Kalsİyum benİm, Şeker senİn olsun

'Genel Sağlık' forumunda DilzaR tarafından 23 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kalsİyum benİm, Şeker senİn olsun konusu [​IMG]

    İnsanın hayatta kalabilmesi için kandaki kalsiyum miktarının daha belirli bir ölçüde tutulması gerekir. Çünkü kalsiyum, vücudumuzdaki birçok hayati işlemin idarecisidir.
    İnsan vücudu için en önemli minerallerden bir tanesidir kalsiyum. Vücut ağırlığının % 1.5 - 2.0 kadarı Kalsiyumdan oluşur. Bunun % 98 i kemiklerde, % 1 i dişlerde, geri kalan % 1 tüm doku ve sıvılarda bulunur.
    Kalsiyum kemiklere ve dişlere protein iplikçiklerinin oluşturduğu ağ gibi bir yapıya genellikle fosfat tuzları şeklinde oturarak onların yapısal olarak sertliğini ve dayanıklılığını sağlar. Kalsiyumun bu etkisi başta D Vitamini olmak üzere bir çok başka hormon, mineral ve vitaminlerle sağlanır. Bu maddeler kalsiyumun emilim, fonksiyon ve metabolizmasında etkilidir.
    Kalsiyum vücut içindeki etkilerinin bir çoğunu magnezyum ile birlikte gösterir. Bu etkilerin başında kan, sinirler, adaleler ve dokular üzerine olup kalp ve adalelerin kasılması ile sinirlerin ileti görevlerinin sağlanmasıdır.
    Yukarıda bahsedilen etkilerin oluşabilmesi için vücuttaki bir çok sistem birbiri ile ilişki halindedir. Normalde kandaki kalsiyum miktarı 100 ml.de 10 mg. kadardır. Eğer kalsiyum bu düzeyin altına inecek olursa Paratiroid Bezinden Hormon (PTH) salınır ve bu PTH kemiklerden kana kalsiyumun geçmesini sağlar. Kemikler bir yerde kalsiyum deposu gibidir. Yiyeceklerle yeterli kalsiyum alınması bu yönden önemlidir. Çünkü aksi takdirde vücut gereksinmesini kemiklerden temin edecek ve bunun sonucunda osteoporoz denilen durum oluşacaktır.
    Kalsiyum olmadan kan pıhtılaşma gerçekleşmez ve yaralanan kişi çok fazla kan kaybına uğrayabilir,
    Sinir uyarılarının iletilmesinde kalsiyumun büyük payı vardır.
    Kasların çalışması ve kemiklerin sağlamlığı da kalsiyuma bağlıdır,
    Diş mineralleri kemik yapıya oranla daha sabit olmasına karşın kalsiyum eksikliğinde yapılarında bozulmalar, diş eti sorunları ve diş kayıpları oluşur.
    Kemiklerde çok çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Çocukluk çağında Raşitizm, erişkinlerde osteomalasi, yaşlılarda osteoporoz gibi tablolar meydana gelir.
    Çocuklarda hırçınlık, ağlama ve iştahsızlık yapabilir.
    Duyu kusurları, adalelerde seğirmeler, huzursuzluk, uyku bozukluğu, dalgınlık olabilir.
    Saç ve tırnaklarda kırılmalar meydana gelir.
    Eksiklik sürekli hale gelirse bacaklarda kramplar, kalpte çarpıntı, uyuşukluk, kulak çınlamaları, ve tetani durumu denilen tüm vücut kaslarının sürekli titremesi ortaya çıkar.
    Peki kalsiyumun vücutta istenilen oranın üstüne çıkması sonucu neler ortaya çıkar.
    Beslenmede kalsiyum fosfor oranı 2 / 1 geçerse D Vitamini etkisi ile çocuklarda uzun kemiklerde normal dışı kemikleşmeler olur.
    Hiperkalsemi denilen kan kalsiyumu yüksekliği meydana gelir.
    Özellikle Paratiroid Hormonu yetersiz ise kalsiyum daha da artarak sorunları ağırlaştırır.
    Damar duvarlarına çökerek damar sertliği oluşumuna yol açar.
    Eğer magnezyum yetersizliği de varsa fazla kalsiyum ve D Vitamini doku kireçlenmeleri ve böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırır.
    Doğal Kalsiyum Kaynakları;
    Kalsiyum bir çok besin maddesinde bulunmasına miktar olarak olduk.a azdır. Kalsiyum açısından en zengin besin kaynaklarından birisi süttür.
    İçerdiği protein ve yağlarla birlikte magnezyum ve fosforun dengeli oranlarda bulunması emilim ve fayda özellikleri ile süt ideal bir kaynaktır. Sütte bulunan laktoz kalsiyum emilimine yararlıdır. Ama insanların % 6 sı bu maddeye karşı tahammülsüzlük gösterir. Süt içtiklerinde bağırsakları bozulur. Esmer ırkta bu özellik % 70 e yükselir. Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, fasulye, brokoli, karnabahar, bezelye), kuru yemişler (badem, fındık), tohumlar (ay çekirdeği, susam) uygun kaynaklardır.
    Fakat bu gıdalarda bulunan oksalat varlığı ve fosforun yüksekliği emilimi olumsuz yönde etkilidir.
    Vücuttaki Şekeri Kim Depoluyor?
    Çocukların çok fazla miktarda şekerli gıdalar tükettikleri bir gerçektir. Çikolata, gofret, bisküviler ve kurabiye en çok sevilen yiyecekler arasındadır.
    Ancak bu şekerli ürünlerin aşırı miktarda yenilmesi vücuttaki şeker oranını arttırır. Oysa vücuttaki şeker oranının belirli bir seviyede tutulması gerekir. Yükselen şeker seviyesinin belli bir oranda tutula bilmesi için pankreas devreye girer.
    Peki pankreas ne işe yarar?
    Pankreas, karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının ön kısmında yerleşik bir organdır. Salgılarıyla sindirim fonksiyonuna yardımcı olur ve kan şekerini düzenler. Bu düzenlemeyi yaparken de insulin salgılar ve doğrudan kana verir. İnsulin, kan şekeri seviyesinin düzenlenmesinde ve şekerin ısı ve enerjiye çevrilmesinde son derece önemli bir hormondur. İnsulin, pankreasın her tarafına yayılmış bulunan Langerhans adacıkları adı verilen hücre grupları taraflıdan yapılır. İnsulin yapılmasının azalmasına veya durmasına yol açan pankreas bozukluğu diabetes mellitus olarak bilinen seker hastalığına yol açar.
    Eğer kanda gerektiğinden az şeker varsa o zaman da pankreas hücreleri glukagon adı verilen başka bir hormon salgılar. Bu hormonun görevi ise, şeker depolayan hücrelere, depoladıkları şekerin bir kısmını kana geri bırakmaları emrini iletir. Bu da kandaki şeker seviyesinin normal hale gelmesi için vücudumuzda bulunan sistemlerden birisidir.
    Şeker hastalığı, bir beslenme hastalığıdır. Bu nedenle dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, yani karbonhidrat-protein-yağ dengesi sağlanmalıdır.
    Yağsız süt, yoğurt, yağsız et, balık, yumurta, patates, hububat, bakliyat yenmelidir.
    Sebzelerden lahana, tere, soğan, marul, salatalık, turp, domates, patlıcan ve yerelması tavsiye edilir.
    Meyvelerden ise ekşi elma, limon, greyfurt, yeşil erik, koruk gibi ekşi olanlar tercih edilmelidir.
    Baharatlar vücudumuzdaki salgı bezlerine tesir ederek, onları çalıştırırlar. Bu nedenle her sofrada bulundurulmalıdırlar.
    Bütün bunların yanında yapılan araştırmalar, KORKU, ŞOK, RUHSAL SIKINTI gibi psikolojik etkilerin pankreas salgısını etkileyerek, şekere yol açtığını göstermiştir. Ruhsal bozukluklarda şeker hastalığını davet eder.
     

Bu Sayfayı Paylaş