Kendini Unuttuğun Gün Beni Anlayacaksın...

'Resimli Şiirler' forumunda maviboncuk tarafından 15 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. maviboncuk

    maviboncuk Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kendini Unuttuğun Gün Beni Anlayacaksın... konusu
    [​IMG]



    Her şeyi bir kenara atmıştım. Artık hazırdım; sadece geriye bunu sana söylemek kalıyordu.

    Aceleyle dükkândan çıktım. Hatta yoldayken fark ettim paltomu almayı unutmuşum. Hava çok soğuktu ve delice yağan bir yağmur vardı. Geri dönmem gerekirdi ama ben dönmedim. Hemen sana gelmeliydim; bir an önce sende olmalıydım.

    Yürürken ceplerimi karıştırdım. Acaba anahtarlarım paltomda mı kaldı diye. Gerçekten aklıma gelen başıma gelmişti. Anahtarlarım paltomdaydı. “kısmet” dedim demek ki paltomu giymeliymişim diye düşündüm. Yarı yoldayken geri dönmek zorunda kaldım. Dükkânı tekrar açtım, askıdan paltomu alıp hemen kapıyı çektim ve çıktım. Acele işe şeytan karışırmış. Karışmaması için yolda dualar ettim. Paltomu bile yürürken giydim.

    Biraz sonra kapının önüne vardım. Hemen anahtarlarımı çıkarıp merdivenleri çıkmaya başladım. Çok heyecanlıydım; merdivenleri üçer beşer çıktım. Kapıyla yüz yüze kaldım. Çok yorulmuştum, nefesimi doğrultamıyordum. Biraz oturdum merdivene iki soluk çektim. Artık içeri girmenin vaktiydi…

    Çok sessiz girdim içeriye. Çünkü sen her zamanki gibi cafeden yeni çıkmıştın. Çok yorgundun; büyük ihtimalle salondaki üçlü kanepede de uyuyordun. Uyandırmadan bir masa kurmaya çalıştım. İşte; iki mum, iki kadeh, bir şarap ve senin yapmış olduğun mantarlı pizza… Ancak tıkırtı yapmadan bunları hazırlayabildim.

    Adımlarımı yavaşça atıp salona girdim. Seni öperek uyandırmayı çok severim biliyorsun; sende çok severdin. Üçlü kanepeye baktım boştu. Ama polar battaniyen orada duruyordu. Kalktın da ben mi görmedim diye düşündüm. Önce banyoya, sonra yatak odasına baktım her yer boştu. Çıktığını; hatta bana sürpriz yapmaya çalıştığını bile düşündüm ama hiçbir iz yoktu.

    Evin içinde bir oraya, bir buraya koşturup durdum. Yoktun… Biraz bakındım; komodin üzerinde bir kâğıt gördüm. Uzanıp aldım kâğıdı. Bakmak için kaldırırken içinden bir şey düştü. Evin anahtarları… O zaman bu kâğıdın sahibinin kim olduğunu anladım.

    Beni bundan daha fazla bekleyemeyeceğin, artık sabrının kalmadığı, sanki hasta bekler gibi iyi olmamı temenni etmekten yorulduğunu yazmıştın… Gözlerimden yaşlar süzüldüğünü fark ettim. Ağlamamalıydım; benim bir gururum vardı. Bir kere ağlamıştım; ikincisi olmayacak diye yemin etmiştim. Yoksa unuttun mu BEN?

    Ve işte iyi olmaya karar verdiğin vakit; seni eski yerine gönderdiler oğlum… Olmayacağını bildiğin halde yıllardır tuttuğun yası bıraktın. Ruhuna ihanet ettin onun. Yaşarken gözünden bile esirgediğine öldüğünde ihanet ettin.
    Ona benziyor diye; uğruna seni her daim bekleyenin yasını bıraktığın kişi seni bekleyememişti… Artık sende burada olmayı hak etmiyorsun. Şimdi dönüş vakti. Neydi; “topraktan geldik toprağa gideceğiz”… O zaman daha fazla bekleme, bekletme. Bekleyenler çok çabuk usanıyormuş…
     

Bu Sayfayı Paylaş