Karayusuf Köyü Mazgirt Tunceli

'Tunceli Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 25 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Karayusuf Köyü Mazgirt Tunceli konusu karayusuf köyü bilgileri - karayusuf köyü resimleri - karayusuf köyü tanıtım



    Karayusuf, Tunceli ilinin Mazgirt ilçesine bağlı bir köydür.

    Tarihi

    BİÇER KÖYÜNÜN BİLİNEN TARİHİ

    Köyün yöresinde bulunan tarihi kalıntılardan, çok eski bir yerleşim yeri olduğu ve birden fazla medeniyetin izlerini taşıdığı anlaşılmaktadır. Köyün güneyinde bulunan ve köye 500 metre uzaklıkta bulunan.(mezele sıpı) beyaz mezarlar üzerine oyma olarak işlenen koç, kılıç ve savaşçı figürlerinden anlaşılacağı üzere ak koyunlu simgelerini taşımaktadır. Daha sonra hazine arayıcıları tarafından tahrip edilerek bazı değerli şeyler bulunduğu rivayet edilir. Ayrıca köyün kuzeyinde köye 100 metre uzaklıkta bulunan (şilan tarlası) arazide 1–1,5 m3 büyüklüğünde bulunan kesme taşlarlar büyük bir kilisenin kalıntıları olduğu bilinmektedir. Halen tarım arazisi olarak kullanılan tarlardan 1970 li yıllarda bir adam sığacak büyüklükte içinde 2 kilo kadar kül bulunan bir küp çıkarılmıştı. Birinci bulgu İslami inanç, ikinci bulgu gayrimüslim inancına ait emareler taşımaktadır. Bununa beraber yerleşim yerinin çevresinde bulunan asırlık dut ağaçları ve köyün batısında (200 mt.) bulunan (Pegler) büyükbağ yöresinde de çok eski yerleşim yeri kalıntıları bulunmaktadır. Keban barajı kenarında kalan, tullik adıyla tanınan yerde çokça çanak çömlek parçası bulunmakta, hatta antika arayıcıların da ilgi noktası olmaya devam etmektedir. Yuğarıbahca, ganihınzır, panav, Gellik, kartalyuvası, Kanimeğse, dardağantarlası, dueselme, zıranpanınçayırı, tullik, ganibilik, mamebahça, kurrik, raziemet gibi eski isimleriyle anılan bir çok semt te tarihi kalıntılar bulunmaktadır.
    Her tarlanın bir adı olduğu gibi hemen her tarlada da eski kalıntılara rastlamak mümkün. Köylülerden bazıları eski devirlere ait yarı çürümüş tunç ve bakır para parçaları bulmaktadırlar. Bu bulgulara dayanarak m.ö ye kadar uzanan bir eski yerleşim yeri olduğu kanaati oluşmaktadır.
    Büyüklerimizden duyduğumuz kadarıyla; Peri beyi çocuklarına birer köy vererek orda kalmalarını ve çalışmalarını istemiş. Küçük oğlu İshak Bey ede verimli arazisi olan ŞORDA (yeni adı Beşoluk) köyünü vermiş. Ava meraklı olan İshak Bey; av yeri çok olan yaklaşıl 3 saat mesafede peri ve Munzur nehirlerinin birleştiği yerde bulunan Çarsancak ve Palu sınırını teşkil eden BİÇER köyüne yaz kış ava gider olmuş. Durumun farkında olan İshak beyin dayıları, Palu beyleri miri Cimşit ve miri Tahir, bacıları Rukuş hanımın oğlu İshak beye biçer köyünün üç sülüste bir sülüsünü hediye ederler.(eski Osmanlı tapu kayıtları)
    İshak Bey Şorda köyünü satarak, biçer köyüne yerleşir. Biçer köyünde bulunan yerliler ve Ermeniler bundan rahatsız olduklarından, ishak beyi köyden kaçırmak isterler. Durumu haber alan dayıları (Palu beyleri) bir kısım askerle biçer köyüne yürüyünce köy tamamen boşalır. Tek sahibi İSAK BEY kalır. Köye sonradan getirilenler yarıcılar ve hizmetkârlardan ibarettir.
    6000 dönüm susuz ancak çok verimli tarım arazisi; her erkek kardeşe bir meşeli dağ (altı dağ) yaklaşık 300 km2 otlağı bulunan biçer köyü Karaçor yöresiyle Çarsancak beyliğinin (Elazığ ili ile Tunceli ilinin) birleştiği köydür.
    1964 yılında köyde yapılan kadastro çalışmalarında, köyümüzün en yaşlısı rahmetle andığımız Mehmet Ağa (Arif Ağanın oğlu) kedinde bulunan Osmanlıca tapu kayıtlarını çıkardı. Elazığ da bulunan yaşlı ve eski tapu kayıtlarını okumada mahir, kâtip Mehmet efendiye götürdük. Mehmet efendinin tapu kayıdından;“Palu beyleri, Miri Tahir ve Miri Cimşit Biçer Köyünün üç sülüste bir sülüsünü yeğenleri ishak beye hediye ettiler.” Yazısını okudu. Hacı ishak bey adına kayıtlı bulunan araziler, o tarihte hayatta bulunan arazi sahiplerinden kurulan tapu kadastro bilirkişileri (Hacı Nuri ASLAN, Hacı Sabri DURMUŞ ve İsmail DURMUŞ) bu kayıtları da esas alarak yıllardır kardeş bölüşümü tabir edilen usule uygun olarak tapuların yapılmasına katkıda bulunmuşlardır. 1964–1965 tarihinden itibaren her şahısın tarım arazisi kesin sınırlarla ayrıldı. Ancak dağ ve otlak tabir edilen bölümler (Hüsen ağanın dağı, Osman ağanın dağı, gazitran gibi.) kadimden beri devam eden şekilde devam etmektedir. Hazine yoktur köy hudutları dâhilinde, her noktanın kime ait olduğu bilinmektedir.

    1968 tarihine kadar, biçer köyü tamamen Hacı İshak Beğin çocukları ve torunlarına aitti. Ancak 1968 yılı sonlarında, Hacı Sabri Ağa kendisine annesinden intikal eden(Esat ağa nın) hissesini yıllardır yarıcılığını yapmakta olan Hasan CANKARA(kurohaso)nın çocukları Sefer, Ramazan ve Mehmet CANKARA ‘ya sattı. Çocuklarının annesi olan rahmetli eşi fikriye hanımın adına tapu ettiği, 4 parça (küçükparça, selme, kurrik ve çatal tarla) toplam 60 küsur dönüm hala durmakta ve sattığı diğer tarlalar gibi onlarda cankaralar tarafından kullanılmaktadır.
    1970 li yıllarda İshak Beyin oğlu Sabri ağadan Oğlu Ahmet ağaya ve ondanda oğlu Bedri ağaya intikal eden araziler Bedri ağanın halası oğlu İsmail ağa tarafından, yarıcıları Uyandık köyünden; Mehmetali SARIGÜL, Hasan UYMAZ ve Yaşar ŞAHİN’E satıldı. Böylece biçer köyünde de ceddimizden kalan malların bir kısmı satılmış oldu. Biçer köyü, 2009 yılı itibariyle Çar sancak Beğliğinin hala satışı en az yapılan tek köyü olarak durmaktadır. Ayrıca biçer köyünde halkın tamamı suni olup, Hanefi mezhebindendirler. Gerçek mal sahipleri çoğunlukla Elazığ ilinde olmak üzere Ankara, Bursa, Sakarya, Aydın ve İzmit illerine yerleşmişlerdir. Hanedanlığı ve misafir perverliği ile tanınan biçer ağalarının çocuklarında, biri birilerini tanımayacak kadar ilgisizlik görülmektedir. Belli bir tarihe kadar bir gelenek haline gelen sülale dışından, kız alıp verme âdeti 1945 li yıllarda bozulmuş, 1960 larda tamamen ortadan kalkmıştır.
    Ağalık döneminde çocuklarını okutmamanın karşılığını çok ağır ödeyen biçer ailesinin, soydan gelen liderlik vasıflarını değerlendiren bir kısım fertlerinin çabasıyla belli mevki ve makamlara ulaşmaları mümkün olmuştur.
    2009 tarihi itibariyle, öğretmen, mühendis, doktor bürokrat ve resmi kuruluşlarda her düzeyde memur ve amir, Türkiye çapında sendikacı olmak üzere çok sayıda çalışan bulunmaktadır.
    Genç neslin zeki çalışkan ve girici olmaları, gelecekte çok daha büyük başarılar elde edeceklerinin delili olarak kabul edile bilir.

    .
    Kültür

    1950 li yıllara kadar dışarıdan kız alıp(ağa olmayanlardan)başkalarına kız vermemek geleneği bozulmuştur.Okumaya önem vermeyen zihniyet değişiklikleride bu tarihlerde başlamıştır. BİÇER KÖYÜNDE MÜSPET VE MENFİ İLKLER

    Yalnız erkek çocuklar dikkate alınmış olup, evlenip dışarı giden hanımların çocuklar yazılmamıştır.
    Köyden ilk çocuklarını okula gönderen, köye ilk traktörü getiren, köyden ilk hacca giden, ilk babasından ayrılan (ayrı ev kuran), ilk köydeki arazisini satan Mustafa Ağanın oğlu Hacı Sabri Ağadır. Köye ilk radyoyu getiren (1956), Köyde ilk okur-yazar olan, Köydeki arazileri halen durduğu halde köyden ilk çıkan (başka yerde ev alıp taşınan-önce Şey hacı sonra Elazığ merkezde) Şükrü Ağanın oğlu Hacı Nuri Ağadır. Köyde genç yaşta vefat eden kardeşi çocuklarına sahip çıkarak, kardeşinin eşini büyük oğluna nikâhlayan, uzun zaman beş oğlunu bir arada tutarak köyün an nüfusu fazla olan ailesini oluşturan, zamanın en görkemli tarım aracı kabul edilen iki çift öküzle çiftçilik yapan Necip Ağadır. Tasavvuf ve cemaatlerle ilişkisi olan, İki eşi bulunan, ilk defa eşini boşayan Osman Ağanın oğlu Ahmet Ağadır.
    Köyde ilk defa devlet dairesine işe giren, İlk defa (Sofi Ahmet ağa ve Hacı Nuri Ağadan sonra) Kuran okuyan, Hacı Sabri ağanın oğlu İbrahim Beydir. İlk defa öğretmen olan Hacı Nuri Ağanın oğlu Şükrü Beydir. İlk defa Türkiye genelinde sendika başkanlığı yapan Hacı Sabri ağanın oğlu Esat Beydir. İlk defa yurt dışına giden Necip Ağanın oğlu Nuri Ağadır. İlk defa başbakanlıkta bürokrat seviyesine yükselen Şemsettin (Ahmet) Ağanın oğlu Cahit Beydir. İlk imam-hatip ve Müftü vekilliği yapan Şemsettin (Ahmet) Ağanın oğlu Zabit Beydir. İlk Mühendis ve Müdürlük yapan İbrahim Beyin oğlu Fırat Beydir. İlk tıp doktoru Küçük Ağanın oğlu Yasin Beydir. İlk polis memuru İdris Ağanın oğlu Yaşar Beydir.
    Ayrıca aşağıda adı soyadı ve karşılarında belirtilen üniversiteyi bitiren mezunlarımız bulunmaktadır.

    Mehmet Nuri (MURAT) ASLAN Denizli Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmen H.Fatma ASLAN (GÜL) K.Maraş Sütçü İmam Elektrik-Elektronik Mühendisi Zülfü DURMUŞ (Mehmet oğlu) Elazığ Fırat İnşaat Mühendisi Nigar DURMUŞ (Mehmet kızı) Bursa Uludağ Felsefe Öğretmeni Akif DURMUŞ (Mehmet oğlu) Elazığ Fırat İnşaat Teknikeri Galip DURMUŞ (Abdulkadir oğlu) Van 100 Yıl Eğitim Fakültesi Öğretmen Alper DURMUŞ (Abdulkadir oğlu)

    YEMEK VE GİYSİ: Biçer köyü sınır köy olması nedeniyle tunceli ve elazığ kültürünün adeta bir karışımını oluşturmuştur.Giysi yönüyle 1900 lü yıllardan beri elazığ kültürü ve palu giysi şekli(kadınlarda)görülmektedir. Yiyeceklerde tunceli gömesi (kılor) yanında harput köftesi kuzu kızartması,içli köftesi meşhurdur.

    Coğrafya

    Tunceli iline 56 km, Mazgirt ilçesine 45 km uzaklıktadır.Coğrafi Durum: Biçer köyü, Elazığ-K 43-a4 paftasının 51–54 kuzey, 95–100 doğu meridyenleri arasında yer almaktadır. Yani yaklaşık olarak 12 km doğudan batıya 25 km. güneyden kuzeye uzanan dikdörtgen şeklinde bir arazi bölümü oluşmaktadır. Elazığ il sınırı ile Tunceli il sınırının kesiştiği noktada olup, Tunceli il sınırları içinde kalmaktadır. Coğrafi olarak Kovancılar ilçesine bağlı, Çaybağı bucağının bir devamı gibidir. Doğusunda (aynı muhtarlık olan karayusuf köyü ve teri komu mezrası) Akpazar bucağına bağlı Demirci köyü, Batısında Kovancılar ilçesine bağlı Uyandık (muşoğlu) köyü bulunmaktadır. Kuzeyini Munzur ve peri suyunun birleştiği, kaban baraj gölü oluşturmaktadır. Güney kısmı ise Kovancılar ilçesine bağlı çaybağı bucağı merası ve soğanlı köyüne bağlı mezra otlakları ile çevrilmiştir. Adeta Elazığ sınırı, Tunceli sınırı ve Keban baraj gölü sınırı diye üç sınırla çevrilmiştir. Çok geniş bir otlağı bulunan biçer köyünde hazine arazisi bulunmamaktadır. Tıpkı tarım arazisi gibi her semtin bir adı vardır. Ögevir, tuzluk, tapebenzür, tağtikler, yolaklar, incirlik, rasteğoy, raziamet, ardıç dağı(1147 m), tavik tepesi(1114 m) gibi. Dağları genç meşe ağaçları ile kaplı olan biçer köyü, dağ eteklerine serilmiş çok verimli humuslu tarım arazilerine sahiptir. Geçmiş yıllarda altı yedi sürü (her sürü yaklaşık 500 tane) karakeçi bulunan köyde bugün yok denilecek kadar azdır. Köyde yalnız yaşlılar ve bir iki orta yaşlı kişi bulunduğundan hayvancılık yapacak kimsede bulunmamaktadır.

    Genelde kuru tarım yapıldığından, buğday, arpa, nohut ve fiğ gibi ürünler yetiştirilmektedir. Her ailenin kendisine yetecek kadar (köy çeşmesinden sulanan)sebze yeri bulunmakta olup dut Bahçeleri dışında bağ ve bahçe yok denilecek kadar azdır.

    En uzun sınırını Keban baraj gölü oluşturmasına rağmen, su ürünleri konusunda hiçbir gelir getirici çalışma yapılmamıştır. Keban baraj gölünden yararlanarak köyün büyük bir kısım arazisini sulamaya açma imkânı mevcuttur.
    İklim

    Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 42
    1997 -
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Altyapı bilgileri

    Köyde ilköğretim okulu yoktur. Köyün BİÇER MEZRASININ -KÖYÜ TEMSİL ETMEKTEDİR-2009 YILINDA İÇME SUYU KAPALI ŞEBEKESİ YAPILMIŞTIR. ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol STABİLİZE olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

    kaynak/ yerel net / vikipedi / özgür ansiklopedi

    köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz

     

Bu Sayfayı Paylaş