Karaman Atasozlerii - Karaman'a Ait Atasozleri

'Karaman Tanıtımı' forumunda NeslisH tarafından 22 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Karaman Atasozlerii - Karaman'a Ait Atasozleri konusu

    Abdala malûm olur
    Abdalın avrat boşadığı zaman
    Abdal evinde kaymak mı bulunur
    Abdestsize namaz dayanmaz
    Acele etsen de iş varacağına varır
    Acele işe şeytan karışır
    Acemi nalbant, gavur eşeğinde öğünür
    Acı acıyı, su sancıyı savar
    Açı ağlatma toku söyletme
    Açı ığratma toku söyletme
    Acıkan doymam sanır
    Acıyan eşek attan ileri gider
    Aç ayı oynamaz
    Aç bırakma hırsız olur, çok söyleme arsız olur
    Açın açı, çıplağın kabadayısı
    Açın gözü ekmek teknesinde olur
    Aç köpek fırın deler
    Açlığılan tokluğun arası yarım ekmek
    Açma kütüğü söyletme kötüyü
    Aç ne yemez tok ne demez
    Aç tavuk kendini buğday anbarında görür
    Açtırma kutuyu söyletme kötüyü
    Adam adama lazım olur
    Adamakla mal mı tükenir
    Adamın adı çıkacağına canı çıksın
    Adet yerini bulsun
    Adı çıktı dokuza inmez sekize
    Ahmak misafir ev sahibini ağırlar
    Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla
    Ağanın alnı terlemeyince ırgatın burnu kanamaz
    Ağır kazan geç kaynar
    Ağır ol da kâmil desinler
    Ağzına tat boğaza mihnet
    Ağızdan burun yakın, kardaştan karın yakın
    Ağzı açık ayran delisi
    Ağzımın suyu aktı
    Ağzından çıkanı kulağı işitmez
    Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar
    Ağlayak da gözden mi olak
    Ağmansız güzel arayan yarsız kalır
    Ağrısız baş mezarada gerek
    Akçe bulsam çıkı yok,
    Akçesi ucuz olanın kendisi kıymetli olur
    Akıllı evladın var neylersin malı, akılsız evladın var yine neylersin malı
    Akılsıza söz kar etmez
    Akılsız başın cezasını ayaklar çeker
    Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü
    Akılsız köpeği yol kocatır
    Akıntıya kürek çeker
    Akrabanın ettiğini akrep etmez
    Akranı ile konuşmayanın sesi semadan gelir
    Akşam aşından bir gelin ölmüş
    Akşamın işini sabaha bırakma
    Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir
    Alabula soğan zarı gibi
    Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun
    Alan satandan umar
    Al altını ...... tımarını
    Alçak eşeğe kim olsa biner
    Alçak yerde yatma sel alır, yüksekte yatma yel alır
    Aldı alısını dolandı çalısını
    Al elmaya taş atan çok olur
    Alemde bekâin insanda cefa yok
    Alemin ağzı torba değil ki büzesin
    Alet işler el öğünür
    Alem unutmuş, kalem unutmamış
    Alı al moru mor serdim
    Alığını almak, ğölüğünü solmak
    Alımı aldım, morumu soldurdum
    Alışmadık ... abdest tutmaz
    Alışmış kudurmuştan beterdir
    Allah abdala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir
    Allah bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar
    Allah herkesin kalbine göre verir
    Allah’ın ondurmadığını kul onduramaz
    Allah’ın parmağı yok ki gözüne soksun
    Allah ilmi dileyene, malı dilediğine verir
    Allah gardaşı gardaş, kısmetini ayrı yaratmış
    Allah oraspı avrat, puşt oğlan şerrinden emin eylesin
    Allah şaşırttığı kulu beygir gibi o....tur
    Allah şaşırttı mı dayıya hal dedirtirmiş
    Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz
    Allah’tan sağlık devletten aylık
    Allahümme ferden, kendini sakın kel ile körden
    Allah yolunu yolsuza çattırmasın
    Allı yelek, pullu yelek, gömlek yok, canfes neye gerek
    Alma ağacından uzak düşmez
    Alma ağacının altında büyümüş
    Analar taş yesin yarım yarım beş yesin
    Almadan vermek Allah’a mahsus
    Alma mazlum ahını çıkar aheste aheste
    Al ¤¤¤¤¤¤nun kızını, alma kızının kızını, sürer ebesinin izini
    Aslı ne nesli ne
    Altta kalmayı ayı bile sevmez
    Altın eşiğin gümüş eşiğe işi düşer
    Altın pas tutmaz
    Altın yere düşmeyile pul olmaz
    Alt yanı sakal üst yanı bıyık
    Al kaşağıyı gir ahıra, yağır olan gocunsun
    Amma da alaşalı ha
    Ana bir, bacı iki, gerisi çalı .......
    Anladı amma palan guskun koymadı
    Anan turp baban şalgam, sen içinde gülbe şeker
    Anan eğirip baban dokumadı ya
    Anamur ineği gibi
    Aptalı vali yapmışlar, önce babasını kesmiş
    Arz ehlinin kapısı daima örtük gerek
    Arsızın ar nesine, gömleği uzun yar nesine
    Arpa görmüş at gibi ne sırıtıyorsun
    Arpacı kumrusu gibi düşünür durur
    Ar namus tertemiz
    Armut piş ağzıma düş
    Armudun sapı vardır üzümün çöpü vardır
    Armudu sapı ile, üzümü çöpü ile, pekmezi küpü ile
    Armudun iyisini dağdaki ayı yer
    Arkadaşını söyle, seni söyliyeyim
    Ar insana, bar hayvana yakışır
    Arife tarif gerekmez
    Arife günü yalan söyliyenin, bayram günü yüzü kara çıkar
    Ârife bir işaret el verir
    Arı satmış, namusu tellala vermiş
    Arı bal alacak çiçeği bilir
    Ar gözden, kar yüzden anlaşılır
    Ar eden kar edemez
    Arap eli öpmekle dudak kararmaz
    Asıl varken vekil aranmaz
    Aslını saklayan haramzadedir
    Asıl azmaz bal kokmaz; kokarsa ayran kokar, çünkü aslı süttür
    Aşşık oynamaktan murat, ütmektir
    Aşşığım aşşık, üttüğüm oynamam
    Attan indi eşeğe bindi
    Atta karın, yiğitte burun
    At sineği gibi beygir tersiyle geçinir
    At ölür de itler bayram eder
    Atlıyı attan indirir
    At ile deri, yemek ile diri
    At ile avrat yiğidin bahtına
    Ateşle oyun olmaz
    At elin, torba emanet, bizim dahdahımız var
    At ilin, it ilin, bize ne
    Atın ölümü arpadan olsun
    At binicisine göre kişner
    Ata binmeden ayakları sallama
    Avradı tuz dedi mi ... cız der
    Avradı er zaptetmez, ar zapteder
    Av köpeği gibi ne soluyorsun
    Avcı avında, yolcu yolunda gerek
    Ayranı yok içmeye, feraceyle gider s........ya
    Ayran içtik ayrı düştük
    Ayranım ekşi diyen olmaz
    Aylak sirke baldan tatlıdır
    Ayın onbeşi karanlık, onbeşi aydınlıktır
    Aydan almaz, günden solmaz
    Ayağa dokunmadık taş, başa gelmedik iş olmaz
    Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz
    Aza nere gidersin demişler, çoğun yanına demiş
    Aza kanaat etmiyen çoğu bulamaz
    Azıcık aşım kuygusuz başım
    Az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başa
    Az veren candan verir, çok veran maldan verir
    Az ye de bir çırak tut

    Baba hizmet, oğlum himmet
    Babamın öleceğini bilseydim acı soğana değişir de yerdim
    Babam bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım
    Baba mirası yanan mum gibidir
    Babası kahya olanın neden pervası olur
    Babası oğluna bağ bağışlamış da, oğlu bir salkım üzümü çok görmüş
    Babası ölen bey, anası ölen kadın olur
    Bacası eğri amma dumanı doğru olsun
    Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
    Bacak kadar boyuyla türlü türlü haltlar karıştırır
    Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun
    Bağ dua değil çapa ister
    Bağı olmayan kişi, martaval yemek işi
    Bağlı aslana tavşan bile hücum eder
    Bağlı tavuğu bulamaz
    Bahçeciye tere satılmaz
    Bahil olan, zelil yaşar
    Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne de yaşta
    Bakan göze yasak olmaz
    Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur
    Bir çiçekle bahar gelmez
    Bak şu feleğin işine, ayıya kaval çaldırıyor
    Balcı ağlar,pekmezci ağlar,gatre incinin gözü çıksın
    Balcı kızı daha tatlı
    Bakkal ölenin borcunu diriye ödettirir
    Balcının bal tası, oduncunun paltası
    Bal döksen yalanır
    Bal bal demekle ağız tatlanmaz
    Balığı baştan avlamalı
    Balık baştan kokar
    Balı parmağı uzun olan yememiş de kısmeti olan yemiş
    Baltayı taşa vurdu
    Bal tutan parmağını yalar
    Bana bir kadın lazım oda bu gece lazım
    Battı balık yan gider
    Başa gelen başta kalmaz
    Başa gelen çekilir
    Başa gelmedik iş olmaz
    Başa gelmedik iş olmaz, ava gelmedik kuş olmaz
    Başar da başakçı ol
    Baş başa baş Şeriata bağlı
    Baş başa baş yasaya bağlı
    Başın başı, başın da başı var
    Baş büyük devlet, ayak büyük mihnet
    Başıma uymayan takke elin olsun
    Başım da bir bitmedik arpa kaldı
    Başında guguk öter
    Başındaki fese bak, girdiği kümese bak
    Başını acemi berbere teslim eden, cebinde pamuk eksik etmesin
    Başını sallayana, şapkasının parasını ben verdim sanır
    Baş kalkmadıkça ayak kımıldamaz
    Baş ol da ister eşek başı ol
    Baş sağlığı dünya varlığı
    Baş üstüne deme, ayak altına al da işimi gör
    Baz baz ilen baz ilen, kel tavuk kel horoz ilen
    Bedava sirke baldan tatlıdır
    Bedestanda mal kaybolmaz
    Beğendiğin dağın odununu kes
    Beğendiğin ne, beğenmediğin ne
    Bekara avrat boşamak kolaydır
    Bekar gözüyle kız alınmaz
    Bekle koca kız bahtın açılsın
    Bela dur geliyorum demez
    Belaya sabır gerekir
    Belli düşman gizli dosttan yeğdir
    Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası
    Ben hadımım derim, o oğlun kızın kaç der
    Benim için kültürab oldu
    Benim oğlan bina okur, döner döner bir daha okur
    Ben ölürsem sana eskim ile püsküm mü kalacak
    Benim sakalım tutuştu sen cigara yakmak istersin
    Ben senin karanlıkta göz kırptığını nerden bileyim
    Berber berbere benzer amma başım Allah’a emanet
    Beslemeden kadın olmaz, gül ağacından odun olmaz
    Bir kuruşla beş kapılı hamam yaptırır
    Beş kuruşluk fener o kadar yanar
    Beş parmağın beşi de bir değil
    Beş parmak düz değil
    Beş parmağın hangisini kessen acımaz
    Beşik arkası da gurbettir
    Bey almaz, paşa almaz, delikli taş yerde kalmaz
    Beydir amma cebi omuzunda
    Bey gelmediyse bedeli geldi
    Bey ile bostan ekenin hıyarı ....ne gider
    Beyinsiz kafaya söz kar etmez
    Beylerde zulüm olur da yalan olmaz
    Bey oğlunun katırı ne vurursa götürür
    Bıçak kınını kesmez
    Bıçak yarası iyi olur dil yarası iyi olmaz
    Bilmedin kolayını, bok ettin alayını
    Bilgisizlikten kurtulmuş amma eşeklikten kurtulamamış
    Bilmediği beş vakit namaz, bilir de yanına varmaz
    Bilen bilir bilmeyen aslı var sanır
    Bin dost az, bir düşman çok
    Binin yarısı beşyüz o da bizde yok
    Bin merak bir borç ödemez
    Bin nasihatten bir musibet evladır
    Bin tasa bir keseyi ödemez
    Bin yaddan bir bildik yeğdir
    Bir ağaçtan hem okluk hem de bokluk olur
    Bir ağızdan çıkan bir orduya duyulur
    Bir at dört nalın üstünde daima kişneyip durmaz
    Bir ayağı çukurda
    Biri eşikte biri beşikte
    Bir baltaya sap olamadı
    Bir çakımlık gav gibi
    Bir çıktı pir çıktı
    Bir çiçekle bahar gelmez
    Bir dalda kırk ceviz olmadan taş atmaz
    Bir darlığın bir bolluğu, bir bolluğun bir darlığı vardır
    Bir deli kuyuya taş atar bin akıllı çıkaramaz
    Bir demeden iki denmez
    Bir dirhem et bin ayıp örter
    Bir dost kırk yılda kazanılır
    Bir dostum pir postum
    Bir dostun bin düşman kadar kahrı olur
    Bir elini vicdanına bir elini cüzdanına
    Bir elin nesi var, iki elin sesi var
    Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri yıldız
    Bir fesli bir saçlıyı besler
    Bir gül ile bahar gelmez
    Boyumca buldum huyumca bulamadım
    Bir işci bin başcı
    Bir kararda kalan bir Mevla
    Bir korkak bin orduyu bozar
    Bir koyundan iki deri çıkmaz
    Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur
    Bir nalına vurur bir mıhına
    Bir mum al da derdine yan
    Bir sofrada dokuz ekmek yenilmez, dokuz sofrada dokuz ekmek yenilir
    Bir sahan kepek, bir tülü köpek fiatına aptallardan alınma
    Bir ye de bin şükret
    Biri yer biri bakar Kıyamet ondan kopar
    Bir yerim diyenden, bir de yemem diyenden kork
    Bir yüzü ipek bir yüzü köpek
    Bir şeyin önüne bakma sonuna bak
    Bitmeyen işin kırk yıl müsadesi var
    Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim
    Bizim tavuk bir yumurtu yumurtladı mı yedi mahalleye duyulur
    Biz ondan yoğurt umarız o bizden ayran umar
    Bülbülü altın kafese koymuşlar ille vatan ille vatan demiş
    Bülbülün çektiği dili belasıdır
    Büyük büyüklüğünü bilmezse küçük küçüklüğünü bilmez
    Büyük başın büyük belası olur
    Büyüklüğünü bilmeyen Allah’ını da bilmez
    Büyük hikmetler kısa sözlerde bulunur
    Büyüklük Allah’a yaraşır
    Büyük lokma ye büyük söyleme
    Bu ağız ile çok sakız çiğner
    Bu başa böyle traş
    Bu gün bulur bu gün yerim, yarına Allah kerim derim
    Bu gün dünya yarın ahret
    Bu günkü tavuk yarınki kazdan iyidir
    Buğday ekmeğin yoksa tatlı dilin de mi yok
    Bu işte kabak tadı verdi
    Bulamaçtan dönenin kaşığı kırılsın
    Buldukça bunar
    Buldukça bunsırar
    Bulduksıra bunar
    Buldun bir koyun yeyin da doyun. Ne vazifen senin ayın oyun
    Bulursa yer bulmazsa ağzını poyraza açar
    Bundan sonra at olup da kuyruk tutacak değilim ya
    Bundan sonra önü söğütlü değirmen sahibi olacak değilim ya
    Buna etme bulma dünyası derler
    Burnumu sıksan canım çıkacak
    Böyledir ahval-i alem, gah şad u gah ğam
    Böyle duanın böyle amini olur
    Böyle eyyam-ı ğamın böyle olur nevruzu
    Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek
    Borç yiyen kesesinden yer
    Borç yiğidin kamçısıdır
    Borç ödemekle yol yürümekle biter
    Borçlu ölmez benzi sararır
    Borç bini aştı
    Borç benim de tasası senin mi
    Boğaz yediğini istemez de göz gördüğünü ister
    Boğazı büyük olanın dostu olmaz
    Boklu tavuk çok yumurtlar
    Bol bol yiyen bel bel bakar
    Boyuna posuna bakma, huyuna ussuna bak
    Boynuz ararken kulaktan da olacak
    Boyacı küpü değil ki batırıp çıkarasın
    Bozulmuş bağa bekçi olmam
    Boza üstünde bina tutmaz
    Boşuna kavuk sallama
    Boş torba ile at tutulmaz
    Bostancıya kelek satar
    Boş ite menzil olmaz
    Boş gezmekten aylak işlemesi yeğdir
    Boş gezenin boş kalfası
    Boş çuval dik durmaz
    Boş boğazlık karın doyurmaz
    Boş boğazı ateşe atmışlar da odun yaş diye bağırmış
    Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı

    Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur
    Can boğazdan gelir
    Candan gördüğünü tanır, yandan gördüğünü tanımaz
    Canı cana ölçmüşler artanını kesmişler
    Can sefadan da usanır, cefadan da
    Cam ile oynama kestirirsin, çocuk ile sohbet etme küstürürsün
    Cami yıkılsa da mihrabı yerinde kalır
    Camiye lazımken mescide haram
    Cefayı çekmeyen sefa bulamaz
    Cemaat ne derse desin imam bildiğini okur
    Cennete gitse fidan kırar, cehenneme gitse kazan deler
    Cevahir çarşısında boncuk satılmaz
    Cinsi cinsine çeker
    Cumalığı tuttu
    Ç
    -------------------------------------------------
    Çabuk parlayan çabuk söner
    Çağrılmayan yere çörekçi ile börekçi gider
    Çalmadan oynar kel güdük, ne davul ister ne düdük
    Çam sakızı çoban armağanı
    Çarığa bakma yüreğe bak
    Çatal kazık yere geçmez
    Çat okuna uğrayasıca
    Çıra dibine karanlık
    Çingen çalar kürt oynar
    Çingen çingene çatmayınca eleği boynuna geçmez
    Çingen evinde kaymak bulunmaz
    Çingenenin mahkemeye gidişi gibi
    Çirkin bürünür, güzel görünür
    Çoban güttüğü kadar, çırak tutuğu kadar alır
    Çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu
    Çobanın gönlü olsa tekeden süt çıkarır
    Çok gezenin ayağına tavuk pisliği bulaşır
    Çok gülen çok ağlar
    Çok mal göz çıkarmaz
    Çok mal haramsız olmaz, çok laf yalansız olmaz
    Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir
    Çoluk çocuk ile eyleme Pazar, arpa alır anbardan buğday yazar
    Çürüksüz koza olmaz
    Dadanmış kudurmuştan beterdir
    Dağ adamı, dağ adamı, hasta eder sağ adamı
    Dağ başında duman, insan başında güman eksik olmaz
    Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur
    Dağdan inme yörük, ne erik bilir ne koruk
    Dağdan taş yuvarlar gibi laf söyler
    Dağdan yayılır gölden sulanır
    Dağına göre kış olur
    Dağ kuşu dağda, bağ kuşu bağda yaraşır
    Dağlı gelir ovalıyı kovar
    Dalamazsın yüzemezsin ne ararsın deniz kenarında
    Dal bazlayan dala düşer, kel başlı yara düşer
    Damı çok olanın karı çok olur
    Dandin desen oynar
    Danışan dağ aşmış
    Davulu görür oynar, mihrabı görür ağlar
    Davulun sesi uzaktan hoş gelir
    Debbağ sevdiği deriyi yerden yere vurur
    Dede yediğini öde
    Değirmenciye hırsızlık ayıp değil, başka ayıbını ara
    Değirmenciye salgın salmışlar da oda müşteriye yükletmiş
    Değirmene kıtlık girmez
    Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan
    Değirmenin sesini işitiyoruz fakat onu göremiyoruz
    Deli deli akanı bura bura tıkarlar
    Deli deliden, imam ölüden hoşlanır,
    Deli duran söver akıllı fırsat bekler
    Delinin düşüncesine, tavuğun deşinmesine derman yetmez
    Delinin harmanı olmaz
    Deveye oyna demişler, dokuz kazan süt devirmiş
    Deveyi dizinden, pireyi gözünden vurur
    Deveyi hendekten atlatan bir tutam ottur
    Deveyi ıhtırıp golan dokumaya gider
    Deve yük çeker de köpek solur
    Devletin malı deniz yemeyen domuz
    Deyneği yiyenle sayan bir değil
    Dışardaki dost gelinceye kadar, içerdeki düşman çenemi bağlar
    Dışı güzel dağ elması
    Dışardan baktım türbe, içine girdim tövbe Allah tövbe
    Dışı lokum içi b....
    Dibi görünmeyen kaptan su içme
    Dil bilmez dediği tutmaz
    Dilbere dildade, sofraya seccade aranmaz
    Dilden gelen elden gelse her yoksul bey olur
    Dilencinin torbası dolmaz
    Dileyen Leylasını da bulur Mevlasını da
    Dilinizin kemiği yok ki istediği gibi döner
    Dilim dilim, dilim dilim etti benim dilim
    Dilim, dilim senden çektiğim zulüm
    Dilim senden çektiğim zulüm
    Dilim seni dilim seni, dilim dilim dilem seni
    Dil kılınçtan keskindir
    Dil uzatılan yere el uzatılmaz
    Diken battığı yerden çıkar
    Dinleyen kendini dinler
    Dinsizin hakkından imansız gelir
    Dipsiz kiler boş anbar
    Dirlik olmayan yerde varlık olmaz
    Dişi arslan tek doğurur amma arslan doğurur
    Doğan anası olma da Turan anası ol
    Doğan ipi gibi uzatma
    Doğduğun yere bakma doyduğun yere bak
    Doğru bilmeyince eğri bilinmez
    Doğruluk minarede kalmış
    Doğruların Hak yardımcısıdır
    Doğru sarsılır amma yıkılmaz
    Delik büyük yama küçük
    Delisi olan delisinin kahrını çeker
    Deli öğüt tutmaz, kıl düğüm tutmaz
    Deliyle çıkma yola, ya sağa sapar ya sola
    Deme kış yaz, oku yaz
    Demir nemden insan gamdan çürür
    Demir tavında dövülür, güzel çağında sevilir
    Dene altunu mihenk taşında, insanı iş başında
    Deniz dalgasız kapı halkasız olmaz
    Denize düşen yılana sarılır
    Denizde balık ile pazarlık olmaz
    Denizden geçip de arkta boğulma
    Deniz suyu ne içilir ne geçilir
    Deniz yanında kuyu kazılmaz
    Deniz yanar mı? Belki
    Derdini söylemeyen derman bulamaz
    Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen
    Derdi veren Allah, dermanı da verir
    Dert ağlatır, aşk söyletir
    Dert benim da tasası senin mi?
    Dert derdi açar
    Dert derdin halini sorar
    Dertli deliden çok sevilir
    Dertsiz bir kabak varmış onun da başını kesmişler
    Dertsiz kul olmaz
    Derviş dervişi tekkede, hacı hacıyı Mekke’de bulur
    Derviş Horasan’ı buldu sen hala tarikat ararsın
    Destiyi kıran da bir suyu getiren de
    Deve ahmak olduğundan kılavuzu eşektir
    Deveci ile dost olan kapısını yüksek açar
    Deve ile tepiş olmaz
    Deve ne kadar kıvrak yürürse de katarını gözetir
    Deve kadar büyümüşün, kulağı kadar haysiyetin yok
    Devenin yemediği ot başını ağrıtır
    Devesi olanın kapısı büyük olur
    Deveye binip de hendeğe sinme
    Deveye diken insana .... yaraşır
    Doğru söz acıtır
    Dokuz ölç bir biç
    Domuzdan toklu doğmaz
    Donsuzun gönlünden bir top bez geçer
    Dostluk başka alışveriş başka
    Dostluk kantar ile, alış veriş miskal ile
    Dost yoluna post olmalı
    Dost yüzünden, düşman gözünden belli eder
    Döner taşım yok, öter kuşum yok
    Dört duvar sır örtüsü
    Dört onluktan tek kuruş iyidir
    Dört paralık adamın sekiz paralık keyfi olur
    Döşşek gitti kavga bitti
    Dudağım patlayayazdı
    Dudağının kanını emmek
    Dubara ile kazanılan helva ile yenilmez
    Dul karı sabunu ile hamama gidilmez
    Dut yemeğe dudak gerek
    Dut yemiş bülbül gibi ne susarsın
    Dudük elin yel Allah’ın istediğin kadar öttür
    Düğün aşı ile dost kazanır
    Düğün bizim oyna kızım
    Düğüncü düğünü uzatırsa döğünür
    Düğün evinde eğreti sorulmaz
    Düğün olur iki kişiye tasası düşer deli komşuya
    Düğünsüz olur, ölümsüz olmaz
    Dükkan kapısı Hak kapısı
    Dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kullan kendini, göreyim seni
    Dünyada dost gibi aziz, ihsan gibi leziz bir şey yoktur
    Dünya güzeli, dünya düzeni
    Dünya tazeden tazeye
    Düz ovada sivri bela
    Ecel geldi baş ağrısı bahane
    Eceli gelen köpek cami duvarına siyer
    Eden kendi kendine eder
    Eğri belasını, dileyen Mevlasını bulur
    Ehline ver yarıya ver
    Ekmeğe mama, ........ kama der
    Ekmeği kana doğrayıp yiyor
    Ekmeksiz evden iyi
    El adamı var sever, er adamı sağ sever
    El ağzına bakan avradını tez boşar
    Ele geldi korkma, suya geldi kork
    El avuç oğalar
    Elden bulunan beyden bulunmaz
    Elden gelen ele gider
    Elden gelen güç gelir
    Elden gelen öyün olmaz, o da vaktinde gelmez
    El ele bir gün bulunur
    El eli bilir, merkep yolu bilir
    El el ile, değirmen yel ile
    El elin eğlencesi
    El elin işini türkü çağırarak yapar
    El elin nesine, gülerek gider yasına
    Ele verir talkını kendi yutar salkımı
    Elganem adam
    El için ağlayan gözünden olur
    Elif demeden fergaba çıkacağım sanır
    Elifi görse öğündüre sanır
    Eli hamur karnı aç
    Elifin hecesi var gündüzün gecesi var
    Eli hamur yoğurur, güzü kırık kovalar
    Eli işte gözü oynaşta
    El ile gelen düğün bayram
    Elim ermez gücüm yetmez
    Elin ayıbını sana söyleyen senin ayıbını da ele söyler
    Elin davulunu çalar
    Elin delisine bakma, evin delisine bak
    El içinde vasıyyet ettin, ölmemek olmaz
    Elinin hamuruyla er işine karışma
    Elin iyisinde, kötüsünde değil
    Elin iyisinden kendi kütümüz yeğdir
    Elin kazanıyla aş kaynamaz
    Elin keli ele kokmaz
    Elin keşanesinden bizim viranemiz yeğdir
    Elin köyünde horoz olmaktansa, kendi köyünde tavuk olmak yeğdir
    Elin ölüsü ele düğün gelir
    Elin sözü kayar gider, dostun sözü koyar gider
    Elin tavuğu ele kaz görünür
    El mi yavuz, bey mi yavuz? El yavuz
    Elti eltiyle iyi olsa, bohçası hamamda çekişir
    El üstünde gömlek eskimez
    El yahşi biz yaman, el buğday biz saman
    Emanetin canı cebinde olur
    Emek olmayınca yemek olmaz
    En akıllısı deli Bekir, o da duvarda bağlı yatır
    Er diye erik ağacına çıkacak
    Er ekmeği meydan ekmeği
    Erenlerin sağı solu belli olmaz
    Er getire, Hak yetire
    Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını
    Eri olanın harman kadar yeri olmaz
    Erkeğin malı meydanda
    Erkek koyun kasap dükkanında yaraşır
    Erkek vefakar, kadın cefakar olmalı
    Erken evlenen döl alır, erken yola çıkan yol alır
    Ersiz avrat yularsız at
    Er olan ekmeğini taştan çıkarır
    Esen rüzgardan nem kapar
    Eski çamlar bardak oldu
    Eskiye itibar olsa bit pazarına nur yağardı
    Eskiyi beğenmeyen yeniyi bulamaz
    Esmeyince gıpırdamaz
    Esnafa yemin yaraşmaz
    Eşeğine bakmaz Hasan Dağı’na oduna gider
    Eşek dururken yularını çalar
    Eşek hoşaftan ne anlar suyunu içer denesi kalır
    Eşek ölür semeri kalır, insan ölür namı kalır
    Eşkin at yemini kendi kazanır
    Et giren eve dert girmez
    Et kanlı yiğit canlı
    Et tırnaktan ayrılmaz
    Ettin bir hayır, tut bacağından ayır
    Etme bulursun, inleme ölürsün
    Ev alma komşu al
    Ev bizim, gov bizim, söyleşelim hanım kızım
    Evdeki hesap çarşıya uymaz
    Eve hırsız girdikten sonra kilit takar
    Evin küçüğü olacağına dağın domuzu ol
    Evlenemezsen yivlenirsin
    Evlenenle ev yapanın Allah yardımcısıdır
    F
    -------------------------------------------------
    Fıkranın şaşkını beyaz giyer kış günü
    Fukaranın katırı, ne vurursan götürür
    G
    -------------------------------------------------
    Gavur dinime dönsün
    Gavur parasıyla on para etmez
    Gelin atta, kısmeti yadda
    Gökgörmediğin bir oğlu olmuş, tutmuş bacağından ayırmış
    Gönder de beşyüz boş çuval olsun
    Gönül umduğu yere küser
    Gönülsüz aş ya karın ağrıtır ya baş
    Görümce gördaşı, gördüğün yerde vur taşı
    ........... serçe gibi seker
    Göz gördüğünü ister
    Güneş çarığı sıkar, çarık da ayağı
    Günsüz oğlak gibi

    Hacı sandığımızın haçı koltuğunun altından çıktı
    Haddini bilmek adettir
    Haddini bilmeyene, haddini bildirmek, öksüze gömlek giydirmek gibidir
    Hak dedin mi akan sular durur
    Hakimsiz, hekimsiz memlekette durma
    Hak’kı tanımayan halka baş eğmez
    Hak yapar pak yapar
    Hak yiyen çok yer
    Halâ berber Abid’e traş oluyor
    Halâ yoğurdu yumruğu ile yer
    Halep ordaysa arşın burda
    Halının tozu tükenmez, dilinin sözü tükenmez
    Halimi bilmeyen zalim
    Haline baksa da halı dokusa
    Haline bakmaz harim duvarı atlar
    Hamama gider kurnaya, düğüne gider, zurnaya aşık olur
    Hamamda türkü çağırması, gurbette öğünmesi kolay olur
    Hamam levhası gibi bir kadınlara bir erkeklere
    Ham söz, kalp akça sahibinindir
    Hamurdan artar da çamurdan artmaz
    Hancı tavuğu gibi yolcu tersiyle geçinir
    Hanım eli kaşık sapından incinir
    Hanım kırarsa kaza, hizmetçi kırarsa ceza
    Harca gittik borca geldik
    Harama hile karıştırma
    Haramın temeli olmaz
    Hareket olmayan yerde bereket olmaz
    Harmanda dirgeni yiyen sıpa, diğer yıla kadar acısını unutmaz
    Harman dökmek keçinin işi değil
    Harman el ile, düğün il ile
    Harman yakayım diyen ekine erişemez
    Hasım hasma mevlüt okutmaz
    Hasmına karşı duran gediğinde er olur
    Hasmın karınca ise de merdane bil
    Hasmın sitemini anlamamak hasma sitemdir
    Hasta hekimden derman aranmaz
    Hasta olmayan sağlığın kadrini bilmez
    Hastaya çorba mı sorarsın
    Hatıra bakan yere bakar
    Hatıra çok bakan yere bakar
    Hatır için her halt yenmez
    Hatır için kavuk sallama
    Hayatta dişin ile ...... olmadı mı laf
    Haydan gelen huya gider
    Hayır dile işine, hayır gelsin başına
    Haytanın biridir o
    Hayvanın alası dışında, insanın alası içinde
    Hayvan ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır
    Hazıra Hasan Dağı dayanmaz
    Horoz götürecek malı çok, gemi götürecek elvanı çok
    Horoz ölür gözü çöplükte kalır
    Horozun çok olduğu yerde sabah erken olur
    Helva şakırtısı değil, dayak şakırtısı bu
    Hem kel hem fodul
    Hem suçlu hem güçlü
    Her inişin bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır
    Her koyun kendi bacağından asarlar
    Her tarakta bezi var
    Hesabı gördüm yüzüm ak çıktı
    Hesabın büyüdü küçüğü olmaz
    Hesapsız kasabın ...... gider masadı
    Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masat
    Hırlayan köpeğin önüne varılmaz
    Hırsıza beylerin de borcu vardır
    Hırsızı kârıyla hesap ederler
    Hırsızı kediyi yabancının torbasına katarlar
    Hısım ile ye iç alış veriş etme
    Hızır eli öpeceğim diyeceğine kendi elini öp
    Hileden onaydı fare onardı
    Hileli Pazar dostluğu bozar
    Hileli öküzün harmanı olmaz
    Hocam güzel güzel okuyorsun fakat hasta ölüyor
    Hocanın dediğini tut da gittiği yoldan gitme
    Ho öküzüm ho, dönek başına varıncaya kadar
    Huy canın altındadır

    I
    -------------------------------------------------
    Incığın aşına kurt düşer
    Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz

    İ
    -------------------------------------------------
    İçi beni dışı seni yakar
    İğne ile kuyu kazmaya benzer
    İki cambaz bir ipte oynamaz
    İki çıplak bir hamama yaraşır
    İki dirhem bir çekirdek
    İki el bir baş içindir
    İki gönül bir olunca samanlık seyran olur
    İki iyiliksiz bir dünya
    İki kaptan bir gemiyi batırır
    İki karpuz bir koltuğa sığmaz
    İki kişi laf ederken sana halt etmesi düşer
    İkindi güneşinin feri olmaz, sözünde durmayan er olmaz
    İle karşı
    İmamın boğazında ye yazar
    İmamın evinde aş olmaz, ölünün gözünde yaş olmaz
    İmam yellerse cemaat s.....
    İmamın yuduğunu alırsın
    İnanma dayına ekmek al yanına
    İnce eğirip sık dokuma
    İnsan göre göre at süre süre öğrenir
    İnsanın eti yenmez derisi giyilmez
    İnsanın her zamanı bir olmaz
    İnsanın yere bakanından, suyun ağır akanından kork
    İnsanı yüzünden, öküzü boynuzundan tutarlar
    İnsan kendini beğenmezse çatlar ölür
    İnsan kıymetini insan, altın kıymetini sarraf bilir
    İnsan balı, bir dost için, bir de düşman için kazanır
    İnsan oğlu çiğ süt emmiştir
    İnsan oğluna iyilik yaranmaz
    İnsan oğlundan her şey umulur
    İpe un seriyor
    İp de koptuğu yerden ulanır
    İpliği pazara çıktı
    İpten terazinin boktan olur dirhemi
    İs yanına varan da is, mis yanına varan da mis kokar
    İşi olmayanın aşı olmaz
    İşkilli büzzük tingilder
    İşte gidiyorum şen olasın Halep şehri
    İşte haylulu geliyor
    İşten artmaz, dişten artar
    İş yaparken çiş yapar
    İt bok yemekle deniz murdar olmaz
    İt burnundan ulur
    İte dalanmadan çalıyı dolan
    İti an, eline taşı al
    İtin ayağını taştan mı sakınırsın
    İtin başında takke durmaz
    İt iti ısırmaz
    İt kuyruğuna buyurur, kuyruğu da ite
    İt takkeyi nitsin, tingilderse düşürür
    İt yatağında ekmek kırığı olmaz
    İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı
    İyilik yap denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir
    Kabı bul kazancı öyle kazan
    Kadı kalktı kaymakam oturdu
    Kanı kan ile yumazlar, su ile yurlar
    Kapıdaki köpek zabın gerek
    Karaman’ın okkası, çelebinin lokması
    Karanlıkta göz kırptığını nerden bileyim
    Karda yürür izini belli etmez
    Kargaya pisliğin deva demişler, gitmiş denize yapmış
    Karınca kararınca
    Karıncaya binmiş, deveyi kucağına almış
    Karnının doyacağını bilir de canavarın yiyeceğini bilmez
    Karnın doymazsa gözün doysun
    Kar zararın kardeşidir
    Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
    Kedi ile çuvala girilmez
    Kedi uzanamadığı ciğere mundar der
    Kelin tırnağı olsa başını kaşır
    Kel keladır, kel başa beladır, vursan yarılır, vurmasan darılır
    Keloğlan ekin ekti yemeden başa kalktı
    Kendi başını tarayamayan gelin başı taramaya gider
    Kendi kendine gelin güvey olur
    Kılı kırk yarar
    Kır atın yanında eyleşen ya huyundan ya tüyünden
    Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla
    Kızını dövmeyen dizini döver
    Kimler kondu kimler göçtü
    Komşunun eşeği kuyruksuz sıpa doğurdu
    Korkunun ecele faydası yok
    Köpek dövüldüğü yere, insan kovulduğu yere çok gider
    Köpekten toklu olmaz
    Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin
    Kör atın kör alıcısı olur
    Köşe başı dayağı çok yedim
    Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez
    Kuru söğütten düllü düdük
    M
    -------------------------------------------------

    Mal buymuş mağribi gibi
    Malım sene vereyimde mi rezil olayım, vermiyeyimde mi? Verme de rezil ol
    Mâli hülya bir tohumdur ektim amma bitmedi, Şu züğürtlük başa bela kovdum amma gitmedi
    Metelik etmez
    Meyveli ağaca taş atan çok olur
    Misafir umduğunu değil bulduğunu yer
    Mollanın ekmeği olsa kendisi yer
    Möddümün otelinde aldı soluğu
    N
    -------------------------------------------------
    Nalı gayarı yok
    Namaz bir günlük olsa ne güller kondururdum
    Ne kadar acele etsen de iş varacağına varır
    Ne kızı ver ne dünürü küstür
    Ne oldum delisi
    Nireleri öter
    Nisan yağar Mayıs öğünür

    O
    -------------------------------------------------
    Odun alırsan meşeden, avrat alırsan Ayşeden, ev alırsan köşeden
    Oğlan babadan öğrenir sofra düzmeyi, kız anadan öğrenir sokak gezmeyi
    Oğlan dayıya, kız halaya benzer
    Oğlan yedi oyuna gitti, çoban yedi koyuna gitti
    Oğlan yetti, bıyığı bitti
    Oğlumu doğurdum amma gönlünü doğurmadım
    Oğlunu seven hocaya vermez, kızını seven kocaya vermez
    Oldu olacak kırıldı nacak
    Olmaz olmaz deme olmaz olmaz
    Oluk başında oynayan, çark evinde bulunur
    Ondan giricime
    On parmağında on kara
    Onu anan karı da bilir
    O...... kıblesi belli olmaz
    O samanın altından çok sular geçti
    Osturma çul duyar, çuldan da il duyar
    Osturma, sıçma halatçı var
    Osturuklu ..... arpa ekmeği pahane
    Osturmadık ..... olmaz, arpa yemedik at olmaz
    Oturduğu ahır eskisi, söylediği İstanbul türküsü
    Otuz iki dişine keman çaldırır
    Oynayamayan gelin yerim dar der
    Oyun bozanlık etme
    Oyunda cıllıma
    O zaman anan kız idi
    Ö
    -------------------------------------------------
    Ödünç yiyen kesesinden yer
    Öfke ile kalkan zararla oturur
    Öğdüğüm oğlan önüme yaptı
    Öğüt vereceğine para ver
    Öksüze acıyan çok olur da bir dilim ekmek veren bulunmaz
    Öksüz oğlan kendi keser kabuğunu
    Öksüzün yüzü küllü olur
    Öküz öldü ortakçılık ayrıldı
    Öküzümün alnı sakar, kendi aybını bana takar
    Ölecek ile olacağa çare bulunmaz
    Öldürmeyen Allah öldürmez
    Ölenle ölünmez
    Ölmüş eşek arar nalını sökmeye
    Ölmüş eşek kurttan korkmaz
    Ölüme sevinilmez
    Ölüm geldi baş ağrısı pahane
    Ölümü gören hastalığa mum olur
    Önce ar idi şimdi kar oldu
    Önce bol bol yiyen sonra bel bel bakar
    Önce taam sonra kelam
    Öyle kız kızarsın da pişsin
    Öz ağlamayınca göz ağlamaz
    P
    -------------------------------------------------
    Para akıl öğretir, libas yürüyüş
    Para ile değil sıra ile
    Para ile imanın kimde olduğu bilinmez
    Para isteme benden buz gibi soğurum senden
    Para parayı kazanır
    Parasız dellal bağırmaz
    Para tükendi dükkan kapandı
    Paşanın arkasında da kılıç sallarlar
    Pazarlıksız iş, barışması güç
    Pederin bayraktar olduğunu anlatamadık
    Pek ofalakçı
    Pekmezi küpten kadını dipten
    Pek yürürsen deli gelin, uslu yürürsen densiz gelin derler
    Pilava gelince gım gım eder dişleri, işe gelince geri gider kaşları
    Pireyi yük edinmek istemez
    Püsüre iş göster, sana iş öğretsin
    Pire için yorgan yakar
    Pireyi deve yapar
    Pişmiş aşa soğuk su katılmaz
    Pişmişte cici var, pişmemişte böcü var
    Pişmiş kelle gibi sırıtma
    Pişirene pişirgeçlik, yapana yarım yufka

    Rahvan at kendini yorar
    Rezaletli kardan, güzellikle olan zarar yeğdir
    Rüzgar böyle eser, balta böyle keserse vay halimize
    Rüzgar esmeyince yaprak kımıldamaz
    Rüzgarlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu
    S
    -------------------------------------------------

    Saadetsiz yaprak ığranmaz
    Sabaha kalan davadan korkma
    Sabahın sahibi var
    Sabır acıdır meyvesi tatlıdır
    Sabrın sonu selamet
    Sabır ile koruk, helva; dut yaprağı atlas olur
    Sabreden derviş muradına ermiş
    Saçın önüne döküldüğünde ak mı kara mı görürsün
    Saç sefadan, tırnak cefadan uzar
    Sadık dost akrabadan yeğdir
    Sağ baş yastık istemez
    Sağ olana her gün düğün bayram
    Sağır için gamet iki olmaz
    Sağır işitmez de yakıştırır
    Sağırın kulağı duymaz, ahmağın heryanı
    Sağırlar birbirini ağırlar
    Sağlık varlıktan yeğdir
    Sağmal ineğin biciği kesilmez
    Sağnak yağmur tez geçer
    Sahibi razı olur da tellalı razı olmaz
    Sakalım yok ki sözüm tutulsun
    Sakalına göre tarak vur
    Sakalını değirmende ağartmadı
    Saksağana pisliğin deva demişler, gitmiş denizin ortasına itmiş, kediye pisliğin deva demişler, ortalığa pislemiş
    Saman altından su yürütür
    Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt
    Sarhoşa dokunma kendi kendine düşer
    Sarığının aklığına bakma, sabunu veresiye
    Sarımsağın sıkından seyreği yeğdir
    Sarıya al bağla, geç karşısına ağla
    Sap sararır saman kararır
    Sap yer saman .....
    Saygı sayana, terbiye alana göredir
    Sayılı gün tez geçer
    Saygısız kasap, ne bıçak kor ne masad
    Saza saz ile, söze söz ile mukabele gerekir
    Sebepsiz kuş uçmaz
    Serçe gibi arsız olma
    Sarhoşa mektup yazma ya okur ya okumaz
    Sel gibi geldi kum gibi kaldı
    Sel gider de kum kalır
    Selam verdim borçlu çıktım
    Selamet ararsan kenarda dur
    Sen bilirsin deyince akan sular durur
    Sen bir garip çingenesin nene gerek püsküllü saz
    Sen bir yana dünya bir yana
    Sen daha çok yorgan geversin
    Sen dede, ben dede, bu atı kim tımar ede
    Senden korkum yok, kedide görkem yok
    Senden yumurta alan sarısını bulamaz
    Sen doğru ol eğri belasını bulur
    Sen herkesi kör, alemi sersem mi sandın
    Senin derdin ayran, benim derdim Meryem
    Senin işin kalaycılık değil, ... çalkalamak
    Seni mezara, malını pazara
    Sen hod ben hod, deveye kim döksün ot
    Sen işi bırakmayınca iş seni bırakmaz
    Seni koru beni var iken, bulayım sana yok iken
    Sen kuluna ver Allah’ım, helal demez, haram demez yir Allah’ım
    Sen seni bil sen seni patlatırlar enseni
    Serçeden korkan darı ekmez
    Serçe gibi seker
    Serçenini gönlünden şahinlik geçer
    Seversen oğlunu sev, kız kendini sevdirir
    Sevilmeyenin selamı devre gelir
    Sev seni seveni yerle yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan ise
    Sıçan deliğine sığmamış da, bir de kuyruğuna kabak bağlamış
    Sıçan sidiğinin denize faydası olur
    Sıçanın geçtiğini aramam da yol olur kalır
    Sıkça varma dostuna kalksın ayak üstüne
    Sır söyleme dostuna, samam teper postuna
    Sırtımda yumurta sepeti yok ya
    Siğdi Vakkas okuna uğrayasıca
    Sinek pekmezciyi bulur
    Sinek pis değil amma mide bulandırır
    Sirkeyi küp düzer
    Sizde yiyip içelim, bizde gülelim geçelim
    Sofrada elini, mecliste dilini tut
    Sofrada soğan yemez, bulsa kabuğunu koymaz
    Sofranın hevengi olmaz
    Soğan kesmedim ki gözüm yaşarsın
    Soğan yemedim ki içim acısa
    Soğanın acısını, yiyen bilmez doğrayan bilir
    Soluğu biten zurnacı başı olsun
    Sonradan görmeyle alışveriş etme
    Sonradan görmüş, dininden dönmüş
    Sonradan imam olanın camiye sığmaz sesi, sonradan kadın olanın hamama sığmaz tası
    Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir
    Sormadıkları yerden haber verme
    Sora sora Mekke bulunur
    Soylu köpek adam ısırmaz
    Söyleme kele duyurur ele
    Söz ne kadar ucuz ise iş okadar pahalı
    Söz torbaya girmez
    Söz uşakta, bağ eşekte
    Sözün sermayesi tutulmaktır
    Sözü bil pişir, ağzını der devşir
    Su aka aka yolunu bulur
    Su başından bağlanır
    Su bulanmayınca durulmaz
    Su destisi su yolunda kırılır
    Su elin, çeşme elin, ya musluğu kimin
    Su geldi teyemmüm bozuldu
    Su herşeyi temizler de yüz karasını temizlemez
    Su küçüğün, sofra büyüğün
    Su susamışa verilir
    Suçu gelin etmişler, güveyi duran olmamış
    Sudan çıkmış sıpaya döndü
    Sulu kuyuya gider de susuz gelir
    Susuzluğundan yayılmaz
    Surata bakma, sırata bak
    Suya düşen yılana sarılır
    Suyun ağır akanından, insanın yere bakanından kork
    Suyu gölden, ekmeği elden
    Suyu kesilmiş değirmene döndü
    Sükut etmek gibi alemde nadana cevap olmaz
    Sümezelenip durma
    Sürme çekerken göz çıkarma
    Sütlü koyunu sürüden ayırmazlar
    Ş
    -------------------------------------------------

    Şahin küçük amma avını ele vermez
    Şaire lazım olan bir sazla bir sözdür
    Şakayı şamataya çevirme
    Şapkası eğri amma imanı doğru
    Şapla şeker bir değildir
    Şaraptan bozma sirke keskin olur
    Şaşarım kedinin çamaşır yıkayışına
    Şaşı şaşı diyeceğine, kör de de kurtul
    Şaşkın ördek götün götün gider
    Şaşmaz kalkmaz bir Allah
    Şecaat kıyafetle değil
    Şehre gider, köy haberiyle gelir
    Şeyh elin öpmek istersen kendi elini öp
    Şeytan eniğini yitirse bulamaz
    Şeytan insanı aldatır da suyu vermez
    Şeytan kabağı ekenin, kabak başında patlar
    Şimden sonra Boz dağ’da kuyruk mu sallıyacağım
    Şimdiki hurmalar, yarın .... tırmalar
    Şubatın arpası, Martın sıpası
    T
    -------------------------------------------------
    Taam ile kelamın çoğundan sakın
    Tablacı başındakini satar
    Tahta çürük mıh tutmaz
    Tahsil-i kemalat, kem âlat ile olmaz
    Taktirde yazılan, tedbirle bozulmaz
    Talihi yaver olanın yar sarar yaresini
    Tanesiz aş olmaz, kaygısız baş olmaz
    Tanrı’dan korkan, kuldan utanmaz
    Tanrı’nın bildiğini kuldan niye saklamalı
    Tarlanın taşlısı, kızın kaşlısı
    Tarlayı koçan değil, saban zapteder
    Tartı var, terazi var, her şeyin bir vakti var
    Tasada duracağına, kesede dursun
    Taşa çıkan keçinin, dama çıkan oğlağı olur
    Taş atana ekmek at
    Taşıma suyla değirmen dönmez
    Taşkınlığın sonu şaşkınlıktır
    Taş ne kadar ıslanırsa, deli o kadar uslanır
    Taş ol da baş yar
    Tatlı at safra çıkarmaz
    Tat kızın dilinden anası anlar
    Tatlı söz dinletir, tatsızı da esnetir
    Tatlı söz yerden mal çıkarır
    Tatlıya yakışmaz soğan, dayısını beğenmez yeğen
    Tava delik tas delik, o da bir üstenbelik
    Tavşana kaç tazıya tut
    Tavşan dağa küsmüş de dağın haberi olmamış
    Tavşan dağda, suyu ocakta
    Tavuğun zekatı bir yumurta
    Tavuğun yem topladığı gibi
    Tavuğum güzel olsun da yumurtlamazsa yumurtlamasın
    Tavuk gibi gıdaklama
    Tay at oluncaya kadar, sahibi mevt olur
    Tazısız ava giden tavşansız eve döner
    Tazıya tavşanı tutturan etrafın hay huyudur
    Tazıyı çullu da bilirler, çulsuz da
    Tedbirde kusur eden takdirde bahane bulur
    Tek kanatla kuş uçmaz
    Tekkeyi bekleyen, çorbayı içer
    Tembel bayam yemek ister, kabuğunu kaldırmaya üşenir
    Tenbele iş buyur da öğüt al
    Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara
    Tencere kapağını bulmayınca kaynamaz
    Tencere yuvarlandı kapağını buldu
    Temsilde hata olmaz
    Tepme kapımı, teperler kapını
    Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç
    Tilki bağlar, çakal söker
    Tilki baş keser, kurdun adı yavuz olur
    Tilki iki defa tuzağa düşmez
    Tilki tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider
    Tilkiyi tut, danayı güt
    Tiz reftar olanın payine damen dolaşır
    Tokludan sağ, köpeğe dök
    Tok ne bilir açın halinden, aç ne bilir tokun halinden
    Toku gönüllemek zor olur
    Topala uyan aksamaya mecbur olur
    Toz ekmek hakkı bilmeyen akıbet gözden çıkar
    Tozdan dumandan ferman okunmaz
    Tükürdüğünü yalama
    Türk ata binse bey olur
    Türk’ün aklı sonradan gelir, o da bir işe yaramaz
    Türk’ün bildiğini tilki bilmez
    Tüy güzelliği hamamdan eve, huy güzelliği Urum’dan Şam’a

    U
    -------------------------------------------------
    Ucuzdur var bir illeti, pahalıdır var bir hikmeti
    Ucuz etin suyu kara olur
    Umut fakirin ekmeği
    Umut ile yaşayan açlığından ölür
    Unu eledik, eleği duvara astık
    Usta maymun kamçı istemez
    Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur
    Uyuyan yılanın kuyruğuna bastı
    Ü
    -------------------------------------------------
    Üç nal ile bir nal eksik
    Üşenenin oğlu kızı olmaz
    Üzümünü ye bağını sorma
    V
    -------------------------------------------------
    Vardığın yer kör ise, gözünü kırp da bak
    Ver tekerini dostuna sen sürt arkadaş
    Y
    -------------------------------------------------
    Yağar eser yolcunundur
    Yaha eme gomayasın e’mi
    Yangına körükle gider
    Yan yatan da yer bir ekmek çamura batan da
    Yaralı parmağa işemez
    Yarım elma gönül alma
    Yarın sen de imamını kayığına binersin
    Yavuz hırsız ev sahibini bastırır
    Yazın yaşa, kışın taşa oturulmaz
    Yemek olan aş, buğundan belli olur
    Yemeyenin malını bir yiyen bulunur
    Yeğnicek çalıyı yel kaldırır, ağır taş yerde kalır
    Yörük sırtından kurban keser
    Yumurtada tüy bitmez
    Yumurta ..... ağzına geldi
    Yüz verdik, astarını da ister
    Yidir beni öğüyüm seni

    Z
    -------------------------------------------------
    Zahirenin anbarı sabanın ucundadır
    Zahmet çeken rahat bulur
    Zahmet noktası kalkınca rahmet olur
    Zahmetsizce bal yenmez
    Zalim ettiğini bulur
    Zarar ateşten gömlektir
    Zarardan korkan kar edemez
    Zararın neresinden dönersen kardır
    Zarar satılmaz
    Zar kırık tezgah bozuk
    Zaruret kapıdan girince, Şeriat bahçeden çıkar
    Zahirden şifa, kahpeden vefa olmaz
    Zekat çebici gibi titrek
    Zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek taşır
    Zemherinin kışından, zamanenin puştundan sakın
    Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovadan şaşırır
    Zengine dokun geç, uğursuzdan sakın geç
    Zenginin aybı, fukaranın hastalığı ortaya çıkmaz
    Zenginin gönlü oluncaya kadar fukaranın canı çıkar
    Zengin helvasını buldan pişirir, züğürt derman için pekmez bulamaz
    Zenginin malı züğürdün çenesini yorar
    Zenginin sermayesi kasasında, aliminki kafasında
    Zengin olacağına varsın fakir olsun da gönlü rahat olsun
    Zeytin ekmek, hazır yemek
    Zora beylerin borcu var
    Zora dağlar dayanmaz
    Zor ile köpek sürüye girmez
    Zorla güzellik olmaz
    Zorlunun hakkından Allah gelir
    Zor oyunu bozar
    Zulm ile yapılan çabuk yıkılır
    Zulm ile abadın ahiri berbad olur
    Zulm ile dünya harap olur
    Zulmün ömrü az olur
    Zulmün sürekesi olmaz
    Zurnacının karşısında limon yenmez
    Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına
    Züğürtleyen bezirgah eski defteri karıştırır
    Züğürtlük demirden leblebider yenilmez, ateşten gömlektir giyilmez
    Züğürt olup düşünmekten, uyuz olup kaşınmak YEGDIR
     
  2. avatar

    avatar Üye

    Eline sağlık paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş