Küllenmiş her düşüncenin

'Makaleler-Denemeler' forumunda KaRDeLeN tarafından 23 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Küllenmiş her düşüncenin konusu Küllenmiş her düşüncenin


    [​IMG]


    ]Küllenmiş her düşüncenin, her duygunun
    içinde iyi yahut kötü, acı yahut tatlı, neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor
    sıcaklığı vardır ki, eşelendikçe alevi ortaya çıkar.



    Bazen ısıtır bu alev, bazen yakar. Olumlu ya da
    olumsuz bütün hayaller, bütün idealler ve bütün arzular sonuca ulaşmadıkça,
    hedefini bulmadıkça elbette kül içinde saklanan kor gibi sıcak bekler. Küçük bir
    esinti, azıcık bir savrulma... Bir hatırlama... Küçük bir dokunuş... Hele
    içinizi bir yoklayın...



    Zamanın hızlı akışı, feleğin hızla dönüşü içinde her şey bizim
    istediğimiz rengi göstermeyebilir, bizim istediğimiz biçimde tahakkuk
    etmeyebilir. Bağrımızı yırtmanın, yüreğimizi parelemenin, ciğerlerimizi kan
    doldurmanın faydası da yoktur üstelik. Bu bir ayrı sınav biçimidir. Tesellisi
    hep ertelenen bir sınav...



    Çoğu insan kendisinin, asıl bulunması gereken yerde olmadığını hisseder.
    Aslında belki tam da bulunması gereken yerde olduğu için kabullenmek istemez.
    Çünkü küllenen hayallerine alevlenmeyi bekleyen nice korlar gömmüştür. Bedel
    ödemeden, yüreğini tutuşturmadan, kendini yakmadan gelinebilecek mertebelerin
    elbette bir seviyesi vardır; ve bir de yolları çile ile yürünmüş ve
    kabullenilmiş makamları... Bütün korların küller içinde gül gül olduğu
    makamlar... Hayret makamı, aşk makamı, sükûnet makamı, teslimiyet makamı...




    İşinizde ve
    aşınızda, sevincinizde ve kıvancınızda, düşlerinizde ve görüşlerinizde tutuşmayı
    bekleyen korlar yurt tutmuşsa eğer, eskilerin düstur edindikleri şu beyti
    teselli babında vird edinmenizi tavsiye ederiz:



    Ele girmezse eğer sevdiğimiz




    Ne çâre, eldekini
    sevmeliyiz



    Erdem,
    işte bu asaleti gösterebilmek, kazaya rıza ile cevap verebilmektir. Hele bir
    düşünün, buraya ağlamaya mı gelmiştik, gülmeye mi; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor
    mu?!..
     

Bu Sayfayı Paylaş