Küçük Tuba nasıl kurtulur?

'Yurt İçi Haberler' forumunda KaRDeLeN tarafından 5 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Küçük Tuba nasıl kurtulur? konusu Tuba, şu an 24 çocuğa sahip olan babasının ikinci evliliğinden nüfusa göreyse, babasının resmi nikâhlı ilk eşinin çocuğu. Dede ve anneannesi onu alıp İstanbul'da büyütmüş. Babası bir gün gelip okuldan alınca Tuba valiye mektup yazıp yardım istemiş...


    Ertan KILIÇ'ın haberi

    Tuba, şu an 24 çocuğa sahip olan babasının ikinci evliliğinden nüfusa göreyse, babasının resmi nikâhlı ilk eşinin çocuğu. Dede ve anneannesi onu alıp İstanbul'da büyütmüş. Babası bir gün gelip okuldan alınca Tuba valiye mektup yazıp yardım istemiş...
    ‘Sayın Vali’ diye başlayan ve 16 yaşındaki bir kızın dramını anlatan mektup Türkiye’nin çözülmemiş birçok sorununu içinde barındıran ‘karmaşık’ bir durumu ortaya çıkardı. Küçük kız, babasının resmi nikâhlı eşinin üzerine imam nikâhı kıydığı ikinci eşinden dünyaya gelmişti. Aile de küçük kızı bakması için anneanne ve dedesine vermişti. Baba Adnan D.’nin hem resmi hem imam nikâhlı eşlerinden toplam 24 çocuğu vardı. Ve hepsi kayıtlarda resmi nikâhlı eşin çocuğu gibi görünüyordu. Tuba, anneanne ve dedesiyle İstanbul’da mutlu bir yaşam sürüyor, okuluna devam ediyordu. Ancak baba Adnan D. bir gün aileyi toplayıp İstanbul’a geldi. Ve Tuba’yı da “Okulu unut” deyip bir işe yerleştirdi. Evde babasından şiddet gören ve okulundan uzak kalan Tuba, valilikten yardım istedi. Ancak resmi kayıtlardaki usulsüzlük Tuba’nın kurtuluşunun önündeki en büyük engel oldu. Çünkü Tuba, öz annesinin değil, babasının resmi nikâhlı eşinin nüfusunda. Bu yüzden anneanne ve dedesi yasal olarak ‘akrabası’ değil. Bu durumda resmi kayıtlardaki anne ve babanın onayı yoksa dede ve anneannesiyle kalamaz. Şimdi yetkililer 16 yaşındaki Tuba’yı bu çıkmazdan kurtarmaya çalışıyor.

    Nüfusta dikkatsizlik
    Kayıtlara geçen hikâye, 1987’de Mardinli Adnan D.’nin Suzan D. ile evlenmesiyle başlıyor. Çiftin evlilikleri altıncı yılına geldiğinde toplam altı çocukları oluyor. 1993’te Adnan D. bu kez Batmanlı Gabriye G.’yle de imam nikâhı kıyıyor. Tuba bu birliktelikten 1994’te dünyaya geliyor. Daha bir yaşındayken annesinin bir çocuğu daha oluyor. Tuba, bir buçuk yaşındayken İstanbul’dan ziyarete gelen anneannesi ve dedesi kızları Gabriye’ye destek olmak için Tuba’ya bakabileceklerini söylüyor. Böylece Tuba’nın İstanbul’daki hayatı başlıyor. Bu arada Adnan D.’nin hem Suzan hem Gabriye’den olan çocuklarının sayısı 24’ü buluyor. Çocuklardan 22’si (Gabriye’den olanlar dahil) Suzan ile Adnan D. çiftinin nüfusuna geçiriliyor. İki çocuk ise hastanede doğduğundan Gabriye’nin nüfusunda kalıyor. Ancak burada nüfus müdürlüğündeki dikkatsizlik göze çarpıyor. Çünkü kayıtlara göre Suzan D. altı ayda bir doğum yapmış gibi görünüyor. Buna karşın nüfus müdürlüklerinde kayıt yapılıyor.
    2005’te Adnan D. kızı Tuba’nın yaşamını değiştirecek kararı alıyor. Maddi durumları iyice kötüleşince aile İstanbul’a yerleşmeye karar veriyor. Babanın planı, çocukların burada işe girip çalışması. Aile Esenler’de üç katlı bir evin ikinci katında bulunan üç oda bir salon eve yerleşiyor.
    Bu sürede İstanbul’da bulunan ve okuma çağına gelen sekiz çocuğu okula gitmiyor. Bir diğer bürokratik skandal burada çıkıyor. Çünkü TÜİK ile entegre çalışan Milli Eğitim Bakanlığı’nın e-okul sistemiyle okula gitmeyen çocukları tespit edebiliyor. Buna karşın sekiz çocuğun okula gönderilmemesine dikkat eden olmuyor.
    Aile İstanbul’a geldikten dört yıl sonra Tuba’nın hayatına korkutucu darbe iniyor. Bu arada anneannesi ve dedesiyle 15 yıl mutlu bir yaşam süren Tuba, geçen yıl ilköğretim okulunu bitiriyor. Yine geçen eylül ayında liseye ön kaydını yaptırdığı günlerde, baba Adnan D. kapıyı çalıyor ve kızını geri almak istediğini söylüyor. Anneanne, dede ve Tuba, ne yaptıysa babayı ikna edemiyor.
    “Okulu unut” diyen baba Adnan D. kızını, okula devam etmesine izin vermeyip, bir işe yerleştirmiş. Oysa koskaca ailedeki 11 kız çocuğundan okul yüzü gören tek kız Tuba’ydı. ‘Vali Bey’ diye başlayan mektubunda Tuba, babasının kendisini dövdüğünü, zorla çalıştırdığını anlattı. Tek istediği okuluna devam edebilmek ve dedesiyle anneannesinin yanında yaşayabilmekti. Mektup ‘Tuba’ diye bitiyordu. Ne soyisim vardı, ne de adres.

    Beni nasıl buldunuz?
    Mektubu okuyan Vali Muammer Güler, Tuba’nın bulunması için talimat verdi. İlk olarak postane kayıtlarından mektubun gönderildiği PTT merkezi olan Esenler bulundu. Ardından muhtarlıklara sorularak Adnan D.’nin adresine ulaşıldı. Ve yetkililer Adnan D.’nin kapısını çaldı. Tuba eve gelen yetkilileri görüncü şaşırdı. İlk sözleri ise, “Beni nasıl buldunuz” oldu. Yetkililer Tuba’yı aldı ve isteği üzerine dedesinin yanına verdi.

    Şimdi ne olacak?
    Ancak bürokratik sorunlar nedeniyle Tuba’nın durumu kesin bir çözüme ulaşmış değil. Çünkü Tuba öz annesi Gabriye’nin değil, babasının resmi nikâhlı eşi Suzan’ın nüfusunda görünüyor. Anne ve babanın ‘resmi’ rızası olmadan dedesinde süresiz kalamıyor. Çünkü anneanne ve dedesi kayıtlara göre Tuba’nın akrabası değil. Şimdi yetkililer Tuba’yı kurtaracak çalışmalar yapıyor ve şöyle bir plan üzerinde duruyor: Aile sorun çıkarırsa Tuba yasal koruma altına alınacak ve ‘koruyucu aile olarak’ dedesiyle anneannesine verilecek. Tuba ve kardeşleri ile ilgili olarak İl Sağlık Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün Çocuk Koruma Kanunu çerçevesinde çalışmaları sürüyor.

    Soruşturma açıldı
    Küçük Tuba’nın mektubuyla ortaya çıkan bu süreci Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı soruşturmaya başladı. Bu süreçteki ihmaller, bürokratik hatalar, ailenin çocuklara tutumu, imam nikâhı gibi tüm unsurlar soruşturulacak.
    Radikal
     

Bu Sayfayı Paylaş