Kaçtıkça Kovalayan Bir Fobiniz Mi Var?

'Psikoloji' forumunda Siraç tarafından 23 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kaçtıkça Kovalayan Bir Fobiniz Mi Var? konusu
    Kaçtıkça Kovalayan Bir Fobiniz Mi Var?

    Fobi Nedir, Ne Değildir?

    Asansöre binmek yerine 12. kattaki dairenize yürüyerek çıkmayı tercih ediyor ya da toplum önünde bir konuşma yapmanız gerektiğinde nefesiniz kesiliyorsa sizin de bir fobiniz var demektir. Bir balondan, bir japon balığından, bir düğmeden ya da minik bir böcekten korkup kaçan, bunlardan herhangi birini gördüğünde titremeye başlayan kişiler de fobiden fena halde muzdarip kişiler arasına çoktan katılmışlardır.

    Gerçekte korku yaratmayacak bir nesneye veya duruma karşı korku duyma ve bu nesne ya da durumdan kaçınma durumuna ‘fobi’ deniyor. Psikolojide irrasyonel, yani akıl dışı davranışlar olarak tanımlanan fobi, korku anlamına gelen Latince kökenli phobus sözcüğünden geliyor. Fobisi olan kişilere de ‘fobik’ deniyor ve toplumda her 10 kişiden birinin fobik olduğu öne sürülüyor. Fobik kişiler, korktukları şeylerin aslında çok saçma ve mantık dışı olduğunu kabul etseler de, durum kontrol dışı gerçekleştiği için bu davranışlarının önüne geçemiyorlar.

    Korku hissi yaşamanız ya da hoşlanmadığınız ortam ve durumlardan kaçınmak istemeniz mutlaka bir fobiniz olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü fobisi olan kişilerde korkuya bazı fizyolojik ve davranışsal değişiklikler de eşlik ediyor. Terleme, nefes daralması, kalp çarpıntısı gözlenen değişiklikler arasında sayılabilir.

    Fobilerimizin Sebebi

    Fobilerin sebebi tam olarak açıklığa kavuşturulmuş değil. Fizyolojik etkenlere bağlayanlar olduğu gibi, fobileri psikolojik ya da çevresel kökenli olarak açıklayan bilim adamları da mevcut. Araştırma sonuçlarına göre adrenalin ve noradrenalin salgılanma düzeyinin normalin üstünde olduğu kişilerde fobilerin görülme sıklığıartıyor. Küçük çocuklarda görülen fobilerin büyük kısmı ise öğrenme sonucu meydana geliyor. Mesela annesi ya da babası yükseklikten korkan bir çocuk, bu durumun korkulup kaçınılması gereken bir durum olduğunu düşünüyor ve ebeveynini modelleyerek o da aynı durum karşısında kaçınma gösteriyor.

    Bir teoriye göre de kaygı ve korku uyandırmayan bir uyarı, korku uyandıran başka bir uyarıyla birlikte karşımıza çıktığında öğrenme sonucu ona da korktuğumuz zamanki tepkileri vermeye başlıyoruz. Örneğin, telefonla konuşurken acı bir haber alan kişi, zamanla telefonu eline alamaz ve ondan korkar hale gelebiliyor. Çocuklukta bastırılmış korkularımız da ileriki yaşlarda çeşitli durum ve nesneler üzerine yansıtılarak fobilerin oluşmasına meydan verebiliyor. Çocukluk yaşlarında huzursuz bir aile ortamında büyümüş ve şiddete maruz kalmış kişiler, birer yetişkin olduklarında tedirginliklerini ve kaygılarını farklı nesneler ve olaylara yansıtabiliyorlar.

    Sosyal Fobi

    Topluluk içine çıkamayan, yeni tanıştıkları bir kişi karşısında aşırı derecede sıkılan, kalabalık ortamlarda kızarıp bozaran pek çok kişi görmüşsünüzdür. Dünyadaki üçüncü büyük psikolojik sorun olan sosyal fobiden muzdarip bu kişiler, yetersizlik hissiyle hata yapmaktan, alay edilmekten, küçük düşmekten büyük korku duyarlar. Her an yanlış ve onaylanmayan bir şeyler yaptıklarından şüphelenerek çevrelerindeki kişilerin kendilerini ayıpladığını, yadırgadığını düşünür, kalabalık ortamlara kolay kolay giremez, yalnız kalmayı tercih ederler. Kendi hatalarını gözlerinde fazla büyüten ve özgüven eksikliği yaşayan bu kişiler, başkalarından onay bekleme, diğerlerinin fikirlerine gereğinden fazla önem verme, kendi istek ve düşüncelerini ortaya koymaktan çekinme gibi tutumlara sahiptirler. Yaptıkları her hareketin diğerlerince adım adım izlendiği, söyledikleri her sözün tepki toplayacağı ve eleştirildiği kaygısıyla yaşarlar. Herkesin kendisine baktığı hissiyle alışveriş yaparken soğuk terler döken bir kadın, tanımadığı biriyle karşılaşacağı için çalan telefonun önünde zangır zangır titreyen bir kız, okulun ilk günü profesörün herkesten kendisini tanıtmasını isteyeceği düşüncesiyle derse gitmemeyi tercih eden bir öğrenci sosyal fobinin acısını çekmektedir.

    Sosyal Fobisi Olan Kişiler Neleri Yapmakta Zorlanıyorlar?

    < Satın alınan bir malı iade etmek üzere mağazaya geri götürmek
    < İş görüşmelerine gitmek
    < Tartışmaya girişmek
    < Genel tuvaletleri kullanmak
    < Bir gruba önceden hazırladığı bir sunum yapmak
    < Alışverişte pazarlık etmek
    < Grup çalışmalarına ya da etkinliklerine katılmak
    < Hayır demek
    < Karşı cinsle iletişim kurmak
    < Topluluk önünde konuşmak
    < Genel yerlerde yemek yemek
    < Statüsü yüksek biriyle konuşmak
    < Başkalarının önünde soyunup giyinmek
    < Israrcı bir satıcıya karşı koymak
    < Hazırlıksız olarak grup önünde konuşmak
    < Sınava veya mülakata girmek
    < İyi tanınmayan veya yeni tanışılan bir kişiye onunla aynı fikirde olmadığını söylemek
    < Yetenek ya da bilginin sınanması
    < Tanımadığı birine telefon açmak
    < Başkaları kendisini izlerken yazı yazmak ya da çalışmak
    < Arkadaş toplantılarına, eğlencelere katılmak
    < Topluluk içinde telefonla konuşmak

    Sosyal Fobisi Olan Kişilerde Meydana Gelen Değişiklikler

    < Nefes darlığı
    < Yüz kızarması
    < Bulanık görme
    < Terleme
    < Ağız kuruması
    < Kalp çarpıntısı
    < Nefes kesilmesi
    < Titreme
    < Yutkunma güçlüğü
    Sosyal Fobisi Olan Kişiler Neler Düşünüyor?

    < Hiçbir işi istenildiği gibi yapamıyorum.
    < Daha iyi olmam gerekiyor.
    < Kurduğum bu cümleye eminim herkes içinden gülmüştür.
    < İnsanları kırmamalıyım.
    < Yeteri kadar güzel değilim.
    < İnsanların beni beğenmesi için hiçbir sebep yok.
    < Yine yanlış yaptım, rezil oldum.
    < Hiçbir işi doğru ve istenildiği gibi yapamıyorum.
    < Utandığımı belli etmemeliyim.
    < Sevilmeye layık değilim.
    < Hata yapmamalıyım.
    < Çok rahat davranmalıyım.
    < Herkes bana bakıyor, kusurlarımı görüyor.
    < Keşke bu cümleyi söylemeseydim.

    Agorafobi
    ‘Agora’, Latince’de alışveriş yapılan yer anlamına geliyor. Agorafobi terimiyse insanların bulundukları ve terk etmenin kolay olmadığı mekanlara duyulan korku ve kaçınma isteği anlamında ilk kez 1871’de kullanılmış. Önceleri açık alan korkusunu tanımlamak için kullanılan agorafobi, zamanla daha geniş bir anlam kazandı. Bugün, yalnız kalmaktan, tek başına sokağa çıkmaktan, otobüse, metroya, asansöre binmekten, ya da tünelde, alışveriş merkezinde, sinemada, tiyatroda yalnız kalmaktan duyulan korkuları kapsıyor. Agorafobisi olan kişiler kalabalık yerlerde, yanlarında ancak çok iyi tanıdıkları bir yakınları bulunduğu zaman rahat davranıyorlar. Aksi takdirde evde oturmayı tercih ediyorlar.


    Diğer Fobi Çeşitleri
    Kenofobi (boş yerlerden korkma), Brontofobi (gök gürültüsü korkusu), Aerofobi (uçma korkusu), Basifobi (yürümekten korkma), Nyctofobi (gece korkusu), Belonofobi (iğne korkusu), Zoofobi (hayvanlardan korkma), Erotofobi (cinsellikten, cinsel hislerden korkma), Hematofobi (kan korkusu), Mysofobi (kirletme korkusu), Satanofobi (şeytan korkusu), Demofobi (kalabalıktan korkma), Akrofobi (yükseklik korkusu), Panfobi (her şeyden korkma), Ailurofobi (kedi korkusu), Stygiofobi (cehennem korkusu), Keraunofobi (fırtına korkusu), Akarfobi (kurtçuk korkusu), Hidrofobi(su korkusu), Ophidiofobi (yılan korkusu), Tremofobi (titremeden korkma), Xenofobi (yabancılardan korkma), Moviefobi (hareket, sarsıntı korkusu).

    Tedavi Yöntemleri


    İlaçla tedavi, fobileri ortadan kaldırmada baş vurulan yöntemler arasında yer alıyor. Adrenalin düzeyindeki artışa bağlı olduğu saptanan durumlarda, bu maddenin salgılanma hızını düşürecek ilaçlar kullanılıyor. Ancak doktor tavsiyesi olmadan bu tedaviye başlanması oldukça sakıncalı. Tek başına ilaç tedavisi yeterli görülmediği için psikolojik kökenli fobik vakalarda grup terapisi, aile terapisi ya da bireysel terapi uygulanıyor. Hastanın korkulan ve kaygı uyandıran durum veya nesnenin üzerine gitmesi ve onunla yüzleşmesi de fobilerin ortadan kaldırılmasında kullanılan en yaygın yöntemlerden biri. Kaygı uyandıran durum ve nesne karşısında meydana gelen kalp çarpıntısı, terleme, nefes kesilmesi gibi sorunların önüne geçmek için de gevşeme teknikleri sıklıkla baş vurulan yöntemler arasında yer alıyor.

    Çocukluk yaşlarında aile içi şiddet ortamına maruz kalmış kişilerin ileriki yaşlarda korku ve kaygılarını obje ve olaylar üzerine yönlendirmeleri fobi oluşumunu tetikliyor. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda, huzurlu ve kavgadan uzak bir ev ortamı yaratma konusunda ailelere büyük iş düştüğü de kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

    Fobiler erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülüyor.
    * Toplumda her 100 kişiden 10’unun herhangi bir fobisi var. Ancak bu oranı %25 civarında olduğu, çünkü pek çok kişinin fobilerinin farkında olmadığı ya da söylemekten çekindiği öne sürülüyor.
    * Sosyal fobi genellikle karşı cinse ilginin başladığı dönemlerde ortaya çıkıyor.
    * Dünyadaki 3. büyük psikolojik sorun olan sosyal fobinin nedenleri tam olarak aydınlığa kavuşturulmuş değil. Ancak sosyal fobi; doktorları, psikiyatrist, psikolog, sosyolog ve danışmanları diğer psikolojik problemlere oranla daha fazla meşgul edeceğe benziyor.

     

Bu Sayfayı Paylaş