Kansere yakalanmamak için bitkisel mucize önerileri

'Genel Sağlık' forumunda Dine tarafından 18 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kansere yakalanmamak için bitkisel mucize önerileri konusu Kansere yakalanmamak için bitkisel mucize önerileri

    [​IMG]

    Son yıllarda ülkemizde kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra sebebi bilinen ölümler arasında 2. sıraya yükselen kansere yakalanmamanız için kulağınıza küpe olacak taktikler.
    Her geçen gün gazetelerde, televizyonlarda kanser üzerine yapılan yeni çalışmaların ve deneylerin haberlerini görüyoruz. Sık sık laboratuarlarda çalışan araştırmacıların ve deneylerde kullanılan farelerin görüntülerine hepimiz aşinayızdır. Bu görüntülerde bilim adamları bir şeyleri doldurur, boşaltır, ilaçlar yağmur misali üretim bloklarından aşağı yağar. Fareler de konuldukları camdan bölmelerin içerisinde olan bitenden habersiz dolanıp dururlar. Hayvancıkların üzerlerinde hematolojik, onkolojik deneyler yapıldıkça yapılır. Aslına bakarsanız farelerin kanserle pek alıp veremedikleri bir şey yok. Onların bu kadar teste tabi tutulmalarının tek sebebi tabii ki bu hastalığa çözüm önerisi sunacak tedavi yöntemlerinin belirlenebilme çabası. Bu yüzden araştırmacılar laboratuarlarda gecelerini gündüzlerine katarak çalışıp kanserli tümörleri küçültmenin, hatta kökten kazımanın yollarını arıyorlar. Benimsedikleri yaklaşımlar ise bize dost, kanserli hücrelere düşman yaklaşımlar. Buraya kadar her şey iyi hoş ama onlar harıl harıl çalışırken bizim ayak ayak üstüne atıp keyif yapmamız doğru olmaz, öyle değil mi? Bizim de kılıcımızı kalkanımızı kuşanıp bu düşmana karşı savaşmamız lazım. Nasıl mı? Basit ama önemli birkaç stratejiyi uygulayarak…
    Şifa niyetine nar suyu için:
    Mucizevî meyvenin yoğun kırmızı suyunda polifenol, izoflavon ve elajik asit gibi güçlü bir anti kanser mekanizmasının oluşumunda etkili olan elementler var… Fareler üzerinde yapılan deneylerde narın, prostat kanserinin gelişimini geciktirici etkiye sahip olduğu bulundu. Bir başka araştırmaya göre ise nar akciğer kanserini engelleyici bir etkiye de sahip. Eğer sigara içiyorsanız, eskiden sigara kullandıysanız veya sigara içilen ortamlarda, mesela kahvehane, kafe gibi mekânlarda bulunuyorsanız, bu meyvenin suyu savunma mekanizmanızı güçlendirecektir. Günde yarım bardak nar suyu işinizi görür.
    Bir başka şifa kaynağı yaban mersini:
    Pterostilbene… Bir şey çağrıştırıyor mu? Büyük bir ihtimalle siz de benim gibi daha önce böyle bir şeyin adını bile duymadınız. Pterostilbene, yaban mersininde bulunan ve kolon kanseri tedavisinde etkili olan bir madde. Yaban mersininin maharetleri bununla da bitmiyor. Bu lezzetli meyve büyük bir C vitamini kaynağı aslında. Günde 1-2 bardak dolusu yaban mersini gayet ideal bir ölçü. Mısır gevreğinin üzerine ekleyip, üstüne biraz meyve suyu, süt ve daha fazla vitamin için birkaç dilim greyfurt da koydunuz mu ‘yeme de yanında yat’ dedirten türden bir vitamin ve lezzet deposu ile karşılaşacaksınız.

    Selenyumu unutmayın:
    Journal of the National Cancer Institute’te geçtiğimiz günlerde 1000 erkek üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. Bu araştırmaya göre kanlarında selenyum seviyesi düşük olan erkekler 3 ay boyunca selenyum takviyesi aldıklarında, prostat kanserine yakalanma riskleri yüzde 92 gibi müthiş bir oranda düşüyor. Araştırmanın bir başka çarpıcı sonucuna göre vücutlarındaki selenyum oranı yüksek olan erkekler aynı uygulamaya tabi tutulunca kansere yakalanma riskleri tam tersine yüzde 88 oranında artıyor.
    Ter dökün:
    Egzersiz yapmanın dış görünüşümüz ve sağlığımız için çok yararlı olduğunu artık biliyoruz. Emin olun az egzersiz yapmanızın bile size yararı var. Tabii ki egzersize ayırdığınız zaman, yapma sıklığınız ve çalışmaların yoğunluğu ne kadar artarsa, kansere yakalanma riskini de bir o kadar azaltmış olursunuz. Norveçliler tarafından yapılan bir araştırmaya göre egzersiz yapmak kanseri engellemede de oldukça etkili. Mesela haftada bir kere bile egzersiz yapan erkeklerin prostat kanserine yakalanma riskleri yüzde 30 oranında daha az. Bir tek bunu bilmek bile içinize su serpmeye yeterli…
    Suşi siparişi verin:
    Deniz yosunu ile beslenen ve ultraviyole ışını bombardımanına tutulan kobayların vücutlarında kanserli hücrelerin üreme ihtimalinin yüzde 60 civarında düşmesi gerçekten dikkate değer. Dolayısıyla deniz yosunu, kanseri defetmek için başvuracağınız önemli yiyeceklerden birisi. Deniz yosunu, kalori ve yağ açısından düşük değerlere sahip olmasının dışında kalp için yararlı liflerin oluşumu ve kemiklerin gelişiminde etkili olan kalsiyumun sağlanması açısından da önem taşıyor. Suşi yapımında kullanılan kurutulup fırınlanmış deniz yosunu da A ve C vitaminleri açısından oldukça zengin. Suşi, kas gelişimi açısından da müthiş bir yiyecek.
    Daha sıklıkla dışarı çıkın:
    Kadınlar üzerinde yapılan 4 yıllık bir araştırmaya göre yeterli D vitamini alan kadınların kansere yakalanma riski yüzde 60 ile yüzde 77 arasında daha az. D vitamini kansere karşı kalkan oluşturan en önemli etkenlerden biri. Bildiğiniz gibi D vitamininin en büyük kaynağı ise güneş ışınları. Bu vitaminden olabildiğince yararlanabilmek istiyorsanız, o zaman biraz kımıldayıp güneşin pırıltısına kendinizi bırakmalısınız. Tabii bunu yapabilmek için uygun şartlara ihtiyacınız var. Nerede yaşadığınız, yılın hangi döneminde olduğunuz önemli. Neyse ki ülkemiz güneş ışınlarından mahrum bir ülke değil. Hele ki Akdeniz taraflarında yaşıyorsanız bu açıdan çok şanslısınız demektir. Normal seviyelerde D vitamini alıp almadığınızı öğrenmek için ise kan testi yapmanız yeterli. Eğer güneş ışınlarından yeterince faydalanamıyorsanız günde bir adet D vitamini hapı alabilirsiniz. Ayrıca sardalya, somon gibi yiyeceklerde de D vitamini mevcut.
    Kendinize ‘dumansız hava sahası’ oluşturun:
    Biliyorsunuz ki ülkemizde kapalı alanlarda sigara içme yasağı getirildi. Sigara içenleri kızdırsa da bu uygulamadan birçok kişinin memnun olduğu bir gerçek. Bu gibi ortamlarda bu uygulama sayesinde sigara dumanından kurtuluyorsunuz. Ancak asıl iş bu yasağın geçerli olmadığı yerlerde, yani evlerde başlıyor. Evinizde sigara dumanına maruz kalıyorsanız en ağır darbeyi burada alıyorsunuz demektir.
    Ahududunun kansere yakalanma riskini azalttığı, özellikle siyah ahududunun yemek borusu kanserine yakalanma riskini düşürdüğü, tümör oluşumundan itibaren de tümörün gelişimini yavaşlattığı belirtiliyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş