Kütahya'da Gelenekler Ve Folklor

'Kütahya Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 24 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Kütahya'da Gelenekler Ve Folklor konusu Kütahya'da Gelenekler Ve Folklor


    1-MAHALLİ YEMEKLER:



    1.1-ÇORBALAR:

    Sıkıcık Çorbası, Tekke Çorbası, Tarhana Çorbası gibi yöresel çorbaları vardır;

    TARHANA ÇORBASI:

    Malzeme; 1 kaşık tereyağı, yarım kaşık salça, 3-4 kaşık Kütahya Tarhanası.

    Hazırlanışı: Tereyağı ve salça az miktar sıcak su ile kavrulur, 3 bardak soğuk su eklenir. Tarhana ilave edil erek kaynayana dek karıştırılır. Sıcak olarak servis yapılır.



    1.2-HAMUR İŞLERİ:

    Mantı, Tosunum, Höşmerim (bir hamur işidir) Kaygana, Kapama, Gözleme, Şibit, Dolamber böreği, Cimcik.

    CİMCİK:

    Malzeme: 1 Yumurta, 4 avuç un, bir tutum tuz, yarım kilo sarımsaklı yoğurt, 100 gr. Tereyağı.

    Hazırlanışı: Yumurta , un ve tuz yoğrulur. Hamur dörde bölünerek yumak tutulur. Her biri incecik çarşaf gibi açılır. Daire şeklinde açılmış hamurun iki tarafından ortasına doğru rulo yapılır. ikişer cm. ara ile kesilerek rolular açılır. Bu şeritler üst üste konarak kareler halinde kesilir. Kesim işi bittikten sonra bu minik kareler, karşılıklı iki köşesi birleştirilip sıkılarak bir çeşit fiyonk yapılır. Büyük bir tencereye su ve bir tutam tuz konularak kaynatılır. Cimcikler kaynar suya dağıtılarak atılır ve bir .. taşım kaynatılır. Ateşten alınarak suyu süzülüp soğuk sudan geçirilip tekrar süzülür. Üzerine sarmısaklı yoğurt dökülür 100 gr. tereyağı ilave edilir. Sıcak servis yapılır.



    1.3-ET YEMEKLERİ:

    Sulu saç kavurma, küp kebabı, çevirme kebabı, kuyu kebabı, Gediz göveci, Tavşanlı göveci ve tas kebabı.



    1.4-TATLILAR:

    Kaymaklı güllaç, gül tatlısı, yufka tatlısı, peluze, Kütahya baklavası ve zerde



    2.DÜĞÜN ADETLERİ:

    Düğünler, Kütahya halkının ince zevkini, asaletini ve geleneklere bağlılığını göz önüne serer. Önce kız istenip, söz kesilir. Tabi ki kız evi naz evidir ve bazen söz alabilmek için kız evinin yolunu birkaç kere tutmak gerekebilir. Söz kesildikten sonra, kız evinde nişan merasimi yapılır. Ailenin büyüklerinden biri yüzükleri takar, dualar edilir, şerbetler içilir . Nişanlılık döneminde çeşitli vesilelerle taraflar hediyeleşirler. Bayramlarda gelinlik kıza ayağının terliğinden, başının oyalı danesine kadar giyim eşyalarının bulunduğu bir bohça gönderilir. Kurban bayramında ise yine böyle bir bohçanın yanında irice bir koç alınıp, boynuzlarına al kurdele ile bağlanmış üç adet beşi birlik ile birlikte kız evine gönderilir. Kız evi de bunlara karşılık bir tepsi baklava ve damada çamaşır ve bir takım eşya gönderir.Düğünden bir hafta önce akrabalar gelin hamamına gider. Düğüne davet edilenler "okucu" denilen akrabadan bir kadın tarafından bir bir davet edilir.

    (Okucu kelimesi, Orta Asya' da boy beyleri ve kabile reislerini birer ok göndererek şölene veya savaşa katılmaya çağıran görevlinin adı olup, zaman içinde bu resmi anlamı unutulmuştur.) Düğüne davet edilenlerin okucuya bahşiş vermesi adettendir. Düğünden birkaç gün önce kız evinde "çeyiz altı" denilen bir eğlence tertiplenir, kızın arkadaşları davet edilir, ikindi üzeri toplanılır, hep birlikte akşam yemeği yenilir, yemekten sonra geniş bir odada eğlenilir ve sohbet edilir. Nikah, düğünden birkaç gün önce, genellikle çeyiz altı gününde kıyılırdı. Nikahta, gelin kız ve damat bulunmayabilir, onları vekilleri temsil ederdi. Düğünün bir gün öncesinde sabahtan başlayan kına günü yapılır, gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakılır, oyunlar oynanır, öğle yemeğinde zerdeli pilav ikram edilir. Düğün günü kız evinde sabahtan gelin hazırlanır, oyunlar oynanır, gelinin erkek akrabalar kuşak bağlarlar ve geline hediyelerini takarlar.

    Oğlan evinden gelin almaya gelenler, gelinin karşısında dua edip, para ve şeker saçarak gelini alıp götürürler. Gelin gittikten sonra kız evin- den yakınları kızartılmış kuzu veya tavuk ve baklavalar ile oğlan evine giderler. Oğlan evinde güvey salma yapılır. Yemeğe çağrılan akrabalar yatsı namazından sonra dualarla, tekbirlerle kapının önünde damadın sırtını yumruklayarak gelin odasına gönderirler. Ertesi gün yakın akrabalar öğle yemeğine çağrılır. Paça adı verilen bu toplantıda yemekten önce gelin misafirlerin elini öper, sonra elbise değiştirip kolonya tutar, tekrar elbise değiştirip şeker tutar. Yengelerinin yardımı ile misafirlere her hizmetinde ayrı bir elbise giyerek karşılarına çıkar. Düğünden sonra kırk gün akrabalar yeni gelini kutlama ziyaretine gelirler. Buna mübareke (tebrikleşme) denir. Bu kırk günlük süre içinde gelin her gün her misafiri karşılarken, el öpme, şeker, kolonya, çay ikram etme ve her ikramdan sonra elbise değiştirme işlemini tekrarlar. Biraz zor bir iş olmasına rağmen, bu işlem kırk gün boyunca aksatılmadan yerine getirilir.



    3.SÜNNET GELENEKLERİ:

    Sünnetten önce ipekli, simli, parlak ve göz alıcı kumaşlar ku11anılarak sünnet yatağı hazırlanır. Sünnet yatağına, bir hükümdarın yatağı gibi özen gösterilir. Düğünden bir gün önce kına gecesi yapılır. kanı gecesinde kadınlar ve erkekler ayrı ayrı eğlenir. Sünnet olacak çocuğun sağ eline kına yakılır. Sünnet günü kadın ve erkekler sünnet evinde ayrı ayrı toplanır. Bir tarafta mevlüt okunurken diğer yandan sünnet olacak çocuk, sağdıçları ve arkadaşları ile davul zurna eşliğinde bir konvoyla şehri dolaşırlar. Konvoyun eve dönüş zamanı mevlidin sonuna rastlar. Çocuk tekbirler ve dualarla sünnet edilir. Çocuğun yakınları ve komşuları hediyeler verirler, çocuğa para armağan ederler. Gelen misafirlere yemek ikram edilir. Sünnet yatağı kırk gün kalkmaz, akrabalar düğünde olduğu gibi ''mübareke'' denilen ziyaretler yaparlar.



    4.DOĞUM GELENEKLERİ:

    Kütahya tarihinde yaşadığı muhteşem olayları bilinç altında yaşatmasını ve bugüne ulaştırmasını bilmiştir. Yaşanan her toplumsal olay, adeta bir saray protokolü gibi belirli kurallara bağlı, geçmişten günümüze uzanan zevk süzgecinden geçmiş vakarlı bir törenler silsilesidir. Yüzyıllar öncesinin çini sanatı nasıl bugün aynı heyecanla devam ettiriliyorsa, bir çok sosyal olayda aynı hassasiyetle geçmişten bugüne ve geleceğe, yalnız hatıralarda değil, bilfiil yaşanarak ulaştırılmaktadır. Doğumla ilgili geleneklerde bunun bir parçası durumundadır. Bir çocuğun, kız olsun, erkek olsun dünyaya gözlerini açması; Kütahya için başlı başına bir olaydır ve dolu dolu yaşanır.

    "Gözaydınlık"

    Doğum yapan gelin hastaneden eve gelince, akrabalar, komşular, eş-dost, ''gözaydınlık'' için eve akın ederler. Kimisi birkaç kilo lokum, kimi bir kilo çay, kimi 250 gr. Kahve, iki kilo küp şeker, kimi irice bir karpuz, kimi birkaç kilo kuru pasta, kimi iki kilo süt, kimisi de bir miktar nişasta armağan getirir, gözün aydına eli boş gelinmez. Gelin yirmi gün ayağa kalmaz. Misafirleri yatakta karşılar. Kalkarsa nazar değmesinden endişe edilir. Yirmi gün dışında kırk gün doluncaya kadar geline iş yaptırılmaz. Sağlığı açısından önemli kabul edilir.

    “Lohusa Döşeği”

    Doğum olayı büyük sevinç meydana getirdiği için günler hatta aylar süren bir kutlamaya sahne olur. İlk yirmi gün dolunca kaynana, akrabalardan, sözü-nazı geçen dostlarından ağır işlemeli "baş tülbentleri" toplar. Bunlar çok kıymetli kumaşlardan olup dört kenarı eski iş simle işlenmiştir .Her isteyene verilmezler . Yatağın dört bir yanına çıtalar konur. Çıtaların çevresi sim işlemeli çarşaflarla renk-renk, boğum-boğum süslenir. Bürümcük ipek çarşaftan kapılar yapılır. Ortasında boğumla fiyonk bağlanır. En güzel karyola takımları gerilir, en güzel yatak takımları serilir. Sonra hısım-akraba, konu komşuya haber salınır. Kahve içmeye davet edilir. Gelin hanım misafirleri ipekli bir kıyafetle karşılar. Oyalı başıyla misafirlerin elini öptükten sonra özel döşeğe hafifçe oturur. Bebek oğlansa başına mavi kurdele, kız ise mavi kurdele takılmıştır. Hoş geldiniz güle güle dışında hemen hiç konuşmadan oturur. Misafirlere kahve, çay, pasta, börek yanında özel yapılmış, baharatlı, tarçınlı, karanfilli sıcak lohusa şerbeti ikram edilir. Şerbetin yanında tuzlu bisküvi, kraker vs. ikram edilir. Şerbeti ağır gelenlerin şerbetine limon sıkılarak hafifletilir. Ziyarete gelenler yakınlık derecelerine göre altın, bilezik, küpe, bebeğin adının baş harfi yazılı altın harfler takarlar. Bunlar yatağın başucuna bir yastığın üstüne kırmızı kurdele ile takılarak sergilenir. bazı misafirler para takar, bazıları bebek takımları hediye ederler. Gelinin kendi annesi damada, kızına ve bebeğe olmak üzere üç tane bohça hazırlar. Her biri için uygun giysiler konup önceden hazırlanmıştır. Gelin misafirlerini ayrı bir kıyafetle uğurlar. Bu olay bir tören şeklinde günlerce sürdürülür. Hemen hiçbir ayrıntının atlanmamasına dikkat edilir. Bunlar tarihin derinliklerinden, yüzyılların süzgecinden süzülüp gelen, bozulmadan yaşanarak sürdürülen, toplumun mutluluğuna katkıda bulunan geleneklerdir .



    5.KÜTAHYA' DA FOLKLOR:

    Kütahya çok zengin bir kültüre sahiptir. Bu zengin ve renkli kültür, her alanda olduğu gibi, folklor dede kendini gösterir. Türküler, maniler, halk hikayeleri, atasözleri, mahalli deyimler, efsane ve destanlar bu zenginliğin göstergesidir. Türküler genel olarak sevdaları, acıları, özlemleri, ölümlerin ardından yakılan ağıtları, kavuşamayan sevdalıları anlatır. Düğün, nişan, doğum gibi özel günlerde sergilenir ve oyunlarla süslenir . Maniler ise özellikle kına gecelerinde ve bayramlarda söylenir. Kütahya türkülerinin hemen hepsinin bir öyküsü vardır.



    5.1.HALK OYUNLARI:

    Kütahya yöresi halk oyunları, erkek1er ve kadınlar tarafından ayrı ayrı oynanır. Erkeklerin oynadıkları oyunların bazılarının adları şöyledir: ''Kar mı yağdı Zeybeği'[/swf2][swf3]'Çatalcam'[/swf2][swf3]'Ahmet Bey'[/swf2][swf3]'Sepetçioğlu'' ve ''Sinanoğlu Zeybeği'' ile Domaniç yöresinde ''Kayı Zeybeği''dir . Kadınlar ise, her biri milyonlarca maddi değeri olan, tarihin içinden süzülüp gelmiş, saraylardan günümüzün evlerine taşmış olan; Tefebaşı, Dizbağlı, Eğrimli, Pullu, Üç Etek, Çatkılı ve Bindalıllı gibi elbiselerde şu oyunları oynarlar: Ebeler, Cuma Günleri, çömüdüm, yasemfn, hafizem, tıpır tıpır, keklik...



    5.2.MAHALLİ KIYAFETLER:

    Görenleri hayrette bırakacak güzelliğe ve sanat değerine sahiptirler. En yeni yapılmış olanları bile antika değeri taşır. Canfes adı verilen saf ipekten kumaş, sırma ile elde işlenerek çok ince bir zevkle, değerli bir sanat eseri, tarihi bir eser haline getirilirler. Kıymetleri bilinir, son derece titizlikle korunur, kuşaktan kuşağa aktarılırlar. Ayrıca kadife, yünlü, daha değişik ipekli kumaşlardan yapılanları da vardır. Birkaçını tanıyalım:



    5.2.1.Kadın Kıyafetleri:

    "Tefebaşı"

    Kütahya kadın kıyafetleri içinde ilk sırayı alır. Kırmızı veya mavi renkteki ince ipek veya yünlü kumaştan üç parça olarak dikilir. Ancak uzun entari Çintiyan (Şalvar) ve Fermene adı verilen bu parçalar genellikle üçlü takım olarak giyilmez. Şalvar veya uzun entari üzerine fermene daha yaygındır. Uzun entari içine al gömlek giyilir, bele gümüş kemer takılır.

    "Şalvar"

    Genelde ''Pullu'' adı verilen ince ipekli kumaştan dikilir. ''Aynalı Pullu ve Süpürgeli Pullu olmak üzere iki çeşittir.Aynalı pullu gümüş sırma ile işlenir.

    "Çatkılı"

    Hareli kalın saten veya ipek kumaş üzerine simle bezeli olarak işlenir ve dikilir. Siyah, mavi ve mor renkli kumaşlar tercih edilir. Şalvarı entari ve fermeneden oluşur. Şalvar ve fermene, üzeri simli, keskin uçları sağa, sola, aşağı yukarı gelecek şekilde kareli ve bezenmiş, kaidelerin birleştiği noktalara fiyonklar yerleştirilmiştir.

    "Yolaklı"

    Kiremit kırmızısı, mavi, sarı, beyaz renkten 1-1.5 cm kalınlığında boyuna çizgili kumaştır. Bu kıyafetin tefebaşından daha kıymetli olduğu kabul edilir. Fermene, Şalvar, entari olmak üzere üç parçalıdır.

    "Bindallı"

    Her renkte hareli, canfes, vb ipekli kumaştan yapılır. Daha çok kırmızı ve pembe kumaşlar tercih edilir. işlemelerde dallar son derece küçük sık ve çoktur. Şalvar ve entari olarak iki parçadır.



    5.2.2.Erkek Kıyafetleri:

    Erkek kıyafetleri kadın kıyafetleri kadar zengin ve çeşitli değildir. Çuhadan yapılırlar ve zariftirler. Açık maviden Iaciverte kadar bütün mavi tonları tercih edilir . Cepken: Etekleri bel hizasında biten cep- kenlerin önü kapanmaz. Kolları koltuk altına kadar açıktır. Üzeri kaytan kullanılarak çeşitl motiflerle süslenir. Gazeke uzun kollu olup önü kapalıdır Bele kadar iner. Mavi-Iacivert çuhadan yapılır. Üzeri kaytan ile işlenir. Mor çuhadan yapılanı pek makbuldür.

    "Şalvar"

    Kütahya şalvarı, ege şalvarları içinde belden diz altına inmesi bakımından ayrılır. Mavi ile Iacivert arası tonlar- da çuha kumaştan yapılır. Yanlarda belden aşağıya kadar kıvrımlı bordür halinde kaytan işlemesi vardır.

    "Potur"

    Şalvara ben- zer. Dize kadar olan bölümü gayet bol, dizden aşağısı bacakları saracak kadar dardır. Kaytan ile işlenir.
     

Bu Sayfayı Paylaş