konusu yapılmaması için bir başka müesseseye yani
    maddi anlamda kesin hüküm müessesesine ihtiyaç vardır.
    verildikleri anda kesin olan kararlar: bazı kararlar verildikleri anda şekli
    anlamda kesinleşir. Bunlar temyiz edilemeyen nihai kararlardır.
    kanun yoluna tabi olan kararlar: kanun yoluna tabi olan kararlar kanun
    yoluna başvurma süresinin geçmesi ile şekli anlamda kesinleşir.
    temyiz süresinin geçmesi ilemahkemenin kararı kesinleşir.
    süresi içinde temyiz yoluna başvurulmuş, yargıtay hükmü onamış ve bu
    onama kararına karşı karar düzeltme yolu açık ise hüküm 15 günlük karar
    düzeltme süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmaması ile kesinleşir.
    kanun yoluna başvurmaktan feragat edilmesi ile verilen karar
    kesinleşir.
    kanun yoluna başvurma talebinin reddi ile
    yargıtayın kararına karşı karar düzeltme yolunun kapalı olduğu hallerde
    temyiz talebinin reddi ile mahalli mahkeme hükmü kesinleşir.
    Yargıtayın kararına karşı karar düzeltme yolunun açık olduğu hallerde
    yargıtayın onama kararı ile hüküm hemen kesinleşmiş olmaz. Bu halde hüküm
    karar düzeltme talebinin reddedilmesi ile kesinleşir.
    Şekli anlamda kesinliğin sonuçları:
    1.kesinleşen karar karşı artık normal kanun yollarına gidilemez.
    2.bir karar anlamada maddi anlamda kesinlikten bahsedebilmek için o
    kararın şekli anlamda kesinleşmiş olması gerekir.
    3.bir hükmün icraya konulabilmesi için onun kural olarak şekli anlamda
    kesinleşmiş olması gerekmez.
    Şekli anlamda kesinliğin sona ermesi: kural olarak sona ermez.
    Eski hale getirme talebinin kabul edilmesi şekli anlamada kesinliği ortadan
    kaldırır. Yani karar kesinleşmemiş gibi temyiz veya karar düzeltme
    incelemesi yapılır.
    MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM
    3 unsuru kapsar
    1.maddi anlamda kesinlik ancak yargısal kararlara tanınan bir vasıftır.
    2.bu vasıf kanun tarafından tanınmaktadır.
    3.bu vasıf yargısalkararın hakikat olarak kabul edilmesini zorunlu kılar.
    Aynı taraflar arasında aynı dava konusu hakkında ve aynı dava sebebine
    dayanarak yeni bir dava açılamaz.açılırsa bu dava dinlenmez.
    Şekli anlamda kesinlik yalnız bir safhada yani açılmış olan dava safhasında
    uyuşmazlığı sona erdirdiği halde, maddi anlamda kesinlik devamlı olarak bu
    sonucu meydana getirir.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Maddi anlamda kesin hükmün şartları: 3 tanedir.
    Yeni açılan bir davaya karşı o davanın daha önce kesin hükme bağlanmış
    olduğunu söyleyebilmek için eski dava ile yeni davanın
    1.müddeabihlerinin
    2.dava sebeplerinin
    3.taraflarının aynı olması gerekir.
    Müddeabihlerinin aynı olması: müddeabih dava ile elde edilmek istenen
    sonuçtur. Mesela bir laacağın ödenmesi.
    Mesela bir istihkak davası sonucunda verilen kararın hüküm fıkrasında bir
    gayrimenkulün mülkiyetinin Bye değil bilakis, Aya ait olduğuna karar
    verilmişse, Bnin aynı gayrimenkul için açacağı istihkak davası kesin hüküm
    itirazı ile karşılaşır. Bir malın ilk davada aynen teslimi, ikinci davada
    ise bedelinin ödenmesi dava edilse, müddeabihler gene aynı demektir.
    Aşağıdaki örneklerde müddeabihler aynı değildir:
    1.ilk davada davacı ismail manevi tazminat, bu davada ise maddi tazminat
    istemiştir. İlk dava ile bu davadaki tazminat isteği aynı olmadığı için
    olayda kesin hükümden söz edilemez.
    2.davacı tarafından davalı aleyhine evvelce açılan dava sonunda taraflara
    ait taşınmaz malları ayıran ortak sınır tespit edilmiş ve bu husustaki hüküm
    kesinleşmiştir. Davacı bu kez açtığı davada, davalının bu sınırı aşarak
    duvar yapmak suretiyle bahçesine müdahalede bulunduğunu iddia etmektedir. Bu
    iddiaya göre evvelki davadaki müddeabih ile bu davadaki müddeabih aynı
    değildir.
    Dava sebeplerinin aynı olması: dava sebebi davanın dayanağı olan
    vakıalardır.
    Hakim eğer bildirmişse davacının kendisine bildirdiği hukuki sebeple bağlı
    olmayıp dava dilekçesinde gösterilen vakıaların hukuki niteliğini kendisi
    doğru olarak belirler.
    Hukuki sebep davanın sebebi olamaz.
    Davanın gerçek sebebi vakıalardır. Hakim bu vakıalarla bağlı olduğu ve
    bunlar dışındaki vakıaları kendiliğinden nazara alamadığı için, birinci
    davada yalnız o vakıalar hakkında inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara
    dayanarak kararını vermiştir. Kesin hüküm de yalnız o vakıalar bakımından
    mevcuttur. Aynı vakıalara dayanarak aynı taraflar arasında ve aynı konuda bu
    defa ikinci bir dava açılırsa, iki davanın dava sebebi aynı olacağından
    ikinci dava kesin hüküm nedeniyle reddedilir. Buna karşılık aynı taraflar
    arasında aynı konuda açılan bu ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci
    davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise birinci dava sonucunda alınan
    hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü
    iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir.
    Aynı vakıalara dayanarak yeni bir hukuki sebep ileri sürmek suretiyle yeni
    bir dava açılamaz. Çünkü bu yeni hukuki sebep doğru olsa idi hakim ilk dava
    sırasında onu tarafların bildirmemiş olmalarına rağmen kendiliğinden
    gözetirdi.Açılan ikinci dava kesin hüküm nedeniyle esasa girmeden
    reddedilir.
    İkinci davanın dayandığı vakıalar ilk davadan önce veya sonra doğmuş olsun
    ilk davada incelenmemiş ise, iki davanın sebepleri ayrıdır ve ikinci davada
    kesin hüküm itirazında bulunulamaz.
    Yargıtayın ön planda tuttuğu husus vakıalardır.
    İki davanın hukuki sebepleri aynı kaldığı halde vakıaları değişik olduğundan
    ortada kesin hüküm yoktur.
    Kesin hükümden sonra ortaya çıkan vakıalara dayanarak yeni bir dava açılması
    halinde iki davanın dava sebepleri aynı değildir. Çünkü kesin hüküm ancak
    hüküm anındaki durumu tespit eder hükümden sonraki döneme etkili değildir.Bu
    nedenle yeni vakılara dayanarak açılan ikinci dava birinci davadaki kesin
    hükme aykırı düşmez davanın dinlenmesi gerekir.
    Tarfların aynı olması: eski dava ile yeni davanın taraflarının aynı olması
    gerkir.( davanın kesin hükümden dolayı reddedilebilmesi için)
    Birinci davada davalı olan taraf, ikinci davada davacı olarak hareket etse
    bile, ikinci davanın müddeabihi ve dava sebebi aynı ise birinci davada
    verilen karar, ikinci dava için kesin hüküm teşkil eder yani ikinci dava
    kesin hükümden dolayı reddedilir.
    Kesin hüküm tarafların mirasçıları hakkında da vardır.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Tarfların aynı olması: eski dava ile yeni davanın taraflarının aynı olması
    gerkir.( davanın kesin hükümden dolayı reddedilebilmesi için)
    Birinci davada davalı olan taraf, ikinci davada davacı olarak hareket etse
    bile, ikinci davanın müddeabihi ve dava sebebi aynı ise birinci davada
    verilen karar, ikinci dava için kesin hüküm teşkil eder yani ikinci dava
    kesin hükümden dolayı reddedilir.
    Kesin hüküm tarafların mirasçıları hakkında da vardır.
    Maddi anlamda kesinliğin başlaması: bir karar şekli bakımdan kesinleşmeden o
    kararın maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olduğu iddia edilemeyeceği
    gibi, açılan yeni bir davada kesin hüküm itirazında blunulamaz. Bu halde bir
    derdestlik itirazında bulunulabilir ki, bu da hukukumuza göre bir ilk
    itirazdır.
    Maddi anlamda kesinlik şekli anlamda kesinlikle birlikte başlamakla beraber
    kural olarak hüküm ve sonuçlarını aynı zamanda doğurmaz.
    MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN UYGULAMA ALANI
    Kararların çeşidi bakımından:
    1.maddi anlamda kesinliğe elverişli olmayan kararlar: çekişmesiz yargıda
    verilen kararlar kural olarak şekli bakımdan kesinleşmeye elverişli
    oldukları halde, bu kararlar maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip
    değildir. Çünkü çekişmesiz yargı kararları her zaman değiştirilebilir.
    Mesela mirasçılık belgelerinde olduğu gibi.
    2.maddi anlamda kesinliğe elverişli olan kararlar: yani maddi anlamda
    kesin hüküm teşkil eden kararlar:
    a)mahkemelerin çekişmeli yargıya ilişkin bütün nihai kararları(
    hükümler,usule ilişkin nihai kararlar)
    b)hakem kararları
    c)icra tetkik merciinin takip hukukuna ilişkin kararları
    karaların muhtevası bakımından:
    hükmün fıkrası: maddi anlamda kesinlik kararın yalnız hüküm fıkrası hakkında
    mevcuttur. Hüküm fıkrası davada istenen hususlar hakkında mahkemece verilen
    kararı gösterir.
    gerekçe: hükmün gerekçesinin kesin hüküm gücü yoktur. Gerekçe maddi anlamda
    kesinlikten tamamen tecrit edilmiş de değildir. 3 halde gerekçede maddi
    anlamda kesinlikle ilgilidir:
    1.hüküm fıkrası açık değilse; gerekçe hüküm fıkrasını açıklamaya ve kesin
    hükmün kapsamını belirlemeye yardım eder.
    2.bir davanın usulden reddedilip edilmediğini anlamak için gerekçeye
    başvurulabilir.
    3.hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe kesin hüküm teşkil eder.
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN ETKİLERİ:
    kesin hükmün bağlayıcı olması
    kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil diğer bütün mahkemeleri bağlar.
    Yani mahkemeler aynı konuda aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar
    hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlıdır. Aynı davayı bir daha
    inceleyemezler. Ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada
    verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar.
    Kesin hüküm sonradan çıkarılan bir kanunla da değiştirilemez.
    kesin hüküm itirazı
    bir dava karar bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar
    arasında, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava
    açılamaz. Açılırsa ikinci dava, kesin hüküm itirazı ile karşılaşır. Ve esasa
    girilmeden kesin hükümden dolayı reddedilir.
    Kesin hüküm itirazı bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığım daha önce
    kesin bir hükümle çözümlenmiş olması nedeniyle mahkemece yeniden inceleme
    konusu yapılamayacağına ilişkin usuli bir itirazdır.
    Açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması dava şartlarındandır. Yani
    bir davanın dinlenebilmesi için aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı
    dava sebebine dayanarak verilmiş bir kesin hüküm bulunmamalıdır. Davanın her
    safhasında yapılabilen kesin hüküm itirazı ile dava şartlarından birinin
    bulunmadığı ileri sürülür.
    Taraflar kesin hüküm itirazını ileri sürmekten feragat etseler bile,
    mahkeme, kesin hükmü öğrenince davaya bakamaz.
    Mahkeme kesin hüküm itirazını kabul edince dava şartlarından biri noksan
    olduğundan, davayı mesmu olmadığından dolayı reddetmekle yükümlüdür.
    Mahkeme kesin hüküm itirazını reddederse davanın esasına girer ve davayı
    esastan hükme bağlar.
    kesin hüküm kesin delil teşkil eder
    birinci davada verilmiş olan hüküm aynı taraflar arasında, aynı dava
    sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci bir davada,
    birinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus hakkında kesin delil teşkil
    eder.
    Bir kira bedelinin tespiti davası sonucunda verilmiş olan hüküm, daha sonra
    kira alacağının ödenmesi için açılan eda davasında kesin delil teşkil eder.
    Taraflar arasındaki birinci davada, bir gayrimenkulün mülkiyetinin davacıya
    ait olduğuna karar verilmişse bu davada verilen -kesin- hüküm davacının aynı
    davalıya karşı açacağı müdahalenin önlenmesi davasında kesin delil teşkil
    eder.
    Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki
    hakkında açılan ikinci davanın müddeabihi, birinci davadakinden farklı olsa
    bile, iki davanında temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup
    olmadığı hakkında verilmiş olan hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil
    eder.
    Bir satış sözleşmesi ile, satıcı alıcıya iki adet mal satmıştır. Alıcının bu
    mallardan birinin teslimi için satıcıya karşı açmış olduğu davada satıcı
    muvazaa iddiasında bulunmuş, mahkeme muvazaa iddiasını doğru görmeyerek
    reddetmiş ve malın teslimine karar vermiş, hüküm kesinleşmiştir. Alıcının
    ikinci malın teslimi için açtığı davada, davalı satıcı yeniden muvazaa
    iddiasında bulunursa bu iddiası dinlenmez. Çünkü birinci davada verilen
    hüküm, satış sözleşmesinin muvazaalı olmadığı hakkında kesin delil teşkil
    eder.
    Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın taraflarından biri tarafından
    başka birine karşı açılan ve konusu ile dava sebebi aynı olan ikinci bir
    davada kesin delil teşkil etmez. Çünkü iki davanın tarafları farklıdır.
    Fakat birinci davada verilen kesin hüküm ikinci davada kuvvetli bir takdiri
    delil teşkil eder.
    Bir gayrimenkulün hissedarlarından birinin taraf olduğu bir dava kesin hükme
    bağlandıktan sonra, diğer hissedarlar tarafından açılan ve konusu ile dava
    sebebi aynı olan ikinci davada, birinci hüküm kesin delil teşkil etmezse de
    kuvvetli bir takdiri delil teşkil eder.

    MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN SONA ERMESİ
    Maddi anlamda kesin hüküm kural olarak sona ermez. İstisnai hallerde kesin
    hükme bağlanmış olan davaya tekrar bakılması mümkündür:
    1.yargılamanın iadesi: kanun tahdidi olarak saydığı bazı ağır yargılama
    yanlışlıklarından dolayı kesin hükümün tekrar gözden geçirilmesine ve aynı
    dava hakkında yeni bir hüküm verilmesine istisnai olarak müsaade etmektedir.
    2.değişiklik davası: bazı hallerde hüküm verildikten sonra hükmün
    verildiği sırada ona esas teşkil etmiş olan şartlar değişmiş olabilir. Bu
    değişiklik, önceki şartlara göre verilmiş olan hükmün de değişmesini zorunlu
    kılabilir. Maddi anlamda kesin hüküm gücünü kazanmış olan bir hüküm, tekrar
    gözden geçirilebilmekte ve hükmün yeni şartlara göre değiştirilmesi
    sağlanabilmektedir. Buna değişiklik davası denir.
     

Bu Sayfayı Paylaş