Kıssadan hisse..

'Atasözleri & Deyimler' forumunda Goldman tarafından 22 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Goldman

    Goldman Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kıssadan hisse.. konusu Bir kedi ne kadar yalnız hissediyorsa kendisini

    ben de o kadar yalnızım işte” diye mırıldanıyordu. Kaldırımın kenarına oturmuş yoldan geçenleri seyrediyordum. “Bir kedi konuştu” dedim kendi kendime ve o an farkına vardım... Usulca yanaştım yanına. O mırıldanmaya devam ediyordu.
    “Bir sokak kedisi ne kadar sevgisizse
    ben de o kadar sevgisizim işte.” Patileriyle yanaklarını okşuyordu.
    “Merhaba” dedim fısıltıyla.
    Hiç umursamadan “merhaba” diye karşılık verdi bana.
    “Mutsuz görünüyorsun” dedim.
    “Uff ya, ufff... evet çok mutsuz ve de çok umutsuzum” dedi.
    “Gel seninle sohbet edelim” diye teklifte bulundum ona. Patilerini indirip bana baktı o çekik gözleriyle. Yeşil yeşil bakıyordu. Yeşillerin içinde yüzen minik kayıklar vardı. Kayıkların kürekleri, küreklerin yeşil sulara dalıp dalıp çıkışı vardı... Uzun gri tüyleri rüzgardan havalanıyordu. Kuşkuluydu sanki. Tereddüt etti benimle sohbet etmek için. Sonra birden bir zıpladı kucağıma, irkildim.
    “Hadi o zaman daha ne bekliyoruz. Sohbet etmeyeli sen de yıllar oluyor, ben diyeyim asırlar...”
    “Ne güzel... o halde kendimize güzel bir yer bulalım ve dibi görünmeyecek derinlikte bir sohbete dalalım.”
    Ve birlikte başladık yürümeye. Uzakta olmayan koşu parkına yöneldik. Hava tam bir bahar havasında bizim sohbetimize ortam hazırlıyor gibiydi. Sonunda yerleştik bir köşeye... “İlk soru kimden?” diye sordum. Kucağıma bir güzel yerleştikten sonra mır’lamaya başladı. Ve ben de onun başını okşadım parmaklarımla. Açılışı ben yaptım böylece.
    - Adın var mı?
    - Olmaz mı? Uzun bir adım var. Nehirler kadar mı desem, gökkuşağı kadar mı desem... Uzun işte. Annem koymamış, babam da... sokaktan geçen bir adam ben daha miniminnacıkken bana seslendi. Aslında bana mı seslendi tam olarak bilmiyordum, ben üzerime alındım desem daha iyi olur. O adam beni görmemişti bile. Neredeyse üzerime basıp geçecekti. Sokakta yaşıyor olmanın gerçekleridir bunlar. Her ne olursa olsun sokakta yaşayan hiçbir canlıyı önemsemiyorlar. Çünkü sokakta olmanın ifade ettiği çok şey vardır. Parasızlık... yersizlik... kimsesizlik... İnsanlar bunlara sahip olmayanları bir çırpıda ezerler. Ben de bir sokak kedisiydim işte. Bunu ben mi seçtim? Hayır ben seçmedim. Kim seçtirdi onu da bilmiyorum. O zamandan bu zamana çok vakit geçti. Büyüdüm bir yolunu bulup. Adımı da o zamandan aldım: ‘Kıskıspiştmırnav Pati’
    - Ben bu ismi çok beğendim. Bir kedi için oldukça uygun bence.
    - Ama ben söyleyebilmek için çok çalışmak zorunda kaldım. Günlerce tekrar ettim adımı. Sokaklarda ‘Kıskıspiştmırnav’ diye diye dolandım. Sonunda başardım. Ama şimdiye kadar bana adımı soran olmadı. Bu yüzden o kadar çalışmanın boşa gittiğini düşündüm çok zaman.
    - İlk bana mı söyledin adını?
    - Evet, kediler arasında bu dili konuşmayız biz. Kediler miyavca konuşur hep. Miyav miyav ve yine miyav miyav... böyle sürüp gider. Bilirsin işte.
    - Senin arkadaşın yok mu hiç?
    - Var tabiî. Çöp kedisi, bahçe kedisi, bodrum kedisi, çatı kedisi, balkon kedisi, park kedisi, korkak kedi, kara kedi, cadı kedi...
    - Sen anlat ben seni dinleyeyim.
    - Tamam... Ben şarkı söyleyerek dolaşırım çoğu zaman. Bunu yıllar önce yaşadığım yer yüzünden edindim. Yani şarkı söylemeden duramayışım o yer yüzünden oldu. Gizlendiğim yerin hemen yanında bir kasetçi vardı. Sabahtan akşama kadar hiç durmadan müzik çalarlardı. Orada öğrendim şarkıları. Ben de söylemeye başladım. Mırıl mırıl mırıldandım. Kimse farketmedi. Farkettilerse bile yanlış duyduklarını sandılar. İnsanlar bildiklerinden başkasının olamayacağını sanıyorlar her zaman. Yanılıyorlaaaaar... Ben sokak kedisi ‘Kıskıspiştmırnav Pati’, şarkı söylemeyi çok seviyorum. En yenileri, en bilinenleri, en sevilenleri... hepsini hepsini bilir söylerim. Eskiden kasap kedileri ile hoş arkadaşlıklarım olmuştu. O zaman açlık nedir unuttum. Bana çok iyi baktılar. Beni beslediler, bana arkadaş oldular. Sonra sıkıldım oralardan. Ben gezginciyim. Kulağa hoş geliyor gezginci ‘Kıskıspiştmırnav’. Çok yere gittim. Çok yer değiştirdim. Kapı önlerinde beni doyuranlar oldu. Sonra bir kadınla karşılaştım. Yaşlı bir kadın... beni bahçesinde hasta yatarken buldu. Ateşim vardı. Beni evine aldı hemen. Sıcacık havanın içime yavaş yavaş işlediğini hissettim. Günlerce beni besledi. İyileşitim. O kadına da çok alıştım. Nümtenâ teyze dedim hep ona. Haftalar geçti. İyileşmeme rağmen beni dışarı atmadı. Ben de artık orada onun dizi dibinde yaşayacağım inancına sahip oluverdim. Ama mutlu anlar nedense çok kısa sürüyor. Ya da mutlu anlar çabuk geçtiği için bize kısa gibi geliyor. Birgün Nümtenâ teyze öldü. Beni kimse sahiplenmedi. Ben de onun mezarının başında günlerce bekledim. Sanki dönecekmiş gibi geldi bana. Dönmedi. Bir daha o evin yanına bile gitmedim. Çatı katından düşen kedinin ayağı kırılınca yükseklerde dolaşmayı da bıraktım. Küçük bir kedi iken hep ağaçların tepesine tırmanırdım. Köpeklerle aram hiç iyi olmadı. Sokak köpekleriyle daha doğrusu. Onların beni hep bir yiyecek olarak görmesini midem kaldırmıyor. Ben kediyim. Ben kediyim.
    “yalnız gezerim her yerde
    ellerim ceplerimde hep birşeyler arar
    pencerelere tırmanıp içeriye bakarım
    ev kedileri soba yanına kıvrılmış uyurlar”
    Sonra sonra hiçbir şeye üzülmemeye başladım. Üzülmek bir çözüm değildi. Umursamamayı öğrendim. Benim umursamama dönemimde kütüphane ile karşılaştım. Küçük penceresi hep açıktı. Oradan içeri girdim gizlice. Gizlice kitapları alıp okudum. Baktım ki kitapların okumakla biteceği yok. Vazgeçtim. Dünyaya her gelen kitap yazmış gibi geldi bana. Ben de yazsam dedim kendi kendime. Kediler dünyası üzerine yazılabilecek bir sürü şey vardı bildiğim. Bir sürü iyi ve kötü anılarım vardı: ‘Kıskıspiştmırnav’ın anıları...
    “sarı tüylerim olsaydı güneşe benzerdim
    siyah tüylerim olsaydı geceye...
    benim kaderime gri olmak düştü”
    Her şeyin ortası olmak, en kötüsü belki de.
    Belki de üşümek...
    Belki de en kötüsü kedi olmak... bilmiyorum...
    dedi ve Kıskıspiştmırnav Pati, kucağımdan bir sıçrayışta yere indi. Koşa koşa kayboldu gözden. Nereye gitti? Niye gitti? Hiç söylemeden...

    A.A.

     

Bu Sayfayı Paylaş