Kayıkçı Kul Mustafa (Kayıkçı Kul Mustafa Kimdir? - Kayıkçı Kul Mustafa Hakkında)

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda Mavi_Sema tarafından 13 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kayıkçı Kul Mustafa (Kayıkçı Kul Mustafa Kimdir? - Kayıkçı Kul Mustafa Hakkında) konusu
    Kayıkçı Kul Mustafa

    17. yüzyıl halk şairlerimizden biri olan Kayıkçı Kul Mustafa, Cezayir'den Bağdad'a dek çeşitli beldeler dolaşmış, savaşmış, savaşlara destanlar, yenilgilere, şehitlere ağıtlar düzmüş bir Yeniçeri ozanı. Kayıkçı Kul Mustafa'nın doğum ölüm yıllarını bilemiyoruz. Yaşamı üzerine de açıklayıcı bilgilerden yoksunuz. Ölümünün, Abaza Hasan Paşa'nın ayaklanmasını dile getiren destandan, 1659'dan sonra olduğu sanılıyor. Böylece Kayıkçı Kul Mustafa'nın 17. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı ileri sürülüyor. Kayıkçı Kul Mustafa'yla ilgili bilgilerimiz, onun şiirlerinden çıkarıldığınca şöyle özetlenebilir:
    Murat Reis'in ölümü (1609) dolayısıyla söylediği ağıt. Buradan "Kayıkçı" sanını Cezayir'de bulunduğu sırada, görevinden ötürü aldığı sanılıyor. Padişah 2. Osman'ın bir ayaklanma sonucu öldürülmesini anlatan şiiri, Şah 1. Abbas'ın Bağdad'ı ele geçirişi, 4. Murat'ın 1630'da Bağdad'ı kuşatması üzerine yazdıkları Murat Reis'in ölümünden sonra 4. Murat'a "kul" olduğu, olayların içinde yaşadığını, yaşadığı olayların da şiirini söylediğini açıklıyor. Bunların içinde en ünlüsü "Genç Osman Destanı"dır. "Genç Osman", 4. Murat'ın Bağdad'ı kuşatmasında bir birlik komutanıdır. Yapılan saldırı sırasında kaleden atılan oklarla yaralanıp, Dicle'ye düşmüş, boğularak ölmüştür.Yanlız Genç Osman eserinin asıl sahibi değildir.Gencosman Destanını ölmeden önce yeni çeri ozanlarımızdan birisi yazıyordu.Öldükten sonra son kısmını Kul Mustafa tamamlayarak eserin Kul Mustafaya ait olduğu bilindi.
    Kayıkçı Kul Mustafa'nın bu olayla ilgili olarak söylediği "Genç Osman" destanı kısa sürede bütün Anadolu'ya yayılmış, büyük ün kazanmıştır. Bugün bile "Genç Osman Destanı"nın etkisinin tümüyle silindiği söylenemez. Aslında, tarihlerin yazdıklarına göre Bağdad ancak 1638 yılında ele geçirilebilmiş, kale bedenlerine sancağı da Zor Mustafa Paşa dikmiştir ama bu olay kamuoyunda, Kayıkçı Kul Mustafa'nın dile getirdiği "Genç Osman Olayı"nın geniş etkisini silememiştir.
    Şiirlerinde kimi söylemelerde zorlamalar görülüyorsa da, döneminde halk beğenilerini zorlamayan, yalınlığı, içtenliğiyle geniş etki bırakmış, ozanları da bir ölçüde bu etki altına alabilmiştir.
    Gencosman türküsünde yapma destan kullanarak kayıkçı Yavuz Sultan Seliminde dilinden düşmemişti.Ahmet BAŞ'ın hindistandan getirdiği zenciler ve kendisi ile birlikte Kayıkçı Kul Mustafa Önem vermiştir !


    [​IMG]
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Kayıkçı Kul Mustafa

    17. Yüzyılın ilk yarısında geniş bir üne kavuşur. Bağdat kuşatmasında, kaleden atılan oklarla yaralanıp Dicle'ye düşerek boğulan ve IV. Murat'ın hayranlığını kazanan Genç Osman için yazdığı destan, şiirlerinin en tanınmışıdır.
    "Genç Osman" destanı kısa sürede bütün Anadolu'ya yayılmış, büyük ün kazanmıştır. Bugün bile "Genç Osman Destanı"nın etkisinin tümüyle silindiği söylenemez. Kul Mustafa'nın yeniçeri âşıklarından oluşu, şiirlerinin özellikle askerler arasında, sınır boylarında sevilip tanınmasını kolaylaştırmıştır. Kahramanca söyleyişi, nazım kusurlarını kapatır. Şiirlerinde kimi söylemelerde zorlamalar görülüyorsa da, döneminde halk beğenilerini zorlamayan, yalınlığı, içtenliğiyle geniş etki bırakmış, ozanları da bir ölçüde bu etki altına alabilmiştir.

    Gitsin

    Yücesi dumanlı boralı dağlar
    İncitmen sunamı bel verin gitsin
    Eyyamı şitada bahar erişsin
    Eline bir deste gül verin gitsin

    Uğratman sunamı kışa borana
    Kader kısmet durulmadı çare ne
    Eşinden ayrılıp giden ceylana
    Düzelin a dağlar yol verin gitsin

    Mustafa’m der cemaline doyulmaz
    Seni görmeyince takatim gelmez
    Dostum gurbet elde yolun bulunmaz
    Bir takım kılavuz kul verin gitsin

    Nem Kaldı

    Seni terk eylesem kaşları keman
    Vefası olmayan yarda ne kaldı
    Cefalım yok mudur göğsünde iman
    Divane eyledin arda nem kaldı

    Ayrılasın bencileyin eşinden
    Bir dem sevda gitmez olsun başından
    Bu ayrılık kıldı beni işimden
    Arayıp gezerim karda nem kaldı
    Akar gözyaşlarım bir dem silinmez
    Kapında kul oldum adım bilinmez
    Ko serim sağolsun yar mı bulunmaz
    Kadrimi bilmeyen varda nem kaldı
    Kul Mustafa der ki severim candan
    Gözlerim doludur kan ile nemden
    Sevdiceğim farık olduysa benden
    Çıkayım gideyim şurda nem kaldı
     

Bu Sayfayı Paylaş