Kılıçdaroğlu grupta başörtüsünü es geçti

'Yurt İçi Haberler' forumunda SeLeN tarafından 5 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kılıçdaroğlu grupta başörtüsünü es geçti konusu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 23. dönem yasama yılı açılışı sonrası ilk grup toplantısında vekillere seslendi. Kılıçdaroğlu Hanifi Avcı'nın olayı bir an önce aydınlatılsın derken başörtüsü konusuna değinmedi

    [​IMG]

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü bile rahatsız ettiğini savunarak, ''Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır. Saygı Recep Bey'in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum'' dedi.
    Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, referandum sonrası gelişmeleri değerlendirdi. Yorucu bir süreçten geçtiklerini, zor koşullarda bir referandum gerçekleştirdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, ''Biz sadece 'hayır'ı, anayasa değişikliklerine niçin 'hayır' verilmesi gerektiğini anlatmadık. Aynı zamanda başta bazı vali, kaymakamlar olmak üzere, devletin üzerimizdeki, halkın üzerindeki baskısını gidermesi için de çalıştık, çaba harcadık'' dedi.
    Kılıçdaroğlu, bu çabanın, bir gerçeği ortaya çıkardığını, AK Parti'nin, ''anladıkları anlamda demokrasiyi içselleştiren bir parti olmadığını'' öne sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
    ''İktidarda kalmak için her türlü baskıyı göze alan, iktidarda tutunmaya çalışan bir partidir. O nedenle 2011 seçimlerinde bütün bu gerçekleri bilerek yolumuza devam edeceğiz. Göreceksiniz baskılar, sıradan yurttaşlar üzerindeki şantaj artacak.
    Öyle olaylara tanık olduk ki demokrasi adına utandık. Seçmen sayısından daha fazla oy kullanıldığını gördük. Bütün bu zorlukları bilerek, göğüsleyerek iktidar olmak durumundayız.
    Ortaya çıkan sonuç; anamuhalefet gömleğinin bize dar geldiğini görmemizdir. Önümüzde iktidar var. Yolun başındayız. Yollar yürümek için yapılır, yorulmayacağız, kararlılıkla yürüyeceğiz, yolun sonunda iktidar var. O iktidar halkın iktidarıdır.
    O iktidar demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, kadın-erkek eşitliğini, üniversitelere özerkliği, ulusal kalkınmamızın üretime dayalı olduğunu getirecektir.
    O iktidar halkın geleceğe güvenle bakmasının nirengi noktası olacaktır. O nedenle sıradan yurttaşımız da partililerimiz de kadın ve gençlik kollarımız da bu bilinçle yola devam edeceğiz, çalışmamızı sürdüreceğiz''
    ''DEFTERİNDE VAR MI?''
    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 12 Eylül referandumu sonrası bir konuşma yaptığını, güzel şeylerden söz ettiğini ancak tehdit ve şantajların da yer aldığını savundu.
    Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, ''kışkırtıcılar'', ''kendini bilmezler'', ''basiretsizler'', ''kirli oyunlar tezgahlayanlar'' ifadelerini kullandığını ancak bu üslubu kendilerinin kullanmayacağını belirtti.
    ''O üslup Sayın Başbakan'ın şahsiyetine yakışıyor, onunla özdeşleşmiş durumda'' diyen Kılıçdaroğlu, bir siyasetçinin, söylemleri ve eylemleriyle halka örnek olması gerektiğini kaydetti.
    Kılıçdaroğlu, '' Kullandığı dil, artık Sayın Cumhurbaşkanı'nı bile rahatsız eder noktaya gelmiştir. Bu dili kullanmak, hele hele öfkeyle kullanmak halka en büyük saygısızlıktır.
    Saygı diyeceksiniz ki Recep Bey'in defterinde var mı? Olduğunu da zannetmiyorum'' diye konuştu.
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin, yeni anayasa çalışmalarına koro halinde itiraz edeceğini düşündüğünü ancak şimdi kendisinin kaçtığını, ezberinin bozulduğunu'' savunarak, Erdoğan'a, ''Niye kaçıyorsun, gel meydana oturup tartışalım'' çağrısında bulundu.
    Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Brüksel'de AB yetkililerine, referandum sürecinde üniversitelerin görüş beyan ettiğini duyup duymadığını sorduğunda, ''hayır'' yanıtını aldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Sizin ülkenizde böyle bir referandumda üniversiteler konuşur mu?'' sorusuna ise ''Konuşur'' yanıtının geldiğini belirtti.
    Türkiye'de anayasanın değiştiğini ancak üniversitelerin suskun kaldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''O zaman burada bir sorun yok mu? Niçin üniversiteler konuşmuyor?'' sorusunu yöneltti.
    Kılıçdaroğlu, bir ülkede üniversitelerin, üniversite gençliğinin susmasının, o ülkede demokrasinin askıda olduğu, çalışmadığı, ülkenin geleceğinin parlak olmadığı anlamına geldiğini söyledi.
    CHP iktidarında üniversitelerin yönetsel, bilimsel, mali özgürlüğüne ve özerkliğine kavuşacağını anlatan Kılıçdaroğlu, bunun için YÖK'ü kaldıracaklarını kaydetti.
    Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın YÖK'ü kaldırmaktan söz ettiğini belirterek, ''Şimdi söz ediyor mu; hayır. Çünkü onun amacı üniversitelere demokrasi gelsin, üniversiteler özerk olsun değil.
    Amacı, özerk olmayan, 'bana itaat eden, benim sözümden çıkmayan bir üniversiteyi nasıl yaratırım?' O üniversiteyi yarattı, bununla da gurur duyabilir.
    Evren'in devlet başkanı olduğu dönemdeki üniversiteler ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olarak görev yaptığı dönemdeki üniversiteler aynı; sessiz'' diye konuştu.
    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 2008 ve 2009 yıllarındaki yurt başvurusunda bulunan öğrenciler ile yurda yerleştirilen öğrenci sayılarını karşılaştırdı.
    Üniversitelerin sayısının artırıldığı yönündeki açıklamalara işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Bu üniversitelerin sayısı kadar öğrenci yurtlarının sayısı arttı mı? Yurt yapmak çok mu zor, devletin bütçesinde kaynak mı yok?'' diye sordu.
    Kılıçdaroğlu, devletin bütçesinde yeterli kaynağın bulunduğunu belirterek, ''Amaç öğrencileri üniversitelere kazandırmak değil, onları belli karanlık odaklara tutsak durumunda bırakmak.
    Gençlere sahip çıkmayacaksın, yurt yapmayacaksın, sonra ahkam keseceksin. Kendi gençliğine sahip çıkmayan bir iktidar, ülkenin geleceğine sahip çıkamaz'' dedi.
    'EZBERİ BOZULDU'
    Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, referandumdan 4, 13 ve 20 gün sonra çeşitli platformlarda anayasa değişikliği yapılmasına yönelik açıklamalarda bulunduğunu ifade ederek, bu açıklamalardan bölümler okudu.
    Erdoğan'ın 21 gün sonra Bulgaristan'a giderken, ''ayakları yerden kesilince'' açıklama yaptığını, 2011'de gündemde böyle bir çalışmanın olmadığını söylediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
    ''Bu kişi ülkeyi yöneten kişi, yani Başbakan. Referandum sonrası söylediğine bakın, şimdi söylediğine bakın. Söylemi ile eylemi tutmayan bir başbakana ne denir? Söylüyorsan, arkasında dur, konuştun madem.
    Başbakan'ın kafasında şu var 'biz ne dersek CHP itiraz edecek'. Koro halinde bizim itiraz edeceğimizi düşünüyordu. Biz 'hay hay, buyur gel' dedik. Şimdi kendisi kaçıyor çünkü ezberi bozuldu. Niçin kaçıyorsun Sayın Başbakan? Bu anayasa topluma dar geliyor.
    Özgürlükleri, hakları genişletelim, üniversiteleri özerk yapalım. Niye kaçıyorsun, gel meydana oturup tartışalım. Meclisin işi çokmuş... Parlamentonun işi olabilir.
    Uyum Komisyonu kurmak zor bir şey değil ki, her partiden 2 milletvekili oturur, uzlaşırlar, konuşurlar, bir adım atmış olurlar.
    Başbakan'ın açıklamasından sonra öyle anlaşılıyor ki TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin çark etti, 'buna gerek yoktur' demeye başladı.
    Sen referandumdan sonra grup başkanvekilleriyle konuşacağım demedin mi, bir AKP Grup Başkanvekili, 'bizimle görüştü' diye açıkladı. Sayın Şahin, siz iktidarın mı yoksa parlamentonun mu Meclis Başkanısınız?''
    ''BİR ŞEYİ İÇİME SİNDİREMEDİM''
    Kılıçdaroğlu, referandum sürecinde bir çok şeyin tartışıldığını ancak Erdoğan'ın referandum için gittiği Diyarbakır'da ''Diyarbakır Cezaevi'nde büyük işkenceler oldu, yıkıp, daha modern bir hapishane yapacağım'' şeklindeki sözlerini ''içine sindiremediğini'' söyledi.
    Kılıçdaroğlu, Diyarbakırlılara, ''Dünyanın hangi demokrasisinde bir başbakan gelir, eski hapishaneyi yıkıp, daha güzel, modern hapishane yapacağım der?'' diye sordu.
    Kemal Kılıçdaroğlu, ''CHP Genel Başkanı olarak ben Diyarbakır'da aynı şeyi söyleseydim, yer yerinden oynar, kıyamet kopar, ne AB ne ABD ne İstanbul ne Diyarbakır ne televizyonlar ne gazeteler kalır.
    'Şu CHP'ye bakın, bu bölgeye hapishane sözü verilir mi' derler, dediklerinde de haklı olurlar. Başbakan söylediğinde niye bir tek cümle dahi bir yerde kullanılmadı.
    Bu çifte standardı da vicdanı olan her yurttaşın vicdanına havale ediyorum'' diye konuştu.
    Bu arada CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, grup toplantısı öncesinde milletvekilleri sıralarına birer demet çiçek bıraktı.
    CHP, geçen yasama yılında izleyicilerin yoğunluğu nedeniyle yer bulamayan milletvekilleri ve gazeteciler için bu dönem önlem aldı. Bu yerlerin belirlenmesi için kırmızı şerit çekildi.
    Grup toplantısını yöneten İnce, milletvekili danışmanlarının, milletvekillerine yer tutabilmek için toplantılara geldiğini, danışmanların görevinin bu olmadığını belirterek, izleyicilerden yer konusunda hassas olmasını istedi.
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ''korku toplumu yaratmakla' suçlayarak, ''Bu korkunun da terörün de kaynağı sensin'' dedi.
    Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Brüksel ve Almanya'ya yaptığı ziyaretler hakkında değerlendirmeler yaptı. AB'nin Türkiye'ye çifte standart uygulamasına karşı olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, ''medya üzerindeki baskıları'' da anlattığını bildirdi.
    Kılıçdaroğlu, bu konuyu bir rapor haline getirdiklerini, tercümeleri yapıldıktan sonra Avrupa Parlamentosundaki bütün üyelere göndereceklerini ifade etti.
    CHP Lideri, AB uyum yasaları sürecinde hep katkı verdiklerini belirterek, ''Biz çağdaşlaşmadan yanayız, uygarlaşmadan yanayız, özgürlükten yanayız. Bunları söyledik. Emin olun oradaki tablo değişti'' diye konuştu.
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''AB'nin sürekli engeller çıkardığını'' söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ''AB ile anlaşmaların altına imza atarken neyin altına imza attığını bilmiyor muydun?
    Önceki Genel Başkanımız Sayın Baykal, defalarca, 'Sayın Başbakan imza atma çık gel, niye imza atmadığını ben anlatırım halka' dedi. Şimdi, 'bizi oyalıyorlar' diyor.
    Oyalamıyorlar, verdiğin sözleri yerine getir diye bekliyorlar. Neyin altına imza attığının farkında bile değil. Kendilerinden o kadar geçmişlerdi ki Kızılay'da saat 12'de havai fişek attılar.
    Bunların AB'ye giriş süreci bu. 'Bizi oyalıyorlar' diyor. Hayır, sen AB'yi oyalıyorsun, Sayın Başbakan, sen oyalıyorsun. Aslında AB'yi oyalayan Adalet ve Kalkınma Partisi'dir. Yapmıyor gereğini'' görüşünü dile getirdi.
    ''BU ANLAYIŞ 'CUMHURİYETE İHANET' ANLAYIŞIDIR''
    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın Marmara Üniversitesinde ''Farklı inanç gruplarının gerekirse kendi yargılamalarını yapmalarının mirasçılarıyız.
    İnşallah gelecekte yine öyle öncü bir rol oynayacağız'' dediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
    ''Ne demek bu? Her İnanç grubunun kendi mahkemesi olsun. O zaman bizim Sayın Başbakan'a şu basit soruyu sorma hakkımız var. Siz o koltukta niye oturuyorsunuz?
    İşte gizli gündemi bu. Bunlar demokrat falan değil. Bunlar hukukun üstünlüğüne falan inanmıyorlar. Bunlar yurttaşları bölerek, parçalayarak iktidara tutunmak istiyorlar.
    Bunların tarih bilgisi de yok. Osmanlı'nın niye battığını bu olayın içinde görsünler. Kapitülasyonlar dolayısıyla yabancılara özel yargılamayı görsünler.
    Bir Başbakan bunu bir üniversitenin çatısı altında söylüyor. Acı olan bu.
    Bunu eleştiren bir medya gördünüz mü? Biz söylesek, kıyamet kopardı, yer yerinden oynardı. Beyefendi Ortaçağ hukukunu getiriyor, ona öykünüyor, medyada tık yok.
    Baskılama, çifte standart, adı konmamış bir sıkıyönetim AKP iktidarı ile beraber aşama aşama Türkiye'ye geldi.
    Son kişi kalıncaya kadar her CHP'li her yerde ve her ortamda bütün bu kirli çamaşırları açığa çıkarmak zorundadır. Bu anlayış, Cumhuriyete ihanet anlayışıdır, çağdaşlığa ihanet anlayışıdır.''
    ''HALKI KANDIRDINIZ''
    Ekonomi konusunda da değerlendirmeler yapan Kılıçdaroğlu, yasa gereği, mayıs ayında çıkması gereken orta vadeli program ile 15 Hazirana kadar çıkması gereken orta vadeli mali programın henüz çıkarılmadığını, haziran sonuna kadar bütün kamu kuruluşlarına gitmesi gereken 2011 bütçe çağrısının da gitmediğini ifade etti.
    Kılıçdaroğlu, ''Hangi ekonomiden söz ediyorsunuz? Yasayı uygulamıyorsunuz'' dedi.
    Reel ekonominin durumunun borsa rakamlarından farklılık gösterdiğini, kamyoncunun mazotla birlikte yağı yakıt olarak kullandığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Eğer hayatın gerçeğini görmelisiniz. Borsa şöyle böyle oldu.
    Sıcak paraya teslim olmuş bir ekonomiye teslim olmuşsanız Türkiye'nin geleceği parlak değildir'' dedi.
    Kılıçdaroğlu, enflasyonun yeniden tırmanışa geçtiğini de söyledi.
    HSYK ile ilgili anayasa değişikliği yapılırken ''kürsü hakimi' seçilecek dendiğini, ancak Adalet Bakanlığı bürokrasisinin üst düzeyinin seçimlerde aday olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Ne güzel bir HSYK! Hani 'kürsü hakimi' diyordunuz.
    Bunların hiçbirisi kürsü hakimi değil. Halkı kandırdınız. Bu mudur sizin ahlak, doğruluk anlayışınız?'' diye sordu.
    ''BİR KİTAP YAZDI HAYATI DEĞİŞTİ''
    Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile ilgili gelişmeleri, Yazar Orhan Pamuk'un Yeni Hayat'ın ''Bir kitap okudum hayatım, bütün hayatım değişti'' şeklindeki ilk cümlesini, ''Emniyetten birisi bir gün bir kitap yazdı hayatı değişti'' diye uyarlayarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, Avcı'nın kitabından alıntılar yaptı.
    Avcı'nın ''binlerce telefonun dinlendiğini, devletin demirbaş defterine kayıtlı olmayan kayıt cihazları bulunduğunu'' iddia ettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, bunların ''bir polis müdürünün iddiaları' olduğunu vurguladı.
    Kılıçdaroğlu, bunların araştırılması gerektiğini kaydetti.
    Avcı'nın İçişleri ve Adalet bakanlıklarına yaptığı başvuruları anımsatan Kılıçdaroğlu, özetle şöyle konuştu:
    ''Kitabın yayınlanmasından hemen sonra Avcı ile ilgili 8 soruşturma açılıyor. 605 sayfalık kitabı bir gecede nasıl okudun, nasıl havale ettin, nasıl müfettişleri harekete geçirdin? Oysa sana başvurulalı 8 ay olmuş. 8 ayda ne yaptın Sayın Bakan?
    Sayın Avcı, 'kanunsuz dinlemeleri tespit etmek çok kolay' diyor. Tespit ettiler mi? Yapmadılar. Sayın Başbakana sormak durumundayız? Siz hangi gerekçeyle bu soruşturmayı engelliyorsunuz ve engelleyenler kimlerdir?
    Bu engelleniyorsa kesinlikle bu ülkede demokrasi, insan hakları kavramı yoktur. Sayın Başbakan ya bunu yapar ya biz başka yollara başvururuz. Kimsenin telefonları yasadışı dinlenemez.
    Sayın Başbakan yasadışı dinlemeleri yapanları teşhire çıkar, yargının önüne çıkar. Korku toplumu yarattın, sen. Sanayici, esnaf, sokaktaki vatandaş, üniversite korkudan konuşamıyor.
    Korku toplumu yarattın sen Sayın Başbakan, demokrasi değil, özgürlük değil. Bu korkunun da bu terörün de kaynağı sensin.
    Ben değilim diyorsan bu soruşturmayı sonuçlandırırsın ve kamuoyunu tatmin eden raporları çıkarırsın. Biz de deriz ki 'Sayın Başbakan her türlü yaşadışı işlemin üzerine yüreklice gidiyor'.
    Aşama aşama Türkiye'ye baskı rejimini getirdiler, sivil sıkıyönetim getirdiler ama bunu kıracağız. El birliğiyle kıracağız. Bu karanlık tabloyu mutlaka yıkacağız.
    Bizim kökümüzde teslim olmak yoktur. Bir militan gibi çalışacağız, mücadele edeceğiz ve CHP'yi iktidara taşıyacağız.''
    Kılıçdaroğlu, 12 Eylül rejiminin getirdiği tüm düzenlemeleri gözden geçirme çağrısını yineleyerek, ''Sayın Başbakan'ın kaçmasına gerek yok, gelsin görecektir, güzel şeyler olacak bu ülkede'' diyerek sözlerini tamamladı.

    HABER7
     

Bu Sayfayı Paylaş