Kanser Nedir?- Kanser Nasil Olusur? Kanserin Sebepleri

'Genel Sağlık' forumunda NeslisH tarafından 17 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kanser Nedir?- Kanser Nasil Olusur? Kanserin Sebepleri konusu [​IMG]Tüm organlar spesifik görevler için özelleşmiş hücre gruplarından oluşur. Hücreler, kök hücrelerden organın normal fonksiyonu için hangi tür hücre gerekli ise o yönde özelleşirler ve farklılaşırlar. Hücresel bölünme ve gelişim sürecinde, her normal hücre işlevini yerine getirebilmek için bulunduğu organ tipine göre farklılaşma sergiler. Hücreler belli bir süre sonra işlevlerini tamamlayarak ölürler, ve yerlerini yenileri alır. Bu yenilenme süreci ve işleyişi tüm hayat boyunca sürer.
    Hücresel bölünme veya farklılaşma sırasında oluşabilecek bir hasar hücreleri malignite yoluna itebilir (kanser oluşumu). Kanserli hücreler normal hücrelere oranla çok daha hızlı çoğalırlar. Bu hızlı çoğalan hücre grubu komşu dokulara doğrudan sıçrayabilir, ve organlarda hızlı çoğalmalarına devam edebilir. İmmun Sistem kanserli hücrelerin çoğalmasını ve tahribini engelleyemeyecek kadar zayıfladığında, kanser hücrelerin yığılmasından oluşan tümör denilen kitle oluşur. Tümör hücreleri komşu organlara sıçrama eğilimi gösterebilir. Malignant tümörlerin yayılımı genellikle lenfatik sistem veya kan akımı yoluyla olmaktadır. Böylece metastatik invazyon denilen ve kanserin başka bir bölgeye sıçraması ve yerleşmesi anlamına gelen durum gerçekleşir.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Kanser Nedir - Kanser Hakkında Bilgi

    Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır.Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.Kanserler, malignant (kötü huylu) tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma
    özelliği gösterir.

    [​IMG]
    Kanserli hücreler neden sürekli bölünürler?

    Kültürde, normal hücreler komşu hücrelere yapışarak ilişkilerini devam ettirirler. Bu yapışma (adhezyon) noktalarında hücrelerde elektronca yoğun bir plak oluşur. Bununla birlikte, hücrelerin ameboid uzantılarında yavaşlama ve durma görülür. Bu olaya kontak inhibisyon denir. Bu şekilde, hücre bölünmesi kontrol edilir. Deneysel olarak, normal hücreler bir kültür ortamında kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar iyi olursa olsun kontak inhibisyon nedeniyle tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalmazlar. Çünkü, bölünme sınırlı sayıda olur. Fakat, kanser hücreleri sürekli çoğalarak birkaç tabakalı düzensiz kitleler oluştururlar. Bu da kanser hücrelerinde kontak inhibisyon kaybı olduğunu göstermektedir.
    Kanser nasıl oluşur?
    Kanserlerin yaklaşık %80-90’ı çevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanser meydana gelme olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır.
    x-ışınları, uv (ultraviyole-morötesi) ışınları gibi fiziksel ve bazı ilaçlar, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasal faktörlerin yanında virüsler de biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü transforme ederek kanser oluşturabilirler.

    Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn: cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn: bağırsak) ya da metabolizmanın durumuna göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan bir yerde meydana getirirler. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler ancak uygun yer ve zamanda kanser oluşturabilirler.

    Sayabileceğimiz bazı kimyasal karsinojenler şunlardır:
    ¨ Hidrokarbonlar: baca temizleyicileri, boya endüstrisinde kullanılan maddeler
    ¨ Aflatoksin ( küf mantarı tarafından sentezlenir)
    ¨ Nikel, krom
    ¨ Sigara (nikotin, tar)
    ¨ Yiyecek katkıları
    ¨ Birçok ilaçlar
    ¨ Parfümlerde kullanılan bazı kimyasallar

    Fiziksel faktörlerin, kanserojen kimyasal maddelerin veya onkojenik (kansere neden olan) virüslerin konak hücre genomu ile etkileşimleri sonucu hücreler değişmekte ve farklı antijenite kazanmaktadır. Bir normal hücrenin kontrolden çıkarak hızla bölünmesiyle oluşan kanserli hücrede birçok anormal doku antijeni belirmektedir. Tümör hücrelerinde yeni yeni antijenler oluşmakta ve normal antijenlerin kaybına veya değişikliğine neden olabilmektedir. Erken fötal dönemde, normalde bulunan protoonkogenlerin ( kansere sebep olabilme potansiyeli olan gen) farklılaşmasıyla anormal genler oluşmakta ve bunlara selüler onkogenler adı verilmektedir.

    İmmün sistem (bağışıklık sistemi) ve kanser oluşumu arasındaki ilişki:
    Bağışıklık sistemi yabancı doku antijenlerini kolayca tanıyabilir ancak, tümör dokusunu organizmadan kolayca atamaz. İnsanda bir saniyede bir milyara yakın hücre çoğalması olmakta ve somatik olarak bunların birkaçı, günde yüzlercesi mutasyonla farklı hücreler oluşturmaktadır. Bu farklı hücrelerin temizlenmesinde hücresel immün cevap mekanizması rol oynamaktadır. Buna, immün sistemin kansere karşı “immün denetimi” denmektedir. İmmün sistem, tümör oluşumunu denetlemekte, aynı zamanda tümör hücresi ve antijenlerine karşı immün cevap çıkarmaktadır. Hücresel immün cevap baskılandığı zaman kanser oluşumu artmaktadır.

    Yenidoğan ve yaşlılık dönemlerinde immün cevap mekanizması zayıflamaktadır. Yaşlılarda prostat kanseri, çocuklarda nöroblastoma sık görülmektedir. İmmün sistemi baskılayıcı ilaç kullananlarda tümör oluşumu riski artmaktadır. İmmün sistem bozukluğu olan hastalarda da bazı kanser tipleri gelişebilmektedir.
    Kanser neden öldürür?
    Kanser hastalarının çoğu, kalp hastalığı veya başka enfeksiyonlar gibi kanserle ilgisi olmayan nedenlerden dolayı ölür. Tümörün bulunduğu bölge ve tümörün yayıldığı bölgenin büyüklüğü ölümü direkt veya indirekt olarak etkileyen nedenlerdir. Ölümün temel nedeni, beyin, akciğer, karaciğer gibi hayati önemi büyük olan organlarda tümör oluşması veya tümörün bu organlara yayılmasıdır.
    Kanser teşhis eden köpekler:
    Son olarak, kanseri teşhis edebilmek için günümüzde kullanılagelen metodlara alternatif olabilecek yeni bir araştırmadan bahsetmek ilginç olacaktır sanırım.
    Schnauzer türü köpek, derideki ben kanserlerini (melanoma) tanı yapılmadan önce, koklayarak teşhis edebilmektedir.

    Bazı hastalarda melanoma kolay gözükmeyecek bir yerde olabilir. Melanomaların %20’si bu nedenle teşhis edilememektedir. Florida’lı eski polis köpekleri terbiyecisi Duane Pickel, bir kanser uzmanının da yardımıyla, bu köpeği hemen hemen hiç yanılmadan melanoma tanır hale getirmiştir. Tıp kitaplarına “Köpekle Tanı” diye bir bölüm eklenecek mi dersiniz?

    Alıntı

     

Bu Sayfayı Paylaş