Kıyamet Alametleri

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda DilzaR tarafından 9 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kıyamet Alametleri konusu Kıyamet alametleri iki başlık altında incelenir: Küçük alametler, büyük alametler. Alametlerin büyük veya küçük diye nitelenmeleri önemlerinden dolayı değil, açıklanan sebepten dolayıdır.
    1. Küçük Alametler. Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlakın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak büyük alametlerden çok önce meydana gelecek olan olaylardır. Peygamberimiz'in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi, ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması, şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması, ehliyetsiz insanların söz sahibi olması, adam öldürme olaylarının artması, dünya malının bollaşması, zekat verecek faki*rin bulunmaması gibi olaylar kıyametin küçük alametlerinin bazılarıdır (Buharî, "Tefsir", 79, "Hudüd", 20, "Fiten", 25; Tirmizî, "Fiten", 34; İbn Mace, "Fiten", 25; Ebu Davud, "Sünnet", 15).
    2. Büyük Alametler. Kıyametin kopmasının hemen öncesinde meydana gelecek ve birbirini izleyecek olan olaylardır. Büyük alametler, tabiat kanunlarını aşan ve insan iradesinin dışında gerçekleşen olaylardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, "Kıyametten önce on alamet görmediğiniz sürece dünyanın sonu gelmez" buyurmuş ve bu alametleri şu şekilde sıralamıştır (Müslim, "Fiten", 39; Ebu Davud, "Melahim", 11; İbn Mace, "Fiten", 28):
    a) Duman. Müminleri nezleye tutulmuş gibi bir duruma getiren ve kafirleri sarhoş eden bir dumanın çıkışı ve bütün yeryüzünü kaplaması.
    b) Deccal. Bu isimde bir şahıs çıkacak ve Tanrılık iddiasında bulunacak, istidrac denilen bazı olağan üstülükler gösterecek ve Hz. İsa tarafından öldürülecektir.
    c) Dabbetü'l-arz. Bu isimde bir canlı çıkacak, yanında Hz. Musa'nın asası ve Hz. Süleyman'ın mührü bulunacak, asa ile müminin yüzünü aydınlatacak, mühür ile kafirin burnunu kıracak, böylelikle müminlerin ve kafirlerin tanınmaları sağlanacaktır.
    d) Güneşin Batıdan Doğması. Evrenin tek hakimi Allah'ın emriyle güneş batıdan doğacak, bu olaydan sonra iman edenlerin imanı, kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir.
    e) Ye'cüc ve Me'cüc'ün Çıkması. Bu isimde iki topluluğun yeryüzüne dağılarak bir süre bozgunculuk yapmaları da kıyametin bir başka büyük alametidir.
    f) Hz. İsa'nın Gökten İnmesi. Hz. İsa kıyametin kopmasına yakın gökten inecek, insanlar arasında adaletle hükmedecek, Hz. Peygamber'in dini üzere amel edecek, deccalı öldürecek, sonra da ölecektir.
    g) Yer Çöküntüsü. Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsü meydana gelecektir.
    h) Ateş Çıkması. Hicaz taraflarında büyük bir ateş çıkacak ve her tarafı aydınlatacaktır.
    Kıyamet alametleriyle ilgili olarak hadis kitaplarımızda pek çok rivayet ve bilgi bulunmaktadır. Ahiretle ilgili diğer konularda olduğu gibi kıyamet alametlerinin mahiyeti konusunda da gerçek bilgi sahibi yüce Allah'tır. Onların gerçek yüzü bilinemez. Ancak bazı yorumlar yapılabilir, mahiyeti ise Allah'a havale edilir.
     
  2. DilzaR

    DilzaR Üye

    Kıyamet ne zaman kopacak? Kıyâmet alâmetleri nelerdir?

    Kıyâmet ne zaman kopacaktır, belli başlı alâmetleri var mıdır? Kıyâmetin ne zaman kopacağı bildirilmemiş, (Onu ancak Allah bilir) buyurulmuştur. (A'râf 187, Ahzâb 63)

    Kıyâmetin kopmasına yakın çeşitli alâmetler çıkacaktır. Kurân-ı kerîmde buyuruluyor ki:
    (Rabbinin ba'zı âyetleri [alâmetleri] geldiği gün, önce îmân etmemiş veya îmânında bir hayır kazanmamış olana, o günkü îmânı fayda vermez.) [En'âm 158]

    Ba'zı âyetlerden maksat, Güneş'in batıdan doğması gibi Kıyâmet alâmetidir. &127On büyük alâmet çıkmadıkça Kıyâmet kopmıyacağı hadîs-i şerîfle bildirmiştir.

    Büyük alâmetler
    1- Mehdî gelecektir. Babası Abdullah, annesi Âmine'dir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Mehdî'nin başı hizâsında bir bulut olacak, buluttan bir melek "Bu Mehdîdir, sözünü dinleyin" diyecektir.) [Ebû Nuaym]

    2- Deccâl gelecektir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Deccâl çıkınca, tanrı olduğunu söyler. Onun tanrı olduğuna inananın îmânı gider.) [İbni Ebî Şeybe]

    3- Hz. Îsâ gökten inecektir. Kurân-ı kerîmde buyuruluyor ki:
    (Allah'ın resûlü Meryem oğlu Îsâ'yı öldürdük dedikleri için yahûdîleri la'netledik. Onlar Îsâ'yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine Îsâ gibi gösterildi.) [Nisâ 157]
    Hz. Îsâ göğe kaldırılmıştır. (Nisâ 158)
    (Elbette o [Hz. Îsâ'nın Kıyâmete yakın gökten inmesi], Kıyâmetin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyin.) [Zuhruf 61-Tibyân]

    4- Dâbbet-ül-arz çıkacak. Bu hususta birçok hadîs-i şerîf vardır. Biri şöyle: (Dâbbet-ül-arz, mü'mine âsa ile dokunur, alnına "Bu Cennetlik" yazılır, yüzü nûrlanır. Kâfire vurunca, "Cehennemlik" diye yazılır, yüzü simsiyah olur.) [F. Fevâid]
    Bu hayvandan Kur'ân-ı kerîmde de bahsedilmektedir. (Neml 82)

    5- Ye'cüc ve me'cüc çıkacaktır. Ye'cüc-me'cüc seddi yıkıp çıkar. (Enbiyâ 96)

    6- Duman çıkacaktır. Yeri göğü duman kaplar. (Duhan 10)

    7- Güneş batıdan doğacaktır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Güneş batıdan doğmadıkça Kıyâmet kopmaz. O zaman herkes îmân ederse de fayda vermez.) [Müslim]

    8- Ateş çıkacaktır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Hicâzdan çıkan ateş, Basra'daki develerin boyunlarını aydınlatır.) [Müslim]

    9- Doğu, Batı ve Arabistan'da ay tutulacak ve yer batması olacak. (B.Arifin)

    10- Kâ'be yıkılacaktır. (T.Kurtûbî)
    Kıyâmet koparken, dünya, şimdiki yörüngesinden çıkıp, başka bir yörüngeye girer, daha sonra dağlar hallaç pamuğu gibi atılır, taş taş üstünde kalmaz, apartmanlar, gökdelenler, saraylar yıkılır. Madden böyle virân olduğu gibi ma'nen de, virân olur.
    Kıyâmetin küçük alâmetleri ile ilgili hadîs-i şerîflerden ba'zıları şöyle:
    (Ticaret çoğalır, izinsiz ticâret yapılmaz.) [Müslim]
    (Erkekler azalır, kadınlar çoğalır, zinâ artar.) [Buhârî]
    (Çalgı her yere yayılır, zaptiye, gammaz ve gıybetçi çoğalır.) [Beyhekî]
    (Câmiye giren iki rek'at namaz [tehiyyet-ül mescid] kılmaz.) [Taberânî]
    (Sadece tanıdıklara selâm verilir. Yazarlar çoğalır.) [Hâkim]
    (İlim kalkar, cehâlet, anarşi ve ölüm çoğalır.) [İbni Mâce]
    (Zengine malı için ta'zim edilir. Esnaf, ölçü ve tartıda hîle yapar. Köpek beslemek, evlâd yetiştirmekten câzip gelir. Veled-i zinâ çoğalır.) [Taberânî]
    (Fırat'ta bir altın define çıkar. Görenler ondan bir şey almasın!) [Buhârî]
    (Ehli olmayana iş verilir.) [Buhârî]
    (Ulema, halkın istediği yönde fetvâ verip, helâla haram, harama helâl derler, Kur'ânı ticârete âlet ederler.) [Deylemî]
    ("Şu kabirdeki ben olsaydım" denmedikçe Kıyâmet kopmaz.) [Müslim]
    (Kötü iyi, iyi kötü gösterilmedikçe, Kıyâmet kopmaz.) [Harâitî]
    (Zelzele, fitne, katillik artmadıkça, Kıyâmet kopmaz.) [Buhârî]
    (Lûtîlik mubah sayılıp, taş yağmadıkça Kıyâmet kopmaz.) [Deylemî]
    (Kardeşler farklı dinden olmadıkça Kıyâmet kopmaz.) [Deylemî]
    (Şerliler dünyaya hâkim olmadıkça Kıyâmet kopmaz.) [İbni Mâce]
    (Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça Kıyâmet kopmaz. Yahudilerin gizlendiği taş ve ağaç, "Yahudi arkamda gel öldür" diyecektir.) [Müslim]
    (Yırtıcı hayvanlar, insanlarla konuşmadıkça Kıyâmet kopmaz.) [Tirmizî]
    (Allah diyen müslüman kaldığı müddetçe Kıyâmet kopmaz.) [Müslim]
    (Kıyâmet, yalnız kötüler üzerine kopar.) [Buhârî, Müslim]


    Diğer alâmetler
    Hadîs-i şerîfle bildirilen diğer alâmetlerden ba'zıları:

    1- Emânete riâyet kalkar.
    2- Kötüler söz sahibi olur.
    3- İçki ve tefecilik âşikâr olur.
    4- Zekât verilmez.
    5- Hanıma uyulur, anneye isyân edilir.
    6- Kur'ân-ı kerîm tegannî ile okunur.
    7- Zararından korunmak için herkese müdâra edilir.
    8- Gençler fâsık olur.
    9- Sonra gelenler, önceki âlimleri câhillikle suçlar.
    10- Bid'atler yayılır.
    11- Bilgin denilenlerde, zerre kadar îmân olmaz.
    12- İslâma uymak ayıp sayılır, hor görülür.
    13- Herkese iyilik edenler ahmak sayılır.
    14- İslâma uymak, ateşi elde tutmak gibi zor olur.
    15- Mescidlerde fâsıkların sesi yükselir.
    16- Emr-i ma'ruf ve nehy-i münker kalkar.
    17- Günâha teşvik artar. İyiliğe mâni olunur.

    İbni Ömer hazretleri buyuruyor ki: Kıyâmet alâmetleri zuhur edince dine daha çok sarılmalıdır! Bunlardan birkaçı şöyle:

    1- Âlimler ilmi, para karşılığı öğretir.
    2- Akrabalık münâsebetleri kopar.
    3- Ana-babaya isyân edilir.
    4- İyiler azalır.
    5- Dünya menfaati için din âlet edilir.
    6- Binalar yükselip heva-i nefse uyulur.
    7- İltimas, rüşvet çoğalır.

     
  3. DilzaR

    DilzaR Üye

    Kuran; Mevsimler anormalleşecek..
    İncil; Ruhsal hastalıklar artacak..
    Tevrat; Anadolu'da 3.Dünya savaşı çıkacak..

    Bugüne kadar birçok kez kıyamet alametleri hakkında senaryolar yazıldı, filmler çekildi. Birçok felaket kıyamete yoruldu. Ancak bu alametler üç kutsal kitapta geçiyor ve üç kitabın ortak yönü ise kıyamete iman... Küresel ısınmanın getireceği felaketlerin tartışıldığı şu günlerde işte Kur'an, Tevrat ve İncil'den kıyamet alametleri...

    KURAN'DA KIYAMET

    İlahiyatçılar; depremlerin insanlar için adete bir ders oladuğunu söylüyor ve koyamet habercilerini sıralıyor;
    *Deprem
    *Buzulların erimesi
    *Kutuoların yer değiştirmesi
    *Dev göktaşlarının dünyaya doğru hızla yaklaşması
    *Mevsimlerin anormalleşmesi
    *Dünya nüfüsunun önelemez artışı
    *Uçan meçhul cisimler, yani Ufo'lar

    Kıyamet, başta dünya olmak üzere bütün gezegenlerin parçalanarak evrenin bütünüyle yk olacağı ilahi bir son oluş eylemidir. Kıyametin kopuş tarihi asla bilinmez; bu bilgi peygamberlere dahi verilmemiştir.
    Mezhepler kıyamet alametleri konusnda görüş birliğinde değildir. Kura'an göre kıyamet sahnesinde "İkinci Sur" üflendiği zaman bütün insanlar 33 yaşındaki halleriyle yüysüz ve bembeyaz şekilde tekrar dirilip hesap için mahşer alanında toplanacaklar ve amel defterleri ortaya sürülüp dünyada yaşadığı kulluğa göre cennet ve cehennem yurduna gönderilecekler.

    İNCİL'DE ALAMETLER

    İncil'de bahsedilen kıyamet kavramı ve Sur üflenmesi ile ilgili bilgiler Kuran-ı Kerim ile örtüşmektedir.Ancak kıyamet alametleri konusunda farklı anlatışlar vardır;
    *Büyük insan soykırımının yaşanması
    *Yedi mührün sırlarının tek tek ifşa edilmesi
    *Dört canlı bir varlığın ortaya çıkması
    *Demir çağının yaklaşması
    *Ruhsal hastalıkların artması
    *Özürlü doğumların ve düşüklerin çokça yaşanması

    TEVRAT'TA KIYAMET

    Tevrat'ın Leviler bölümü 25'inci babında kıyametin Cumartesi günü kopacağı ifade edilir. Yahudiler 200 yılında kıyamet kopacak diyorlardı ama yine de yanılgıya düştüler. Yine yahudi inancına göre kıyamet Kova burcunda kopacaktır. Yahudi kültüründe güneş ve ay tutulmaları kıyamet evrelerini tetikleyen alametlerdir. Dünya savaşları da kıyamet alametleridir. Anadolu'da Yahudiler ve Müslümanlar arasında 3. Dünya savaşı çıkacak, Yahudiler kazanacak, vaade edilen kutsal yurda yerleşilecek ve son özgürlüğün sesi Sur üflenip kıyamet kopacak.
    *Dejenerasyonlar
    *Doğal afetler
    *İklim değişiklikleri
    *Nil Nehri'nin tamamen kuruması
    *Mısır ve Kudüs'ün her yanını çalılık ve dikenlerin sarması
    *Zinanın artması
    *Kadınların yönetime geçmesi

    KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ

    *Deccal'in ortaya çıkması
    *Yecüc ve Mecüc denilen acayip varlıkların topluluk olarak nüfus sahibi olup ortalığı kasıp kavurması
    *Hz. İsa Prygamber'in dirilip dünyaya ikinci kez gelişi
    *Yeryüzünde büyük yangın çıkması ve asla dumanın sönmemesi
    *Büyük bir salgın hastalığın dünyayı kasıp kavurması
    *Güneşin Batı'dan doğması
    *Dabbetül Arz denilen bir varlığın ortaya çıkıp yerin altını üstüne getirmesi, gezegenlerin taş gibi fırlatması
    *Kabe'nin yıkılıp enkaz haline gelmesi
    *Yeraltından lavların püskürüp insanları önüne katıp sel gibi akması.
     
  4. DilzaR

    DilzaR Üye

    Büyük Şehirlerin Yok Olması: Savaşlar ve Afetler


    Giriş
    Tarih boyunca pek çok insan dağların heybetli yapılarını, yıldızların ve Güneş'in büyüklüklerini kendi ilkel anlayışlarına göre yorumlamış; evrenin sonsuza kadar var olacağını zannetmişlerdir. Bu inanış çok tanrılı ve maddeci Yunan felsefelerinin, Sümer ve Mısır dinlerinin bel kemiğini oluşturmuştur.
    Böyle bir inanca sahip insanların büyük bir yanılgı içinde oldukları bizlere Kuran'da bildirilmiştir. Allah'ın Kuran'da verdiği haberlerden biri evrenin yaratıldığı ve bir sonunun olduğu gerçeğidir. Tüm insanlar ve canlılar gibi evrenin de bir ölümü vardır. Milyarlarca senedir işleyen kusursuz düzen herşeyi yaratan Rabbimizin eseridir ve bu düzen O'nun emriyle ve O'nun belirlediği bir zamanda görkemli bir şekilde son bulacaktır.
    Kainatın, mikroorganizmalardan insanlara kadar içindeki tüm canlılar, yıldızlar ve galaksilerle birlikte ortadan kaldırılacağı zaman ayetlerde "saat" olarak ifade edilir. Bu "saat" herhangi bir saat değildir; Kuran'da "kıyamet vakti" anlamında kullanılan belirli ve özel bir saattir.
    Kuran'da "kıyamet saati"nin geleceği haberinin yanı sıra, o zaman yaşanacak olaylar da tüm aşamalarıyla ayrıntılı olarak tasvir edilmiştir: "Gök yarılıp-parçalandığı zaman", "Denizler tutuşturulduğu zaman", "Dağlar kökünden sökülüp savrulduğu zaman", "Güneş köreltildiği zaman"… İnsanların bu dehşet verici felaket karşısındaki korkuları, panikleri ve şaşkınlıkları da ayetlerde detaylı olarak anlatılmış, kaçacak veya saklanacak herhangi bir yer bulamayacakları vurgulanmıştır. Bunlardan çıkaracağımız sonuç, hiç şüphesiz kıyametin kainatın tarihinde benzeri yaşanmayan çok büyük bir felaket olacağıdır. Kıyamet günü hakkındaki detaylı çalışmalarımız "Kıyamet Günü" ve "Ölüm Kıyamet Cehennem" adlı kitaplarımızda bulunmaktadır. Bu site ise kıyametin yaklaşmasına doğru gerçekleşeceği bildirilen olayları konu almaktadır.
    Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki kainatı bekleyen kaçınılmaz sonun, her dönemde merak uyandıran bir konu olduğu ayetlerde haber verilmektedir. Ayetlerde, insanların Peygamberimiz (sav)'e kıyamet saatinin ne zaman geleceğini sorduğunu Allah şöyle bildirmektedir:
    Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. (Araf Suresi, 187)
    "O ne zaman demir atacak?" diye sana kıyamet-saatini soruyorlar. (Naziat Suresi, 42)
    Peygamberimiz (sav)'e bu soruya "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır." (Araf Suresi, 187) şeklinde cevap vermesini Allah emretmiş, böylece kıyametin zamanını sadece Kendisinin bildiğini ifade etmiştir. Bu ayetten, kıyametin ne zaman gerçekleşeceğinin bilgisinin insanlardan saklandığı anlaşılmaktadır.
    Kuşkusuz sonsuz ilim sahibi olan Rabbimizin kıyamet saatini gizli tutmasının hikmetleri vardır. Örneğin böylece her yüzyılda yaşayan insanların "kıyamet-saatinden içleri titremekte olanlar" (Enbiya Suresi, 49) gibi hareket etmeleri istenmektedir. Yine insanların, kıyamet gününün azabı ve dehşeti apansız gelmeden önce, Allah'ın azametini ve sınırsız kudretini düşünmeleri ve O'nun dışında sığınılacak bir yer olmadığını anlamaları istenmektedir. Eğer kainatın ölüm vakti tam olarak bilinseydi, bu dönemden önce yaşayanlar kıyameti derin bir şekilde düşünme gereği hissetmeyebilecekler, ayetlerde tasvir edilen kıyamet olaylarına duyarsız yaklasabileceklerdi.
    Ancak belirtmek gerekir ki, kıyamet saati hakkında bilgi veren birçok ayet bulunmaktadır. Konuyla ilgili diğer ayetleri incelediğimizde önemli bir gerçekle karşılaşırız. Kuran'da kıyamet için bir tarih açıklanmaz, fakat kıyamet öncesinde ortaya çıkacak alametler haber verilir. Bir ayette kıyametin birçok işaretinin bulunduğunu Allah bize şöyle bildirir:
    Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar? (Muhammed Suresi, 18)
    Bu ayette, öncelikle, geleceği bildirilen kıyametin alametlerinin Kuran'da yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu "büyük haber"in işaretlerini anlamak için yapmamız gereken ayetler üzerinde düşünmektir. Aksi takdirde, ayette bildirildiği gibi, kıyamet anı geldikten sonra düşünmenin bir faydası olmayabilir.
    Peygamberimiz (sav)'in günümüze ulaşan sözlerinin, yani hadislerinin bir bölümü kıyamet alametleri hakkındadır. Peygamberimiz (sav) hadislerinde hem kıyamet işaretlerini haber vermiş, hem de kıyametin hemen öncesindeki dönem ile ilgili detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Kıyamet alametlerinin ortaya çıkacağı bu devir İslami kaynaklarda "Ahir Zaman" (Son Zaman) şeklinde isimlendirilmiştir. Ahir Zaman ve kıyamet alametleri konuları İslam tarihi boyunca oldukça dikkat çekmiş, İslam alimlerinin ve araştırmacıların eserlerine sık sık konu olmuştur.
    Tüm bilgiler biraraya getirildiğinde ortaya önemli bir sonuç çıkmaktadır. Ayet ve hadisler Ahir Zaman'ın iki safhalı olduğunu göstermektedir. Birinci devre dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu bir dönem; bunun ardından gelecek ikinci devre ise "Altınçağ" olarak adlandırılan, Kuran ahlakının ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı bir çağdır. Dünyanın, Altınçağ'ın sona ermesiyle birlikte çok hızlı bir sosyal çöküş içine girmesiyle de kıyamet saatinin gelişi beklenmektedir.
    Bu sitenin amacı da kıyamet alametlerini ayet ve hadisler doğrultusunda incelemek; bu işaretlerin birbiri ardınca, birebir tasvir edildiği şekilde, içinde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya başladığını gözler önüne sermektir. On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı, inananların Allah'a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. İlerleyen sayfalardaki çalışmamız da Rabbimizin "Ve de ki: Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." (Neml Suresi, 93) vaadi doğrultusunda hazırlanmıştır.
    Özellikle belirtmek istediğimiz önemli bir husus da şudur ki, herşeyin en doğrusunu Allah bilir. Her konuda olduğu gibi kıyamet hakkında da O'nun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur.

    Savaşlar ve Anarşi
    On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed, kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara dayalı düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara aktarmıştır. Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis kitapları ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze ulaşmıştır. Elinizdeki kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler de Peygamberimiz (sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri içermektedir.
    Bu aşamada, kıyamet alametleri hakkındaki hadislerin doğruluğu ve güvenilirliğine ilişkin bazı şüpheler akla gelebilir. Tarihte Peygamberimiz (sav)'e atfen bazı sahte hadisler uydurulduğu bilinen bir gerçektir. Fakat araştırmamıza konu olan hadislerin Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmiş sözler olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Elimizde doğruyu yanlıştan ayırmaya yarayan bir yöntem bilgisi bulunmaktadır. Bilindiği gibi, kıyamet ile ilgili hadisler geleceğe yönelik olayları ihtiva etmektedir. Bu nedenle zaman içerisinde, hadisin birebir gerçekleşmesi sözlerin kaynağı konusundaki tüm kuşkuları ortadan kaldırmaktadır.
    Söz konusu kıstas Ahir Zaman ve kıyamet alametleri üzerine araştırma yapan birçok İslam alimi tarafından da kullanılmıştır. Konunun uzmanlarından Bediüzzaman Said Nursi de Ahir Zaman hakkındaki hadislerin günümüzde meydana gelen ve gözle görülen olaylara tam mutabık çıkmasının hadislerin hakikat olduğunu gösterdiğini ifade etmiştir.3
    Hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin Ahir Zaman olduğunu göstermez. Zira bir devrin Ahir Zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:
    [​IMG]
    Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.



    Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167
    [​IMG]

    Yukarıdaki bilgi ışığında Ahir Zaman hadisleri incelendiğinde hayret verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara, Allah'ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.

    Peygamberimiz (sav) Ahir Zaman'ın özelliklerini anlattığı bir hadisinde şunları haber vermiştir:
    [​IMG]
    Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde…

    Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.454
    [​IMG]
    "Hercü merc" kelimesinin sözlüklerdeki karşılığı "darmadağınıklık, karmakarışıklık" anlamlarıdır ve hadiste bu durumun belirli bir bölge ile sınırlı kalmayıp, dünyanın her tarafına yayılacağı belirtilmektedir. Yolların kesilmesi ve bir kısım insanların diğerlerine saldırmaları da hadiste işaret edilen çağın belirtileri arasında sayılmaktadır.
    Başka bir hadiste de yukarıdaki olay benzer şekilde yer almaktadır. "kıyamet yaklaşır… herc çoğalır" diyen Peygamberimiz (sav)'e "herc"in ne olduğu sorulmuş, O da "herc öldürmelerdir" yanıtını vermiştir. (Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.172 )
    [​IMG] [​IMG]
    Peygamberimiz (sav)'den bu konu hakkında bizlere ulaşan diğer hadisler de şunlardır:
    [​IMG]
    Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.

    Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/492

    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek…

    Camiü's-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492, 4:391, 392
    [​IMG]
    Yukarıdaki hadislerin incelenmesi bizleri önemli bir sonuca götürmektedir. Peygamberimiz (sav), sözünü ettiği çarpışmalar, kargaşa ve katliamlar ile tüm yeryüzünü kaplayan savaşları ve terör eylemlerini tasvir etmekte, bu olayların da bir kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir.
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Peygamberimiz hadislerinde yeryüzünü kaplayan savaşları ve terör eylemlerini tasvir etmekte ve bu olayları da kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir. Nitekin dünyanın dört bir yanında çatışmalar, bölgesel ve iç savaşlar durmak bilmeksizin devam etmektedir.​
    Geride kalan on dört asırlık döneme baktığımızda görürüz ki, 20. yüzyıldan önceki savaşlar bölgesel kalmışlardır. Tüm dünya halklarını, siyasi mekanizmalarını, ekonomilerini, sosyal yapılarını etkileyen savaşlar ise yakın geçmişte yaşanan iki dünya savaşı olmuştur. I. Dünya Savaşı'nda 20 milyondan, II. Dünya Savaşı'nda da 50 milyondan fazla insan ölmüştür. II. Dünya Savaşı'nın aynı zamanda, tarihin en kanlı, en büyük ve en yıkıcı savaşı olduğu bilinen bir gerçektir.
    Çağımızın modern savaş teknolojisi, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahları savaşların etkilerini tarihte görülmemiş boyutlara taşımıştır. Hatta geliştirilen kitle imha silahları nedeniyle dünyanın üçüncü bir dünya savaşını kaldıramayacağı da genel kabul görmüştür.
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Bir yanda dünyanın pek çok ülkesi kendi vatandaşlarının sebep olduğu terör ile uğraşıyor. Öte yanda Çeçenistan'da olduğu gibi toplu mezarlar bulunuyor , yaşlılar, bebekler, çocuklar, kadınlar eziyet görüyor. Tüm dünyayı ilgilendiren terör ve kargaşa ortamı her insanın düşünmesi gereken ve içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanan kıyamet işaretlerindendir. Hadislerde haber verilen bu olaylar tüm insanların düşünmesi ve ibret alması için birer vesiledir.

    Peygamber Efendimizin hadislerinde yer alan ve günümüz için işaret olan haberlerin gerçekleşiyor olması, tüm dünyada yaşanan bu gibi görüntüler insanların bir an önce Kuran ahlakını yaşamaları için yapılan önemli birer uyarıdır.
    II. Dünya Savaşı sonrasındaki Soğuk Savaş, Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Arap-İsrail Savaşları, İran-Irak Savaşı ve Körfez Savaşı çağımızın en önemli olayları arasındadır. Bölgesel savaşlar, çatışmalar ve iç savaşlar aynı anda dünyanın birçok bölgesinde yıkıcı sonuçlara neden olmaktadır. Bosna, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Keşmir ve daha pek çok yerde yaşanan sorunlar insanlığı etkilemeye devam etmektedir.
    Savaşlar kadar tüm dünya insanlarını ilgilendiren diğer bir "kargaşa" konusu da uluslararası ve organize terör olaylarıdır. Boston Üniversitesi'nden Prof. Vojtech Mastny'nin belirttiği gibi, terör olayları 20. yüzyılın ortalarından sonra kat kat artmıştır.7 Gerçekte terörizmin 20. yüzyıla has bir olgu olduğunu söylemek bile mümkündür. Irkçılık, komünizm ve benzeri ideolojik amaçlarla ya da etnik iddialarla ortaya çıkan örgütler, gelişen teknolojinin de yardımıyla kanlı eylemler yapmışlardır.
    [​IMG] Dünyamızın yakın tarihindeki terör eylemleri zaman zaman büyük kaos ortamlarına zemin hazırlamıştır. Bu üzücü vakalarda çok kan dökülmüş, sayısız insan ölmüş veya sakat kalmıştır. Ancak insanlık hala bu trajik olaylardan hissesine düşen dersi almış değildir. Terör dünyanın birçok bölgesinde, öldürücü anarşik olaylara neden olmaya devam etmektedir.
    Konuyla ilgili ayetlerde de çıkarmamız istenen dersler yer almaktadır. Rum Suresi'nde insanların yaptıkları şeyler dolayısıyla yeryüzünde karışıklıkların ortaya çıktığı şöyle bildirilmektedir:
    İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad (karışıklık, kötülük) ortaya çıktı. Umulur ki dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır. (Rum Suresi, 41)
    Şunu da eklemek gerekir ki, ayette önemli bir hatırlatma yapılmaktadır. İnsanların yaptıkları yanlışlardan kaynaklanan acı ve üzüntüler, onları hatalarından döndürmesi için birer fırsat mahiyetindedir.

    Kısacası, "dünyanın hercü merc içinde kaldığı" dönem içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanmış ve neticede bir kıyamet işareti daha bu şekilde tecelli etmiştir. Aynı zamanda bu işaret, insanlara bir an önce Kuran ahlakını yaşamaları için yapılan önemli bir uyarı olmuştur.
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Allah ayetlerinde insanların kendi ellerinin önden sundukları nedeniyle kötülüklerin çıktığını haber vermiştir. Bugün dünyanın içinde bulunduğu durum ayetin tecellisidir.​
    Büyük Şehirlerin Yok Olması: Savaşlar ve Afetler
    Peygamberimiz (sav)'in Ahir Zaman'la ilgili verdiği haberlerden birisi de şu şekildedir:

    [​IMG]
    Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.

    Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG]
    20. yüzyıl için en çok kullanılan tanımlama "felaketler yüzyılı"dır. Gerek depremler, kasırgalar ya da seller gibi doğal afetler, gerek iç savaşlar ve çatışmalar, gerekse de büyük deniz ya da uçak kazaları çok sayıda insanın ölümüne yol açmıştır. Yok olan şehirler, tarihten silinen halklar kıyametin hadislerde haber verilen alametlerindendir.​
    Hadiste belirtilen büyük şehirlerin helak oluşu, savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen yıkımları akla getirmektedir. Yakın geçmişte geliştirilen nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri çağdaş silahların savaşlarda kullanılması büyük tahribata neden olmuştur. Bu korkunç silahlar tarihteki benzerleriyle kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette hedef konumundaki "büyük şehirler" de bu yıkımlardan birinci derecede etkilenen yerler olmuştur. II. Dünya Savaşı'nın benzersiz sonuçları buna bir örnek olarak verilebilir. Dünya tarihinin en büyük savaşında, atom bombasının kullanılmasıyla Hiroşima ve Nagasaki tamamen yerle bir olmuştur. Avrupa'nın başkentleri ve önemli şehirleri de ağır bombardımanlar neticesinde büyük ölçüde yıkılmıştır. Britannica Ansiklopedisi II. Dünya Savaşı'nın Avrupa şehirlerinde neden olduğu hasarı şöyle anlatır:
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Uzmanlar 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'da şimdiye kadar yaşanan en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir. ​
    Meydana gelen tahribat Avrupa'nın büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler bombardımanlar sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve simsiyah oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı, demiryolları kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık gemilerle doldu. Savaş sonrası Almanya'nın Amerikan Bölgesi askeri valisi General Lucius D. Clay'in dediği gibi, "Berlin sanki ölülerin şehri gibiydi."8
    [​IMG]
    Geçtiğimiz asır dünyaya sayısız felaket getirmiştir. Pek çok ülkede yıkıcı olaylar baş göstermiş, milyonlarca insan bu felaketlerde yaşamını yitirmiştir. Bu olaylar, hadislerde dikkat çekilen Ahir Zaman olaylarıyla büyük bir paralellik göstermektedir. İnsanların artık bu durumdan ibret alarak Kuran ahlakına yönelmeleri şarttır. ​
    Kısacası, II. Dünya Savaşı'nın tarihte benzeri görülmeyen genişlikteki tahribatı hadisin işaret ettiği olayla birebir uyuşmaktadır.
    "Şehirlerin yok olmasına" neden olan bir diğer etken de doğal afetlerdir. Doğal afetlerin içinde bulunduğumuz çağda hem sayısal hem de büyüklük olarak arttığı istatistiksel bir gerçektir. Son on yılda baş gösteren iklim değişikliklerinin yol açtığı felaketler bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Sanayi, zararlı ve istenmeyen bir yan ürün olan küresel ısınmaya sebep olmakta, giderek ısınan dünya atmosferindeki dengeler bozulmakta ve böylece iklim değişiklikleri meydana gelmektedir. 1998 yılı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl olmuştur.9 Amerika Ulusal İklimsel Veri Merkezi'nin kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet 1998'de meydana gelmiştir.10 Örneğin gözlemciler, 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'nın tarihinde meydana gelen en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir.11
    Son yıllardaki kasırga, fırtına, tayfun ve hortum gibi felaketler başta Amerika kıtası olmak üzere dünyanın birçok yerinde yıkıcı zarara neden olmuştur. Bunlara ek olarak seller de bazı yerleşim merkezlerinin sular ve çamur altında kalmasına yol açmıştır. Ayrıca depremler, volkanlar ve tsunami dalgalarının yaptığı büyük tahribatlar da unutulmamıştır. Sonuç olarak, tüm bu afetlerin "büyük şehirlerde" sebep olduğu yıkımlar önemli birer işaret olmuşlardır.
    [​IMG]
    Teknoloji alınan imkanlara ya da alınan tedbirlere rağmen engellenemeyen doğal afetler insanoğlunun gerçekte ne kadar aciz olduğunu göstermektedir. Depremler, çamur selleri, yanardağ patlamaları, sel felaketleri gibi afetlerin özellikle büyük şehirlerdeki yıkımları önemli birer işarettir.​
    NOTLAR


    Depremler
    Fakirlik
    Ahlaki Çöküş
    [​IMG]

    Depremler
    [​IMG]
    1995 Kobe depremi​

    Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı depremler kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde meydana gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.
    Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı insanlara ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana gelmiştir. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.12
    Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.13 ​
    Tüm bu vakalar Peygamberimiz (sav)'in 1400 yıl önce söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:
    [​IMG]
    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…
    Ramuz-El Ehadis, 476/11

    Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.

    Ramuz-El Ehadis, 187/2
    [​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Depremler -hadislerde haber verildiği üzere- önemli kıyamet alametlerindendir.​

    Kuran'da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiyi işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran'ın 99. Suresi'nin adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi'dir. Sekiz ayetten oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri ve Allah'ın huzurunda hesap verecekleri, zerre ağırlığınca da olsa yaptıkları işlerin karşılığını alacakları anlatılmaktadır:
    Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
    Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,
    Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman,
    O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.
    Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir.
    O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
    Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8)
    [​IMG][​IMG]
    Felaketler tüm dünyada etkili olmaktadır. Yapılması gereken ise ibret almak ve Allah'a yönelmektir. ​

    Fakirlik
    [​IMG]
    Bilindiği gibi, fakirlik, düşük gelir düzeyi nedeniyle insanın beslenme, barınma, kıyafet, sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlarından yoksun kalmasıdır. İleri teknolojik olanaklara rağmen fakirlik, günümüz dünyasının önündeki başlıca sorunlardan biridir.
    Halen Afrika, Asya, Güney Amerika ve Doğu Avrupa'da pek çok insan her gün açlıkla içiçe yaşamaktadır. Sömürgecilik ve vahşi kapitalizm dünyadaki gelir dağılımının geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulmasına neden olmuştur. Dünyada az sayıdaki mutlu azınlık ihtiyaçlarından fazlasına sahip iken fakirlik ve yoksulluğun getirdiği sorunlarla mücadele eden önemli sayıda insan bulunmaktadır.
    Günümüzde dünya genelinde fakirlik çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF'in son raporları göz önünde tutulursa, dünya nüfusunun dörtte biri "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında" yaşamaktadır.14 Bir milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi de günde 2 dolar ile geçinmektedir.15 Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon insan temiz sudan, iki milyar altı yüz milyon insan temel sağlık hizmetlerinden yoksundur.16

    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Fakir-zengin ayrımına yol açan sosyal adaletsizliğin temel nedeni elbette Kuran ahlakının yaşanmamasıdır.​

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her altı kişiden biri açlık çekmektedir.17
    [​IMG]
    Fakirler çoğalacak.

    Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455

    Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.

    Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440
    [​IMG]

    Gelir dağılımındaki adaletsizlik de son birkaç on yıl içinde aşırı derecede, düşünülenin çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960'da dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur.18 Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.19
    [​IMG]




    Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
    (Nur Suresi, 22)​

    İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)'in sözünü ettiği fakirliğin artacağı haberinin de göstergeleridir. Ahir Zaman'ın ilk döneminin belirtileri olan fakirlik ve açlık hadislerde şöyle bildirilmiştir:
    Ahlaki Çöküş

    İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının sosyal yapılarını tehdit eden çok büyük bir tehlike söz konusudur. Bu tehlike insan bedenini ölüme götüren virüslere benzer şekilde sinsi bir faaliyet göstererek toplumu yıkıma sürüklemektedir. İşte bu tehlike bir insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır. Eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı cinselliğin, cinsel suçların, *****grafinin, tecavüz vakalarının ve cinsel hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli göstergeleridir.
    Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya kamuoyunun gündemindedir. Pek çok insan çevresinde olup bitenlerin, tehlikenin farkında değildir veya bu olayları sosyal hayatın bir parçası olarak değerlendirme gafletine düşmektedir. Ancak istatistikler tehlikenin boyutlarının görülmemiş bir artışla her geçen gün büyüdüğünü göstermektedir.
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Dini ve ahlaki değerlerden yoksun toplumlar için AIDS hızla yayılan ve başa çıkılamayan bir bela olmuştur.​

    Cinsel hastalık oranları insanlığın önündeki sorunların büyüklüğünü gözler önüne seren önemli bir kriterdir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kayıtlarına göre, cinsel yoldan bulaşan hastalıklar en çok rastlanan hastalık gruplarından birini oluşturmaktadır; raporlar her yıl tahmini olarak 333 milyon yeni vakanın meydana geldiğini göstermektedir.20 Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir sorun olma konumunu korumaktadır. WHO istatistikleri bugüne kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.21 Dünya Sağlık Örgütü'nün AIDS ile ilgili 2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu çok iyi özetlemektedir: "AIDS sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki yıkıcı etkisiyle benzersizdir."22
    [​IMG][​IMG]
    Son yıllarda eşcinselliğin kaydettiği hızlı artış ürkütücü gelişmelerden biridir. Bu gelişmeler 14 asır önce Peygamberimizin hadislerinde yer almıştır.​

    Ürkütücü gelişmeler arasında eşcinselliğin yayılışı da oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin bazı ülkelerde resmi olarak evlenebilmeleri, evliliğin getirmiş olduğu sosyal haklardan istifade edebilmeleri, dernek ve partiler kurmaları, dünya çapında yapılanmaları, kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini değerlere savaş açmaları, Peygamberimizin döneminden bu yana geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza mahsus olaylardır.


    Günümüzdeki eşcinsellerin bu cüret ve pervasızlıkları eşcinselliği ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri düşündürmektedir. Kuran'da anlatıldığı gibi, Allah Hz. Lut'un doğru yola davetine azgınlıkla karşılık veren Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle helak etmiştir. Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir ibret belgesi olarak Lut Gölü'nün suları altında durmaktadır.
    Ahir Zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu tasvir eden hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla ortaya çıktığı açık bir gerçektir.
    Fuhşun utanma ve gizlemeye gerek duyulmaksızın, açıkça yapılmasının bir kıyamet alameti olduğu hadiste şöyle belirtilmiştir:
    [​IMG]
    Fuhuş açık olmadan… kıyamet kopmaz.
    Ramuz-El Ehadis, 91/7
    [​IMG]

    Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin yaygınlaşmasının bir işaret olduğu da Peygamberimiz tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:
    [​IMG]
    Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir.

    Buhari, Tecrid'i 1/16
    [​IMG]


    Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun zayıflaması şöyle tasvir edilmiştir:

    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]

    Toplumlardaki ahlaki çöküntünün birer delili olan benzer haberler her gün gazete sayfalarında yer almakta ve pek çok insan tarafından normal karşılanmaktadır.​

    Çok ilginçtir son dönemde TV kanallarında gizli kamerayla çekilmiş fuhuş görüntüleri yayınlanmaktadır. Yollarda insanlarla pazarlık yapan hayat kadınları herkesin gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş yapmaktadırlar. Burada, hadiste kıyamet alameti olarak belirtilen bir olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya çıkmış ve milyonlarca insana bu olay gösterilmiştir. Hadisler göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli bir belirtisidir:
    [​IMG]
    Kıyamet yaklaşınca… kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar.

    Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 97
    [​IMG]
    [​IMG]
    Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek.

    Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 451

    Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde… kıyamet yaklaşmış olacaktır.

    Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480
    [​IMG]


    [​IMG]
    Hak Dinin ve Kuran Ahlakının Terk Edilmesi
    [​IMG]
    Hak Dinin ve Kuran Ahlakının Terk Edilmesi

    Kıyamet alametleri ile ilgili hadisler bizlere söz konusu işaretlerin baş göstereceği dönemin ayrıntılı bir tasvirini sunmaktadır. Peygamberimizin sözlerinden anlaşılmaktadır ki, Ahir Zaman'ın birinci safhası dinin görünüşte uygulandığı, fakat gerçekte Allah'ın dininin ve Kuran ahlakının neredeyse tamamen terk edildiği bir dönemdir. Apaçık olan Kuran ayetlerinin görmezlikten gelindiği, Allah adına hükümler öne sürüldüğü, dinde ayrılığa düşüldüğü, ibadetlerin gösteriş amaçlı yapıldığı, dinin çıkar ve menfaat sağlamak için araç olarak kullanıldığı bir zamandır. İmanın bilgi ve araştırmaya değil de taklitçiliğe dayalı olması da bu dönemin bir özelliğidir. Bu devirde sözde Müslümanlar çoğunlukta, hakiki alimler ve samimi Müslümanlar ise azınlıktadır.

    Peygamberimiz tarafından günümüzden on dört yüzyıl önce bildirilen ve tamamı içinde bulunduğumuz çağda eksiksiz yaşanan alametler şunlardır:

    [​IMG] Kuran'da bildirildiğine göre, Peygamberimiz ahiret günü kendi kavminin "Kuran'ı terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktığını" (Furkan Suresi, 30) ifade edecektir. Hadislerde de Ahir Zaman'da Kuran'ın yol gösterici vasfının göz ardı edileceği, Kuran'dan uzaklaşılacağı şöyle bildirilmiştir:

    [​IMG]
    İnsanlara bir zaman gelir ki Kuran-ı Kerim bir vadide, insanlar başka
    bir vadide olurlar.

    Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 23

    İnsanlara bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim'in yalnız resmi, İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam'dan en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu halde hidayet yönünden harap olacaktır.

    Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24
    [​IMG]

    [​IMG] Cuma Suresi'nin 5. ayetinde, "Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir." benzetmesi yapılmıştır. Kuşkusuz bu ayette Müslümanlar uyarılmakta, aynı vahim hataya düşmemek için dikkatli olmaları gerektiği hatırlatılmaktadır. Zira Kuran öğüt alınması ve üzerinde düşünülmesi için indirilmiş bir Kitap'tır.

    Peygamberimiz Kuran'ın okunmasına rağmen içerdiği bilgi ve hikmet üzerine düşünülmemesinin Ahir Zaman'ın bir özelliği olduğunu şöyle ifade etmiştir:

    [​IMG]
    Peygamber şöyle dedi: "İlim insanlardan alınacak."
    Ziyad şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, biz Kuran'ı okuduk ve okuyoruz, hanımlarımıza ve çocuklarımıza da okutuyoruz. Bu ilim bizden nasıl alınacak?"
    Peygamber şöyle buyurdu: "Yahudilerin Tevrat'ı ve Hıristiyanların İncil'i hakkında bilgin yok mudur? Onlar o kadar Tevrat ve İncil okudular, hani onlarda bundan birşey kaldı mı?"




    Bundan sonra birtakım, Kuran okuyan fakat okudukları dillerinde kalan, kalplerine inmeyen insanların türeyeceği bir zaman gelecektir.

    Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 61
    [​IMG]

    [​IMG] Bazı Müslümanların, Yahudi ve Hıristiyanların sapkın yönlerini kendilerine rehber edinmeleri, onları körü körüne taklit etmeleri de Ahir Zaman'ın bir özelliğidir:

    [​IMG]

    (Ahir Zaman'da) Sizden önceki milletleri karış karış, arşın arşın izleyeceksiniz, hatta onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar) kertenkele deliğine girseler, siz de peşlerinden gireceksiniz.

    Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 470

    [​IMG]

    [​IMG] Enam Suresi'nin 26. ayetinde insanları "Kuran'dan alıkoyanlara" dikkat çekilmektedir. Hadislerden de sapkın fikir akımlarının, hak ve hakikatten uzak sistemlerin kıyamet öncesinde, insanları Allah'ın yolundan saptıracak büyük fitneler meydana getireceği anlaşılmaktadır.

    [​IMG]

    Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır.

    Ramuz-El Ehadis, 121/5

    Kıyamete yakın karanlık gecelerin parçaları gibi karışıklıklar olacaktır. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak sabahlayıp kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak akşamlayıp kafir olarak sabahlayacaktır.

    Kur'an ve Sünnette Kiyamet ve Ahiret, s.155

    [​IMG]

    [​IMG] Haram ve helal fiilleri Allah Kuran'da eksiksiz olarak bildirmişken, dinde aslında olmayan kuralların ve hükümlerin ortaya çıkması bir kıyamet alametidir:

    [​IMG]
    Haram olan şeylerin helal sayılması… kıyamet alametlerindendir.

    Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454
    [​IMG]

    [​IMG] Ahir Zaman'da alim olarak kabul edilen bazı insanların gerçekte ikiyüzlü ve sahtekar olduklarını, Peygamberimiz Hz. Muhammed şöyle haber vermiştir:

    [​IMG]
    Ahir Zaman'da kurt okuyucular olacak. Kim o zamana yetişirse, şerlerinden Allah'a sığınsın. Onlar çok kokmuş insanlardır. Riyakarlık (ikiyüzlülük) hakim olacak, riya (ikiyüzlülük) ve gösterişten utanılmayacak.

    Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 470

    Alimler ilmi sırf para kazanmak için öğrendiğinde… dini dünyalık karşılığında sattıklarında… hükmü sattıklarında… kıyamet yaklaşmış olacaktır.

    Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480

    Ahir Zaman'da öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır.

    Tirmizi, Zühd, 60
    [​IMG]

    [​IMG] İslam'ın kurallarına gereken saygı ve özeni göstermeyen, dini, kendi menfaatleri doğrultusunda araç olarak kullanmaktan çekinmeyen insanların durumu da şu şekilde anlatılmıştır:

    [​IMG]
    Ümmetimin son zamanlarında mescitlerini süsleyip kalplerini harap bırakan, elbisesini sakınıp koruduğu kadar dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda gitmesi uğrunda dinini vasıta yapmağa aldırış etmeyen birtakım insanlar türeyecektir.

    Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 25
    [​IMG]

    [​IMG] İyiliğin tavsiye edilmesi ve kötülüğün önlenmesinin Allah'ın önemli bir emri olduğu bilindiği halde yapılmaması da kıyametin yaklaştığının bir göstergesidir:

    [​IMG]
    İyilik terk edilip emredilmediğinde, kötülük işlenip alıkonulmadığında… kıyamet yaklaşmış olacaktır.

    Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480

    Kıyamet yaklaşır, hayırlı işler azalır.

    Kıyamet Alametleri, s.264
    [​IMG]

    [​IMG] Samimi Müslümanların günahkarların baskısı altında zayıf duruma düşmelerinin bir kıyamet alameti olduğu hadiste şöyle bildirilmiştir:

    [​IMG]
    (Kıyametin bir alameti) Mescitler içerisinde günahkarların seslerinin yükselmesi ve günahkarların dinin emrettiklerini yerine getiren samimi müminler üzerine galip gelip onlara tahakküm etmeleridir.

    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 450 [/B]​
    [​IMG]


    [​IMG]
    [​IMG]
    Dünyanın dört bir yanında sırf iman ettikleri için öldürülen insanların olacağı 140 yıl önce hadislerde zikredilmiştir.​

    [​IMG] Peygamberimizin verdiği bir haber de Ahir Zaman'da gerçek müminlerin neredeyse yok denecek kadar az sayıda olmasıdır:

    [​IMG] Müslüman olarak tanınan bazı şahısların çarpık bir kader anlayışına sahip olmaları, bazılarının da yıldızların geleceğe dair haber verdiğine inanmaları Ahir Zaman'ın göstergelerindendir:
    [​IMG]
    [CENTER]İnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında mümin bulunmaz.

    [FONT=Tahoma][SIZE=2][B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 17[/B][/SIZE][/FONT] [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG] Samimi müminlerin inançlarını saklamaları ve ibadetlerini gizli sürdürmelerinin hadisteki tasviri şöyledir:

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER]Bu gün sizin aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 9 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    [​IMG] Cami ve mescitlerin sadece yol olarak kullanılan mekanlara dönüşmesinin bir işaret olduğu aşağıdaki hadiste haber verilmektedir:

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER]Mescitler namaz kılınmayıp gelip geçilen bir yol haline geldiği… bir zaman gelmedikçe kıyamet kopmaz.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 87 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG] Ahir Zaman'da Kuran'ı Allah'ın rızasını kazanmak için değil de kazanç elde etmek için okuyan insanların da ortaya çıkacağı hadiste şöyle dile getirilmiştir:

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kim Kuran okursa (mükafatını) Allah'tan istesin. Zira son zamanlarda Kuran okuyup (mükafatını) insanlardan isteyen birtakım insanlar türeyecektir.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 9 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG] Kuran'ın sadece haz almak için adeta bir şarkı gibi okunması da bir işarettir:

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]
    Kuran-ı Kerim'in şarkı söylercesine okunup haz duyulduğu, hatta kişi alim olmadığı halde bu okuyuşundan dolayı itibar gördüğü zaman…

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 31 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Ahir zamanda ümmetim hakkında en çok endişe duyduğum: yıldızlara (inanmak), kaderi yalanlamak…

    [B]Ramuz-El Ehadis, 1/1540[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG] Faizin, Allah'ın haram kıldığı bir fiil olmasına rağmen alenen uygulanmasının bir alamet olduğu hadiste şöyle belirtilmiştir:

    [​IMG][​IMG]
    Allah'ın ayetlerde kesin olarak haram kıldığı faiz günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir.


    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kıyamet alametlerindendir:.. faizin aşikar olması.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 448/8[/B]


    İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, faiz yemeyen adam kalmaz. Onu yemese bile kendisine tozu isabet eder.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 360/8, 503/7 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG] Hac ibadetinin yapılış amacının gezmek, ticaret yapmak, gösteriş yapmak veya dilenmek olması Ahir Zaman'ın bir diğer belirtisidir:

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki zenginler tenezzüh (seyahat) için, orta halliler ticaret için, onların kurraları (alimleri) riya ve gösteriş için, fakirleri ise dilenmek için hac ederler.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 503/8 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2009
  5. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sosyal Bozulma

    Bilim ve Teknoloji


    Sosyal Bozulma

    Günümüz insanlarının karşı karşıya olduğu önemli bir sorun toplumun temelini oluşturan sosyal yapılardaki bozulmadır. Toplumsal çöküş değişik şekillerde kendini göstermektedir. Dağılmış aileler, boşanmalardaki artış ve gayrimeşru çocuklar aile kurumundaki tahribatın doğal sonucudur. Stres, huzursuzluk, mutsuzluk, endişe ve kaos pek çok insanın hayatını adeta bir kabusa dönüştürmektedir. Manevi boşluk içindeki insanlar bunalımlarına çare ararken alkol ve uyuşturucu bataklığına düşmekte veya karanlık yollara girmektedir. Çözüm yolu kalmadığını düşünen bazıları da intiharı bir kurtuluş zannetmektedirler.

    [​IMG]. [​IMG]
    Ahir zaman olarak adlandırılan dönem, toplumsal yozlaşmanın en ileri boyutlara ulaştığı dönemdir. Toplumun temelini oluşturan sosyal yapılarda büyük bir bozulma gözlenmektedir. Peygamberimizin hadislerinde bugün yaşanan toplumsal çöküşle ilgili çok açık işaretler yer almaktadır.​

    Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden birisi de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır. Suç oranlarındaki artış konunun uzmanlarını dahi hayrete düşüren boyutlara ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Önleme Merkezi'nin hazırladığı "Evrensel Suç ve Adalet Raporu" tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri içermektedir:


    Ortalama olarak, suç oranları 1980'lerde olduğu gibi, 1990'larda da yükselmeye devam etmektedir.
    Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.

    Evrensel olarak ciddi suçlara hedef olma olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.


    Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi de ekonomik problemler ile ilgilidir.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG] Gazetelerde yer alan ve toplumdaki ahlaksızlıkların dolayısıyla kötü insanların sayısının arttığını kanıtlayan bu gibi haberler Ahir Zaman'ın da habercisidirler.​

    Son yıllarda yasadışı uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak da çeşitlenmiştir.23
    Aslında söz konusu olaylarda şaşılacak bir durum yoktur. Böyle bir sosyolojik gelişmenin nedenleri Kuran'daki geçmiş toplumların kıssalarında açıkça anlatılmaktadır. Sosyal dejenerasyon ve buna bağlı olarak ortaya çıkan her türlü sorun insanların Allah'ı ve yaratılış amaçlarını unutmalarının, hak dinden ve manevi değerlerden uzaklaşmalarının kaçınılmaz bir sonucudur.
    Toplumsal bozulmanın unsurları aynı zamanda Peygamberimizin on dört yüzyıl önce haber verdiği, günümüzde de eksiksiz olarak ortaya çıkan gelişmelerdir. Hz. Muhammed'in "insanların ihtilaf ve içtimai (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları zaman" (Ramuz-El Ehadis, 7/7) olarak tanımladığı Ahir Zaman'ın ilk devresi ile ilgili hadisler şöyledir:
    Hadislerden anlaşılmaktadır ki, toplumda kötü insanların çoğalması, güvenilir kabul edilen bazı insanların gerçekte yalancı, yalancı olarak tanınan bazılarının da gerçekte güvenilir kişiler olması Ahir Zaman'ın bir özelliğidir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]İnsanlar üzerine aldatıcı seneler gelecek. O senelerde… haine itimat edilecek, doğru kişi hain sayılacak.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 476 [/B]


    Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilip doğruların yalancı sayılması, hainlerin güvenilir, güvenilir kimselerin hain sayılması… kıyamet alametlerindendir.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 92[/B]
    [CENTER]Dünyada alçak oğlu alçak kimseler insanların en mutlusu oluncaya kadar kıyamet kopmayacaktır.

    [B]Tirmizi, Fiten, 37 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    Dinimizin kurallarına ve kanunlara uygun elde edilmiş kazanç ile güvenilir insanların az bulunacağı hadiste şöyle belirtilmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Ahir Zaman'da ümmetim içerisinde en az bulunacak şey helal para ve kendisine güvenilir arkadaştır.

    [B]Suyuti, Camiü's-Sagir, 2/71 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]



    Gerçek şahitliğin gizlenmesi, yalancı şahitliğin ve iftiranın ise yaygınlaşması bir alamettir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kıyametten hemen önce… yalancı şahitlik yaygınlaşır, hakka şahitlik ise gizlenir.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 1/121 [/B]


    İftiranın yaygınlaşması kıyamet alametlerindendir.

    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 450[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    Toplumdaki tek üstünlük kriterinin zenginlik olması, saygının kişinin zenginliğine endeksli olmasının bir kıyamet alameti olduğu şöyle bildirilmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Zengine itibar edilip kendinden daha üstün kişiler ona ayağa kalktıklarında ve ona selam verdiklerinde… kıyamet yaklaşmış demektir.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480-481 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    İnsanlar arasındaki sosyal ilişkilerin bozulmasının da bir işaret olduğu hadislerdeki tasvirlerden anlaşılmaktadır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Selam halka değil de özel insanlara verilinceye… kadar kıyamet kopmaz.

    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 470[/B]


    Kişinin yalnız tanıdıklarına selam vermesi… kıyamet alametlerindendir.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 121/4 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Sorumluluğun işin ehli olmayanlara verilmesinin sonuçları da aşağıdaki hadiste şöyle vurgulanmaktadır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]İş ehil olmayana verilince, artık kıyameti bekle!

    [B]Zebidi, Tecridi Sarih, 12/201 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]
    Ahir Zaman'ın en önemli özelliklerinden biri de insanlar arasında sevgi ve saygının kalmamasıdır. Sokakta yere yığılmış hasta bir kişiye kimsenin yardım etmemesi günümüzde sık rastlanılabilen bir durumdur.​

    Aile, akraba ve komşuluk ilişkilerinin bozulması, fertler arasındaki sosyal ve manevi değerlerin kaybolması bu dönemin başka bir özelliğidir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kişinin annesine isyan etmesi, babasına sıkıntı vermesi…

    [B]Tirmizi, Fiten, 38 [/B]

    Kıyametten hemen önce… akraba ile ilişkiler kesilir.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 448/7 [/B]
    [CENTER]Komşular arasında geçimsizliğin yaygın hale gelmesi kıyamet alametlerindendir.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 86 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG]
    Son dönemdeki ahlaki çöküşü belgeleyen küpürler.​



    Gençlerin sinirli olmaları, çocuklar ile yetişkin insanlar arasındaki sevgi ve saygı ilişkilerinin bozulması hadislerde şöyle anlatılmıştır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Büyükler küçüklere merhamet etmediklerinde, küçükler de büyüklerine saygı göstermediklerinde… çocuk öfkeli olduğunda… kıyamet yaklaşmış olacaktır.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480[/B] [/CENTER]

    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]
    Hadisler göstermektedir ki, aile kurumundaki bozulmaya bağlı olarak boşanmaların ve evlilik dışı çocukların çoğalması Ahir Zaman toplumlarının bir niteliğidir.
    [​IMG]



    Aile yapısındaki bozulma, insanlar arasındaki iletişimsizlik, ilişkilerin sevgi ve saygıya değil de çıkara ayarlı olması, yalnız insanların artması gibi sorunlar Ahir Zaman toplumlarının ortak özelliklerindendir. Hadislerde haber verilen bu bozulmalar kıyametin yaklaştığının anlaşılması ve Allah'a yönelip dönülmesi için birer ibret vesilesidir.​


    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Boşanmaların çoğalması… kıyamet alametlerindendir.

    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455 [/B]

    Kıyamet yaklaşınca… gayri meşru çocuklar çoğalır.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 33/7 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]



    Materyalist felsefe ve dünya görüşlerinin etkisiyle insanların ahireti unutmaları, dünyaya büyük bir hırsla bağlanmaları kıyamet öncesindeki dönemin bir vasfıdır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]İnsanlarda cimrilik ve hırs artacak.

    [B]Müslim, İmare, 176; İbni Mace, Fiten, 24 [/B]

    Kıyamet yaklaştı. Halbuki insanlar dünyaya karşı ancak hırslarını arttırıyorlar, Allah'tan da uzaklaşıyorlar.

    [B]Suyuti, Camiü's-Sagir, 2/57 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]



    Birbirlerine kaba sövgü ve küfürlerle hitap eden insanların durumu hadiste şöyle ifade edilmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Son zamanlarda türeyen, birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamları lanetleşmeden ibaret olan sarhoş ve asi bir nesil (ortaya çıkmadıkça)…

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 54 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Bu dönemin başka bir özelliği de dedikodu ve alayın büyük rağbet görmesidir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Dedikoducuların, gıybetçilerin ve alaycıların artması kıyamet alametlerindendir.
    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 93[/B] [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Dalkavukların toplum içinde itibar görmeleri de şöyle haber verilmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kıyamet yaklaşınca… o devrin en itibarlıları yaltaklık ve dalkavukluk yapanlardır.
    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 97 [/B]
    Sığırların dilleriyle yalayarak yediği gibi, dilleriyle geçimlerini temin eden birtakım insanlar ortaya çıkmadıkça kıyamet kopmaz.
    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 101 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bazı dedikodu dergileri​

    Ahir Zaman'da sık karşılaşılan bir durum da ticaret hayatında sahtekarlığın ve rüşvetin olağan hale gelmesidir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kıyamet yaklaşınca… ölçü ve tartılarda hile yapılır.

    [B]Ramuz-El Ehadis, 33/7 [/B]

    Rüşvetlerin alınması… kıyamet alametlerindendir.

    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454 [/B][/CENTER]

    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG]

    Peygamberimiz Ahir Zaman'da cinayetlerin artışını şöyle bildirmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 468[/B] [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG]
    Cinayetlerdeki dikkat çekici artış da hadislerde haber verilen alametlerdendir.​


    Bilim ve Teknoloji
    Peygamberimiz Hz. Muhammed bilindiği gibi, günümüzden on dört yüzyıl önce yaşamıştır. Tarihi kaynaklar Arap toplumunun, Kuran'ın tebliğ edildiği dönemde, evren ve doğa üzerine herhangi bir inceleme yapabilecek teknolojiye sahip olmadığını göstermektedir. Bu tespit şu anlama gelmektedir ki, Peygamberimizin yaşadığı dönem ile günümüzün bilim ve teknoloji düzeyi arasında kıyas kabul etmez bir farklılık vardır. Aslında bu ayrılık 20. yüzyılın başı ile 21. yüzyılın başı arasında bile oldukça büyüktür. Bundan birkaç on sene önce isimleri bile telaffuz edilmeyen bazı teknolojik yeniliklerin bugünün vazgeçilmez unsurları olması buna canlı bir delildir.
    Bu devasa farklılıklara rağmen Peygamberimiz 7. yüzyılda, geleceğe yönelik bazı haberler vermiştir. İlerleyen sayfalarda da Ahir Zaman'daki bilim ve teknoloji ortamını tasvir eden söz konusu hadisler incelenecek, Peygamberimizin on dört yüzyıl önce verdiği haberlerin günümüzde aynı şekilde gerçekleştiği gözler önüne serilecektir.
    TIP TEKNOLOJİSİ:
    Uzun yaşamak çağlar boyunca insanların belli başlı hedefleri arasında yer almıştır. Bu uğurda büyük bir çaba harcanmıştır. Konuyla ilgili olarak, Hz. Muhammed de Ahir Zaman'daki gelişmeleri haber verdiği bir hadisinde şunları söylemiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Onun zamanında… ömürler uzayacaktır.

    [B]El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43[/B] [/CENTER]

    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    Bu küpürlerde yer alan bilimsel gelişmeleri Peygamber Efendimiz 1400 yıl öncesinde Ahir Zaman alameti olarak haber vermiştir.​

    Peygamberimizin verdiği bu haberin üzerinden on dört asır geçmiştir. Kayıtlar geçen bu zaman aralığında, ortalama yaşam süresinin içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun 1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.24 Bu konudaki çarpıcı bir başka örnek de geçmişte 100 seneden fazla yaşayan insanların oldukça nadir, günümüzde ise çok sayıda olmasıdır.

    B irleşmiş Milletler Nüfus Departmanı kaynaklarına göre, son birkaç yılda dünya nüfusu yüksek ölüm oranlarından düşük ölüm oranlarına doğru dikkate değer bir geçiş devresindedir. Demografik devrim olarak nitelenen bu gelişmenin merkezinde de yaşlıların sayıca ve oranca artışı yer almaktadır. Böylesine hızlı ve geniş ölçekli bir gelişmenin uygarlık tarihinin hiçbir
    [​IMG]
    Teknolojik imkanlardan faydalanılarak yürütülen çalışmalar ile okur-yazar oranı günümüzde %80'lere ulaşmıştır.​

    döneminde görülmediği de aynı kaynakta vurgulanmaktadır.25
    Şüphesiz yaşam süresindeki bu artış sebepsiz değildir. Tıp teknolojisinin ilerlemesine bağlı olarak sağlık hizmetlerindeki gelişme insanların böyle bir nimete kavuşmasına olanak sağlamıştır. Bunlara ek olarak, genetik bilimindeki gelişmeler ve halen büyük bir hızla ilerlemekte olan İnsan Genomu Projesi sağlık alanında yepyeni bir dönem başlatmak üzeredir. Bu ilerlemeler geçmiş zamanlarda yaşayan insanların hayal bile edemeyeceği bir boyuttadır. Tüm bu gelişmelere dayanarak şunu söylemek mümkündür: Yaşadığımız çağın insanları yukarıdaki hadisin haber verdiği uzun ve sağlıklı hayat standardını yakalamışlardır.
    EĞİTİM:

    20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan ayıran önemli bir özellik de okuryazarlık oranlarında kaydedilen ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okuryazarlık toplumun belirli bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz statüsünde kalmıştır. 20. yüzyılın sonlarına doğru ise başta UNESCO olmak üzere, hükümetler ve sivil toplum örgütleri dünya genelinde kampanyalar düzenlemişlerdir. Bu eğitim seferberliği, teknolojik yeniliklerin de insanlığın hizmetinde kullanılmasıyla birlikte günümüzde meyvelerini vermektedir. UNESCO'nun 1997 yılında yayınlanan raporuna göre, dünya nüfusunun %77.4'ü okur-yazar konumundadır. 26


    Bu rakam kuşkusuz, geçen on dört yüzyıl içindeki en yüksek orandır. Aynı zamanda da Peygamberimizin hadislerinde haber verdiği Ahir Zaman toplumlarının bir niteliğidir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kıyametin yaklaşmasına doğru… okuryazar çoğalır.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 93; Ramuz-El Ehadis, 1/121[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    İNŞAAT TEKNOLOJİSİ:


    Peygamberimizin haber verdiği, içinde bulunduğumuz dönemin ileri teknolojik koşullarını tasvir eden bir işaret de yüksek binaların inşa edilmesidir.
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kıyametin yaklaşmasına doğru… okuryazar çoğalır.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 93; Ramuz-El Ehadis, 1/121[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Yüksek yüksek binalar inşa edilmedikçe… kıyamet kopmaz.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 468[/B]

    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Yüksek binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak.

    [B]Buhari, Fiten, 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Mimarlık ve mühendislik tarihine baktığımızda görürüz ki, yüksek katlı binalar 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmeye başlanmıştır. Teknolojinin ilerlemesi, çeliğin yaygınlaşması ve elektrikli asansörlerin kullanılması gökdelen olarak tabir edilen yapıların inşaatına hız kazandırmıştır. Gökdelenler 20. ve 21. yüzyıl mimarisinin önemli bir parçası olmuş, günümüzde de birer prestij sembolü haline gelmiştir. Hadiste belirtilen, insanların yüksek binalar yapma yarışı da ülkelerin daha yüksek gökdelenler yapabilmek için büyük bir rekabet ve yarış içerisine girmeleriyle tam olarak gerçekleşmiştir.




    ULAŞIM TEKNOLOJİSİ:
    Tarih boyunca ulusların zenginlikleri ve güçleri, sahip oldukları ulaşım teknikleri ile doğrudan doğruya bağlantılı olmuştur. Etkili ulaşım sistemlerini kuran toplumlar kalkınma atılımlarını gerçekleştirmişlerdir.
    [​IMG]
    Peygamberimiz de Ahir Zaman'ın özelliklerini anlatırken, ulaşımın gelişeceğini şöyle ifade etmiştir:

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak.

    [B]Buhari, Fiten, 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Yukarıdaki hadisin son bölümündeki mesaj oldukça açıktır. Ahir Zaman'da yeni araçlarla uzak mesafelerin kısa hale geleceği bildirilmiştir. Yaşadığımız yüzyılın sesten hızlı uçakları, trenleri ve diğer gelişmiş ulaşım araçlarıyla, eski dönemlerde aylar süren yolculuklar şimdi birkaç saat içinde, üstelik çok daha güvenli, rahat ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir. Hadisin işareti de bu şekilde gerçekleşmektedir.


    [​IMG] Her işin daha kısa sürede yapılmasını sağlayan bazı teknolojik aletler.​

    Günümüzün ileri teknoloji ürünü ulaşım araçlarına Kuran'da da şu şekilde işaret edilmiştir:

    Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır. (Nahl Suresi, 8)
    Yukarıda verdiğimiz hadisin birinci bölümündeki "zaman kısalacak" ifadesine de bu değerlendirme ışığında bakmak yerinde olacaktır. Açıktır ki, Peygamberimiz Ahir Zaman'da işlerin diğer dönemlere oranla daha kısa zaman dilimlerinde tamamlanacağını bu şekilde ifade etmiştir. Gerçekten de bilimin ilerlemesi her işin çok daha kısa sürelerde yapılmasına ve çok daha mükemmel sonuçlar elde edilmesine imkan tanımaktadır. Benzer başka bir hadis de bu görüşümüzü doğrulamaktadır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Zaman kısalıp sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de ateş tutuşturacak kadar az bir zaman olmadıkça kıyamet kopmaz.

    [B]Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 95[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    Örneğin asırlar önce kıtalar arasında haftalar alan haberleşme şu anda internet ve iletişim teknolojileriyle saniyeler içerisinde tamamlanmaktadır. Geçmişin kervanları ile aylar süren seyahatler sonucu ulaşılabilen eşyaları, günümüzde anında temin etmek mümkündür. Çok değil, daha birkaç yüzyıl önce tek bir kitabın yazılması için geçen sürede bugün milyarlarca kitap basılabilmektedir. Temizlik, yemek pişirme, çocuk bakımı gibi gündelik işler, "teknoloji harikası" aletlerin yardımıyla vakit almaktan çıkmıştır.

    [​IMG]
    Her işin daha kısa sürede yapılmasını sağlayan bazı teknolojik aletler. ​

    Bu örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir. Elbette burada üzerinde durulması gereken Peygamberimizin 7. yüzyılda haber verdiği kıyamet işaretlerinin günümüzde aynen gerçekleşmesidir.
    Hadislerde bildirilen diğer bir alamet olan Ahir Zaman'da "ticaretin yaygınlaşması" (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 473) da ulaşımdaki ilerlemelere paralel olarak tam anlamıyla gerçekleşmiş durumdadır. Gelişmiş ulaşım araçları tüm dünya ülkelerinin kendi aralarında yoğun ticari ilişkiler kurmalarına ortam hazırlamıştır.
    HABERLEŞME TEKNOLOJİSİ:
    Peygamberimizin verdiği haberler arasında oldukça dikkat çeken bir bilgi de günümüzün iletişim teknolojisine işaret eden hadislerdir. Mucize niteliğine sahip bu haberlerden birisi şöyledir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça… kıyamet kopmaz.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 471 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Bu hadis dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde, içinde gizlenen hakikatler anlaşılabilir. Kamçı bilindiği gibi, eski çağlarda özellikle at, deve gibi binek hayvanlarını sürerken yaygın olarak kullanılmış bir araçtır; hadis incelendiğinde Peygamberimizin bir benzetme yaptığı ortaya çıkmaktadır.
    Günümüzde yaşayan insanlara yönelik şöyle bir soru hazırlayalım: "Kamçının şekline benzetebileceğimiz ve konuşan nesne nedir?"

    [​IMG]
    Tek bir tuş ile binlerce kilometre öteye sesi ve görüntüyü taşıyan teknoloji rivayetlerle şaşırtıcı bir şekilde paralellik göstermektedir. ​

    Bu sorunun en mantıklı cevabı telsiz, cep telefonu veya benzeri iletişim araçları olacaktır.
    Cep telefonu veya uydu telefonu gibi kablosuz iletişim araçlarının çok kısa bir geçmişi olduğunu göz önünde bulundurursak, Peygamberimizin 1400 yıl önce yaptığı tasvirin de ne kadar hikmetli olduğu anlaşılacaktır.
    Kıyamet öncesi zaman diliminin içinde bulunduğumuza dair bir haber daha böylece tecelli etmiştir.
    Peygamberimize ait başka bir rivayette de haberleşme teknolojisinin gelişimine şöyle işaret edilmektedir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Kişiye (kendi) sesi konuşmadıkça… kıyamet kopmaz.

    [B]Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 471 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG]
    14 asır önce, "kişiye kendi sesinin konuşması" olarak tarif edilen ses kaydı ve sesin dinlenmesine imkan tanıyan teknoloji hadislerde haber verilen alametlerden biridir. Yukarıda günümüz teknolojisinin ürünlerinden bir müzik sistemi görülüyor. ​

    Hadisteki mesaj oldukça açıktır: Kişinin kendi sesini duymasının Ahir Zaman'ın bir özelliği olduğu belirtilmektedir. Şüphesiz insanın kendi sesini işitebilmesi için öncelikle sesini kayıt etmesi ve sonra da dinlemesi gerekmektedir. Ses kayıt ve reprodüksiyon teknolojisi de 20. yüzyılın bir ürünüdür; bu gelişme bilimsel bir dönüm noktası olmuş, haberleşme ve medya sektörlerinin doğmasına yol açmıştır. Ses kaydı özellikle bilgisayar ve lazer teknolojilerindeki son gelişmelerle mükemmele ulaşmış durumdadır.
    Kısacası, günümüzün elektronik aletleri, mikrofonları ve hoparlörleri sesin kaydedilmesi ve dinlenmesine imkan sağlamakta ve bizlere yukarıdaki hadisin verdiği haberin tecelli ettiğini göstermektedir.
    Ahir Zaman'ı tasvir eden hadislerdeki haberleşme teknolojisine işaret eden haberler yukarıdakilerle sınırlı değildir. Konuyla ilgili diğer hadislerde de oldukça dikkat çekici işaretler yer almaktadır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]O günün alameti: Semadan (gökyüzünden) bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir.

    [B]El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 53 [/B]

    O günün alameti semada (gökyüzünde) uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir el'dir.

    [B]Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 69[/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Yukarıdaki hadislerde belirtilen "el"in mecazi bir anlamı olduğu açıktır.

    [​IMG]


    Uydular ile her türlü yayın, anında istenilen yere ulaştırılabilmektedir. Bu olağanüstü olay da Peygamber Efendimizin 1400 yıl önceden bildirdiği alametlerdendir. ​

    İnsanların baktıklarında görebilecekleri bir nesne geçmiş dönemler için fazla bir anlam taşımamaktadır. Ancak bugünün dünyasının vazgeçilmez bir parçası olan televizyon, kamera ve bilgisayar gibi cihazlar hadislerde tarif edilen olaya tam olarak açıklık getirmektedir. Yani bu hadiste geçen "el" ifadesi, güç anlamında kullanılmıştır. Ve gökten dalgalar halinde gelen görüntülere yani televizyona işaret ettiği anlaşılmaktadır.
    Konuyla ilgili diğer rivayetler de oldukça ilgi çekicidir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Semadan (gökyüzünden) bir ses onu ismiyle çağıracak ve doğuda, batıda… olan bile bu sesi duyacak…

    [B]El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 54-55[/B]

    Bu ses bütün yeryüzüne yayılacaktır, her kavim kendi dilinden duyacaktır.

    [B]Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 51[/B]
    [CENTER]Semadan (gökyüzünden) bir ses ki herkes bunu kendi lisanında işitir.

    [B]Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 37 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Bu hadisler bütün yeryüzünde duyulacak ve her toplumun kendi lisanlarında işitecekleri bir sesten bahsetmektedir; bu şekilde radyo, televizyon ve benzeri haberleşme vasıtalarına işaret edildiği açıktır. Daha yüz yıl önce hayal edilemeyen bir gelişmeyi Peygamberimizin 1400 sene önce haber vermesi de bir mucizedir.
    Bediüzzaman Said Nursi de sözü edilen hadisleri yorumlamış; bunların radyo, telefon gibi haberleşme vasıtalarını mucizevi bir şekilde haber verdiğini belirtmiştir.27
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2009
  6. DilzaR

    DilzaR Üye

    Hz. İsa ve Sahte peygamberler
    altincag
    altincag sonrasi
    Hz. İsa ve Sahte Peygamberler
    Tarih boyunca bazı yalancı ve sahtekarların peygamberlik iddiasıyla ortaya çıktıkları bilinen bir durumdur. Bu nevi sahtekarlar çıkar elde etmek için insanların temiz inançlarını sömürmüş ve her türlü düzenbazlığa başvurmuşlardır. Ayrıca hadislerde, kıyamet öncesinde sahte peygamberlerin ortaya çıkacağına da dikkat çekilmektedir.
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Her biri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır.



    [B]Tirmizi, Fiten 43; Ebu Davud, Melahim 16 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Yukarıdaki hadis bizlere günümüz dünyasındaki gelişmeleri anımsatmaktadır. Bazı sahtekarlar Müslümanların ve Hıristiyanların beklentilerini suistimal ederek peygamberlik iddialarıyla ortaya çıkmakta ve bazen de büyük felaketlere neden olmaktadırlar.
    Uzmanlar sözde mesih akımlarının 1970'li yıllarda ortaya çıkmaya başladığını, o tarihten bu yana da hızlı bir artış içinde olduklarını ifade etmektedir. Uzmanlara göre, bu artışa neden olan başlıca iki temel husus bulunmaktadır. Bunlardan birisi komünizmin yıkılması, diğeriyse internet teknolojisinin sağladığı imkanlardır.28
    [​IMG][​IMG]

    Üstte David Koresh ve yanan evi (yanda), alttaki resimlerde ise Dünya çapında örgütlenmeye sahip olan Moon tarikatının kurucusu Sun Myung tören esnasında görülüyorlar.
    [​IMG]
    Kendilerini Mesih ilan eden kişilerin ardından binlerce insan ölüme gidebilmektedir. Üstte Uganda'da bulunan toplu mezar ve sağda Jim Jones taraflarlarının intiharı görülmektedir.

    İçinde bulunduğumuz dönemde arka arkaya pek çok sahte peygamber ortaya çıkmış, her biri kendini mesih ilan etmiştir. Ahir Zaman alametlerinin art arda gerçekleşiyor olmasıher insanın mutlaka düşünmesi gereken olağanüstü bir durumdur.​

    Konuyla ilgili aşağıdaki alıntılar hafızalarımızı canlandırmaya yardımcı olmak için seçilmiş birkaç örnektir:
    (Britannica Ansiklopedisi'nden) Federal ajanlar ve mezhep üyeleri arasındaki 51 günlük gerginlik trajediyle sonuçlandı. Mezhebin Waco, Texas yakınlarındaki tesisleri tamamen yandı. 33 yaşındaki, "Branch Davidians" hareketinin lideri ve sözde Mesihi David Koresh de diğer 74 kişiyle birlikte öldü.29


    (Time'dan) Geçen hafta İsviçre ve Kanada'da, sözde Mesih Luc Jouret'in taraftarlarından ve onların çocuklarından oluşan 53 kişi öldü. Bu iki ülkenin polisleri ölümlerin nedeninin toplu intihar, toplu katliam veya ikisinin bir karışımı olup olmadığını araştırıyor.30
    (Encarta Ansiklopedisi'nden) Sun Myung, Moon Unification (Birleştirme) Kilisesi'nin kurucusudur. 16 yaşındayken bir rüya gördüğünü; bu rüyasında da İsa Mesih'in, Tanrının yeryüzündeki krallığını kurmak için, Moon'un Tanrı tarafından seçildiğini ilan ettiğini iddia etmiştir. Bu kilise 1990'ların ortalarında 2 milyondan fazla üyesi olduğunu ve 100'den fazla ülkede örgütlendiğini ileri sürmüştür; günümüzde açıkça Moon'u İsa'nın halefi olarak kabul etmektedir.31
    (The Guardian'dan) En kötü mezhep katliamının korkunç delili… Uganda'da yeni mezarlar bulundukça, liderleri tarafından kandırılan fanatik bir mezhebin 1000'e yakın taraftarının öldüğünden endişe ediliyor…32
    (CNN'den) Öyle bir olaydı ki, yol açtığı şok dalgaları dünyanın her yanına yayıldı: Çağdaş tarihin en kötü toplu intiharı. Bir mezhebin üyeleri olan 900'den fazla insan Güney Amerika ormanlarında bulundu. Ölüler Jim Jones'un taraftarlarıydı.33
    Gündemden düşmeyen sahte peygamberlere Kuran ayetlerinde de dikkat çekilmiştir. Bu konudaki bir ayet şöyledir:
    Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)
    Ayetin devamında haber verildiği gibi, bu insanlar uydurdukları yalanın karşılığını mutlaka göreceklerdir.
    Şüphesiz, tüm düzmece peygamberlerin yalanlarının tümüyle ortaya çıkacağı günler yakındır. Çünkü Peygamberimiz yalancıların ardından Hz. İsa'nın geri dönüşünü de müjdelemiştir.
    Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşünün Kuran'da haber verildiğinden, gerek Müslümanlar gerekse Hıristiyanlar tarafından büyük bir özlemle beklendiğinden bundan önceki bölümlerde söz etmiştik. Hz. İsa'nın dünyaya tekrar gelişi ile ilgili Peygamberimizin de birçok hadisi bulunmaktadır. İslam alimlerinden Şevkani, Hz. İsa'nın dönüşüne dair 29 hadis olduğunu, bu hadislerin içerdiği bilgilerin de yanlış olma ihtimalinin bulunmadığını belirtmiştir. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/338)
    Sözü edilen hadisler ile bizlere ulaşan önemli bir haber daha vardır. Hz. İsa'nın dönüşü Ahir Zaman'ın ikinci devresi ve kıyametin büyük bir alameti olacaktır. Bu konudaki bazı hadisler şöyledir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]On büyük alamet vuku bulmadıkça kıyamet kopmayacaktır… İsa bin Meryem'in çıkması…

    [B][FONT=Tahoma]Sünen-i İbn-i Mace, 10/293 [/FONT][/B]
    [CENTER]Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır.



    [B]Sahihi Müslim, 6/532

    [/B]
    İsa bin Meryem adil bir hakim ve adaletli bir imam (devlet başkanı) olarak inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.



    [B]Sünen-i İbn-i Mace, 10/340 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    Peygamberimiz Hz. İsa'nın geldiğinde, yapacaklarını da şöyle ifade etmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]İsa adil bir imam ve hakim olarak yeryüzünde kırk yıl kalır.

    [B]
    Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.134
    [/B]

    İsa bin Meryem iner, kırk yıl Allah'ın kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder.



    [B]Ahir Zaman Mehdi'sinin Alametleri, s. 92 [/B]
    [CENTER]İsa bin Meryem benim ümmetim içinde; adaletli bir hakim ve (yönetimde) adil bir imam olacak, haçı kırıp ezecek ve domuzu öldürecektir… Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık Allah'tan başkasına tapılmayacaktır.

    [B]Sünen-i İbn-i Mace, 10/334 [/B]
    [CENTER]O (Hz. İsa) haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, mal (o kadar) çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir.

    [B]Sünen-i Tirmizi, 4/93; Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.133[/B] [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Öyle anlaşılmaktadır ki Hz. İsa, gelişiyle birlikte, teslis (üçleme) gibi putperest inançları, haç, ruhbanlık gibi batıl uygulamaları, domuz eti yemek gibi haram fiilleri ortadan kaldıracak, Hıristiyan dünyasını içinde bulunduğu çarpık durumdan kurtaracak, tüm insanları Kuran'da bildirilen hak dini ve üstün ahlak modelini yaşamaya çağıracaktır.


    Bu aşamada, üstünde önemle durulması gereken bir nokta bulunmaktadır. Ayet ve hadislerde, Hz. İsa'nın Ahir Zaman'da, yeryüzüne döneceği hiçbir şüpheye yer verilmeyecek şekilde müjdelenmiştir. Diğer taraftan, günümüzde bazı Müslümanlar konuyla ilgili apaçık delilleri göz ardı etmekte bazıları da Hz. İsa'nın Hz. Muhammed'den sonra gelmesinin mümkün olmadığını ileri sürmektedir. Böyle bir düşünceye sahip olan Müslümanların öncelikle konuyla ilgili ayet ve hadisleri samimi ve ön yargısız olarak incelemeleri yerinde olacaktır. İkinci olarak da Hz. Muhammed'in son peygamber olması gerçeği ile Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşü gerçeği arasında herhangi bir çelişki yoktur. Çünkü Hz. İsa ikinci gelişinde yeni bir din getirmeyecek, Kuran'ın ve
    Peygamberimiz Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği hak dinin hükümlerine tabi olacaktır.
    Büyük İslam alimlerinden İmam Rabbani "Hz. İsa'nın Peygamber Efendimizin yoluna tabi olacağını" (Mektubat-ı Rabbani, 2/1309) belirtmiş ; İmam Nevevi "... Hz. Muhammed'in yolunu tatbik etmek için geleceğini" (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 64) ifade etmiştir. Bu konuda Kadı İyaz da "Hz. İsa'nın İslam'ın hükümleriyle hükmedeceğini ve halkın terk ettiği dini uygulamaları yeniden canlandıracağını" (Sünen-i İbn-i Mace, 10/338) söylemiştir. Suyuti'ye göre, sözü edilen bu konuda tüm İslam alimleri fikir birliğine varmışlardır.
    Geçtiğimiz yüzyılın en büyük alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi de Risale-i Nur Külliyatı'nda, bu konuyla ilgili dikkat çekici açıklamalar yapmıştır. Bediüzzaman'ın tahlillerine göre, Hz. İsa Ahir Zaman'da cismani olarak yeryüzüne dönecek, maddeci ve tabiatçı felsefe akımlarından doğan inkarcı odaklar ile mücadele edecektir. Onun liderliğinde İsevilik ve Müslümanlık birleşerek güçlü dinsizlik akımını tamamen ortadan kaldıracaktır. Hıristiyanlığı boş inançlardan, sapkınlıklardan, hurafelerden temizleyecektir. Hıristiyanların Kuran'a tabi olmalarını sağlayacaktır. Bediüzzaman, Peygamberimizin, bu müjdeleri herşeye gücü yeten Allah'ın sözüne dayanarak verdiğini, bu nedenle de gerçekleşeceğinin kesin olduğunu belirtmiştir.34
    Bu noktada, akla gelen önemli bir soru da Hz. İsa'yı nasıl tanıyacağımızdır. Elbette, Kuran'da anlatılan peygamberlerin ortak özelliklerine sahip olması onun en belirgin alameti olacaktır. Bunun yanında onun gerçek İsa Mesih olduğunun önemli bir fiziki alameti daha vardır. Hz. İsa ikinci gelişinde, onu daha önce gördüğünü, tanıdığını, geçmişini bildiğini söyleyebilecek hiç kimse çıkmayacaktır. Onun fiziksel özelliklerini, simasını ya da ses tonunu bilen tek bir kişi dahi olmayacaktır. Dünya üzerinde tek bir kişi "ben onu daha önceden tanıyorum, filanca zaman görmüştüm, onun ailesi ve yakınları şu kimselerdir" gibi bir iddiada bulunamayacaktır. Çünkü onu tanıyan tüm insanlar bundan yaklaşık olarak 2000 sene kadar önce yaşamış ve ölmüşlerdir. Annesi Hz. Meryem, Hz. Zekeriya, onunla yıllarını geçirmiş olan havarileri, dönemin Yahudi önde gelenleri ve bizzat Hz. İsa'dan tebliğ almış olan insanlar vefat etmişlerdir. Dolayısıyla ikinci kez yeryüzüne gelişinde, onun doğumuna, çocukluğuna, gençliğine ve yetişkinliğine şahit olmuş tek bir kimse olmayacak ve onun hakkında hiç kimse hiçbir şey bilmeyecektir.
    Bundan önceki bölümlerde de açıkladığımız gibi, Hz. İsa Allah'ın "Ol" emriyle babasız olarak dünyaya gelmiştir. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra ise bilinen hiçbir akrabası olmaması çok doğaldır. Allah, Hz. İsa'nın bu durumunu Kuran'da Hz. Adem'in yaratılışına benzetmiş ve şöyle demiştir:
    Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi. (Al-i İmran Suresi, 59)

    Ayette de belirtildiği gibi, Allah Hz. Adem'e "Ol" demiştir ve Hz. Adem yaratılmıştır. İşte Hz. İsa'nın ilk yaratılışı da Allah'ın "Ol" demesiyle gerçekleşmiştir. Hz. Adem'in anne ve babası yoktur; Hz. İsa'nın ilk dünyaya gelişinde ise sadece annesi Hz. Meryem vardır, fakat yeryüzüne yeniden geleceği ikinci seferde onun annesi de hayatta olmayacaktır.
    Kuşkusuz bu durum, dönem dönem ortaya çıkan "sahte Mesih" tehlikesini de tamamen ortadan kaldırmaktadır. Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gelişinde, onun Hz. İsa olduğundan şüphe edilebilecek bir durum oluşmayacaktır. Hiç kimse "bu kişi Hz. İsa olamaz" diyecek geçerli bir sebep bulamayacaktır. Çünkü Hz. İsa, dünyadaki tüm diğer insanlardan ayrılabilecek bu çok önemli özellikle, yani yeryüzünde kendisini tanıyan tek bir kişi bile olmamasıyla hemen tanınabilecektir.
    Sonuç olarak, buraya kadar ortaya konulan bilgiler Hz. İsa'nın gelişine ve yapacaklarına ilişkin İlahi vaatlerin vaktinin çok yakın olduğunu düşündürmektedir. Şüphesiz bizlere düşen görev, yüzyıllardır beklenen bu mübarek kişiyi en güzel şekilde karşılamak için hazırlık yapmaktır.

    Altınçağ
    Hz. Muhammed'in tüm detaylarıyla tasvir ettiği Altınçağ ve bu dönemin özellikleri de kıyametin önemli alametleri arasındadır. İslam alimleri bu döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle Altınçağ ismini vermişlerdir. Hadislerden anlaşıldığına göre, Altınçağ Ahir Zaman'ın ikinci döneminde yaşanacaktır.
    Bu müjdelenmiş haberin gerçekleşeceği dönemin önemli özelliklerinden birisi bolluk ve zenginliktir. Sözü edilen bolluğun tarihte bir eşinin olmadığı da hadislerde bilhassa vurgulanmıştır:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun benzerini kesinlikle bulmamıştır…



    [B]Sünen-i İbn-i Mace, 10/347[/B]



    O zaman ümmetim iyisi, kötüsü, hepsi de benzerini görmedikleri nimetlerle nimetlenir.



    [B]Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 16 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Adı geçen dönemdeki zenginlik, başka bir hadiste de şöyle tasvir edilmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.



    [B]El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    Bu konudaki diğer hadislerde de sıkıntı ve darlık yıllarının biteceği, ihtiyaç içinde olan kimsenin kalmayacağı, hatta insanların sadaka verecek fakir bulamayacakları belirtilmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Öyle bir zaman gelecek ki kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla (taraf taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak hiçbir (fakir) kimse bulamayacak.

    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 462
    [/B][CENTER]
    Muhakkak o zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da onu hiçbir kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir.
    [/CENTER]
    [B]Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 464 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]


    Altınçağ'ın dikkat çeken bir niteliği de doğruluk ve adaletin yerleşmesi olacaktır. Sıkıntı, haksızlık ve zorluklar yerini adalet ve hukukun geçerli olacağı günlere bırakacaktır. Hadislerdeki ifadeyle, "Yeryüzü zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır." (Ramuz-El Ehadis,7/7) Silahların susması, düşmanlığın, kavgaların, sosyal çöküşün son bulması, insanlar arasında dostluk ve sevgi bağının kurulması da bu devrin belli başlı özellikleri arasındadır. Savaş endüstrisine harcanan olağanüstü meblağlardaki para, gıda, sağlık, imar, kültür gereksinimlerine ve bütün insanların mutluluğunu sağlamaya yönelik yatırımlara kayacaktır.
    [​IMG][​IMG][​IMG][​IMG]
    Peygamberimiz hadislerinde, Ahir Zaman'ın ikinci bir döneminin olacağından ve bu dönemde tarihte eşi görülmemiş bir zenginliğin yaşanacağından bahsetmiştir. İslam alimleri bu döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle "Altınçağ" ismini vermişlerdir. Kuran ahlakının yaşanacağı bir dönem olan Altınçağ'da, ayetlerdeki cennet tasvirlerine benzeyen bir bolluk, bereket, zenginlik ve ihtişam yaşanacaktır.
    Öyle ki bu dönem hadislerde "sadaka verilecek fakirin bulunamayacağı" bir dönem olarak tasvir edilmektedir. ​

    Bu müjdelenmiş dönemin karakteristik özelliklerinden biri de dinin özüne dönülmesi, Peygamberimiz zamanındaki şekliyle yaşanması olacaktır. İslam dininde aslında olmayan, sonradan uydurulmuş adetler, hükümler, hurafeler ortadan kaldırılacaktır. Gerçek dinin uygulanmasıyla Müslümanlar arasındaki ayrılıklar son bulacaktır.
    Kısacası Altınçağ, bolluk, huzur, barış, mutluluk, zenginlik ve rahatlık ortamının hakim olacağı, sanat, tıp, haberleşme, üretim, ulaşım ve bunun gibi hayatın tüm alanlarında dünya tarihinde yaşanmamış gelişmelerin görüleceği, Kuran ahlakının yaşanacağı bir çağ olacaktır.
    (Konuyla ilgili detaylı çalışmamız "Altınçağ" isimli kitabımızda yer almaktadır.)

    Altınçağ sonrası
    Kuran'daki kıssaları okuduğumuzda önemli bir İlahi kuralın her dönemde geçerli olduğunu görürüz. Allah'ın gönderdiği elçiyi yalanlayan ve ona karşı savaş açan toplumlar helak edilmiş, elçiye tabi olan insanlar ise hak dinin getirdiği maddi bolluk ve manevi huzuru yaşamışlardır. Elçinin ardından gelen dönemde ise bazı toplumlar kendilerine açıkça tebliğ edilmiş olan hak dini hemen terk ederek şirke ve inkara sapmışlar, fitne ve fesat çıkararak adeta kendi elleriyle kendi sonlarını hazırlamışlardır.
    Söz konusu kural elbette Ahir Zaman için de geçerli olacaktır. Peygamberimiz, Hz. İsa'nın ölümü ve Altınçağ'ın ardından kıyamet saatinin geleceğini şöyle belirtmiştir:
    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Ondan (Hz. İsa'dan) sonra kıyametin kopması an meselesi olacaktır.



    [B]Ramuz-El Ehadis, 1/1336 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]

    [​IMG]
    [CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER][CENTER]Ondan (Hz. İsa'dan) sonra kıyamet kopacak.



    [B]Ramuz-El Ehadis, 28/5948 [/B][/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [/CENTER]
    [​IMG]



    Şüphesiz Ahir Zaman ve Altınçağ insanlığa son uyarının tam anlamıyla yapılacağı dönemdir. Bazı hadislerde bu dönemden sonra artık "dünyada hayırlı bir şey" kalmayacağı vurgulanır. Öyle anlaşılmaktadır ki, Hz. İsa'nın ölümünden çok kısa bir süre sonra, tüm dünya halkları Altınçağ'ın getirmiş olduğu maddi refah ortamında şımarıp azgınlaşacak, hak dini tamamen terk edeceklerdir. kıyamet saatinin de işte böyle bir ortamda, ansızın gelmesi söz konusu olabilir. Elbette, en doğrusunu Allah bilir.
    [​IMG]

    Şüphesiz Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. İnsan ise zamana ve mekana tabidir. Bu apaçık gerçek şu anlama gelir ki, bizim için geçmiş, şu an ve gelecek olan Allah katında sadece bir andır; herşey O'nun katında tek bir anda olup bitmiştir. Dünyanın yaratılışından kıyamete kadar herşeyi Allah en ince ayrıntısına kadar düzenlemiş, en küçüğünden en büyüğüne her olay "Levh-i Mahfuz" isimli kitapta kaydedilmiştir.
    Allah'ın yarattığı kader içerisinde her olayın tüm detaylarıyla yeri ve zamanı belirlenmiştir. Ayette bu gerçek "Her bir haber için kararlaştırılmış bir zaman (müstakar) vardır. Siz de bileceksiniz." (Enam Suresi, 67) şeklinde ifade edilir. Bu süre öylesine kesin ölçülerle belirlenmiştir ki, "ne bir an ertelenebilir, ne de bir an öne alınabilir."
    Elbette kıyamet alametleri ve Ahir Zaman ile ilgili olayların gerçekleşeceği zamanlar da saniyesi saniyesine Allah katında tespit edilmiştir. Allah'a samimiyetle iman eden müminler kaderi izlediklerinin bilincinde olarak asırlar boyunca kıyamet alametlerinin çıkışını büyük bir merak ve heyecanla gözlemişlerdir. Ayet ve hadislerdeki işaretler üzerine derin derin düşünmüşler, Ahir Zaman'ın ilk dönemindeki fitne ve belalara karşı hazırlıklı olmaya gayret göstermişler, bununla birlikte müjdelendikleri Altınçağ'da yaşamayı da yürekten arzu etmişlerdir.
    Bu sitede incelenen ayet ve hadisler de sözü edilen İlahi vaatler ile ilgili bazı gerçekleri açıkça ortaya koymaktadır. İçinde bulunduğumuz çağ kıyamet alametlerinin büyük bir kısmının tam anlamıyla meydana geldiği bir dönemdir. Günümüz dünyası söz konusu İlahi işaretlerin art arda ve tam tasvir edildiği şekilde ortaya çıkmaya başladığına, dünya tarihinde benzeri görülmeyen gelişmelerin ilk defa yaşandığına şahit olmaktadır. Hiç şüphesiz bunlar Peygamberimiz (sav)'in döneminden sonra yaşanan en önemli gelişmelerdir. Bu İlahi işaretlerin ön yargıyla değerlendirilmesi, görmezlikten gelinmesi veya yalanlanması ise böyle düşünenler için büyük bir kayıptır.
    Öyle anlaşılmaktadır ki, 21. yüzyıl dünya tarihinde yepyeni bir dönemin başlangıcı olmaktadır.
    Allah'ın vaadi kesin bir gerçektir. O'nun vaatlerini değiştirebilecek veya engelleyebilecek hiçbir kimse yoktur.
    Her konuda olduğu gibi, en hikmetli ve en güzel sözün olduğu Kuran’da Allah şöyle buyurmaktadır:
    Ve de ki: "Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız..." (Neml Suresi, 93)
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2009

Bu Sayfayı Paylaş