KaLp OdacıkLarının Dekorasyonu

'Şiirler' forumunda GizLi_ÖzNe tarafından 27 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    KaLp OdacıkLarının Dekorasyonu konusu
    KaLp OdacıkLarının Dekorasyonu


    "Yokluğun işportada yok(!) pahasına satılık"
    Saatler alınmış sözlerimden biraz
    Zaman seninle sensizliği ayırt edemiyor artık
    Merdiven altından geçince uğursuz Yaz
    Güneş öfkeyle belden aşağıma vuruyor -kuraldışı
    Diyor ki yumruğunu sıkmak bazen işe yaramaz
    Tanrı'nın gündemi yoğun
    Figürana çeviriyor yarattığı tüm başrol oyuncularını
    Hayatın boynu kıldan ince zaten biliyorsun
    Yine masallarımı kilitliyorum alnımın çatı katına
    Bir kibritlik canı var kahramanlarımın görüyorsun
    Hüznüm diri diri gömüyor dört kollu tahta adamları
    İstanbul yüzü tanınmaz halde yanı başımda
    Kumdan kalelerimin surlarında dalgalara direniyorum
    Zorluyor kapılarımı kuduz teşhisli köpekbalıkları
    Meğer aşk; dişinin kovuğunu doldurmamış hiçbirinin
    Ay'dan izin isteyince yakamozum
    Nevri dönmüş sanki koynundaki ------ denizin
    Peki, en çok kim ağlamıştır Titanic' in tayfasına?
    - Tabi ki kuşe kâğıttan gemileri yakılmış çocukluğum

    Gözlerindeki yılanın katilini kanıtlayan tek kare fotoğrafla
    Üçüncü sayfalara manşet olmuş gölgelerimizin orgazmı

    Hala mı gömlek değiştirir gibi seviyorsun
    Yalanlarını üzerinden soyun öyle gir yatağıma
    Şairce seviş benimle ellerin kafiyelerimi bulsun
    Tenimde sokağa sal dokunuşlarını
    Avcumun sınırlarını ihlal et avcunun sınırsızlığıyla
    Ruhunu göğsümden boşluğa bırak uçurumumda uyusun
    Omuzlarıma eşit dağıt saçlarının dökülen yapraklarını
    Yükle yalnızlığının bütün gri bulutlarını sırtıma
    Vücudum yağmur sonrası toprak koksun
    Dudaklarıma düşür sesinin lehçesi bozuk yıldırımlarını
    Nefes al-ver(me) kulağımın vurdumduymazlığında
    Çığlıklarınla besle içimdeki güvercin uğultularını
    Dizlerimin bağını çöz bacaklarım kurtulsun
    Sırra kadem bas ya da kasıklarımın çıkmazında
    Hiç tutmadın mı kirpiklerinde bakışlarımın sabıka kaydını
    Kabuğunda sadece N vitamini bulunduran yaralarıma
    Ağzını açmayan o bıçağı daya hadi ne duruyorsun?
    Su bazlı kanımın rengine boya etinin saten duvarlarını
    Parmak izlerin henüz işlenmemiş cinayetimde aranmakta
    Öldürmeye yeltendin ya Sen'i; senin canın sağolsun

    Belki de şiirin burasında gitmelisin he ne dersin?

    Dağınık kalsın kalp odacıklarının eşyaları
    Ama iyodu eksik gözyaşlarını yanaklarından topla
    Pencereden at sana emanet duygularımı
    Küfürler savur çekmecene gizlediğin varlığıma
    Naftalinle gülüşlerinin az kullanılmış duvağını
    Katla evcilik oyunlarını kaldır sandığına
    Aynana sor 'Huzur' kelimesini nereye koyduğunu

    Rafta unutma vedalardan edindiğin hoşçakal'ları
    Usul usul kolilere dizerken kendi sonunu
    Valizinde yer ayır benim mahşer kalabalığıma da

    Delinin biriyim dünyanın en eğlenceli mesleği benimki
    Sense asırlardır en eskisini icra ediyorsun
     

Bu Sayfayı Paylaş