Kızılören Köyü Hakkında Bilgi Pınarbaşı Kayseri

'Kayseri Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 25 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kızılören Köyü Hakkında Bilgi Pınarbaşı Kayseri konusu Kayseri İli Köyleri -Kızılören Köyü Pınarbaşı- Kızılören Köyü Hakkında Bilgiler -Kızılören Köyü Resimleri





    Kayseri
    Bilgiler
    Nüfus 206 (2007)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 38710
    Alan Kodu 0352
    Yönetim
    Coğrafi Bölge İç Anadolu Bölgesi
    İl Kayseri
    İlçe Pınarbaşı

    Kızılören, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine bağlı bir köydür.

    Tarihi

    Çok eskilere dayanır, ilk olarak yerleşim yeri olarak Ermeniler tarafından kurulduğu rivayet olunur. Kızılören Köyü, aslen Adana'dan 19. Yüzyılın sonlarında Torosların güneyinden gelen akrabalardan oluşmaktadır. Köy 4 veya 5 akrabalardan oluşmaktadır, Köyün eski ismi Kızılviran'dır. Daha önce göçebe hayatı yaşayan Avşar Boyları'ndandır. Avşarlar, Oğuzların Bozok kolundandır. Savaş Zamanlarında Selçuklu ve Osmanlıların seferlerinde en önde yeralmışlardır. Savaşma yeteneğine sahip bir halktır. Başkaldırının Ozanı Dadaloğlu Boy'a önder olmuştur. Osmanlı baskısına dayanamayarak, göçerliği bırakmış ve yerleşik hayata geçmişlerdir. Başlıca Aileler, Aydemir, Vural, Atay aileleridir. Köyün ilk öğretmeni Mahmut Aydemir'dir. Mulla Ali lakabıyla tanınan öğretmen Ali Vural, köy halkının sosyo-kültürel gelişiminde önemli rol oynamıştır.
    Kültür

    Kızılören Köyünün yemekleri çok özeldir. Yemekleri tadılmaya değer. Tabiatı kadar yemekleri de güzeldir. Taze Yayık ayranı, peyniri, sade yağı enfestir.
    Coğrafya

    İki yaylası olan bir çam ormanlığı sahip çok güzel doğal kaynaklardan çıkan buz gibi suları vardır. Yaylaları; Kayaaltı, Koçpınarı adını yanında bulunmuş olduğu dağdan almıştır. Torosların başlangıcını birlikte başlayan tabiata sahip olan bir bölgedir. girişinde muhteşem bir camisi yan tarafında Kızılören ilköğretim okulu, okulun karşısında çeşmesi kuzeydoğusunda mezarlığı olup mezarlığın doğusunda meşeliği vardır. Bu köy 2 mezraya sahiptir. Bu mezralar çamlıca ve mezgitli mezralarından oluşmuştur. Yakın komşu köyler, Artmak, Hasırcı köyleridir.
    İklim

    Karasal iklime sahiptir. Kış mevsimi sert geçer, yaz aylarında kuraktır. Bahar aylarında yemyeşildir.
    Nüfus

    Kış aylarında 200, yaz aylarında 300 kişi civarında olan Kızılören Köyü cennetten bir köşedir adeta. Yaz aylarında doğası görülmeye değer. Huzur, rahatlık, ferahlık, sağlık doludur. Hani yaşamasam o kadar mavranıza inanırım.
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007 157
    2000 200
    1997 206
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi zayıftır, Nüfusun büyük çoğunluğu, fakir fukaradan oluşur. İşbaşına gelen yönetimlerin ilgisinden hep mahrum bırakılmıştır. Öncelikle hayvancılığa dayanır, sırayı tarım alır, yonca ekimi ,arpa, buğday ,goringe,bağ bahçe işleri ile madenler katkı sağlar. Hayvancılık ve tarım köyden göç sebebiyle, ileri düzeyde değildir. Köyde kalan genç nüfusun büyük bir çoğunluğu Pınarbaşı çevresindeki madenlerde çalışarak geçimlerini temin ederler. Şehre göç edenler artık kendilerini tüm iş sahalarında yavaş yavaş göstermeye ve hissettirmeye başlamışlardır.
    Muhtarlık

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2004 - Durdu ATAY
    1999 - Durdu ATAY
    1994 - Osman ÖNAL

    Altyapı

    Köyde yeni yapılmış olan yollar iyi durumdadır, asfaltlanmıştır. Okulu çok iyi olmasa da okuma yazma öğretecek kadar vardır. Sağlık ocağı yoktur. Elektrik ve sabit telefon kullanılmaktadır. Kanalizasyon 2006 yılında yapılmıştır.
    Ulaşım
    S.S. Yayla-Koop minübüslerinin hetgün Kızılören Köyü’ne seferleri vardır. Yaz aylarında 13:00 ve 18:00 da tatil bitiminde ise sadece 13:00 de minübüs seferleri vardır.

    TARİHSEL ZORUNLU İSKAN: Kozan oğulları, itaat altına alındıktan sonra İstanbul, Şam, Trablusşam, Yozgat ve Sivas taraflarına sürüldüler (Sözgelimi İstanbul'da oturmasına izin verilen Kozanoğlu Ahmet Bey, hasret ve acı dolu bir mektubu II. Abdulhamit'in selamlık arabasının içerisine atınca bu olayı haber alan padişah "bana kağıt atan her şeyi atar" diyerek Ahmet Bey ve arka-daşlarını Trablusgarb'a sürdü). Kozan ve çevresi üç kazaya bölündü (Sis, Belenköy, Haçın). Kadirli'de bunlara eklenerek 4 kazadan oluşan bir sancak oluşturuldu ve kaymakamlığına Mirliva Hüsnü Paşa getirildi. Merkez olarak ta Sis kasabası uygun görüldü. Bu arada, daha ordu Sis'te iken halk arasında kolera hastalığı yayılır ve Fırka-i İslahiye askerlerine de sıçrar. Çok sayıda ölenler olur. Hastalık yüzünden fırka daha ileri gidemedi. Feke'de bir miktar asker bırakılıp geri çekildi. İskan diğer yerlerde başarılı olmuşken Kozan'da yarım kaldı. Bu savaşlar sonunda Afşarların ileri gelenlerinden bir kısmı tutuklanarak İstanbul'a gönderildi. Halit Bey Diyarbakır'a sürüldü (Pınarbaşı'nın Halitbeyöreni köyü, Avşarların miri reisi olan Halit Beyin yaşadığı yerdi.). Hacı Bey ise obasını alarak Bozok'a gitti. Neticede Afşarlar Fırka-i İslahiye ile anlaşmaya varabilmişlerdir. Onlar yaylakları olan Uzunyayla'da yerleşmeye razı olmuşlardır. Avşarların iskanı kabul ettiği bu sıralarda ise başlarına yeni bir felaket gelecektir. Rus istilası sonucu memleketlerini terk ederek İmparatorluk Türkiye'sine sığınan Kafkas muhacirlere yer arayan devlet, iskan siyasetinin en hatalı işini yapıyor ve bula bula yerleşmeyi kabul eden Afşarların yurtlarını ve yaylalarını bularak bu muhacirlere veriyordu. Basiretli bir iskan siyaseti, bu Çerkez muhacirlerin boş yerlere iskan olunmasını gerektirirdi. Halbuki vatandaşlık insan ve mülkiyet hakları çiğnenerek iptidai bir usulle yıllardır bu toprakların sahibi Afşarlar sürülüp, yurtları muhacirlere verilecektir. Uzunyayla'nın Çerkezlere verilmesini bizzat Abdülaziz ve o dönemin hükümeti emretmiştir. Bunda herhalde Abdülaziz'in annesinin Çerkez olmasının yanında Rus istilası sonucu Osmanlı'ya Çerkezlerin göçü başlayınca, padişah sarayı ile büyük konakların Çerkez cariyeler ile dolmuş olmasının büyük rolü vardır. Son zamanlarda kadın efendiler ile Valide Sultanlar da Çerkez kadınlar arasından çıkmıştır. Avşarlar kendi yaylakları olan Uzunyayla'ya Çerkezlerin yerleşmesini önlemek istemişler ve bunun sonucunda iki taraf arasında çatışmalar patlak vermiştir. Bu tarihlerde hükümet göçebelere karşı göçmenleri daha fazla koruyordu. Çünkü Afşarları kontrol altına almak için Çerkezlerden yararlanmaya çalışmaktaydı. Ayrıca Afşarların Uzunyayla ile Çukurova ara-sında gidiş gelişleri sırasında çiftçi halkın tarla, bağ ve bahçelerine zarar vermeleri yüzünden bu halkta hükümete Afşarlardan olan şikayetlerinin iletmişlerdir. Bu da hükümeti Afşarların aleyhine daha çok döndürmüştür. Devlet, Çerkezleri Uzunyayla'nın giriş ve çıkışlarını kontrol ederek Afşarları buraya girmekten men edecek geçitleri koruma görevini yerine getirebilecekleri yerlerde yerleştirildi. Bunun üzerine Afşarlar, Çerkezlere saldırarak zayiat verdirmişler, sonuçta iki taraf arasında çetin çatışmalar olmuştur 1861. (Bu çatışmalar genelde Halitbeyöreni, Kaynar ve Yahyabey köyleri arasındaki sahada gerçekleşti). Sivas Valisi olay yerine gelerek iki tarafı barıştırmış ve Afşarların öldürdükleri Çerkezler için diyet olarak bir miktar para vermeleri ile olayları yatıştırmıştır. Ancak ertesi yıl aralarında yine çatışma çıkınca, hem Çerkezlere hem de yerli halka karşı tehdit oluşturduk-ları gerekçesiyle devlet Afşarlar üzerine asker gönderdi. Bu savaşlarda Çerkezlerinde desteklediği Osmanlı ordusu Avşarları kırarak itaat altına aldı. Devlete olan birikmiş vergi borçlarını da ödemeye zorlamış ve bir kısmını Harput ve Kastamonu gibi uzak yerlere iskan etmiştir. Ayrıca elebaşlarının bazılarını kur'a neferi olarak askere almış, bazılarını da Ergani Madeni'ne sevk etmiştir. 1863'te Afşarların hükümetin otoritesi altına alınmaları ve bilhassa 1865'de zorla toprağa bağlanmaları ile Çerkezlerin Uzunyayla'ya yerleştirilmesi kolaylaşmıştır. Ayrıca bazıları devlet tarafından Artvin bölgesine yerleştirilerek sınırda görevlendirilmiştir. İskan sırasında Afşar boy beyi Çerkezoğlu Hacı Bey'dir. Zamanla Çerkezlerle Afşarlar arasında sükunet olur ve Pınarbaşı ilçesi Potuklu köyü sınır kabul edilir. Böylece devlet desteği ve beylerin de göz yumması ile Razamazanoğullarından bu yana Afşarların yurdu olan Uzun yayla Çerkezlere terk edilir. Afşar Beyi Hacı Bey Fırka-i İslahiye'ye gelerek Uzunyayla'nın elden çıkması ve yerleşmekte devlet emri olduğundan Sarız havalisine aşireti ile yerleşmek istediğini belirtir. Böylece Afşarlar Kayseri yöresinde Sarız, Pınarbaşı ve Tomarza ilçeleri, Adana'nın Tufanbeyli, Kozan, Kadirli ilçelerinde yerleştirilir. Yeni köyler, kasabalar kurulur. Nüfus kütüklerine geçerek ilk defa resmen Osmanlı vatandaşı olurlar. Arazi tapuları ise bundan sonra verilmeye başlandı. Sırkıntı aşiretine gelince, onlar Çukurova'da kışlar, İnderesi'nde yaylaya çıkarlardı. Sırkıntılılar, henüz 1859'da Kozanoğullarının idaresi altında zulüm gördükleri için ziraatla uğraşmak istediklerini bildirerek iskanlarını istemişlerdi. Fırka onları kışlaklarına iskan etmiş ve bir çok köyler kurmuşlardı. Sırkıntılılar, Sarıçam ile Ceyhan nehri arasında 18 köyde yaşamaktadırlar ve Tepecikören köyü bey köyüdür. Fırka-i İslahiye ile Türkmenlerin son savaşı 1877'de Kilken Çayı ile Akdeğirmen (Kozan Barajı kuzeyi) tarafında oldu. Türkmenler 75 ölü ve 200 yaralı verirken Fırka görevlisi Akif Paşanın tek ölmüş adamı yoktur. Fırka-i İslahiye'nin bu iskan hareketi bazı zararlar doğurmasına rağmen başarılı olmuş ve devir için faydalı hizmetler görmüştür. Bölgedeki aşiretlerin çoğu zorluklarla karşılaşılsa da başarıyla yerleştirilmiş, kimi aşiretler de kazanılarak iskana kolaylık göstermelerine sebep olmuştur. Üstelik, daha önce yerleşik hayata geçen bazı aşiretlerin hayat seviyelerini yükselmesi aşiretlerin bir kısmını iskana yönlendirmiş ve Fırka'nın gelmesinden çok önce yerleşmek için baş vuranlar da (Kırıntılı ve Sırkıntılılar) olmuştur. Böylece yerleşilen bölgeler şenlenmiş, ziraat gelişmiş ve kargaşa sona ermiştir. Kurulan kasabalar zamanla gelişerek günümüzde önemli merkezler haline gelmiştir. Islahatın bazı hataları yüzünden bölgeyi terk eden (genellikle Halep ve çevresine kaçmışlardır) aşiretler de olmuştur. İskan sırasında konar göçerlerin hayvan otlatmalarına bakılarak iskan sahasında mera bulmalarına dikkat edilmiş, kendi istedikleri yerlere yerleşmelerine rıza gösterilmiştir. Ancak fırkanın bu hoş görünüşü Afşarlardan esirgediğini görüyoruz. Onlar nüfus bakımından diğer Türkmenlere nazaran daha kalabalık olmalarına rağmen, dağlık, dar ve verimsiz bölgelere yerleşmek mecburiyetinde kalmışlardır. Toplu olarak ise Kayseri'nin Pınarbaşı, Sarız ve Tomarza ilçeleri ile bunlara bağlı yüz civarında köye yerleşmişlerdir. Yayla yöresine yerleşenlere Çukurova'ya inmek; Çukurova'ya yerleşenlerin ise yayla yörelerine gitmeleri yasaklanmıştır. Prof. Besim Atalay bu konuda şunları söylüyor. "Kuru iskan imha demektir. Asırlardan beri alışılan bir hayat tarzı birden bire değiştirilemez. Bunlar derece derece iskan ve ıslah edilmeleri gerekirken bu yapılmadı. Üzerlerine asker çekildi. Ordu sevk edildi. Topa tutuldu. Obaları, yaylaları, kışlaklar yakıldı, yıkıldı, beyler kurşuna dizildi. Kadın ve çocuklar öldürüldü. Gelinler esir edildi. dağıtıldı. Türklüğü üç büyük kıtada hakim kılan bu sevimli babayiğitlerle beraber ocakları, koyunları, hayvanları mahvolup gitti." Ünlü ozan Dadaloğlu da bu olayı şöyle anlatıyor : "Derviş Paşa, yaktı yıktı elleri Soldu bütün yurdumuzun gülleri Karalar giydik te attık alları Altınımız geçmez akça tunç oldu"




    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş