Kendimin Uçurumlarına Tutunuyorum

'Ayrılık ve Yalnızlık Sözleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 28 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kendimin Uçurumlarına Tutunuyorum konusu
    Eli kanında deliliğimin bu gece, bu kent, bu kederle bana biraz su verin; yoksa yüzümüz paslanacak!
    Her gün yorgun aşarken omuzlarımızın üstünden, bizim de ağlayan bir yanımız vardır dedim...

    bu yüzden kendimin kendini kemirdiği bir yerde ve dünyanın kendini kemiren bir yerindeyim...

    nereye dönsem?

    Odalardan çıkıyordum, uykulardan, şubatlardan ve kitaplardan...

    Uygun adım yürüyordum en dağlı Dumalara. Yeryüzü öyle ağırdı ki omuzlarımda... yoksa düş ölür; düş ölürse sevda düşer: yanım ağlama...

    Bilmem ki kaç yanardağ büyüyor ömrümün sularında, açık bir yara taşıyorum işte.
    Ölümün çapı kaç dedikçe dağıtırım çapını hayatımın,
    Mabetler arasında benim de sesim yankısız kalsın,
    Benim de sesim.

    Hızla savrulmuş bir bomba gibi bende atıldığım yerlerde patlayacağım...

    Kalan nedir miyadı dolarken insan?
    Nedir nabzımda böyle derin kuyular
    Nedir şafağımın şakağında bu ısrar
    Hem nasıl alıp götürmez beni buraya getiren yollar...

    Oysa yüreğim orman ki soluğum orman; ya sen, kendi kirine çoğalan şeytan, çıktım, gidiyorum beynime tüneyen kuraklığından...

    Beni sorma: buradayım ve bir gökyüzü kadar çıplak sesimi yitirdim;
    sesimi gasp için mayın ve anamın sütü kadar helal coğrafyalarda.

    Baksan içime dağlara çıkar sokaklarım.

    Yalnızlığın tablosunu çizer ufukta biri, atlasını yalnızlığın ıslak sularda bir gemici; birileri sınırlar koyar, haritalar basar biri; oysa harita basan bütün matbaalar suçlu, bütün silgiler yalancıdır.
    Haritalar yalnızlıktır.

    Yerkürenin son jesti insanın dehşet yalnızlığı olacak. Her insanda birden doğan, ama can çekişip ölemeyen yalnızlık. Herkes bir evrede anlar bunu; kimileri de menapozlarda, antrapozlarda, bir gözaltında, uzun bir yolculukta ya da.

    Kalabalık, kabarık verirsin kavgalarını; bin yumruğun tek göğe doğrulduğu günlerde de, akşam dönerken evine, ekmeğin kadarsın...

    İşte erkeklerde, kadınlarda doymaz uzuvlarıyla birer yalnızlıktır. Doğasının insana ihanetidir yalnızlık; özünde, yaşamında, ölümünde birer ihanet olduğunu kavradığımızda sorun yok...

    Tek kişilik kalabalıktır aşk...​


    Aşk tek kişiliktir. İkinci kişiye bilet yoktur.
    Kendinin yasıdır aşka ikinci kişi kendinin mayası.
    Herkes kendi sevgisini sever.

    Bütün gitmeler yalnızlıktır.

    İyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar.
    Doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık; şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır.

    Yangınlar ortasında notaları kurşunlanmış bir şarkıdır yalnızlık.Yoktu, kendimden geçtim; kızdım, dağıttım, sana küfürler ettim; yoksa kederden geberecektim...

    Sonra kuşlar üşüştü gökyüzüne. Bir sevindim, bir sevindim, gökyüzü yüzlerce kanattı işte! Ama sen, sen orada bir serçe gibi üşüyor muydun yine?

    Senin yüzün nerede, yüzün?
    Nerede başlar bir aşk ve biter, nerede? Nerelere gömerim seni ben, nerelerde ölürsün oysa sen!
    Nerede, yüzün nerede?
    Öyle acı ki her şey, unutmak istiyorum. Kendimi bir menekşenin rengine, bir gülüşe katıp unutmak istiyorum.
    İşte bundan, çoşkuyu sevmiyorum artık kabara köpüre nehirler gibi; siz orada kalabalık kalın, sağolun yalnızlık iyi, yalnızlık iyi...

    Yalnızdım, üşüyordum ey özlem! Beni bir gün bu özlem öldürecekti.
    Ölecektim bir gün, belki kederden, yakın o gün! Beni yakın! Yakın! Savrulup aksın küllerim.

    Artık gün doğunca bütün darağaçlarını kursunlar, kursunlar, kur-sun-lar!
    Her şey güzelken, böyle bir yanıyla sığ yaşayana, boğulana, savrulana, kirlenene,dalkavukluk, çirkinliğe figüranlık etmekten bık-tııııııııııım!

    Bu oyunda bütün replikler yalaaan!


    [​IMG]

    .. alinti ..
     

Bu Sayfayı Paylaş