Karagöz İle Hacivatın Bir Oyunu

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda Mavi_Sema tarafından 28 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Karagöz İle Hacivatın Bir Oyunu konusu Karagöz ve Hacivat oyunu
    Karagöz ve Hacivat Mandıra oyunu

    Nâreke zırıltısı ve tef velvelesi ile göstermelik kaldırıldıktan sonra Hacıvat semai söyleyerek gelir.
    Sana dil vereli câna aman
    Semai bittikten sonra Hacıvat perde gazelini okur, perde gazeli bittikten sonra devamla;
    Hacıvat: Huzur-u haziran, cemiyyeti irfan, vakt-i safayı merdan, laindir, dinsizdir, münafıktır şeytan, şeytana lanet, rahmâna hamd-ü bigayet ve bizi seyredenlere sıhhatler dilerim (Hacıvat burada eğilip yeri öper) Nâdanlar eder sohbeti nâdanla telezzüz Divânelerin hem-demi divane gerektir Beyt-i güzinin müeddasınca her hâli lâtif, etvârı zarif, fasuhillisan, musahibeti tatlı
    Karagöz: (pencereden) Hoş geldin keçi suratlı
    Hacıvat: Bir yâri vefâdar olsa, geliverse şu dört köşe perde üzre ayak bassa, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese
    Karagöz: (pencereden) Şu Hacıvat’ın suratına da leylekler kaka etse
    Hacıvat: Her ikimiz söyleşirken seyreden ahibba safayâb olsalar, iş ne imiş diyelim işimizi mevlam rast getire Ah bana bir eğlence medettt Yar bana bir eğlence amann amannnnn
    Karagöz: (pencereden) Hacıvat bağırma, evde çocuk uyuyor
    Hacıvat: Aman bana bir eğlenceeee
    Karagöz: (pencereden) Aşağı inersem boğazını sıkarım, defol kapımın önünden
    Hacıvat: (gazel okur gibi) Gelse o çeşm-i siyahımmmmmm, handeler peyda olurrrrrr
    Karagöz: (aşağıya tlar, boğuşurlarken) Seni gidi edepsiz seni
    Hacıvat: Aman Karagözüm yavaş ol boğazımı sıktın
    Karagöz: Elini çek ordan para kesesini aşırma
    Hacıvat: Yapma Karagöz sakalımı yoldun (Hacıvat kaçar)
    Karagöz: Of amann, öldüm bayıldım, eski minderler gibi yerlere yayıldım, amanın kaburga kemiklerim, karnım, bağırsaklarım, ille de armud-u fukaram vay vay vay. (ayağa kalkar) Seni gidi idare fitili, mum bacaklı, keçi sakallı, dilenci kıyafetli adam seni... Hele bir daha gel de bak bacağından tutar tâ kurbağalı dereye kadar atarım (kendi kendine) amma da attık haa, seni gidi on kere ızgaraya konmuş, yirmi masa dolaşmış, doksan dokuz sarhoşun ağzından arta kalmış meyhane külbastısı suratlı adam seni, işte ben gidiyorum, hele bir daha kapımın önüne gel de bak çocuğun oturağını başına atmazsam bana da Karagöz demesinler (gider)
    Hacıvat: (gelir) Vay, Karagözüm gitmiş ha?!.. Giderken de para kesesini düşürmüş, (bir çocuğa seslenir gibi) Ban bak oğlum, o keseyi bırak, o para kesesi Karagözündür, demincek burada benimle boğuştu evine gitti, o düşürmüş olacak, (Çocuk taklidi yaparak) Hacıvat amca, kesenin içi para dolu (kendi sesiyle) ver onu bana
    Karagöz: (içerden) Galiba ben para kesesini düşürmüşüm, (gelir) Ya Hacıvat, seninle boğuşurken para kesemi düşürmüşüm, sen de çocuklardan aldın, ben evden işittim ver kesemi
    Hacıvat: Ama Karagözüm bakalım o kese senin mi?
    Karagöz: Elbette benim
    Hacıvat: Diyelim ki senin, belki de başkasının olabilir. İspat etmen lazım
    Karagöz: İşte basbayağı benim
    Hacıvat: Peki diyelim ki senin, keseniz neden mâmül idi? Atlastan mı? Patiskadan mı? Boncuktan mı?
    Karagöz: (kendi kendine) acaba nedendi... Şey atlastandı
    Hacıvat: Değil Karagöz
    Karagöz: Evet değil, şeydendi (düşünerek) boncuktandı
    Hacıvat: Değil Karagözüm bilemedin
    Karagöz: (iki büklüm vaziyette, düşünerek) Hah bildim basmadandı
    Hacıvat: Diyelim ki bildin, içindeki paralar ne cinstendi
    Karagöz: Ne cinsten olacak, işte para cinsinden
    Hacıvat: Evet para cinsindendi ama kaç tane yüzlük, kaç tane milyonluk?
    Karagöz: Birkaç yüzlük, birkaç milyonluk biraz da bozuk para vardı
    Hacıvat: Olmaz karagözüm olmaz, tane tane bilecek ve söyleyeceksin
    Karagöz: Bir tane yüzlük, iki tane milyonluk
    Hacıvat: Hayır bunların hiç biri yoktu
    Karagöz: Ya ne vardı?
    Hacıvat: Hayır hiç
    Karagöz: Defol şurdan a mendebur (tokat atar, hacıvat gider) Sen gidersin beni buraya mıhlamazlar, pamuk ipliğiyle hiç bağlamazlar, ben de neyler çeker giderim iydgahta dollaba dilber seyrine bakalım ayine-i devran ne suret gösterir, sallan bullan koca oğlan sallan (giderek evinin kapısını çalar, karısına seslenir) Yahu aç
    Karagözün karısı: (içerden) İnayet ola başka kapıya git
    Karagöz: (kendi kendine) Ay karım beni dilenci sandı, yahu benim, kocan geldi kocan
    Karagözün karısı: (içerden) Biz koçanları attık, inekçi hasan ağa topladı götürdü
    Karagöz: Ben, küfenin dibi delikti de yolda giderken düştüm, tekrar geri geldim canım karıcığım, işte ben geldim
    Karagözün karısı: (içerden) Sen, kimsin
    Karagöz: Kim olacak eve ekmek getiren geldi
    Karagözün karısı: (içerden) Aaa, bakkal Bodos sen mi geldin?
    Karagöz: Hayır Anastas geldi, yahu benim işte ben
    Karagözün karısı: (içerden) Sensin ama kimsin?
    Karagöz: Sersem sensin, yani ev sahibi geldi ev sahibi
    Karagözün karısı: (içerden) Yaa, biz bizimkiyle konuştuk, inşallah iki aylık birden vereceğiz
    Karagöz: (kendi kendine) Zaten herifin ev aylığı vermeye gönlü yok ki, yahu sen ne tuhaf kadınsın, işte benim kocan kocan
    Karagözün karısı: (içerden) Aaa! Sen benim kaçıncı kocamsın, birinci kocam mı, ikinci kocam mı, üçüncü, dördüncü beşinci kocam mı?
    Karagöz: Desene bizim eve bizden önce posta uğruyor, dur deftere bakayım da öyle geleyim, yahu rezaleti bırak da kapıyı aç. Fena sıkıştırdı poturlara kaçıracağım ha
    Karagözün karısı: (içerden) Dur açayım (kapıyı açar) gel bakalım benim çırpıcı çayırı sakallı kocacığım
    Karagöz: (içerden) Geldim benim Veliefendi suratlı karıcığım
    Karagözün karısı: (içerden) Bugün yine hangi berbere traş oldun, misler gibi kokuyorsun
    Karagöz: (içerden) Traş filan olmadım, kapının önünde poturlara doldurdum, onun kokusu olsa gerek
    Karagözün karısı: (içerden) Ne o herif, ne yapıyorsun?
    Karagöz: (içerden) Yorgunum uykum var yatıyorum
    Karagözün karısı: (içerden) Hay sen yattıkça allah bana ömürler versin
    Karagöz: (içerden) Çenen tutulsun
    (Şarkı eşliğinde Rabiş Hanım gelir)
    (Şarkı: Dügah sofyan) Yalınız bâis-i nâlem benim ağyâr değil
    Rabiş: (kendi kendine) Ah gele gele geldim buracığa, dahi gönlüm nereciğe, A dostlar buralarda da kimsecikler yok
    Karagöz: (içerden) Kapının önünde biri kendi kendine konuşuyor, acep kim ola? (penceresinden bakarak) Ooo! Bu da kim? (aşağıya atlar) Efendim!
    Rabiş: (korkar) Aaa! (geri geri kaçar) Ay ödüm koptu
    Karagöz: A canım neden korktunuz, damağınızı kaldırayım (rabişin ağzına elini sokar) Ohh geçmiş olsun
    Rabiş: Sizin evin kapısı yok mu pencereden atladınız?
    Karagöz: Kimseyi bekletmemek için pencereden atlarım, siz böyle güzel güzel şarkılar söyleyerek nereden gelip nereye gidiyorsunuz?
    Rabiş: Sormayınız efendim, derdimi söylesem hüngür hüngür ağlarsınız
    Karagöz: Aman efendim, dertsiz insan mı olur? Ama derdini söylemeyen derman bulamaz derler
    Rabiş: Benim bir sarhoş kocam vardı, her akşam içer içer geç vakitler eve gelir, beni ihmal eder, aç susuz bırakır, üstelik de beni döver. Bu akşam da geldi bulut gibi sarhoş, ağzı burnu karışmış
    Karagöz: Vay utanmaz adam
    Rabiş: Ben böyle her akşam aç mı oturacağım, dedim. Benim keyfime kimse karışamaz diyerek beni bir temiz dövdü, sonra da kapı dışarı attı. (ağlar) Ben nerelere gideyim.
    Karagöz: (ağlar gibi) Ah ağlama canım ağlama, sokakta kalmazsın, sen ağladın benim de dertlerimi ayaklandırdın.
    Rabiş: Vah vah, sen de mi benim gibi bîçâresin?
    Karagöz: (ağlar gibi) Sorma yavrum sorma, benim de bir nankör karım vardı. Getirdiğim yiyecekleri ziyan zebil ederdi, kokutur köpeklere atar, getirdiğim cânım ipekli kumaşları parçalar, minderler altına atardı. Bana yapmadığı yoktu, en sonu dün akşam savuştu gitti.
    Rabiş: Peki şimdi evde kim var?
    Karagöz: (ağlar gibi) Ahh... kimseler yok, (iki büklüm olarak kendi kendine) acaba bir teklif yapsam mı, nasıl giderse gitsin (başını kaldırır) senin kocan seni atmış, benim karı da evden savuştu...
    Rabiş: Evet efendim
    Karagöz: Acaba sen bana allahın emriyle varırı mısın?
    Rabiş: Sizin gibi bir ağa beni kabul ettikten sonra niye varmayayım, eviniz her halde büyükçedir sanırım.
    Karagöz: Oldukça
    Rabiş: Her halde üç dört odalı olmalı
    Karagöz:: Daha büyük
    Rabiş: Beş altı oda?...
    Karagöz: Çık canım çık, oralarda arabacılar oturur
    Rabiş: Sekiz on odalı olacak sanırım
    Karagöz: Ben geçen akşam uyurken yangın varmış. Bekçi yangın var diye bağırırken sopasını yere vurayım derken ayağıma vurmaz mı..
    Rabiş: O neden?...
    Karagöz: Ben yatarken ayaklarım sokakta kalmış da ondan
    Rabiş: Anladım, eviniz ufakmış, ziyanı yok gönüller geniş olsun
    Karagöz: Hadi buyrun gidelim. (gider)
    Rabiş: Aşk-ı yâran, muhabbet-i cânan, ben de gidiyorum yeni evime ya heyy... (gider)
    Karagöz: (içerden) İşte burası evimiz, şuası da mutfak. Yağ, pirinç, fasulye hepsi var, pişir pişir yiyelim.
    Rabiş: Siz hiç merak etmeyiniz. Ben öyle yemekler pişireyim ki yerken parmaklarınızı da beraber yersiniz...
    Karagöz: Sen yemekleri pişire dur, ben bir uyku kestireyim
    Rabiş: Güle güle yatınız, güle güle kalkınız
    (Karagöz gider, şarkı eşliğinde çelebi gelir)
    (Şarkı Uşşak, Ağıraksak) Aldı âğûş-i visâlimden felek dildârımı
    Çelebi: Gele gele geldim buracığa, dahi gönlüm nereciğe? Acaba benim nazlı yârim buralara gelmiş mi ola? Hele yerden bir taş alayım, yârimin penceresine rast gelir mi? (taşı atar, uyuyan Karagöz“ün başına gelir)
    Karagöz: (içerden) Aman ayy!.. Bu taş nereden geldi? (pencereden bakarak) Sen mi attın bu taşı?
    Çelebi: Afedersin baba, taş sana mı geldi?
    Karagöz: (aşağı iner) Niye attın taşı?
    Çelebi: Baba senden bir şey soracağım
    Karagöz: Sor bakalım
    Çelebi: Buralara Üsküdar“dan hasıra şıçtının kızı Rabiş hanım adında biri geldi mi?
    Karagöz: Bir kadın geldi ama adını bilmiyorum, gidip sorayım
    Çelebi: Lütfen
    Karagöz: (içerden) Yahuu
    Rabiş: (içerden) Buyrun efendim
    Karagöz: (içerden) Senin adın ne?
    Rabiş: (içerden) Bana Üsküdar“dan hasıra şıçtının kızı Rabiş hanım derler
    Karagöz: (içerden) Yaaa!... (perdeye gelir) Gelmiş oğlum
    Çelebi: Aman baba, git o yâre benden selam söyle, Üsküdar“dan Memiş gelmiş de
    Karagöz: Olur (eve girer, içerden) Yahu oradan bana bir mendil ver
    Rabiş: (içerden) ne yapacaksın?
    Karagöz: (içerden) Üsküdar“dan yemiş gelmiş
    Rabiş: (içerden) Al da çabuk gel
    Karagöz: (içerden) olur (perdeye gelir) Şu mendile doldur yemişleri
    Çelebi: Baba, ne yemişi?...
    Karagöz: Sen demedin mi Üsküdar“dan yemiş gelmiş diye?
    Çelebi: Hayır baba, Üsküdar“dan Memiş dedim
    Karagöz: Ver şu mendili (eve girer, içerden) Yahu al mendilini
    Rabiş: Hani ya yemiş?
    Karagöz: (içerden) yemiş değilmiş, Üsküdar“da yemiş de burada patlamaya gelmiş
    Rabiş: (içerden) Sakın onun adı Memiş olmasın?
    Karagöz: (içerden) galiba öyle (perdeye gelir) Bana bak oğlum, sen o Rabiş hanımı ne yapacaksın?
    Çelebi: Baba git o yâre benden selam söyle ve de ki;
    Karanfilim suya düştü sümbülümsün sen benim
    İki kaşın arasında bir gülümsün sen benim
    Tenhâlarda sen benimsin ben senin
    El yanında düşmanımsın sen benim
    Karagöz: Olur söylerim (eve girer, içerden) Rabiş hanım bak bu oğlan ne dedi
    Rabiş: (içerden) Ne dedi efendim?
    Karagöz:
    Karanlıkta suya düştüm berbat oldu her yerim
    İki kaşık al da gel birbirimizi yiyelim
    Tenhâlarda sersem oldum, görmez oldu gözlerim
    Manavlarda taze çıkmış muşmulamsın sen benim
    Rabiş: (içerden) Öyle söylememiştir, sen yanlış anlamışsın
    Karagöz: (içerden) Ya nasıl söylemiştir?
    Rabiş: Karanfilim suya düştü sümbülümsün sen benim, İki kaşın arasında bir gülümsün sen benim, Tenhâlarda sen benimsin ben senin, El yanında düşmanımsın sen benim demiştir...
    Karagöz: (içerden) Yaaa!...
    Rabiş: (içerden) Sen de git ona benden selam söyle, de ki; Karanfilsin kârârın yok, Gonca gülsün tımârın yok, Ben seni çoktan severdim ama, Senin benden haberin yok
    Karagöz: (içerden)Olur söylerim (perdeye gelir) Bak oğlum bu karı senin için ne dedi
    Çelebi: (sırıtarak) Ne dedi babacığım?
    Karagöz: Sırıtma ulan dinle, Karanfilsin kârârın yok, Koca eşeksin tımarın yok, Ben seni çoktan döverdim ama, Senin benden haberin yok dedi...
    Çelebi: Baba yanlışın var öyle dememiştir
    Karagöz: Ya nasıl demiştir?
    Çelebi:Karanfilsin kârârın yok, Gonca gülsün tımârın yok, Ben seni çoktan severdim ama, Senin benden haberin yok demiştir...
    Karagöz: Madem siz birbirinizin ağzına tükürmüşsünüz ben arada ne oluyorum?
    Çelebi: Sen şimdi git ona söyle, herkes yârini almış mandıra safâsına götürmüş, ben de onu alıp mandıra safâsına götüreceğim
    Karagöz: Olur söylerim (eve girer, içerden) Ban bak Rabiş hanım bu oğlan kim?
    Rabiş: (içerden) Bu oğlan Üsküdar“da basmacıdır, kendisine beş on kuruş borcumuz var, onu istemeye gelmiştir savıver gitsin
    Karagöz: (içerden) Alacaklar böyle karanfilli mi istenir?
    Rabiş: (içerden) Sen bakma onun laflarına, biraz çapkıncadır, sav gitsin
    Karagöz: (perdeye gelir) Bana bak oğlum, sen bunu mandıra safâsına ne ile götüreceksin?
    Çelebi: Araba ile
    Karagöz: Araba olmazsa?
    Çelebi: Fayton ile
    Karagöz: Fayton olmazsa?
    Çelebi: Sîneme sarar öyle götürürüm
    Karagöz: Aç bakalım sîneni
    Çelebi: (sırıtarak) Aman babacığım sahiden geliyor mu?
    Karagöz: Sen şöyle iyice aç sîneni, hem sıkı dur
    Çelebi: Gelsin, sînem onun için daima açıktır (başını arkaya doğru eğer)
    Karagöz: (bir tokat atar) Haydi güle güle git mandıraya (çelebi gider, Karagöz eve girer) bana bak hanım attım tokadı defoldu gitti
    Rabiş: (içerden) Ellerine sağlık, sana bir kahve pişireyim mi?
    Karagöz: (içerden) Fena olmaz
    (Şarkı eşliğinde kekeme gelir)
    (Sarkı Uşşak, Aksak) Kaçma dîdemden aman ey gülşenim
    Kekeme: Ge.. ge.. ge.. gele.. ge.. ge.. geldik.. bu..bu..buracığa...da..da..dahi..g..gö..gönlüm...n e..nereciğe..he.hele ye.. yerden.. birta.. taş.. alayım.. daa.. at.. at.. atayım... ba.. ba.. bakayım... yaa.. ya.. yarimin.. pe.. penceresine.. ra.. ra.. rastt... ge.. ge.. gelir mi (yerden taş alır karagözün evine atar)
    Karagöz: (içerden) Ay amannn.. kafama gene taş geldi (perdeye gelir) Ne attın taşı benim kafama?
    Kekeme: A.. a.. afedersin..
    Karagöz: Sinsilenden başlarım haaa!..
    Kekeme: Ta..ta.. taş sa.. sa.. sana mı ge.. geldi
    Karagöz: Kellegâhıma geldi, hem niye attın taşı?
    Kekeme: Ba.. baba.. se.. sen bu.. burda.. mıı.. ot..ot.. oturuyorsun
    Karagöz: Evet burda oturuyorum, ne yapacaksın?
    Kekeme: Bu.. bu.. buraya.. Üs.. Üsküdardan ha. hasıra.. sıçtının kı.. kızı.. Rabiş ha.. hanım ge.. gelmiş. ta.. ta.. tanır mı.. mı.. mısın?
    Karagöz: Tanırım ne olacak
    Kekeme: He.. he.. herkes.. yarini.. almış.. ma..ma.. mandıra sa.sa. safasına gö..gö..götürmüş.. be.. be.. ben de onu. a..a ..alıp ma..ma.. mandıra sa... sa.. safasına.. gö.. gö.. götüreceğim..
    Karagöz: Dur haber vereyim (eve girer, içerden) Bana bak hanım
    Rabiş: (içerden)Buyrun canım
    Karagöz: (içerden) Bir herif daha geldi, dilinin makinası bozuk, Eyüp vapuruna benziyor, pepepe, dedede
    Rabiş: (içerden) Ha.. anladım, bizim Üsküdar“daki kunduracı kekeme çelebi. Geçenlerde bir çift kundura yaptırmıştım, parasını istemeye gelmiştir savıver gitsin
    Karagöz: (içerden)Bu para mara istemiyor
    Rabiş: (içerden) Ya ne istiyor?
    Karagöz: (içerden) Herkes yârini almış mandıra safâsına götürmüş, ben de onu alıp mandıra safâsına götüreceğim diyor
    Rabiş: (içerden)Canım işte parasını istiyor, sav gitsin
    Karagöz: (içerden)Ben şimdi onu savarım, sen de pırtılarını yavaş yavaş topla (perdeye gelir) Bana bak oğlum, sen onu mandıra safâsına ne ile götüreceksin?
    Kekeme: A.. a.. Araba ile
    Karagöz: Araba olmazsa?
    Kekeme: Fa.. fa.. fayton ile
    Karagöz: Fayton da olmazsa?
    Kekeme: Sî.. sî.. sîneme sarar ö.. ö.. öyle.. gö.. gö.. götürürüm
    Karagöz: Aç sîneni hazır ol
    Kekeme: ge.. ge.. gelecek mii..
    Karagöz: Şöyle kafanı arkaya ver, hah şöyle, (bir tokat atar, kekeme kaçar) Haydi sen de mandıraya (eve girer,ierden) Bana bak Rabiş hanım haydi sen de topla pırtılarını çek arabanı
    Rabiş: (içerden) A benim güzel kocacığım, ben sana ne yaptım da beni kovuyorsun?
    Karagöz: (içerden)Senin Üsküdar“da kafese koymadığın esnaf kalmamış, hem bunlar pek alacaklıya benzemiyorlar. gelenler paradan değil Mandıra safâsından bahsediyorlar
    Rabiş: (içerden)Artık başka kimseler gelmez (ağlar gibi) ne olur beni kovma
    Karagöz: (içerden)Eğer başka gelen olursa derhal pırtılarını topla
    Rabiş: (içerden) Peki efendim
    (Şarkı ile Hımhım Çelebi gelir)
    (Şarkı Uşşak, Aksak) Arzu ediyor vuslat-ı can bağışlar cânım
    Hımhım: gele gele geldik buracığa, dahi gönlüm nereciğe. Hele yerden bir taş alayım atayım bakalım yârimin penceresine rast gelir mi (yerden taş alıp atar, Karagözün başına gelir)
    Karagöz: (içerden) Ay.. aman, kafam delindi (perdeye gelir) Taşı sen mi attın?
    Hımhım: Afedersin, sana mı rast geldi
    Karagöz: Bana, hem de kafama geldi, az kalsın tepem patlayacaktı, bana bak senin burnuna ne oldu?
    Hımhım: Ben anadan doğma hımhımım
    Karagöz: (eve girer, içerden) Yahuu!..
    Rabiş: (içerden) Efendim
    Karagöz: (içerden) bana şuradan biraz pamuk ver
    Rabiş: (içerden) Pamuğu ne yapacaksın?
    Karagöz: (içerden) Sen ver pamuğu (pamuğu burnuna sokarak perdeye gelir, hımhım gibi konuşmaya başlar) Ey oğlum taşı niçin attın?
    Hımhım: Vay baba sen de hımhım mısın?
    Karagöz: Evet ben de hımhımım
    Hımhım: Sen anadan mı hımhımsın, yoksa babadan mı hımhımsın?
    Karagöz: (Burnundaki pamuğu çıkararak) Ben ne anadan hımhımım, ne de babadan hımhımım, şimdi söyle bakalım taşı niçin attın?
    Hımhım: Buraya Üsküdar“dan hasıra sıçtının kızı Rabiş hanım adında biri geldi mi?
    Karagöz: Geldi ne olacak?
    Hımhım: Herkes yârini almış mandıra safâsına götürmüş, ben de onu alıp mandıra safâsına götüreceğim
    Karagöz: Rabiş hanıımm (kendi kendine:) hanımlar götürsün inşallah
    Rabiş: (içerden) Buyurun efendim
    Karagöz: (içerden) Bu sefer de burnu tıkalı bir herif gelmiş seni çağırıyor
    Rabiş: (içerden) Ne yapacakmış beni?
    Karagöz: (içerden) Mandıraya götürecekmiş
    Rabiş: (içerden) Haa anladım, bizim hımhımzâde gelmiş. Bu adam Üsküdar“da manifaturacıdır, benden beş on kuruş alacağı var onu istemeye gelmiştir, savıver gitsin
    Karagöz: (içerden) Hep alçaklar mandıra safâsıyla mı para isterler
    Rabiş: (içerden) Onlar nazik adamlardır, öyle isterler, savıver gitsin
    Karagöz: (içerden) Olur (perdeye gelir) Oğlum sen onu mandıraya ne ile götüreceksin?
    Hımhım: Araba ile
    Karagöz: Araba olmazsa?
    Hımhım: Faytonla
    Karagöz: Fayton olmazsa
    Hımhım: Sîneme sarar öyle götürürüm
    Karagöz: Aç sîneni öyle ise
    Hımhım: Aman babacığım geliyor mu?
    Karagöz: Sen aç sîneni, hem de sıkı dur
    Hımhım: Neden?
    Karagöz: Rabiş hanım hızlı gelir de ondan, (Hımhımın kafasını geriye iter) Hah şöyle sıkı dur geliyor
    Hımhım: Sînem onun için daima açıktır, hemen gelsin
    Karagöz: (bir tokat atarak) Haydi cehenneme.. (Hımhım kaçar) Şimdi karıyı sepetlemeli (eve girer) Bana bak Rabiş misin nesin, anlaşıldı Üsküdar“da hasıra sıçmışsın, burada da kilimleri berbat edeceksin, haydi bakalım pırtını topla çık kapıdan dışarı
    Rabiş: (içerden)A benim güzel kocacığım, sende hiç merhamet yok mu, böyle gece yarıları benim gibi bîçare genç, güzel dilberi, edâlı, şiveli, cilveli bir kızı nasıl kıyarsın da sokaklara atarsın?
    Karagöz: (içerden, ağzını şaplatarak) Böyle kendini methetme, ağzım sulandı. Haydi otur bakalım, inşallah başka gelen olmaz
    Rabiş: (içerden) Olmaz efendim olmaz
    (Türkü ile Tiryaki gelir)
    (Türkü Isfahan, Çifte sofyan) Fesliyen ektim gül bitti
    Tiryaki: Gele gele geldim buracığa, dahi gönlüm nereciğe, hele yerden bir taş alayım atayım, bakalım yârimin penceresine gelir mi?.. (yerden taş alıp atar)
    Karagöz: (içerden) Aman ay vah, beynim delindi (perdeye gelir) Vay sen mi attın taşı pinpon herif
    Tiryaki: Eyvah sana mı geldi, kusura bakma (ayakta uyumaya başlar)
    Karagöz: Ay herif uyudu, Bana bak hey hemşeri uyan uyan Üsküdar“da sabah oldu
    Tiryaki: Bir miktar hâbe varmıştım, Üsküdar dedin de aklıma geldi, buraya Üsküdar“dan hasıra sıçtının kızı Rabiş hanım nâmında tâife-i nisâdan biri geldi mi? (horlayarak uyumaya başlar)
    Karagöz: Üsküdar“da Nisan ayında tahin yiyen Rabiş hanım geldi mi diyor. Hem de uyuyor (dürterek) Hey hemşeri, ihtiyar uyuma be
    Tiryaki: Ha ne diyordum, evet ol dilberi ranâ, afet-i devrân, mahbube-i zamân, hilâl kaş, çeşmi siyah, al yanaklı kiraz dudaklı Rabiş hanımefendi acep geldi mi?
    Karagöz: Sen uyurken geldi, baktı sen uyuyorsun savuştu gitti
    Tiryaki: Eyvah, hangi canibe gitti?
    Karagöz: Şu arkadaki camiye gitti
    Tiryaki: Aman derhal yetişeyim (gider)
    Karagöz: Haydi uğurlar olsun (eve girer)
    Rabiş: (içerden) Yahucuğum sokakta kiminle konuşuyordun?
    Karagöz: (içerden) İhtiyar bir herif gelmiş, ballandıra ballandıra seni sordu, ben de camiye gitti dedim, koşarak gitti
    Rabiş: (içerden) Merak ettim de
    (Türkü söyleyerek Yahudi gelir) (Türkü Hüseyni, Düyek) Balat kapusundan girdim içeri
    Yahudi: Nokari alişveriş, yoktur bir de eğleniş. Tamam üçbuçuk verdi Balad“a yidiş geliş. Eskiler alayım, badana fırçalaru...
    Karagöz: (pencereden) Ooo, bizim eskici Salamon gelmiş. (aşağıya atlar) Hoş geldin Salamon..
    Yahudi: Eee, hoş bulduk Karagöz. Nasilsin bakalim, çoluk çocuk, tavuklar, kediler, sözüm sana eşekler, sipalar nasidirlar?
    Karagöz: Bana bak ağzını topla tepelerim haa
    Yahudi: Haydi ağzını topladin, kulaklarini salla bakalim...
    Karagöz: Bana bak Salamon, yutturma, suratına yumruğu yersin ha..
    Yahudi: (tokat yemiş gibi bağırır) Ey, ayayayay amanin can kurtaran yok mu
    Karagöz: Ne bağırıyorsun be
    Yahudi: Yormedin mi suratima vurdular
    Karagöz: Vay yaygaracı kerata vay
    Yahudi: Bana bak kuzum, buralara Üsküdar“dan hasıra sıçtının kızı Rabiş hanum yelmiş mi?
    Karagöz: Gelmiş ne olacak
    Yahudi: Yelmiş he, maşallah maşallah, ona soyle esyici Salamon yelmiş de
    Karagöz: Sen ondan ne istiyorsun?
    Yahudi: Ben ona eski feraceler parasini vermedi
    Karagöz: Kaç para istiyorsun ondan?
    Yahudi: Yellibeş kuruş
    Karagöz: Hepsi hepsi beş kuruş mu?
    Yahudi: Nasil beş kuruş, yellibeş kuruş
    Karagöz: Ya kadının parası yoksa?
    Yahudi: Yelsin mandira safasına yideriz
    Karagöz: Onu mandıra safasına ne ile götüreceksin?
    Yahudi: Ondan kolay ne var, torbama kor yotururum
    Karagöz: Aç torbanı geliyor
    Yahudi: Aman aman çabuk yelsin
    Karagöz: (bir tokat atarak) Haydi uğurlar olsun (yahudi gider, karagöz eve girer) Yahu aç kapıyı!..
    Rabiş: (içerden) Gene nerelerdeydin
    Karagöz: (içerden) Sen Üsküdar“da tongaya koymadık kimse bırakmamışsın
    Rabiş: (içerden) Gene kim geldi
    Karagöz: (içerden) Eskici Salamon geldi, sen ondan ferace almışsın parasını ister
    Rabiş: (içerden) Verdin mi?
    Karagöz: (içerden) Verdim ya!..
    Rabiş: (içerden) Nasıl verdin?
    Karagöz: (içerden) Bir tokat attım suratına gitti gider
    Rabiş: (içerden) Oh eline sağlık kocacığım
    (Türkü söyleyerek Beberuhi gelir) (Türkü Sabâ, Sofyan) Vardım halebe bindim dolaba
    Beberuhi: Bana adıyla sanıyla altıkulaç beberuhi derler
    Karagöz: (pencereden bakarak) Bu da kim be (aşağıya atlar) Sen de kimsin be?
    Beberuhi: Vay sen beni tanımadın mı?
    Karagöz: Senin adın ne?
    Beberuhi: Bana adıyla sanıyla altıkulaç beberuhi derler
    Karagöz: Ulan senin neren altı kulaç, beşbuçuğun palavra
    Beberuhi: Sen kimsin?
    Karagöz: Benim adım karagöz
    Beberuhi: Merhaba karagöz amca, nasılsın iyi misin, hoş musun, dolu musun boş musun, karga mısın kuş musun
    Karagöz: Bu aptal be!.. bana bak burada ne arıyorsun?
    Beberuhi: Buraya benim Rabiş hanım amcam gelmiş gördün mü
    Karagöz: Ulan hem hanım hem amca olur mu
    Bebruhi: Olmaz olur mu aptal enayi, önce o benim hanım teyzemdi, sonra hastaneye gitti geldi hanım amcam oldu. Ha ha ha , hoşuma gitti meraba
    Karagöz: Vay canına, sonra daha ne oldu
    Beberuhi: Annem sana selam söyledi, bana on para vereceksin
    Karagöz: On parayı ne yapacaksın
    Beberuhi: İğne alacağım, torba dikeceğim, taş toplayacağım, hamam yapacağım
    Karagöz: Sonra daha neler yapacaksın
    Beberuhi: Hamamda senin kel başını yıkayacağım
    Karagöz: (bir tokat atarak) Defol şuradan aptal sen de (eve girer)
    Rabiş: (içerden) Canım gene nerelerdeydin
    Karagöz: (içerden) Bir aptal gelmiş, bir takım saçma sapan laflar etti
    Rabiş: (içerden) Sen de dinledin değil mi
    Karagöz: (içerden)Attım tokadı defoldu gitti
    Rabiş: (içerden) Beni sormadı mı?
    Karagöz: (içerden) Sordu, hem dedi ki Rabiş hanım amcam nerede dedi. Ulan dedim, hem hanım hem amca nasıl olur dedim, önceden Rabiş hanımdı, hastaneye gitti geldi hanım amca oldu dedi. Ben de tokat attım defoldu gitti
    Rabiş: (içerden) Çok iyi etmişsin eline sağlık
    Karagöz: (içerden) Ben biraz yatacağım, zira çok yoruldum
    Rabiş: (içerden) Güle güle yat, güle güle kalk
    (Türkü söyleyerek Tuzsuz Deli Bekir gelir)
    (Türkü Şehnaz, Evsat) Nice sevmeyeyim a dostlar aman bir acaip dili var
    Tuzsuz: (bir nâra atarak) Eyyy gidi felek, ey gidi felekkk!...
    Rabiş: (içerden) Yahuuu
    Karagöz: (içerden) Huuu
    Rabiş: (içerden) Kalk bak, galiba yangın var, bekçiler bağırıyor
    Karagöz: (pencereden bakarak) Bekçi baba yangın nerde?
    Tuzsuz: (nâra atarak) Eyyytt ulan avrat!.. Eyyt ulan avrat!....
    Karagöz: (içeri girerek) Anladım!...
    Rabiş: (içerden) Yangın neredeymiş?
    Karagöz: (içerden) Avrat pazarındaymış
    Tuzsuz: (nâra atarak) Eyyy gidi felekkk!... Ey gidi felek!....
    Karagöz: (içerden) Dur bakalım bu da kim (perdeye gelir) Ne bağırıyorsun, burası meyhane mi?
    Tuzsuz: Vay kafadar sen buralı mısın?
    Karagöz: Hayır buralı değilim Eskizağralıyım
    Tuzsuz: Buraya Üsküdar“dan hasıra sıçtının kızı Rabiş adında bir avrat geldi mi?
    Karagöz: Dur sorayım (eve girer, içerden ) Bana bak karı, dışarıya suratının bir tarafı yangın yerine dönmüş, bir tarafını da neye benzetirsen benzet. Bir elinde saldırma, bir elinde şarap şişesi, bulut gibi sarhoş bir herif gelmiş seni soruyor
    Rabiş: (içerden) Eyvah benim kocam gelmiş
    Karagöz: (içerden) Nee!.. Hani kocan boşamış sokağa atmıştı seni?
    Rabiş: (içerden) Kov gitsin
    Karagöz: (içerden) Bu pek kovulacak şeylerden değil (perdeye gelir) Gelmiş ne olacak?
    Tuzsuz: Git o yâre selam söyle taksın takıştırsın da gelsin
    Karagöz: Olur (giderken)
    Tuzsuz: Gel
    Karagöz: ..dim (geri döner)
    Tuzsuz: İpekli ferâcesini giysin, şemsiyesini alsın da gelsin
    Karagöz: Gelsin.. (giderken)
    Tuzsuz: Gel
    Karagöz: ..dim (geri döner)
    Tuzsuz: O yâre benden selam söyle, gözlerine sürmeler çeksin, gerdan kırarak gelsin
    Karagöz: Gelsin (giderken)
    Tuzsuz: Güzel kokular sürünsün, kırıta kırıta gelsin
    Karagöz: Gelsin (giderken)
    Tuzsuz: Gel..
    Karagöz: Gelemem artık (eve girer, içerden) Hadi bakalım herif seni istiyor
    Rabiş: (içerden) Gidip bakayım ne istiyormuş (perdeye gelir) Vay yiğidim, şahbazım, hoş geldiniz safalar getirdiniz
    Tuzsuz: Hoş bulduk,senin buralarda ne işin var?
    Rabiş: Şuracıkta bir ufacık ev buldum
    Tuzsuz: Bahçesi falan var mı?.. Rakı içecek balkonu var mı?
    Karagöz: (içerden) Zıkkımın kökünü iç
    Rabiş: Pek o kadar büyük değilse de ikimize yetişir
    Tuzsuz: Öyleyse geliyorum
    Rabiş: Buyurun efendim buyurun (eve gelir)
    Karagöz: (içerden) Ulan eve getirme o herifi
    Rabiş: (içerden) Ziyanı yok canım, bir iki tek atar gider
    Karagöz: (içerden) Ya ben nereye gideyim
    Rabiş: (içerden) Sen şimdi şu gusülhâneye gir, o içer içer sızar. Tutar kapı dışarı atarız vesselam
    Karagöz: (içerden) Olur gireyim (girer) burası da pek pis kokuyormuş
    Tuzsuz: Aşk-ı yâran, muhabbet-i cânan, ben de gidiyorum yar aşkına ya heyy (eve girer) Nâzenînim sofralar kurulsun, mezeler hazırlansın, seninle şöyle karşı karşıya çakalım
    Karagöz: (gusülhâneden) Ziftin pekini iç
    Tuzsuz: (içerden) Ben seni ararken çok terledim, vücudum fena halde ter kokuyor, bana bir kazan su ısıtsan şuracıkta yıkanıversem olmaz mı
    Rabiş: (içerden) Çok iyi olur, hemen ocağı yakayım, bir kazan su ısıtayım
    Tuzsuz: (içerden) Kazanın altına odunu bolca koy, su fıkır fıkır kaynasın, ancak vücudum öyle temizlenir
    Karagöz: (gusülhâneden) Herif burada beni ıstakoz gibi haşlayacak, ben şuradan yavaşça savuşayım vesselam. (perdeye gelir) Oh yarabbi şükür, şurada oturur ortalığı dinlerim (kapının önüne oturur)
    Tuzsuz: (içerden) Haydi bakalım, rakılar gelsin, sazlar çalsın, sen de zilleri tak
    Karagöz: Vay canına bizim ev meyhaneye döndü
    Rabiş: (içerden) Mahalle arasında saz olmaz, sonra bizi basarlar
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Tuzsuz: (içerden) Kimin haddine düşmüş basmak, bana adıyla sanıyla Tuzsuz Deli Bekir derler, ben adamın kellesini uçururum
    Karagöz: Vay canına, herif tatsız tuzsuzmuş
    Rabiş: (içerden) Yiğidim, şahbazım ne olur ne olmaz buradan uzaklaşalım
    Tuzsuz: (içerden) İyi aklıma getirdin, herkes yârini almış mandıra safâsına götürmüş, biz de oraya gideriz, sonra da eğleniriz olmaz mı?
    Rabiş: (içerden) Hay hay efendim gidelim
    Tuzsuz: (içerden) Giy ferâceni çık dışarı
    Rabiş: (içerden) Çıkıyorum efendim
    Karagöz: Ben size şimdi mandırayı gösteririm, gideyim şu hımhım burunsuzu, kekemeyi, arsız altı kulacı, sinyor sıkıntıyı, uyku tulumunu toplayım, siz görürsünüz şimdi. (dışarıya doğru bağırır gibi) Bana bakın hımhım, burunsuz, birbirinden uğursuz, altı kulaç, beş buçuğu palavra, salamon, uyku tulumu neredesiniz hepiniz buraya gelin, (önde memiş çelebi, sıra ile kekeme, hımhım, tiryaki, yahudi, beberuhi gelirler) Bana bakın bizim eve Tuzsuz Deli Bekir sarhoş geldi, Bu herifi kapı dışarı atacağız. Hazır mısın memiş çelebi, kekeme çelebi, hımhım çelebi? (her üçü de hazırız der) Sen tiryaki baba? (tiryaki uyur) bana bak hey uyuma be!.. Seni de biz adam diye çağırdık
    Tiryaki: Uyumuyorum kulaklarım sende
    Karagöz: Hangi bende, boyuna horrrrr yapıyorsun, dinle beni bizim eve sarhoş bir herif geldi, onu kapı dışarı atacağız tamam mı?
    Tiryaki: Hay hay, kuyruğundan tutunca taaaa.. arkadaki viraneliğe kadar atarım
    Karagöz: (makamla) Atma da çavuş atma, bana bak salamon bu herifi kapı dışarı atacağız
    Yahudi: Çok yüzel
    Karagöz: Ya sen ne yapacaksın?
    Yahudi: Ben pabuçları bırakır kaçarım
    Karagöz: Hadi ordan tabansız kerata sen de, sen ne yapacaksın altı kulaç?
    Beberuhi: Hah hah hah ben de adamın ağzından girer burnundan çıkarım
    Karagöz: Ulan herif iki tarafı da tıkar sen de içerde ağustos böceği gibi patlarsın
    Matiz: (içerden) Haydi nâzenînim çık dışarı
    Rabiş: (içerden) Çıkayım efendim (kapının önüne çıkar) Aaaa!.. (geri gider, içerden) Aman efendim kapının önü etten kale kesilmiş bütün mahalleli oraya toplanmış
    Tuzsuz: (içerden) Ben şimdi onların hadlerini bildiririm
    Karagöz: Bana bakın sıkı durun geliyor ha!.. hemen gelir gelmez yakalayalım (hepsi birden) hay hayyy
    Matiz: (içerden bir nâra atarak) Kimmiş o kapının önünde hırlayanlar, savulun bakayım oradan
    Karagöz: Bana bakın geliyor, hemen yakalayalım (bütün mahalleli sessizce kaçarlar, bakar ki hepsi kaçmış) ben ne duruyorum bana da allahaısmarladık (gider)
    Tuzsuz: Haydi nâzenînim kimseler kalmadı, doğru mandıra safâsına ya hey (giderler)
    Karagöz: (perdeye gelir) Amma tabansız şeylermiş haa, kaçarken kimi medilini düşürmüş, alayım şunu (yere eğilir kalkar) tiryaki de çubuğunu düşürmüş (onu da alır) of.. bu da pis pis kokuyor, yemiş çelebi de para kesesini düşürmüş, kekeme çelebi de galiba nüfus kağıdını düşürmüş Aaaa!.. Altıkulaç külahındaki püskülünü düşürmüş (onları da alır, son alarak yerde bir şeyler ararken Hacıvat gelir, Hacıvat“ı yakalar) hah.. hımhımın hamam bohçası da düşmüş, bunu da alayım
    Hacıvat: Aman birader ben hamam bohçası değilim
    Karagöz: Sen miydin?.. İdare fitilli, mum bacaklı herif
    Hacıvat: Aman birader nedir bu işler?
    Karagöz: Kafanı kırsın geyiklerle keşişler (tokat atar)
    Hacıvat: A birader ne vurursun elin kırılsın
    Karagöz: Ekler kenetler gene vururum (tokat atar)
    Hacıvat: Hoş olsun külhani, yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman (gider)
    Karagöz: Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola, eh Hacıvat bir dahaki oyunda yakan elime geçerse vayyy halineee.. (çıkar, arkada yanan ışığın sönmesiyle oyun sona erer.

    Not: Mandıra safâsı klasik Karagöz oyunlarından biridir. Önemli olan oyunu yazılı olduğu şekliyle ezberleyip oynatmak değildir. Önemli olan karagöz oyunlarının en temel özelliği olan doğaçlama geleneğini kullanarak oyunun temel örgüsünü bozmadan uygun yerlerine güncel espriler ve motifler ekleyerek ilgi çeker bir hale getirmektir. Bu metinde örnek olarak kullanılmış olan müzikler de değiştirilip seyircinin ilgisini çekebilecek güncel müzikler kullanılabilir, ancak kullanılacak müziğin ilgili tiplemelerin genel karakteristiğine uygun olması gerekir.

    Mandıra safası oyununun tam metni Mehmet Muhittin Sevilen“in (Hayâlî Küçük Ali) yazdığı Milli Eğitim Basımevi tarafından 1969 yılında basılmış Karagöz adlı kitabından alınmıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş