Kastamonu şiirleri - Kastamonu ile ilgili şiirler

'Kastamonu Tanıtımı' forumunda Mavi_Sema tarafından 18 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kastamonu şiirleri - Kastamonu ile ilgili şiirler konusu Kastamanuyla İlgili Şiirler
    En Güzel Kastamanu Şiiri

    Ilgaz

    Yıldızlar çamlara değer de geçer,
    Gün burdan başını eğer de geçer.
    Sular dizlerini döğer de geçer.
    Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!..

    Başında bir tavus tuğ gibi çamlar,
    Yollara dizilmiş tığ gibi çamlar,
    Karşıdan bir zümrüt çığ gibi çamlar.
    Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!..

    Dalı var; göklere yeşil direktir,
    Gölü var; dağlara düşmüş yürektir,
    Yolu var; içinde yitsem gerektir.
    Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!..

    Zeki Ömer Defne

    Kastamonu

    Kastamonu
    Sana gelen, sende kalmaz, öyle mi?
    Sende doğar, sende ölmez, öyle mi?
    Sana mahkum olan gülmez, öyle mi?

    On yedi bin velinin geçtiği yer.
    Şehir diye mihneti seçtiği yer.

    Kastamonu
    Seni niye dağ ardına attılar?
    Niye sürgün memleketi tuttular?
    Niye büyümezsin bir derdin mi var?

    On yedi bin velinin geçtiği yer.
    Şehir diye mihneti seçtiği yer.

    Kastamonu
    Sana gelen, boşa gelip geçmemiş.
    Boşa senden mevlasına kaçmamış.
    Mana perdesini boşa açmamış.

    On yedi bin velinin geçtiği yer.
    Şehir diye mihneti seçtiği yer.

    Kastamonu
    Beni şair ettin, hayy, var olasın.
    Barındırdığınla imar olasın.
    Alimlerle, salihlerle dolasın.

    On yedi bin velinin geçtiği yer.
    Şehir diye mihneti seçtiği yer.

    Nazlı Rânâ Gürel
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    KASTAMONU DESTANI

    Öyle bir cevher ki dünyaya bedel

    Biçilmez pahası Kastamonu’nun.

    Yapılsa tükenmez o kadar güzel,

    Haşredek senası Kastamonu’nun.



    Türk yurdunun gerçi her yeri şirin;

    Ayrı cazibesi vardır her yerin,

    Velakin tesiri füsunu derin

    Aşıklar sinası Kastamonu’nun.



    Güneş hayran bakar geçerken burdan;

    Mehtap bir dilberdir saçları nurdan

    Yıldızlar baygındır vecd-ü sürurdan

    Başkadır seması Kastamonu’nun.



    Her yabancı meftun,her gönül beste

    Şiirler söylenmiş hem deste deste

    Canverir cansıza tek bir nefeste

    İksirdir havası Kastamonu’nun.



    Gelen gönül verir, yaşdöker giden,

    Bu yerdir dilsizi şen bülbül eden

    Kudretin elidir ruhları yeden

    Seheri,sabası Kastamonu’nun.



    Maveraların bu yerdir kapısı

    Özlü bir şiirdir toprak yapısı

    Rüzgarlarında var cennet kokusu

    Zariftir edası Kastamonu’nun.



    Her köşesinde var billur bir kaynak

    Sayısızdır çeşme,dere ve ırmak

    Vasf olunmaz asla sürmeli mutlak

    Subaşı sefası Kastamonu’nun.



    Misli Dağı, Uzunyazı, Fatıra,

    Paşasuyu nasıl gelmez hatıra ?

    Beypınarından geç Halkacılara

    Şendir Göl ovası Kastamonu’nun.



    Sulucaöz, Hacı İbrahim Dağı

    Açıkmaslak, Hacı Kadının Bağı

    Çuhadaroğlu’nda gör solu sağı

    Ilgaz müntehası Kastamonu’nun.



    Bir yanda muhteşem ve sonsuz orman

    Bir yanda tarla, bağ, bahçe ve bostan

    Burası ağaçtan yeşil bir umman

    Hoştur temaşası Kastamonu’nun.



    Sürüler yayılır yamaçlarında

    Top top çiçek açar yamaçlarında

    Türlü kuşlar öter ağaçlarında

    Gönüller şifası Kastamonu’nun.



    Bakir bir gönüldür tabiat burda

    Her taraf bir tablo seyreyle dur da.

    Bir şaheser ki yok misli bir yerde

    Gülşeni, yaylası Kastamonu’nun.



    Nereye baksan bir örnek cennetten

    Bir kaynak ki akar ta meşiyetten

    Bir başka cazibe taşır kudretten

    Baharı, Şitası Kastamonu’nun.



    Kentleri mamurdur, köyleri gülşen

    Vadileri feyyaz yamaçları şen

    Ayrıylamaz bir ke buraya düşen

    Derindir hülyası Kastamonu’nun.



    Muhtaç değildir bu yer tasvire söze

    Canlı bir tarihtir tabii müze

    Nazar et her yana göz süze süze

    Cazibtir siması Kastamonu’nun.



    Suluk, Olukbaşı, Yukarıpazar

    Göklere yükselmiş bir anıt, Hisar

    Toklu, İncitepe, bahçeler, bağlar

    Gökırmak mecrası Kastamonu’nun.



    Muhkem sıralanmış kaledir dağlar

    Dağlar semaları vadiye bağlar

    Bin yüz yirmi dokuz muhtarlığı var

    On iki kazası Kastamonu’nun.



    Uzanır bir şerit gibi şosalar

    Gönülden silinir burda tasalar

    Dağılır kederler, gamlar kussalar

    Geniştir sahrası Kastamonu’nun.



    Her semti her yanı ziyaret yeri

    Sanatlar diyarı ticaret yeri

    Baştanbaşa türlü ziyaret yeri

    Dağ, bel her parçası Kastamonu’nun.



    Burada yetişir türlü nebatat

    Balı yağı boldur yiyene minnet

    Kendir, keten, tahıl, pirinç, sebzevat.

    Mebzuldur meyvası Kastamonu’nun.



    Ayvası armudu derde devadır

    Hele üryanisi mahz-ı şifadır

    İnciri üzümü cana safadır

    Meşhurdur elması Kastamonu’nun.



    Küçük sanatlarda yoktur menendi

    Kendi yağı ile kavrulur kendi

    Köy ve şehir halkın hepsi efendi

    Ednası,alası Kastamonu’nun.



    Halk bilir cana can katmasını da

    Kazanmasını da tutmasını da

    Yeri gelince sarf etmesini de

    Çoktur ağniyası Kastamonu’nun.



    Evleri bahçeler içinde zarif

    Sokakları şirin manzara latif

    Her bakımdan güzel her yönden nazif

    Kurulmuş binası Kastamonu’nun.



    Caddeler andırır bir hiyabanı

    Stadyumu, Cumhuriyet Meydanı.

    Belediye parkı, Kışla Alanı

    Zevk dolu fazası Kastamonu’nun.



    Bir su içen yahut geçen yanından

    Nasrullah’ın çifte şadırvanından

    Bir daha gelmemek olmaz şanından

    Yamandır burası Kastamonu’nun.



    Kıyafet medeni, vücutlar gürbüz

    Asalet timsali buruda her yüz

    Karıksız katıksız Türktür düpedüz

    Maddesi manası Kastamonu’nun.



    Dili gibi saftır dini imanı

    Bir su kadar berrak fikri vicdanı

    Yiğitlerin burasıdır harmanı

    Yoktur hiç pervası Kastamonu’nun



    Gurbet olmaz burada halk cana yakın

    Sen yalnız edebi erkanı takın

    Düşmanca sözlere aldanma sakın

    Var çok mezayası Kastamonu’nun



    Ceylanlar dolaşır ormanlarında

    Pehlivanlar gezer meydanlarında

    Kötüler savrulur harmanlarında

    Serttir fırtınası Kastamonu’nun.



    Kastamonu bilir hakkı hürmeti

    İçtendir dostluğu rahmi, şefkati

    Birdir çiğnendi mi nefis izzeti

    Neferi paşası Kastamonu’nun



    Müslümanlık burda güneş gibidir

    Ahlak dokunulmaz ateş gibidir

    Halkı meleklerle yoldaş gibidir

    Olmaz bivefası Kastamonu’nun.



    Aynı hakikattır ne kadar övsek

    Gelenekleri hoş görgüsü yüksek

    Konukseverlikte yok misli gerçek

    Üstündür sefası Kastamonu’nun



    Hele yemekleri: Katmer,etliekmek

    Pastırmalı pide, burmalı çörek

    Göveç,kebap,mantı,bandırma,börek

    Eşsiz baklavası Kastamonu’nun.



    Halk asil ve merttir nankörlük etmez

    Burada yetişen bir daha yütmez

    Dört bir yanı yatır saymakla bitmez

    Ulu evliyası Kastamonu’nun.



    Tarihte almış en şerefli yeri

    İrfanın menbaı, ilmin mekarri

    Seyyar kütüphane gibi her biri

    Boldur uleması Kastamonu’nun.



    Resim ve mimarı tezhip ve yazı

    Bülbül eder söyletiriz her sazı

    Burda çıkar her hünerin üstazı

    Çoktur füzalası Kastamonu’nun.



    Herkes bilir ki bu vilayet halkı

    Daima kaldırır çiğnetmez hakkı

    Derindir vatan ve hürriyet aşkı

    Vatandır leylâsı Kastamonu’nun.



    Yiğit olan gezmez semt-i hilafta

    Er süngüsü durmaz kında kılıfta(gılafta)

    İstiklal harbinde evvelki safta

    Müthiştir kavgası Kastamonu’nun.



    Hakikat kılıncı arşa asılır

    Bir kahraman ne hüner, ne kısılır

    Bir darbede ejder olsa yasılır

    Keskindir palası Kastamonu’nun.



    Büyüktür payı o korkunç savaşta

    Gelir yiğitlikte daima başta

    Maziye bak gör de fikren dolaş da

    Tarihtir aynası Kastamonu’nun.



    Canım feda olsun hakkı görene

    Er odur ki davasında direne

    Hakkıdır kavuşmak bir gün trene

    Servetler deryası Kastamonu’nun



    Toprağın hazine sağ ile solu

    Altını sorarsan servetle dolu

    Bir gün gelir elbet bulunur yolu

    Altın’ı , Elma’sı Kastamonu’nun.



    Merd olan her zaman gerçeği kollar

    Açılacak daha nice daha okullar

    Türlü fabrikalar hangarlar yollar

    Bey olacak gedası Kastamonu’nun.



    Gezdim Şam’ı şarkı ben adım adım

    Nerde olsam öz yurdumu aradım

    Bitmesin haşre dek budur muradım

    Her dem itilası Kastamonu’nun.



    Hey benim vatanım cevher vatanım

    Bir taşı cihana değer vatanım

    Ben sana bağlıyım dilber vatanım

    Oldum müptelası Kastamonu’nun.



    Payem sensin nam-ü nişanem sende

    Ten sende can sende cananım sende

    Gönlüm sende aklım izanım sende

    Bitmez macerası Kastamonu’nun.



    O kadar güzelsin ki nazarımda

    Seni sayıklarım ihtizarımda

    Nem varsa yoğum da benim varım da

    Gönül aşinası Kastamonu’nun.



    Güzel vatan sende daima gözüm

    Sen gülersen benim de güler yüzüm

    Her seni ister hep seni özüm

    Pek derin sevdası Kastamonu’nun.



    Senden uzaklarda duramıyorum

    Gönül yarasını saramıyorum

    Cenneti verseler aramıyorum

    Olamam cüdası Kastamonu’nun.



    Bir gün ben de elbet çıksam aradan

    Ayrılsam gerektir aktan karadan

    Beni cüda etme ulu yaradan

    Olurum fedası Kastamonu’nun.



    Ezelden borçluyum nam-ü şanımı

    Bu topraklara ben hatta kanımı

    Tanrım burada al benim canımı

    Etme binevası Kastamonu’nun.



    Gurbette ölürsem Huda eğer de

    Nakledip yatmazsam doğduğum yerde

    Kurtulamaz asla yevmi mahşerde

    Elimden yakası Kastamonu’nun.



    Netice-i kelam niyazım budur

    Hak cümleyi etsin lütfiyle mesrur

    Dilerim ki olsun mesut ve mamur

    Dünyası ukbası Kastamonu’nun.



    Kastamonu işte vatan değil

    Can içre canandır sade can değil

    Elde gönül sazı bu Ozan değil

    Var nice şeydası Kastamonu’nun.



    İhsan OZANOĞLU
     

Bu Sayfayı Paylaş