Kadının Hası

'Makaleler-Denemeler' forumunda KaRDeLeN tarafından 23 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kadının Hası konusu Kadının Hası
    [​IMG]

    Kadının Hası

    Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda, okulda,
    kuaförde, orda, burda... Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı
    unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye,
    kariyer
    hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?

    Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim.
    Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden
    özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani
    şu
    afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki,
    peçelerin
    ardından bile erkekleri aşık eder.

    Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının
    ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini. Kadının güle benzemesi
    gerektiğine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle,
    kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

    Kadının hası...

    Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
    Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını
    verir. Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme
    duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur
    kadın yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

    Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.

    Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. İnsanların içinde kapris
    yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, adabıyla,
    raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı yapıp erkeği
    bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakar ki, hele bir
    de
    bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. Bu
    kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım,
    ayrıca
    kızdırmaya da gelmez.

    Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine
    saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu
    dinlemeyi bilir.

    Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir
    kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına.
    Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.

    Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar. Neşesi
    ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu
    kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.

    Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...arada bir pencereye yaslar başını,
    sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler.

    Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam
    saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu.

    Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla.

    İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken
    insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz
    kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır.
    kişiliklidir. Beceriklidir. Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte,
    profesör
    de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.

    Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez. Etini
    teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi
    vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtüneceğini, ne
    kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir.Gerçek bir kadın Paris
    podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere
    benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının
    hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir. Kadına
    yaraşmaz soğukluk.

    Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her
    yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı,
    herkes onu izler.

    Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı
    severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar. Güçlü
    kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi kurmayı
    bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

    Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder
    ki,
    onun nazını erkek zevkle çeker.

    Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur.
     

Bu Sayfayı Paylaş