Kertenkelenin Uykusu - Kertenkelenin Uykusu kitap özeti (Nihat Taştekin)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda Mavi_Sema tarafından 2 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kertenkelenin Uykusu - Kertenkelenin Uykusu kitap özeti (Nihat Taştekin) konusu
    Nihat Taştekin

    KİTABIN ADI : KERTENKELENİN UYKUSU
    KİTABIN YAZARI : Nihan TAŞTEKİN
    YAYIN EVİ : OĞLAK YAYINLARI
    BASIM YILI : 2000
    KİTABIN KONUSU
    Yakın iki arkadaşın birbirlerine oynadıkları oyunun,polisiye romanları aratmayacak şekilde gerçeğe dönüşmesi.
    KİTABIN ÖZETİ
    Cem BEYOĞLU,özeldedektiflik,avukatlık arasında gidip gelen,tutarsızlıkla dolu hayatında aslında ne yapacağını kendisi de bilemeyen birisidir .Tek umudu kesif kokulu binanın üçüncü katında yer alan bürosuna bir müşterinin çıkagelmesi ve aacağı pek de tatminkar olmayan ücret karşılığı tekdüze yaşamını evi ve bürosu arasında devam ettirmektir.Avanslarla kıt kanaat geçindiği yaşantısında yaptığı tek kayda değer şey sevgili kitaplarına ve hayallerine bol bol zaman ayırmak ve herkesten gizli polisiye öyküler yazmaktır.Bürosundaki eskimiş yıpramış mobilyalarından,kafasının üstünde dönen pervanesinden aldığı hazla dolu yaşamı,kendisince,üç aydır hiç arayıp sormamasından ölmüş olabileceğine hükmettiği çocukluk arkadaşı Ergin,sırıtarak,süürpriiiiz,bakışlarıyla kapının önünde kendisini süzerek beklediği an bitmiştir.

    Oyunu ilk başlatan , aşık olduğu palavrasıyla Ergin olur.Ergin , güya, patronunun gece kulüplerinden birisinde tanıştığı Rusyalı bir sarışına, Sonya, kendisini kaptırmıştır.Cem’in yanına gelmesinin nedeni, kısa süreli güzel bir ilişki geçirdiği Sonya’nın ortalardan kaybolması, bunun sonucu da kendisince biraz dedektiflik yalamış arkadaşından onu bulması için yardım istemeye gelmesidir.Ergin’e göre Sonya bütün diğer kadınlardan farklıdır.Bütün hafifmeşrepliğine rağmen, güya yüzünde ve bakışlarında karşı konulmaz bir masumiyet vardır.Cem’in oyuna girmesi de, aslında bir dakika bile sessiz duramayan , varlığını her an heryerde kabul ettirmek için elinden geleni arkasına koymayıp fiziksel ve ruhsal bütün gürültü kirliliklerini yapan arkadaşının, aşk nelere kadir, dedirtecek suskunluğu, çaresizliğiyle tamamlanır.Karşısında , Adana yemiş İngiliz havalarıyla duran arkadaşının aşığım ayaklarına engel olamadığı bir şefkat duygusuyla kanan Cem de , sonunun nerelere kadar varabileceğini şimdiden tahmin bile edemeyeceği oyunda başrol yerini en sonunda almıştır.Hikayenin bu kısmı , Cem’in oyuna geldiğini hala anlayamamasıyla hazzına haz katan Ergin’in , oyunu daha da çıkmaza sokmasına ve sonunda bunun bir oyundan ibaret anlayan Cem’in kendisince Ergin’in kalbine bir kurşun sıkarak arkadaşlığından men edip kedisi Hamiş ile Akdeniz köylerinden biri olan Arnıç Köyü’ne adeta bir Robinson hayatı yaşamaya gitmesiyle son bulur.
     

Bu Sayfayı Paylaş