Küfür ve Şirk

'İman ve İslam Forumu' forumunda =FiRaRi tarafından 13 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Küfür ve Şirk konusu Küfür kelime olarak "örtmek" demektir Dinî literatürde ise Hz Peygamber'i Allah'tan getirdiği şeylerde yalanlayıp, onun getirdiği kesinlikle sabit dinî esaslardan bir veya birkaçını inkâr etmek anlamına gelir

    Sözlükte "ortak kabul etmek" anlamına gelen şirk, terim olarak Allah Teâlâ'nın tanrılığında, isim, sıfat ve fiillerinde, eşi, dengi ve ortağı bulunduğunu kabul etmek demektir Müşrikler Allah'ın varlığını inkâr etmezler O'ndan başka ilâh olduğunu kabul edip, onlara da taparlar veya isimleri, sıfatları, irade ve otorite sahibi olması açısından Allah'a eşdeğer güç ve varlıklar tanırlar

    Şirk ile küfür birbirine yakın iki kavramdır Aralarındaki fark, küfrün daha genel, şirkin ise daha özel olmasıdır Bu anlamda her şirk küfürdür, fakat her küfür şirk değildir Her müşrik kâfirdir, fakat her kâfir müşrik değildir Çünkü şirk sadece Allah'a, zât, isim ve sıfatlarına ortak tanıma sonucu meydana gelir Küfür ise, küfür olduğu bilinen birtakım inançların kabulü ile gerçekleşir Küfür olan inançlardan biri de Allah'a ortak tanımadır Meselâ Mecûsîlik'te olduğu gibi iki tanrının varlığını kabul etmek şirk olduğu gibi aynı zamanda küfürdür Halbuki âhiret gününe inanmamak küfürdür, ama şirk değildir

    Allah'a şirk koşmak günahların en büyüğüdür Şirk dışındaki günahları, Allah'ın dilediği kimse için bağışlayacağı bir âyette şöyle ifade edilir: "Allah kendine ortak koşulmasını asla bağışlamaz Bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır" (en-Nisâ 4/116)

    Kur'an'a göre, göklerde ve yerde hâkimiyetin yegâne sahibi Allah'tır Yaratma O'na mahsustur Her şey O'na -istese de istemese de- boyun eğmiştir Her şeyde O'nun hükmü geçerlidir Yaratma ve hükümranlıkta hiç kimse O'na ortak olamaz

    K) İMAN ile KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR

    İman, Hz Peygamber'in getirdiklerinin hepsini tasdik, küfür de inkâr etmektir Buna göre, iman ile küfrü belirleyen başlıca ayıraç kalbin tasdikidir Ancak kalbin tasdiki, insanlar tarafından bilinemediğinden, ikrar ve ikrarı gösteren dinî görevleri yerine getirmek, yani amel, kalpteki imanın varlığının göstergesi olarak kabul edilmiştir

    Küfrün en belirgin alâmeti, dinin temel esaslarından birini veya tamamını reddetmek yahut onları beğenmemek, önemsememek ve değersiz saymaktır

    Müslüman olduğunu söyleyen bir kimsenin, bu dünyada mümin kabul edilmesi ve İslâm toplumundan dışlanmaması gerekir Çünkü dünyada dış görünüşe ve ikrara göre işlem yapılır İçten inanıp inanmadığını tesbit ise Allah'a mahsus ve âhirete ilişkin bir meseledir: "Size selâm verene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin" (en-Nisâ 4/94) buyurularak buna işaret edilir

    Hz Peygamber de imanda ikrarın önemini vurgulamak ve kelime-i tevhidi söyleyenin, müslüman kabul edilmesi gereğine işaret etmek için şöyle buyurmuştur: "İnsanlar Allah'tan başka Tanrı yoktur, Muhammed O'nun elçisidir deyinceye kadar kendileriyle savaşmakla emrolundum

    Ne zaman bunu söylerlerse, can ve mal güvenliğine sahip olmuş olurlar" (Buhârî, "Cihâd", 102; Müslim, "Îmân", 8; Ebû Dâvûd, "Cihâd", 104) Bu sebeple imanını diliyle ikrar ettiği veya davranışlarına yansıttığı sürece herkesin İslâm toplumunun tabii bir üyesi olarak görülmesi, can ve mal güvenliğine sahip olması, dünyevî-dinî ahkâm, sosyal ve beşerî ilişkiler bakımından da müslümanın sahip olduğu bütün statü, hak ve sorumluluklara muhatap olması gerekir
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    Allah razı olsun paylaşım için tşk..
     

Bu Sayfayı Paylaş