Keman'ın Tarihçesi

'Müzik Türleri ve Enstrümanları' forumunda NeslisH tarafından 3 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Keman'ın Tarihçesi konusu Keman'ın Tarihçesi

    Keman'ın ilk kez nerede yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte , ortaçağda İngiltere'de Fiddle , Almanya'da Fiedel İtalya'da Lira da Braci , Fransa'da Viel adlarıyla kullanılan yaylı çalgılar Keman'ın atası sayılır Lavignac , Keman'ın Türklerin Kemençe'i guz (Oğuz Kemençesinden)alındığını yazar Bazı kaynaklarda ise Arapların Rebab'ından geliştirildiği öne sürülmüştür 16ve 17 yüzyıldaki Keman yapım ustaları Nicolo Amati , Paolo Maggini , Giuseppe Guarneru , Antonio Stradivarius Keman'a son şeklini vermişlerdir Keman asıl biçimi korumakla birlikte 19 yüzyılda , bazı değişikliklere uğradı Çağdaş Kemanda gövde ve sap daha uzun ,köprü daha yüksektir

    Keman'a orkestrada ilk olarak ,1565 te StRiggo ve Corteccia'nın eserlerinde yer verilmiştir Sonraki yıllarda orkestradaki görevlerinden dolayı 1 ve 2 Keman olarak adlandırılmış orkestradaki sayıları çoğaltılmıştır

    TÜRK MÛSİKÎSİ'NDE KEMAN'IN YERİ

    Keman'ın Türk ülkesine ne zaman geldiği kesin olarak bilinmiyor İstanbul ve Trabzon gibi Lâtin ülkeleri ile sıkı ilişkiler bulunan şehirlerde çok eskiden beri Keman'ın en eski örneklerinin bulunduğu ileri sürülmüştür Kanunî Sultan Süleyman 'ın sadrazamlarından Makbul İbrahim Paşa'nın gençliğinde, padişahın şehzadesi olarak Manisa'da bulunduğu yıllarda Keman çaldığı biliniyor Yine bu yüzyılda yaygınlık kazanmış bir saz olarak klâsik mûsikîmize girememiş olmakla birlikte , halk arasında çok tutuluyor ve koltuk meyhanelerinde çalınıyordu Keman'ı üst düzey sınıf arasına sokan kişinin , Sultan 1Mahmud dönemi sanatkârlarından olan Corci olduğu ileri sürülür

    Keman'dan önce mûsikîmizin yegâne sazı Rebab idi O yıllarda Keman'a "Viola d'Amore" deniyordu ki, bu sazın benzeri yakın zamanlara kadar kullanılmış olan Sine Kemanı'dır Kemani Corci'ye kadar bütün kaynaklarda , eski Türk Kemanını çalanların Türk olduğu halde, 18yüzyıldan , daha doğrusu Corci'den sonra Türk olmayan kimseler Batı Kemanını çalmağa heves etmiş ve pek çok ünlü isim otaya çıkmıştır Hiç şüphesiz bu sanatkârlar " Viola d'Amore " nin farklı şekli olan Sine Kemanı'nı çalıyorlardı ; Yedi teli olan Sine Keman'ın sesi biraz boğukça olduğu ve Kemençe sesine benzediği için , musikîden anlayanlarca daha çok tercih ediliyordu 19 yüzyıl başına kadar Keman çalan sanatkârlar Keman'ın her iki türünü de kullanmışlardır Daha sonra Sine Kemanı unutulmuştur Son icrakârları Mustafa Sunar ile Nuri Duyguer olmuştur Batı Keman'ının ülkemize yerleşmesinde Romanyalı Miron'un büyük rolü olmuştur Ülkemizde Türk Musikîsi ölçüleri içinde çok güçlü icrakârlar yetişmiştir Bir devreye damgasını vuran bu sanatkârlardan bazıları şunlardır: Kemanî Hızır Ağa , Kemanî Rıza Efendi , Kemanî Corci , Kemanî Kör Sebuh , Kemanî Aleksan Ağa , Kemanî Memduh , Bülbülî Salih Efendi ,Reşat Erer , Nubar Tekyay , Sadi Işılay , Hakkı Derman , Selahattin İnal vb Musikî terminolojimizde Keman çalanlara " Kemanî " denir

    KEMAN'IN ÖZELLİKLERİ

    Keman insanı derinden etkileyen , eşsiz güzellikteki sesiyle , yaylı çalgılar ailesinin en önemli üyesidir Sesi , öteki çalgılara göre birçok bakımdan insan sesine daha yakındır Keman , çene altı ile omuz arasına sıkıştırılarak tutulur Sol elin parmakları sap üzerinde bulunan tellere basarak gezinirken , sağ elde tutulan yay ,Keman tellerine sürtülerek çalınır Gövdenin orta bölümündeki yan girintiler yayın daha kolay hareket etmesini sağlar35 ile 36 cm arasında değişen bir gövdesi vardır Küçük ve hafif bir çalgı olmakla birlikte , ortalama 84 ayrı parçanın bir araya getirilmesiyle yapılır Genellikle iki cm kalınlığında bir çam veya akağaç'tan oyma kalemi ve rende kullanılarak biçime sokulur Keman'ın bir gövdesi ve buna bağlı bir sapı vardırGövde göğüs tahtası ya da tabla denen üst kapak , alt kapak ve onları birleştiren yanlık adlı verilen bir kasnaktan oluşur Tellerin köprü aracılığıyla gövdeye yaptığı basınca direnebilmesi alt ve üst kapaklara hafif bir kavis verilmiştir

    Sapın ucundaki burgulara( kulak) sarılarak bağlana teller bir eşikten (köprü) geçerek gövdenin ucundaki kuyruk bölümüne bağlanır Köprü tellerin titreşimini üst kapağa iletir Burgu yuvalarına yerleştirilen kulaklar tellerin istenilen ölçüde gerilmesini sağlar Gövdenin içine boydan boya yerleştirilmiş ,bas çubuğu ya da bas kirişi denen bir çıta , eşiğin tam altında da can direği denilen bir takoz bulunur Bas çubuğu sesin tınılanmasına , can direği de ses titreşimlerinin alt kapağa iletilmesine yardımcı olur Üst kapak üzerinde " f " biçimindeki iki ses deliği ses titreşimlerinin gövdeden dışarı çıkmasını sağlar Dış etkilerden korunabilmesi için yapımı tamamlandıktan sonra özel karışımlı bir tutkalla cilalanır, cila aynı zamanda Keman'ın ses tınısını belirleyen önemli bir öğedir Keman yapım ustalarına Luthier denir Ülkemizde Keman yapım teknikleri çok gelişmiş , çeşitli yarışmalarda birincilik alan Luthierlerimiz vardır bunlar : Cafer Açın , Mesut Gözalan, Yunus Tarhan , Mehmet Alkan ,Nevzat Önder ,Ayhan Damcıoğlu , Ahmet İyidoğan ,Emin Tilev , Bedii Akol vb


    Bu resim 1738-1742 yılları arasında İstanbul'da saray hayatını inceleyen İsviçreli ressam Liotard tarafından yapılmıştırİki levanten keman çalarken-Tahir Aydoğdu arşivinden)

    KEMAN'IN AKORT SİSTEMİ

    Keman 'ın ****lden ya da hayvan bağırsağından yapılmış dört teli vardır Akort sistemi pest'ten tize doğru : SOL-RE-LA-Mİ olarak düzenlenmiştir Batı Kemanlarıyla aynı akort sistemine sahip olmasına rağmen , Türk Mûsikîsine uygun şekilde isimlendirilmiştir : DO-SOL-RE-LA dır Bazı icracılar " LA" telini , İnce "SOL" düzeniyle kullanmaktadır bu konuda çeşitli fikirler öne sürülmüştür Eskiden kullanılan ve Avrupa'dan getirilen Kemanların 5 esas 6 (7)ahenk teli olduğu ve aynı telin yine ince "SOL" olarak akord edildiği biliniyor Bir başka görüş ise , Rebab ve Ud gibi çalgıların akorduna benzetmek için böyle hareket edildiğidir ( "LA" akort Türk Mûsikîsi icralarında çiğ kalmakla birlikte , bazı makamlar transpoze edildiğinde icrada zorluklar oluşmaktadır )
     

Bu Sayfayı Paylaş