|| Karla Kaplı Göknar Ağaçlarının Arasında Kış Güzeli...GÖLCÜK [Bolu] ||

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Mavi_Sema tarafından 2 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    || Karla Kaplı Göknar Ağaçlarının Arasında Kış Güzeli...GÖLCÜK [Bolu] || konusu
    Bolu'nun doğa harikası Aladağlar'ın eldeğmemiş cennet köşesi Gölcük, karla kaplı göknar ağaçlarının ortasında gözalıcı güzelliğiyle parıldayan benzersiz bir firuze taşını andırıyor.


    [​IMG]

    [​IMG]



    Karın lapa lapa yağdığı bir dağ başına, üzeri donmuş bir gölün kıyısına gitmeyi, burnunuz kıpkırmızı olana dek kartopu oynamayı, özenle yapılmış olan kardan adamın gözlerinden ellere bulaşan kömür karasına bakıp çocukluğunun mutlu günlerini anımsamayı kim istemez? İçinizdeki çocuğun çağrısına kulak verip, bugün belki sadece sararmış fotoğraflarda kalan karlı bir kış gününü yeniden yaşamak fena mı olurdu yani? Ya da büyük şehirlerde, otomobillerin ve kaldırımların üzerinde birikmiş kar yığınlarıyla yetinmek yerine, yemyeşil çam ve göknar ağaçlarının üzerinden dökülen gerçek karların altında uzun uzun koşuşturmak… Doğadan bu denli uzakta yaşayan, kendi doğasına bile yabancılaşan bir kent insanı, bütün bunları ister tabii ki. Siz istemez misiniz?

    Gölden Hayaller…

    Gölleri, dağları, yaylaları, kaplıcaları ve hâlâ gelenek göreneklerini sürdüren tipik köyleriyle, kış turizminin vazgeçilmez kenti Bolu var, ilk istikametimizde. Bolu deyince herkesin aklına gelen Abant, Kartalkaya ve Yedigöller'i saymazsak, az bilinen, bilinse de geçerken şöyle bir uğranılan sayısız bakir köşesi var yörenin. 14'ü doğal, 32'si suni olmak üzere toplamda tam 46 göle ev sahipliği yapan Bolu'ya geldiğinizde, çevresinde bu kadar göl olan başka bir şehir var mıdır, diye düşünmeden edemeyeceksiniz siz de. Su seviyesi yükselip ağaçların bir kısmı gölün içine gömüldüğünde gizemli bir manzaraya bürünen Sünnet Gölü, bir ağaç ve bitki müzesinden farksız olan Sülüklü Göl, kuş cenneti Efteni Gölü, Çubuk Gölü, Karamurat Gölü, Çağa Gölü, Hasanlar Baraj Gölü ile birer tabiat anıtı ilan edilen Güzeldere ve Samandere Şelaleleri… Ve her mevsim ayrı bir güzelliğe bürünen Aladağlar'ın eteğinde, göknar ağaçlarının tam ortasında dev bir nazar boncuğu gibi parıldayan Gölcük… Çevresinde, Hansel ve Gretel'in çikolata evine benzeyen ahşap konukevi dışında hiçbir yapı bulunmayan, her türlü gürültüden uzakta,
    sadece doğanın sesini dinleyebileceğiniz bir yer Gölcük…


    [​IMG]

    [​IMG]



    Beyaz Mantolu Gölcük
    Kaplıcaları ile ünlü olan ve her yıl çok sayıda turiste ev sahipliği yapan Karacasu'daki oteller, Gölcük'e en yakın konaklama seçeneği. Karacasu'dan Seben'e giden minibüs ve dolmuşların çalıştığı, ormanların arasında kıvrım kıvrım yükselen asfalt yola, ötüşen kuşların şarkıları eşlik ediyor. Karacasu çıkışından itibaren 8'inci kilometrede inip milli park tabelalarını izleyerek yaklaşık 300 metre kadar yürüdükten sonra, bembeyaz bir kar örtüsüne sarınmış Gölcük beliriverecek karşınızda. Denizden 950 metre yükseklikteki göl, yüzeyi 45 bin metrekareyi bulan suni bir gölet aslında. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından işletilen bir dinlenme ve gezinti sahası olarak hizmet veren 450 dönümlük göl alanının çevresinde, yürüyüş parkurları ve piknik alanları tanzim edilmiş. Gölü çepeçevre dolaşan parkurun uzunluğu 1320 metre. Her mevsim bambaşka bir güzelliğe bürünen Gölcük'ün çevresinde yürümeye başladığınızda, etraftaki derin sessizlik dikkatinizi çekecek. Burada her yer o kadar sessiz ki, çevredeki tahta çeşmelerden akan billur suyun şırıltısı lirik bir şarkı, ayaklarınızın altında ezilen yumuşacık karın sesi ise bir kedi mırıltısı gibi huzurla çalınacak kulağınıza. Ve doğanın kalbinden çıkan bütün sesler ruhunuzu yenileyecek yeniden…


    [​IMG]

    [​IMG]


    Issız Güzellik

    Gölcük'le aydınlık bir kış vakti tanışmış olanlar, işte o an anlıyorlar, doğanın sessizliğinin nasıl bir şey olduğunu. Gölcük'teki derin sessizliğin büyüsünün en büyük nedeni, burada araçların, hatta fayton ve atların bile olmaması. Gölcük'te toprak patika dışında karayolu olmadığı için, göl çevresini motorlu araçlarla turlamak da yasak. Aslında sadece, otomobil seslerinden uzak bir doğa parkı olması nedeniyle bile gelmeye değer bir yer burası. Türkiye'nin en romantik yerlerinden biri olan göl çevresindeki yürüyüş parkurunda, 300 - 400 metre aralıklarla suya açılan tahta iskeleler, eşsiz kış manzarasının en güzel tamamlayıcısı. Gerçek bir seyir istasyonu olan bu ahşap duraklar, fotoğrafseverlerin de favorisi. Her birinden görülen manzara aynı olmasına aynı ama, sanki sudaki küçük titreşimler gölün yüzeyine her an farklı bir resim çiziyor gibi. Doğal olarak, her an görüntüyü de bambaşka bir evrene doğru kaydırıyor sanki. Aladağlar'ın koruyucu kucağında, kar elbiseli göknar ağaçlarının sudaki büyüleyici aksini izlerken, natüralist tablolar çağrışacak zihninizde…


    [​IMG]


    Orman Denizi

    Bolu şehir merkezinden 15 kilometrelik bir yolla ulaşılan Gölcük'te, kışın en soğuk günlerinde bile yolun kapanması gibi bir sorun yaşanmamış bugüne dek. Göl kıyısı yerleşime kapalı olduğundan, Gölcük'e gelir gelmez çikolata evlere benzeyen Orman Bakanlığı'na ait konukevi dikkatinizi çekecek. Yaklaşıp, çok uzaklardan gelen bir Tanrı misafiri gibi çalıverseniz de kapısını, büyük olasılıkla içine giremeyeceksiniz konukevinin. Bunun için Orman Bakanlığı'ndan özel izniniz olması gerektiğini öğrenince, Gölcük'e ait tüm kartpostalların, fotoğrafların ve tabloların başrol oyuncusu olan bu evi dışarıdan izlemek ve fotoğraflamakla yetineceksiniz sadece. Ama ziyanı yok. Gölde nazlı nazlı gezinen su kuşlarının zarafetine, piknik yapan gençlerin gözlerindeki ışıltıya, kartopu oynayan çocukların sevincine, bir anda suyun üzerine sıçrayıp yeniden göle dalan balığın gözalıcı rengine dalıp gittikçe insan daha çok seviyor burayı… Fotoğraf çekimleri, kartopu oynama, duraklamalar ve dinlenme molalarıyla ortalama bir buçuk saat süren göl çevresindeki yürüyüş turunun bedeli, kıpkırmızı burunlar ve parmak uçları oluyor elbette. Ama böylesi bir güzelliği doya doya yaşadıktan sonra üşümek kimin umurunda, öyle değil mi? Yine de karanlık iyice çökmeden ayrılmak gerek Gölcük'ten. Özellikle de son minibüs kaçmadan ve günbatımı, yol üzerindeki eşsiz manzaraları tümüyle örtmeden…


    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş