Kanserin cinsiyeti yok, agresif olanı var!

'Genel Sağlık' forumunda NeslisH tarafından 5 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kanserin cinsiyeti yok, agresif olanı var! konusu
    Kanserin çevresel etkenler ve yanlış yaşam tarzları nedeniyle görülme sıklığı artıyor. Tedavi sürecinde hasta ve hasta yakınları birçok yanlış bilgi edinebiliyor ya da herhangi bir etkisi olmayan tedavi yöntemlerine başvurabiliyor.

    Bu da kanserin ilerlemesine neden olabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden (ASM) Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, kanser hakkındaki yanlış inanışların doğru yanıtlarını verdi.
    02 Nisan 2009, İstanbul – Çevresel etkenler ve yanlış yaşam tarzları nedeniyle görülme sıklığı artan kanser ile ilgili olarak tedavi sürecinde, gerek hasta gerekse hasta yakınları yanlış bilgi edinebiliyor, etkisiz tedavi yöntemlerine başvurabiliyorlar. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, Kanser Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti.
    Hastanın kanser olduğunu öğrenmemesi gerekir. Öğrenirse morali bozulacağı için bağışıklık sistemi çöker.
    Yanlış. Kanser bağışıklık sistemi çökmeden başlamaz. Kanserin ortaya çıkması için öncelikle bağışıklık sisteminin çökmesi gerekir. Kanser olduğunu öğrenmek kişide şok etkisi yaratabilir. Ancak hastaya gerçekleri anlatmak önem taşır. Zaten ne kadar gizlense de hasta, bir süre sonra hastalığını tahmin eder. Bu nedenle özellikle tedavi olanağı olan kanser hastalarına gerçek mutlaka anlatılmalıdır. Çünkü hastanın tedaviye katılımı çok önemlidir. Kişi hastalığını bildiğinde tedaviye katılımı da sağlıklı olur, bu durum da sonucu olumlu yönde etkiler.
    Babam ve dedem 50 yıl sigara içti kanser olmadı ben niye olayım?
    Yanlış. Genetik, kanserin risk faktörlerinden birisidir. Bazı kişilerde ailesel olarak tümöre yatkınlık daha az olabilir. Bu kişiler çok uzun süre sigara kullansa ya da diğer kanserojen maddelere maruz kalsa bile bu maddelere karşı daha güçlü direnç gösterebilir. Ama bunun garantisi hiçbir zaman verilemez. Kanserojen maddelerin de belli bir kümülatif özelliği vardır. Belli bir dozdan sonra mutlaka kanseri oluşturur. Dolayısıyla bir kişinin dedesi ya da babası uzun süre sigara içmesine rağmen kansere yakalanmamış olabilir ama bu, o kişinin kansere yakalanmayacağı anlamına gelmez. Bir kişinin babası ya da dedesi kadar dayanıklı olduğunu bilmek mümkün değildir. Ayrıca genetik yatkınlığın birebir aynı olmama olasılığı da çok yüksektir.
    Kanser, gençler ve yaşlılarda farklı seyreder.
    Yanlış. Bazı kanserler gençler ve yaşlılarda farklı seyreder. Örneğin meme kanseri. Bu kanser türü genç hastalarda çok daha saldırgan ve agresiftir. Meme kanserinde, 35 yaşın altındaki kişiler yüksek riskli grubu oluşturur. Fakat bu, tüm kanser tiplerinde geçerli değildir. Örneğin akciğer kanserinde genç, yaşlı çok fark etmez. Kanser her ikisinde de aynı hızda ilerler.
    Kemoterapi artık Amerika ve Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde kullanılmıyor.
    Yanlış.
    Yanlış. Bugün kanser tedavisinde en geçerli yöntemler hala kemoterapi, radyoterapi ve cerrahidir. Bunların yanı sıra hedefe yönelik tedaviler, kanser aşıları, genetik tedaviler de başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Kemoterapi kanser tedavisinde hala en geçerli yöntemlerden birisidir. Bugün ABD’deki tüm ünlü kanser merkezleri hala kemoterapiyi yoğun olarak kullanmaktadırlar.
    Hedefe yönelik tedaviler hem çok etkindir hem de hiç yan etkileri yoktur.
    Yanlış. Hedefe yönelik tedaviler bazı kanser türlerinde kolaylık sağlamaktadır. Bu tedavi yönteminde kullanılan bazı ilaçlar tablet şeklinde kullanılabilmektedir. Hedefe yönelik tedaviler, gastrointestinal kanserler gibi bazı tümörlerde yüksek oranda etkili olabilmektedir. Ancak yan etkisinin bulunmadığını söylemek doğru değildir. Yan etkilere baktığımızda neredeyse kemoterapiye eş düzeyde olduğunu söyleyebiliriz.
    Üzüntüden kanser oldum tek nedeni stres.
    Yanlış. Stres faktörü kanser tedavisinde oldukça önemlidir ancak kanseri başlatan nedenlerden biri değildir. Kanserin oluşması için öncelikle bir tümörün başlamış olması gerekir. Stres, mevcut kanserin gelişimini hızlandırabilir.
    Kanser tedavisi olanın çocuğu olmaz.
    Yanlış. Bu durum, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlıdır. Bazı ilaçlar spermleri bir daha geri gelmeyecek şekilde yok edebilir. Bu nedenle hasta, eğer çocuk sahibi olmak istiyorsa tedaviye başlamadan önce bunu mutlaka hekimine iletmelidir. Kimi ilaçlar ise bir süreliğine doğurganlığı etkiler. Bu ilaçların kullanımı sona erdikten 3- 6 ay sonra üretkenlik yeniden kazanılabilir. Burada hekimin hastayı doğru yönlendirmesi gerekir.
    Kanseri aslında bir mikrop yapıyor o mikrop bulunabilse kökten çözüm olacak.
    Yanlış. Bazı kanserler türlerinin bakterilerle ve virüslerle ilişkisi bilinen bir gerçek. Ama bu dolaylı bir ilişkidir. Örneğin hepatit B ve hepatit C virüsü karaciğerde hasara neden olur. Kronik karaciğer hastalığı; kronik aktif hepatit, arkasından siroz ve onun sonunda da karaciğer kanserine neden olabilir. Rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma Virus (HPV) dışında doğrudan kanser oluşumuna neden olan bakteri ya da virüs yoktur.
    Kanser bulaşıcıdır.
    Yanlış. Kanserde bulaşıcılık diye bir şey yoktur. Sadece rahim ağzı kanserinde bulaşıcılık söz konusudur. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kanser bir enfeksiyon ajanıyla ilişkiliyse partnerler arasında geçiş olabilir. Ancak bunun dışında kanser hastadan sağlam bir kişiye geçmez.
    Kanserin dişi ve erkeği vardır. Dişi kanser daha hızlı yayılır.
    Yanlış. Kanserin cinsiyeti olmaz. Özellikle Anadolu’da agresif bir şekilde yayılan kanserlerin dişi kanser olduğu konusunda yanlış bir kanı var. Ancak tıpta böyle bir şey yok. Tıpta kanseri, agresif ya da nonagresif (agresif olmayan) diye adlandırırız.
    Kanser tedavisinde alternatif tıp yakında konvansiyonel tıbbın yerini alacak.
    Yanlış. Halk arasında doğanın her türlü hastalığı iyileştirebileceği gibi yanlış bir inanış var. Bitkiler, destek tedavilerinde belki kullanılabilir ama hiçbir zaman bugün tıbbın kullandığı tedavi yöntemlerinin yerini alamaz. Bazı hastalar bu yanlış inanış nedeniyle alternatif tedavi yöntemlerine yönelebilmekte ve bu nedenle hastalıkları ilerleyebilmektedir.

     

Bu Sayfayı Paylaş