Kalemişi

'El Sanatları' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 9 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Kalemişi konusu GELENEKSEL SÜSLEME SANATI/KALEMİŞİ-G. Esra Genim ÜRYANİ

    GELENEKSEL SÜSLEME SANATI Yazan G. Esra Genim ÜRYANİ

    KALEMİŞİ

    İçmimarlık ve Dekorasyon uygulamalarında gün geçtikçe önem kazanan duvar resimleri tavan süslemeleri ve benzeri uygulamalar aslında geleneksel Türk ve Osmanlı Süsleme Sanatının vazgeçilmez birer unsurudur. Özellikle saray köşk ve evlerde kullanılan kalemişi uygulamaları şimdilerde eski eser restorasyonun teşviki ve popüler olması nedeniyle çokça kullanılmaya başlandı. Ancak bu konuda gerek eski uygulamaların restorasyonu gerekse yeni tasarımlar ayrı bir uzmanlık alanı gerektiriyor.

    Kalemişi’nin tarihsel geçmişi ve uygulama yöntemleri Güzel Sanatlar Üniversitelerinin bir veya iki bölümünde ders programı olarak öğretiliyor. Bu bölümlerden mezun olanlar spesifik olarak bu konu ile iş alanının kısıtlı olması nedeniyle ilgilenmiyor. Bu nedenle konuya hakim olan ve uygulama becerisine sahip kişiler maalesef çok az… Korunması gerekli kültür varlığı niteliği taşıyan yapılara devlet tarafından verilen teşvikler ve AB’nin bu konuya verdiği önem göz önüne alındığında bu alanda profesyonel kişilere oldukça ihtiyaç duyulacağı ortadadır. Şimdi isterseniz kalemişinin geçmişine şöyle bir bakalım…

    Kalemişi daha az bilinen adı ile kalemkari mimaride duvartonozkubbe gibi düz yada eğri yapı yüzeylerinde kurumuş sıvanın üstüne fırçayla yapılan renkli bezemeye verilen addır. Tonoz kubbe gibi örtü düzenlerine yapılan kalemkari örneklerinden günümüze ulaşanlar arasında 1228-1229’da tamamlanan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifa’sı en önemlisidir. Bu tekniği freskten ayıran en önemli özelliği yüzeysel olmasıdır. Anadolu’da bu tür en eski duvar bezemelerine daha çok taş üzerine uygulanmış olarak ve özellikle kırmızı renkte Selçuklu yapılarında rastlanır.

    Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi’nde özellikle ahşap üzerine yapılan bezemeler zenginleşir. Beyşehir Eşrefoğlu Afyonkarahisar Ulu Cami 19.yy ortaları Sivrihisar Ulu Cami 1366 Kastamonu Kasaba Köyü Cami gibi yapılar bu türün en önemli örnekleridir. Erken Osmanlı Dönemi kalemişi örnekleri arasında Bursa Yeşil Cami 1434’de tamamlanan Edirne Muradiye ve Üç Şerefeli Cami’leri İznik Kırgızlar Türbesi gelir. Bursa Yeşil Cami döneminin en gözalıcı süsleme örneklerine sahiptir; güneydoğu ve güneybatısındaki tabhane mekanları içinde yer alan alçı ocaklar ve nişler bitkisel ve geometriksel motiflerle bezenmiştir. Nakkaş Ali tarafından yapılan bu kalemişleri bitkisel ve geometriksel süslemeler dönemin en karakteristik örnekleridir.

    14.yy ve 15.yy’larda 1389-1399 tarihli Bursa Yıldırım Cami’sinde olduğu gibi hafif kabartma ( Malakari) tekniği ile yapılan bitkisel ve geometriksel motiflerle süslü alçı raflar nişler ocaklar moda olur. Bu geçiş döneminin getirdiği bir diğer yenilikte Edirne ve Bursa yapılarında örneklerini gördüğümüz bitkisel motifler ve yazılardan oluşan sıva üzerine yapılmış kahverengi siyah mavi kırmızı renkli kalemişleridir. Kemerler kubbe ve tonozların iç yüzeyleri duvarlar motifleri bazen çok karmaşık olan kalemişleri ile süslüdür. Birçok cami’de avlu revaklarını örten kubbelerin iç yüzeylerinde zengin kalemişi ve malakari örneklerine rastlanır. 1451 yılında yapılan Bursa II. Murat Türbesi’nde duvarların üst kesimi ve kubbe canlı ve parlak renklere sahip kalemişi bezemelerle süslüdür. Motifler arasında çeşitli formda vazolardan çıkan stilize serviler kandil motifleri şemseler ve dinsel içerikli kitabeler dikkati çekmektedir.

    Kalemişi ve onun gelişmiş örnekleri olan Malakari ve Edirnekari Osmanlı Dönemi’nde gerek saray konak gibi sivil yapılarda gerekse başta camiler olmak üzere dinsel yapılarda çininin yanında en önemli duvar yöntemi olarak uygulanmıştır. Erken Osmanlı ve Klasik Devir sivil yapılarına ait günümüze kalan bezeme örnekleri ne yazık ki çok az sayıdadır. Yapılan bazı restorasyon çalışmalarının desen ve renk yönünden doğru uygulanmamasında günümüze gelen örneklerin yozlaşmasına yol açmıştır. Zaman içinde tekrarlanan restorasyonlar ise desenlerin orijinal hallerinden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Ancak bunun yanı sıra Edirne’deki Selimiye Cami’sinin büyük kemerlerindeki Üsküdar Yeni Valide Sultan Cami’si ve Çinili Cami’sindeki özgün kalemişlerindeki onarımlar temizlenen boyaların altından ortaya çıkartılmıştır.

    Ahşap üzerine yapılmış kalemişleri kubbelerde ya da mahfil tavanlarında ve sıklıkla evlerin ahşap bölümlerinde görülür. Bunlar erken dönemlerde rumi ve hatayi motifli geç dönemlerde ise Barok ve Rokoko üsluplarının etkisindedir. ( 1591-1592 Topkapı Takkeci İbrahim Ağa Cami 1583 Üsküdar Atik Valide Sultan Külliyesi Cami’si müezzin mahfili ) Yapıların büyük çoğunluğunun mimarlarının bilindiği halde özellikle Erken Dönem’de yapılarda çalışan nakkaşların kimler olduğu bilinmemektedir. Örneğin 1447’de tamamlanan ve 15.yy Osmanlı süsleme sanatının en başarılı örneklerinden olan Edirne Üç Şerefeli Cami’nin orijinal Kalemişi süslemelerinin İran’lı bir sanatçı tarafından yapıldığı rivayet edilmektedir. Gerek Anadolu’daki Halk Sanatı’nda gerekse İstanbul’da saraya yönelik imparatorluk sanatı’ndaki ürünlerde desen ve renk bütünsel bir uyum gösterir. Günümüzde de eski eser restorasyonu uygulamalarında ve modern yapı guruplarında farklı disiplinlerdeki içmimarlık çalışmalarında geçmişin tadını yaşatan Kalemişi uygulamaları yapılmaktadır.

     

Bu Sayfayı Paylaş