Kazakistan Yeni Alfabesi - Kazak Alfabesi

'Ülke Kültürleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 19 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kazakistan Yeni Alfabesi - Kazak Alfabesi konusu Kazak Alfabesi

    Kazak Kiril yazısında Rus Kiril alfabesine ilaveten şu harfler bulunur: Ә, Ғ, Қ, Ң, Ө, Ұ, Ү, Һ, І. Rus alfabesinden alınan В, Ф, Х, Ц, Ч, Щ, Ъ, Ь ve Ё harfleri sadece çoğunluğu Rusçadan alınan ödünç kelimelerde bulunur. En fazla Çin, İran ve Afganistan'da kullanılan Kazak Arap alfabesinde 29 harfin yanısıra yüksek hemze ٴ, ve la لا bağlama harfi bulunur. ۆ, گ, ڭ, پ, چ harfleri Arapçada bulunmayan sesleri gösterir.
    Kazak Kiril yazısı Kazakistan ve Moğolistan'da kullanılır. Bu alfabe Kazak Türkçesindeki sesleri göstermek üzere Rusça alfabesindeki 33 harfe 9 harf daha ilave edilip 42 harfli olarak 1940 yılında S. A. Amanjolov tarafından sunulmuştur. İlave edilen harflerden Ұ, 1950'ye kadar Ӯӯ şeklindeydi.
    Kazakistan Yeni Alfabesi


    Türk Dil Kurumunda 11-15 Haziran 2007 tarihleri arasında Kazakistan’ın Latin alfabesine geçişi ile ilgili bir toplantı yapılarak Türkiye’nin Latin esaslı Türk Alfabesi üzerinde yaklaşık seksen yıllık birikim ve deneyimleri paylaşılarak Kazakistan’da son dönemde büyük bir hız kazanan alfabe reformu hakkındaki gelişmeler değerlendirildi. Kazakistan’da bir süredir hız kazanan Yeni Kazak Alfabesi üzerinde görevli kurumların uzmanlarından oluşan ve T.C. Dışişleri Bakanlığı ve TİKA işbirliğiyle ülkemize davet edilen konuk heyet şu kişilerden oluşmaktaydı:


    Prof. Dr. Erden Z. Kajıbek (Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakanlığı Dil Komitesi Başkanı),
    Prof. Dr. Köbey Ş. Hüseyin (Kazakistan Bilimler Akademisi A. Baytursınov Dilbilim Enstitüsü Müdürü)
    Prof. Dr. Alimhan J. Junisbek (A. Baytursınov Dil Bilgisi Enstitüsü Baş Bilim Uzmanı),
    Erlan Kuzekbay (Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakanlığı Dil Komitesi Şube Müdürü).

    Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın başkanlığındaki Türkiye Cumhuriyeti heyetinde de şu kişiler yer aldı:

    Prof. Dr. Recep Toparlı (TDK Başkan Danışmanı),
    Bilâl Şimşir (Emekli Büyükelçi),
    Prof. Dr. Emine Gürsoy-Naskali (Marmara Üniversitesi),
    Prof. Dr. Nadir Devlet (Yeditepe Üniversitesi),
    Prof. Dr. Mustafa Öner (Ege Üniversitesi),
    Prof. Dr. Eşref Adalı (İTÜ),
    Prof. Dr. Nurettin Demir (Başkent Üniversitesi),
    Prof. Dr. Çetin Pekacar (Gazi Üniversitesi),
    Yurtsan Atakan (Hürriyet gazetesi bilişim yazarı),
    Safa Tekeli (Anadolu Ajansı),
    Doç. Dr. Halil İbrahim Usta (Ankara Üniversitesi),
    Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir (Gazi Üniversitesi),
    Yrd. Doç. Dr. Caştegin Turgunbayev (Dicle Üniversitesi),
    Yrd. Doç. Dr. Hatice Şirin User (Ege Üniversitesi).

    11 Haziran 2007’de Kazak heyetinin Ankara’ya geldiği saatlerde, Türk heyeti Türk Dil Kurumunda özel olarak toplanıp ertesi günkü resmi görüşmelerde hangi noktaların ele alınacağı hakkındaki ayrıntıları değerlendirdi ve programın içeriğini belirledi.


    12 Haziran 2007’de saat 10.00’da başlayan oturumda ilk sözü alan Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Türkiye’den katılımcıları tanıttıktan sonra, bundan bir süre önce Türkiye’ye gelen ilk Kazak heyeti ile yapılan görüşmeleri anlatarak bu konuda asıl yetkililerden oluşan bir heyetle Türkiye’deki uzmanların bir araya gelmesi yönünde karar aldıklarını belirtti. Dışişleri Bakanlığı İkili Kültürel İşler Genel Müdür Yardımcılığının 4 Haziran 2007 gün ve 243434 sayılı yazısıyla Kazakistan’ın Latin alfabesine geçişiyle ilgili çalışmaları yürütmek üzere Kazakistan Cumhuriyeti tarafından görevlendirilen heyeti selamlayan Prof. Dr. Ş. H. Akalın, yaklaşık seksen yıldır Latin alfabesini kullanan Türkiye Cumhuriyeti’nin deneyimlerini aktarabilmek için her türlü işbirliğine hazır olduğumuzu bildirdi.


    Kazakistan’ın Latin kökenli alfabeye geçişinin hem bu kardeş ülke hem de Türk dünyası açısından büyük önem taşıdığını söyleyen TDK Başkanı, özellikle Türk soylu ülkeler ve topluluklar arasında iletişimin sağlanması yolunda bu adımın tarihsel önemini vurguladı.
    Klasik Latin Alfabesinde bulunmayan fakat Türk yazı dillerinin hepsinin ortak özelliğini oluşturan ç, ı, ö, ş, ü gibi seslerin ortak harflerle yazılmasının önemine değinen Başkan, önceki yıllarda Latin alfabesine geçiş kararı alan Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan ile gereğince bilimsel işbirliği sağlanamadığı için birbirinden kopuk uygulamalar oluştuğunu belirtti.

    Henüz SSCB’nin dağıldığı dönemde, 18-20 Kasım 1991 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen “Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu” ve ardından gelen bilimsel toplantılar, 34 harfe dayanan Türk Dünyası Ortak Türk Alfabesi’ni gündeme getirmişti. Son onbeş yıldır bütün Türk Cumhuriyetleri için ortak ve bütünleştirici bir zemin oluşturan bu alfabenin Kazakistan’ın yeni alfabesi için de esas tutulmasının önemine değinen TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, çağımızın bilişim, bilgisayar teknolojileri ve iletişim alanındaki teknolojik olanaklarının da yazı devrimi yapmaya karar veren Kazakistan için kolaylık sağladığını belirtti. Başkan, Kazakistan Devlet Başkanı Ekselansları Nursultan NAZARBAYEV’in Latin kökenli Yeni Kazak Alfabesi yönündeki bu kararının bütün bölge ülkeleri için tarihsel öneme sahip bir örnek oluşturduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.

    Kazakistan Heyeti adına ilk sözü alan Prof. Dr. Erden Zadaulı Kajıbek de konuşmasına heyetinde yer alan uzmanları tek tek tanıştırarak başladı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Latin kökenli alfabe üzerindeki büyük birikim ve deneyimlerini paylaşmak ve görüş alışverişinde bulunmak üzere Ankara’da bulunduklarını belirtti. 2006 yılı Kasım ayında Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in Latin esaslı yeni Kazak alfabesinin oluşturulması ve bu alfabeye geçiş için altı ay içinde bütün kuruluşların ve uzmanlarının hazırlık yapması yönünde buyruğu olduğunu anımsattı. Bir süre önce uzmanlardan oluşan bir heyetin Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk cumhuriyetlerinde bulunarak bu ülkelerin deneyimlerini paylaştığını anlattı.

    Daha Sovyet dönemindeki Türkoloji toplantılarından beri tanıdığımız seçkin Kazak dilbilimcisi Prof. Dr. Erden Zadaulı Kajıbek, Eski Türkçedeki sinkretik isim ve fiil kökleri üzerindeki bilimsel çalışması ve etimoloji araştırmalarıyla ülkemiz bilim adamları arasında bilinmekteydi. Halen Kazakistan Cumhuriyeti İletişim ve Kültür Bakanlığı Dil Komitesi Başkanı (Kazakstan Respublikası Mèdeniyet Jène Aķparat Ministrligi Til Komiteti Töragası) olan Prof. Dr. E. Z. Kajıbek, ülkemizdeki Türklük bilimi çalışmalarında tarihsel bir önemi bulunan Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü’nü (1991) hazırlayan Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun başkanlığındaki grubun üyesi olarak da çalışmıştı.
    Kazak Heyeti Başkanı Prof. Dr. Erden Z. Hacıbek, okuma yazma oranının yüzde yüze yakın olduğu ülkesinde, Devlet Başkanı Nazarbayev tarafından verilen Latin Alfabesi kökenli Yeni Kazak Alfabesi kararının, 1940’tan beri kullanılan Kiril kökenli alfabeyle basılmış yazılı kültür birikiminden koparmaması için teknik hazırlıklar yapıldığını belirtti.

    Özellikle bilgisayar teknolojisini kullanan çeviri programlarının Kazakistan’da hızla geliştiğini anlatan başkan, bu gelişkin teknolojiler sayesinde reformun yaratacağı kopukluk gibi zorlukları aşmayı umduklarını dile getirdi. Arı bir Türkçeyle konuşmasını sürdüren Prof. Dr. E. Z. Kajıbek, Kazakistan’da bir süredir başlatılmış olan ve Kazak edebiyatını, folklorunu, dilbilim kaynaklarını içine alan yüzlerce ciltlik Ata Mura (Ata Mirası) projesinden söz etti. Buna örnek olarak da Eski Türk Yazıtlarının derlemi (corpus) üzerinde geliştirilmiş Türik Bitik adlı bir programı da gösterdi. Bu program aracılığıyla Eski Türk Yazıtlarının bütün metinleri bir araya getirilmiştir. Metinler tam transkripsiyonlarıyla verildiği gibi, bu metinlerin tam bir söz varlığı da çıkarılmıştır. Sözlükten aratılacak bir söz tam şekli ve bütün söz dizimi bağlantılarıyla ortaya çıktığı gibi, seçilen sözün sıklık oranları da verilmektedir. Bütün Türk Dünyası için övünç verici bir sonucu ortaya çıkaran bu programı hazırlayan kurumlar Kazakistan Kültür ve İletişim Bakanlığı Dil Komitesi ile Abay adındaki Devlet Pedagoji Üniversitesidir. Çalışan uzmanların adları da şöyledir: K. Iskakov, N. Bazılhan, G. Serjan, G. Kosımova, G. Boranbayeva, K. Bedelov, N Kurmangaliyeva, M. Urazımbetov, N. Jazılbekova, M. Kalihanov.

    Kazak konuğumuzdan sonra Türkiye heyeti adına söz alan Emekli Büyükelçi Dr. Bilal Şimşir, Türk Yazı Devrimi adlı çalışmasında ortaya koyduğu tarihçenin önemli noktalarına işaret etti. Ülkemizde yetmişi aşkın kitap ve iki yüzden fazla makalesiyle diplomasinin yanı sıra, dünya arşivlerinden derlediği orijinal belgelerle yayımladığı eserler dolayısıyla Türk göçleri, Ermeni sorunu ve Kürtçülük gibi konularda da bir tarih otoritesi olan Bilal Şimşir, SSCB’nin dağıldığı süreçte, Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlık ilan ettiği dönemin birinci derecede tanığıdır. Kendisi Türk Dünyası yakın tarihinin ve uluslararası ilişkilerinin de uzmanı olarak Türk Heyetinde bambaşka bir ağırlık taşıyordu. Bu engin diplomatik birikimi ve deneyimlerine dayanarak konuşan E. Büyükelçi Bilal Şimşir, Latin uygulamasını başlatan diğer Türk cumhuriyetlerindeki kimi harflerin Latin alfabesinde hiç bulunmadığını ve alfabenin dildeki ortaklığı yansıtması beklenirken bu garip işaretlerden ötürü belli bir kopmaya neden olduğunu bildirdi. Üstat tarihçi ve diplomatımız, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1928’deki yazı devriminde kullandığı hızlı devrim siyasetiyle, eski yazı taraftarlarının direncini kırdığına özellikle dikkat çekti.

    Konuk heyetin ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Köbey Şahmetulı Hüseyin, ülkemizde yapılan Türkoloji toplantılarında ciddi bildirileriyle tanınan seçkin Kazak dilbilimcisidir. Kazakistan Bilimler Akademisi Ahmet Baytursın Dilbilim Enstitüsü Müdürü olan Köbey Ş. Hüseyin, halen ülkede uygulamaya geçecek yazı devriminin en merkezi bilim kurumunu yönetmektedir ve dış dünyada da tanınmış bir bilim adamıdır. Yüzden fazla bilimsel çalışması bulunan Prof. Dr. K. Ş. Hüseyin, leksikoloji, fonetik ve terminoloji sorunları üzerinde durduğu gibi Kazak dilbiliminin tarihi ve devlet dilinin işlevleri gibi konularda da çalışmaktadır. Nitekim Köbey Hüseyin oturumda söz alarak, Kazakistan’da kurumlar düzeyinde yazı reformu için hangi çalışmaların yapıldığını ve özellikle Dilbilim Enstitüsünün Yeni Kazak Alfabesine geçişteki rolünü anlattı.
     

Bu Sayfayı Paylaş