Küçük Yaşta Yenilen Hormonlu Gıdaların Etkileri Çok Daha Fazla Oluyor

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda Dine tarafından 1 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Küçük Yaşta Yenilen Hormonlu Gıdaların Etkileri Çok Daha Fazla Oluyor konusu Beslenme alışkanlıkları başta olmak üzere, dışarıdan farklı ve vücuda zararlı müdahaleler yapıldığında hormon sisteminin bozulabildiğini belirtildi.

    Acıbadem Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi, Büyüme ve Ergenlik Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz yaptığı açıklamada, ''Hormonlu, katkı maddeli gıdalar, kirli hava, radyoaktif maddeler bu sistemi bozan en önemli etkenler'' dedi.

    Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz yaptığı açıklamada, vücutta değişik özelliklerde hormonlar salgılayan bezler bulunduğunu belirterek, ''Vücudumuzun gizli patronu olarak nitelendirebileceğimiz bu bezler hayatımızı sürdürmek için sürekli çalışıyorlar. Boyumuz, kilomuz gibi dış görünüşümüzde, psikolojimizde, organlarımızın çalışmasında bu bezlerin etkileri büyük'' dedi.

    Hamilelerde, bebeklerde ve ergenlerde bu hormonların çok daha fazla önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Büyükgebiz, şunları kaydetti: ''Sağlıklı bir insanda, doğumdan itibaren gerekli bütün hormonlar, gerektiği miktarlarda salgılanarak, vücudun gelişmesini ve tüm fonksiyonların normal çalışmasını sağlıyor. Ancak, normal bir şekilde çalışan bu mekanizmaya, beslenme alışkanlıkları başta olmak üzere, dışarıdan farklı ve vücuda zararlı müdahaleler yapıldığında sistem bozulabiliyor. Hormonlu, katkı maddeli gıdalar, kirli hava, radyoaktif maddeler kısacası modern yaşam koşulları bu sistemi bozan en önemli etkenler.''

    Hazır gıdaların yan etkilerini gösteren yurt dışındaki araştırmalardan örnekler veren Prof. Dr. Büyükgebiz, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Belçika'da yapılan bir araştırma, tarımda kullanılan bazı ilaçların östrojenik etkiyi artırarak kız çocuklarda erken adet, erkek çocuklarda meme büyümesi yaptığını ortaya koyuyor. Danimarka ise erkek inferfilitesinin (kısırlık) artışını bu ilaçlara bağlıyor. Kuzey ülkelerinde yapılan bir çalışma -ki bu bölgede özellikle dondurulmuş balık tüketimi çok fazla- tip 1 diyabetin görülme sıklığının yüzbinde 45'den 60'a çıktığını gösteriyor.''

    Çocuklarda daha etkili

    Bu verilerin ürkütücü olduğunu belirten Prof. Dr. Büyükgebiz, ''Elbette her hazır gıda, katkı maddeli yiyecek, hormonlu meyve ve sebzeler hastalık ve erken adet riskini artırmıyor. Kontrolsüz birtakım uygulamalar bu tehlikeye davetiye çıkarıyor. Bu risk herkes için var. Çocukluk çağında kandaki östrojenik etki yapan maddenin seviyesi düşük olduğu için dışarıdan alınan yanlış gıdalar çok daha büyük etki yapıyor'' dedi.

    Öncelikle üretim döneminde denetim mekanizmasının çok iyi işlemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Büyükgebiz, ailelerin de aynı gıdadan çok fazla miktarda çocuklarına vermemelerinin yararlı olduğunu bildirdi.

    Prof. Dr. Büyükgebiz, ''Yani kilolarca çilek yememek, her gıdadan az az almak gerekiyor. Bir de katkı maddeli gıdaların yol açtığı hastalıkları iyi tanıyıp gereken durumlarda doktora erken başvurulması son derece önemli'' diye konuştu.

    Erken ergenliğe dikkat

    Hazır ve katkı maddeli gıdaların yol açabileceği tehlikelere dikkat çeken Prof. Dr. Büyükgebiz, kızların 10, erkeklerin 12 yaşından itibaren ergenliğe adım attıklarını hatırlattı. Büyükgebiz, şöyle devam etti: ''Ergenlik 10-18 yaş aralığı kabul edilir. Buna karşın ender olarak kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce ergenlik belirtilerinin ortaya çıkması, bir hastalık belirtisi olarak görülmeli ve tedavi edilmesi gerekir. Hormonlu gıdalar, erken ergenliğinin sebeplerinden sadece biri. Adet döneminden sonra kızlar ancak 5-6 santimetre boy atabildikleri için ciddi bir boy kısalığı sorunuyla karşı karşıya kalabilir. Bu açıdan erken ergenlik belirtilerinin varlığında geç kalınmadan bir uzmana başvurmak gerekir.''

    Çernobil faciasının etkilerinin de günümüzde çocukları tehdit etmeyi sürdürdüğünü anlatan Prof. Dr. Büyükgebiz, Çernobil sonrası Beyaz Rusya ve Ukrayna'da çocuklarda tiroid kanserinde artış görüldüğüne değinerek, şunları kaydetti: ''Bu ülkelerde tiroid kanseri görülme oranı 6-7 kat artmış. Facianın yaşandığı Çernobil'e yakın yer olan Gomel bölgesinde ise 10 misli fazla görüldüğünü araştırmalar ortaya koyuyor. Görülüyor ki Çernobil faciasının sonuçları, olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra bile etkisini sürdürüyor. Kanser vakalarındaki çarpıcı artış uzak ya da yakın radyoaktif bulutların rüzgar ile ulaştığı her bölgede hala olayın izlerine rastlanabiliyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak sadece gıdaların değil, havanın da önemi ortaya çıkıyor. Bu hastalıkların görülme oranını azaltmak için de temiz çevre şart.''
     

Bu Sayfayı Paylaş