Karaman Şiirleri

'Karaman Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 22 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Karaman Şiirleri konusu Karaman Şiirleri

    ERMENEK EFSANESİ
    Kuzeyinde bir şahin yuvasıdır kalesi,
    Altında gümbür gümbür MARASPOLİ’nin sesi.

    Nice hatıraların sesi gelir derinden.
    Yıkılmış bağ evleri yılların kederinden.

    Ayakta kalanlarsa ışıksız ve karanlık,
    Orda hayat bulanlar meçhule göçtü artık.

    Binlerce mezar taşı bu şehri anlatıyor,
    Nice efsaneleşmiş zatlar burada yatıyor.

    Şu fani alemden bir anda gelip geçtiler,
    Gönüllere taht kurup,iz bırakıp geçtiler.

    Şen kahkahalar yükselirdi SULTANIBAĞ’dan,
    İnsan ne zavk alır ki yaşadığı şu çağdan.

    Ah! O nesil bir başkaydı,bir başkaydı o günler,
    Her feryadımda sanki mezarlar beni dinler.

    Başka bir coğrafyada görülmedi bu kültür,
    İnsanı hür,toprağı hür,havası hür,suyu hür.

    ULUCAMİ göğsüne takılmış nişanesi,
    Çilenin çamurunda yoğrulmuş her hanesi.
    Bir şerefli mazinin kitabesi camiler,
    Allah’ın fanilere hitabesi camiler!....

    Hele birde KEBEN’den seyreyle manzarayı:
    Karşında tabiatın en mükemmel sarayı.

    Geçmişi geleceğe anlatırken bir dere,
    Dev ceviz ağaçları yükseliyor göklere.

    Nice kavmin burada şanlı bir geçmişi var,
    Görün TOLMETRESE’yi yılların süsü var.

    Taşlı dar sokaklarda kısrakların nal sesi,
    Anlatmakla tükenmez ERMENEK EFSANESİ!...

    Ermenek Efsanesi- Adil CEYLAN

    BATIRIKTIR AŞIMIZ
    Sekiler sıvanıp kuyu dolunca,
    Sıra batırığa gelir komşular.
    Öğlen olup gün tepeye vurunca,
    Sıra batırığa gelir komşular.

    Haşlansın lahana,bostan soyulsun,
    Ak cevizler dibeklere koyulsun.
    Dirisi kalmasın iyice dövülsün,
    Cümbüşünüz kolay gelsin komşular.

    Kefkiyle kuyudan alın suyunu,
    Her öğlen oynarız biz bu oyunu,
    Araştırdım batırmanın soyunu,
    Özbeöz Ermenek aşı komşular.

    Böyğanam gelmeden başlamayın ha!
    Lahanayı fazla haşlamayın ha!
    Masada yemeyi düşlemeyin ha!
    Taplayı ortaya koyun komşular.

    Dertlere dermandır dizlere candır,
    Gözlere fer olur,damarda kandır.
    Ermenekli olmak şereftir,şandır,
    Sıkmasını bolca koyun komşular.

    Çalın kaşıkları dalın gözüne,
    İnanmayın elalemin sözüne.
    Yemeyenler birgün vurur dizine,
    Ününü cihana yayın komşular.

    Doksana yüzede gelse yaşımız,
    İlk sırada batırıktır aşımız.
    Mideyi bastırır kuru keşimiz,
    Onuda yanıma koyun komşular.

    Ne baklava ister gönül ne börek,
    Ne palize,ne lakişe,ne çörek,
    Binbir sır var batırıkta komşular.

    Ermenek Efsanesi- Adil CEYLAN

    ERMENEK TÜRKÜSÜ
    Bir irem bağıdır belli adından,
    Elması,armudu yenmez tadından,
    Pekmez kaynat Ermenek'in dudundan.

    Ayva hevenk hevenk,nar hevenk hevenk,
    Ermenek ,Ermenek, güzel Ermenek.

    Bahar gelir gül gülistan görülür,
    Yaz gelince ekinleri derilir,
    Güz gelince nar dalında yarılır.

    Ermenek gözüme dol ışık ışık,
    Sen beni unuttun ben sana aşık.

    Bahar gelir erir yaylanın karı,
    Çağlar torosların billur suları,
    Derde şifa verir çam kokuları.

    Koymayın gurbette götürün beni,
    Bir pınar başına yatırın beni.

    Yeşil çamlıklara güneş doğarken,
    Sürüler meleşir dağa ağarken,
    Kime gönül verem söyle sen varken.

    Toros yaylasına kurulu köşkün,
    Ermenek ,Ermenek kalbimde aşkın.

    Billur derelerin var şırıl şırıl,
    Mavi gök zümrüt yer hep pırıl pırıl,
    Bir sevgili ol da boyumca sarıl.

    Kavuştur hasrete kavuştur beni,
    Ermenek Göksu'ya karıştır beni.

    Yaylası var, yamacı var, bağı var,
    Başı duman duman yüce dağı var.
    Ağası var,paşası var, beyi var.

    Bu hasretlik için için yer beni,
    Ermenek Ermenek gel de gör beni.



    Vur Aşık kırılsın sazın telleri,
    Durmasın şakısın tatlı dilleri,
    Hele güzelleri ah güzelleri.

    Billur dereleri akan Ermenek,
    Gülü burcu burcu kokan Ermenek.

    Gökte yıldız yerde çiçek misali,
    Yeşil işlemeli zümrüt bir halı,
    Işık nur kaynağı nazlı hilali.

    Ermenek dağlara yaslanır durur,
    Silifke,Mersin'e seslenir durur.

    Ermenek gecense gündüzünden ışık,
    Şu dertli gönlümü sar beşik beşik,
    Destan türkü yazar Lamos'lu Aşık.

    Koynasın gurbette alın götürün,
    Tarla tarla sürün ekin bitirin.

    Ahmet Tufan ŞENTÜRK

    KAZANCILI
    Bağın güzel,dağın güzel,
    Sen huylusun Kazancı'lı.
    Hava,suya sen de uy gel
    Durgun ol gül Kazancı'lı.

    Derelerin nazlı çağlar,
    Sarmış seni yeşil bağlar,
    Her adımda buz pınarlar,
    Suyun güzel Kazancı'lı.

    Elma,armut,incir,meyva,
    Erik,ceviz,nar ve ayva,
    Bu diyarda herşey var ya,
    Takdir etmez Kazancı'lı.

    Tadı başka bu diyarın,
    Her an güzel yaz,kışların,
    Doyar burda göz ve karın,
    Yaşa mesut Kazancı'lı.

    Sami TUNCA

    NE BİLECEKLER ?
    Bu kent, her şeyiyle bana yabancı
    Caddeler, binalar, bütün insanlar
    Öyle hasretim ki, ezan sesine
    Ararım çevremde minare, cami
    Lakin, takılırım çan kulesine
    Her semtin muhteşem kilisesine
    Yad el elemleri sarar içimi

    Yurdum uzaklarda, buradan çok uzak
    Her mevsim güneşli, masmavi göklü
    Camili, kubbeli, kümbetli, köşklü
    Ozanlı, Garipli, kervansaraylı
    Hele, insanları, Alpli, Giraylı
    Yok haber onlardan, baba evinden
    Bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak
    Her şey çok uzakta, benden çok uzak
    Gözlerim daima engine dalar
    İsterim ki, her an Anayurdumda
    Dağları dumanlı, yaşlı Kırım’da
    Duvarında mavzer ve Kuran olan
    Ata ocağında, bizim konakta
    Bir bakır sinili sofra başında
    İftar beklenilsin, dua edilsin
    Ve sessiz sedasız yemek yenilsin
    Sonra, şadırvanda abdest alınıp
    Hep birlikte Teraviye gidilsin
    Uyansam her sabah Ezan sesiyle
    Görsem Ayşecik’i su testisiyle
    Ninemi yaşmakla namaz kılarken
    Dinlesem dedemi, Kuran okurken
    Başımı huşuyla yastığa koysam
    Sonra toparlanıp yola koyulsam
    Yahut, günün şavkı vururken camdan
    Heybetli sesiyle çağırsa babam
    Annem de “kalk yavrum, aslanım” dese
    Tutup elleriyle omuzlarımdan, sarılsa öpse..
    Bir karakış vakti Sen kıyısında
    Kafamın içinde “ Türklük Ülküsü”
    Böyle göçeceğim ebediyete
    Donmuş cesedimi bulup çöpçüler
    Defnedilmek üzere götürecekler
    Kimim ben, ve neyim, ne bilecekler ?..


    NACİ SÖZEN

    ŞEHİRDEN ERMENEK’E MEKTUP
    Gavsaram daraldı koca şehirde
    Ermenek burnumda tütüyor ana.
    Ne saray isterin,ne sıcak hamam,
    Ben geğsi taşında yunacam ana.

    Bir daha gelirsem fani dünyaya
    Gurbetsiz bir köşe bulacam ana.
    Dönüp bakmayacam paraya pula,
    Dizinin dibinde kalacam ana.

    Gelemezsem işim kötü burada
    Gün be gün sararıp solacam ana.
    Kara kuzum diyen tatlı diline,
    Yoksa hep hasret mi kalacam ana?..

    Anan hasretinden soldu dediler.
    Karadutlar çoktan oldu dediler.
    Seninle gidenler döndü dediler,
    Ben hangi derdime yanacam ana?..

    İstemem döneri,istemem şişi,
    Sabahıla canım istedi bişi,
    Burnumda tütüyor toprağı ,taşı
    Sanki göremeden ölecem ana.

    Burada batırığı bilen çıkmadı ,
    Kimse dönüp suratıma bakmadı.
    Sular busbulanık,oda akmadı ,
    Cumayı ne zaman görecem ana.

    Pizza,hamburgermiş şehrin aşı,
    Ne maş pilavı var,ne de arabaşı
    Asfalt ile beton toprağı taşı,
    Sekide nezaman yatacam ana.

    Cangır cungur pavyonları sazları,
    Nemne şekil karıları kızları.
    Çöplük kokuları,egzoz gazları,
    Ciğerime korum bağladı ana.

    Televizyon çıkmuş,sohbet kesilmiş,
    Çoluk çocuk karşısına dizilmiş.
    Şeytanlar çoğalmış,ahlak bozulmuş
    Ben nerde sukunet bulacam ana.

    Balyemiş otuzbine satarlar,
    her şeyin içine hile katarlar.
    Süslü püslü odalarda yatarlar,
    Dizinde nezaman yatacam ana.

    Kılçul yeter,varsın halı olmasın.
    Kimse benim gibi yetim kalmasın.
    Bülbül ağlamasın,güller solmasın,
    Oraya temelli dönecem ana.

    Ermenek Efsanesi- Adil CEYLAN

    DESTAN DESTAN ERMENEK
    Aylar yıllar geçti aradan,
    Yine kavuşturdu şükür Yaratan.
    Ayrı düşmek öyle zorki sıladan,
    Hasretinden kazan oldum Ermenek.

    Bağlarında gök eğrimler olmamış,
    Hevenk hevenk köfünlere dolmamış,
    Göç kervanı yollara koyulmamış,
    Hani nerde tatın tuzun Ermenek.

    Yoğurt çiçeklerin mor sümbüllerin,
    Nerde evlek başlarında güllerin?
    Elma,erik,ayva,üzüm,narların,
    Müsandere görmez olmuş Ermenek.

    Ana hasretiyle yandığım bağlar,
    Sekisini saray sandığım bağlar,
    Kuyusundan içim kandığım bağlar,
    Doyamadım can vatanım Ermenek.

    Gök ekini dolunayla sulardık,
    Maldanlara cıngıldaklar kurardık,
    Nasıl böyle solduk,nasıl sarardık
    Ağıtlar yaktırdın bana Ermenek.

    Kıvrım kıvrım iner çıkar yolların,
    Hasretle bizi kucaklar kolların,
    Kebenbaşı,Tekeçatı,Yellibellerin,
    Destan destan anlatılır Ermenek.

    Viran olmuş bahçelerin bağların,
    Kekliksiz tavşansız kalmış dağların.
    Bir meçhulde avcıların avların,
    Dağlar küsmüş kaderine Ermenek.

    Bandırmalar batardı güz aylarında,
    Darılar kaynardı kazanlarında,
    Pekmez köpüklerin ağdalarında,
    Nerde kaldı ogünlerin Ermenek

    Gök lahana batırmanın yoldaşı,
    Taze bostan,teşil biber gardaşı,
    Ceviz ağaçları dersen,sırdaşı
    Batırmana hasret kaldım Ermenek.

    Saydım nice yıllar geçti aradan,
    Gidenler dönmedi Yassıkayadan,
    Dileğim şudurki Ulu Tanrı’dan:
    Senin toprağında yatmak isterim.

    Sabuncu dedenin,Cücal dedenin
    Ebedi yanında kalmak isterim.

    Ermenek Efsanesi- Adil CEYLAN


    BÖYĞANAMIN FESLİKANLI DOLMASI

    Balyemişler boyun büker dallarda,
    Aklım kaldısümbüllerde güllerde,
    Bir hasret şarkısı oldun dillerde,
    Yeşil gözlüm sevdiceğim Ermenek.

    Ceviz çirkleriyle kınalanırdık,
    Dostlukları öylece kalır sanırdık,
    Yıllarca arandık yıllarca kandık,
    Suçlu sen değilsin biziz Ermenek.

    Medeş,isbitiran bal ile eşti,
    Gözümün önünden düğenler geçti,
    Çomaca tad veren hep kuru keşti,
    Kuru keşimde mi bitti Ermenek.

    Saç böreği töymakandan yapardık,
    Geğsileri topanlarda yıkardık,
    Sincapları yuvasında tıtardık,
    Tarih oldu o günlerin Ermenek.

    Hüsülü emminin tak tak helvası,
    Böyğanamın feslikanlı dolması,
    Akusta emminin çayı kahvesi,
    Duydum sırra kadem basmış Ermenek.

    Şehranalar üzüm görmez olmuşlar,
    Toprak,çalı,çırpı gazel dolmuşlar,
    Kefgileri hep çürümüş bulmuşlar,
    Kuyuların çöle dönmüş Ermenek.

    Gariplerden Havasıla geçerdik,
    Her pınardan kana kana içerdik,
    Haziran ayında bağa göçerdik,
    Haziranlar yas tutuyor Ermenek.

    Nice bordalara kilit vurmuşlar,
    Baykuşlar damına yuva kurmuşlar,
    Nur yüzlü monalar çoktan ölmüşer,
    Garipler yurdusun gözüm Ermenek.

    Iğde,çıtlık,paraköfte,bandırma,
    Allah'ın aşkına beni kandırma,
    Sürsün tahayyülüm hiç uyandırma,
    Yetim memleketim özüm Ermenek.

    Mümün Emmi muhabbeti bol eyler,
    Nerde kelli felli ağalar beyler,
    Şimdikiler günde yüz yalan söyler,
    Muhabbete hasret kaldık Ermenek.

    Kışla bağarası bir acı anı,
    Sen,sen ol,unutma özünü tanı,
    Adil CEYLAN'ın hep vatanı,
    Olacaksın ebediyen Ermenek.

    Adil CEYLAN

    SÖZNAME
    Beni şair sanmayın, asla değilim ozan,
    Bildiğiniz biriyim, bendeniz Naci Sözen.
    Bu türden övgülere gerçekten çok ırağım,
    Ne yazar, ne çizerim, belki de bir çırağım.

    Bir haziran günüydü, dahil oldum şubeye,
    Canla, başla çalıştım, geçmedi an haybeye
    Birlik beraberlikle her bir işe koyulduk,
    Bomba düştü ortaya, beş bir yana dağıldık.

    Hiç gerek yok paniğe, yetişir bütün işler,
    Hedeflere varalım, gerçek olsun hep düşler.
    Görev yerleri durur, biz oluruz nöbette,
    Mademki memlekette, buluşuruz elbette.

    Bitireyim cümleyi, kısa keseyim sözü,
    Umut ,neşe, mutluluk, sevgidir onun özü.
    Yolumuz sen, açık baht, bu kadar bize yeter,
    Dostluk, bağı çözünce değil, bel kopunca biter.

    Sevgimiz taşar kalpten, dayanamaz hiçbir bent,
    Demir aldı yolculuk, sizde kalsın bu kent,
    İşte birlik ve sevgi, başka şeyi niderim,
    Maruzatım bu kadar, saygıyla arz ederim.

    NACİ SÖZEN
    (Em. Hv. Alb. / Haziran 1992-ANKARA )


    SEVGİLİYE BİR GÜN MÜ ?
    Merak edip de bir an,
    Sorsan “ bu gün ne?” diye.
    Severim seni, inan,
    İşte sana hediye.

    Mevsim kış, günler kısa..
    Olsun, sevgiler uzun.
    Saygı, hoşgörü yoksa,
    Sarar kalbleri hüzün.

    Alamadım bir şeyler,
    Olmadı zaten zaman.
    İnsafsız felek neyler !
    Çalmıyorsa keman.

    Yetmez sevgiye bir gün,
    Varken bunca güzellik.
    Sevgili günü her gün,
    Onda bütün özellik.

    SÖZEN bunu söyledi,
    Söz edip övgülerle.
    Yaşayalım sağlıkla,
    Bitmeyen sevgilerle..


    NACİ SÖZEN
    14 Şubat 1997
    Sevgililer Günü Hatırasına
    ANKARA
     

Bu Sayfayı Paylaş