Kalp krizi geçirme riskini mezura ile ölçün

'Genel Sağlık' forumunda NeslisH tarafından 28 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kalp krizi geçirme riskini mezura ile ölçün konusu New York'un ünlü kardiyologlarından, Columbia Üniversitesi ve New York Presbyterian Hastanesi doktoru Doç. Dr. Özgen Doğan, kalp krizinden korunmak için alınabilecek basit önlemleri anlattı:
    * Kalp krizi riskini en kolay mezura ile ölçebilirsiniz. Bel çevresinin ölçüsü, yani şişmanlık; kalp krizi için en büyük risk. Herkesin, vücut kitle indeksini ve bel çevresini bilmesi gerekiyor. Bel çevresi erkeklerde 108, kadınlarda 88 santimden fazla olmamalı. Ölçüyü mezura ile kalça kemiğinin üzerinden alın. Eğer bel bölgenizde yağ varsa kendinize bahaneler üretmeyin, çünkü içeride çok daha fazla yağ vardır. Kalp krizi geçirmeye en uygun kişiler arasındasınız! Kendinize bakacaksınız.
    * Şişmanlık için iki önemli faktör var. Birincisi ne kadar enerji harcadığınız, ikincisi de ne kadar enerji aldığınızdır. Harcamanız daha fazlaysa ne yerseniz yiyin, uzun dönemde kilo verirsiniz. Herkes 'diyetteyim' diyor, egzersiz yapmıyor.

    FAST FOOD 4.5 KİLO FAZLALIK DEMEK!
    * Fast food'lara gelince... Eğer haftada iki kere fast food tarzında yiyecek yiyorsanız, ekstradan 4.5 alırsınız. İki katı da insülin depolanır. Bu nedenle, fast food tüketimini mümkün olduğu kadar azaltın.

    İKİ SAAT TELEVİZYON OBEZİTEYİ ARTIRIYOR
    * Ne kadar çok televizyon izlerseniz, şişman olma riskiniz de o kadar artar! Örneğin iki saat televizyon başında oturmak, şişmanlık riskini yüzde 23 artırıyor. Bu, dört saat televizyon seyrediyorsanız, yüzde 46 artış demektir. Ayrıca televizyon izleyerek geçirilen her iki saat, şeker hastalığına yakalanma riskini de yüzde 14 oranında artırıyor.

    YATMADAN YİYENLER KALİTELİ UYUYAMIYOR
    * Yeme problemi olanların, obezlerin çoğu; kalorilerinin yüzde 25'ini geç saatte alıyor. 'Gece yeme sendromu' olanların çoğu aslında uyku problemi yaşıyorlar.
    * Son zamanlarda yedi saatten az uyuyan insanların sayısı, yüzde 16'dan yüzde 37'ye çıkmış. Yani insanlar uyuyamıyor. Oysa uyku zayıflamak için önemli. Çünkü uykusuzluk iştah açan hormonun tetiklenmesine neden olur. Doğru uyku altı ile dokuz saat arası. Uykunun süresi kadar kalitesi de önemlidir. Çünkü uykusuzluktan dolayı kalp, tansiyon problemleri oluyor.
    * Uyku apnesi toplumun yüzde 10'unda var. Bu insanlar, uyuyamadıkları için yataktan yorgun kalkıyorlar. Bu da dört sene içinde yüksek tansiyona neden oluyor. Çünkü bu apneler sırasında tansiyon 25- 15'e kadar çıkıyor.

    İKTİDARSIZLIKTAN SONRA KALP HASTALIĞI GELİŞİR
    * Kalp krizi geçirenlerin yüzde 50'sinde iktidarsızlık var. Genelde iktidarsızlık sorunu ortaya çıktıktan iki yıl sonra kalp hastalığı da kendini gösterir. Çünkü genital organa giden damarlar 1-2 milimetre çapında, onlar daha çabuk tıkanır. Kalbe giden damarlar ise daha kalın, onlar daha sonra tıkanır ve arada iki yıl fark eder.
    * Kalp ameliyatı da iktidarsızlığa çözüm olamaz. Kalp krizi geçirenlere, 'İki kat merdiveni sorunsuz çıkmaya başladıktan sonra seks yapabilirsiniz' deriz. Ama cinsel sorunu varsa, yapamaz. Onların ürologlar tarafından tedavi edilmesi gerek. İktidarsızlık için alınan ilaçlar kalp için tehlikeli değildir. Genelde bu konuda bir korku var. Hiç egzersiz yapmayan bir insan için seks yapmak da bir egzersiz. Rahatsızlığının ardından hemen seks yaparsa, o zaman kalp krizi geçirebilir. İktidarsızlık, sigara ve kolesterolle aynı oranda kalp hastalığı belirtisidir.

    HER SİGARA HAYATINIZI 11 DAKİKA KISALTIYOR
    * Her iki sigara içenden biri erken ölecek. Yani, sigara içenlerin yüzde 40'ı emekli olmadan ölecek. Her bir sigara, hayatımızı 11 dakika kısaltıyor. Genellikle insanlar altı kere denedikten sonra bırakabiliyorlar sigarayı. Kilo almamak için sigara içenleri anlamıyorum. Sigarayı bıraktıktan sonra en fazla ilk dört ayda iki-üç kilo alınıyor. Sigara bu üç kilodan daha tehlikelidir.
    * Bu yıl Türkiye'de çok hayat kurtulacak. Sigara içme yasağının ardından sigarayı bırakanlar yüzde 10 düzeyinde olursa, bu her 100 kişiden 10'unu kurtardık demektir.
     

Bu Sayfayı Paylaş