Kürt Olarak Akşamladım, Arap Olarak Sabahladım..

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 13 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Kürt Olarak Akşamladım, Arap Olarak Sabahladım.. konusu Kürt Olarak Akşamladım, Arap Olarak Sabahladım

    Gayet meşhur bir söz olan "Kürt olarak akşamladım, Arap olarak sabahladım" sözünün niçin söylendiği ile alâkalı olarak şöyle bir kıssa nakledilir:
    Ebû Abdullah el–Müştehir Hazretleri, aslen Şirazlı bir Kürt ailedendir. Şöhreti her tarafa yayılmış olan büyük bir âlimdir. Sahip olduğu bu ilmini, medreselerde hocalardan okuyarak, rahlelerde dirsek çürüterek elde etmemiş; ilim ehline olan büyük hürmeti ve ilim sahibi olma konusundaki fevkalade arzusu sebebiyle kendisine Allah tarafından ilm–i ledün olarak ihsan edilmiştir.
    Ebû Abdullah el–Müştehir Hazretleri çok arzu etmesine rağmen maalesef okuyamamıştı; ama ilim ehlini çok seviyordu. Fırsat buldukça onların ders halkalarına katılır, onları dinler, gerekirse bazı meseleleri onlara sorar ve onlarla hemhâl olurdu



    Yine bir gün Şiraz medreselerinden birine geldi. O sıralar

    henüz kendisine Allah tarafından ilm–i ledün

    bahşedilmemişti. Her zamanki gibi medresede talebeler

    ilim mevzuunda konuşmalar yapıyorlardı. Bazı hususlarda

    ise hararetli münazaralar vuku buluyordu. Talebelerin ilim

    öğrenmek için böylesine gayret sarf etmeleri, birbirlerine

    karşı âdeta kıran kırana deliller öne sürmeleri onun çok

    hoşuna gidiyordu. Onların bu münazaralarına iştirak

    etmek için birden mevzuya girdi ve o da bir mesele sordu.

    Lâkin sorduğu sorunun ne tartışılan meseleyle alâkası

    vardı, ne de bir soru değeri taşıyordu. Tabiî gayet saf bir

    temenniyle aniden münazaranın ortasına dalınca, birden

    kısa bir sessizlik oldu ve ardından da gülüşmeler geldi...

    Tabiî hemen yaptığı hatanın farkına vardı; çok mahcup

    oldu ve:

    "Ben de sizin gibi ilim sahibi olmak istiyorum. Ne olur bana

    bir yol gösterin!" dedi. Öylesine saf ve temiz bir kalple rica

    ediyordu ki, verilen tavsiyeye uyduğu takdirde bir gecede

    âlim olacağından şüphe etmiyordu. Bunun üzerine ona

    şaka yollu şöyle bir tavsiyede bulundular.

    "Madem âlim olmak istiyorsun, öyleyse bu gece evinin

    tavanına bir ip bağla. Ayağını da bu ipe sıkıca bağlayıp,

    kendini baş aşağı sallandır ve her sallanışta "Aslan yelesi"

    de. Böylece ilim kapıları sana bir gecede açılır." dediler.

    Tabiî o, talebelerin kendisine şaka yapmış olabileceklerini

    hiç aklına bile getirmez. Bu sözü ciddiye alarak doğruca

    eve gider. Onların dedikleri gibi, evin tavanına bir ip

    bağlayıp, ayaklarını da bir ucuna bağlar ve baş aşağı

    sallanmaya başlar. Her sallanışta onların tarif ettiği şeyi

    söyler. Daralır, zorlanır; ama vazgeçmez. Sabaha kadar

    buna devam eder.

    Hüsnüniyet ve sıdk–u sadakatle sırf âlim olabilmek için

    sabaha kadar bu sıkıntıya katlanması Mevlâ Teâlâ'nın

    hoşuna gider. Seher vakti olduğunda bütün ilim kapılarını

    ona açar. Artık zâhir ve bâtın pek çok ilim ona malûm

    olmuştu. Bu olayın ardından hemen o sabahtan itibaren,

    Şiraz camilerinin kürsülerinde vaaz etmeye başlar. İlk

    vaazını şu kelâmla açar:

    "Emseytü kürdiyyen fe asbahtu arabiyyen" (Anlamı: Kürt

    olarak akşamladım, Arap olarak sabahladım.)

    Artık bundan böyle birçok âlim, halletmekte güçlük çektiği

    meseleyi ona sorar oldu. Mevlâ Teâlâ'nın kendisine ilm–i

    ledün bahşetmesiyle zâhir ve bâtın bütün ilimlerin hâmili

    olan Ebû Abdullah Hazretleri, aynı zamanda yaşadığı asrın

    mânevî önderlerinden olur.


     

Bu Sayfayı Paylaş