Isparta'da halicilik

'Akdeniz Bölgesi' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 27 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Isparta'da halicilik konusu ISPARTA'DA HALICILIK

    Isparta'da halıcılık, Türklerin Anadolu'yu fetihlerinden sonra, bölgeye yerleştirilen Türk oymakları ile başlar. Bu oymakların dokuduğu "Türkmen Halıları" yüzyıllar boyunca gelenekselliğini korumuş, ne var ki, son yüzyıllarda batılı halı tüccarlarının kendi isteklerine göre halı sipariş etmeleri yüzünden bu gelenek etkisini sürdürememiştir.

    Fahrettin Kayıpmaz
    Isparta - Sümer Halı Ürün Geliştirme Uzmanı



    İLK DÖNEMLERDE

    1274 yılında ölen Mağribli İbni Said "Kitab Bast-Ul Arz Fil-tul Vel Arz" adlı eserinde, Batı Anadolu'dan söz ettikten sonra aynen şu ibareyi kullanıyor: "Bu bölgenin (Antalya ve havalisi) batısında Türkmen Dağları (Batı Toroslar) ve Türkmen ülkesi bulunur (Isparta ve çevresi). Türkmenler, Türk soyundan büyük bir kavim olup, Selçuklular devrinde Rum ülkesini fethetmişlerdir. Türkmen halılarını dokuyan bu Türkmenlerdir. Bu halılar bütün ülkelere satılır. Antalya'nın kuzeyinde Toğula (Tonguzlu - Denizli) Dağları vardır. Bu dağlarda kendilerine Uç denilen Türkmenler yaşar. Bu Türkmenlerin iki yüz bin çadır olduğu söylenir" demektedir. Anlaşılacağı üzere İbni Said eserinde "Türkmen Halıları" sözü ile bunların tanınmış ve meşhur halılar olduklarını ifade ediyor ve bütün ülkelerce satın alındığını da kaydediyor.

    Bu çalışmaya böyle bir notla başlamamızın nedeni, Isparta halıcılığı üzerinde şu andaki genel kanaatlerin ve bilinen son yüzyıl Isparta halıları imajının daha derinlere çekilmesini istememizdendir.

    Günümüzde dünya halı ticaretinde Avrupalı büyük halı organizasyonlarının malzeme, renk, desen altyapısını bizzat götürerek halı imalat atölyesi olarak gördükleri Tibet ve Nepal gibi, "geleneksel el emeği" ile "Avrupai tarzda" halı imalatı anlayışının bir benzeri, yüz yıl önce bu bölgede yaşanmıştır. Kumpanyalar etkisi ile bölgede gelişen ve büyük bir ticari potansiyele de ulaşan "son dönem Isparta halıları" konusunda, gerek mahalli boyutta ve gerekse Türkiye genelinde çok kıymetli çalışmalar ve yayınlar yapılmıştır. Ancak, 12, yüzyıldan itibaren Türkmen boy ve oymaklarının yoğun iskânına kucak açan nefis yaylara sahip Isparta, daha doğrusu Hamidabad'ın "geleneksel düz ve düğümlü yaygı kültürü" açısından "belgeli" bir çalışma kapsamına alınamamış olması nedeniyle, Isparta halıları denildiğinde ilk akla gelen günümüzdeki halılar olmaktadır. Oysa 12. yüzyıldan itibaren çok önemli Türkmen nüfusunu barındıran bu bölgede, belgelere göre meşhur Türkmen halılarını dokuyarak komşu ülkelere de ihraç edebilen eski bir "ticari dokuma geleneği" bulunmaktadır.

    Tarihçiler tarafından yapıldığı yer ve detayları tartışıla duran, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan zamanında (1156-1192) Bizans ve Selçuklu mücadelelerinin en hareketli uç noktası Isparta çevresindeki Myriokephalon Savaşı (17 Eylül 1176) ve akabinde Bizans İmparatoru Manuel Kommenos II ile Sultan Kılıç Arslan II arasındaki tarihi antlaşma ile Türklerin batıda bulunan Bizans şehirleri ile ticaret yapma imkânı da kazandıkları, diğer önemli maddeler içinde yer almaktadır.

    Ticari hayatın genellikle mübadele esasına dayandığı o devirlerde, halı ve kilim imalâtı da yapabilen Türkmenlerin, diğer ürünleri ile birlikte el dokuması halı ve kilimlerini de mübadele ederek; gerek batıdaki Bizanslılarla ve gerekse Araplarla bu ticareti geliştirdikleri ile ilgili İbni Said'in yukarıdaki görüşleri doğrulanmaktadır.

    SELÇUKLULAR SONRASI

    İkinci önemli bir nokta, 1224 yılında Sultan Alâaddin Keykubad döneminde Atabey'de "Bu medresenin inşasına Sultan Alâaddin Keykubad zamanında 621 senesi Ramazanında Allah'ın rahmetine muhtaç olan Artakuş bin Abdullah emretti" kitabesiyle yaptırılan medrese; 1237 yılında Sultan II. Gıyaseddin Keyhusrev zamanında Eğirdir'de yaptırılan han ve 1301 yılında Eğirdir'i Felekabâd'a, bu hanı da medreseye çeviren Hamidoğullan Beyi Felekuddin Dündar Bey'in bayındırlık hizmetleri, bu bölgenin sadece göçebe ve çadır kültürü ile değil, yerleşik Türkmen kültürü ile de varlığını sürdürdüğü gerçeğidir.

    Anadolu Selçukluları sonrasında bir kısım yayınlara göre Teke, diğer bir kısmına göre ise Yamud Türkmenlerinin kurduğu söylenen Hamidoğulları, kanaatimizce Hamid Bey'in büyük torunu Felekûddin Dündar Bey'in Hamidoğullan Beyliği sınırlarını Antalya-Korkuteli'ne kadar genişlettikten sonra, kardeşi Yunus Bey'e devrettiği, Antalya ve havalisinde kurulan beyliğin adının Teke Beyliği olması, Hamidoğullarının "Tekeli Türkmen Oymağı"ndan olması ihtimalini daha güçlendirmektedir.1333 yılında bir seyahat yapan İbni Batuta, beyliğin başkenti Felekabad (Eğirdir) da Dündar Bey'den iltifat görmüş ve kayıtlarında bu bölgenin bağlık, bahçelik, mamur bir şehir olduğunu belirtmiştir. 17. yüzyılda bölgeyi gezen Kâtip Çelebi de Baris (Isparta) in mamur, meyvelik, bağlık ve bahçelik, boyahaneleri bulunan zengin bir belde olduğunu kaydetmiştir.1820'lerde Anadolu'da seyahatlerde bulunan İngiliz Rahip Arundel de Eğirdir (Felekabad) de sanatkârane işlenmiş halılara tesadüf edildiği, hatta bu şehirde açık havada halı dokunmakta olduğunu belirtir. Bu notu kitabına düşen yazar, son devir Isparta halıları öncesinde de bu bölgede bir halı geleneği olduğunu şu güzel cümlelerle vurgular: "Büyük haralarda yetişen yünleri sonsuz bir sabırla bükmek, keskin zekalarla boyamak, renkleri imtizaç ettirerek daha çok sabırla dokumak, muhit insanlarının tabii hasletlerinin icabıdır".

    SON YÜZYILLAR

    Bu dönemlere ait el dokuması halı ve kilimlerin nasıl özelliklerde olduğunu elde mevcut örnekler bulunamadığı için şimdilik bilemiyoruz. 19. yüzyıl sonundan itibaren İzmir'den başlayarak Manisa, Kula, Uşak ve Isparta'da en ücra köylere kadar nüfuz eden Şark Halı siparişleri nedeniyle de mahalli ve geleneksel özellikteki biraz önce sözü edilen halıların unutulduğu ve tam yüz yıldır da dokunamadığı bir gerçektir. Vakıf geleneğimiz nedeniyle cami ve mescitlere teberru edilen çok kıymetli örneklerin de gene bu halılarla değiştirilmiş olması, bu konuda çok geç kaldığımızı göstermektedir.

    19. yüzyılın ortalarına kadar Avrupalıların istedikleri halıların üretim ve pazarlaması Osmanlı tüccarlarının elinde bulunmaktaydı. 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında Avrupalı tüccarlar bu işe büyük yatırımlar yaparak piyasayı ele geçirmeye başlamışlardır. İngiliz tüccarlar ip ve modellerini vererek (önce) Uşak ve çevresinde halı dokutmaya başlamış, Batı Anadolu'dan Avrupa'ya ihraç edilen bu halıların çoğu İngiliz tüccarlar tarafından yapılmaya başlamıştır. Bu ticarethaneler, sadece halı dokutmakla da kalmayıp, halıların yününü, ipini, boyasını da bizzat üstlenmişler, Avrupa'dan getirdikleri modeller ve modellere uygun renklerle yeni tipte halılar dokutmuşlardır". Yazımızın başlangıcında değindiğimiz geleneksel dokuma tarzındaki kültür değişmesi sürecini çok iyi ifade eden bu gelişmeler, olumlu ve olumsuz yönleri ile Anadolu'da son yüzyılımız içinde gene bize ait olan bir melez yaygı kültürü olgusunu ortaya çıkarmıştır.

    Prof. Önder Küçükerman'ın Sümer Halı tarafından yayınlanan "Batı Anadolu'daki Türk Halıcılık Geleneği İçinde İzmir Limanı ve Isparta Halı Fabrikası" adlı kitabı, 19. yüzyıl sonlarından itibaren bu bölgede yaşanan İngiliz halı ticarethanelerinin halıcılık faaliyetlerini ve Isparta'da kurulan Halı Fabrikasının çalışmalarını detaylı bir şekilde belgeleriyle açıklayan kaynak niteliğindedir. Ayrıca, Isparta ile ilgili olarak yayınlanmış bütün çalışmalarda da son devir Isparta halıcılığının gelişmesiyle ilgili olarak birbirini teyit eden görüşler bulunmaktadır:

    YENİ ATILIMLAR

    1872-1875 yıllarında Isparta (Hamidabad Sancağı)'da mutasarrıflık yapan Eyüplü Ali Rıza Efendi'nin gayretleri ile başlayan ilk faaliyetler, 1891 yılında gelen mutasarrıf Babanzade Mustafa Zihni Paşa'nm destekleri ile ciddi biçimde başlamış olur. Sonrasında gelişen faaliyetleri, Ispartalı bir araştırmacının gözlemleri ile aktaralım:
    "Isparta'da halıcılık özel bir teşkilat ile 1889 yılında başlamıştır. Bu zamanda küçük bir şirket tesis edilmiş, hisse senetleri çıkarılmıştır. Mutasarrıf Zihni Paşa'nın delalet ve iştiraki ile şirket hayli ilerleme kaydetmiş, iyi halılar dokunmaya, iş umumi bir hal almaya başlamıştır. Bir taraftan okullarda tezgâh başlarında çocuklara halı işlemesi öğretilirken, mutasarrıfın eşi de bu mevzu üzerinde dikkatle çalışmakta idi... Şirket, halıların satışında aracılardan kurtulmak ve dünya ticaret alemi ile doğrudan doğruya temasa geçmek istemişti. Bu arzusu üzerine hükümetin de tavassutu ile Manchester Şehbenderliğine mühim bir parti halı gönderilmişti. Bu şehbenderlikten halıların bedelini tahsil etmek imkanı kalmamış, binnetice şirketin feshi cihetine gidilmiştir. "

    1912-1913 yıllarında Isparta mutasarrıfı Şevket Bey, dokumasını Türklerin yapıp, ticaretini azınlıkların yaptığı halıcılığı tamamen millileştirmeyi düşünerek, Etreli Halı Ticarethanesinin iflastan kurtarılarak yeniden canlandırılması için girişimde bulunmuştur. Bu arada İmamzade Tahir Efendi bir ticarethane açarak halıcılığa başlamıştır. 1916-1917 yılları mutasarrıfı Cemal Bey döneminde, Isparta'da halı ipi yapılması hususunda girişimler yapılmış ve 1924 yılında Isparta'da 'Isparta İplik Fabrikası' kurulmuştur.

    1890'lı yıllardan başlayarak 1930'lara kadar bölgemizde yapılan ve Şark Halı Kumpanyası büyük organizasyonu ile yün ipi, boyaması ve deseni bizzat ve kontrollü olarak verilip, yine satış kanalları kendilerine ait olarak devam eden halıcılık faaliyetinde öylesine bir rekabet söz konusu olmuştur ki; Ispartalı müteşebbislerin büyük bir gayretle bu organizasyon dışına çıkarak direkt İngiltere'ye olan ihracatları, yine bu şirketler tarafından engellenmiş ve Isparta'daki şirketlerin batması sağlanmıştır. Geleneksel Isparta çevresi düz ve düğümlü dokuma yaygı kültürü üzerinde devrim yaratan bu gelişmeler, en ücra köylere kadar öylesine nüfuz etmiştir ki; konar göçer Türkmen oymaklarının geleneksel dokumaları ancak bize, bu dönem öncesine ait bir fikir verebilmektedir. Günümüzde Isparta halıcılığında lokomotif görevini, 1924 yılında Isparta İplik Fabrikası olarak kurulan ve 1943 yılında Sümerbank'a devredilen, 1990'da Sümer Halı Organizasyonu içine alınan Sümer Halı Isparta Halı Fabrikası üstlenmiş durumdadır. Halı için hammadde olarak bütün altyapısını temin eden (yapak tefrik, yapak yıkama, boyahane, ip büküm) bu fabrika, bütün Türkiye'de organize olmuş bölgelerde halılarını dokutup, tekrar fabrikada yıkama ve apre işlemi yapıldıktan sonra Türkiye pazarına nihai mamulü sunabilen bir yapısıyla, Türkiye'nin alanında en büyük kuruluşlarındandır.

    Isparta'da halıcılık konusu içinde, düz dokuma yaygılarımız kilimlerden de bahsetmek yerinde olacaktır. 12. yüzyıldan itibaren bölgeye yerleşmeye başlayan Türkmenler, bazı oymakların konar göçerlik geleneği ile bugünlere kadar yavaş bir iskân seyri ile gelmişlerdir. Bölgede hâlâ yarı göçer olarak iskân hareketliliği söz konusudur. Yazları Anamas ve Korudağı yaylalarında kalan Saçıkaralı, Sarıkeçili ve Karakoyunlu Yörükleri, kışları Antalya Serik ve Aksu köylerine kışlamaktadırlar. Bu Yörüklere ait düz dokuma kilim, cicim ve zili dokuma geleneği (son zamanlarda eskisi gibi üretilmese de mevcut örneklerin korunduğu bir yapı nedeniyle) hâlâ devam etmektedir.
     

Bu Sayfayı Paylaş