Kekeleyen çocuğa yaklaşım nasıl olmalı?

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 14 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kekeleyen çocuğa yaklaşım nasıl olmalı? konusu Kekemelik, iletişimi olumsuz etkileyen bir konuşma bozukluğu. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor, tedavi edilmediğinde sosyal ilişkilerin bozulmasına yol açabiliyor.

    [​IMG]

    İSTANBUL - Uzmanlar, kekemelik sorunu yaşayan çocuğun sabırla ve dikkatle dinlenmesinin iyileşme için ilk adım olduğunu belirtiyor. Konuşma sorunlarının, aile içi ve dışında büyük güçlüklere yol açtığını, çeşitli uyum sorunlarına neden olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, sorunların özellikle eğitim alanında yaşanan olası sıkıntılara kaynaklık ettiğini söyledi.

    Dr. Atasoy, kekelemenin iletişim bozulmasına yol açtığında sıkıntı ve gerginlik yarattığını vurguladı, alay edilmenin ve konuşmadan dolayı dikkatleri üzerine çekmenin çocuk için önemli bir gerginlik doğurduğunu anlattı.

    "Bu tür bir durum sonunda da başta akademik olmak üzere birçok sosyal etkinlikten uzaklaşan çocuk zarar görebiliyor. Bu etkilenmenin sonuçlarını önceden kestirmek her zaman mümkün olmuyor. Kekemelik, sözel anlatımın akıcılığının istemsiz olarak kesilmesiyle ortaya çıkıyor. Genellikle ses ya da hecelerin tekrarı, uzatılması, duraksaması ya da sesin tamamen durması şeklinde ortaya çıkıyor. Bu özelliğinden dolayı kekemelik “Akıcı Konuşma Bozukluğu” olarak da adlandırılabiliyor. Göz kırpma, yüz buruşturma, dil ve dudak titremeleri, başın ani atma hareketleri ve nefes alma düzensizlikleri görülüyor. Telefon konuşması, topluluğa konuşma, takdim yapma, kendi ismini söyleme, otorite figürlerine karşı konuşma, iş görüşmesi ve resmi sunumlarda artarak ortaya çıkabiliyor."

    BAŞLANGIÇ GENELLİKLE ANİ OLUYOR
    Kekelemesi olan çocukların, olmayanlara göre daha fazla davranışsal ve duygusal sorun yaşadıklarını tespit edildiğini belirten Dr. Zafer Atasoy, kKekelemede ailesel yatkınlıktan söz edildiğini ancak bu değerlendirmenin genetik geçiş anlamını gelmediğini anlattı.

    "Kekeleme nedeni ile ilgili yapılan çalışmalarda kekelemesi olan ve olmayan çocuklar ve ailelerinin özellikleri arasında belirgin fark görülmedi. Ancak kekelemesi olan çocukların olmayanlara göre daha fazla davranışsal ve duygusal sorun yaşadıkları tespit edildi. Bu artış kekelemenin nedeni olabileceği gibi sonucu da olabilir. Diğer yandan kekelemesi olan çocukların ailelerinin bir kısmında titizlik, düzen, mükemmeliyetçilik gibi özelliklerin yanı sıra baskıcı, aşırı koruyucu oldukları da bildiriliyor. Kekeme çocuklarda çekingenlik, korkma, titizlik, sıkıntılı olma kişilik özellikleri olarak ön planda. Kekelemenin başlaması sıklıkla ani oluyor. Köpek kovalaması, şahit olunan kavga gibi örseleyici ve yoğun duygusal bir durum sonrasında kekemeliğin ortaya çıkması klinikte sık görülen bir durum.“

    Kekeleme ortaya çıktıktan sonra büyük oranda çocuğun gelişim süreci içinde kendiliğinden sönüyor. Konuşma bozukluğunun dönemleri de bulunmuyor. Ancak sönmemiş ya da tedavi edilmemiş ve uzamış kekelemeden ileri dönem olarak söz edilebiliyor.

    KEKEMELİK TEDAVİSİNE NE ZAMAN BAŞLANMALI?
    Diğer tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi tedaviye ne kadar erken başlanırsa, başarı şansı da o denli arttığını vurgulayan Dr. Atasoy kekemeliğin tedavi süreci ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “Öncelikle çocuğun bozulmuş olan konuşmasını düzeltmek için zorlanmaması gerekiyor. Bunun için konuşması kesilmemeli, uyarılarak düzgün konuşması istenmemeli. Çocuk düzgün konuşmak ister ancak başaramadığı için huzursuzluk duyar. Yapılacak uyarılar çocuğu daha büyük gerginlik ve sıkıntı içine sokabilir. Böyle bir uyarı çocuğun kekelemesini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Sabırla, düzeltmeden, ağzından kelime çalmadan, onun yerine konuşmadan dinlemek tedavi için ön koşuldur. Benzer bir tutumla karşılaşan ve kekelemesine karşın ilişkisini sürdüren çocuk kendisini rahat hissedeceği için konuşması da rahatlar. Kekeleyen çocuğun duygusal olarak rahat bir durum içinde olmadığının unutulmaması gerekiyor.”

    Kekelemesi olan çocuk için anne babanın öncelikle, bu durumun büyük oranda kalıcı olmadığını bilmesi önem taşıyor. Durumu abartılı bir tepki ile karşılamamak ve sükûneti korumak gerekiyor. Çocuğun bilerek yapmadığı, kendisinin de kekelemeden dolayı acı çektiği göz önünde tutulmalı. Bu tabloyu ortaya çıkaran etken olarak gördükleri, çocukları için taşınması zor duygusal durum veya durumlar varsa bunu ortadan kaldırma ya da daha kolay taşınabilir hale getirmek ana baba görevi olarak kabul edilmeli.

    ERKEK ÇOCUKLARDA DAHA FAZLA
    2 -6 yaş grubundaki çocukların yüzde 5’inde kekeleme görülüyor. Kekemeliğe en sık rastlanan yaş grubu ise 3–4 yaş arası. Kekelemesi olan çocukların yaklaşık yüzde 80’i ergenlik öncesinde belirtilerinden kurtuluyor, bu grup içinde olan kekelemeyi “fizyolojik” olarak adlandırmak mümkün. Kekemelik toplumda yüzde 1 oranında görülüyor. Erkek çocuklarda kekemelik, kız çocuklara göre iki misli fazla karşımıza çıkıyor. Bu oran erişkinlik döneminde artarak 5 misline yükseliyor. Ailesel sıklık oranı yüzde 50 civarında bulunuyor.

     

Bu Sayfayı Paylaş