Issız Adam [2008]

'Sinema Film Tanıtımları' forumunda Fatma tarafından 2 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Issız Adam [2008] konusu
    [​IMG]

    Modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan, yemekler, anneler, eski şarkılar ve aşk üzerine bir film.

    Tür : Romantik
    Gösterim Tarihi : 7 Kasım 2008
    Yönetmen : Çağan Irmak
    Senaryo : Çağan Irmak
    Yapım : 2008, Türkiye

    Oyuncular
    Cemal Hünal
    Melis Birkan
    Yıldız Kültür
    Şerif Bozkurt
    Gözde Kansu
    Aslı Aybars
    Goncagül Sunar


    Birbirlerine zıt hayatlar sürdüren Alper ve Ada, bir kitapçıda karşılaşırlar. 30'larında, kendi restoranının aşçısı olan Alper lüks bir düzen içinde gününü gün ettiği bir hayat sürmektedir. Hayatını çocuk kostümleri tasarlayıp dikerek devam ettiren 20'li yaşlarındaki Ada'ysa mütevazi bir hayat sürer.

    Sadece çapkınlık alışkanlığıyla karşılaştıkları kitapçıdan Ada'yı iş yerine kadar takip eden Alper, Ada'nın kitapçıda aradığı kitabı ona hediye eder. Bir ilişkiyi başlatan bu tanışmanın sonrasında kendini aşka kaptıran Ada'ya karşılık Alper, daha önceden sürdürdüğü modern hayatın içinde ona yer açmaya çalışırken boğuluyordur da.



    Filmden Kareler
    [​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG]
     
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Issız Adam (2008)

    Çağan Irmak’ın bu yıl içinde vizyona çıkan ikinci filmi olan Issız Adam'ın fragmanları birçokları gibi sizin de hoşunuza gitmemiş olabilir. Fragmanların yanıltıcı olduğunu söylemeliyim. Fransız usulü bir kadın erkek ilişkileri filmi sayılmaz pek Issız Adam. Tek bir sahnesi dışında Fransızca bir şarkı da duymuyoruz içinde. Daha ziyade ‘70lerin Türkçe pop şarkılarıyla, Selvi Boylum Al Yazmalım gibi Yeşilçam aşk filmlerine referanslarla dolu bir yapım karşımızdaki.

    İtiraf etmem gerekirse, filmin ilk bir saati benim için oldukça yavaş ilerledi. Çağan Irmak’ın karakterlerine her zamanki gibi büyük ve romantik laflar ettirme alışkanlığı can sıkıcıydı. Diyaloglar çoğu kez yapay, yabancı geliyordu. Gerçek insanlar öyle konuşmazdı ve bu seyredeni filmden koparabiliyordu. Çok toy bulduğum çeşitli referanslar ya da kimi trükler de cabası…

    [​IMG]


    Ayrıca, başlangıçta Çağan Irmak’ın erkek karakterine bakışında bir tutarsızlık vardı. Alper, rasgele cinsel ilişkilere girip çıkan bir adamdı ve Ada ile ilk karşılaştığında da beklentisi sadece seksti. Onu zafer hanesine ekleyeceği yeni bir hedeften fazlası olarak görmemişti. Irmak bize bunu ima eden tek bir şey göstermiş değildi. Bir kadına daha başka türlü bakmayı bile bilmiyordu hatta Alper. Ada, ilişkilerinin ancak belli bir noktasında Alper için duygusal değer kazanacaktı.

    Ancak yönetmen, Alper’in avının peşinden koşuşunu bize romantik şarkılar eşliğinde sunarak kafamızı karıştırıyordu. Karakterle arasındaki mesafeyi kaybediyor ve bizim ayan beyan gördüğümüz Alper’in niyetini sanki kendisi fark etmemiş gibi davranıyordu. Yapay diyaloglar da eklenince, film tam hedefine ulaşamıyordu.

    Sonra ne oldu, emin değilim. Sanırım diyalog zaaflarına rağmen senaryonun aslında en başından beri düzgün kurulmuş olmasının ve oyuncuların bizi kendilerine inandırmayı başarmalarının etkisi oldu fikrimin yavaş yavaş değişmesinde. Çağan Irmak, gerçek hayatta karşılığı olan karakterlerle yola çıkmıştı ve onların zaaflarını çok iyi gözlemlemişti. Özellikle Alper’i çok iyi anlamıştı (ki bu film özünde Alper hakkındaydı).

    Ve öyle bir noktaya geldi ki Issız Adam… O son kucaklaşmasında bir an içim cız etti, yüreğim sızladı. Karakterleri gerçekten sevmiştim çünkü ve yalnızlıklarına gerçekten üzülmüştüm. Ayla Dikmen’in sesi de her şeyi ne güzel tamamlıyordu…

    Issız Adam’ı izleyeli birkaç gün oldu. Filmden olumlu bir izlenimle çıkmıştım. Ama aradan geçen süreyle birlikte sanki filmi gitgide daha çok seviyorum. Her şeyden önce, duygusunu çok güzel geçiriyor insana. Bunda oyunculukların da payı büyük. Alper rolünde Cemal Hünal gayet iyi. Ama asıl Ada rolündeki Melis Birkan çok başarılı. Alper için bu hayatta en büyük, en değerli fırsat olduğuna, Alper’in mutlu olmak için tek şansı olduğuna inandırıyor bizi. Ve en zoraki diyaloglarını bile doğallaştırmayı beceriyor.

    Yalnız bu noktada, filmin esas yıldızına vurgu yapmadan geçemem. Alper’in annesini canlandıran Yıldız Kültür, adeta bir hazine. Müthiş gerçek ve sevilesi bir performans veriyor tiyatro sanatçısı. Onun oyunu, sanki Alper ile Ada’nın aşkını da daha değerli, daha gerçek kılıyor. Çağan Irmak’ı doğru oyuncuları seçip onları çok verimli bir şekilde yönettiği için kutlamak gerekiyor. Filmin kuvvetli mizansen duygusu da buna eklenince, Irmak’ın bayağı yetkinleştiğini görüyoruz artık işinde.

    [​IMG]


    Daha önceki başarılarının sadece Nuri Bilge Ceylan’dan kaynaklanmadığını ispatlayan görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki, bu kez 35 mm ile sinemaskop formatta son derece yetkin bir iş çıkartıyor. Filmin sanat yönetimi de çok başarılı. Birçok mekanın aslında dekor olduğunu daha sonra öğrendiğimde bayağı şaşırdım. Buna dinamik bir kurgu ve ekonomik bir senaryo da eklenince, inanın, daha önce hemen her Çağan Irmak filminde takıldığım o diyaloglar bile önemini kaybediyor.

    Babam ve Oğlum, birçokları gibi benim üzerimde de büyük duygusal etki yapmıştı. Ama gözyaşlarımın arkasından yine de filmin ciddi zaaflarını görebilmiştim. Issız Adam’ın Türk halkını aynı ölçüde etkilemesi mümkün değil. Çünkü çok Batılı, yer yer marjinal, Çukurcuma-Asmalımescit-Galata ekseninde oldukça bohem bir yaşamı sunuyor bize. Herkesle bağ kurması zor. Ama açık açık söylemekte sakınca görmüyorum, eksiksiz bir film olmasa bile, Çağan Irmak’ın şimdiye kadar yaptığı en iyi film Issız Adam.


    Ali Ercivan
     

Bu Sayfayı Paylaş