Isparta'da Kullanılan Bazı Deyimler ve Anlamları

'Akdeniz Bölgesi' forumunda DeMSaL tarafından 13 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Isparta'da Kullanılan Bazı Deyimler ve Anlamları konusu Isparta'da Kullanılan Belli Başlı Deyimler - Isparta'da Kullanılan Belli Başlı Deyimler Ve Anlamlari Hakkinda - Isparta Sivesi



    Ayranı kabarmak: Öfkelenip köpürmek.
    Baş göz olmak: Evlenmek.
    Bir eli balda bir eli yağda: Bolluk içinde bir yaşayışı olmak.
    Çene çalmak: Arkadaşlarıyla şundan bundan konuşup vakit geçirmek.
    Çiçeği burnunda: Taptaze.
    Devede kulak: Büyük bir varlıktan ya da işten çok küçük bir parça.
    Eli kulağında: Olması, gerçekleşmesi çok yakın.
    Eli uzun: Fırsat buldukça öteberi aşıran.
    Gizli çıkı: Başkalarına duyurmadan, kimseye haber vermeden iş yapan kişi.
    Iska geçmek: Üzerinde durmamak, atlamak, önem vermemek.
    İçine kapanmak: Çevresindeki kişilerle ilişki kurmamak ve duygularını kimseye açmamak.
    İnsan sarrafı: İnsanların iyisini, kötüsünü iyi seçen kimse.
    İt sürüsü kadar: Pek çok gereksiz kişi bir arada.
    Kabir suali: Çok ayrıntılı, usandırıcı sorular sormak.
    Kof çıkmak: Bilgisiz, değersiz, işe yaramaz bir kişi olduğu anlaşılmak.
    Laf aramızda: Söylediğim aramızda gizli kalsın.
    Leke sürmek: Birine suç yüklemek.
    Notunu vermek: Değeri, nasıl bir kişi olduğu üzerine bir kanıya varmak.
    Oh çekmek: Birini üzen duruma sevinmek.
    Ölü mevsim: İşin ve alışverişin pek az olduğu aylar.
    Postu sermek: Kısa bir süre için gittiği yerde, sorumsuzca oturup kalmak.
    Püsküllü belâ: Büyük sıkıntı ve zarar veren kişi ya da şey.
    Sır küpü: Bildiği sırları hiç kimseye söylemeyen kişi.
    Sudan ucuz: Çok ucuz, bedava gibi.
    Şifayı bulmak: Hastalanmak, hastalığı artmak.
    Taş atmak: Söz dokundurmak.
    Tıraş etmek: Usandıracak kadar uzun laflar söylemek.
    Toz olmak: Ortadan kaybolmak.
    Ucuz atlatmak: Tehlikeli bir durumdan az bir zararla sıyrılmak.
    Uyku bastırmak: Çok uykusu gelmek.
    Üç aşağı beş yukarı: Yaklaşık olarak, belli bir sayıdan biraz eksik ya da biraz artık olarak.
    Vaktini almak: Yapılması için bir süre uğraştırmak, epey bir zaman harcamasını gerektirmek.
    Vur patlasın, çal oynasın: Elindeki avucundaki parayı zevk ve eğlencesi uğruna harcayan kişinin durumu.
    Yağ bağlamak: 1. Semirmek. 2. Üzerine kat kat biriken yağ katılaşmış olmak.
    Yağlı müşteri: Bol paralı, çok alışveriş yapan müşteri.
    Zevkine varmak: Güzelliğini, tadını gereği gibi duymak.
    Zılgıt yemek: İyice azarlanmak.
    Zihni açılmak: Daha iyi anlar ve kavrar olmak.
    Zil zurna sarhoş: Aşırı derecede sarhoş.
    Zora binmek: İş, zor kullanmakla sonuçlanacak bir durum almak.
     

Bu Sayfayı Paylaş