Kızamık Nedir - Kızamık Nedenleri ve Korunma Yolları

'Genel Sağlık' forumunda Mavi_inci tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kızamık Nedir - Kızamık Nedenleri ve Korunma Yolları konusu Kızamık Nedir - Kızamık Nedenleri ve Korunma Yolları

    KIZAMIK
    Kızamığı tanımlayan eski Arap he kimler, çiçek hastalığının bir türü olarak değerlendirmişlerdir. Avrupa’ya VII.( yüzyılda Doğu’dan ve Afrika’dan geldiği düşünülür; o dönemden bu yana zaman zaman salgınlara yol açmıştır.

    İngiliz hekim Thomas Sydenham, Londra’da 1660 ve 1664′te görülen sal gınları incelemiş; kızamıkla “büyük hastalık” adı verilen çiçek hastalığı ve kızılın farkını ortaya koymuştur

    NEDENLERİ
    Kızamığın etkeni olan virüs, hastaların burun ve yutak salgılarıyla çıkan dam lacıklarda bulunur; ağız ya da burun dan üst solunum yollarına ya da dolay lı olarak konjunktiva mukozasına girer. Vücuda girdiği yerde üreyerek düşük miktarda bütün vücuda yayılır.
    Daha sonra ikinci kez, çok daha uzun süreli ve kitlesel olarak kana yayılır; bu döneme ilişkin ilk belirtiler virüsün bulaşmasından yaklaşık 9-10 gün soma ortaya çıkar. Hastalık bu aşamadan sonra, 14-15′inci güne değin çok bula şıcıdır. Virüsün vücuda girmesinden yaklaşık 14 gün sonra döküntülerin başlamasıyla virüsün üremesi azalır; 16. günden sonra genellikle kanda vi rüse rastlanmaz. Yalnız idrarda bulu nan virüs bu ortamda varlığını günler ce sürdürür.

    Döküntüler kanda hastalığa özgü antikorların belirmesi ve hastanın iyi leşmeye başlamasıyla aynı dönemde görülür; kızarıklıkların pul pul dökül meye başlamasıyla bulaşıcılık dönemi bütünüyle sona erer.

    BULAŞMA
    Kızamık tüm dünyada yaygın olarak rastlanan doküntülü bir hastalıktır. Et keni, çok küçük ve vücudun dışındaki kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı çok az direnci olan bir virüstür. Hastadan sağlıklı kişilere üst solunum yollan yo luyla ve özellikle konuşurken ve öksu-rürken çıkan tükürük damlacıkları ara cılığıyla kolayca bulaşır. Bulaşmanın bu kadar kolay oluşu nedeniyle kızamık genellikle ilkbahar ve sonbahar ayların da küçük salgınlar halinde görülür. Kı zamık salgınında hastalığa önce çocuk lar yakalanır; erişkinlerin büyük bir bö lümü ile üç aylıktan küçük bebekler salgını, hastalığa yakalanmadan atlata bilir. İlk bakışta tuhaf görünen bu olay kolayca açıklanabilir.

    Vücut ilk kez vi rüsle karşılaştığında hastalığa yakalanır ve virüse özgü antikor üretmeye başlar. Kandaki bu antikorlar virüsle yeniden karşılaştığında, virüsü etkisizleştirir; böylece hastalığa karşı direnç geliştirılmiş olur. Sütçocuklan anne karnındaki yaşamlarında bu antikorları annelerin den aldıklarından, erişkinlerin büyük bir bölümü de çocukluk çağında hastalı ğa tutulduklarından salgından etkilen mezler.

    Hastalığın ileri derecede bulaşıcı ol ması nedeniyle 2-4 yılda bir kızamık salgınları ortaya çıkar. Bir toplulukta salgın görüldüğünde, bağışıklığı olma yan bütün bireyler hastalanır ve bağışık lık kazanır; bu nedenle, hastalığa yaka lanacak yeni bireylerin ortaya çıkması için belli bir süre geçmesi gerekir.

    KIZAMIK BELİRTİLERİ
    Kızamıkta sıklıkla belirgin olarak birbi rinden ayrılabilen dört dönem gözlenir: Kuluçka dönemi, döküntü öncesi dö nem (prodrom dönemi), döküntülü dö nem ve iyileşme dönemi.
    Bulaşma kuluçka döneminde anın da başlar, virüs 8-12 gün boyunca vü cutta belirti vermeden ürer. Normal olarak 10. günde döküntü Öncesi dö nem başlar, ateş hızla yükselir ve ağız da yanağın içinde, azıdişleri hizasında kırmızı bir alanla çevrili küçük beyaz lekeler belirir; bu lekeler ilk tanımla yan hekimin adıyla anılır (Koplik lekeleri). 2-3 günden fazla sürmeyen bu donemde çocuk isteksiz, yorgun ve uy kuludur; iştahı azalmıştır, aksırır, hırıl tılı, inatçı ve kuru bir öksürüğü vardır; sulanan ve kızaran gözleri güçlü ışık tan rahatsız olduğundan ışıklı ortamlardan uzak durur. Bu aşamada kızamığa henüz tanı konmamış olsa da son dere ce bulaşıcıdır ve çocuğun enfeksiyonu aile bireylerine yayma olasılığı yük sektir.

    Ateşin geçici olarak azalmasıyla doküntülü dönem başlar. Döküntüler baş langıçta düz, sınırlan belirgin pembe renkli küçük lekeler biçimindedir; daha sonra hafifçe kabanr, büyür, sayılan ar tar ve giderek koyulaşıp kırmızılaşır. Döküntüler çıkarken ateş yeniden yük selir ve çocuğun genel durumu kötüle-şir. Sürekli yatmak ister ve çok yorgun dur, gözleri kolayca sulanır, aksırıklar yerini gerçek bir soğuk algınlığına bıra kır, Öksürük hâlâ hıntılı ve çok rahatsız edicidir, özellikle küçük çocuklarda is hal görülür. Döküntülerin ortaya çıkma sından üç ya da dört gün sonra, ateş hızla düşer; kırıklık hali, öksürük ve so ğuk algınlığı kaybolur, çocuk rahatla mış görünür. Döküntüler de ilk ortaya çıktığı bölgelerden başlayarak hızla so lar.

    Kızarıklıkların pullanarak dökülme döneminin ardından çocuğun tümüyle iyileştiği söylenebilir. Döküntüler hiç bir iz bırakmadan hızla kaybolur; özel likle yüz ve boyun çevresindeki deri pul pul dökülür. Ne var ki, hastalığın bu son evresi her zaman fark edilmez, özellikle hastalığın hafif geçtiği olgu larda hiç görülmez.

    KOMPLİKASYONLAR
    [Tüm olguların yaklaşık yüzde 6’smda komplikasyonlar görülür; iki yaşma ka dar ve erişkinlerde bu oran daha yüksek olabilir. En sık rastlananlar solunum sistemi komplikasyonlandrr; döküntülerin orta ya çıkmasından önceki dönemde ve dö-küntülü dönemde başlayan ve olguların büyük bir bölümünde kızamık virüsü nün doğrudan etken olduğu bronş-akciğer iltihapları (bronkopnömoni) ile genellikle bakteri kökenli enfeksiyonla ra bağlı olarak iyileşme döneminde gö rülen bronş-akciğer iltihaplan ayırt edil melidir. İlki özellikle küçük çocuklarda çok ağır geçer ve virüs kökenli oldu ğundan antibiyotik tedavisiyle tedavi edilmez. Geç dönemde görülen bakteri kökenli bronş-akciğer iltihaplarında, ateş, irinli ve balgamlı öksürük İle solu num güçlüğü görülür. Bu tablo, antibiyotiklerle tedavi edilebildiğinden pek tehlikeli sayılmaz.
    Bir başka solunum sistemi kompli-kasyonu da üç yaşından küçük çocuk larda görülen ve solunum güçlüğüne neden olan gırtlak iltihabıdır (larenjıt).

    Geçmişte çok sık görülen irinli ku lak iltihabı (otit) antibiyotik tedavisinin uygulanmasından sonra giderek azal mıştır; virüs kökenli İltihabın yerleştiği ortakulak mukozasında bakterilerin üre-mesiyle oluşur.
    Kızamık komplikasyonlarından en tehlikeli olanı son yıllarda daha sık gö rünen beyin iltihabıdır (ensefalit). Bin olgudan birinde görülen beyin iltihabı sıklıkla 2-9 yaş arasında ortaya çıkar. İyileşme döneminde ateşin yeniden yükselmesiyle başlar, havale nöbetleri ve koma görülür. Ender rastlanan bazı olgularda çok erken dönemde, döküntü ler ortaya çıkmadan önce de başlayabi lir. Klinik belirtiler genellikle çok de ğişken ve ağırdır. Çocuğun 1-2 gün içinde ölmesine yol açan biçimleri de vardır.

    TİPİK OLMAYAN BİÇİMLER
    Kızamık tipik olmayan biçimlerde de «taya çıkabilir. Bu durum hastalığın gidişinde normal olmayan durumlardan, değişik belirtilerin çok hafif ya da çok şiddetli ortaya çıkmasından kaynakla nabilir.
    Döküntüler, hatalı tanıya neden ola cak kadar kızamıkçığa benzeyebilir; çevreden yalıtılmış ve soluk lekeler ya da içi sıvı dolu kesecikler biçiminde ve yaygın kanamalarla başlayabilir.

    Ağır belirtiler daha çok kötü besle nen ve Önceden geçirdiği hastalıklar ne deniyle zayıf düşmüş çocuklar ile bu hastalığın önemli bir ölüm nedeni oldu ğu azgelişmiş ülke bireylerinde gözle nir.
    Döküntü ortaya çıkmadan önce kıza mık tanısı koymak, hastalığın bulaşıcı olup olmadığı da bilinmiyorsa, çok güçtür. İlk belirtiler (ateş, soğuk al gınlığı, öksürük vb) kesinlikle hastalı ğa özgü değildir ve grip gibi üst solu num yolları enfeksiyonlarında da gö rülür. Erken dönemde görülen Koplik değişik belirtilerin çok hafif ya da çok şiddetli ortaya çıkmasından kaynakla nabilir.Döküntüler, hatalı tanıya neden ola cak kadar kızamıkçığa benzeyebilir; çevreden yalıtılmış ve soluk lekeler ya da içi sıvı dolu kesecikler biçiminde ve yaygın kanamalarla başlayabilir.

    Ağır belirtiler daha çok kötü besle nen ve Önceden geçirdiği hastalıklar ne deniyle zayıf düşmüş çocuklar ile bu hastalığın önemli bir ölüm nedeni oldu ğu azgelişmiş ülke bireylerinde gözle nir. lekeleri tanı açısından büyük önem ta şır. Kızamığa özgü döküntüler gerek özellikleri, gerek ortaya çıkış biçimi (kulakların arkasından başlayıp yüze ve vücuda yayılması) açısından tanıyı kolaylaştırır. Gene de döküntünün yu karıda betimlenenden farklı olabilece ği de unutulmamalıdır; lekeler kimi zaman çok küçük ve soluk, kimi za man da büyüktür ve içi sıvı dolu kü çük keseciklerle kaplıdır. Kimi zaman döküntülerin altındaki kılcal damarlar çatlar ve kanamaya benzer bir görü nüm ortaya çıkarsa da çok önemli de ğildir. Döküntülerin görünümü hasta lığın gidişini hiçbir zaman etkilemez. Koplik lekeleri başka hiçbir hastalıkta görülmediğinden, kızamağın erken dönemde, Özellikle bulaşıcılığın en yüksek olduğu dönemde tanınmasını sağlar.

    TEDAVİ

    Kızamık virüsünü yok eden özel bir ilaç olmadığından belirtileri hafifietmeye yönelik tedavi uygulanır. Kon-junktivit için gözler ılık borik asitle yı kanır ve gözkapaklan özenle temizle nir. Soğuk algınlığı sırasında günde birkaç kez burna damar büzücü damla damlatılırsa çocuk daha kolay soluk alıp verebilir. İshal başlasa da özel bir tedavi gerekmez, çocuğa bir iki gün sı vı besinler verilir. Yalnızca solunum sistemi belirtilerinin ağır olduğu az sa-,yıdaki olguda, antibiyotik tedavisi ge rekir.

    Hasta evinde uygun koşullar sağ landığında rahatlıkla tedavi edilebilir ve komplikasyonlardan korunur. Bes lenme ve ortam özellikle önemlidir. Küçük hasta en az on gün yalnız kala cağından, özellikle nezleli ve döküntülü dönemlerde odasının rahat ve konforlu olması, iyi havalanması, ama hava akımının olmaması, oda sıcaklı ğının 20°C kadar olması ve odanın aşın aydınlatılmamış olması gerekir. Bu arada hastanın yalıtılmasının da (karantinaya alınmasının) tartışmalı olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü hastalığın en bulaşıcı olduğu aşama, henüz tanı konulamayan döküntü ön cesi dönemdir.
    Hastalık sırasında sıvı ya da yarı sı vı, kolay s’ndirilen, sebze çorbası, sütte ezilmiş bisküvi, taze meyve suyu (özel likle şekerli limonata ve portakal suyu) gibi besinler verilmelidir. Özellikle iştahın az, ateşin yüksek olduğu döküntülü evrede çocuk yemek için zorlanmpmalıdır.

    KORUNMA
    Günümüzde en etkili korunma yöntemi kızamık virüsüne Özgü insan gammaglobülinidir. Salgınlarda ve çocuğun sağlığının başka hastalıklar nedeniyle kötü oldu ğu dönemlerde korunmaya önem ve rilmelidir. Gammaglobülin, bulaşma dan Önce uygulandığında, kızamığı et kili bir biçimde önler; geç uygulandı ğında etkisizdir, yalnızca belirtileri hafifletir. Kızamık çocuklarda erişkin lere göre daha ağır geçtiğinden en iyi önlem gammaglobülin kullanılarak hastalığın hafif geçmesini sağlamak tır.

    İki ya da üç yaşından küçük ço cuklar dışındaki bireylerde bulaşmayı önlemektense koruyucu önlemlere ağırlık vermek önerilir. Hastalığı ge çiren çocuğun vücudunda kızamık vi rüsüne özgü antikorlar üretildiğinden yaşam boyu bağışıklık kazanılır.

    Kı zamık aşısı da korunma sağlayabilir; bu amaçla tavuğun embriyon hücrele rinden elde edilen ve etkinliği azaltıl mış bir kızamık virüsü türü kullanılır. Aşı, tek dozda derialtına şırınga edi lir. Bebeklere dokuz aydan başlayarak kızamık aşısı yapılabilir. Bu durumda yüzde 95 koruma sağlanır. Bir yaşın da yapılan aşılarda İse, koruma oram yüzde 99′dur. Salgın durumlarında al tı aylık bebekler de aşılanabilir. Ama aşının sonradan yinelenmesi gerekir. Aşıdan sonra çocuk çok hafif bir en feksiyon geçirebilir, ve kalıcı bağışıklık kazanır.
     
  2. kızamıktan nasıl korunur?
    1)aşı olunur
     
  3. çok teşşekürler ödevimi yetiştirdim
     

Bu Sayfayı Paylaş