Katib Çelebi (Katib Çelebi Kimdir ? - Katib Çelebi Hakkında) - Eserleri

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 2 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Katib Çelebi (Katib Çelebi Kimdir ? - Katib Çelebi Hakkında) - Eserleri konusu
    Katip Çelebi (1609-1657)


    [​IMG]


    XVII. yy.da yaşamış ünlü Türk bilim ve fikir adamlarından biri olan Kâtip Çelebi, Avrupalılarca Hacı Halife (Hacı Kalfa) adıyla bilinir. Kâtip Çelebi'nin asıl adı Mustafa, babasının adı ise Abdullah'tır. Şubat 1609'da İstanbul'da doğdu. Babası Enderun'a girmiş ve oradan silahtarlık hizmetiyle çıkmıştır. Âlimlerin ve şeyhlerin meclislerine devam eden, geceleri ibadetle meşgul olan dindar birisidir. Kâtip Çelebi zamanının eğitim anlayışına uygun olarak daha küçük yaşta iken eğitim almaya başladı. Kur’an-ı Kerim’i yarısına kadar ezberledi. İlyas Hoca'dan Arapça dersleri, Böğrü Ahmed Çelebi'den hat dersleri aldı. On dört yaşına geldiği zaman babası aylığından on dört dirhem harçlık bağladı ve kendi yanına aldı. Böylece Divan kalemlerinden Anadolu Muhasebesi Kalemi'ne şakirt oldu.

    Kâtip Çelebi, birçok sefere katılmış olsa da asıl meyli ilim yönünde olmuştur. Çok beğendiği, fazileti ile meşhur A'reç Mustafa Efendi'nin derslerine devam etti. Hocası da ona diğer talebelerinden daha fazla teveccüh gösterdi. Uzun yıllar geceli gündüzlü kendisini tamamıyla ilmi araştırmalara verdi. 1058 (1648) sonlarında kaleme aldığı Takvimü't-Tevarih adlı eseri dolayısıyla yakın arkadaşı Şeyhülislam Abdurrahim Efendi'nin, Veziriazam Koca Mehmet Paşa nezdinde tavassutu sayesinde İkinci halifelik unvanına mazhar oldu. Çoğu eserini bundan sonra telif etti. Şeyh Mehmet İhlasi'nin yardımları ile Atlas Minor başta olmak üzere Latinceden bazı eserleri tercüme etti.

    Kitap çalışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde ansızın vefat etti. 27 Zilhicce 1067 (6 Ekim 1657 Cumartesi) tarihinde sabah kahvesini içerken fenalık hissederek fincan elinden düşmüş ve vefat etmiştir. Mezarı Zeyrek Camii'ne varmadan mektebin altındaki sebilin bitişiğinde küçük bir haziredir. 1953 yılında yeni bir mezar yaptırılmış ve bir de kitabe yazılmıştır.

    Eserleri

    Osmanlı ilim ve kültür dünyasının en önemli isimlerinden Kâtip Çelebi, 17. yüzyılda yaşamış bir âlim, bibliyograf ve coğrafya bilgini. 48 yıllık hayatına her biri büyük önem taşıyan 21 eser sığdıran Çelebi, kendi kültür ve ilim dünyası ile sınırlı kalmayarak Batılı bilim adamlarının eserlerine de müracaat eden, çağını anlamaya çalışan mütecessis bir aydın. Genç yaşta vefat eden Kâtip Çelebi'nin, Arapça ve Farsça yazdığı eserlerinin bir kısmı müsvedde halinde kalmış. En tanınmış eserleri arasında, en eski coğrafya kitabımız olan Cihannüma, on beş bine yakın kitap ve on bine yakın yazarı tanıtan büyük bibliyografya ansiklopedisi Keşfü'z-Zünûn an Esâmi'l-Kütüb vel-Fünûn, denizcilik tarihini anlatan Tuhfetü'l Kibâr fî Esfâri'l Bihâr bulunuyor.

    Kâtip Çelebi Arapça, Farsça, Latince biliyordu. Ayrıca Fransızca bilen bir dostunun aracılığıyla Fransızca eserlerden de yararlandı. Eserleri kendi devrinden başlayarak birçok yabancı dile çevrildi. En önemli eseri olan Keşfüz-Zünun'u 20 yılda yazdı. 10,000 İslâm yazarının 14,500 eserini birer birer sayan ve içindekileri açıklayan bu bibliyografya sözlüğü, Alman bilgini Flügel tarafından Latince'ye çevrilerek 7 cilt halinde yayımlandı (1835-1858). Eserin bugünkü dille yeni bir çevirisi Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayımlanmıştır (1941-1943). Kâtip Çelebi'nin eserlerinin çoğu Keşfüz-Zünun gibi Arapça yazılmıştır. Diğer başlıca eserlerinin adlan ve konulan şöyledir:

    - Cihannüma, Türkçe yazılmış coğrafya kitaplarının en önemlisidir. Batı dillerine de çevrilmiştir.

    - Fezleke, 1592-1654 yıllarını kapsayan çok değerli bir Osmanlı tarihidir;

    - Tuhfetül-Kibar, Türk-Osmanlı denizcilik tarihini anlatan değerli bir eserdir;

    - Takvimüt-Tevarih, başlangıcından 1648 yılına kadar dünya tarihidir;

    - Mizanül-Hak, Kâtip Çelebi'nin son eseridir. Taşıdığı pozitif düşünceler nedeniyle yazıldığı 1656 yılında şiddetli tartışmalara yol açtı. (İngilizce'ye çevrilmiştir.)


    [​IMG]
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Farklı Kaynaktan Katib Çelebi
    Katib Çelebi (Katib Çelebi Kimdir ? - Katib Çelebi Hakkında)

    Avrupalılar arasında Hacı Kalfa ismiyle meşhur olan Kâtib Çelebi (1608-1657), 17. yüzyıl Osmanlı Türkiye'sinin en seçkin düşünülerindendir. Coğrafya, tarih, bibliyografya gibi bilim dallarında değerli eserler vermiş olan bilgimiz, o dönemlerde bir hayli ihmal edilmiş olan bilimleri savunması ve coğrafyaya ilişkin kitaplarında Batılı coğrafyacılar tarafından elde edilmiş ola bulgulara yer vermesi nedeniyle Türkiye'deki bilim Rönesans'ının müjdecisi olarak benimsenmektedir.

    Düzenli bir medrese eğitimi görmeyen ama kendi kendisini yetiştiren Kâtib Çelebi, Doğu ve Batı kaynaklarından yararlanarak Cihânnümâ adını verdiği oldukça hacimli bir coğrafya kitabı hazırlamıştır. Tasvirî coğrafya ile ilgili olan bu eserinin girişinde, coğrafyanın çok yararlı bir bilim olduğunu ve bu bilim sayesinde herhangi bir kimsenin, hiçbir yere gitmeden, Dünya'yı devreden seyyahlar gibi her yeri dolaşıp görme olanağına kavuşabileceğini söylemektedir. Kitapta, Batlamyus'un ve önceki Müslüman coğrafyacıların tesiriyle bilinen Dünya yedi iklime ayrılmış ve her iklimdeki memleketler coğrafî, siyasî, idarî, dinî, ilmî ve ticarî yönden tanıtılmıştır. Amerika'yı keşfeden Kristof Colomb (1451-1506) ile ilk kez Dünya'ının çevresini dolaşan Fedinand Magellan'ın (1480-1521) keşif gezilerinin de anlatıldığı bu eserde, bir Dünya haritasının dışında çok sayıda yerel haritalara da ye verilmiştir. Haritaların üzerine enlem ve boylam çizgilerinin çizilmiş olduğu görülmektedir. Ancak Copenicus'tan yaklaşık bir asır sonra ölmesine ve Cihânnümâ'yı yazarken Batı kaynaklarından da bolca yararlanmış olmasına rağmen, Güneş merkezli gök sisteminden habersiz görünmesi ve hala Batlamyus'un Yer mekezli sisteminden bahsetmesi şaşırtıcıdır.

    Kâtib Çelebi, İbn Haldûn'un (1332-1406) tarih ve toplum felsefesinden etkilenmiştir. Ona göre, toplumlar tıpkı insanlar gibi doğar, büyür ve ölürler. Bu sondan kurtulmaları mümkün değildir, ama bilgi ve basiretle alınacak isabetli tedbirler sayesinde bu gelişim safhalarını uzatmak ve daha ahenkli bir şekilde geçmelerini temin etmek mümkündür.

    Zamanındaki tutuculuğa cesaretle karşı çıkan ve yeri geldikçe bilimin toplumsal hayattaki önemine işaret eden Kâtib Çelebi'ye göre, İslâm dini, bilimleri reddetmez. İslâmiyet'in ilk dönemlerinde Müslümanlar Kur'an ve sünnete sarılmış, dinin temel kuralları iyice yerleşip sağlamca kökleşmeden, başka bilimlerle uğraşmayı uygun görmemişlerdi. Bu gerçekleştikten sonra, nesnelerin hakikatine ilişkin olan bilimleri öğrenmek önemlidir denilerek, Emevîler ve Abbasîler döneminde bu konularla ilgili olan eserler Arapça'ya çevrilmiş ve her asırda bu kitaplar okunmuş ve okutulmuştur. Fakat Fatih Sultan Mehmed'den sonra, İslâmiyet'in ilk dönemleri için söz konusu olan bu yasaklamaya ilişkin rivayetleri işiten bir sürü boş kafalı kimseler, meselenin aslını düşünüp taşınmadan, bilimleri red ve inkar etmişler ve bunun neticesinde Anadolu'daki bilim pazarına kıtlık girmiştir. Halbuki Kâtib Çelebi'ye göre, bilimden kimseye zarar gelmez ve bu nedenle bilimleri öğrernmek için elden geldiğince çabalamak gerekir. Bilimleri reddedenler onların yararlarından mahrum kalacaktır.
     

Bu Sayfayı Paylaş