Kâbe'nin şu 2 fotoğrafına dikkatli bakınız -Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber

'Köşe Yazıları' forumunda KaRDeLeN tarafından 4 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kâbe'nin şu 2 fotoğrafına dikkatli bakınız -Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber konusu
    Kâbe'nin şu 2 fotoğrafına dikkatli bakınız




    Kâbe'nin son çekilen resimleri, iki ayrı düşünce yapısını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bakalım Ankara, Kâbe’deki son Osmanlı eserinin yıkılmasını mı onaylayacak, yoksa özenle sökülerek bir şekilde korunmasını mı?





    Son yazımızın altına, “bir müddet elektronik ekranlardan uzak durarak radyoaktif diyet uygulamayı düşünüyorum. Ne telefon açacağım, ne de bilgisayar. Şu keşmekeşte sükûnetin tadını çıkaracağım. Biraz da kendimi dinleyeceğim, bakalım ne diyor?” şeklinde bir not düşmüştük. Allah’a şükür, gerçekleştirmeye muvaffak olduk.

    ‘Sayılı günler çabuk geçer’ der atalarımız. Nitekim öyle oldu. Bayramı da vesile ederek, tespit edilebilmiş aile soyağacağımızda önemli yeri olan büyük dedemiz ve ninemizin ilk aile birlikteliğini gerçekleştirdiği yeri bu vesile ile görme imkanı bulduk. Saygın insanlarla birbirinden güzel mekanlarda vakit geçirdik. Bayram vesilesi ile eş dost ziyareti de bir araya gelince, hoş vakitlerimiz geçti.
    Radyoaktif diyetin ardından adı gündem olan ve fikrî obeziteye neden olan keşmekeşle yine hemhal olmak zorunda kalınca, internete girdiğimde dikkatimi çeken ilk haber, Kâbe’nin etrafındaki Osmanlı revaklarının tavaf alanını genişletme amacıyla önümüzdeki günlerde yıkılacağını öğrenmek oldu. Üzülmemek elde değil. Mimar Sinan’ın tasarımıydı o güzelim revaklar. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Sinan'ın hazırladığı planlar, 1590'da Mimar Mehmed Ağa tarafından uygulanabildi.
    Hac farizasını eda ederek dönen eş dostu bu vesile ile ziyaret etme fırsatı buldum. Herkes Kâbe’nin etrafını mütevazı bir edeple sarmalayan ve kucaklayan Osmanlı revaklarını son kez görmenin üzüntüsü içinde.
    Bu arada konuyu araştırdım. Duyumlarıma göre, Suudi yönetimi Ankara’yı konu hakkında bilgilendirmiş. Gerekçe makul görününce yıkımın önündeki olası Ankara tepkisinin de önüne daha baştan geçilmiş durumda. Bu konuyu aşağıda açacağım.
    [​IMG]
    İlk fotoğrafta da görüldüğü gibi, Kâbe’nin etrafındaki üzerinde 500 küçük kubbe bulunan Osmanlı revaklarının boyu Kâbe’den yüksek değildi.

    Osmanlı Devleti değil sadece Kâbe’nin çevresinde, tüm Mekke şehrinde de Kâbe’den daha yüksek hiçbir binanın yapımına müsade etmedi. Dünyanın en yüksek minarelerini yapan Osmanlı, Peygamber Efendimizin kabrinin bulunduğu Medine-i Münevvere’deki Ravza’ya inşa ettiği minareyi de oldukça kısa ve o kadar da zarif tutmuştu. Mescidin genişletilmesi işleminden sonra imamın namaz kıldırdığı bölümün üstüne inşa edilen kubbeyi de, Peygamber Efendimizin kabrinin üstündeki yeşil kubbeden daha küçük inşa etmeye özen gösterdi.
    [​IMG] İkinci resimde, Kâbe’nin etrafına inşa edilen Osmanlı yapımı olan Ecyad Kalesi’nin yıkılması suretiyle dikilen zemzem kulelerini görüyorsunuz. Kapitalizmin mabedi sayılan ve parasal bir güç gösterisi tapınağı gibi inşa edilen Manhattan’da olduğu gibi, bu yapılar Kâbe’yi adeta boğuyor, gölgeliyor. Pek yakın zamanda Kâbe’nin dört tarafı bu tür binalarla çevrili olacak. Kâbe’den yansıttığımız iki fotoğraf, iki ayrı düşünce yapısını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
    Bu arada şu noktanın da altını çizelim.
    Kıyamete kadar Kâbe ile bağlantılı olarak Mekke’de inşa çalışmaları asla bitmeyecektir. Şu an dünya nüfusunun yaklaşık beşte biri Müslüman. İslam alemi yoksul. Nitekim dünyadaki Müslüman nüfusun 5’te biri üzerine Hac farz olacak bir ekonomik varlığa sahip. Yani dünya nüfusunun beşte birinin en fazla beşte biri şu an için Hac farizasını yerine getirebilecek durumda. Dünyadaki İslamlaşma oranı arttıkça ve şu an yoksul olan İslam aleminin ekonomik durumunda iyileşme oldukça, Hacca olan rağbet de artacaktır. Artan bu talebe bağlı olarak Mekke’de sürekli bir inşa çalışması olacaktır. Ve dahi olmalıdır da...
    Asıl sorun şu: Artan talebe bağlı olarak isterse 200, 300 katlı binalar yapılsın. Yapılsın ama, bu yapılar tavaf esnasında görünmeyecek şekilde biraz geride inşa edilmelidirler. Kâbe’de namaz kılarken veya tavaf ederken başlar yukarıya kaldırıldığında minarelerin ardından sadece sema ve gökkubenin yıldızları görünmeli.
    Gece tavaf edenler, Kâbe’nin hemen tepesinde yükselen otellerin gözkamaştırıcı ışıltılarının Kâbe’de kılınan namazdaki huşuyu olumsuz etkilediğini, tavaf esnasında Kâbe’de değil de, sanki yılbaşı gecesi için süslenmiş caddelerde dolaşır gibi rengarenk ışıltılı ortamlara tanıklık edildiğini ve manevi konsatrasyonun iyice dağıldığını ifade ediyorlar.
    Bu tür bir ortamda insanlar Kâbe’deki ibadetin öznesi olmaktan öte, seyir teraslarına yuvalanmış insanların temaşa zevkine hitap eden figüratif nesneler haline geliyorlar. Buna asla izin verilmemeli. Allah ile kulun birbirine en yakın olduğu bu kutsal mekan, asla dünyanın gözkamaştıcı çekiciliğinin ipoteğine esir edilmemeli
    Velhasıl kelam, Kâbe’de Allah’ın varlığına ve birliğine, güç ve kudretine odaklanarak ihlaslı bir ibadet süreci geçirmeye çalışan insanların karşısına dünya hayatının gözkamaştırıcı ışıltılarını dikmek ciddi bir tezat oluşturuyor.
    Ne yapılabilir?
    Bu milletin evlatları tasavvuf edebiyatında ve gönül sohbetlerinde Kâbe’nin yoluna ve bir tozuna bile kurban olduğunu dile getirir. Bu anlayıştaki bir milletin mensupları, tam 420 sene Kâbe ile göz göze yaşamış taşlara dozerle yıkılıp geçilen birer moloz muamelesi yapılmasını içine sindiremez.
    Öyleyse tam bu noktada bir önerimiz var. Biliyorsunuz, Sırplar tarafından bombardıman edilerek yıkılan Mostar Köprüsü’nün suya karışan taşları tek tek numaralandırılarak yeniden aslına uygun inşa edildi.
    Benzer bir durum Kâbe etrafındaki Osmanlı revakları için neden yapılmasın. Bu taşlar numaralandırılmak suretiyle özenle İstanbul’a veya başka bir şehrimize taşınabilir. Bu taşlarla aslını andıran mahiyette Osmanlı medreselerine benzeyen bir kütüphane, başta Hac olmak üzere dini konuları araştıran bir merkez veya sadece Kâbe’ye ait eserlerin sergilendiği bir müze inşa edilebilir.
    Böyle bir görevi Kültür Bakanlığı, ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başarılı yöneticilerinden Kültür AŞ Genel Müdürü Nevzat Bayhan üstlenebilir. En geç ocak ayında yıkılacağı iddia edilen Osmanlı revakları konusunda gecikmeksizin harekete geçmek yerinde olacaktır.
    Osmanlı’ya ait Kâbe’deki son eser olan revakların kaldırılması eğer (bir döneme ait herşeyi kazıyıp atma gibi) art niyetten değil de, artan talebe bağlı olarak tavaf alanının genişletilmesi gibi zaruri nedenlerden kaynaklanıyorsa (ki, sordum soruşturdum, bunun gerekli olduğunu söyleyen sözüne güvenilir insanlar var), Suudi yönetimi bu revakları dozerle yıkıp geçmek yerine, özenle sökülerek en uygun amaca yönelik olarak kullanılmasına fırsat oluşturacak bir kolaylık sağlamalıdır.
    Bu konuda Suudi yönetiminin ve Ankara’nın samimiyetini yakından izleyeceğimize emin olabilirsiniz. Ben gerekeni yazarak kalem sorumluluğumu yerine getirdim. Aynı duyarlılığı ilgililerden ve herkesten bekliyoruz.
    Hacdan dönenleri ziyaret ettiğimde, bu konuda üzüntülü olduklarını gördüm.
    Haydi Ankara, sahip çık ecdadın eserine. Sana bu yakışır.
    Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber
     

Bu Sayfayı Paylaş