Kayıp ile ilgili masallar

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda melda tarafından 14 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Kayıp ile ilgili masallar konusu kayıp ile ilgili masallar

    Kayıp Masalın Peşinde

    Bir varmış, bir yokmuş, dünya güzel çocuklara güzel masallarla doluymuş. Her çocuğun bir masalı varmış, ama masallardan biri kayıpmış ve bu masalı bulma işi de masalları hiç sevmeyen bir çocuğun işiymiş. Çocuk o gece de, her geceki gibi istemeye istemeye yatağına gitmiş. Annesi o hiç sevmediği, sıkıcı masallardan okumak için yanına gelmiş. Ama güzel çocuk “istemiyorum masal okumanı, ben masalları sevmem ” demiş, ve kendi kendine uyuyakalmış. Gece yarısı birden odasına yayılan ışıkla uyanmış. Gözlerini kamaştıran bu ışık pencereden geliyormuş. Hemen yatağından fırlayıp, pencereye koşmuş. Gözlerine inanamıyormuş, gece yarısı bu gökkuşağı nereden gelmişti! Üstelik istese gökkuşağını tutabilirmiş.

    Yavaşça pencereye çıkıp, biraz da korkarak tek ayağını gökkuşağının üzerine koymuş. Sonra da gökkuşağının üzerine oturup hızla kaymaya başlamış . Etrafındaki herşeyin görüntüsü birbirine karışmış, kulağına değişik sesler gelmeye başlamış. Birden bütün hızıyla, daha önce hiç görmediği yemyeşil bir bahçeye düşüvermiş. Yere düştükten bir süre sonra yavaşça başını kaldırmış, gözlerine inanamamış. Burası neresi diye düşünmüş içinden. Ayağa kalkmış, başı hala biraz acıyormuş. Etrafında gördüğü herşey ışık saçıyormuş, uzaklardan kulağına neşeli bir müzik sesi geliyormuş. Biraz daha yürüyüp, ileriye gidince karşısına bir cüce çıkmış. “Bir dakika ” demiş küçük çocuk, seni tanıyorum galiba .. Cüce gülerek “Evet” demiş, “Ben uykucu, Pamuk Prensesin cücelerinden biriyim”. Küçük çocuk “ Nasıl yani, sen gerçekten var mıydın?” diye sormuş.

    Cüce “Evet, elbette, hem ben hem de masallarda duyduğun ve okuduğun herkes burada yaşıyoruz. Hergece bir anne çocuguna masal okumak istediği zaman, masalların içine giriyoruz ve sizin hep dinlediğiniz hikayeleri tekrar tekrar yaşıyoruz”. Küçük çocuğun kafası iyice karışmış. “Gel ” demiş Uykucu cüce “Sana diğerlerini de göstereyim”. Küçük çocuk, cücenin peşinden gitmeye başlamış ve gördüğü herşey onu çok şaşırtmış. Konuşan kelebekler, yeşil dereler, kırmızı kuşlar, uçan kurbağalar, herşey ama herşey çok değişikmiş. “İşte geldik” demiş Uykucu.

    Küçük çocuk şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırmış. “Aaaa, şu Sindrella değil mi”. Gerçekten de bütün masal kahramanları karşısındaymış. Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt, Pamuk Prenses, cüceler, Külkedisi….. Hepsi ama hepsi karşısında duruyormuş. “Rapunzel’e bak, saçları gerçekten de çok uzunmuş, aa işte Uyuyan Güzel, işte işte orada da Çizmeli Kedi duruyor, yine yaramazlık peşinde”. Birden gözü Pamuk Prenses’in kötü kalpli üvey annesine takılmış, aynası elindeymiş yine ve gülümseyerek küçük çocuğa doğru yaklaşmış. “Korkma ”demiş “Hoşgeldin”. “Biz hepimiz burda yaşıyoruz, bütün masallar ve kahramanları, ama bir masal hariç. Yıllar önce bir masal birden aramızdan ayrıldı, onu şu ana kadar okuyan ve duyan olmadı. Şimdi senden bu masalı bulmanı istiyoruz”. Küçük çocuk hiçbir şey anlamamış. “Ama ben nasıl bulabilirim ki? Nerde olduğunu bilmiyorum”. Pamuk Prenses’in üvey annesi kocaman kırmızı bir kuş tüyünü çocuğa vermiş. “Bu tüye bin ve git. Hiç kimsenin şu ana kadar okuyamadığı o masalı bizim için bul lütfen”. Küçük çocuk kırmızı tüye binmiş ve kendini tekrar odasında bulmuş.

    Sabaha kadar düşünüp durmuş, yaşadıklarına inanamıyormuş bir türlü. Hiç kimsenin bilmediği bir masal nerde olabilirdi? Bu düşüncelerle tekrar uykuya dalmış. Rüyasında hiç tanımadığı atlı bir süvarı tüm gücüyle bağırmış: “Ah güzel ve küçük çocuk, aradığın her şey hergün senin ayağına kadar geliyor ama sen onu duymak istemiyorsun !”. Küçük çocuk birden uykusundan uyanmış. Terden sırılsıklam olmuş. Gülümseyerek karşısında duran gerçeğe bakmış. O kimsenin duymadığı , bilmediği ve okumadığı en güzel masal, orada her gece annesinin okumak istediği, ama çocuğun dinlemediği kitabın içinde sessizce bekliyormuş.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 14 Ağustos 2015
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Kayıp Masalın Peşinde

    Bir varmış, bir yokmuş, dünya güzel çocuklara güzel masallarla doluymuş. Her çocuğun bir masalı varmış, ama masallardan biri kayıpmış ve bu masalı bulma işi de masalları hiç sevmeyen bir çocuğun işiymiş. Çocuk o gece de, her geceki gibi istemeye istemeye yatağına gitmiş. Annesi o hiç sevmediği, sıkıcı masallardan okumak için yanına gelmiş. Ama güzel çocuk “istemiyorum masal okumanı, ben masalları sevmem ” demiş, ve kendi kendine uyuyakalmış. Gece yarısı birden odasına yayılan ışıkla uyanmış. Gözlerini kamaştıran bu ışık pencereden geliyormuş. Hemen yatağından fırlayıp, pencereye koşmuş. Gözlerine inanamıyormuş, gece yarısı bu gökkuşağı nereden gelmişti! Üstelik istese gökkuşağını tutabilirmiş.

    Yavaşça pencereye çıkıp, biraz da korkarak tek ayağını gökkuşağının üzerine koymuş. Sonra da gökkuşağının üzerine oturup hızla kaymaya başlamış . Etrafındaki herşeyin görüntüsü birbirine karışmış, kulağına değişik sesler gelmeye başlamış. Birden bütün hızıyla, daha önce hiç görmediği yemyeşil bir bahçeye düşüvermiş. Yere düştükten bir süre sonra yavaşça başını kaldırmış, gözlerine inanamamış. Burası neresi diye düşünmüş içinden. Ayağa kalkmış, başı hala biraz acıyormuş. Etrafında gördüğü herşey ışık saçıyormuş, uzaklardan kulağına neşeli bir müzik sesi geliyormuş. Biraz daha yürüyüp, ileriye gidince karşısına bir cüce çıkmış. “Bir dakika ” demiş küçük çocuk, seni tanıyorum galiba .. Cüce gülerek “Evet” demiş, “Ben uykucu, Pamuk Prensesin cücelerinden biriyim”. Küçük çocuk “ Nasıl yani, sen gerçekten var mıydın?” diye sormuş.

    Cüce “Evet, elbette, hem ben hem de masallarda duyduğun ve okuduğun herkes burada yaşıyoruz. Hergece bir anne çocuguna masal okumak istediği zaman, masalların içine giriyoruz ve sizin hep dinlediğiniz hikayeleri tekrar tekrar yaşıyoruz”. Küçük çocuğun kafası iyice karışmış. “Gel ” demiş Uykucu cüce “Sana diğerlerini de göstereyim”. Küçük çocuk, cücenin peşinden gitmeye başlamış ve gördüğü herşey onu çok şaşırtmış. Konuşan kelebekler, yeşil dereler, kırmızı kuşlar, uçan kurbağalar, herşey ama herşey çok değişikmiş. “İşte geldik” demiş Uykucu.

    Küçük çocuk şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırmış. “Aaaa, şu Sindrella değil mi”. Gerçekten de bütün masal kahramanları karşısındaymış. Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurt, Pamuk Prenses, cüceler, Külkedisi….. Hepsi ama hepsi karşısında duruyormuş. “Rapunzel’e bak, saçları gerçekten de çok uzunmuş, aa işte Uyuyan Güzel, işte işte orada da Çizmeli Kedi duruyor, yine yaramazlık peşinde”. Birden gözü Pamuk Prenses’in kötü kalpli üvey annesine takılmış, aynası elindeymiş yine ve gülümseyerek küçük çocuğa doğru yaklaşmış. “Korkma ”demiş “Hoşgeldin”. “Biz hepimiz burda yaşıyoruz, bütün masallar ve kahramanları, ama bir masal hariç. Yıllar önce bir masal birden aramızdan ayrıldı, onu şu ana kadar okuyan ve duyan olmadı. Şimdi senden bu masalı bulmanı istiyoruz”. Küçük çocuk hiçbir şey anlamamış. “Ama ben nasıl bulabilirim ki? Nerde olduğunu bilmiyorum”. Pamuk Prenses’in üvey annesi kocaman kırmızı bir kuş tüyünü çocuğa vermiş. “Bu tüye bin ve git. Hiç kimsenin şu ana kadar okuyamadığı o masalı bizim için bul lütfen”. Küçük çocuk kırmızı tüye binmiş ve kendini tekrar odasında bulmuş.

    Sabaha kadar düşünüp durmuş, yaşadıklarına inanamıyormuş bir türlü. Hiç kimsenin bilmediği bir masal nerde olabilirdi? Bu düşüncelerle tekrar uykuya dalmış. Rüyasında hiç tanımadığı atlı bir süvarı tüm gücüyle bağırmış: “Ah güzel ve küçük çocuk, aradığın her şey hergün senin ayağına kadar geliyor ama sen onu duymak istemiyorsun !”. Küçük çocuk birden uykusundan uyanmış. Terden sırılsıklam olmuş. Gülümseyerek karşısında duran gerçeğe bakmış. O kimsenin duymadığı , bilmediği ve okumadığı en güzel masal, orada her gece annesinin okumak istediği, ama çocuğun dinlemediği kitabın içinde sessizce bekliyormuş.
     
  3. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Kayıp Saat Çocuk Hikayesi

    Babası Mert’ e güzel bir saat almıştı. Mert babasına teşekkür etti. Mert’ in saatte 12 rakamı dikkatini çekti. 12 en üstteydi. Mert babasına:
    - Babacığım en üstte neden 1 rakamını değilde 12’ yi koymuşlar dedi. Babası, bunu hiç düşünmemişti. Çok ilginç bir soruydu bu neden 1 değilde 12 sayısı. Babası:
    - Oğlum bir gün 24 saatten oluşur. Saatte sayı diziminin daha kolay olması için yapılmış olabilir, dedi. Mert:
    - Hımm! Ben dışarı çıkabilir miyim dedi ve babasından izin alarak arkadaşlarıyla oynamak için dışarı çıktı. Mert yeni aldığı saati arkadaşlarına gösterdi. Daha sonra arkadaşlarıyla beraber oyunlar oynadılar. Mert birden kolunda saatinin olmadığını fark etti. Saat yoktu. Mert:
    - Arkadaşlar saatim düşmüş dedi. Mert ve arkadaşları saati aramaya başladılar. Saati bulamadılar. Mert üzüldü, başını eğerek eve doğru gitti. Kapıyı çaldı. Annesi kapıyı açtığında Mert ‘ e baktı. Annesi:
    - Yavrum. Ne oldu? Dedi. Mert:
    - Anne. Babamın hediye aldığı saati kaybettim dedi. Annesi çocuğunu içeri aldı. Mert üzgün bir şekilde pencere kenarına oturdu. Batan güneşi seyretmeye başladı. Bu sırada başka bir evde Deniz isimli bir çocuk gülen gözlerle annesine:
    - Anneciğim bak ne buldum? Diyerek saati gösterdi. Annesi saati eline aldı ve dedi ki:
    - Yavrum bu saati nereden buldun? dedi.
    Bu sırada Mert’ in babası eve gelmişti. Mert olanları babasına anlattı. Babası Mert’ e:
    - Oğlum. Bir daha ki sefere daha dikkatli olursun. Kaybolan saati yerine yenisini alabiliriz ama kaybolan zamanın yerine yenisini alamayız. Yaşadığımız olaylardan, kaybettiğimiz eşyalardan ders almazsak bu ders sürer gider. Her olaydan alacağımız dersler vardır ve bize hayatımız en büyük derstir. Mert babasını dinledikten sonra daha dikkatli olacağına söz verdi ve uyumak için yatağına gitti.
    Denizin annesi denize : -Yavrum bu saat başka birine ait. Bu saati senin kullanman doğru olmaz. Bu saati sahibine vermeliyiz, doğru davranış budur. Yarın bu saati bulduğun yere gidip oradaki evlerde oturanlara soralım. Belki sahibi çıkar dedi. Denizde:
    -Peki anneciğim dedi.
    Ertesi gün Deniz ve annesi Mert’ in evinin kapısını çaldılar. Deniz’ in annesi kapıyı açan Mert’ in annesine:
    -Oğlum dün bu yolda bir saat bulmuş der demez Mert’ in annesi:
    - Bu saat oğlumun çok teşekkür ederim size, içeri buyurmaz mısınız dedi. Deniz ve annesi içeri girdiler. Mert eline saati aldı.
    - Yaşasın dedi. Deniz ve annesine çok teşekkür etti ve dedi ki:
    -Anneciğim bir saatin kaybolması bana çok dersler verdi.

    Şimdi aldığım derste şu oldu. Başkasının eşyasını bulduğumuzda onu sahibine vermek gerekir ki hem kaybeden hem de onu bulan mutlu olsun dedi. Mert’ in ve Deniz’ in annesi bu sözlere gülümsediler.
     

Bu Sayfayı Paylaş