Jeolojik Devirler

'Tarihi Bilgiler' forumunda DilzaR tarafından 4 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Jeolojik Devirler konusu Doğanın tarihi dünyanın oluşumdan bugüne kadar geçen ve durmaksızın devam eden kesintisiz bir süreç olsa da bilim adamları çalışılmasını ve anlaşılamasını kolaylaştırmak amacıyla dünyanın tarihini Jeolojik Devirler denilen çeşitli dönemlere ayırır.

    [​IMG]

    KAMBRİYEN ÖNCESİ: Hadeyan, Arkeyan, Proterozoik
    "Kambriyen öncesi" yeryüzünün oluşumundan Kambriyene kadar geçen dört milyar yıllık zaman dilimidir. Yeryüzü tarihinin 7/8'lik bölümü, Kambriyen öncesinde geçer. Dünyanın yüzeyinin soğuyup, katılaşması, kıtasal levhaların, atmosferin ve okyanusların oluşması. Yaşamın jeobiyokimyasal süreçler sonucu ortaya çıkması, bakterilerin evrimi, atmosferin oksijence zenginleşmesi, ökaryotların evrimi ve ilk hayvanların ortaya çıkması hep Kambriyen öncesinde gerçekleşir. Ne var ki Kambriyen öncesine ait bilgileriniz son derece sınırlı ve tartışmalı. Son zamanlarda kabul gören sistemde, Kambriyen öncesi, Fanerozoik devirle denk iki devre ayrılır: Proterozoik ve Arkeyan. Ancak, dünyanın en eski kayaçlarının bulunduğu Arkeyanın başlangıç zamanı belirtilmez. Bunun nedeni, yeryüzünde Arkeyan öncesine ait hiçbir kayaç olmamasıdır. Yeryüzünde bilinen en eski kayaçlar 3.8 milyar yıl öncesine ait. Bu zamandan önceki kayaçlar jeolojik olaylar sırasında aşınarak ya da yeniden magmaya karışarak yok olmuş. Dünyanın 4,5 milyar yıl olarak biçilen yaşı, jeolojik etkinliğin olmadığı Ay'dan getirilen taşların ve yeryüzüne düşen meteorlar üzerinde yapılan çalışmalarla bulunmuştur. Bazı bilim adamları Dünyanın, Güneş sisteminin oluşumu sırasında, bir göksel cisim olarak belirmesinden Arkeyana kadar geçen zaman dilimi için Hadeyan ismini kullanır. Bu da, tıpkı yaşadığımız çağ olan Holosen gibi gerçek bir jeolojik devir olmasa da, dünya tarihinin bütünlüğünün sağlanması amacıyla kullanılır.

    Hadeyan
    ~4500 myö - 3600 myö arası

    Dünyanın göksel cisim olarak belirdiği zamandan, Arkeyana kadar geçen süre arasında kesin bir sınır yoktur. Hadeyanda ilkin atmosfer, ve okyanuslar oluştu. Bu zamanda oldukça bol olan meteorlar, yeryüzünü sürekli bombardıman ediyordu. Hadeyanın ilk dönemlerinde Mars boyutlarındaki bir gök cisminin Dünya ile çarpışmasıyla, Dünyadan kopan parçalar Ay'ı oluşturdu. Volkanik etkinlik oldukça yüksekti, ilkin kıtalar da bu zamanda oluştu.

    Arkeyan
    3600 myö-2500 myö arası

    Yaşamın ortaya çıkışı
    Arkeaların zamanı
    Fanerozoiğin iki katı uzunluğunda bir devirdir. Yeryüzünde, bilinen en eski kayaçlar bu devre aittir. ılkin okyanuslarda mikrobiyal yaşam jeobiyokimyasal süreçler sonunda bu dönemde ortaya çıkıp, evrildi. Canlıların bugün kullandığı biyokimyasal süreçlerin temeli atıldı ve bu süreçlerin büyük çoğunluğu bu dönemde kuruldu. arkealarınbaskın olduğu prokaryotik yaşam okyanuslarda yaygındı. Fotosentetik bakteriler olan Siyanobakteriler ortaya çıkıp, o zamana kadar oksijensiz olan okyanuslara oksijen salmaya başladı. Bu yeryüzünde ilk kez bol miktarda bulunan serbest oksijenin okyanuslarda çözünmüş halde bulunan demirle tepkimeye girerek birlikte çökmelerine neden oldu.

    [​IMG]

    Arkeyan devrinde dünya



    Proterozoik
    2500 myö-545 myö arası
    Arkeyan ile Kambriyen arasında
    Oksijenli atmosferin oluşumu
    Bakterilerin yaygınlaşması
    Ökaryotların ve çok hücrelilerin ortaya çıkması

    Kıta hareketleri normal seyrine girerken, dev kıta Rodinia oluştu. Arkeyan dönemde ortaya çıkan stromatolitler yaygınlaştı. Arkeyandan beri okyanuslara salınan oksijen, artık serbest halde okyanuslarda ve atmosferde bol miktarda bulunmaya başladı. Bu Proterozoik okyanuslarının çekirdeksiz -prokaryotik- canlıları için bir felaket oldu. Bildiğimiz bu ilk, belki de tüm zamanların en büyük çevresel felaketi Arkeyan canlılarının büyük bir kısmını yok etti. Arkealar azalıp, oksijensiz ortamlara çekilmek zorunda kalırken; bakteriler üstünlüğü ele geçirdi. Oksijenin artması ve canlılarca kullanılmaya başlamasıyla, ilk çekirdekli -ökaryotik- canlılar ortaya çıktı. Proterozoiğin sonlarına doğru ilk çok hücreli -algler ve ilkin hayvanlar-canlılar ortaya çıktı. Proterozoik boyunca birkaç kez yeryüzünün gördüğü en büyük buzul çağları yaşandı. "Kartopu dünya" olarak adlandırılan bu buzul çağlarında yeryüzünün tamamı birkaç kilometre kalınlığında bir buz tabakasıyla kaplandı. Bu buzul çağlarının sonuncusundan hemen sonra ilkin hayvanlar ortaya çıktı.

    [​IMG]

    Stromatolit Fosilleri

    Edikara faunası olarak bilinen fauna, bu ilkin hayvanlara ait fosil yataklarının en iyi bilinenidir. Burada, ilk yumuşak dokulu çok hücreli hayvanlara ait fosiller bulunur. Edikara faunasının hayvanları oldukça ilkel ve garipti. Süngerler ve denizanaları gibi bazı tanıdık şubelerin üyelerinin yanı sıra, bilinen hiçbir şubeyle ilgisi olmayan hayvanlar da vardı. Arkarua adami, Dickinsonia, Tribrachidium, Cyclomedusa, Kimberella Edikara faunasının hayvanlarından bazılarıdır.

    [​IMG]

    Edikara faunası

    [​IMG]

    Kambriyen öncesi dünya

    [​IMG]

    Ve Tüm kıta hareketleri
     
  2. DilzaR

    DilzaR Üye

    Eosen
    55,0 myö ile 33,7 myö arası
    Günümüz Yaşamının Doğuşu


    [​IMG]


    Eosen yaşamından bir manzara


    Eosende kıtalar birbirinden uzaklaşmaya devam eder. Kuzey Amerika Avrupa'dan, Güney Amerika Antarktika'dan ayrılır. Asya'ya iyice yakınlaşan Hindistan'da dağ oluşum olayları görülmeye başlar. İklim genel olarak sıcak ve ılıman, mevsimler belirgin değil, yağışlar oldukça boldu, deniz seviyeleri yüksekti. Afrika, Avustralya ve Sibirya'nın büyük bölümü sular altındaydı. Denizlerin böldüğü kıtalar takım adalar şeklinde dizilmiş, Afrika, Güney Amerika ve Avustralya diğer kara parçalarından soyutlanmış ve üzerlerinde kendine özgü faunalar vardı.


    At, tapir,gergedan, fil,domuz, deve ve primatların dahil olduğu modern memeli takımlarının çoğu, ilk kez Erken Eosende kısa bir zaman dilimi içinde 10 kg.dan daha küçük hayvanlar olarak ortaya çıkar. Kemirgenler, multituberculatların yerini alarak, baskın küçük memeli grubu olur. Günümüzdeki biçimlere benzer olmasa da ilk yarasalar böcekçillerden farklılaşarak ortaya çıkar. Modern toynaklıların ataları bu zamanda Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yayılır. Bu küçük memelilerin bazıları, dönemin sonuna kadar boyutlarını hızla artırarak dev boyutlara ulaşırlar. Bunlardan altı boynuzlu gergedan benzeri bir hayvan olan Eobasileus'un omuz yüksekliği 2 metreye ulaşıyordu


    [​IMG]
    Bir tür Eosen atı


    [​IMG]
    Eobasillus


    [​IMG]
    Mesonyx


    Balina ve deniz inekleri gibi deniz memelileri ilk kez ortaya çıkar; balinalar dönem içinde büyük boyutlara ulaşır. Eosen balinalarından olan Zeuglodon (ya da Basilosaurus) 20-25 metre uzunluğa ulaşır. Güney Amerika'nın kendine özgü faunasında, Edentales, keseliler ve uçamayan devler olan Phorusrachidler vardı.


    [​IMG]
    Basilosaurus


    Diatyriyaformesler varlıklarını sürdürürken; kazlar, ördekler, balıkçıllar, baykuşlar ve şahinler gibi ilk modern kuşlar da Eosende ortaya çıkar.
    Eosenin sonunda görülen yok oluşta, Dinocreta, Archeoceti, Titanotheres gibi ilkel görünüşlü, küçük beyinli, büyük memelilerin büyük çoğunluğu ve ilkel etçiller olan Creodontlar ortadan kalkar.


    [​IMG]


    Titanothenes
     
  3. DilzaR

    DilzaR Üye

    Kretase Deniz Yaşamı

    [​IMG]
    Kretase deniz yaşamından bir manzara


    Kretase denizlerinde, planktonik mikroorganizmalarda yaşanan patlamanın sonuçları döneme adını verir. Bu dönemde kalkerli kabuğa sahip planktonlar gelişimlerinin zirvesine ulaşır. Silisli bir çift kabuğa sahip fotosentetik bir hücreli mikroorganizmalar olan diatomlar da bu dönemde ortaya çıkıp, yaygınlaşır. Kabuklu amipler olan Foraminiferler ve Radiolaryalar da dönemin yaygın planktonik organizmalarıydı.
    Modern mercanların ortaya çıkmasıyla büyük resifler oluştu. Bu resiflerin oluşumuna önemli ölçüde katkıda bulunan gruplardan biri de rudist midyelerdi. Rudistler, alglerle kurdukları simbiyotik ilişki nedeniyle, hızla gelişip, büyüyen, boyları 1 metreye ulaşan dev midyelerdi


    [​IMG]

    Rudist

    Kretase denizlerinde kafadan bacaklılar baskın omurgasız grubuydu. Mürekkep balığı benzeri Belemnitler, büyük boyutlu Placenticeraslar, düz kabuklu Baculitesler ve gevşek kıvrımlı Helioceraslar gibi çeşitli biçimlere sahip farklı ammonit türleri yaygındı.

    [​IMG] [​IMG]

    Baculites ******************** ****< ----******************>> Placenticeras

    [​IMG]

    Helioceras

    Ammonitler ve Belemnitlerin yanı sıra süngerler, deniz kestaneleri, midye ve istridyeler de yaygındı. Dallı bacaklıların çeşitlilikleri azalırken; istakoz, karides, yengeç gibi yüksek kabuklular yaygınlaştı. Salyangozların modern grupları ortaya çıktı.
    Modern teleost kemikli balıklar dönemin ortasına, özellikle sonuna doğru yaygınlaşır. Modern köpek balıkları da bu dönemde ortaya çıkar. Dev boyutlardaki Carcharodon megalodon gibi köpek balıkları denizin orta seviyelerinde ve tabanında avlanıyordu. Deniz yüzeyi ile üst kesimler ise deniz sürüngenlerinin avlanma ve yaşam alanıydı. Kretase deniz yaşamının sürüngen üyeleri, ichthyosaurslar, pliosaurslar, plesiosaurslar, Mosasourslar, timsahlar ve deniz kaplumbağalarıydı. İç denizlerin en yaygın sürüngeni bir kaplumbağa olan Notochelone'du.


    [​IMG]

    Carcharodon

    Ichthyosaurslar iyice balıksı biçimler aldı. Büyük boyutlu bir ichthyosaurs olan Platypterygius, 6-7 metre boyutlarına ulaşmıştı. Kuyruğunu tıpkı balıklar gibi bir yandan diğerine salla***** hareket ediyordu. Geç Kretasede, ichthyosaurlar sucul yaşama daha uyumlu ve daha iri türlerce temsil edilse de; büyük oranda azaldılar. Büyük olasılıkla hızlı yüzen kemikli balıklar uyum sağlayamamış, Kretase yok oluşundan önce ortadan kalkmışlardı. Tek bir ichthyosaur ailesi Geç Kretasenin erken dönemlerine ulaşabildi.

    [​IMG]

    Platypterygius


    Plesiosaurslar, iyice özelleşmiş Plesiosaurs ve Pliosaurs biçimleriyle temsil ediliyordu. Bir Plesiosaurs olan uzun boyunlu Elasmosaurs ve Pliosaurslardan kısa boyunlu Kronosaurus bu özelleşmenin iki ucuydu. Bu iki uç arasında daha küçük boyutlarda ve boyun uzunluğu bu iki hayvan arasında olan pek çok farklı Plesiosaurs ve Pliosaurs biçimi vardı.

    [​IMG]

    Elastodenta

    [​IMG]

    Kronosaurus


    Geç Kretasede deniz sürüngenlerinin arasına yeni bir üye katıldı: Mosasourslar. Günümüz monitörleriyle yakından akraba olan bu yırtıcı dev deniz kertenkelelerinin uzun esnek gövdeleri ve kısa boyunları vardı. Bunlar Ichthyosaurslar gibi balık yemek üzere biçimlenmiş dişlere sahipti. 4,5-9 metreye varan boyutlarıyla oldukça büyük olan bu hayvanlar, pliosauridlerin ve köpekbalıklarının hakim olduğu Kretase denizlerinde fazla yaygınlaşamadı.

    [​IMG]

    Mosasourslar

    Sucul sürüngenler çeşitlenirken; yarı sucul modern Eusuchian timsahlar ilk kez ortaya çıktı, bazı ilkel Mesouchian timsah grupları da varlıklarını sürdürdü. Sarcosuchus, Deinosuchus gibi tatlı su timsahları dev boyutlara ulaşıp, dinozorları yemek listelerine katar.

    [​IMG]

    Sarcosuchus çene kemikleri

    Kamplumbağalar Kretasede hem soyu tükenmiş hem de modern gruplarca temsil ediliyordu. Pek çok başka sürüngen grubu gibi kaplumbağalar da Kretasede devleşme eğilimindeydi. Archelon gibi bazı denizel biçimler 4 metreye kadar ulaştı

    [​IMG]

    Kretase döneminden bir kaplumbağa iskeleti.
     
  4. DilzaR

    DilzaR Üye

    Kretase Kara Yaşamı
    Kretase Bitki Yaşamı

    [​IMG]
    Kretase döneminden bir bitki manzarası

    Tipik Jura florası, Erken Kretase boyunca fazla bir de&eth;işiklik olmaksızın devam eder. Kozalaklıların, sikatların ve ginkoların baskın oldu&eth;u ormanlarla, e&eth;relti ve at kuyruklarının otsu biçimleri yaygındı. Ya&eth;ış miktarındaki düşüşle birlikte, ekvator çevresindeki ormanlar azalmaya başladı. A&eth;açlardan boşalan alanlara e&eth;relti ve at kuyrukları yerleşti.
    Kretasede florasında gerçekleşen en önemli evrimsel yeniliklerden biri, çiçekli bitkilerin fosil kayıtlarına girmesidir. Çiçekli bitkilerin ne zaman ve hangi gruptan kök alarak ortaya çıktığı henüz tartışmalı bir konu olsa da; ilk örneklerine Kretasenin başlarında rastladığımız çiçekli bitkiler, Kretasenin sonunda üstünlüğü ele geçirip, karasal ekosistemlerin baskın bitki grubu olur.
    Tropiklerde ortaya çıkan çiçekli bitkiler, buradan sikat ve kozalaklı ormanlarının baskın olduğu yüksek enlemlere doğru yayılırken bir taraftan da gelişimlerini sürdürdü. Orman tabanında küçük otsu biçimler olarak ortaya çıkan çiçekli bitkiler, hızla orman tabanını kapladıktan sonra günümüzün çalılarına ve odunsu ağaçlarına dönüştüler. Geç Kretaseye gelindiğinde meşe, akçaağaç, manolya, safran, ceviz, huş ve dişbudak ağaçları henüz yaygın olan kozalaklılarla rekabete başlamıştı. Orta Kretasede yaygınlaşıp, dönemin sonunda modern biçimlerini alan çiçekli bitkilerin bazıları, bugün bile varlıklarını sürdürüyor.

    [​IMG] [​IMG]
    Meşe fosili************<<---************>> Akağaç fosili


    Kretasenin sonunda çiçekli bitkilerin yeryüzünün baskın bitki grubu olmasında iki özellikleri etkili oldu: Tohumlarının besin içeren bir tabakayla kaplı olması ve tozlaşmak için hayvanları kullanmaları. Çiçekli bitkilerin bir bölümü tozlaşmalarını rüzgar aracılığıyla yapsa da; çoğu, renk ve kokularıyla kendine çektiği böcek, yarasa ya da kuşları kullanarak polenlerini başka bitkilere ulaştırır. Hayvanlar poleni rüzgardan daha verimli bir şekilde yerine ulaştırdığından, bunları kullanan bitkiler üreme şanslarını arttırmış olur. Bu yolla hızla yayılıp çeşitlenen çiçekli bitkiler, çeşitlilikçe, diğer bitkileri kısa sürede yirmi ile otuz kat aştı: Günümüzde bitkilerin %90-95'ini çiçekli bitkiler oluşturur.
    Kretase Kara Faunası
    çiçekli bitkilerin ortaya çıkmasıyla birlikte böceklerin evrimi hızlanır, yeni tozlaştırıcı böcek grupları ortaya çıkar. Kretasede ilk kez ortaya çıkan başlıca böcek grupları, arılar, eşekarılar, karınca, kelebekler ve termitlerdi. Böcekler dünyasındaki en önemli gelişmelerden biri de, gerçek sosyal arıların ortaya çıkmasıdır.

    [​IMG]
    Arı fosili

    Modern memelilerin üç grubu da -eteneliler, keseliler ve tek delikliler- Erken Kretasede ortaya çıkar, fakat fazlaca yaygınlaşamaz.
    Juranın yaygın tuatara benzeri Sphenodontları azalırken;
    Squamatalar, yani kertenkele ve yılanlar onların ekolojik nişlerini doldurur
    Pterosaurslar Kretasenin başlarında yaygın ve çeşitliydi. Fakat aynı nişi paylaştıkları kuşlarla rekabette başarısız olup, Kretase ilerledikçe, yavaşça azalıp yerlerini kuşlara devrettiler. Dönemin sonlarına doğru ancak Pteranodon, Quetzelcoatlus gibi birkaç dev biçim sağ kalmayı başardı. Geç Kretasede yaşamış devlerden Quetzalocatlus northropi'nin kanat açıklığı 12 metreye ulaşıyordu

    [​IMG]

    Quetzelcoatlus

    Kretase, dinozorların altın çağıydı. Dönemin sonuna kadar çeşitliliklerini artıran dinozorlar, meteor çarpmasıyla yok olduğunda, gelişimlerinin zirvesinde ve karasal nişlerin pek çoğunun hakimi durumundaydı.
    Kretasede, Juradan gelen bazı dinozor grupları azalırken; bazı gruplar yeni üyelerle temsil ediliyordu. Dinozorların ve karasal canlıların en büyüğü olan Sauropodlar, bazı bölgelerde yaygınlığını kaybeder. En tanınmış Sauropodlar olan Brachiosaursların ve Diplodocidlerin soyu tükenir; ancak, onlardan boşalan nişler başka sauropodlar tarafından doldurulur. Plakalı Stegosaurslardan, Kentrosauruslar varlıklarını sürdürüyordu, ancak Stegosaurslar yerlerini çoğunlukla daha ağır zırhlı Ankylosaurslara bırakır.

    [​IMG]

    Ankylosaurus

    Etçil Theropodların hem büyük hem de küçük boyutlu üyeleri arasında, kuş benzeri biçimler belirgin biçimde yaygındı. Dinozorların en tanınmışlarından Tyrannosaurslarla birlikte pek çok dev boyutlu etçil, Kretasede yaşadı.

    [​IMG]

    Bir theropod (Giganotosaurus)

    Deinonychus, Velociraptor ve Utahraptorlar gibi orta boy orak pençeli etçiller de bu zamanda yaşadı.

    [​IMG] [​IMG]


    Utahraptor ******************< --------****************** Orakpençe

    Kuş benzeri küçük boyutlu Ornithomimosaurslar arasında, kuşların öncülleri olan, dinozor benzeri ilkin-kuşlar vardı. Kretasede dinozorların nerede bitip, kuşların nerede başladığını söylemek imkansızdı. Kretase, Hesperornis ve Ichthyornis gibi dişli kuşların yükselişine ve yok oluşuna tanık oldu.

    [​IMG]

    Ornithomimosaurs

    [​IMG]

    Dişlikuşlar

    Kretasede pek çok yeni dinozor grubu ortaya çıktı. İlk Ceratopsian ve Pachycepalosaurid dinozorlar bunların başlıcalarıydı.
    Gergedana benzeyen, boynuzlu, enselerini koruyan yakalıkları ve gaga biçimindeki ağızlarıyla ilginç yaratıklar olan Ceratopsianlar, otçul dinozorlardı. Ceratopsianlar, yakalık ve boynuzlarını, yırtıcılara karşı savunma, karşı cinsin dikkatini çekme ve ısıl düzenleme amaçlarıyla kullanıyor olabilir. Yüzlerce Ceratopsiana ait kemiğin bir arada bulunması, sürüler halinde dolaştıklarını düşündürüyor.

    [​IMG]

    Triceratops

    Ornithopodalar grubundan olan ördek gagalı Hadrosaurslar, Geç Kretasede, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerikada yaygındı. İyi korunmuş hadrosaurs yuvaları ve bebekleri, bu hayvanların yavrularına baktıklarını gösteriyor.

    [​IMG]

    Hardrosaurslar

    Kretasenin en yaygın ve çeşitli otçul dinozor grubu, zırhsız ornithischian dinozorlardı.
    Kretasede bazı garip görünüşlü dinozorlar da yaşamıştı: Plaka zırhları ve dikenleriyle Sauropelta, sırtlarındaki büyük yelkenlerle Spinosaurslar, sorguçlu dinozorlar olan Parasaurolophuslar bunlardan bazılarıydı.

    [​IMG]

    Parasaurolophuslar

    Orta Kretasede, Avustralya, güney kutbu üzerinde bulunuyordu. Her ne kadar iklim şu an ki kadar sert olmasa da, hayvanlar ve bitkiler sıfırın altındaki kışlara ve altı ay süren gecelere dayanmak zorundaydı. Antartik Avusturalya'sında bölgeye has pek çok canlı yaşıyordu. Bunlar arasında büyük iki yaşamlı temnospondyller, gececil ornithopod otçullar ve cüce allosauridler vardı. Ayrıca günümüz ördek gagalı platypusunun atası da Avusturalya'nın sakinlerindendi.
     
  5. DilzaR

    DilzaR Üye

    Kretase "Tebeşir"
    Dinozorların Altın Çağı
    142 myö-65.5 myö
    Çiçekli bitkilerin yaygınlaşıp, baskın bitki grubu olması.
    Pangea'nın parçalanması devam eder; Lavrasya ve Gondvana birbirinden tamamen ayrılır
    Kretase boyunca nemli tropikal iklim koşulları devam eder.


    [​IMG]

    Kretase yaşamından bir manzara

    Kretaseye ait kayaçlarda yaygın olarak bulunan tebeşir yatakları nedeniyle döneme bu isim verilmiş. Tebeşir, kalkerli kabuğa sahip planktonik mikroorganizma artıklarının, deniz tabanına çökmesiyle oluşur. Pek çok grubu zaten bu dönemde ortaya çıkan planktonik mikroorganizmalar, dönem boyunca çok çeşitli ve yaygın olarak bulunur.
    Jura ile Kretase arasında kitlesel bir yok oluş yaşanmaması, iklimsel koşulların uygunluğu ve parçalanıp birbirinden uzaklaşan kıtaların farklı biyocoğrafik bölgeler oluşturması nedeniyle zaten çeşitli başlayan Kretase yaşamı, pek çok yeni grubun ortaya çıktığı ya da çeşitililiğini arttırdığı bir dönemdi. Kretase dinozorların altın çağıdır. Bilinen dinozorların %40'ı Kretase'nin son 15 milyon yılında ortaya çıkar. Tyrannosaurus rex ve Triceratoplar gibi pek çok ünlü dinozor da bu dönemin canlıları arasındaydı.
    Dinozorlar çeşitliliklerinin zirvesindeyken, bazı grupları yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlar. Diğer baskın sürüngen gruplarında da azalmalar olur. Ichthyosaurslar ve Pterosauruslar dönemin sonuna kadar sürekli azalır. Pek çoğu K/T yok oluşundan önce ortadan kalkar. Yeni ortaya çıkan grupların başarısının bu azalmalarda payı büyüktür. Sıcak kanlı kuşlar, hızlı yüzen modern kemikli balıklar ve çiçekli bitkiler Kretasede oldukça başarılı olup daha ilkel rakiplerinin zararına yayılır. Fosil kayıtlarına ilk kez Kretasede giren çiçekli bitkiler hızla yayılarak açık tohumluların yerini alır ve karasal ekosistemlerde köklü değişikliklere neden olur.
    Plesiosaursların ve Pliosaursların iyice özelleşmiş biçimleri ortaya çıkarken pek çok ara biçim de yaygınlaşır. Sucul kertenkelelerin dev biçimleri olan Mosasaurslar da sucul sürüngenler arasına katılır. Modern memeli grupları Kretasede ortaya çıkar; fakat, yaygınlaşmak için dönemin sonunda gerçekleşecek olan yok oluşu beklemeleri gerekir.
    Bir meteor çarpması sonucu gerçekleştiği düşünülen yok oluş, hem dinozorları, hem de ekosistemin diğer baskın sürüngen gruplarıyla birlikte pek çok yaygın grubu ortadan kaldırır. Yok oluş memelilerin baskın olduğu bir ekosisteme yol açarken, jeolojik devirlerin son zamanı olan Senozoik başlar.


    Kretase İklimi
    Kretase'nin ilk yarısında iklim Juradaki gibi devam etti, sıcaklıklar yüksek, mevsimler arasında farklılıklar azdı. Deniz seviyesi yüksek, kutuplarda buzul yoktu. Karaların üçte biri denizlerle kaplıydı. Sığ denizler ve bataklıklarla çevrili karasal ekosistemlerde ormanlar baskındı. Sığ denizler Avrupa'yı Asya'dan ayırmış, kıtalar takım adalar şeklinde dizilmişti.
    Neredeyse üç yüz milyon yıldır küresel bir tek düzelik içinde olan karasal ekosistemlerde kıtaların birbirinden uzaklaşması ve sığ denizlerin karaları bölmesiyle coğrafi izolasyon ilk kez tam anlamıyla etkisini gösterdi: Kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafyalar oluştu. Güney ve Kuzey kıtaları arasında belirgin floral ve faunal farklılıklar ortaya çıktı.
    Kretasenin ortalarından itibaren iklim değişmeye başlar, mevsimler arasındaki farklılıklar artar. Küresel sıcaklık düşer, ekvator ve kutuplar arasındaki sıcaklık farkı büyür. Yağış miktarı azalır, deniz seviyesi düşer.


    Kretase Dünyası
    Pangea'nın parçalanma süreci devam eder. Lavrasya ve Gondvana'nın birbirinden tamamen ayrılır. Lavrasya ve Gondvana'nın dönem ilerledikçe daha küçük parçalara ayrılmasıyla oluşan; Avrasya, Afrika, Hindistan, Antarktika ve Avustralya birbirlerinden uzaklaşır. Henüz birleşik olan Hindistan ve Madagaskar, Afrikadan kopar ve büyük bir ada haline gelir. Antarktika ve Avustralya, güneyden birbirine bağlı olsa da, Avustralya'nın kuzeye doğru olan hareketi yakın zamanda ayrılmalarına neden olacaktı. Asya ile henüz birleşmemiş olan Çinhindi büyük bir ada biçimindeydi. Tüm karaların neredeyse deniz seviyesinde olduğu Kretasenin ortalarında artan volkanik ve tektonik hareketler, kıtaları yeniden engebeli ve yükseltili bir biçime soktu. Afrika'nın kuzeye doğru hareketiyle, Tetis denizi kapanmaya ve Avrupa'da Alpler yükselmeye başladı. Geç Kretasede kıtalar neredeyse modern biçimlerini aldı.


    [​IMG]

    Kretase başında dünya

    [​IMG]

    Kretase sonunda dünya

    Kretase Yok Oluşu: Sürüngenler Çağının Sonu

    [​IMG]

    Kretasenin sonlarında, sürüngenler 200 milyon yıldır yeryüzünün baskın omurgalı grubu olarak hem yaygınlıklarının hem de çeşitliliklerinin doruğundaydı. Dinozorların başı çektiği sürüngen imparatorluğu tüm gezegene yayılmıştı. Fakat 65 milyon yıl önce yeryüzüne çarpan bir gök cismi hem dinozorların hem de pek çok farklı sürüngen grubunun sonunu getirdi. Pterosaurslar, Ichthyosaurslar, Mosasaurslar, Plesiosaurslar dinozorlarla birlikte yok olan sürüngen gruplarıydı. İlkel kuşların pek çoğu, rudist midyeler, belemnit ve ammonitlerin dahil olduğu deniz omurgasız gruplarının yarısı, pek çok foramifer türü, bir çok deniz planktonun dahil olduğu mikroorganizma ortadan kalkanlar arasındadır. Kara bitkilerinin %35'i yok oldu. Tüm türlerin %60-%80'i ortadan kalktı. çiçekli bitkiler, salyangozlar, midye ve istiridyeler, iki yaşamlılar, kertenkele ve yılanlar, timsahlar ve memeliler ise yok oluştan kurtulup, Senozoik yaşamının bir parçası olmayı başardı.
    Çok sayıda kanıt, Meksika Yucatán yarım adasına çarparak bugün Chicxulub Krateri olarak adlandırılan krateri açan meteorun ve onun tetiklediği olayların K/T yok oluşuna neden olduğunu gösteriyor. Çarpışmayla birlikte yıkıcı iklimsel değişimler, deniz seviyesinde meydana gelen değişimler, yaygın volkanik aktivite ve bunun yol açtığı atmosferik değişimlerin, yok oluşa neden olduğu düşünülüyor. Göktaşı çarpmasının yok oluşa neden olduğu genel kabul görse de, yok oluşu açıklamak üzere başka teoriler ileri sürülmeye devam ediyor. Dönemin sonunda görülen yaygın volkanizma, kıtaların birbirinden ayrılmasının neden olduğu iklimsel değişimler gibi kuramlar bunlardan sadece bir kaçı.
    "Kretase/Tersiyer yok oluşu" olarak bilinen bu yok oluş Mezozoiği kapatır. Yok oluştan sonra kurulan yeni ekosistemde sürüngenler önemlerini oldukça kaybederken; memeliler baskın hale gelir. Böylece yeni bir zaman olan Senozoik başlar.
     
  6. DilzaR

    DilzaR Üye

    Ordovisyen Dönemi
    495-440 myö arası
    Deniz omurgasızlarının çeşitlenmesi
    Paleozoik faunasının kurulması
    Bitkilerin ve Eklembacaklıların karaya çıkışı


    [​IMG]

    Ordovisyen döneminden bir manzara

    Ordovisyen, Paleozoik dönemin geri kalanında okyanusları dolduracak olan faunanın kurulduğu dönemdir. Kambriyen döneminde ortaya çıkan hayvanların pek çoğu aynı dönem içinde gerçekleşen yok oluşlar sonucunda tamamen ortadan kalktı. Bu yok oluşlardan yara almadan ya da hafif bir zararla kurtulabilenler ise gidenlerden kalan yerleri işgal ederek oldukça çeşitlendi. Deniz omurgasızlarında görülen bu büyük çeşitlenme ''Ordovisyen uyumsal açılımı'' olarak bilinir. Kabuklu deniz canlılarına ait fosillerden takip edebildiğimiz kadarıyla, Kambriyen sonunda bu canlılara ait aile sayısı 150 iken uyumsal açılımın ardından Erken Ordovisyende bu sayı 400'e çıktı. Ordovisyen uyumsal açılımı Paleozoiğin geri kalanına da damgasını vuran, bildiğimiz en büyük uyumsal açılım olayıdır. Bu olay sonucu kurulan fauna Paleozoiğin sonuna kadar varlığını sürdürecek oldukça karmaşık bir ekosistem oluşturdu.
    Ordovisyenin en önemli olayı, çok hücreli yaşamın karaya ayak basmasıydı.Bu olay bizim açımızdan oldukça önemli olsa da dönemin yaşamı üzerinde büyük izler bırakmadı.
    Ordovisyenin ilgi çekici olaylarından biri de süzerek beslenen canlılarda görülen dikkat çekici artıştı.
    Ordovisyen uyumsal açılımıyla, Kambriyende önemsiz olan bazı grupların önemli hale geldikleri ve daha önce görülmeyen yeni grupların birden bire ortaya çıktıkları görülür. Bu dönemde ortaya çıkan yeni grupların başlıcaları: Midyeler, yosun hayvancıkları, Stromatoporoidler, mercanlarla derisi dikenlilerden denizlaleleri, deniz kestaneleri, ve denizyıldızlarıdır. Bu dönemde önemi artan grupların başında artikulat dallıbacaklılar gelir. Kambriyende gösterişsiz bir başlangıç yapan artikulat dallıbacaklılar bu dönemde sayıca ve çeşitlilikçe bir patlama yaşadılar. Kambriyende ortaya çıkan nautiloid kafadanbacaklılar, ostrakodlar, salyangozlar, graptolitler Ordovisyende önem kazanan gruplardandır.


    Ordovisyen İklimi

    Erken ve Orta Ordovisyen boyunca yeryüzü yumuşak ve ılıman bir iklimin etkisindeydi. Hava sıcak ve oldukça nemliydi. Deniz seviyesi yüksek ve kıtaların büyük bölümü sığ denizlerle kaplıydı. Birbirinden farklı konumlardaki kıtaların kenarlarındaki sığ denizlerde deniz organizmaları farklı evrimsel patikalar izliyordu. Kuzeyde ekvatoral konumda bulunan Laurentiya, Baltıka ve bunlara yakın küçük kara parçalarındaki tropik sularla güneyde merkezinde Gondvana'nın bulunduğu serin sularda iki ana biyocoğrafik bölge vardı. Dönemin sonlarına doğru kıtaların yakınlaşması ve iklimsel değişimler değişen okyanus akıntıları bu iki biyocoğrafyayı kaynaştırdı.

    [​IMG]

    Sığ denizler
    Denizler Ordovisyen boyunca pek çok kere yükselip alçaldı. Gondvana'nın ve Laurentiya'nın neredeyse tamamının okyanuslar altında kaldığı dönemler oldu.
    Gondvana 'nın güney kutbuna doğru sürekli hareketi sonucu dönemin sonuna doğru kıta üzerinde oluşan büyük buzullar iklimin dünya çapında değişmesine, ortalama sıcaklıkların ve deniz seviyesinin düşmesine neden oldu. Denizlerin çekilmesiyle birlikte deniz yaşamının büyük bölümünü barındıran sığ denizler kurudu.
     
  7. DilzaR

    DilzaR Üye

    Ordovisyen Yaşamı
    Ordovisyen Deniz Yaşamı

    Kambriyen deniz tabanının görece ilkel hayvanları Ordovisyenle birlikte deniz omurgasızlarının baskın olduğu çok çeşitli bir faunayla yer değiştirdi. Deniz omurgasızlarının artan çeşitliliği ile birlikte Ordovisyende karmaşık deniz ekosistemleri ve besin zincirleri kuruldu. Denizin tabanından yüzeyine kadar uzanan pek çok beslenme seviyesi oluştu. Kambriyen hayvanları, ya üç loblular gibi deniz tabanından ya da süngerler gibi deniz tabanının biraz üzerinden beslenirdi. Ordovisyende deniz tabanına tutunmuş, dipten birkaç santimetre yukarıda beslenen dallı bacaklılardan, 3 metreyi bulan tentakülleriyle suda asılı parçaçıkları yakalayan denizlalelerine pek çok beslenme seviyesi oluştu. Süzerek beslenen canlılarda görülen ani artış dönemin belirleyici özelliklerinden biridir. Kambriyen faunasına ait canlılar arasında dip çamurundan ya da canlı artıklarından beslenenler çoğunluktaydı. Süzerek beslenenler, Kambriyen denizlerinin önemli üyelerinden olsa da çok yaygın değildi. Plankton miktarındaki bolluk Ordovisyende süzerek beslenenlerin sayı ve çeşitliliğindeki dikkat çekici artışın nedeni olabilir.


    [​IMG]

    Ordovisyende deniz yaşamı

    Sığ denizler ve Resifler
    Kambriyen yaşamının ortaya çıkıp geliştiği sığ denizler, Ordovisyen canlılarına da aynı konuk severliği gösterdi. Kıtaların büyük bölümünün üzerini örten ılıman sığ denizler bu dönem canlılarının da büyük çoğunluğuna ev sahipliği yapıyordu. Sığ deniz yaşamının en renkli ve çeşitli olduğu yerlerden biri olan resifler, Ordovisyen sığ denizlerinde oldukça yaygındı. Bu dönemde ortaya çıkan tabülat mercanlar ve yosun hayvancıklarıyla bugün soyu tükenmiş bir sünger grubu olan stromatoporoidler ve ayçiçeğini andırdıkları için ayçiçeği mercanları olarak bilinen, ancak muhtemelen bir çeşit alg olan Reseptakulitler Ordovisyen resiflerinin iskeletini oluşturan ana unsurlardı.


    [​IMG] [​IMG]
    Yosun Hayvancıkları ******************---************>> Ayçiçeği Mercanları


    Baskın gruplar
    Dönem bazen "Graptolitlerin Çağı" olarak anılsa da üç loblular ve dallıbacaklılar da en az graptolitler kadar bol ve yaygındı. Bu üç hayvan grubunun fosilleri döneme ait fosillerin büyük bir kısmını oluşturur. Nautiloid kafadanbacaklılar ve mercanlar da Ordovisyenin oldukça yaygın gruplarıydı.
    Kambriyende yaygın olmayan dallı bacaklılar, uyumsal açılım sırasında yaygınlaşarak, bilateral simetrili kabuklarıyla Paleozoiğin geri kalanı boyunca en yaygın gruplardan biri oldu.


    [​IMG]

    Dallı bacaklılar

    Ordovisyen, graptolitlerin zirveye ulaştıkları dönemdi. Omurgalıların kuzeni olan, bu koloni oluşturan yarısırtipliler, Geç Kambriyende ortaya çıkıp, sesil bentik formdan çeşitli planktonik tiplere evrimleşti. Graptolitler Ordovisyen ve Silüryen boyunca yaygın olarak bulundu.

    [​IMG]

    Grapolit

    En iyi dönemlerini Geç Kambriyende yaşamış olan üç loblular, Kambriyen yok oluşlarından fazlasıyla etkilendi. Ancak Ordovisyen uyumsal açılımından da başarıyla çıkmayı bilen üç loblular, Kambriyende yok olan canlılardan boşalan yaşama ortamlarına da yerleşerek çeşitlendi. Ordovisyende de oldukça yaygın olan üç loblular Kambriyendeki atalarından oldukça farklı biçimler kazandı. Pek çoğu diken ve boğum gibi yapılar geliştirirken, bazıları vücut segmentlerini birleştirdi. Farklı ortamlara uyumun sonucu olarak kimisi devasa gözlere sahip olurken, bazıları gözlerini tamamen kaybetti, kimisi çamur eşeleyici yaşam tarzına uygun olarak küreği andıran burunlar geliştirdi.

    [​IMG]

    Bir üç loblu fosili

    Bir çok erken derisi dikenli deneyi yok olurken diğerleri mücadeleye devam etti, bazıları ise çeşitliliklerini artırdı. Derisi dikenlilerin içinde çok miktarda süzerek beslenen ve birkaç tane yırtıcı biçim vardı. Kambriyende ender olan denizlaleleri, Ordovisyende birden bire çeşitlendi ve büyük miktarlarda bulunmaya başladı. Bu dipte zemine tutunarak yaşayan omurgasızlar da dallı bacaklılar gibi Paleozoiğin geri kalanında önemli süzerek beslenen gruplarından biri oldu.

    [​IMG]

    Deniz lalesi

    Ordovisyen resiflerinin önemli elemanlarından olan yosun hayvancıkları Erken Ordovisyende ortaya çıkarak, ortaya çıkan son şube ünvanını kazandı. Orta Ordovisyen ve Silüryende yaygınlaşıp, bu dönem faunalarının önemli gruplarından oldu.
    Nautiloidler ve denizyıldızları Ordovisyen yırtıcılarının başında gelir. Devasa başları uzun yakalayıcı tentaküller taşıyan Nautiloidler, yakaladıkları hayvanların kabuğunu kırmak için güçlü, papağan gagası benzeri gagalarını kullanırdı. Bu zeki etçil yumuşakçalar, Kambriyen Anomolocadris'inin yerini alarak besin zincirini en üstüne oturdu. En büyükleri 3-5 metreyi bulan Nautiloidler o zamana kadar ortaya çıkmış canlıların en büyükleriydi. Dallı bacaklılar ve midyeler üzerinden geçinen denizyıldızları da Ordovisyen denizlerinin önemli yırtıcılarındandı. Bir kısmı yırtıcı olan Ordovisyen salyangozları, dallı bacaklıların kabuklarını delerek içini yiyordu. Salyangozların çoğuysa otçuldu; bunların ortaya çıkmasıyla birlikte Stromatolitler ikinci ve son düşüşlerini yaşadı; sayıca ve çeşitlilikçe hızla azalıp, Ordovisyenin sonunda neredeyse yok oldular. Bugün sadece çok sınırlı ve otçul salyangozların yaşayamayacağı bölgelerde bulunuyorlar.


    [​IMG]

    Bir Nautiloid fosili

    Erken Paleozoiğin çenesiz balıkları toptan Ostrakodermler olarak tanımlanır. Bunlar pek çoğunun üzerinde bulunan kemikli zırha atıfta bulunularak ''Zırhlı balıklar''olarak anılan, çenesiz, vücutlarının ön bölümü kemikten zırhlarla kaplı olan balıklardı. Bu zırh Ostrakodermlerin ayırıcı özelliği olsa da bazıları zırhsızdı. Çenesiz balıklar kıkırdaktan yapılmış bir iç iskelet taşır ve basit yüzük benzeri bir ağız açıklıkları vardır. Isırmaya elverişsiz olan bu ağız büyük bir olasılıkla deniz tabanındaki çamurdan ya da doğrudan doğruya deniz suyundan süzüntüyle beslenmeyi sağlıyordu. Ostrakodermler Ordovisyende çok yaygın olmasa da ait çeşitli grupları ortaya çıktı. Ordovisyen balıklarına ait fosil kalıntılarının çoğu plakalar ve pullardan oluşur.


    [​IMG]

    Zırhlı Balık

    Ne işe yaradıkları hala tartışmalı olan mikroskobik diş benzeri fosiller olan konodontlar Ordovisyende oldukça yaygındı. Konodontların yılankavi vücutlarıyla başı kordalılardan Branchiostoma'yı andıran omurgalı hayvanlara ait olduğu çok yakın zamanda anlaşıldı. Erken Ordovisyenin sonlarında Gondvana'nın neredeyse tamamının sular altında kalmasıyla konodontlar gelişimlerinin zirvesine ulaştı. Ordovisyende gerçekleşen çeşitlenmeyle Paleozoik boyunca dünya çapında yaygın olan konodontlar Triosta yok oldu.


    [​IMG]

    Konodontlar

    Ökaryotların Karaya Çıkması
    Ökaryotik yaşamın hem heterotrof hem de ototrof üyeleri karaya ilk kez Ordovisyende çıktı. Hayvanların karaya çıktıklarına dair ilk kanıtlar onların bir zamanlar kumsal olan bir bölgede dolaşırken bıraktıkları ayak izlerinin fosilidir. Erken Ordovisyene ait bu izler çok az anlaşılmış bir eklembacaklı grubu olan euthycarcinoidlere ait. Karada yürürken ayaklarını yüzerken kullandıkları gibi kürek çekermişcesine kullanan, karaların bu ilk kaşifi büyük olasılıkla iki yaşayışlı bir canlıydı. Karaya yırtıcılardan kaçmak ya da yiyecek aramak için çıkıyordu.




    [​IMG] [​IMG]
    Euthycarcinoid ******************---************> Erken Ordovisyene ait ayak izleri
    Fotosentetik ökaryotlardan olan yeşil alglerin bir kolu, suların fotosenteze olanak sağlayan aydınlık bölgesinin hem prokaryot hem de ökaryot fotosentetikler tarafından aşırı doldurulmuş olmasına bir cevap olarak uyumsal gelişimle karaya uyum sağladı. Karasal yaşama uyum sağla***** kendisine neredeyse sınırsız boyutlarda yayılabilecek boş alan sağlayan Bitkilerinbu ilk temsilcileri, günümüz kara yosunu ya da ciğer otlarına benzeyen ya da yakından akraba bir gruba üyeydi. Bitkiler bir sonraki dönem olan Silüryende oldukça iyi bir yerleşimi başardı. Alçak, yerde yatan damarsız kara yosunlarından çiçekli bitkilere hızla evrimleşip, atmosferin ve toprağın kimyasını değiştirerek yeryüzünü yeniden biçimlendirdiler. Bitkilerin ortaya çıkışıyla, yaşam
    karaya çıkmak için gerekli en sağlam adımı atmış oldu.


    [​IMG]

    İlkin bitki sporu
     
  8. DilzaR

    DilzaR Üye

    Ordovisyen Dünyası:
    Kuzeydeki Engin Deniz, Güneydeki Büyük Kıta
    Kambriyende büyük çoğunluğu güney yarıkürede toplanmış olan kıtalar Ordovisyen boyunca daha da güneye kayar. Kuzey yarıkürenin tamamına yakın bölümü uçsuz bucaksız bir okyanusla kaplıyken, Gondvana ve ona oldukça yakın konumda olan diğer kıtaların oluşturduğu karalar topluluğu güney yarıkürede bulunuyordu. Ordovisyen boyunca Gondvana bir bütün halinde Güney kutbuna doğru kayarken, ekvatoral konumda ki Laurentiya ve Baltıka birbirine yaklaşmaya başlar. Bu iki kıta arasında bulunan Iapetus okyanusu, bu olay sonucu gittikçe küçülür. Orta ve Batı Avrupa ise Avrasya'nın geri kalanından ayrı olarak güney tropiklerinde bulunuyordu.


    Ordovisyen Yok Oluşunun nedenleri üzerine tahminler;
    Buzullaşma ve deniz seviyesinin düşmesi hipotezi
    Ordovisyenin sonu bir kitlesel yok oluşla işaretlidir. Yok oluş ilk olarak, planktonlar, derisi dikenliler, üç loblular ve zırhlıbalıklar gibi tropikal türleri etkiledi. Ardından mercan ve dallı bacaklılar etkisi altına aldı. Ilıman denizlere uyum sağlamış olan yeşil algler de yok oluştan etkilendi. Bu yok oluşun sonunda dallı bacaklılara ve yosun hayvancıklarına ait türlerin neredeyse yarısı yok oldu; nautiloidlerin büyük bir kısmı yok olurken, üç loblular de ciddi biçimde azaldı. Konodontların ve graptolitlerin bazı grupları da yok oldu. 100'den fazla deniz hayvanı ailesinin ortadan kalktığı bu yok oluşta, toplam kayıp deniz omurgasız cinslerinin %60'ı, tüm ailelerin %25'i kadardı.
    Ordovisyen yok oluşunun nedenleri oldukça iyi biliniyor. Büyük oranda tropik hayvanları etkilemesi, yok oluştan kurtulmayı başaranların ve yok olanların yerini alanların da ya derin sulara ya da yüksek enlemlerdeki soğuk sulara uyum sağlamış olanlar arasından çıkması, yok oluşun temel nedeninin; Gondvana'nın Ordovisyenin sonunda güney kutbunun üzerinden geçmesi olduğuna işaret ediyor. Kıtanın kutup bölgesi üzerinde konumlanmasıyla küresel boyutlarda bir soğuma ve yaygın bir buzullaşma meydana geldi. Bu buzullaşma çok büyük miktarda suyu karalara bağlayıp, deniz seviyesinin dünya çapında düşmesine ve kıtaların üzerini örten sığ denizler kurumasına neden oldu. Resif oluşturan pek çok fauna üyesi yerel veya küresel olarak yok oldu. Ordovisyen denizlerindeki yaşamın büyük bölümünü barındıran resiflerin yok olması ve soğuma ile birlikte yok oluş meydana geldi. Yok oluşta, Laurentiya ve Baltica'nın çarpışmasıyla Iapetus (proto-atlantik) okyanusunun kapanması da etkili oldu.
    Paleozoiği kapatan yok oluştan sonra deniz yaşamını etkileyen en büyük ikinci yok oluş olan Ordovisyen kitlesel yok oluşu aynı zamanda bir sonraki dönem olan Silüryende görülecek olan uyumsal açılımın da yolunu açtı.
     
  9. DilzaR

    DilzaR Üye

    Mezozoik Zaman
    (251.4 myö-65.5 myö)

    Dinozorlar çağı

    [​IMG]
    Mezozoik zamandan bir manzara
    Bu zamanda sürüngenlerin Permiyende başlayan karasal ekosistemlerdeki baskınlığı, diğer ekosistemlere de yayılır ve artarak devam eder.

    Permiyende oluşan dev kıta Pangea, Mezozoiğin ilk döneminin sonuna kadar varlığını sürdürür; fakat, daha sonra parçalanmaya başlar. Zamanın son dönemi olan Kretasede Lavrasya ve Gondvana yeniden birbirinden ayrılır. Kıtalar daha da küçük parçalara bölünerek hemen hemen günümüzdeki biçimlerini almaya başlar. Ayrılan kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafik bölgeler oluşur.
    Mezozoik boyunca dünya sıcak bir dönem yaşar. Kutuplar da buzullaşma olmaz. Permiyende başlayan kurak ve aşırı karasal iklim, Trias boyunca devam eder. Jurada iklim yeniden nemli hale gelir, kıtalar yeniden bitkilerle kaplanır. Bu nemli ve mevsimselliğin çok belirgin olmadığı yumuşak iklimsel eğilim, Kretase boyunca da devam eder.
    Permiyen yok oluşunda neredeyse yok olma tehlikesi atlatan deniz yaşamı, sağ kalmayı başaranların uyumsal açılımıyla çeşitlenir, pek çok yeni grup ortaya çıkar. Modern deniz omurgasız yaşamı Mezozoikte kurulur. Modern mercanlar,kabuklular, fitoplanktonlar, planktonik foraminiferler, radiolaryalar, Belemnitler ve Ceratites ammonitler ortaya çıkar ve yaygınlaşır. Paleozoik denizlerinin en baskın grubu olan dallı bacaklılar azalırken midyeler yaygınlaşır. Mezozoiğin kemikli ve kıkırdaklı balıkları da günümüzden çok farklı değildir. Ancak Mezozoik denizlerinde besin zincirinin en üstünde bulunan yırtıcı grupları günümüzdekilerden oldukça farklıdır. Günümüzde balina, yunus gibi memelilerin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoikte dev deniz sürüngenleri kullanılıyordu. Triasın sonunda kıtaların parçalanmasıyla birlikte, sığ denizler geri döner ve deniz yaşamı yeniden çeşitlenir.

    [​IMG]

    Deniz sürüngenleri

    Mezozoiğin en tanınmış grubu olmalarına rağmen, dinozorlar Juraya kadar çok yaygınlaşamaz. Permiyen yok oluşundan kurtulan sürüngenler ve memeli benzeri sürüngenler, Trias karasal ekosisteminin baskın grublarıydı. Bu ilkel sürüngen gruplarından kaplumbağalar yeni sürüngen ortaya çıkar. İlk gerçek memeliler de Triasın sonunda ortaya çıkar. Triasın sonunda gerçekleşen yok oluşla, memeli benzeri sürüngenler de dahil, ilkel sürüngenlerin ve labyrinthodont iki yaşamlılar çoğu yok olur; dinozor ve yeni sürüngen gruplarının yolu açılır. Dinozorlar Jurada karasal ekosistemin baskın omurgalı grubu olur, timsahlar, kaplumbağalar, kertenkeleler ve kurbağalar da öncekilerden boşalan nişlere yerleşir. Karalarda dinozorların hakimiyeti sürerken, bazı sürüngen grupları da sucul yaşama uyum sağlar, bir kısmı ise uçma yeteneğini kazanarak krallıklarını gökyüzünde kurar.

    [​IMG] [​IMG]

    Dinozorlar (Plateosaurus)****** ******<<----****************** Memeliler (Oligokhyphus)


    Mezozoikte bitkiler de büyük bir değişim geçirir. Permiyenin kurak iklimine uyum sağlamayı başaran açık tohumlular, Mezozoiğin baskın bitki grubudur. Erken Mezozoikte eğreltiler, sikatlar, ginkolar, bennettitaleanler baskındır. Modern açık tohumlular, örneğin kozalaklılar ilk kez günümüzdeki biçimleriyle erken Triasta ortaya çıkar. Juranın baskın bitki grubu, ilkel palmiye benzeri, açık tohumlu bitkiler olan sikatlardı. Mezozoiğin sonlarına doğru sikatlar azalmaya başlar. Kapalı tohumluların ne zaman ortaya çıktığı henüz kesin değilse de Kretasenin ortasında kesin biçimde fosil kayıtlarına giren grup, açık tohumluların zararına çeşitlenip, yaygınlaşır.
    Sürüngenlerin hakimiyeti altındaki Mezozoik dünyasında memeliler önemsiz bir grup olarak varlıklarını sürdürür. Oldukça küçük boyutlarda olan memeliler büyük olasılıkla sürüngenlerle rekabetten kaçınmak üzere gececil bir yaşama biçimini benimsemişti. Dinozorlardan köken alan Kuşlar da ilk kez Jurada ortaya çıkar.

    [​IMG]

    Archaeopetryx


    Jurada yaygınlaşan dinozorlar, Kretasenin sonunda çeşitlilikçe ve yaygınlıkça zirveye ulaşmışlarken, pek çok canlı grubuyla birlikte ortadan kalkarlar. Bugün yaygın şekilde kabul edilen görüş, yeryüzüne çarpan bir gökcisminin yeryüzünün son kitlesel yok oluşuna neden olduğudur. Kretase/Tersiyer yok oluşu olarak bilinen bu olayla sürüngenlerin yüz milyonlarca yıl süren hakimiyeti sona erer ve Tersiyerde memelilerin yaygınlaşmasını sağlayacak koşullar sağlan
     
  10. DilzaR

    DilzaR Üye

    Pleistosen
    Buzul Çağı
    1,81 myö ile 0,01 myö arası



    [​IMG]


    Pleistosen yaşamından bir manzara

    Pleistosende kendi türümüz olan Homo sapiens ortaya çıkıp yaygınlaşır, alet yapmaya ve ateş kullanmaya başlar. Pleistosenin sonlarına doğru insanlar kıtaların çoğuna yayılır.
    Kuaternerin neredeyse hemen hepsini kapsayan Pleistosen, "Buzul Çağı" olarak bilinse de, aslında bölüm boyunca, kutup buzulların oldukça yaygınlaştığı bir dizi soğuk dönem ve bu dönemleri bölen ılıman hatta tropik dönemler yaşanır. Soğuk dönemlerde buzullar ılıman kuşağa doğru ilerleyerek, zaman zaman karaların %30'unun üzerini örter, deniz seviyesi düşer ve kıtalar arasında hayvan ve insan göçlerine olanak sağlayan kara köprüleri kurulur.
    Pleistosen yaşamı günümüze aşırı derecede benziyordu. Bugün yaşayan pek çok kozalaklı, çiçekli bitki, böcek, yumuşakça, kuş ve memeli cinsi -hatta türü- Pleistosende de yaşıyordu. Ancak bu tanıdık hayvanların dağılımı günümüzden oldukça farklıydı. Fillerin ve su aygırlarının Pleistosen temsilcileri, Londra'nın bulunduğu enleme kadar yayılmıştı. Bu tanıdık türlerin yanı sıra, bir çok büyük hayvan da Pleistosen faunasının üyesiydi. Bu dev memeliler bütün kıtalarda yaygındı. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'da kılıç dişli kaplanlar, mamutlar, kürklü gergedanlar, uzun boynuzlu bizonlar, Mastodonlar, dev kurtlar ve develer; Avustralya'da dev kanguru ve vombatlar; Güney Amerika'da fil boyutlarında dev yer tembel hayvanları, dev armadillo benzeri glyptodontlar, bu dev memeli faunasının üyeleriydi. Etçil dev kuşlar da varlıklarını sürdürüyordu. Pleistosen sonunda gerçekleşen yok oluşta, bu devlerin hepsi ortadan kalkar. Bazı bilim adamları, yok oluşunun nedeninin yaygınlaşan avcı insanlar olduğunu düşünüyor. Her ne kadar bir kıtaya insanların gitme zamanı ile o kıtadaki dev memelilerin ortadan kalkma zamanı birbirine uysa da, insanlar bu hayvanların tamamını yok etmeye yetecek sayıya ve teknolojiye sahip olmadıklarından, bu teoriye şüpheyle bakılıyor. İnsanların taşıdığı bir virüsün tüm bu türleri yok etmiş olabileceğini düşünen bilim adamları da var. Dev memelilerin yok olmasının nedeni henüz tam olarak anlaşılamasa da bu iki açıklamanın bir bileşimi de olabilir. Dönemin sonunda buzul çağı sona erer, iklim yumuşar, denizler yükselir.


    [​IMG] [​IMG]

    Kılıç dişli kaplan ************<< -------************> İnsan

    [​IMG]

    Mamut

    Holosen
    Günümüz Yaşamı (0,01 myö ile Günümüz)
    Gerçek bir jeolojik devir değildir.


    Pleistosende yaşanan son buzul çağının kapanmasıyla başlayan bölüm, 11 bin yıl öncesinden günümüze kadar süren zaman dilimini ifade eder. Gerçek bir jeolojik devir olmaktan çok yaşadığımız zamanı tanımlayan bir terimdir. Buzul çağları arasında sıcak bir dönem olan Holosen, insanlığın tüm kayıtlı tarihini ve uygarlığını içerir. Bu bölüm içinde insanlar yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçip, pek çok uygarlık kurdu. Bölümün baskın organizması olan insanlar, Holosen doğasını ciddi biçimde etkileyip, değiştirdi.


    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş