Karanlığa karşı omuz omuza

'Haber Arşivi & Gündem' forumunda HÜZÜN_LÜ tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Karanlığa karşı omuz omuza konusu Hrant İçin Adalet Platformu, dün görülen Dink cinayeti davası öncesi kararlı ve görkemli bir eyleme imza attı.

    Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Sabahattin Ali, Doğan Öz, Kemal Türkler gibi, suikastlar sonucunda hayatını kaybedenlerin yakınları, Dink davasının görüldüğü duruşma öncesi Beşiktaş Meydanı’nda bir araya gelerek, “Daha büyük bir aile olmak istemiyoruz” mesajı verdi.

    Türkiye’de çeşitli dönemlerdeki suikastlar sonucunda hayatını kaybedenlerin yakınları, Hrant Dink Davası’nın görüldüğü duruşma öncesi Beşiktaş Meydanı’nda bir araya gelerek, “Daha büyük bir aile olmak istemiyoruz” mesajı verdi. Rakel Dink, Poyrazköy İddianamesi’yle ilgili sorular üzerine, “İkrar, tövbe ve özür olmadıkça kurtuluş gelmez” dedi.

    Hrant için Adalet Platformu’nun eylemine Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, kızı Delal ve kardeşi Orhan’ın yanı sıra, ilk siyasi suikaste kurban giden Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, Doğan Öz’ün eşi Sezen Öz ve kızı Bengi Heval Öz, Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altaş, DİSK eski Başkanı Kemal Türkler’in kızı Nilgün Soydan, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, Uğur Mumcu’nun kızı Özge ve oğlu Özgür Mumcu, Metin Göktepe’nin ablası ve çok sayıda gösterici katıldı.

    Hrant’ın derin ailesiyiz

    Eylemde “Katil Devlet Hesap verecek” sloganı atan göstericiler, “Hrant için Adalet” yazılı dövizler taşıdı. Grup daha sonra adliyeye kadar yürüdü. Eyleme katılanlar adına açıklamayı yapan Filiz Ali, şunları söyledi: “Biz Hrant Dink’in derin ailesiyiz. Buraya Arat, Delal ve Sera’nın kardeşleri olarak geldik. Sabahattin Ali cinayetinden beri defalarca ezber ettiğimiz bu tür örgütlü siyasi cinayetlerin nasıl örtbas edildiklerini bir kez daha hatırlatmaya geldik. Dosyalarımızın çoğu kapatıldı. Zaman aşımına uğradı.

    Devlet aşağılandı

    Suçluların korunup kollanmasından ne kadar çok resmi sıfatlı kişinin seferber olduğunu gördük. Bizim gözümüzde devlet defalarca aşağılanmış oldu. Hangi kurum, hangi kurumun içindeki saygın kişi incinecekse incinsin, zedelenecekse zedelensin, itibar kaybına uğrayacaksa uğrasın. Bunun asla bir canın kaybı kadar ağır olmayacağını anlamak, anlatmak zorundayız.”

    Bildirinin altında şu imzalar yer aldı.

    02.04.1948 Sabahattin Ali Ailesi, 24.03.1978 Doğan Öz Ailesi, 01.02.1979 Abdi ipekçi Ailesi, 28.09.1979 Cevat Yurdakul Ailesi, 07.12.1979 Cavit Orhan Tütengil Ailesi, 11.04.1980 Ümit Kaftancıoğlu Ailesi, 23.05.1980 Sevinç Özgüner Ailesi, 22.07.1980 Kemal Türkler Ailesi, 07.11.1980 İlhan Erdost Ailesi, 07.03.1990 Çetin Emeç Ailesi, 04.09.1990 Turan Dursun Ailesi, 20.09.1992 Musa Anter Ailesi, 24.01.1993 Uğur Mumcu Ailesi, 02.07.1993 Nesimi Çimen Ailesi, 02.07.1993 Metin Altıok Ailesi, 02.07.1993 Behçet Aysan Ailesi, 02.07.1993 Hasret Gültekin Ailesi, 30.12.1994 Yasemin Cebenoyan Ailesi, 11.01.1995 Onat Kutlar Ailesi, 09.01.1996 Metin Göktepe Ailesi.


    AÇIKLAMANIN TAM METNİ

    Derin aile


    Biz, Hrant Dink’in ‘derin’ ailesiyiz. Hrant’ın arkadaşları, bugün bize izin verdiler. Onların yerine biz konuşacağız.

    Biz buraya Arat, Delal ve Sera’nın kardeşleri olarak geldik. Yıllardır yaşadığımız ortak adaletsizliği paylaşmaya, bunun tanıklığını yapmaya geldik.

    Sabahattin Ali cinayetinden beri defalarca ezber ettiğimiz bu tür örgütlü siyasi cinayetlerin nasıl örtbas edildiklerini bir daha hatırlatmaya geldik.

    Dosyalarımızın çoğu kapatıldı, zaman aşımına uğradı. Hrant Dink cinayeti ise henüz örtbas edilme sürecinin içinde. Suçlular daha zamanlarını aşmadılar. Devletin kendi içine sızmış yıkıcı odakları ayrıştırabilmesi, açığa çıkarabilmesi için henüz bir fırsatı var. Bu kadar çok üstü örtülmüş cinayeti, cinayetler sonrasında işlenen cinayete iştirak suçlarını, bu devlet ayıbını bizden sonrakilere miras bırakmayalım diye henüz bir fırsatımız var.

    Çoğalmak istemiyoruz

    Kinle, öfkeyle, intikam duygularıyla değil, yurttaş sorumluluğuyla ve asla son bulmayacak adalet talebimizle buradayız. Biz, sürekli olarak can alınan bir ülkede yaşayanların, çoğalttığı bir aileyiz. Artık çoğalmak istemiyoruz. Bizi öldürenlerin ardındaki örgütlenmeyi ortaya çıkarmakla yükümlü olan bütün devlet kurumlarını sorumlu sayıyoruz. Bunu yerine getirmedikleri sürece, onlar gözümüzde hep suçlu olarak kalacaklar. Ve her an bu suçun rahatça işlenebileceği düşüncesini iletmiş olacaklar.

    Sizi izlemekteyiz demek için geldik buraya. Hiçbir sırrın, bu onursuzluğu, bu aşağılanmayı taşıyacak kadar önemli olabileceğine inanmıyoruz. Şu anda burada görülecek mahkemenin, bütün sırları alaşağı edebilecek kudrette olmasına dair dileklerimizi iletmek için geldik buraya.

    Biz, yıllardır, ‘Mevcut yasalar ölülerimizi savunma yetkisini bize vermedi’ demek zorunda bırakıldık. Oysa yurttaşını bu kadar savunmasız bırakabilen kurumların, kendi suçlarını örtbas etmek için ne kadar çok çaba harcayabildiklerini defalarca gördük. Suçluların korunup kollanmasında ne kadar çok resmî sıfatlı kişinin seferber olduğunu gördük. Bu görüntüler nedeniyle bizim gözümüzde devlet defalarca aşağılanmış oldu.

    Kim incinecekse incinsin

    Bundan daha büyük bir aşağılamanın, daha ağır bir hakarete uğramanın olabileceğini düşünmüyoruz. Hangi kurum, hangi kurumun içindeki hangi saygın kişi incinecekse incinsin, zedelenecekse zedelensin, itibar kaybına uğrayacaksa uğrasın. Bunun asla bir canın kaybı kadar ağır olmayacağını anlamak, anlatmak zorundayız.

    Bu konulara zaten duyarlı olup da çaresizlik içinde üzülecek olanlara değil, sorumlu görevlerde olanlara, resmî sıfatlar taşıyanlara sesimizi duyurmaya geldik. Arat, Delal ve Sera kardeşlerimizle, Rakel Dink ile birlik olmaya geldik. Biz de bu davanın müdahiliyiz ve bugün avukatların mahkemeye yöneltecekleri talep listesinin dikkate alınması için takipçi olacağız.

    Ve son olarak da, basın bu duyurumuzu magazinleştirip acılı aileler görüntüsü versin diye değil adalet talebimizi olduğu gibi aktarabilsin diye geldik.

    (Hürriyet)
     

Bu Sayfayı Paylaş