Kadın Hakları

'Hukuk' forumunda Fatma tarafından 3 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kadın Hakları konusu ÖZET

    Kadın Hakları konusu insan hakları kavramı çerçevesinde ele alınmalıdır. Ancak insan
    haklarına iliskin degerlendirmeler tek basına kadın haklarının özgünlügünü karsılamaya
    yetmemektedir. Kadın haklarının toplumsal yapı, aile ve iktidar iliskileri açısından yeniden
    yapılandırılması gerekir.
    Ülkemize kadınlara siyasal, yasal ve ekonomik anlamda hakların tanınması Türkiye
    Cumhuriyetinin kurulusu ile belirgin bir sıçrama yapmıstır, ancak yeterli degildir. Pozitif
    ayrımcılık yoluyla kadın magduriyetinin her alanda pisirilmesi gerekir, daha yapılacak çok
    sey vardır.

    1. INSAN HAKLARININ BİR PARÇASI OLARAK KADIN HAKLARI

    nsan hakları yeryüzünde esit olarak yasayan bütün bireylerin birbirlerine karsı salt insan
    olmaktan kaynaklanan ödevleridir. nsan haklarından, insanın insan olmaktan kaynaklanan
    tüm hakları anlasılmaktadır. nsan Hakları Evrensel Beyannamesi de bu çerçevede cins, dil,
    din, siyasi, milli veya sosyal köken, servet, dogus veya diger herhangi bir fark gözetmeksizin,
    insanın insan olması nedeniyle her insan tarafından yararlanılabilen haklara “insan hakları”
    denmektedir.
    Hukuk tarafından korunmaya deger menfaat olarak hak, dogrudan hukukun konusunu
    olusturmaktadır. Hak kavramı insanın salt insan olmak sıfatıyla sahip oldugu özgürlükleri ve
    olanakları, insanın degerini ya da onurunu meydana getirmektedir. Bu nedenle insan
    haklarının kaynagı, insanın bu deger yanından gelmektedir. nsan, belki insan hakları olmadan
    da yasayabilir. Ancak böyle bir yasam insana yakısan bir yasam olmaz. nsanın insan
    olmasından kaynaklanan hakların ihlali veya inkarı demek, insanlıktan, insan olmaktan
    vazgeçmek demektir. Aslında insan haklarının dogustan varolusu sadece algılanabilecegine
    bu nedenle tanımlanmasına bile gerek olmadıgına iliskin görüsler vardır. Ancak hukuksal
    açıdan tanım, bir açıklık saglama olanagı sunar. Evrensellik, eskimezlik, degismezlik,
    üstünlük, devredilmezlik insan hakları kavramının temel özellikleridir. Sonuç olarak amaç;
    “insan onurunun korunması” oldugu için bu özellikler zorunlu olarak aranacaktır. Çagdas
    pozitif hukuk normlarında bu özelliklerin “ devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve
    özgürlükler” olarak yansıtıldıgını görmekteyiz.
    18.yy.'da üzerinde tartısılan "nsan ve Yurttas Hakları" kavramı, yeni bir tarihsel açılımı
    ortaya koyarken tüm insanlara sesleniyordu. Bu yüzyılda kadın hakları savunucuları, Batı'da
    kökten etkiler yaratan hareketin içindeydiler ve erkeklerle birlikte esitlik ve özgürlük
    mücadelesi veriyorlardı.
    Bu mücadele 1776 tarihli Amerikan Bagımsızlık Bildirgesi ve 1789 tarihli Fransız nsan ve
    Yurttas Hakları Bildirgesi'ni dogurmustur. Her iki sözlesme ve devam edegelen sözlesmeler,
    insanlar için vazgeçilmez hakların varlıgı ve siyasi iktidarın bu hakları tanıması zorunlulugu
    üzerinde duruyordu. Ancak, ne yazık ki dogal haklar olarak isimlendirilen bu hakların, basta
    teorisyenleri olan erkekler olmak üzere kadınları da kapsadıgı konusunu kabul etmediler.

    Fransız Devrimi'nden etkilenen Mary WOLLSTONECRAFT (1755-1797), feminist teori
    tarihinde ilk önemli çalısma olan "Kadın Haklarının Savunusu"nu hazırlamıstır. Bu kitap,
    erkeklerin özgürlük talepleriyle geleneklere karsı açtıgı savası kadınların da yapabilecegi
    mesajını veriyordu. Özgürlük talebinde bulunmamak kadını onursuz kılacaktır demekteydi.
    Aynı sekilde, kadın hakları savunucusu Olympe de GOUGE (1748-1793), Kadın Hakları
    Bildirgesi'yle dogrudan nsan ve Yurttas Hakları Bildirgesi'ne yönelik bir manifestoda
    bulunuyordu. Esitlikten kadın ve erkek esitliginin de anlasılması gerektigini ileri sürüyor;
    kamusal mevkilere gelme siyaset yapma konusunda da esit haklar talep ediyordu. "Kadına
    giyotine gitme hakkı tanınıyorsa kürsüye çıkma hakkı da tanınmalıdır" demekteydi. ronik bir
    sekilde Olype de GOUGE 1793'deki darbe sonrası giyotinle idam edildi.
    19. ve 20.yy'da, mücadelenin hukuksal alandaki esitlik söyleminden çok hayatın her alanında
    yapılan cinsiyete dayalı ayrımcılıgın kaldırılması noktasına yöneldigini görüyoruz. Bu
    yaklasımla savunulan, tarihsel ve toplumsal olarak cinsiyetten kaynaklanan davranıs kalıpları
    ve rolleri kadınların herhangi bir alandan dıslanmaları için gerekçe olmamalıdır, görüsüdür.
    Mücadelenin kamusal alanda yer almaya yani siyasi ve sosyal alandaki esitlik taleplerine
    dönüstügünü görüyoruz.
    Toplumsal yasamın, özel alan (ev içi-aile ortam) ve kamusal alan (ev dısı-çalısma ortamı)
    biçiminde bölünmesi ve kadının geleneksel olarak özel alana hapsedilmesi, bu durumun
    beraberinde getirdigi kalıplarla zorlanma, kadının kendisini insan olarak ve üretimin bir
    parçası olarak ifade etmesini güçlestirir. Liberal feminizme göre geleneksel özel-kamusal alan
    ayrımı, kadının erkek karsısındaki ikincil konumunun ana nedenidir. Kadınların kamusal
    alana girmesini önleyen ve onları özel alana hapseden yasalar ve uygulamaların kaldırılması
    gerekir. Kadınların özel alana ait görülmesi ve bu alanda da yasamlarının devlet tarafından
    tam güvenceye alınmaması ve özel alana hukukun müdahalesinin sınırlı tutulması olgusu,
    kadınların uzun yıllardır mücadelelerinin odak noktası olmustur.

    2. KADIN HAKLARININ ÖZGÜN YÖNÜ

    16.yy.'daki "kadın insan mıdır?" tartısmasının bir zamanlar yapılmıs olması bile kadın hakları
    kavramının insan hakları kavramı çerçevesinde tartısılmasını zorunlu kılıyor. Aslında bu
    tartısmanın kökeni kitabi dinlerin Adem'in topraktan, buna karsım Havva'nın ise Adem'in
    kaburga kemiginden yaratılmıs olmasına kadar götürülebilir. Buna baglı olarak erkek,
    uygarlıgın ve kültürün yaratıcısı ve ürünü olarak görülürken; kadın, doganın ürünüdür.
    Saptamalar kadının ikincilligini vurgulamak için kullanılmaktadır. Bu yüzden, genel insan
    hakları ile ilgili düzenlemelerin ayrıca ve özellikleri de dikkate alınarak kadın hakları
    tarafından tamamlanması gereksinimi dogmaktadır. Kadın haklarının özgünlügünü belirtmek
    yapay bir ayrım degil, insan hakları kavramına somut bir içerik kazandırabilmenin ön
    kosuludur. nsan hakları kavramının salt "insan" soyutlaması içinde ele alınması, insan-erkek
    kavramı iliskisinde somutlastıgı için ataerkil anlayısın sürdürülmesi ve pekistirilmesinden
    baska bir ise yaramamaktadır. Bu nedenle, insan hakları kavramının kadın hakları kavramı ile
    de tamamlanması geregi dogmaktadır.
    Kadının insan hakları konusuna iliskin iki temel yaklasım vardır:
    - Evrenselci yaklasım
    - Kültürcü yaklasım
    Evrenselci yaklasım; insan haklarının evrenselliginden yola çıkmaktadır. nsan hakları
    belgelerinde yer alan hakların tümünden kadınlar yararlanmalıdır düsüncesini
    savunmaktadırlar.

    Kültürcü yaklasım ise; tüm toplumlarda geçerli olabilecek insan hakları anlamında ortak
    degerlerin bulunmasının olanaksızlıgından yola çıkar. Ancak bu yaklasımda, kadınlara karsı
    yapılan ayrımcılıkların kültürel farklılıklara dayandırılarak haklılastırılmaya çalısıldıgı
    görülmektedir. Her kültürün kendi degerleri çerçevesinde ele alınması kültürün genel
    yaklasımının, kadını belirli bir noktaya hapsetmesine engel olmayacaktır. Bunun anlamı, bazı
    farklılıklar gösterse bile genel ataerkil kastın kırılamayacagı noktasına ulasır. Böylece bir çifte
    standart yaratılmaktadır. Kadınlara Karsı Her Türlü Ayrımcılıgın Önlenmesi Sözlesmesi
    (CEDA W.1981), insan hakları belgeleri içinde en çok çekince konulan sözlesmedir. Bu
    sözlesme, bir sekilde imzalanmıs bile olsa yasalarla tanınmıs pozitif hakların, tek baslarına
    degil, egemen toplumsal ve kültürel ortam içinde varoldugu gerçegini de göstermektedir
     
  2. Fatma

    Fatma Üye

    3. TÜRKYE’DE KADIN HAKLARI TARiHi
    Her toplumda oldugu gibi kadının Türk toplumunda da önemli bir yeri vardır. Kadın, anne
    olarak aile ve toplum arasında bir köprü görevi görür. Kadının toplumdaki yeri ve görevleri
    derken önce onun bir fert olarak gerekli kisiligi kazanmasını, sonra da aile içinde ve toplumun
    içinde gerekli yeri alması düsünülmelidir.
    Tarihsel gelisim içinde Türk kadınının toplumdaki yeri üzerinde durulursa, kadının çesitli
    Türk devletlerinde önemli ve saygın bir konuma sahip oldugunu görürüz. Kadın sadece ev
    içinde degil, dıs alanda hatta yönetimde bile önemli bir pozisyona sahipti. Ancak Selçuklu ve
    Osmanlı dönemlerinde kadının sorumlulugunun eve yönelmesine ve dısarıdan
    soyutlanmasına, slam dini dolayısıyla iliskilerin yogunlastıgı geleneksel ortadogu
    alıskanlıklarının etkisi olmustur aynı negatif etki Bizans geleneginden de gelmektedir.
    Osmanlı toplumunda toplum yapısının cinslerin ayrımı üzerine kurulmus olması, iki ayrı
    dünyayı ortaya çıkarmıstır. Erkegin dünyası kamusal, kadının dünyası ise özel ve mahremdi
    varlıgı ancak aile içinde söz konusu edilebilirdi. Eve kapanıp örtünmeye mahkum edilen
    kadın, toplum hayatındaki rollerini kaybetmistir. Bu durum Tanzimat’la birlikte gelisen
    özgürlesme ve egitim talepleriyle degismeye baslamıstır. Tanzimat dönemi yazarlarının batılı
    hak taleplerinin içinde kadının sorunlarına çözüm üretmek için kamuoyu olusturma istemi de
    vardı. Özellikle 19.yüzyılın sonlarına dogru önemli bir çıkıs olarak “Hanımlara Mahsus
    Gazete” üzerinde durmak gerekir. Kadın yazarların önemli katkıları olarak çıkan bu gazeteye
    ek olarak bir çok entelektüel erkek de kadın özgürlesmesinin geregi üzerinde durmuslardır.
    Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halit Ziya Usaklıgil, Namık Kemal önemli isimlerdir. Devam eden
    dönemde bir çok karmasadan sonra kinci Mesrutiyet bazı tartısmalar için olanak yaratmıs
    olmakla birlikte örnegin örtünme ile ilgili yeni yasa taleplerinin de gündeme getirildigi
    bilinmektedir. Mesrutiyet döneminde bir çok kadın dernegi kurulmustur. lk kadın
    derneklerinin daha çok hayırsever amaçlarla kurulmus oldugunu görürüz. kinci Mesrutiyetle
    ortaya çıkan önemli degisimlerden birisi de ev içinde gerçeklesen egitimden kadınlar için de
    okulda egitime geçilmis olmasıdır. 1917 tarihli Hukuk-u Aile Kararnamesi üzerinde özel
    olarak durmak gerekir. Bu Kanun Hükmünde Kararname, slam ülkelerinde hangi dinden
    olursa olsun herkesi kapsayan ilk standart belge olma özelligi göstermektedir. Bu kararname
    ile kadınlara bosanma ve poligamiye karsı bazı haklar tanınmakta, evlenmelerde her dinden
    teba için devletin kontrolü sart kosulmaktadır. Ancak yasa 1919 Haziranı'nda yürürlükten
    kaldırılmıstır.
    Birinci Dünya Savasının yarattıgı ortam bütün dünya da oldugu gibi ülkemizde de kadınların
    geleneksel rollerinde zorunlu bir degisimi ortaya çıkarmıstır. Savasın çok kısa bir sürede
    topyekün bir savasa dönüsmesi erkeklerin cepheye gitmesini kalan alanlarda ve geri
    hizmetlerde kadın gücüne ihtiyaç duyulmasına yol açmıstır. Gündelik hizmetlerin yanında
    askerlerin gereksinimlerini karsılamak için açılan yeni fabrikalarda kadın isçilerin istihdam
    edildigini görmekteyiz.
    Ülkemizde, Birinci Dünya Savasının yenilgi ve 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile
    sonuçlanmasıyla ortaya çıkan acı tabloda hemen hemen hiçbir hakkı olmayan kadınların da
    çesitli mitinglerle protestoları vardır. Baslayan Kurtulus savası sadece bir cephe savası olarak
    kalmamıs yeni bir yapılanmanın hem kurtulusu hem de kurulusuna dönüsmüstür. Kurtulus
    Savasında Türk kadını önemli etkinliklerde bulunmus ve vatanını canı gönülden savunmustur.
    Tarihimizin en zorlu dönemi olan 1914-1923 yılları, kadın haklarına iliskin de yeni bir çizgiyi
    gündeme getirmistir.
    Atatürk’ün Türk toplumunu çagdas uygarlık yörüngesine oturtmak gibi büyük amacının iki
    önemli yönü vardır; Birincisi, gelenekçilik tutumunu yok etmek, ikincisi de bu yörüngeye
    uygun kuralları, kurumları, örgütleri yerlestirmek, toplumun yeni kusaklarını buna göre
    yetistirmektir. Bu anlamda Cumhuriyet dönemi gelismeleri bir yenilenme arayısı olarak
    adlandırılabilir.
    Atatürk, Türk toplumunun temeli kabul ettigi aileye ve ailenin de diregi olarak gördügü
    kadına, çok büyük önem vermistir. Atatürk, ailenin bireylerine bireyler arası iliskilerine ve bu
    bireylerin huzur ve mutluluguna egilerek onları egitimde ve iktisatta çagdas medeniyetler
    seviyesinin üzerine çıkarmaya çalısmıstır. Özellikle hukuk alanında kadınlara genis haklar
    tanımıstır.
    Atatürk’ün kadının statüsüne iliskin yaklasımları evrensel niteliktedir ve son derece genis bir
    perspektife sahiptir ve bu perspektif yeni cumhuriyetinde en belirgin özelliklerinden birisidir.
    Atatürk, 1923 yılında “..suna inanmak lazımdır ki dünya yüzünde gördügümüz her sey
    kadının eseridir” ya da “ ..toplumun basarısızlıgının asıl sebebi kadınlara karsı olan
    bilgisizlikten ileri gelir, bir toplumun bir organı faaliyette iken diger bir organı islemez ise o
    toplum felç olur” derken bu yaklasımını dile getirmektedir. Bu hedef için önemli bir baslangıç
    olarak 1924 yılında yürürlüge konulan Tevhid-i Tedrisat kanunu bir yandan egitimi
    merkezilestirip bir düzene sokarken diger yandan kadın nüfuza ilkokul, orta okul ve
    yüksekokul ögreniminin kapılarını açmıstır. Bunun anlamı cinsiyet ayrımı gözetilmeden
    egitimde esitlik olanagının yaratılmasıdır.

    4. SiYASAL HAKLAR

    Siyasi Sosyallesme Kuramları olarak adlandırılan ve kadının siyasal karar alma süreçlerinden
    ayrı kalmasının toplumsal yapıya etkilerini irdeleyen sosyolojik çalısmalar toplumsal
    gelismeye ve tipiklestirmeye bu egilimin etkisinin ne derece önemli oldugunu göstermektedir.
    Kız ve erkek çocuklarının, çocukluktan itibaren ayrı ilgi alanlarına itilmeleri ve sosyallesme
    sürecinde erkege karar verme rolü yüklenirken, kız çocuklarına edilgen olus, bagımlılık ve
    ikincillik rolleri ögretilmektedir. Bu durum dogal olarak siyasal karar alma süreçlerinden
    kadının uzaklasması sonucunu dogurmaktadır.
    Siyasal haklar açısından Türkiye Cumhuriyeti'nin iki temel ekseni üzerinde durmak gerekir.
    Bunlar ulusçuluk ve uygarlıktır. Bu iki amacın gerçeklesmesi için toplumsal yasam içinde
    kadının konumunun güçlendirilmesi gerekiyordu. Bu hedef çerçevesinde yaratılan yeni kadın
    tipini Halide Edip Adıvar söyle çizmektedir: "Ulusu için yararlı olmaya çalısan, siyası alanda
    erkeklerin yanında yerini alan, buna karsın müsfikliginden kaybetmeyen, agırbaslı, arkadas,
    vatanının anası, halkçı kadın" tipi. Bu yaklasımda birbirine karsıt olarak algılanan degerleri
    uzlastırarak yeni bir kadın imgesi yaratmıstır. Bu imgenin toplumsal yasama ve yönetimine
    etkin katılımı siyasal hakların tanınması ile gerçeklesebilecektir.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci döneminin sonlarına dogru, kadınlara siyasi hakların
    verilmesi yolunda kadınlar tarafından dileklerde bulunulmus, bazı konferanslar verilmis bu
    konuda bir takım kadın dernekleri harekete geçmistir.
    Türk kadınının siyasal haklardan yararlanması da Atatürk’ün ileri görüslülügü ile dünya
    ülkelerinin bir çogundan önce olmustur. 3 Nisan 1930 gün ve1580 sayılı yasayla Türk
    kadınının önce belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanınmıstır. Daha sonra 26
    Ekim 1933 gün ve 2349 sayılı kanunla da kadınlar köy ihtiyar heyetlerine ve muhtarlıga
    seçme ve seçilme haklarını elde etmislerdir. Daha sonra 1934 tarihli ve 2599 sayılı yasayla
    milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıstır.
    1935 yılında yapılan ilk genel seçimde de 18 kadın milletvekili Türkiye Büyük Millet
    Meclisine girmistir. Bu günümüze kadar mecliste ulasılmıs en yüksek milletvekili kadın üye
    sayısıdır. Ne yazık ki egitimli kadın sayısı Cumhuriyet’in ilk yıllarına göre çok artmıs
    olmasına ragmen halen yeteri kadar kadın temsilinin mecliste yer aldıgından söz edemeyiz.
    Kadınların siyasal haklarını kullanmaları bakımından 1935-1991 dönemi incelendiginde kadın
    temsilcilerin tek partili dönemde Meclis içindeki oranlarının daha yüksek oldugu, çok partili
    demokrasiye geçildigi dönemde ise kadın parlamenter sayısının giderek azaldıgı
    görülmektedir.

    YASAL HAKLAR

    Bu baslık altında Türk Hukuk Devriminin en önemli kazanımlarından birisi olan Medeni
    Yasa'nın üzerinde özel olarak durmak gerekmektedir. Hukuk devriminin en önemli yasası
    olarak hazırlanan 1926 tarihli Türk Medeni Yasası toplumun yeni anlayısının bel kemigini
    olusturmustur. Türk Medeni Yasası bir çok olumlu düzenlemesinin yanında, kadının sosyal
    yasamını da çaga uygun olarak yeniden düzenlemistir. Medeni kanunun amacı adet ve
    görenekleri tercüme etmek degil, tersine modernligin ilkelerine uygun yeni bir aile yapısı
    getirerek, bu adet ve görenekleri asmaktır. Kadının temel haklarının yanında tek esliligin
    kabulü, bosanmanın yargıya tasınması, mülkiyet edinmede ayrımın kaldırılması, esit ücret
    olanagı, ve özellikle din ve devlet islerinin birbirinden ayrılmasıyla kadın üzerindeki görünür
    görünmez bir çok baskının kaldırılması olanaklarını da yaratmıstır. 19. yüzyılda meydana
    getirilen medeni kanunların hemen hepsinde, kadın ve erkekten her birinin özellikle aile içi
    fonksiyonları arasında fark gözeten klasik anlayısa sadık kalınmıstır. Bunun anlamı bazı
    noktalarda esitlik prensibinden ayrılmıs olmadır. Oysa günümüzdeki gelismeler kadın erkek
    arasındaki farkların giderek silinmekte oldugunu göstermektedir. Buna baglı olarak esitlikçi
    taleplerin artarak hukuksal yapıda da varlık kazanmaya baslamıstır.
    Hukuksal gelisim ve degisim açısından su noktalar üzerinde özel olarak durulması
    gerekmektedir;
    · Monagamik yani tek esle evliligin saglanması,
    · Süreli evlenmenin (Müt’a) yasaklanması,
    · Evlenmeye zorlanmanın yasaklanması,
    · Bosanma hukukunda esitligin getirilmesi ve resmiyete baglanması,
    · Kadına siddet uygulanmasının yasaklanması,
    · Miras bölüsümünde esitlik.
    Türk toplumu medeni yasanın yürürlüge girdigi 1926 yılından günümüze kadar sosyal,
    ekonomik ve kültürel bakımdan büyük degisim ve gelisim geçirmistir. Özellikle kentli insan

    nüfusunun kırsal kesimde yasayanlara oranla hızla artısı yeni toplumsal gereksinimler
    dogurmustur. Kentsel degerler toplumsal yasamda belirleyici olmaya baslamıstır.
    Yukarıda sayılan hususlar konusunda Medeni Yasa'nın düzenlemesi büyük bir adım olmakla
    birlikte Medeni Yasa’da yapılan son degisikliklerle, kadının statüsü daha da iyi bir konuma
    yükseltilmistir. Özellikle evlilik birliginde edinilen malların esler arasında hakça bölüsümüne
    iliskin yeni kabuller, kadın hakları açısından ciddi kazanımlar saglamıstır.
     
  3. Fatma

    Fatma Üye

    EKONOMİK HAKLAR

    is, Sosyal Güvenlik ve Saglık yasalarında kadınların korunmasına dair pek çok hüküm yer
    almaktadır.
    1475 Sayılı s Yasasına Göre;
    · Maden ocakları, kablo dösemesi, kanalizasyon ve tünel insaatı gibi yer altı ve su altında
    çalısılacak islerde kadın çalıstırılması yasaktır (mad.68.)
    · Sanayie ait islerde kadınların gece çalıstırılması yasaktır(mad.69.)
    · Kadın isçilerin dogum öncesi ve sonrası toplam 12 haftalık yasal izin süreleri vardır. Aynı
    durumdaki kadınlara istegi üzerine ücretsiz izin verilebilir (mad.70)
    · Gebe ve emzikli kadınların hangi islerde ve hangi sartlarda çalıstırılabilecegi tüzüklerle
    düzenlenmistir. Çocuklu kadınların çocuklarının bakımının temin edilecegi kresler de
    hukuken saglanmak zorundadır.
    · Emzikli kadın isçilerin çocuklarına süt vermek için, belirtilecek süreler isçinin günlük is
    süresinden sayılır (mad. 62.)
    Sosyal Güvenlik Yasası ise herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip oldugunu belirtmektedir.
    Devlet bunu saglayacak tedbirleri alır ve kurumları olusturur hükmünü getirmektedir. Bu
    kurumların Emekli Sandıgı, Bag-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu olarak
    teskilatlandırıldıgını görmekteyiz. Her üç kurum içindede esas olarak emek kullanımı
    alınmıstır ve cinsiyetçi bir ayrım yapılmamaktadır.
    Ancak bir çok bedensel farklılık göz önüne alındıgında, kadının konumunun güçlendirilmesi
    için pozitif ayrımcılık dedigimiz lehe düzenlemelere gereksinim vardır. Bütün dünyada
    kadının, dogum izninin uzatılması, çocuklarıyla ilgilenmesi için ek zaman verilmesi, agır
    islerde çalıstırılmaması veya çalısma saatlerinin düzenlenmesi ile ilgili hükümlerle
    korundugunu görmekteyiz.
    Sosyal güvenlikle ilgili düzenlemeler, bir yandan, belirli bir çalısma sonrası emekli aylıgını
    hak etme ve bunun temini gibi konuları düzenlerken, diger yandan, çalısanın saglıgının
    korunması ile ilgili düzenlemeleri de kapsamaktadır. Çalısanın belirli bir yakınlık derecesinde
    olan ve bakmakla yükümlü oldugu kimseler de bu kapsam içinde degerlendirilmektedir.
    Örnegin ölüm halinde maasından yararlanma ya da belli bir yasa kadar saglık hizmetlerinden
    yararlanmaya devam etme gibi.
    Özellikle kadınların is ve sosyal güvenlik haklarının daha verimli saglanabilmesi için
    asagıdaki degisiklikler önerilebilir:
    · Ayarlanabilir is süreleri,
    · Kres ve çocuk yuvalarının gelistirilmesi ve yaygınlastırılması,
    · Konut, kredi ve tatil olanaklarının arttırılması.
     
  4. Fatma

    Fatma Üye

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER,

    OLAĞANÜSTÜ VE SİLAHLI ÇATIŞMA HALLERİNDE KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN KORUNMASINA DAİR BİLDİRİ



    14 Aralık 1974

    Genel Kurul,

    Ekonomik ve Sosyal Konseyin 16 Mayıs 1974 tarihli ve 1861 (LVI) sayılı kararında yer alan tavsiyeyi dikkate alarak, barış, self-determinasyon, ulusal kurtuluş ve bağımsızlık için mücadele edildiği olağanüstü durumda ve silahlı çatışma dönemlerinde insanlıkdışı eylemlerin çok sıkça mağduru olan ve sonuçta çok ağır zararlara uğrayan sivil nüfustan kadınların ve çocukların çektikleri acılardan derin kaygı duyduğunu ifade ederek,

    Dünyanın özellikle baskıya, saldırıya, koloniciliğe, ırkçılığa, yabancı egemenliğine ve işgale maruz kalmış bir çok bölgesinde, kadınların ve çocukların çektikleri acıların farkında olarak,

    Genel ve tereddütsüz kınamalara rağmen koloniciliğin, ırkçılığın ve yabancı egemenliğinin bir çok halkı boyundurukları altında tutmaya, ulusal kurtuluş hareketlerini zalimane bir şekilde bastırmaya ve egemenlikleri altındaki nüfusa ve bu arada kadınlara ve çocuklara ağır zararlar vermeye ve tarifsiz acılar çektirmeye devam etmesinden derin kaygı duyarak,

    Temel özgürlüklere ve insan onuruna hala yoğun saldırılar yapılmasından ve kolonici ve ırkçı yabancı egemen Güçlerin uluslararası insancıl hukuku ihlal etmeyi sürmesinden dolayı üzüntü duyarak,

    Barış ve savaş zamanlarında kadınların ve çocukların korunması ile ilişkili olarak uluslararası insancıl hukuk belgelerinde yer alan ilgili hükümleri akılda tutarak,

    Diğer önemli belgeler arasında, silahlı çatışma hallerinde insan haklarına saygı ve sivil nüfusun korunması için temel prensipler konusunda kendi verdiği 19 Aralık 1968 tarihli ve 2444 (XXIII) sayılı kararını ve 9 Aralık 1970 tarihli ve 2674 (XXV) ve 2675 (XXV) sayılı kararları ile birlikte, Ekonomik ve Sosyal Konseyin 28 Mayıs 1970 tarihli ve 1515 (XLVIII) sayılı olup Genel Kuruldan olağanüstü hallerde ve savaş zamanlarında kadınların ve çocukların korunması hakkında bir bildiri hazırlanması imkanını ele almasını talep ettiği kararını akılda tutarak,

    Yeni gelen kuşakların istikbali ile toplum ve aile içinde ve özellikle çocukların yetişmesinde önemli bir rol oynayan annelerin istikbali bakımından üstlendiği sorumluluğun farkında olarak,

    Sivil nüfusa dahil kadın ve çocukların özel olarak korunmasını sağlama gereğini akılda tutarak,

    Olağanüstü ve Silahlı Çatışma Hallerinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına dair bu Bildiriyi inançla ilan eder ve bütün Üye Devletlere kesinlikle uymaları için çağrıda bulunur:

    1. Nüfusun özellikle en aciz durumdaki mensupları olan kadınları ve çocukları tarifsiz acılara sevk eden sivil nüfusa yönelik saldırılar ve bombalamalar yasaklanır ve bu tür eylemler cezalandırılır.

    2. Askeri operasyonlar sırasında kimyasal ve biyolojik silahlar kullanılması 1925 tarihli Cenevre Protokolünün, 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesinin ve uluslararası insancıl hukuk ilkelerinin çok açık bir ihlalini oluşturur ve savunmasız kadınlar ile çocuklar dahil bütün sivil nüfusun ağır kayıplara uğramasına yol açar, ve bu tür eylemler en ağır şekilde cezalandırılır.

    3. Bütün Devletler 1925 tarihli Cenevre Protokolü ve 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ile birlikte, silahlı çatışma hallerinde kadınların ve çocukların korunmalarını önemli derecede güvence altına alan insan haklarına saygı ile ilgili diğer uluslararası hukuk belgelerindeki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirirler.

    4. Silahlı çatışmalara, dış ülkelerdeki askeri operasyonlara ve hala kolonici egemenliğin altında bulunan ülkelerdeki askeri operasyonlara karışan Devletler tarafından, kadınları ve çocukları savaşın dehşetinden korumak için her türlü çaba gösterilir. Özellikle kadınların ve çocukların bir bölümünü oluşturduğu sivil halka karşı zulüm, işkence, cezalandırma, onur kırıcı muamele ve şiddet gibi muamelelerin yapılması yasaklanmasını sağlamak için gerekli her türlü tedbir alınır.

    5. Askeri operasyonlar sırasında veya işgal altındaki topraklarda çatışmanın taraflarınca hapsetme, işkence yapma, kurşunlama, kitlesel olarak gözaltına alma, konutları tahrip etme ve zorla göç ettirme gibi, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen baskıcı ve zalimane ve insanlıkdışı fiiller suç olarak kabul edilir.



    6. Sivil nüfustan olan ve barış, self-determinasyon, ulusal kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi gibi olağanüstü durum ve silahlı çatışma halleri içinde bulunan veya işgal altındaki topraklarda yaşayan kadınlar ve çocuklar, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ne, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ne, Çocuk Hakları Bildirisi’ne veya diğer uluslararası hukuk belgelerine göre sahip oldukları barınma, yiyecek, tıbbi yardım veya diğer vazgeçilmez haklardan yoksun bırakılamazlar.

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

    KADINLARA KARŞI HER ÇEŞİT AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ


    Bu sözleşmeye taraf olan devletler,

    Birleşmiş Milletler yasasının temel insan haklarına, insan onur ve değerine ve erkeklerle kadınların eşit haklara sahip olmaları gerektiği inancını yenileyerek,

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin, insanlara karşı ayrımcılığın kabul edilmezliği ilkesini doğrulayarak ve tüm insanların özgür olduğunu ve eşit saygınlık ve haklara sahip olduklarını ve bu bildiride böylece öne sürülen tüm haklar ve özgürlüklerin cinsiyete dayalı olanlar dahil hiçbir ayrıma uğratılmaksızın herkes tarafından kullanılabileceğini bildirdiğini ileri sürerek,

    İnsan Hakları Sözleşmesine Taraf Devletlerin, kadınlar ile erkeklerin tüm ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve siyasal haklardan eşit olarak yararlanmalarını sağlamak yükümlülüğü bulunduğunu bildirerek,

    Birleşmiş Milletler ve ona bağlı uzman kuruluşları denetiminde kabul edilmiş ve erkeklerle kadınların eşitliğini sağlamaya çalışan uluslararası sözleşmeleri gözönünde tutarak;

    Ayrıca, Birleşmiş Milletler ve ona bağlı uzman kuruluşların kabul ettiği erkek ve kadınların haklarının eşitliğini sağlamayı amaçlayan kararları, bildirileri ve tavsiyeleri de göz önüne alarak;

    Ancak, bu çeşitli belgelere karşın kadınlara karşı ayrımcılığın hala sürmekte olduğundan endişe duyarak,

    Kadınlara karşı ayrımcılığın, hak eşitliği ve insan onuruna saygı ilkelerini çiğnediğini, kadınların erkeklerle eşit olarak ülkelerinin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatlarına katılmalarını engellediğini, toplumun ve ailenin refahının artmasına engel oluşturduğunu ve kadınların ülkeleri ve insanlık hizmetinde kullanabilecekleri olanaklarını geliştirmelerini zorlaştıracaklarını ileri sürerek,

    Yoksulluk hallerinde kadınların yiyecek, sağlık, eğitim, öğretim ve iş bulma ve öteki gereksinimlerinin karşılanması bakımından en az olanağa sahip bulunduklarından huzursuzluk duyarak;

    Hak ve adalete dayalı yeni uluslararası ekonomik düzenin kurulmasının, kadınlarla erkekler arasındaki eşitliği sağlamak için önemli bir aşama oluşturacağına inanarak;

    Irk ayrımcılığının, ırkçılığın her türünün, sömürgeciliğin, saldırganlığın, yabancı devletlere karşı işgal ve üstünlük sağlamasının ve ülkelerin içişlerine karışılmasının ortadan kaldırılmasının, erkekler ile kadınların eşit haklardan yararlanmaları için gerekli olduğunu önemle belirterek;

    Uluslararası barış ve güvenliğin kuvvetlendirilmesinin, uluslararası gerilimin azaltılmasının, toplumsal ve ekonomik sistemlerine bakılmaksızın bütün ülkeler arasında karşılıklı işbirliğinin, genel ve tam silahsızlanmanın ve özellikle sıkı ve etkili bir uluslararası denetim altında nükleer silahsızlanmanın, ülkeler arası ilişkilerde, adalet, eşitlik karşılıklı çıkar ilkelerinin kabulünün ve yabancı ve sömürge yönetimi veya yabancı işgali altında bulunan yerlerdeki hakların kendi kaderlerini belirleme ve bağımsızlık elde etme hakları kadar ulusal bağımsızlık ve toprak bütünlüklerine saygının gerçekleştirilmesinin, toplumsal gelişme ve kalkınmaya ve bunun bir sonucu olarak da, erkeklerle kadınlar arasında tam bir eşitliğin elde edilmesine katkıda bulunacağına inanarak,

    Bir ülkenin tam ve eksiksiz kalkınmasının, dünyada refahın ve barışın elde edilmesinin, kadınların erkeklerle eşit koşullarda her alanda en üst düzeyde katkılarının gerektiğine inanarak,

    Kadınların ailenin refahına ve toplumun kalkınmasına yaptıkları büyük katkının henüz tam olarak anlaşılamadığını, analığın toplumsal önemi ve ana-babanın aile içinde ve çocukların büyütülmesindeki rollerini gözönünde bulundurarak ve kadınların soyların üremesindeki önemli rolünün aile içinde ayrıma neden olmaması gerektiğini, nitekim çocukların yetiştirilmelerinin kadın ve erkek ile toplumun bütününün sorumluluk paylaşmalarını gerektirdiğinin bilincinde olarak,

    Erkeklerle kadınlar arasında tam bir eşitliğin gerçekleşmesi için kadınlar ile erkeklerin toplumdaki geleneksel rollerinde bir değişiklik gereksinimi bulunduğu bilincinde olarak,

    Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Bildirgesinde yer alan ilkeleri uygulamaya ve bu amaçla bu tür ayrımcılığın her şekli ve belirtisinin ortadan kaldırılması için gerekli önlemleri almaya kararlı olarak, aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:

    BÖLÜM I

    Madde 1

    Bu Sözleşmenin amaçları bakımından “kadınlara karşı ayrımcılık” terimi, erkeklerle kadınların eşitliği temeli üzerinde ve medeni durumlarına bakılmaksızın siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel, kişisel ya da bir başka alanda kadınların insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, bu hak ve özgürlükleri kullanmalarını ve bunlardan yararlanmalarını zedelemek ya da kaldırmak amacıyla cinsiyet, temeli üzerinde yapılan herhangi bir ayrım, dışlama ya da kısıtlama anlamına gelir.

    Madde 2

    Taraf Devletler, kadınlara karşı her türlü ayrımı kınar ve tüm uygun yollardan yararlanarak, ve gecikmeksizin kadınlara karşı ayrımın ortadan kaldırılması yolunda bir politika izlemeyi kabul eder ve bu amaçla aşağıdaki hususları üstlenir;

    a. Henüz yer almıyorsa, erkeklerle kadınların eşitliği ilkesine, anayasalarında ya da öteki ilgili yasalarında yer vermeyi ve yasalar ve öteki uygun yollarla bu ilkenin uygulamada gerçekleşmesini sağlama;

    b. Kadınlara karşı her türlü ayrımı yasaklayan, gerektiğinde yaptırımlar da dahil, yasal ve öteki önlemleri benimseme;

    c. Erkeklerle eşitlik temeli üzerinde kadın haklarının yasal olarak korunmasını ve yetkili ulusal mahkemeler ve öteki kamu kuruluşları eliyle kadınların herhangi bir ayrımcılık davranışına karşı etkin korunmasını sağlama;

    d. Kadınlara karşı herhangi bir ayrımcılık davranışı ya da uygulamasına kalkışmaktan kaçınma ve resmi makam ve kuruluşlarının bu yürürlüğe göre davranmasını sağlama;

    e. Herhangi bir kişi, örgüt ya da girişim tarafından kadınlara karşı ayrım gözetilmesine son vermek üzere tüm uygun önlemleri alma;

    f. Kadınlara karşı ayrım gözeten yürürlükteki yasa, düzenleme, töre ya da uygulamaları değiştirmek ya da kaldırmak üzere, yasama dahil tüm uygun önlemleri alma;

    g. Kadınlara karşı ayrım gözeten tüm ulusal ceza hükümlerini kaldırma.

    Madde 3

    Taraf Devletler özellikle politika, toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda olmak üzere bütün alanlarda, erkeklerle eşit olarak insan hakları ve temel özgürlüklerinden yararlanmalarını ve bu hakları kullanmalarını garanti etmek amacıyla, kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için yasal düzenleme dahil bütün uygun önlemleri alacaklardır.

    Madde 4

    1. Kadın ve erkek eşitliğini gerçekten sağlamak için Taraf Devletlerce alınacak geçici ve özel önlemler bu sözleşmede belirtilen cinsten bir ayrım olarak düşünülmeyecek ve hiçbir şekilde eşitsizlik veya farklı standartların korunması sonucunu doğurmayacaktır. Fırsat ve uygulama eşitliği hedeflerine ulaşıldığı zaman bu önlemlere son verilecektir.

    2. Anneliğin korunması amacıyla bu sözleşmede belirtilenler dahil, Taraf Devletlerce alınacak özel önlemler, ayrımcı olarak nitelendirilmeyecektir.

    Madde 5

    Taraf Devletler aşağıdaki bütün uygun önlemleri alacaklardır:

    a. Her iki cinsten birinin aşağılığı veya üstünlüğü fikrine veya kadın ile erkeğin kalıplaşmış rollerine dayalı önyargıları, geleneksel ve diğer bütün uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla kadın ve erkeklerin toplumsal ve kültürel davranış kalıplarını değiştirmek.

    b. Anneliğin toplumsal bir görev olarak anlaşılmasını ve çocukların yetiştirilmesi ve gelişiminde kadın ve erkeğin ortak sorumluluğunun tanınmasını öngören ve her durumda çocukların çıkarlarını her şeyden önce gözeten anlayışa dayanan bir aile eğitimini sağlamak,

    Madde 6

    Taraf Devletler, kadın ticareti ve ******liğin sömürülmesinin her şekliyle önlenmesi için yasama dahil bütün gerekli önlemleri alacaklardır.

    BÖLÜM II

    Madde 7


    Taraf Devletler, ülkenin politika ve kamu hayatında, kadınlara karşı ayrımı önlemek için tüm önlemleri alacaklar ve özellikle kadınlara erkeklerle eşit koşullarla aşağıdaki hakları sağlayacaklardır:

    a. Bütün seçimlerde ve halk oylamalarında oy kullanmak ve halk tarafından seçilen organlara seçilebilmek,

    b. Hükümet politikasının hazırlanmasına ve uygulamasına katılmak, kamu görevinde bulunabilmek ve hükümetin her kademesinde kamu görevleri yerine getirmek,

    c. Ülkenin kamu ve politik hayatı ile ilgili hükümet dışı kuruluşlara ve derneklere katılmak.

    Madde 8

    Taraf Devletler, kadınlara, erkeklere eşit koşullarda ve hiçbir ayrım gözetmeksizin, hükümetlerini uluslararası düzeyde temsil etmek ve uluslararası kuruluşların faaliyetlerine katılmak fırsatını sağlamak için gerekli bütün önlemleri alacaklardır.

    Madde 9

    1. Taraf Devletler, uyrukluğun kazanılmasında, değiştirilmesinde veya korunmasında kadınlarla erkekler ile eşit haklar tanıyacaklar ve özellikle bir yabancıyla evlenmenin veya evlilik sırasında kocanın uyruğunu değiştirmesinin, kadının da otomatik olarak uyruk değiştirmesine, uyruksuz kalmasına veya kocanın uyruğunu zorla almasına yol açmamasını sağlayacaklardır.

    2. Taraf Devletler, çocukların uyruğu konusunda kadınlara erkeklerle eşit haklar sağlayacaklardır.

    BÖLÜM III

    Madde 10

    Taraf Devletler, özellikle aşağıdaki konularda kadın erkek eşitliği esasına dayanarak eğitimde erkeklerle eşit hakka sahip olmalarını sağlamak için kadınlara karşı ayrımı önleyen bütün uygun tedbirleri alacaklardır.

    a. Meslek ve sanat yönlendirilmesinde kırsal ve kentsel alanlarda bütün dallardaki eğitim kurumlarına girişte ve diploma almada okul öncesi, genel, teknik, mesleki ve yüksek teknik eğitiminde ve her çeşit mesleki eğitimde eşit koşulların sağlanması.

    b. Kadınların erkeklerle aynı ders programlarından yararlanmaları, aynı sınıflara katılmaları ve aynı düzeydeki niteliklere sahip eğitim görevlerine okul, bina ve malzemesine sahip olmaları,

    c. Kadın ve erkeğin rolleriyle ilgili kalıplaşmış kavramların eğitimin her şeklinden ve kademesinden kaldırılması ve bu amaca ulaşılması için karma eğitimin ve diğer eğitimin şekillerinin desteklenmesi ve özellikle ders kitaplarının ve okul programlarının yeniden gözden geçirilmesi ve eğitim yöntemlerinin bu amaca göre düzenlenmesi

    d. Burs ve diğer eğitim yardımlarından yararlanmaları için kadınlara erkeklerle eşit fırsatların tanınması.

    e. Özellikle kadın ve erkekler arasında mevcut eğitim açığını en kısa zamanda kapatmaya yönelik yetişkin ve görevsel okuma-yazma öğretim programları dahil sürekli eğitim programlarına katılabilmeleri için erkeklerle eşit fırsatların verilmesi,

    f. Kız öğrencilerin okuldan ayrılma oranlarının düşürülmesi ve okuldan erken ayrılan kız ve kadınlar için eğitim programları düzenlenmesi,

    g. Spor ve beden eğitimi faaliyetlerine faal olarak katılmaları için erkeklerle eşit fırsatlar tanınması,

    h. Kadınların ailelerin sağlık ve refahını sağlamaya yardım edecek, aile planlaması bilgisi dahil özel eğitici bilgiyi sağlamaları.

    Madde 11

    1. Taraf Devletler, iş sahibi kılma alanında kadınlara karşı ayrımı önlemek ve kadın erkek eşitliği esasına dayanarak eşit haklar sağlamak için özellikle aşağıda belirtilen konularda bütün önlemleri alacaklardır:

    a. Bütün insanların vazgeçilmez hakkı olan çalışma hakkı,

    b. İşe yerleştirme konularında eşit seçim ölçüleri uygulanması da dahil, erkeklerle eşit işe yerleştirme olanaklarına sahip olma hakkı,

    c. Serbest olarak meslek ve iş seçme hakkı, terfi, iş güvenliği, hizmetin tüm koşulları ve avantajlarından yararlanma hakkı, çıraklık, ileri meslek, eğitim ve bilgi yenileme eğitimi dahil mesleki eğitim ve tekrar eğitim görme hakkı,

    d. Toplumsal yardımlar dahil eşit ücret hakkı, eş değerdeki işte eşit işlem ve işin cinsinin değerlendirilmesinde eşit işlem görme hakkı,

    e. Ücretli izinle birlikte özellikle emeklilik, işsizlik, hastalık, sakatlık, yaşlılık ve diğer çalışamama hallerinde toplumsal güvenlik hakkı,

    f. Güvenli koşullar içinde çalışma hakkı ve sağlığın ve bu arada doğurganlığın korunması hakkı.

    2. Evlilik ve analık nedeniyle kadınlara karşı olan ayrımı önlemek ve etkin çalışma hakkını sağlamak amacıyla, taraf devletler uygun önlemleri alacaklardır.

    a. Hamilelik ve analık izni nedeniyle veya evliliğe bağlı olarak işten çıkarma ayrımını yasaklama, bu ayrımı yapanları cezalandırma,

    b. Önceki iş, kıdem ve toplumsal haklar kaybedilmeksizin ücretli olarak analık izni veya benzeri toplumsal içerikli ödemeler yapmak,

    c. Özellikle çocuk bakım evleri ağının kurulması ve geliştirilmesi yoluyla anne ve babanın aile yükümlülüklerini, görev sorumlulukları ve kamu hayatına katılmayla birleştirmeyi olanaklı kılan destekleyici toplumsal hizmetlerin sağlanmasını desteklemek,

    d. Hamilelik süresince zararlı olduğu kanıtlanan işlerde kadınlara özel koruma sağlamak.

    3. Bu maddede yeralan konulara ilişkin koruyucu yasalar, bilimsel ve teknik bilgi ışığı altında dönemsel olarak yeniden gözden geçirilecek gerekirse değiştirilecek, yürürlükten kaldırılacak veya yenilenecektir.
     
  5. Fatma

    Fatma Üye

    Madde 12

    1. Taraf Devletler, aile planlaması dahil sağlık bakım hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması için, sağlık bakımından kadınlara karşı ayrımı ortadan kaldıran bütün önlemleri alacaklardır.

    2. Bu maddenin 1. paragrafında öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla taraf devletler kadına hamilelik, loğusalık ve doğum sonrası dönemde gerekli hizmetleri sağlayacaklar, hamilelik ve emzirme sırasında yeterli beslenmeyle birlikte, gerektiğinde bedava hizmet vereceklerdir.


    Madde 13

    Taraf Devletler kadınlara karşı ekonomik ve toplumsal hayatın diğer dallarında erkeklerle kadınların eşit olarak haklardan yararlanabilmelerini sağlayarak kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesi için gerekli önlemeleri ve özellikle aşağıdaki önlemleri alacaklardır:

    a. Aile yardımı ödemesi hakkı,

    b. Banka kredisi, ipotek ve diğer mali krediler elde etme hakları,

    c. Eğlence, spor ve kültürel hayatın bütün yönlerine katılma hakları.

    Madde 14

    1. Taraf Devletler, kırsal kesim kadınlarının, karşılaştıkları özel sorunları ve ekonominin parasal olmayan sektöründeki çalışmaları dahil ailelerinin ekonomik bakımdan ayakta kalması için oynadıkları belirgin rolü gözönünde tutacak ve bu Sözleşme hükümlerinin kırsal kesimdeki kadınlara uygulanmasını sağlamak için gerekli bütün önlemleri alacaklardır.

    2. Taraf Devletler, kadın ve erkeklerin eşitliği ilkesine dayanarak, kırsal kalkınmaya katılmalarını ve bundan yararlanmalarını sağlamak için, kırsal kesimdeki kadınlara karşı ayrımı ortadan kaldıran tüm uygun önlemleri alacaklar ve özellikle kırsal kesim kadınlarına aşağıdaki hakları sağlayacaklardır.

    a. Her düzeydeki kalkınma planlarının görüşülmesine ve uygulanmasına katılmak,

    b. Aile planlaması konusunda bilgi, danışma ve hizmetler de dahil olmak üzere yeterli sağlık hizmetlerinden yararlanmak,

    c. Toplumsal güvenlik programlarından doğrudan yararlanmak,

    d. Teknik yeteneklerini geliştirmek amacıyla tüm toplumsal ve yaygın hizmetler ile birlikte görevsel okur-yazarlık dahil resmi ve resmi olmayan eğitim ve öğretimin her türünden yararlanmak,

    e. Ekonomik fırsatlardan kendi işinde çalışma veya tam çalışma yoluyla eşit olarak yararlanmak amacıyla kendi kendine yardım gruplar ve kooperatifler oluşturmak,

    f. Bütün toplumsal faaliyetlere katılmak,

    g. Toprak ve tarım reformunda ve bunun yanısıra yeniden yerleştirme projelerinde eşit işlem görme ve tarımsal kredi ve borçlanma, pazarlama kolaylıkları ile uygun teknolojiden yararlanmak,

    h. Özellikle konut, sağlık, elektrik ve su sağlanması, ulaştırma ve iletişim konularında yeterli yaşam standartlarından yararlanma haklarını sağlamak.

    BÖLÜM IV

    Madde 15

    1. Taraf Devletler kadınlara, kanun önünde erkeklerle eşit haklar tanıyacaklardır.

    2. Taraf Devletler uygar haklar bakımından kadınlara erkeklerinkine benzer hukuksal yeterlik ve bu yeterliği kullanmak için eşit fırsatlar tanıyacaklardır. Özellikle, kadınlara sözleşme yapmada ve mülk yönetiminde eşit haklar verecekler ve mahkemelerde davaların her aşamasında eşit işlem yapacaklardır.

    3. Taraf Devletler, kadınların hukuki yeterliliklerini kısıtlamaya yönelik hukuki sonuç doğuran her çeşit sözleşmenin ve sair özel işlemlerin tamamının geçersiz olduğunu kabul ederler.

    4. Taraf Devletler, kadın ve erkeğe hukuki olarak yerleşme yeri seçme ve nakletmede eşit yasal hak tanıyacaklardır.

    Madde 16

    1. Taraf Devletler kadınlara karşı evlilik ve aile ilişkileri konusunda ayrımı önlemek için gerekli bütün önlemleri alacaklar ve özellikle kadın erkek eşitliği ilkesine dayanarak kadınlara aşağıdaki hakları sağlayacaklardır:

    a. Evlenmede erkeklerle eşit hak,

    b. Özgürce bir eş seçme ve ancak kendi özgür ve tam oluruyla evlenme hakkı,

    c. Evlilik süresince ve evliliğin son bulmasında aynı hak ve sorumluluklar,

    d. Medeni durumlarına bakılmaksızın, çocuklarla ilgili konularda ana ve babanın eşit hak ve sorumlulukları tanınacak, ancak

    her durumda çocukların çıkarları en ön planda gözetilecektir.

    e. Çocuk sayısına ve çocukların zaman dünyaya geleceklerine serbestçe ve sorumlulukla karar vermede ve bu hakları kullanabilmeleri için bilgi, eğitim ve öteki araçlardan yararlanmada eşit haklar,

    f. Her durumda çocukların çıkarı en üst düzeyde tutularak ulusal yasalarda mevcut veli, vasi, kayyum olma ve evlat edinme veya benzeri kuruluşlarda eşit hak ve sorumluluklar,

    g. Aile adı, meslek ve iş seçimi dahil karı ve koca için eşit kişisel haklar,

    h. Ücret karşılığı olmaksızın veya bir bedel karşılığında malın mülkiyeti, edinimi, işletmesi, yönetimi, yararlanılması ve elden çıkarılmasında eşlere de eşit haklar.

    2. Erginleşmemiş bir çocuğun nişanlanması veya evlenmesinin hiçbir yasal etkisi olmayacak ve evlenme en düşük yaşının belirlenmesi ve evlenmelerin resmi kütüğü yazımının zorunlu olması için yasama dahil gerekli tüm önlemler alınacaktır.

    BÖLÜM V

    Madde 17

    1. Bu Sözleşmenin uygulanmasında sağlanan gelişmeleri izlemek amacıyla (bundan böyle Komite olarak anılacak olan) Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi kurulur. Bu Komite, Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz –Taraf Devletlerden otuzbeşinin Sözleşmeyi onaylaması ya da ona katılmasından sonra- yirmiüç uzmandan oluşur. Uzmanlar, dengeli bir coğrafi dağılım ve çeşitli uygarlık biçimleriyle temel hukuk sistemlerinin temsilini sağlayacak biçimde Taraf Devletlerce kendi vatandaşları arasından ve ahlak niteliği yüksek ve Sözleşmenin kapsadığı alanlardaki yetkisiyle tanınmış kişilerden seçilir ve kendi adlarına hizmet verir.

    2. Komite üyeleri Taraf Devletlerin aday listesinden gizli oy ile seçilecektir. Her Taraf Devlet kendi vatandaşlarından bir kişiyi aday gösterebilecektir.

    3. İlk seçim bu sözleşmenin yürürlüğe girmesinden altı ay sonra yapılacaktır. BM Genel Sekreteri seçimlerden en az üç ay önce Taraf Devletlere adaylarını iki ay içinde bildirmelerini isteyen bir mektup gönderecektir. Genel Sekreter, aday gösteren Taraf Devletleri de belirtmek suretiyle, adayların listesini alfabetik sıraya göre hazırlayacak ve Taraf Devletlere gönderecektir.

    4. Komite üyelerinin seçimi, BM Genel Merkezinde, Genel Sekreter tarafından çağrılmış Taraf Devletler toplantısında yapılacaktır. Taraf Devletlerin üçte ikisinin (nisab) yeter sayısı oluşturacağı toplantıda, en fazla oy alanlar ile toplantıda hazır bulunan ve oy veren Taraf Devletler temsilcilerinin salt çoğunluğunun oylarını, alan adaylar Komiteye seçileceklerdir.

    5. Komite üyeleri 4 yıllık bir dönem için seçileceklerdir. Bununla beraber, ilk seçimde seçilen dokuz üyenin süresi ikinci senenin sonunda bitecek, dokuz üyenin isimleri ilk seçimden hemen sonra Komite Başkanı tarafından ad çekme ile belirlenecektir.

    6. Komitenin 5 ek üyesinin seçimi, 35. onay veya katılmayı izleyen bu maddenin, 2, 3 ve 4. paragrafları hükümlerine göre yapılacaktır. Bu şekilde seçilen iki yedek üyenin görev süresi iki sene sonunda sona erecek ve bu iki üyenin ismi Komite Başkanı tarafından ad çekme ile belirlenecektir.

    7. Boşalan yerlerin doldurulması için, uzmanının Komitedeki görev süresi sona eren Taraf Devlet kendi vatandaşları arasından, Komitenin onayına bağlı olmak üzere, başka bir uzmanı atar.

    8. Komite üyeleri, BM Genel Kurulunun onayı ile Genel Kurulun, Komitenin sorumluluğunun önemini gözönünde tutarak kararlaştıracağı koşullar ve hükümlerle; Birleşmiş Milletlerden ücret alacaklardır.

    9. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşme uyarınca Komitenin görevlerini etkin bir biçimde yerine getirebilmesi için, gerekli personel ve kolaylıkları sağlayacaktır.

    Madde 18

    1. Taraf Devletler, bu Sözleşme hükümlerine etkinlik kazandırmak ve sağlanan ilerlemeleri belirlemek amacıyla aldıkları yasal, adli, yönetsel ve öteki önlemler hakkındaki bir raporu,

    a. Sözleşmenin, ilgili devlet bakımından yürürlüğe girmesini izleyen bir yıl içinde,

    b. Sonradan, her dört yılda bir ve ileride de Komitenin belirlediği zamanlarda, Komite tarafından incelemek üzere, BM Genel Sekreterine sunmayı üstlenirler.

    2. Raporlarda, bu Sözleşme yükümlülüklerinin gerçekleştirilmesini etkileyen sorunlar ve güçlükler belirtilebilir.

    Madde 19

    1. Komite kendi usul kurallarını saptayacaktır.

    2. Komite, görevlilerini 2 yıllık bir süre için seçecektir.

    Madde 20

    1. Komite bu Sözleşmenin 18. maddesi uyarınca sunulan raporları incelemek üzere normal olarak senede bir kere ve en az iki hafta süre için toplanacaktır.

    2. Komite toplantıları Birleşmiş Milletler Merkezinde veya Komite tarafından uygun bulunan herhangi bir yerde yapılacaktır.

    Madde 21

    1. Komite, Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığıyla faaliyetleri hakkında BM Genel Kuruluna yıllık raporlar sunacak ve Taraf Devletlerden sağlanan bilgiler ve raporların incelenmesine dayanarak önerilerde ve genel tavsiyelerde bulunabilecektir. Bu öneri ve genel tavsiyeler, Taraf Devletlerin olabilecek yorumlarıyla birlikte Komite raporuna dahil edilecektir.

    2. Genel Sekreter Komite raporlarını Kadınların Statüsü Komisyonunun bilgisine sunacaktır.

    Madde 22

    Uzman kuruluşları, faaliyet alanlarına giren bu Sözleşme hükümlerinin uygulanmasının görüşülmesi sırasında temsil edilme hakkına sahip olacaklardır. Komite, uzman kuruluşlarını, sözleşmenin uygulanması hususunda, faaliyet alanlarına giren konularda raporlar sunmaya davet edebilir.

    Madde 23

    Bu Sözleşmedeki hiçbir husus kadın ve erkek eşitliğinin gerçekleşmesinde daha etkin olan

    a. Taraf Devletin yasasındaki veya

    b. O devlet için yürürlükte olan herhangi bir Uluslararası Sözleşme, andlaşma veya anlaşmadaki hükümleri etkilemeyecektir.

    Madde 24


    Taraf Devletler iş bu Sözleşme ile tanınan hakların tam olarak gerçekleştirilmesi için ulusal düzeyde gerekli bütün önlemleri almayı üstlenirler.

    Madde 25

    1. Bu Sözleşme bütün Devletlerin, imzasına açık olacaktır.

    2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu sözleşmeye ilişkin bildirimleri almaya yetkilidir.

    3. Bu Sözleşme onaya bağlıdır. Onay belgeleri BM Genel Sekreterine verilecektir.

    4. Bu Sözleşme bütün Devletlerin katılmasına açıktır. Katılma belgesinin BM Genel Sekreterine sunulmasıyla katılma gerçekleşecektir.

    Madde 26

    1. Bu Sözleşmenin değiştirilmesi teklifi Taraf Devletlerden biri tarafından herhangi bir zamanda Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılacak yazılı bir başvuru ile olur.

    2. BM Genel Kurulu gerekli gördüğü takdirde böyle bir öneri ile ilgili olarak yapılacak işlem hakkında karar verecektir.


    Madde 27

    1. Bu Sözleşme 20. onaylama veya katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine sunulmasını izleyen 30. gün yürürlüğe girecektir.

    2. 20. onay veya katılma belgesinin sunulmasından sonra, bu Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her devlet için Sözleşme, kendi onay veya katılma belgesinin sunulmasından sonraki 30. gün yürürlüğe girecektir.

    Madde 28

    1. BM Genel Sekreteri, onaylama veya katılma sırasında yapılan çekincelerin metinlerini alacak ve bütün Taraf Devletlere dağıtılacaktır.

    2. Bu Sözleşmenin hedef ve amacına uymayan hiçbir çekinceye izin verilmeyecektir.

    3. Çekinceler, BM Genel Sekreterine bildirimden herhangi bir zamanda yapılacak bildirimle geri alınabilir. Genel Sekreter bu bildirimden bütün Devletleri bilgi sahibi kılacaktır. Böyle bir bildirim alındığı tarihte geçerli olacaktır.


    Madde 29

    1. İki veya daha fazla Taraf Devlet arasında bu Sözleşmenin yorum veya uygulamasından doğan ve görüşmelerle çözümlenemeyen herhangi bir uyuşmazlık, birinin isteği ile hakem kuruluna götürülecektir. Taraflar hakem isteğinden sonra 6 ay içinde hakem kurulunun oluşma biçiminde anlaşmazlarsa, taraflardan herhangi biri uyuşmazlığı Uluslararası Adalet Divanına, Divan Statüsü uyarınca götürebilir.

    2. Taraf Devletlerden her biri bu Sözleşmenin imzalanması veya onayı sırasında veya katılma sırasında, kendisini bu maddenin birinci paragrafı ile bağlı saymadığını bildirebilir. Diğer Taraf Devletler, böylece bir çekince koymuş olan Taraf Devlet karşısında aynı paragrafla bağlı olmayacaktır.

    3. Bu maddenin 2. paragrafına göre çekince koyan her Taraf Devlet, BM Genel Sekreterine bildirimde bulunarak her zaman çekincesini geri alabilir.

    Madde 30

    Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinlerin eşit ölçüde geçerli olduğu bu Sözleşme Birleşmiş Milletler Genel Sekreterince bulundurulacaktır.

    Yukarıdaki hükümleri onaylayan, imzaları aşağıda bulunan yetkili temsilciler bu sözleşmeyi imzalamışlardır.
     
  6. Fatma

    Fatma Üye

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

    KADINLARA KARŞI ŞİDDETİN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

    Genel Kurul,

    Eşitlik, güvenlik, özgürlük, bütün insanların bedensel bütünlüğü ve insanlık onuru konusundaki hakların ve prensiplerin kadınlara her yerde uygulanmasının acil bir gereklilik olduğunu kabul ederek,

    Bu hakların ve prensiplerin İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Kadınlara karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye edilmesine dair Sözleşme ve İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı veya Onur kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme ile birlikte diğer uluslararası belgelerde yüceltilen hakları ve prensipleri kaydederek,

    Kadınlara karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye edilmesine dair Sözleşme'nin etkili bir biçimde uygulanmasının kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesine katkıda bulunacağını ve bu kararla birlikte düzenlenen Kadınlara karşı Şiddetin Tasfiye edilmesine dair Bildiri’nin bu süreci güçlendireceğini ve tamamlayacağını kabul ederek,

    Kadınlara karşı şiddetin, kadınlara karşı şiddet ile mücadele etmek için bir dizi tedbirlerin yer aldığı Kadınların durumunu İyileştirmek için İleri dönük Stratejiler Nairobi belgesinde tanınmış olan eşitlik, gelişme ve barışın gerçekleştirilmesine, ve Kadınlara karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye edilmesine dair Sözleşme'nin tam olarak uygulanmasına bir engel oluşturmasından kaygı duyarak,

    Kadınlara karşı şiddetin kadınların insan haklarına karşı bir ihlal oluşturduğunu ve bu hakların ve özgürlüklerin kullanılmasını zayıflattığını veya hükümsüz kıldığını teyit ederek, ve kadınlara karşı şiddet kullanılması durumunda bu hakların ve özgürlüklerin korunması ve ilerletilmesindeki uzun süreli başarısızlıktan kaygılanarak,

    Kadınlara karşı şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi olduğunu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde egemenlik kurulmasına ve kadınlara ayrımcılık yapılmasına yol açtığını, ve kadınlara karşı uygulanan bu şiddetin erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri olduğunu kabul ederek,

    Azınlık gruplara dahil olan kadınlar, yerli kadınlar, mülteci kadınlar, göçmen kadınlar, kırsal bölgelerde veya uygarlığa uzak topluluklarda yaşayan kadınlar, bakıma muhtaç kadınlar, ceza veya tutukevlerindeki kadınlar, kız çocukları, özürlü kadınlar, yaşlı kadınlar ve silahlı çatışma bölgelerinde bulunan kadınlar gibi bazı kadın gruplarının şiddete karşı savunmasız bulunmalarından kaygı duyarak,

    Ekonomik ve Sosyal Konseyin 24 Mayıs 1990 tarihli ve 1990/15 sayılı kararına ek 23. paragrafta, kadınlara karşı şiddetin yaygın olduğu ve bütün gelir gruplarında, her sınıfta ve kültürde meydana geldiği, bunun yol açtığı sonuçların tasfiye edilmesi için ivedi ve etkili adımlar atılması gerektiğinin belirtilmiş olmasını hatırlayarak,

    Yine Ekonomik ve Sosyal Konseyin 30 Mayıs 1991 tarihli ve 1991/18 sayılı kararında Konseyin, özel olarak kadınlara karşı şiddet sorununu açıklıkla ele alacak bir uluslararası belgenin oluşturulması için harekete geçilmesini tavsiye ettiğini hatırlayarak,

    Kadın hareketlerinin, kadınlara karşı şiddet sorununun niteliğine, ağırlığına ve yaygınlığına giderek artan ölçüde dikkat çekilmesinde oynadıkları rolü memnuniyetle karşılayarak,

    Kadınların toplum içinde hukuki, sosyal, siyasal ve ekonomik eşitliği için sağlanan imkanların, başka nedenlerle birlikte, sürekli ve yerel nitelikte şiddet tarafından kısıtlanmasından kaygı duyarak,

    Yukarıdaki tespitlerin ışığından, kadınlara karşı şiddetin açık ve anlaşılabilir bir tanımının yapılmasına, kadınlara karşı her türlü şiddetin tasfiye edilmesini sağlamak için kullanılacak olan hakların açıkça düzenlenmesine, Devletlerin taşıdıkları sorumlulukları konusunda taahhütte bulunmalarına, ve kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi için bütün bir uluslararası toplumun taahhütte bulunmasına ihtiyaç olduğuna kanaat getirerek,

    Aşağıdaki Kadınlara karşı Şiddetin Tasfiye edilmesine dair Bildiri'yi kararlılıkla ilan eder ve herkes tarafından bilinmesi ve saygı gösterilmesi için her türlü çabanın gösterilmesi ister.

    Madde 1

    Bu Bildirinin amacı bakımından “kadınlara karşı şiddet” terimi, ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir.

    Madde 2

    Kadınlara karşı şiddet terimi aşağıdaki halleri içerecek şekilde anlaşılır, fakat bu hallerle sınırlı değildir:

    a) Aile içinde meydana gelen dövme, kız çocukların cinsel istismarı, evlenirken verilen başlıkla ilgili şiddet, evlilik içi tecavüz, cinsel organları dağlama ve kadınlara zarar veren geleneksel uygulamalar, eş olmayanlar arasındaki şiddet ve sömürmek için uygulanan şiddet de dahil fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet uygulanması;

    b) Toplum içinde meydana gelen tecavüz, cinsel istismar, çalışma hayatında, öğretim kurumlarında ve diğer yerlerde cinsel taciz, kadın satışı ve zorla ******leştirilme de dahil, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet;

    c) Nerede meydana gelirse gelsin, Devlet tarafından işlenen veya hoşgörülen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet.

    Madde 3

    Kadınlar siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel veya diğer alanlardaki insan haklarından ve temel özgürlüklerden eşit bir biçimde yararlanma ve korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu haklara diğerlerinin yanında, aşağıdaki haklar da dahildir:

    a) Yaşama hakkı;

    b) Eşitlik hakkı;

    c) Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı;

    d) Hukukun korumasından eşit biçimde yararlanma hakkı;

    e) Her türlü ayrımcılığa karşı korunma hakkı;

    f) Elde edilmesi mümkün olan en yüksek standartta fiziksel ve ruhsal sağlık hakkı;

    g) Adil ve elverişli koşullarda çalışma hakkı;

    h) İşkenceye, veya diğer zalimane, insanlıkdışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz kalmama hakkı.

    Madde 4

    Devletler kadınlara karşı şiddeti yasaklar ve kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi konusundaki yükümlülüklerinden kaçınmak üzere her hangi bir örf ve adeti, geleneği veya dinsel düşünceyi ileri süremez. Devletler her türlü uygun araçla ve hiç gecikmesizin kadınlara karşı şiddeti tasfiye politikasını yürütür. Bu amaçla:

    a) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye edilmesine dair Sözleşme’yi henüz onaylamamış veya buna katılmamış ise, bu Sözleşmeyi onaylamayı ve katılmayı veya bu Sözleşmeye koyduğu çekinceyi geri almayı düşünür;

    b) Kadınlara karşı şiddete girişmekten kaçınır;

    c) Kadınlara karşı şiddet ister Devlet isterse özel şahıslar tarafından işlensin, bu fiilleri önlemek, soruşturmak ve, ulusal hukuka göre cezalandırmak için gerekli özeni gösterir;

    d) Şiddete maruz bırakılan kadınlara karşı yapılan uygunsuzlukları cezalandırmak ve gidermek için ulusal mevzuatta ceza, medeni, idare ve iş hukuku ile ilgili yaptırımlar koyar; şiddete maruz bırakılmış kadınların adalet mekanizmasına ulaşmaları ve, uğradıkları zararların ulusal mevzuatta öngörüldüğü gibi adil ve etkili bir şekilde giderilmesi sağlanır; Devletler ayrıca bu tür mekanizmalar vasıtasıyla bir giderim elde etmek isteyen kadınları sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirir;

    e) Gerektiği takdirde Hükümet dışı örgütlerle, ve özellikle de kadınlara karşı şiddet konusuyla yakından ilgilenen örgütlerle işbirliği yapmayı dikkate alarak, kadınların her türlü şiddete karşı korunmalarını artırmak veya daha önce bu amaçla yapılmış planlar için hükümler koymak üzere ulusal uygulama planlarını geliştirme imkanını ele alır;

    f) Kadınların her türlü şiddete karşı korunmalarını artırıcı nitelikte engelleyici yaklaşımlar geliştirir ve en geniş şekilde yasal, siyasal, idari ve kültürel tedbirleri alır; cinsiyet konusunda duyarlı yasalar, yürürlükteki uygulamalar ve diğer müdahaleler yoluyla kadınların yeniden mağdur olmalarına meydan verilmemesini sağlar;

    g) İhtiyaç bulunması halinde, mevcut kaynaklarını uluslararası işbirliği çatısı altında azami derecede kullanarak, şiddete maruz kalmış kadınların ve gerektiği takdirde bu kadınların çocuklarının rehabilitasyonu, çocuk bakımı ve yetiştirilmesi, ıslahı, kendilerine rehberlik yapılmasını, ve sağlık ve sosyal hizmetler, imkanlar ve programlar gibi özel nitelikteki yardımlar ile birlikte, yapısal desteklerden yararlanmaları için çalışır, ve bu kimselerin güvenliği ile fiziksel ve psikolojik rehabilitasyonu için gerekli her türlü tedbirin alınmasını sağlar;

    h) Kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi ile ilgili faaliyetler için Hükümet bütçesine yeterli ödenek koyar;

    i) Kadınlara karşı şiddetin önlenmesinden, soruşturulmasından ve cezalandırılmasından sorumlu olan kanun adamlarına ve kamu görevlilerine kadınların ihtiyaçlarına karşı kendilerini daha duyarlı hale getirecek bir öğretimin verilmesi için tedbirler alır;

    j) Her iki cinsten birinin üstün veya aşağı olduğu, erkekler ile kadınlar için alışıla gelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan kadınların ve erkeklerin davranış tarzlarını değiştirmek ve sosyal, kültürel önyargıları, geleneksel uygulamaları ve her türlü uygulamaları tasfiye etmek üzere özellikle eğitim alanında gerekli her türlü tedbiri alır;

    k) Kadınlara karşı şiddetin hüküm süren değişik biçimleri ile ilgili araştırmalar yapılmasını, verilerin bir araya getirilmesini, istatistiklerin toplanmasını sağlar, ve kadınlara karşı şiddetin nedenleri, nitelikleri, ağırlıkları ve sonuçları ile kadınlara karşı şiddeti engellemek ve yürürlüğe konan tedbirlerin etkililiği ve bunlara bir giderim sağlanması konusunda araştırmalar yapılmasını teşvik eder; yapılan istatistikler ve varılan sonuçlar kamuya açıklanır;

    l) Özellikle şiddete karşı aciz durumdaki kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesine yönelik tedbirler alır;

    m) Birleşmiş Milletlerin insan hakları ile ilgili belgelerine göre verilmesi gerekli raporları sunarken, bu raporda kadınlara karşı şiddetle ve bu Bildirinin uygulanmasıyla ilgili aldığı tedbirlere de yer verir;

    n) Bu Bildiride düzenlenen prensiplerin uygulanmasına yardım etmek üzere gerekli yönergelerin hazırlanmasını teşvik eder;

    o) Kadınlara karşı şiddet problemi ile ilgili duyarlılığı artıran ve bu şiddetin yaralarını saran dünya çapındaki kadın hareketinin ve Hükümet dışı örgütlerin önemli rolünü kabul eder;

    p) Kadın hareketinin ve Hükümet dışı örgütlerin çalışmalarını kolaylaştırıp daha iyi bir duruma getirir ve kendileriyle yerel, ulusal ve bölgesel düzeyde işbirliği yapar;

    q) Uygun olduğu takdirde, üyesi bulundukları Devletlerarası bölgesel örgütlerin programlarına kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesine yer vermeleri için teşvik eder.

    Madde 5

    Birleşmiş Milletler organları ve uzman kuruluşları kendi yetki alanlarına giren konularda, bu Bildiride düzenlenen hakların ve prensiplerin tanınmasına ve gerçekleştirilmesine katkıda bulunurlar ve bu amaçla, diğer faaliyetlerle birlikte:

    a) Şiddete karşı mücadele etmek üzere bölgesel stratejileri tanımlamak, kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi ile ilgili görüş alış verişinde bulunmak ve programları finanse etmek amacıyla uluslararası ve bölgesel işbirliği yapılmasına yardım eder;

    b) Kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi konusunda herkeste duyarlılık yaratmak ve yükseltmek amacıyla toplantılar ve seminerler düzenler;

    c) Kadınlara karşı şiddet sorununu etkili bir biçimde ele alabilmeleri için Birleşmiş Milletler sistemi içindeki insan hakları sözleşme organları arasında işbirliği ve görüş alış verişi yapılmasına yardım eder;

    d) Birleşmiş Milletler sistemindeki örgütlerin ve kuruluşların sosyal eğilimler ve problemler ile ilgili dünyanın sosyal durumu hakkında hazırladıkları analizlere, kadınlara karşı şiddet eğilimlerinin incelenmesini de dahil eder;

    e) Birleşmiş Milletler sistemindeki örgütler ve kuruluşlar arasında kadınlara karşı şiddet sorunu ve özellikle de şiddete karşı aciz durumdaki kadın grupları hakkında yapılan programlarla ilgili olarak işbirliği yapılmasını teşvik eder;

    f) Bu Bildiride belirtilen tedbirleri dikkate alarak, kadınlara karşı şiddet ile ilgili yönergelerin şekillendirilmesine ve el kitaplarının hazırlanmasına yardımcı olur;

    g) İnsan hakları belgelerinin uygulanması konusunda görevlerini yerine getirirken, gerektiği takdirde kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi konusunu da ele alır;

    h) Kadınlara karşı şiddet konusunda çalışırken Hükümet dışı örgütlerle işbirliği yapar.

    Madde 6

    Bu Bildirideki hiç bir hüküm, bir Devletin ulusal mevzuatında ve bir Devlet bakımından yürürlükte olan bir uluslararası sözleşme, andlaşma veya diğer belgede yer alan kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesine yönelik daha kullanışlı bir hükmü etkilemez.
     
  7. Fatma

    Fatma Üye

    Kadinlarin Sİyasal Haklarina İlişkin Sözleşme (Bİrleşmiş Mİlletler)

    20 Aralık 1952



    Birleşmiş Milletler Antlaşmasında sözü edilmiş bulunan, erkekler ve kadınların hak eşitliği ilkesinin uygulanmasını dileyen, her bireyin, doğrudan doğruya ya da serbestçe seçilmiş temsilcileri aracılığı ile, kendi ülkesinin kamu işlerinin yönetimine katılmak ve eşit koşullar altında, kendi ülkesinin kamu hizmetlerine katılmak hakkını kabul ve Birleşmiş Milletler Antlaşmasına ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi hükümlerine uygun olarak siyasal haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma yönünde erkekler ile kadınlara eşitlik tanımayı isteyen, Sözleşmeci Taraflar, bu amaçla, bir Sözleşme yapmaya karar vermiş olmakla, aşağıdaki hükümler üzerinde uzlaşmışlardır.

    Madde 1

    Kadınlar, hiçbir ayrım gözetilmeksizin, erkeklerle eşit koşullar altında bütün seçimlerde oy kullanmaya sahip olacaklardır.

    Madde 2

    Kadınlar hiçbir ayrım gözetilmeksizin erkeklerle eşit koşullar altında ulusal yasalarca kurulmuş ve halk tarafından seçilen tüm kamu organlarına seçilme hakkına sahiptirler.

    Madde 3

    Kadınların, hiçbir ayrım gözetilmeksizin, erkeklerle eşit koşullar altında ulusal yasalar uyarınca kurulmuş bütün, kamu görevlerinde yer alma ve kamu görevlerini yerine getirme hakları vardır.

    Madde 4

    1. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler üyesi Devletlerin ve Genel Kurulun bu amaçla davet edeceği öteki herhangi bir Devletin imzasına açıktır.

    2. Bu Sözleşme, onaya bağlıdır ve onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine sunulacaktır.

    Madde 5

    1. Bu Sözleşme 4. maddenin 1. fıkrasında anılan tüm Devletlerin katılmasına açıktır.

    2. Katılma, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bir katılma belgesinin verilmesiyle geçerlilik kazanır.

    Madde 6
    1. Bu Sözleşme, altıncı onay ya da katılma belgesinin veriliş tarihini izleyen doksanıncı gün yürürlüğe girecektir.

    2. Altıncı onay ya da katılma belgesinin verilmesinden sonra onaylayan ya da katılan her Devlet için Sözleşme, bu Devletin kendi onay ya da katılma belgesini verdiği tarihten sonraki doksanıncı gün yürürlüğe girecektir.

    Madde 7

    Herhangi bir Devletin imza, onay ya da katılması sırasında bu Sözleşmenin maddelerine herhangi bir çekince koyması durumunda, Genel Sekreter, bu Sözleşmeye taraf olan ya da olabilecek tüm Devletlere çekince metnini duyurur. Çekinceye karşı çıkan herhangi bir Devlet, sözü edilen duyuru tarihinden başlayarak doksan günlük bir süre içinde (ya da kendisinin bu Sözleşmeye taraf olduğu tarihte) Genel Sekretere bu çekinceyi kabul etmediğini bildirebilir. Böyle bir durumda, bu Devletle çekince koyan Devlet arasında Sözleşme yürürlüğe girmeyecektir.

    Madde 8

    1. Herhangi bir Sözleşmeci Devlet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yazılı bir bildirimde bulunarak bu Sözleşmeyi bozabilir. Sözleşmenin bozulması, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınış tarihinden bir yıl sonra geçerli olacaktır.

    2. Bu Sözleşme, bozulmalar nedeniyle tarafların sayısının altının altına düştüğü tarihten başlayarak yürürlükten kalkacaktır.

    Madde 9

    Bu Sözleşmenin yorumu ya da uygulanmasına ilişkin olarak iki ya da daha çok Sözleşmeci Devlet arasında doğan ve görüşmelerle çözümlenemeyen herhangi bir anlaşmazlık, bu anlaşmazlığa taraf olanlardan birinin istemi üzerine, başka bir çözüm yoluna başvurulmazsa Uluslararası Adalet Divanına sunulur.



    Madde 10

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, aşağıdaki hususları Birleşmiş Milletlerin tüm üyelerine ve bu Sözleşmenin 4. maddesinin 1. fıkrasında sözü edilen üye olmayan bütün Devletlere bildirecektir.

    a. 4. madde uyarınca alınan imzaları ve onay belgelerini,

    b. 5. madde uyarınca alınan katılma belgelerini,

    c. 6. madde uyarınca bu Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihini,

    d. 7. madde uyarınca alınan duyuru ve bildirimleri,

    e. 8. maddenin 1. fıkrası uyarınca Sözleşmenin yürürlükten kalkması,

    f. 8. maddenin 2. fıkrası uyarınca yürürlükten kalkma.

    Madde 11

    1. Çince, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Rusça metinleri aynı ölçüde geçerli olan bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler arşivine verilecektir.

    2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletlerin tüm Üyelerine ve 4. maddenin 1. fıkrasında sözü edilen, Üye olmayan Devletlere bu Sözleşmenin onaylı bir kopyasını gönderecektir.

    Hükümetlerince yeterli ölçüde yetkili kılınmış olan aşağıdaki imza sahipleri New York’ta imzaya açılan bu Sözleşmeyi otuz bir Mart bindokuzyüzelliüç tarihinde imzalamışlardır.
     
  8. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler...
     

Bu Sayfayı Paylaş