Kediler Hakkında Herşey ( ARŞİV )

'Kedi ve Köpekler' forumunda KaRDeLeN tarafından 17 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kediler Hakkında Herşey ( ARŞİV ) konusu Kediler Hakkında Herşey ( ARŞİV


    Kedinizin Rahat Etmesini İstiyorsanız


    Beslenme köşesi

    Kediler beslenirken biraz ortaya saçmayı sevdikleri için, mama kaplarını yıkanabilir bir muşambanın ya da örtünün üzerine koymak akıllıca olabilir. Kuru mama için bir kap, Konserve mama için bir kap ve su için de biraz daha büyükçe bir kap yeterli olacaktır. Mama ya da su kaplarının zemine sabit olması iyi olabilir, böylece küçük yaramazların mama kaplarını oraya buraya sürüklemelerinin önüne geçilmiş olur. Bazı plastik mama kaplarında temas amacıyla mama kabının taban kısmı lastik ile desteklenmiştir.
    Uyku ve dinlenme köşesi

    Kediler yaşamlarının yaklaşık %60'ını uyuyarak ya da uyuklayarak geçirirler. Bu sebeple rahat, sıcak bir uyku köşesi küçük dostunuz için gerekliliklerin başında gelir. Pelüş kaplı rahat delikleri ya da yumuşak dokumalı yatakları bu yüzden çok severler. Aynı şekilde karton ya da ahşaptan, evde yapılmış, içi tüysüz halı ile döşenmiş ve içerisine kedinizin hoşuna gidecek yumuşak bir minder konmuş kulübecikler de en değerli köşeleri olabilir. Genelde kedicikler daire şeklinde yuvarlak girişlerden hoşlanırlar. Bir çok kedi şekerleme yapmak için biraz yükseğe yerleştirilmiş bölgeleri tercih eder, bu yüzden eski bir halı ya da kilim parçası ile kaplanmış pencere önü bankları da uygun bir köşe olabilir.
    Kedi kumunda dikkat edilmesi gerekenler

    Sert plastikten, içi 5 cm. derinliğinde kedi kumu ile doldurulmuş yeterli büyüklükte bir kap işinizi görecektir. Burada dikkat etmeniz gereken şey, kabın yeterli derinlikte olmasıdır, böylece kediniz kumu kazarken ve eşelerken kumun etrafa yayılması önlenecektir. Bunun için en pratiği üstü kapalı kedi tuvaletleridir. Böylece etrafa koku yayılması önlenir ve kediniz içeride meşgulken izleniyormuş endişesine kapılmaz. Ne de olsa kediler bundan rahatsız olurlar.
    Tuvaleti, kedinizin her zaman ulaşabileceği kolay bir yerde olmalıdır. Ama bundan daha da önemlisi her zaman temiz olmasına gayret gösterilmelidir. Plastik bir kürek yardımıyla kirlenmiş kısımları hergün atmalı, daha da iyisi atılan bölümlerin yerine taze temiz kum eklenmelidir. Haftada bir olmak üzere tuvalet kabı sıcak ve basınçlı duş suyu ile komple temizlenmelidir. Dezenfeksiyon sıvısı kullanmamanız iyi olur. Bunun kalıcı kokusu koku alma duyusu çok hassas olan kediciğiniz için itici olabilir. Kediler temizliğe çok düşkün hayvanlardır ve eğer kum kabını temizleyi unutursanız, ev içerisinde başka alternatifler arayabileceklerdir (örneğin çiçek saksıları veya gizli bir oda köşesi).
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kedilerde Davranış Eğitimi



    Kedilerin Davranışları


    Pet hayvanı dendiğinde akla ilk gelen hayvanlar kedi ve köpeklerdir. Köpeklerle karşılaştırıldığında bakımının
    daha kolay olması, bunun için daha küçük bir alana ihtiyaç duyulması ve sahiplerinden daha az ilgi beklemeleri
    nedeniyle şehirleşmeye paralel olarak kediler pet hayvanı olarak son yıllarda daha çok ilgi görmeye başlamışlardır. Davranış Bozuklukları ve istenmeyen davranışlar kedilerin pet hayvanı olarak apartman dairelerinde beslenmesinin artışıyla birlikte sıklıkla sorun olmaya başlamıştır. Doğal davranış özellikleri ve karakterleri açısından köpeklerden çok temel farklılıkları bulunan kediler davranış açısından da köpeklere oranla daha karmaşık yapılı hayvanlardır. Köpeklerin bekçilik ve avcılık gibi özel amaçlarla da beslenmelerine rağmen, kedilerin böyle özellikleri olmaması kedi davranışları ve eğitimi ile ilgili yapılan çalışmaları köpeğinkilerle karşılaştırıldığında oldukça sınırlamıştır.

    ZOOLOJİK KLASİFİKASYON

    Ev kedisi ya da evcil kedi Mammalia sınıfının, Carnivora şubesinin Felidae familyasının otuzaltı üyesinden biridir. Felidae' nin üyeleri olan kedigiller kurak çöllerden (F. Margarita; Kum kedisi) himalayanın karlı tepelerine (Uncia uncia; Kar leoparı) kadar tüm dünyaya yayılmıştır. Kedi ilk kez büyük ihtimalle Mısırlılar tarafından İ.Ö. 3000'de evcilleştirilmiştir. Bunun en önemli nedeni ekonominin tarıma dayalı olması ve elde ettikleri tahılları farelerden korumak istemeleridir. Evcil kedinin atası Afrika vahşi kedisidir (F. silvestris libyca).
    BİYOLOJİK GELİŞİM
    Kedinin gebelik süresi ortalama altmışüç gün olmakla birlikte çeşitli ırklar arasında küçük farklılıklar söz konusudur. Doğum ağırlığı yaklaşık yüz ila yüzon gramdır. Annenin memelerinin bulunması için gerekli olan tat alma, koku alma, denge duyusu ve sıcaklık hissi iyi gelişmiştir. Daha sonra duyma ve en son da görme duyusu gelişir. Süt dişleri iki ila beş haftalıkken çıkar ve üç buçuk aylıkken yerini kalıcı dişlere bırakır. "Dört ayak üstüne düşme refleksi", dördüncü haftadan itibaren gelişir. Neonatal kediler termoregülasyon yeteneğine sahip değildirler, ancak sıcak bölgeleri algılayıp buralara doğru ilerlerler. Üçüncü haftada termoregülasyon yeteneği gelişmeye başlar, yedinci haftada ergin düzeye ulaşır. Kediler geniş bir ses frekans sınırını algılayabilirler (10,5 oktav) ve 85 kHz'e kadar olan yüksek frekanslı sesleri duyabilirler. Kedilerin görme duyuları iyi gelişmiştir. Görme duyusu düşük aydınlıkta maksimum etkinlik için özelleşmiştir; gözler vücuda oranla büyüktür, pupillanın genişleme yeteneği yüksektir, pupilla ile retina arası mesafe kısadır ve retinanın arkasında ışığı yansıtma özelliği olan hücrelerden oluşan bir tabaka vardır. Kedilerde bulbus olfaktorius insana oranla büyüktür, koku alma reseptörlerini taşıyan olfaktoriel epitelin yüzey alanı köpek, kedi ve insanda sırasıyla onsekiz, yirmibir ve üç-dört santimetrekaredir. İnsana oranla koku alma duyuları oldukça iyi gelişmiştir. Kediler koku ve tat alma duyularının bir karışımı gibi iş gören, insanda bulunmayan ekstra bir duyu organına sahiptir: Vomero-nasal organ (Jakobson organı). Organ iki sıvı dolu keseden oluşur ve ince kanallarla üst incisiv dişlerin arkasına açılan nasoplatinal kanala bağlanır. Keselerdeki sıvı bu kanal aracılığıyla ağza boşaltılır ve buradan aldığı kimyasal uyaranları tekrar vomeronasal organa taşır. Bu duyu özellikle üriner işaretlerin algılanmasında kullanılır.
    DAVRANIŞ GELİŞİMİ
    Kediler için yaşamın ilk iki ayı ilerideki davranış biçimi açısından belirleyici olduğu için kritik bir dönemdir. Kedilerde sosyalizasyon dört aşamada gerçekleşir:
    1. Neonatal period (0-2. Hafta): Beslenme ve uyuma
    2. Ara period (2-3. Hafta): Ergin kediler düzeyinde yemek yeme ve yürüme davranışları, yani basit sosyal davranış biçimleri başlar.
    3. Gerçek sosyalizasyon fazı: (3-9. Hafta)
    4. Gençlik periodu: Hareket etme ve avlanma için gerekli motorik kabiliyetlerin geliştirilmesi Yavrunun beslenmesi ilk üç haftada anne sütüyle gerçekleşir. Annenin memelerinin aranması hemen doğumdan sonra başlar. Besin alımı doğum sonrası iki saat içinde başlamalıdır. Dördüncü haftadan itibaren anne kedi yuvaya öncelikle ölü daha sonra canlı av hayvanları getirmeye başlar, böylece yavruların av hayvanlarına alışması sağlanır. Caro (1981) araştırmalarında av hayvanlarının beşinci haftadan itibaren yavrular tarafından öldürüldüğünü belirlemiştir. Anne beşinci, altıncı haftaya kadar karın ve anal bölgeyi yalayarak boşaltımı kontrol eder. Sosyal oyunlar dördüncü haftada başlar ve dördüncü aya kadar sürer. Özellikle üçüncü ayda dövüş oyunları ciddi bir karakter almaya başlar. Cisimlerle oynama yedinci, onuncu haftalarda yavruların görsel kordinasyonu iyi geliştiğinde görülür. Cisimlerle oynamanın artışı avlanma davranışının öğrenildiği döneme denk gelir ve avlanma yeteneğinin geliştirilmesine yönelik bir antremandır. Yavrular yuvadan ne kadar erken ayrılırsa cisimlerle oynama da avlanamaya yönelik öneminin altını çizer şekilde o kadar yoğun olur. Sosyal ilişki açısında anne ilk sıradadır, bunu kardeşler, diğer dişi kediler ve insanlar izler. Genel olarak yavru kediler yuvadan erken ayrılmanın olası bir istenmeyen sonucunun (hiperaktivite, yün çiğneme vb.) engellenmesi açısından sekizinci haftaya kadar anne ve kardeşleriyle yaşamalıdırlar.
    ETOGRAM
    Etogram bir türün davranış envanterinin mümkün olduğunca eksiksiz tutanağıdır. Sosyal Davranışlar Kediler bireysel yaşamdan, yapılanmış sosyal düzene sahip büyük kedi topluluklarına kadar değişen farklı sosyal formlarda yaşarlar. Laundré'e göre kedilerde soliter yaşamın en önemli nedeni başlıca av hayvanı olan farelerin paylaşmak için çok küçük olmasıdır. Kedilerin grupsal olarak yaşamaya yönelmelerinin nedenleri:
    1. Yiyecek kaynağının belirli bir noktada toplanması.
    2. Barınak
    3. Cinsiyet (çoğu kedi kolonisi dişi kedi ve onun yavrularından oluşur)
    4. Bireysel faktörler (bazı kediler türdeşleriyle yaşama konusunda daha toleranslıdır) Sosyal Alanlar Kediler territorial hayvanlardır, yani yaşadıkları bölgede kendilerine ait alanlar belirlerler. Bu sosyal alanlar kedinin dolaşma alanı, kişisel alanı ve ev-bölgesi olarak bölümlenir. Dolaşma alanı kedi tarafından aktif olarak savunulmayan ve dışarıda yaşayan kediler için çoğu zaman başka kedilerle paylaşılan alandır. Kedinin kişisel bölgesi kedi tarafından aktif olarak savunulan bölgedir. Beslenmek, korunmak ve üremek için kullanılır. Ev bölgesi uyumak ve yemek yemek için kullanılan merkezi bölgedir. Sosyal alanların büyüklüğü cinsiyetle yakından ilgilidir. Dişiler ve kısırlaştırılmış kediler genellikle daha küçük ve iyi belirlenmiş alanlar seçerler ve bu alanları yoğun bir şekilde savunurlar. Erkek kedilerin alanları dişilerinkinden yaklaşık on kat daha büyüktür, ancak sınırları dişilerinki kadar keskin belirlenmemiştir ve diğer kedilerin kendi bölgelerine girmelerine karşı daha toleranslıdırlar. Bir ev kedisinin beslenebileceği minimum alan iki odalı altmış metrekarelik bir evdir. Alan sahiplenildikten sonra kediler sınırları işaretlemek için koku işaretlerini ve cisimleri tırmalayarak yaptıkları görsel işaretleri kullanırlar. En yaygın olan işaretleme davranışı idrar püskürtmedir. Püskürtülen idrar aynı zamanda glandüler sekresyonlar içerir ve diğer kedilere işaret bırakan kedinin cinsiyeti, yaşı, hormonal durumu ve genel sağlığı hakkında fikir verir. Kediler başka bir kedinin bıraktığı idrar işaretinin ne kadar zaman önce bırakıldığını da anlayabilirler. Koku işaretleri sürtünme yoluyla çene, alın ve kuyruktaki salgı bezlerinden ve dışkılama yoluyla da bırakılabilir. Diğer bir işaretleme davranışı da vertikal yüzeylerde tırnakları bileylemek şeklinde yapılır. Bu yolla hem görsel, hem de pedal bezler yoluyla kokusal işaretler bırakılır.
    İLETİŞİM
    a. Görsel İletişim edilerin iletişim kurmak üzere kullandıkları çeşitli sinyal hareketlerinden oluşur. Bu sinyal davranışları dostça ya da düşmanca olabilir ve kediler bunu yüzleri ve vücut hareketleriyle yansıtabilirler.
    b. Akustik İletişim Kediler iletişim kurmak için çok çeşitli sesler çıkarırlar. Bunlar üç grupta toplanabilir; mırlama, miyavlama, yüksek yoğunluklu sesler. Mırlama ilk olarak bir haftalık kedilerde görülür ve anneye yavruların sıcak ve tok olduklarının işaretini verir. Ergin kedilerde mırlama intraspesifik ya da interspesifik olabilir, memnuniyeti ya da bazen ağrıyı belirtir. Yüksek yoğunluklu sesler genellikle intraspesifik iletişim içindir. Bu sesler ağız açık tutulurken şeklinin değiştirilmesiyle çıkarılır. c. Taktil İletişim Kediler sıkça vücutlarının çeşitli kısımlarını çevrelerindeki cisimlere, türdeşlerine ve insanlara sürterler. Sürtünme davranışı olfaktöryel iletişim ile birlikte değerlendirilebilir, çünkü kediler bu esnada vücutlarındaki bezlerden (ön patileride, alında, çenede, dudaklarda ve kuyrukta koku bezleri vardır sürtündükleri yere koku bırakırlar. d. Kokusal iletişim Kokusal sinyallerin diğer iletişim yollarına göre bazı avantajları vardır. Çevreye bırakılan koku uzun bir süre kalıcıdır ve bu süre boyunca kokuyu bırakan hayvanla ilgili bilgi taşır. Olası yırtıcı hayvanlara karşı kediyi daha az belirgin yapar ve görsel sinyallerin zor algılanacağı durumlarda (örn.gece) etkilidir. Kediler bölgelerinin sınırlarını belirlemede kokusal iletişimi kullanırlar.
    BESLENME DAVRANIŞI
    a. Besin bulma Evcil ya da vahşi tüm kediler avlanırken aynı hareket dizilerini yaparlar. Avına doğru yavaşça sürünerek mümkün olduğunca yaklaşır. Hareketsiz kalır, avına konsantre olur, kafasını sağa ve sola hareket ettirerek uzaklığı ölçer ve avına doğru atlayarak ön pençeleriyle yakalar, ensesinden ısırarak öldürür. Enseye yapılan ölümcül ısırış evcil kedilerde atrofiye olmuştur ve kendini avla oynama şeklinde dışa vurur. Avlanma davranışı kalıtsal bileşenlerin yanı sıra öğrenilmeli ve çalışılmalıdır; bu yavrularda 5 haftalıkken başlar. Bu yaşlarda annenin yuvaya getirdiği av hayvanlarına eğilim başlar. Gençlik döneminde cisimlerle fazla oyun oynama, kedinin ergenlik döneminde iyi gelişmiş avlanma yeteneğine sahip olmasını sağlar. Kedilerin av hayvanları spektrumunda küçük memeli hayvanlar (fare ve diğer kemirgenler) ağırlıktadır, kuşlar bu spektrumun küçük bir bölümünü oluşturur. b. Besin Alımı Besin alımı yabani kedideki gibidir. Pençeler avın sabitlenmesine yarar. Parçalama işini üst çenedeki P4 ve alt çenedeki M1 üstlenir. Karnivor hayvanlar avlanma kabiliyetlerinin sürekliliği için belirli bir vücut ağılığını korumak zorundadırlar. Bu bağlamda kediler de besin alımlarını hemen hemen kusursuz bir şekilde düzenleyebilirler.
    BOŞALTIM DAVRANIŞI
    Mikturasyon ve defekasyon ****bolizma artıklarının vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Bunun için kediler yumşak, değişken yüzeyli bir yer seçerler, koklayarak kontrol ederler, ön patileriyle yüzeyi eşeleyerek bir çukur açarlar, idrar ve/veya dışkıyı bu çukura bırakarak yine ön patileriyle üzerini örtmek için eşelenirler. Tuvalet olarak kullanacakları yeri uyuma, dinlenme ve yemek yemek için kullandıkları yerlerde seçmemeye özen gösterirler. Barınak temizliği kalıtsal temeli olan , eğitimle kazanılan bir davranıştır. Dışkı ve idrar aynı zamanda üzeri örtülmeksizin bölge sınırlarının işaretlenmesi amacıyla da kullanılır.
    ÜREME DAVRANIŞI
    Kediler mevsimsel poliöstrik hayvanlardır. Kızgınlık mevsiminde gebe kalmadıkları sürece ortalama yirmibir günde bir kızgınlık gösterirler. Kızgınlık mevsimleri gün uzunluğuna bağlı olduğundan coğrafi olarak değişmekle beraber, genellikle ilkbahar ve sonbahardır. Dişi kediler yaklaşık dokuz aylıkken cinsel olgunluğa ulaşır, doğu ırklarında bu dört aya kadar düşebilir. Östrus döneminde kediler davranış değişiklikleri gösterirler. Sahiplerine olan ilgileri, cisimlere sürtünme ve zeminde yuvarlanma hareketleri artar. Östrusun zirvesindeki dişi kedi, sahibinin ya da diğer bir kedinin önünde çiftleşme duruşu yapar Bu duruş lordosis olarak adlandırılır ve östrustaki kediler arka tarafları ellendiğinde genellikle bu vaziyeti alırlar. Dişi kedi çiftleşme pozisyonu aldıktan sonra eğer erkek kedi çiftleşmeye hazırsa dişiye çiftleşme öncesi özel seslenişler yapar. Kopulasyon sırasında dişiyi ön patileriyle iki yandan ve dişleriyle ense derisinden tutar. Dişi kedi bir östrusta birden fazla erkek kediyle çiftleşebilir. Yavruların bakımı, yuva yapımı, yavruların ısıtılması ve beslenmesi maternal davranışlar olarak adlandırılır. Anne doğum sonrası amnion kesesini yavrunun etrafından ayırır, göbek kordonunu koparır ve yavruyu yalayarak temizler.
    DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI VE İSTENMEYEN DAVRANIŞLAR
    Davranış bozuklukları bir bireyin davranışlarında görülen populasyonun ortalama davranışlarından sapmalardır. Örnek olarak kedinin insanlara gösterdiği nedensiz agresyon bir davranış bozukluğudur. İstenmeyen davranışlar ise pet hayvanları söz konusu olduğunda gerçekte bu hayvanların etogramı açısından çok normal olup, ancak bakıldıkları çevre açısından sahiplerince istenmeyen davranışlardır, örneğin evde mobilyaların tırmalanması kediler açısından bölge sınırlarını belirleme ya da pençelerin bakımı amacıyla yapılan çok normal bir davranış olmasına rağmen doğal olarak sahiplerince istenmeyen bir davranıştır.
     
  3. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kedi tüylerini giysilerinizden nasıl temizlersiniz?
    Kedi dostları aslında kedi tüyleri olan giysilere zamanla alışsalar bile bazı durumlarda acilen bu tüylerin temizlenmesi gerekebilir. Bu gibi durumlarda bir koli bandı size oldukça yardımcı olacaktır. Koli bandının yapışkanlı kesimini dışa dönük olacak şekilde elinize dolayıp giysinizin üzerindeki tüylere hafif dokunuşlar yapınız. Fazla bastırırsanız giysinizin tüylenmesine sebep olursunuz. Bir kaç dakika içinde kedi tüylerinden giysilerinizi kolaylıkla temizlemiş olacaksınız.
     
  4. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kedi(ler)inizi alaturka tuvalete nasıl alıştırabilirsiniz?
    Önce alaturka tuvaletin çanak kısmına kalın gazete kağıdı koyar, içine de kedinizin kullanacağı kumu koyarsınız. Kediniz buraya yapmaya alıştıktan 10 gün sonra yavaş yavaş kumu azaltır, içine kırpılmış gazete parçalar? karıştırırsınız. 10 gün sonra kumu iyice azaltıp, gazete parçalarını artırırsınız. 10 gün sonra kumu tamamen kaldırır, kalın gazetenin ortasına küçük bir delik açar, sadece gazete kırpıntılarına yapmasını sağlarsınız. 10 gün sonra kırpıntıların sayısını iyice azaltır, deliği büyütürsünüz. 10 gün sonra kırpıntıları tamamen kaldırır, sadece ortası delinmiş kalın gazete kağıdını bırakırsınız. 10 gün sonra, gazete kağıdının katlarını her gün inceltir, sonra da tamamen kaldırırsınız. Unutmayın, tüm bu işlemler sırasında, kedinize sürekli ";aferin" deyin ve onu okşayın, asla cezalandırmayın. Eğer istediğinizi yapmazsa, süre onun alışacağı kadar olmamıştır. Sabırla bir adım geri gidip, tekrar deneyin ve aferin deyin. Ayrıca her tuvaletten sonra mutlaka su dökün. Bir süre sonra, tuvaletini yaptığında, size su dökmeniz için haber verecektir. Onu daima ödüllendirin, okşayıp, öpün.
     
  5. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Yavru kedi nasıl emzirilir?
    Yavru kediler için eczanelerde ve pet dükkanlarında/veterinerlerde biberon seti satılmaktadır. Ama bulamıyorsanız yeni açacağınız bir şırınga da ihtiyacınızı karşılayabilir. İğnesi çıkartılmış şırınga kedi yavruları için biberon yerine kullanılabilir. Sütün yavrunun ağzına bir anda değil ağır ağır pompalanması gerekir. Her kullanımdan sonra şırınga sabunlu suyla yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır. Bir daha ki kullanıma kadar da temiz bir yerde muhafaza edilmelidir.

    Deterjan kediler için zararlı mıdır?
    Oldukça zararlıdır. Özellikle temizlik yaparken kedileri temizlik yapılan bölgeden uzak tutmalısınız. Mümkünse kumaştan kedi ürünlerini sabunla yıkamalısınız. Öte yandan sağlık sebepleri ile tuvaletinin mutlaka bir miktar çamaşır suyu ile yıkanması gerekir ve çamaşır suyunun kokusu geçtikten sonra kap kullanıma sunulmalıdır. Yoğun kokulu ya da keskin (çamaşır suyu, kezzap) deterjanlar kapalı yerlerde tutulmalı, kedilerin erişemeyeceği yerlerde bulundurulmalıdır.
     
  6. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kediler taranmayı severler mi?
    Evet hem de nasıl. Kedileri tararken bir parça talk pudrasını tozutmadan gözüne ve genzine kaçırmadan tüylerinin üzerine dökerseniz hem taramanız kolaylaşacak hem de daha çok tüyü temizlemiş olacaksınızdır. Ayrıca talk pudrası kedinizin tüylerinin rengini parlaklaştıracak ve güzel bir koku bırakacaktır.


    Kedimin ateşi çıktığını nasıl anlarım?
    En doğru yöntem anal olarak ateşölçer yardımı ile kedinizin ateşini ölçmektir. Normalde 36-37 arası bir sıcaklıkta olurlar. Ateşleri çıktığında halsiz ve isteksiz olurlar. (Kedileriniz eğer normaldışı davranışları gösteriyorsa mutlaka bir sıkıntısı ya da bir hastalığı söz konusudur. Yakın ilgi ve kontrolünüzde bulundurmalısınızdır.) Ateşi çıkan kedilerin genellikle burunlarında bir kuruma olur. Ama kedi nezlesinde salgı arttığı için bu yanıltıcı olabilir. En doğru yöntem ateşölçer ile ölçmektir. Ateşölçeri kullanırken bir miktar krem kullanmanız kedinizin sıkıntısını bir nebze azaltacaktır.


    Kediler saksı çiçeklerinizi yiyorsa...
    Ne yazık ki kediseverlerin pek saksıda çiçek büyütme şansları yoktur. Zira özellikle evde kapalı yaşamak zorunda kediler saksılara pek rahat vermezler. Her ne kadar onların ihtiyaç duyduğu kedi otlarını düzenli sağlarsanız saksı çiçeklerini rahat bırakabilirler. Bu arada birçok çiçek kediler için zehirleyici özelliktedir. Özellikle sarmaşıklar...O sebeple evde kediniz var ise bu tür çiçeklere evde yer vermemelisiniz.
     
  7. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kediler yıkanır mı?
    Kediler yıkanmaz. Eğer kimyevi maddelere kazara batmışlarsa ya da üzerine temizleyemeyeceği ölçüde büyük bir madde yapışmışsa yıkama söz konusu olabilir

    İshali olan kedi için ne yapabilirim?
    Öncelikle ishale sebep olan hususu veterinerinizle konuşarak çözümlemelisiniz. Ama ishal durumunda aşırı su ve mineral kaybı olduğu için temiz içme suyuna 1 litre için 1 çorba kaşığı tuz ve 1 çorba kaşığı şeker ilave ederek verin. (İlave ettiğiniz maddeleri su ile karıştırın.) Tuz ve şeker nispeten kaybettiği mineralleri geri almasını sağlayacaktır.

    Kedilere aspirin verilir mi?
    Kesinlikle hayır. Küçük dostlarımızın mideleri çok hassasmış gibi gözükse de aslında kediler inanılmaz hassas bir mideye sahiptirler. Aspirin kedilerde mide kanamasına yol açabilen bir ilaçtır. Yanlış bir inanış olarak, kedilere insanların kullandıkları ilaçların verildiği düşünülür. Veterinerinize danışmadan kedinize ilaç vermemelisiniz.

    Kediniz zehirli bir şey yedi ise...
    Hemen bir veterinere gitmeniz gerekir. Ama yediği şeyi kusturmak istiyorsanız kahve ile tütünü karıştırıp biraz su ile ıslatarak hemen ağzına sürebilirsiniz. Kahve ve tütün karışımı hemen kusma etkisi gösterir. Sakın boğazına kaçan bir şey için kedinize bunu yapmayın. Kusma halinde boğazını daha da tıkayabilirsiniz.
     
  8. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kediler kitaplıktaki kitaplarınızı patileri ile indiriyorsa..
    En iyi yöntem kitapları patilerinin çekip almaya gücü yetmeyecek ölçüde sıkıştırmaktır ya da onları kitaplıktan olabildiğince uzak tutmaktır. (Ama kedi de kitaplığın neşesidir..)


    Kedilere sıvı ilaç nasıl verilir?
    Eğer sıvı ilaç yiyeceğe karıştırılamıyorsa iğnesi çıkarılmış yeni açılmış temiz bir plastik şırınga ile sıvı ilaç verilecek ölçüde çekilir. Kedinizin ilaç verme davranışınıza tepkisine göre ya sıkı sıkı utarak ya da sıkı tutmaya gerek kalmadan ağzının içine yavaş yavaş sıvı ilaç bırakılır. Özellikle yavru kedilerde şırıngaya doldurulmuş sıvı ilacın aniden boşaltılması tehlikelidir. Nefes alma borusuna kaçabilir. Bir de eğer kedinizin ensesinden tutarak ilacı veriyorsanız ayakları duruşu yere doğru sallanacak şekilde olmalı, yemek borusundan bir şeyin geçmesine izin vermeyecek bir açı yaptırılmamalıdır.

    Kedilere katı ilaç nasıl verilir?
    Kediler iyi koku olma özellikleri sebebi ile yemeklerine karıştırılmış ilaçların kokusunu genellikle alırlar ve yemekte isteksiz davranırlar. Katı ilaçların yemeğe, süte karıştırılması tercih ediliyorsa hap iki çorba kaşığı arasında ezilerek iyice toz haline getirilebilir (ya da havanda dövülebilir, ama genellikle küçük çaplı ilaçların özellikle tahta havanda dövülmesi halinde hem verilecek miktar azalabilir hem de havandaki diğer dövülmüş yiyeceklerin kokusu sinebilir.) Eğer toz haline getirilmiş olsa dahi yemekte isteksiz olursa, en iyi yöntemlerden biri toz haline gelmiş ilacı bir parça (bir çay kaşığı) mayonez ya da sulanmamış yoğurt ile karıştırarak ağzına kibarca sürmektir. Kedilerin yapışkan şeylere tahammülleri olmadığı için sürülen şeyi yalayarak yemeye çalışacaklardır.
     
  9. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    KEDİLERDE BESLENME İLE İDRAR YOLU TAŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
    Kedilerde en sık görülen idrar yolu taşları struvite cinsi taşlar ve kalsiyum oksalat cinsi taşlardır. Tıpkı insanlarda olduğu gibi bazı kediler böbrek taşı oluşumuna daha yatkındırlar. Bu kedilerde beslenme biçimi, taşların oluşumuna elverişli ya da önleyici ortam yaratması açısından kritik önem taşır. Beslenmeyle alınan minerallerin idrarda kristallere ve taşlara dönüşmesini önlemek için öncelikle dengeli bir beslenme, idrar yoğunluğu, idrarın ph derecesi ve yeterli su tüketimi son derece önemlidir.
    Genel olarak struvite cinsi taşların önlenmesinde idrarın hafifçe asidik olması, yani idrar ph’ının 6,5 veya daha az olması gerekir. Zira struvite kristalleri ph<6,5 ortamda oluşamazlar, oluşanlar da erir. (Bu nedenle struvite tedavisinde idrarı asitlendirici maddeler ya da bu maddeleri içeren prescription mamalar kullanılır.) Struvite kristallerinin oluşabilmesi ve birleşerek taşa dönüşebilmesi için;
    * idrarda bu kristalleri oluşturan minerallerin belli oranda bulunması (ki bunlar beslenmeyle alınan minerallerdir),
    * idrar ph’ının 6,5’tan büyük, 7 civarında olması,
    * bu minerallerin idrarda belli yoğunlukta-konsantrasyonda bulunması ve
    * idrar kesesinde belli bir süre kalmaları gerekir.
    Öte yandan kalsiyum oksalat taşlarının idrarın aşırı asit olduğu ortamda, yani idrar ph’ının 6,0 - 6,4 arası olduğu durumlarda oluştuğu düşünülmektedir. Kalsiyum oksalat kristalleri ya da taşları eğer idrarla atılamıyorlarsa ameliyatla alınmaları gerekir çünkü idrarı aside ya da alkaliye çevirerek varolan kristalleri eritmek mümkün değildir.
    İdrar ph’ını belirleyen başlıca faktörlerden biri beslenmedir. Sağlıklı bir kedinin idrar ph’ı 6,5 civarındadır. Bu hem struvite, hem de kalsiyum oksalat taşlarının oluşmasını önleyen bir ph seviyesidir. Et ağırlıklı beslenen bir kedinin idrar ph’ı da hafifçe asidik, 6,5-6,4 civarındadır. Kısacası bir kedi, yaradılışına uygun bir biçimde beslendiği takdirde idrar ph’ı zaten idrar yolu taşlarının oluşumunu önleyecek seviyede kalır.
    İdrar yolu taşlarının oluşumunda bir başka faktörün de idrar yoğunluğu olduğunu söylemiştik. İdrar yoğunluğu ne kadar fazlaysa, idrarda kristale ve taşa dönüşebilecek minerallerin yoğunluğu da o kadar fazla demektir. Bir kedinin sağlıklı olabilmesi ve yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bu minerallere belli miktar ve oranlarda ihtiyacı vardır. İhtiyacı olan mineralleri vermekten vazgeçemeyeceğimize göre, idrar yoğunluğunu düşürmek, yani idrardaki su oranını artırmak ve mineral oranını düşürmek için kedinin SU tüketimini artırmak gerekir.
    Su tüketiminin artırılması sadece idrar yoğunluğunu düşürmekle kalmaz, aynı zamanda kedinin daha sık idrarını yapmasını sağlar. Bu da, idrarda kristaller bulunsa bile bunların birikip birleşerek taşa ya da kuma dönüşmeden idrar kesesinden atılmalarını sağlar.
    Kedilerin doğada avladıkları hayvanların yaklaşık % 70’i sudur. Kısacası kediler, beslenmelerinin yaklaşık yüzde yetmişini su oluşturacak şekilde evrimleşmişlerdir. Öte yandan kuru mamadaki su oranı maksimum % 10 civarındadır. Bu nedenle kuru mamayla beslenen bir kedi, mama haricinde ne kadar su içse de günlük ihtiyacı olan yaklaşık 220 ml. suyu (4-4,5 kg. ağırlığındaki bir kedi) tüketmez. Dahası, et ağırlıklı beslenen bir kedinin idrarı kendiliğinden hafifçe aside dönerken, kuru mamayla beslenen bir kedinin idrarını 6,4 – 6,5 civarında tutabilmek için asitlendirici maddelerle takviyede bulunmak gerekir.
    Hazır pet mamalarla beslenen kedilerin idrar ph’ının yükseldiği ve struvite taşlarına elverişli ortam doğduğu anlaşıldığında, kedi maması üreticileri mamaların bu hastalığa neden olabilecek içeriklerini değiştirme ya da azaltma yoluna gittiler. Bu amaçla mineral ve magnezyum oranları düşürülürken daha asit bir idrar oluşmasını sağlayacak methionine ve fosforik asit gibi maddeler eklendi. Bazı mama üreticileri alkali idrara yol açan kalsiyum tuzları yerine (CaCO3 gibi) idrarı asitlendirici olanları kullanmaya başladılar (CaCl2, CaSO4 gibi). Bu tür değişikliklerin ardından mamaların bir kısmı ambalajlarına “promotes/helps maintain urinary tract health” (idrar yolu hastalıklarını önleyici) ibaresini koyduysa da ambalajında bu tür bir uyarı bulunmayan hemen her mamada aynı değişiklik yapılmaktaydı.
    Ticari kedi mamalarındaki bu değişime paralel olarak o güne dek kedilerdeki idrar yolu taşlarının başlıca nedeni olan struvite taşlarına rastlanma sıklığında belirgin bir düşüş yaşandı. Ne yazık ki öte yanda kalsiyum oksalat cinsi taşlarda da olağanüstü bir artış görülmekteydi. Örneğin Minnesota Üniversitesi Ürolit Merkezinde incelenen idrar yolu taşlarının sayısı 1981’de 100’den az iken bu rakam 1994’te 2100’ün üzerine çıktı. Yine aynı dönemde merkeze getirilen struvite vakalarının oranı %78’den %34’e düşerken, kalsiyum oksalat vakalarının oranı %1’den %54’e çıktı.
    Kalsiyum oksalat taşlarının görülme sıklığındaki artışın nedeni, idrarı asitlendirici, düşük oranda magnezyum içeren mamalarla beslenmeydi. Asitlendirici maddeler içeren mamalar aynı zamanda hem idrar yoğunluğunu hem de kalsiyum atılım oranını artırıyor, magnezyumun düşürülmesi ise idrardaki magnezyum oranını azaltıyordu. Bu durum, kalsiyum oksalat taşlarının oluşumu için elverişli bir ortam yaratmaktaydı.
    Kısacası asitlendirici maddeler içermeyen mamalarla beslenirken struvite taşları oluşmayan sağlıklı kediler, mamalardaki bu değişimle birlikte bu kez kalsiyum oksalat taşları oluşturmaya başladılar. Öte yandan ****bolizmaları struvite taşlarının oluşumuna elverişli olan kedilerde ise asitlendirici mamalarla beslenmeye karşın su tüketimi artırılmadığı için struvite oluşumu devam ediyordu.
    Özetle, taşların cinsi ne olursa olsun kedilerdeki idrar yolu taşlarının tedavisinde ve önlenmesinde en önemli unsur beslenme ve su tüketimidir. Doğru ve dengeli bir beslenme biçimi, yani et ağırlıklı ve yaklaşık % 70’ini su oluşturan bir beslenme biçimi,
    * dengesiz alınması durumunda kristallere neden olan minerallerin gerekli miktarda (ne eksik, ne fazla) alınmasını sağlayacak,
    * idrar ph’ını kristal oluşumunu önleyecek seviyede tutacak,
    * idrar yoğunluğunu düşürerek idrarda kristale ya da taşa dönüşebilecek mineral bileşenlerinin yoğunluğunu azaltacak,
    * idrar miktarını ve idrar yapma sıklığını artırarak bu kristallerin birikmeden atılmalarını sağlayacaktır.
     
  10. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Hangi Kedi Mamasi Premium? Super Premium?



    PREMIUM? SUPER PREMIUM?

    Pek çoğumuz kedilerimizi marketlerden, pet shoplardan ya da veteriner kliniklerinden aldığımız hazır mamalarla besliyoruz. Piyasadaki hazır mamaların hepsi de kedimiz için en doğru, en dengeli, en sağlıklı mama oldukları iddiasını taşıyor. Hatta kimileri paketlerinde "premium", "super premium", "ultra premium" gibi ibarelere yer veriyor. Peki bu ne anlama geliyor? Paketinde “premium” yazan bir mamayla, yazmayan bir mama arasında ne fark var? Fark var mı?
    Kedilerimizi en iyi şekilde beslemeye çalışırken, satın aldığımız bir mamanın ambalajındaki ya da reklamındaki iddialardan ziyade mamanın ne olduğuna, yani o mamanın hangi kurallar çerçevesinde üretildiğine ve içerik bilgilerine bakmalıyız. Pakette yer alan bilgileri doğru değerlendirebilmemiz için, öncelikle bunların ne anlama geldiğini bilmemiz gerekiyor.
    Halen ülkemizde satılan mamaların büyük çoğunluğu ABD kökenli firmaların ürünleridir. ABD’de üretilen bir kedi mamasının piyasaya sürülebilmesi için uyması gereken standartlar, FDA (US Food and Drug Administration) ve AAFCO (Association of American Feed Control Officials) tarafından belirlenir. Bir mamanın paketinde “Complete and Balanced” yani tam ve dengeli bir beslenme olduğu ibaresinin yer alabilmesi için:
    * AAFCO’nun belirlediği Food Nutritional Profiles yani besin değerleri profiline uyması,
    ya da
    * yine AAFCO’nun belirlediği kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen besleme testlerini (feeding tests) geçmiş olması gereklidir.
    Bunların yanı sıra, bir mamanın paketinde o mamanın hangi yaşam evresi için kullanılacağını belirten bir ifade de yer almalıdır. Bu konuda AAFCO’nun belirlediği iki standart vardır: büyüme/süt verme (growth/lactation) ve yetişkinlik (maintenance) dönemi. AAFCO, bu iki dönem dışındaki evreler için herhangi bir standart belirlememiştir. Dolayısıyla, paketinde “growth/lactation” veya “maintenance” dışındaki evreler için üretildiği ibaresi yer alan (örn. “senior”) bir mamanın, söz konusu iki evre için üretilen mamalardan farklı veya üstün olmasını zorunlu kılan ya da garanti eden hiçbir düzenleme yoktur. Ayrıca, AAFCO’nun belirlediği standartlarda cinsiyet ayrımı da yer almaz (süt veren dişi kediler hariç). Yani mama paketlerinde yer alan ve o mamanın dişi veya erkek beslenmesine yönelik olduğunu belirten ibarenin ne anlama geldiğini ya da ne gibi değişiklikler gerektirdiğini belirleyen bir düzenleme de yoktur. Dahası, AAFCO’nun herhangi bir ırk için belirlediği özel standartlar da yoktur. Bir başka deyişle, paketinde belli bir ırk için üretildiği ibaresi yer alan (örn. “Persian”) mamaların da, diğer mamalardan farklı olma garantisi yoktur. Kısacası mama firmalarının paketlerinde belirttiği büyüme/süt verme ve yetişkinlik evreleri dışındaki ayrımların ne olduğu konusu tamamıyla üretici firmanın inisiyatifine bağlıdır. Bu ibareleri taşıyan mamalar arasında bir fark varsa bile, bu farkları bir kurala bağlayan düzenlemeler mevcut değildir.
    Bir başka konu da, mama paketlerinde gördüğümüz “premium”, “super premium” gibi ifadelerdir. Bunlar her ne kadar göze hoş gelse de, gerçekte herhangi bir standarda veya düzenlemeye tabi olmayan terimlerdir. Bu, şu anlama geliyor: Bir mama üreticisi, ürünlerinin reklamını bu terimleri kullanarak yapsa da, A firmasının “super premium” mamasının, B firmasının “premium” mamasından daha kaliteli olup olmadığını denetleyen herhangi bir mekanizma yoktur. Dahası, A marka premium mamanın, B marka premium olmayan mamadan üstün olmasını gerektiren ya da garanti eden bir düzenleme de yoktur. Kısacası “premium”, “super premium” hatta “ultra premium” gibi ibarelerin neye dayanarak kullanılacağı konusu da tamamıyla üretici firmaya bırakılmıştır.
    Tercihlerimizde önemli rol oynayan bir başka etken de, bazı mama paketlerinin üzerinde gördüğümüz “natural” yani “doğal” ibaresidir. Bir mama firması, ürettiği mamayı “doğal” olarak lanse edebilir. Fakat bu konuda da AAFCO tarafından getirilmiş bir standart ya da düzenleme mevcut değildir. Son yıllarda hazır mamalarda kullanılan BHA, BHT ve ethoxyquin gibi koruyucu maddelere ilişkin endişelerin dile getirilmesinin ardından, bazı üreticiler bu maddeler yerine E ve C vitaminleri gibi doğal koruyucuları kullandıklarını etiketlerde belirtmeye başladılar. Ne var ki, bir mamanın içeriğinde koruyucu olarak bu vitaminlerin kullanılmış olması, bütünüyle mamanın “doğal” olduğu anlamına gelmez. Dahası, üretici firmalar etiketteki içerik bilgilerinde yalnızca kendi gerçekleştirdikleri işleme sürecinde eklenen koruyucuları bildirmek zorundadırlar. İnanmak istediğimizin aksine, mama firmaları kedilerimize mama yapmak için tavuk, tavşan, koyun, balık vb. yetiştirmezler. Kullandıkları et, tahıl ve yan ürünlerini bunları işleyen fabrikalardan alırlar. Kendilerine ulaşmadan önce hayvansal yağların bozulmasını önlemek için konulmuş olan koruyucuları ekleyen kendileri olmadıkları için, pakette bildirmek zorunlulukları yoktur. Örneğin ethoxyquin ile korunmuş hayvansal yağı alan ve mamasında kullanan bir firma, mamaya koruyucu olarak E vitamini eklediğinde, pakette koruyucu olarak yalnızca E vitaminini bildirmesi yeterlidir.
    Kedilerimizi nasıl besleyeceğimiz sorusuna yanıt ararken bize sunulan seçeneklerin gerçekte ne olduğunu anlamak, doğru seçimi yapmak yolunda önemli bir adım olacaktır.
     
  11. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    BESİN ALERJİSİ
    Alerji, bağışıklık sisteminin alerjen veya antijen olarak adlandırılan maddelere aşırı tepki vermesi durumudur. Buna paralel olarak besin alerjisi, normalde zararlı olmayan bazı besin maddelerinin neden olduğu alerjik reaksiyon olarak tanımlanabilir. Besin maddelerinin içinde bulunan protein, karbonhidrat, koruyucu ve renklendirici maddeler alerjiye neden olabilirler. Kedilerde görülen deri hastalıklarının yalnızca % 10-15'inden besin alerjisi sorumludur. Çoğunlukla besin alerjisinden yakın geçmişte yenilen besinler sorumlu tutulsa da gerçekte besin alerjisi bir gecede oluşmaz ve alerjinin gelişmesi zaman alır. Bu süre bir hafta ile on yıl arasında değişkenlik gösterebilir. Besin alerjisi olan hayvanların %80’den fazlasının alerjik besinleri iki yıldan
    uzun bir süredir yemekte olduğu bildirilmektedir.
    Belirtileri
    Besinlerden kaynaklanan alerjide diğer alerjilerden farklı olarak bütün yıl boyunca süren kaşıntı gözlenir. Bütün yıl boyunca süren ve ilaç tedavisine cevap vermeyen kaşıntı, besin alerjisinin sürekli gözlenen tek belirtisidir. Kaşıntıyla birlikte çeşitli deri lezyonları oluşur fakat bu deri lezyonlarının besin maddelerine aşırı duyarlılıkla ilgili karakteristik bir görüntüsü yoktur. Kulaklar, omuzların altındaki bölgeler, kasık ve ayaklar diğer beden bölümlerine oranla daha fazla etkilenir. Kedilerde kabarcıklar, kabuklu yaralar veya ciltte şişkin, tüysüz ve hassas bölgelerle kendini gösteren eozinofilik granülom bulunabilir. Sindirim sistemiyle ilgili olarak kusma, ishal, artan bağırsak aktivitesi gibi belirtiler gözlenebilir.
    Teşhis
    Besin alerjisi teşhisi insanlarda kan ve deri testleri ile konur ancak evcil hayvanlarda bu teşhis yöntemleri geçerli değildir. Kedilerde görülen deri hastalıklarının pek çok başka nedeni olabileceği için, sorunun besin alerjisi olduğuna karar vermeden önce pire ısırıklarına aşırı duyarlık veya solunum yolu alerjisi gibi kaşıntıya ve sindirim sistemi sorunlarına neden olabilecek diğer olasılıklar değerlendirilir. Besin alerjisinden şüphelenildiği durumlarda veterinerler kısıtlanmış diyet denemelerini tercih ederler. Diyet denemeleri, kedide reaksiyona neden olan bir veya birden fazla alerjeni belirlemek amacıyla uygulanır.
    Diyet denemesi tek bir protein ve tek bir karbonhidrat kaynağı içeren bir beslenme programıdır. Bu protein ve karbonhidrat kaynakları, hayvanın önceki beslenme biçiminde yer almayan ya da sınırlı miktarda bulunan protein ve karbonhidrat kaynakları arasından seçilir. Örneğin kedi içeriğinde sığır eti, mısır ve buğday olan bir mama ile besleniyorsa, deneme diyeti kuzu eti ve patates içerebilir. Bu protein ve karbonhidrat kaynakları ile evde mama hazırlanabilir ya da bu içerikte bir hazır mama kullanılabilir. Bu konuda sıkça yapılan bir hata, piyasada bulunan hazır mamaların içeriğinde yalnızca paketin ön yüzünde belirtilen protein kaynaklarının bulunduğu yanılgısıdır. Örneğin paketinin ön yüzünde büyük harflerle "kuzu-pirinç" yazan bir mamada protein ve karbonhidrat kaynağı olarak yalnızca kuzu ve pirinç bulunduğu düşünülebilir; oysa mama içeriğinde bu iki maddenin yanı sıra başka besin maddeleri, örneğin balık, tavuk yan ürünleri ya da mısır gluten de bulunabilir. Bu nedenle deneme diyetinde veteriner hekimin tavsiye ettiği mama dışında bir mama kullanılmamalı, eğer evde hazırlanacak bir mama tarifi önerildiyse bu tarife başka besin maddeleri eklenmemelidir.
    Diyet denemesinin başlangıcında kedinin yeni diyetine alışması amacıyla dört günlük bir geçiş süresi önerilir. Bu süre içinde kedinin daha önceki mamasıyla denenecek olan mama birlikte kullanılır ve diğer mamanın miktarı giderek azaltılırken diyet denemesi için önerilen mamanın miktarı artırılır. Eğer kedide besin alerjisi varsa, genellikle denemenin ilk dört haftası içinde belirtilerde azalma gözlenir. Bununla birlikte kimi zaman belirgin bir düzelme görülmesi için üç ay ya da daha uzun bir süre geçmesi gerekebilir. Diyet denemesinin ardından kedi önceki diyeti ile beslenmeye başlanır. Bu uygulamanın amacı önceki diyetin gerçekten alerji nedeni olup olmadığını kontrol etmektir. Eğer kedi bu besinlerdeki maddelere duyarlı ise deneme diyeti uygulamasından önce görülen belirtiler 10-14 gün içinde yeniden ortaya çıkacaktır.
    Deneme diyetinin başarılı olabilmesi için bazı noktalara dikkat edilmesi gereklidir. Öncelikle, kedinin önerilen diyet dışında başka bir şey yememesi sağlanmalıdır. Denenen diyetin sonuçlarının görülmesi ve tanı konulması için geçen süre haftalardan aylara kadar değişkenlik gösterebilir. Bu zaman zarfında diyet kısıtlamalarına harfiyen uyulmalı, ailenin tüm üyeleri bu konuda özen göstermelidir. Bazı durumlarda diyet denemesi sonunda alerjinin besinle ilgili olmadığı ortaya çıkabilir.
    Sorunun besin alerjisi olduğu saptandıktan sonra, alerjenin kesin olarak belirlenmesi amacıyla kedi alerjik belirtiler tamamen ortadan kalkana kadar deneme diyeti ile beslenir. Ardından deneme diyetine bir tek besin içeriği eklenir ve kedinin alerjik tepki verip vermediği değerlendirilir. Bu süreç, diyete eklenecek her bir içerik için tekrarlanır.
    Tedavi
    Alerjen belirlenmeli ve kedinin diyetinden çıkarılmalıdır. Eğer varsa ikincil deri enfeksiyonları tedavi edilmeli, alerjinin tekrar edip etmediği mutlaka kontrol edilmelidir. Besin alerjisi olan kedide, alerjen madde bulunup diyetten çıkarılmışsa genellikle iyileşme görülür. Bazı kedilerde zaman içinde başka besin içeriklerine karşı alerji gelişebilir.
    Korunma
    Bilinen tek korunma yolu alerjiye neden olan besinden kaçınmaktır. Besin alerjisi olan bir kediyi iyileştirmek için her kedide olumlu sonuç veren özel bir besin ya da ilaç yoktur ve iyileşme ancak alerjik tepkiye yol açan besinin bulunup diyetten çıkarılmasıyla mümkündür. Vitamin ve parazit tedavisi için kullanılan ilaçlara eklenen aroma verici maddeler alerjik tepkiye neden olabileceğinden katkı maddesi içermeyen ilaçlar tercih edilmelidir.
     
  12. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    KEDİLERİMİZ İÇİN ZARARLI YİYECEKLER

    Kedilerle insanların ****bolizması birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle bizler için hiçbir zararı olmayan yiyecekler kedilerimiz için zararlı, hatta zehirli olabilir. Kedinize hangi gıdaları verip veremeyeceğiniz sorusunu düşünürken, kedinizin bir etobur olduğu gerçeğini göz önünde bulundurun. Bununla birlikte, kedinize asla çiğ et (balık, ciğer vb. sakatatlar da dahil olmak üzere) vermeyin. Ayrıca, hayvansal gıdalar bile olsa, tuzlu, şekerli, baharatlı yiyeceklerin kediniz için zararlı olduğunu unutmayın. Aşağıdakiler ise çok düşük miktarlarda bile kediniz için zehirli olan gıdalardır.
    * Alkollü içkiler
    * Avokado
    * Çikolata
    * Kahve
    * Soğan ya da soğan tozu
    * Küflenmiş, ekşimiş ya da bozulmuş yiyecekler
     
  13. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    HAZIR MAMALARIN ÜZERİNDEKİ ETİKETLERİ OKUMAYI ÖĞRENİN

    Hazır mama paketlerinin üzerinde yazan "super premium", "sağlıklı ve parlak tüyler için" ya da "karşı konulmaz lezzet" gibi ifadeler her ne kadar etkileyici görünse de, bu tür ifadelerin mamanın kalitesi veya kedimiz için uygunluğuyla uzaktan yakından ilişkisi yoktur. Dahası, ilk bakışta birbirinin aynısı gibi görünen tanımlamalar arasındaki küçücük farklar, gerçekte çok büyük farklara işaret ederler. Paketlerde yer alan yazıların aslında ne vaat ettiğini anlayabilmek için, ayrıntılarda gizli olan bu gerçekleri bilmemiz gerekir.
    * Flavor (aroma) kuralı: Paketinde "chicken flavor cat food" (tavuk aromalı kedi maması) yazan bir mamanın tavuk içermesi zorunluluğu yoktur; yalnızca tespit edilebilir bir oranda aroma içermesi gereklidir. Çoğunlukla bu aromayı sağlamak için tavuk yan ürünleri ya da tavuk yan ürünleri unu kullanılır. Dolayısıyla tavuk aromalı bir mamanın içinde tavuk eti olma olasılığı son derece düşüktür.
    * With (ile) kuralı: Paketinde "cat food with chicken" yazan bir mamanın içinde bulunması gereken tavuk miktarı yalnızca %3'tür. Hatta pakette "cat food with chicken meal" yazıyorsa, içeriğin yüzde 3'ünün tavuk değil, tavuk yan ürünleri olması yeterlidir.
    * Formula ya da dinner kuralı: Paketinde "chicken formula", "chicken entree", "chicken nuggets" ya da "chicken dinner" yazan bir mamanın içeriğinde yalnızca %25 tavuk bulunma zorunluluğu vardır. Dahası, pakette formula, dinner vs. olarak adı geçen maddenin mamanın birinci içeriği olma zorunluluğu yoktur. Dolayısıyla paketinde "chicken formula" ibaresi taşıyan bir mamanın içeriğinde tavuk dışındaki hayvansal gıdalar, örneğin balık yan ürünleri, tavuktan daha fazla bulunabilir. Bu nedenle paketin üzerindeki bilgilerden ziyade içerik bilgilerinin sıralamasına bakmak gereklidir. Eğer paketteki ibarede birden fazla isim yer alıyorsa, örneğin "lamb and rice formula", mama içeriğinin %25'inin kuzu eti ve pirinç toplamından oluşması yeterlidir. Burada geçerli olan tek kural, ismi önce geçen maddenin diğerinden daha fazla olmasıdır.
    * %95 kuralı: Mamanın üzerinde "chicken cat food", "beef cat food" ya da "tuna cat food" yazabilmesi için mama içeriğinin en az %95'inin (su dahil) sözü geçen besin maddesi olması gereklidir. Eğer isimde birden fazla besin maddesi belirtiliyorsa, örneğin "chicken and liver cat food" (tavuk ve tavuk ciğeri), bu ikisinin toplamının mamanın en az %95'ini oluşturması gereklidir. Söz konusu kural yalnızca hayvansal gıdalar için geçerli olduğundan mama içeriğindeki tahıl ve sebzeler %95'e dahil değildir. Örneğin paketinde "lamb and rice cat food" (kuzu eti ve pirinç) yazan bir mamanın en az %95'ini kuzu eti oluşturmak zorundadır. Bu kurala yalnızca bazı üst kalite konserve mamalar uyabilmektedir
     
  14. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    KEDİLERİMİZİ AŞIRI MİKTARDA KARBONHİDRATLA BESLİYORUZ

    Benzersiz biyolojik yapıları nedeniyle etobur olan kediler, doğal ortamlarında onlara sürekli yedirdiğimiz kuru mamalarda bulunan yüksek orandaki karbonhidratı (yani tahılları) tüketmezler. Afrika’da avlanan vahşi bir kedinin bir bisküvi sürüsünü kovaladığını ya da yakaladığı fareyi önce kurutup ardından mısır ununa buladığını göremezsiniz. Vahşi ortamında kedi, yüksek oranda protein ve su, daha düşük oranda yağ içeren et bazlı bir beslenme şekli benimser ve beslenmesinin yalnızca %6-9’unu karbonhidrat oluşturur. Bugün piyasada "premium" olarak adı geçen herhangi bir kuru mamanın içerik bilgilerine baktığınızda mısır, buğday, pirinç gibi tahıl ürünlerinin ilk sıralarda yer aldığını görürsünüz. Ortalama kalitedeki bir kuru mamada karbonhidrat oranı % 35-50’dir. (Daha düşük kaliteli mamalarda bu oran daha da yüksektir.) Hiç şüphesiz bu, doğanın kediniz için belirlediği beslenme biçimi değildir.
    Kediler, diğer memelilerde varolan belli bazı enzimatik işlevlerden yoksun oldukları için ****bolizmalarının karbonhidratları işleme becerisi de düşüktür. Ayrıca tükürüklerinde diğer memelilerde olan amylase denen bir enzim yoktur. Kedilerin beslenmelerinde karbonhidratlara ihtiyaçları yoktur, daha da önemlisi yüksek oranda karbonhidrat içeren bir beslenme sağlıkları için tehlike oluşturur.
    Peki neden etobur kedilerimizi otobur yaratıklar gibi besliyoruz? Niçin onlara türlerine aykırı mamalar veriyoruz? Bu sorunun yanıtı çok basit: Tahıl ürünleri ucuzdur. Kuru mamayla beslemek daha pratiktir. Ucuzluk ve pratiklik daima alıcı bulur. Peki karbonhidrat yüklü, bitkisel bazlı ve sudan yoksun bir beslenme biçimi kedilerimiz için en iyisi mi? Elbette hayır. Kediler et yemek için yaratılmışlardır, tahıl değil. Doğası gereği etobur olan bir kediyi et aromalı hububatla beslemenin, doğası gereği vejetaryen olan bir ineği ya da atı bitki aromalı etle beslemekten farkı yoktur.
     
  15. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    KEDİNİZİ BESLEMEK: KEDİ BESLENMESİNİN TEMELLERİ
    "Mecburi" Etoburluk

    Kediler yaradılış itibarıyla “mecburi” etoburdurlar ve beslenme ihtiyaçları hem etçil, hem otçul olan insanlarınkinden çok farklıdır. Bu, şu anlama geliyor: Kediniz doğası gereği bir etoburdur ve beslenme ihtiyacını büyük ölçüde hayvansal gıdalarla karşılamak zorundadır. Doğal ortamlarında kediler protein oranı yüksek, yağ ve karbonhidrat oranı ise çok daha düşük olan avlarla beslenirler. Bu nedenle de ****bolizmaları proteinlerden yüksek oranda faydalanırken karbonhidratları çok daha düşük verimle işleyecek şekilde evrimleşmiştir.
    Halen piyasada bulunan hazır mamalar, hayvansal ürünlerle bitkisel ürünlerin bileşiminden oluşur. En düşük kaliteden en yüksek kaliteye kadar herhangi bir hazır mamanın içerik bilgilerinde mısır, pirinç, buğday gibi tahıl türevleri daima birinci ya da ikinci sırada, en iyi olasılıkla ilk üç sırada yer alır. Bu mamalarla beslenen bir kedi, doğası gereği mecburi etobur olmasına rağmen, hayvansal proteinlerden karşılaması gereken besin ihtiyacının önemli bir kısmını tahıl türevlerinden karşılamak zorunda kalır.
    Kedinin ****bolizması, enerji kaynağı olarak hayvansal protein ve yağları kullanacak şekilde evrimleşmiştir. Mecburi etobur olan kedilerle, hem etçil hem otçul olacak şekilde evrimleşen diğer canlılar arasındaki farka bir örnek vermek gerekirse: Bir kedi yavrusunun protein ihtiyacı, bir köpek yavrusunun protein ihtiyacının 1,5 katıdır. Gelişim sürecinde bu fark gitgide artar ve yetişkin bir kedinin protein ihtiyacı, yetişkin bir köpeğin protein ihtiyacının 2 hatta 3 katına ulaşır. Kedilerin mecburi etobur olmalarından kaynaklanan bu durum, beslenmelerinde çok daha yüksek oranda proteine ve yaşamsal amino asitlere ihtiyaç duymalarına neden olur. Dahası, kediler bazı belli başlı amino asitleri kendileri üretemezler ve depolayamazlar (taurin, arginin, methionine ve sistein gibi). Bir başka deyişle, bu amino asitleri beslenme yoluyla dışarıdan almak zorundadırlar. Kedilerin bu şekilde evrimleşmiş olmalarının nedeni, doğal avlarında bu amino asitlerin zaten bol miktarda bulunmasıdır.
    Yaygın kanının aksine, kedilerin ihtiyaç duyduğu protein yalnızca hazır mamalarda bulunmaz. Bizler doğada protein ihtiyacının tamamına yakınını hayvansal gıdalardan karşılayan kedimizi, içeriğinin önemli bir bölümü tahıl ve türevlerinden oluşan hazır mamalarla beslerken bir yandan da etikette gördüğümüz protein yüzdelerine bakarak kendimizi rahatlatırız. Oysa ki etiketlerde yer almayan bir gerçek, bu yüzdeleri oluşturan proteinin önemli bir bölümünün bitkisel kaynaklı olduğu gerçeğidir. Unutmayın, önemli olan proteinin miktarı ya da yüzdesi değil kalitesi; yani kediniz için biyolojik yararlığıdır. Bir başka yaygın kanı da, kedilerin yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmek için ihtiyaç duydukları vitamin, mineral ve amino asitlerin yalnızca hazır mamalarda bulunduğu yanılgısıdır. Gerçekte ise hazır mamalarda mecburi etobur olan kedilerin beslenmesini oluşturması gereken hayvansal gıdaların yerine büyük ölçüde tahıl türevleri, et yerine de ağırlıklı olarak yan ürünler kullanılır. Dahası, bunlar hazır mamaya dönüştürülürken ağır bir işleme sürecinden geçirilir ve zaten eksik olan besin değerlerinin önemli bir bölümü de bu süreçte yitirilir. Mama firmaları yitirilen ya da hiç varolmayan bu besin değerlerini takviye etmek adına mamaya eklemeler yaparlar. Kısacası, doğal ve eksiksiz bir beslenmenin yerine koyulan içeriklerin açıklarını kapatma yoluna giderler.
    Beslenmenin sağlığın başlıca yapı taşı olduğu bilgisini de aklımızda tutarak baktığımızda, doğasının gerektirdiği beslenme biçimden uzaklaşan bir canlının pek çok sağlık problemine açık hale geleceğini tahmin etmek hiç de güç değildir.
     
  16. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kedilerde Vücut Dili


    Kediler sahipleriyle aynı dili konuşmasa da inanın vücut diliyle size herşeyi anlatabilirler.Ancak tabii ki sizin bu dil hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir.
    Kedilerin günlük hayatta en kullandıkları hareketler ve anlamları şunlardır;
    Size karnını gösteriyorsa;
    Kesinlikle kendini tam bir güven içinde hissetmektedir. size ve ortama olan güveni sonsuzdur. keyfi yerindedir.
    Fare yürüyüşüne geçmişse ;
    Ortamda tekin olmayan bir şeyler vardır. korku söz konusudur. güvenli bir ortamda değildir.
    Karanlık yerlere çekiliyorsa;
    Keyfi yerinde değildir. kuvvetle ihtimal önemli bir hastalık söz konusudur. yorgun ve mutsuzdur. mutlaka gözetim altında tutulmalı, gerekirse veterinere götürülmelidir.
    Ayağı ile yemeğini kapatmaya çalışıyorsa ;
    Yediği yemek hoşuna gitmiştir. bir parçayı da ilerisi için saklamak ister.
    Pencereden dışarı bakıp uzun uzun miyavlıyorsa ;
    Yalnızlık canına tak etmiştir. oyun oynamak, sosyalleşmek, arkadaş edinmek istiyordur.
    Kulaklarını geriye çekmişse ;
    Korkmuş ya da kızmıştır. İstenmeyen bir şeyi yaptığının farkına varmıştır ya da bir düşman ile karşı karşıyadır. gelecek tehlikeyi keşfetmeye çalışıyordur.
    Yere yüzünü yaklaştırıp öksürüyorsa ;
    Muhtemelen yuttuğu kedi tüyleri topak olmuş ve nefes almasını zorlaştırıyordur.
    Kuyruğunu bacaklarının arasına almışsa ;
    Tehlikeli bir durum ile karşı karşıyadır. korkuyordur. acilen güvenli bir yer aramaktadır.
    Aniden kakasını yaparsa ;
    Çok korkmuştur. kakasını kaçıracak kadar çok korkmuştur. İleride kakasını bıraktığı bu yerin anısını yine kakasının kokusunu alarak hatırlayacaktır.
    Hızlı hızlı kuyruğunu sallıyorsa ;
    Yatmış iken kuyruğunu sallıyorsa kızgınlık anlamındadır. oturmuş bir şekilde iken sallıyorsa sinirlerini bozan bir durumla karşı karşıyadır. saldırı öncesinde uyarıda bulunmaktadır.
    Kuyruğunu bacağınıza sarıyorsa ;
    Mutludur ve sizi görmüş olmaktan memnunluk duymaktadır.
    Yemek yemiyorsa ;
    Hastalık belirtisidir. veterinere götürülmelidir.
    Burnu kurumuşsa ;
    Hastalık ya da ateş belirtisidir. veterinere götürülmelidir.
    Tüyleri diken diken olmuşsa ;
    Kızgındır ve saldırıya geçmek için bedeni tam hazırlık halindedir. kırmızı alarma geçmiştir. olacakları kimse kestiremez.
    Gözlerini hafif hafif kapatıyorsa ;
    Size selam veriyordur. muhtemelen yatmış vaziyettedir. sakin ve keyiflidir veya biraz yorgun ve keyifisizdir ama sizinle olmaktan mutluluk duymaktadır. İç çekmeye benzer bir ruh hali içindedir.
    Ağzında bir şey tutarak size gelmişse ;
    Başarılı bir av dönüşündedir ve avını size hediye etmek istemektedir. başarısı için övgü beklemektedir.
    Uyurken bıyıklarını ve ağzını hareket ettiriyorsa ;
    Rüya görüyordur. tatlı bir kedinin peşinde ya da çimlerde kelebek kovalamaktadır.
    Tuvaletini yaparken miyavlıyorsa ;
    Canı yanıyordur. kabız olabilir ya da barsak kurtları ile başı derttedir. veterinerin görmesi gerekir.
    Tostoparlak olarak duruyorsa ;
    Bir şeyler bekliyordur (muhtemelen yiyecek) ve beklemekten yorulmuştur.
    Oyun oynarken elinizi ısırıyorsa ;
    Dişleri kaşınıyordur. ya da dişleri için egzersiz yapması gerekmektedir. kedi oyuncağı istemektedir.
    Halının üzerine patilerini açarak yan yatmışsa ;
    Sevilmek istiyordur. keyfi yerindedir ve ilgi odağı olmayı beklemektedir.
    Bir başka kedi ile burun buruna tokalaşıyorsa ;
    Tanışma safhasındadır. muhtemelen dost olma eğilimindedir.
    Saksı çiçeklerine göz açtırmıyorsa ;
    Kedi otuna ihtiyaç duymaktadır. tüy topaklarını çıkarmak ve ihtiyaç duyduğu vitaminler için sebze yeme zamanı gelmiştir.
    Tuvaleti yerine başka yerlere tuvaletini yapıyorsa ;
    Tuvaleti ya kirlidir ya da tuvaletinin yerini beğenmemiştir.
    Mobilyaların kenarına kafasını sürtüyorsa ;
    Keyfi yerindedir. evi ve kafasını sürdüğü mobilyaları sahiplenmiştir. hatta biraz sevilmeye de hazırdır.
    Evinizin çeşitli yerlerine çiş bırakıyorsa ;
    Egemenlik alanını belirlemektedir. muhtemelen egemenlik haklarını ihlal edebilecek rakipler söz konusudur.
    Dişi kediniz poposunu yukarı kaldırıyorsa ;
    Çiftleşmek istiyordur.
    Gözlerini dikip bir şeyleri izliyorsa ;
    Bilgi topluyordur. durumu çözümleyerek bir sonraki aksiyonu için veri derlemektedir.
     
  17. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kedi Bakımı » Genel

    Köpekler gibi kedilerin de yediklerinden iyi yararlanmaları, sağlıklı ve çevik kalabilmeleri için zaman zaman gezmeleri, koşup oynamaları lazımdır.
    Eğer kedinizi sürekli olarak içeride tutuyor ve onu dışarı salmıyorsanız, kedinizi yalnız bir odada bırakmayarak, bütün evin içinde koşmasına izin vermeli, ona küçük bir top veya makara hediye ederek, oynayıp neşelenmesine yardım etmelisiniz.Gündüzleri bahçeye bıraktığınız kediniz, akşama kadar hem oynar, hem de avlayabildiği çeşitli hayvancıklarla karnını da doyurup keyiflenir. Fakat onu geceleyin dışarıda bırakmayarak mutlaka içeri almalı, yatağında yatmasını sağlamalısınız.
    Kısa ve uzun tüylü kediler, kısa zaman aralıklarıyla taranıp fırçalanmak isterler. Uzunca zaman taranmayan kedilerde tüyler çok dökülür, keçeleşir ve kirli, çirkin bir durum alır. Keçeleşmiş tüyleri bir makasla ve dikkatle almak, ondan sonra da hayvanı tarayıp fırçalamak lazımdır.Tepeden tırnağa kadar çamura bulandığı zamanlar dışında kedinin, köpekler gibi yıkanması şart değildir. Hayvanın tüylerini kirlendiği zaman talk pudrası sürüp fırçalamak postu temizler, tüylere canlılık ve parlaklık kazandırır.
    Kediler genellikle 10 yıl yaşarlar. Fakat iyi bakım altında tutulan mutlu kediler arasında 15, hatta 20 yılı aşkın yaşayarak emektar bir hatıra halini alanlara da rastlanır.
     
  18. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kedilerde Uygulanması Gereken Aşılar ve Aşı Takvimi



    Kediler çok güçlü canlılar olsa da 9 canlı değillerdir. Onlar da bizim gibi hastalanırlar ve virüslerden , bakterilerden ciddi bir şekilde etkilenirler. Bazı virüs, bakteri türleri onlar için hayati bir tehdit kolaylıkla yaratabilir. Bunu engellemenin birincil yolu kedinizin sağlık ve bakımına gereken hassasiyeti göstermenizdir. Aşılama, kedinizin ve sizin sağlığınız için kritik önemdedir. Aşı, kedinizin ömrünü uzatır, bağışıklık sistemini güçlendirir, öldürücü ve tehlikeli hastalıklarla karşı koruma sağlar.

    Aşıya gitmeden önce ne yapmalıyım?
    Hamile kediler aşılamaya götürülmemelidir. Dişi kediler çiftleştirilmeden önce leukemia aşılaması yapılmış olmalıdır. Kediniz hasta olmamalıdır. (üşütme, ishal ya da diğer rahatsızlıklar vb.) Süt emen yavru kediler sütten kesilmeden aşıya götürülmemelidir. (Zira anne sütünün içinde yavruları hastalıklara karşı koruyan enzimler bulunmaktadır. Bu enzimler aşılamanın sağlayacağı gücü azaltır.)
    Aşı yapıldıktan sonra ne yapmalıyım?
    Kedinizi stres yaratacak etkenlerden uzak tutun. Mümkünse istirahat etmesini sağlayın. (Aşıdan sonra genel yan etkiler; hafif rahatsızlık, hafif ateş, iştah kaybı, aktivite kaybı) Aşıdan sonraki ilk saatler aşının yan etkilerini gözlemlemek açısından çok önemlidir. Kedinizde normal dışı gelişmeler ya da alerji söz konusu ise vakit geçirmeden veterinerinizle irtibata geçin. (Kedilerin çok da az olsa aşıya karşı reaksiyon geliştirmeleri mümkündür.) Aşı yerini ara ara kontrol edin. 10.000'de bir olmakla birlikte aşı yerinde tümör oluşma olasılığı vardır. Böylesi bir oluşum aşılanmadan 2 aya kadar sonra söz konusu olabilir.
    Karma Aşı (FCV+FHV+FPV)
    Karma aşı aslında üç rahatsızlığa ("Feline Calicivirus", "Feline Herpes Virus" ve "Feline Panleukapenia Virus") karşı yapılan bir toplu aşıdır. Feline Panleukapenia Virus, kediler için öldürücüdür. Virüs kedilerde "iştah kaybı" ve "kusma" ile kendini gösterebileceği gibi hiçbir belirti göstermeden de etkili olabilir. Bu virüs inanılmaz sıcaklıklarda, nemli ortamlarda bile yaşayabilen çok güçlü bir virüstür. O sebeple aşılama önemlidir.Feline Calicivirus ve Feline Herpes Virus, kedilerde solunum yolu rahatsızlıklarına sebebiyet verir. Kedilerdeki solunum rahatsızlıklarının % 80'inin arkasındaki bu virüsler bulunur. Nezleli kedilerden ya da nezleli insanlardan geçebilir. (Akan gözler, burunlar bu virüslerin dağılmasında etkendir.)Özellikle nezleli ortamlarda kedilerin yiyecek kaplarının nezlenin etkisinden iyi korunması gerekir. Bu virüs ciddi solunum hastalıklarına sebep olur.

    Her yıl tekrarlanmalıdır.
    Leukemia (Feline Leukemio Virus)
    Kedi Lösemisi olarak da bilinen leukemia hastalığı için aşılama iki ya da üç aşamalı olarak yapılmaktadır. Bununla birlikte kedinizi leukemia'ya karşı aşılatmadan önce leukemia testi yaptırmalısınız. Zira kediniz ne yazık ki leukemia ise bu durumda onun sağlığını daha da kötüleştirmeniz söz konusudur. Bu hastalığı taşımadığını test ile tespit ettikten sonra aşılamaya geçilmelidir.
    Her yıl tekrarlanmalıdır.
    Kuduz (Rabies)
    Kuduz aşısı kedi besleyenler için aslında yasal bir zorunluluktur. Zira kediniz bir yabancıyı ısırdığında ya da tırmaladığında halk sağlığı kuralları açısından ısırılan/tırmalanan kişi kedinizin kuduz olup olmadığını teşhis ettirme hakkına sahiptir. Bu tür bir sıkıntıyı bertaraf etmenin en doğru yolu bir veteriner kliniğinde kedinizi kuduza karşı aşılatmak ve aşılandığının delilini teşkil eden karneyi de emin bir şekilde saklamaktır.
    Her yıl tekrarlanmalıdır.

    Türİlk AşılamaPeriyodik Aşılama Kedi
    1. gün : Karma aşısı - 1. doz

    21. gün : Karma aşısı - 2. doz

    27. gün : Kuduz aşısı Karma ve kuduz aşıları yılda bir kez tekrarlanır.

    İç paraziter ilaçlama üç ayda bir tekrarlanır.

    Risk oranı yüksek bölgelerde (köy,tatil beldeleri,deniz kentleri vs)iç paraziter ilaçlama iki ayda bir, dış paraziter ilaçlama ayda bir yapılmalıdır.
     
  19. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Tarihte Kediler



    Kedi (Felis silvestris catus), kedigiller (Felidae) familyasından evlerde beslenebilen, küçük, memeli, avcı ve etçil hayvanlar. Zaman zaman bitkisel gıda tüketebilirler.

    Evcil memeliler, yabanıl kedigil türlerine özgü fizyolojik özelliklerin pek çoğuna sahiptir. Ortalama ağırlığı 2.7 - 4.5 kg arasında değişmekle birlikte, soyu karışık olanlar arasında 12.5 kg'a ulaşanlar ender değildir. Ortalama vücut uzunluğu erkeklerde 70, dişilerde 50 cm'dir. Evcil kedi soylarının büyük bölümü kısa tüylü, Ankara ve İran kedileri ise uzun tüylüdür; ayrıca, bir İngiliz soyu olan Rex kedisi'nin tüyleri ise kıvırcıktır. Kediler genellikle siyah, sarı, boz ve beyaz renkli ya da bu renklerden birkaçıyla alacalıdır. Tekir denilen siyah çizgi ve benekler ile bezenmiş kedilere oldukça sık rastlanır. Üç renk ile alacalanmış kedilerin pek azı erkek olup, bu erkeklerin ise hemen hemen tümü kısırdır, Ankara kedisi gibi mavi gözlü, uzun beyaz tüylü kedilerin çoğu ise sağırdır.

    [​IMG]
    Kedinin üst çenesinde 16, alt çenesinde 14 diş bulunur. Toplam sayısı 24 olan sütdişleri, yaklaşık beşinci ayda yerini kalıcı dişlere bırakır. Öbür kediler gibi ağızları yalnız dikey yönde hareket ederek besinleri tutmaya, kesmeye ve parçalamaya, fırçaya benzeyen dilleri sıvıları içebilmeye ve fırçalanarak temizlenmeye yarar.

    Kedilerin özelleşmiş yapılarından biri de, keskin ve sivri tırnaklarla donanmış güçlü pençeleridir. Pençelerinde, tırnakları içeriye çeken bir mekanizma bulunur. Parmak ucunda tırnağı taşıyan kemik, eklemlendiği kemiğin ucunda dönerek tırnağın içeri çekilmesini ya da dışarı çıkarılmasını sağlar. Tırnakları kılıfından çıkarma hareketi, aynı zamanda iki misli genişlettiği pençeyi etkin bir silaha dönüştürür.

    Öbür familya üyelerinde olduğu gibi, gözlerinin ağ tabakasında ışığa karşı büyük bir duyarlılık sağlayan guanin katmanı vardır. Kedi gözünün geceleri güçlü ışık karşısında parlamasına bu madde yol açar. İrice olan gözlerindeki iris, ışığın yoğunluğuna göre genişler ya da ince bir dikine çizgi halini alıncaya kadar daralır. Kediler renkleri belirgin olarak ayırt edemezler.
     
  20. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Bir Kedinin Yaşam Evreleri




    Kediler keşke daha uzun yaşalar. Her güzel şey gibi ne yazık ki kedilerin de ömrü kısadır. Bir kedi ortalama 12-15 yaş arasında yaşar. Ama daha uzun yaşaması da elbette mümkündür.

    Kedimveben.com okuyucularından Yıldız Belger Hanım’ın keyifli kedisi Musti bize resmi iletildiğinde 21 yaşındaydı. Kedilerin uzun yaşaması bakıma, beslenmeye ve tabii ki kendi doğasına bağlıdır.



    Ama bir kedinin ortalama hayat süresini 12 yıl sayar isek bu evredeki aşamaları 3’e ayırabiliriz ;
    • Çocukluk
    • Yetişkinlik ve
    • Yaşlılık
    Çocukluk Dönemi

    Doğumdan bir yaşa kadar süren dönemdir. 1 yaşını doldurmuş bir kediyi 12-14 yaş arasındaki bir ergen gence benzetebilirsiniz. Yani gençkızlık ya da delikanlılık dönemine girilmiştir. Yeni doğmuş bir kedi 5-6 haftalık olana dek anne sütüne muhtaçtır. Daha sonra ise annesinin korumasında sosyalleşmeye ve kedi davranışlarını öğrenmeye başlar. Şaşılacak derecede kediler annelerinden ya da yaşadıkları diğer kedilerden huy ve davranış kaparlar. Erginleşme ise erkek kediler de 6 ila 8 aylıkken, dişi kedilerde ise 4 ila 6 aylıkken gerçekleşir. Bu sebeple kısırlaştırma erginleşmenin sonunda yapılmalıdır. Ama kedinizin biraz daha büyümesini istiyorsanız kısırlaştırma kedinizi kontrolünüz altında tuttuğunuz takdirde 1-2 yaş arasında da yapılabilir. Çocukluk Dönemi, oyun ve yaramazlık dönemidir. Kediler bu dönemde oral dönem, anal dönem bir çok evre geçirirler ve her türlü organları ile çevrelerini, yaşamı tanımaya çalışırlar. Oyun içinde ısırıklar ve tırmalamalar bu evrenin vazgeçilmez aksiyonlarındandır. Bu dönemde kediler büyümek ve serpilmek için içeriği zengin yiyeceklere ihtiyaç duyarlar ve yediklerini de hızla enerjiye çevirirler. Yavru bir kedi ile oynayan yetişkin bir insan kısa sürede pes etse de yavru kedi hala oyunun devamında ısrarcı olur. Ayrıca temel aşıların da bu dönem içinde tamamlanması lazım gelir.

    Yetişkinlik Dönemi

    1 yaştan 6 yaşın bitimine kadarki dönemi kapsar. Artık ağırbaşlı olmanın başlangıcındayızdır. Yavaş yavaş karizma ve tarz gelişir. Çevreye kafa tutma, diğer kedilere ve insan dostlarına kendini kanıtlama da tam bu döneme denk düşer. Eskisi gibi her çağrıldığında gelmez. Kendine ait bir ajandası vardır ve bu ajanda herşeyden önceliklidir. Eğer başka kediler de varsa egemenlik savaşları yakınlardadır. Beslenme tarzı da bu dönemde yavaş yavaş değişir. Artık seçilen kuru mamalar çocuk (juniour) için değil yetişkin (adult) için olmalıdır. Çocuklara yönelik kuru mamalar lezzetleri sebebi ile yetişkin kedilerce ilgiyle karşılansa da yetişkin bir kedinin sindirimi açısından daha zor olan bu türden kuru mamalar sadece çocukluk döneminde kullanılabilir. Yetişkinlik Dönemi süresince kedilerin enerjileri eskisine oranla yavaş yavaş azalır. Oyun ve eğlence bu dönemin de yine baş tacıdır ama çocukluk dönemindeki kadar bir aktivite görülmez.

    Yaşlılık Dönemi

    7 yaşından itibaren kedilerin yaşlılık dönemine girdikleri kabul edilir. Bu dönemin en belirgin özelliği aktivitelerdeki hareket azalmasıdır. Ama oyun her dönem için kedilerin sevdiği bir şeydir. (Eğlence hayat boyudur.) Yaşlılık, ne yazık ki, insanoğlunda da olduğu gibi kedilerde de hastalıkların ve fiziksel sıkıntıların yavaş yavaş nüksettiği bir dönemdir. Bu sebeple düzenli doktor kontrolleri bu dönemdeki kediler için aksatılmamalıdır. Yeme alışkanlıkları da değişmeye başlar. Yaşlanma ile kediler çok seçici olurlar. Bunun bir sebebi tat ve koku alma duyularının keskinliğindeki görece azalma olduğu kadar diş ve ağız yapısının eskisine oranla daha hassas hale gelmesidir. Su kaybı bu dönem için çok önemli bir sorun teşkil edebilir. O sebeple kuru mamalar (seniour grubu) yaşlılık döneminde bir süre devam ettirilse de yavaş yavaş yaş mamalara geçilmesinde fayda vardır. Yaş mamalar içerdikleri su sebebi ile su içmek konusunda isteksiz davranan yaşlı kedilerin su ihtiyacını bir ölçüde karşılarlar. Çok iştahsızlık söz konusu olduğunda ise kedi dostlarının mutfağa girip kedilerinin tekrar iştahlarını açmak için ciğer, balık, kızarmış tavuk gibi yüksek aromalı yemekler hazırlaması gerekir. Yaşlılık, anlayış ve nezaket ister. Özellikle yaşlı kediler uyuma saatlerinde daha sessiz ve sakin ortamları tercih ederler ve günlük yaşam rutinlerine de saygı duyulmasını beklerler.
     

Bu Sayfayı Paylaş