Isparta Eğirdir İlçesi

'Isparta Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 27 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Isparta Eğirdir İlçesi konusu Isparta Eğirdir İlçesi


    Eğirdir İlçesi
    Eğirdir ve çevresinin Arzava Krallığı (M.Ö. 2000 - 1200) döneminden beri meskun olduğu buluntulardan ve kayıtlardan anlaşılmaktadır.

    Eğirdir Gölü güney ucu merkez olmak üzere Burdur Gölü'ne kadar olan bölgeye, İlkçağda Askania adı verildiği sanılmaktadır. Eğirdir Gölü'nün güney ucu kıyıları kuşkusuz bölgedeki ilk kentçiklerden birinin ya da birkaçının yeriydi. Bu yöreye Luwi uygarlığı çağında Askawana, yani "Ada Ülkesi" adı verilmiştir.

    Yöre, Arzava Krallığından sonra M.Ö. 1200 yıllarında Friglerin egemenliğine girdi. Daha sonra M.Ö. 687-547 yılları arasında Lidyalılar tarafından işgal edildi. Eğirdir kentinin, Lidya'nın son hükümdarı Kroisos (M.Ö. 560 - 547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da "Krozos" olduğu sanılmaktadır. Şehrin iç kalesi de Lidyalılar tarafından inşa edilmiştir.

    Eğirdir, M.Ö. 540 yılında Pers İmparatorluğu tarafından zapt edilmiş, yaklaşık 200 sene adı geçen imparatorluğun egemenliğinde kalmış, daha sonra Seleukos egemenliği altına girmiştir. Yöre, Seleukoslar tarafından M.Ö. 188 yılında Apamea (Dinar) antlaşmasıyla Romalılara bırakılmıştır. Roma döneminde "Prostanna" adıyla anıldığı görülmektedir. Prostanna, bugünkü şehrin güneybatı kısmında, Camili Yaylada yer alıyordu. Kent, Ptolemaios'da, Orta Pisidia'da Hierocles'te, Timbriada (Mirahor) ile Konane (Gönen) arasında gösterilmektedir.

    Prostanna'nın M.Ö. 1. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan ve M.S. 214'e kadar basıldığı bilinen sikkelerinde, bugün Eğirdir sivrisi olarak bilinen "Viarus" dağının kabartması yer alıyordu. Prostanna ile ilgili en eski belge, Asia eyaletlerinden bir quaestor propraetor şerefine dikilen ve M.Ö 113 yılına tarihlenen bir kitabedir.

    Roma dönemine ait olan ve Eğirdir'in Bedre köyü yakınında bulunan bir sınır taşı da Parlais - Prostanna arasındaki sınırı belirlemektedir.

    Prostanna, Limnai (Hoyran) ile birlikte Hıristiyanlığın önemli merkezleriydi. 381 yılından sonra her iki piskoposluk birleştirilmiştir.

    Eğirdir ve çevresinin 395'te Bizans egemenliğine girmesinden sonra, şehrin orta çağda "Akroterion" şeklinde isimlendirildiği görülmektedir. Akroterion, Helen dilinde herhangi bir nesnenin en uçtaki ya da en üstteki bölümünü anlatır. Kentin böyle adlandırılması, arkasındaki Eğirdir Sivrisi'nin tüm yörede göze çarpan doruğundan kaynaklanıyordu.

    Bizans egemenliğinin son dönemlerinde, şehrin adı, "Akrotiri" olarak geçiyordu. Eğirdir, Bizans'ın Anatolikon Theması sınırına dahildi.

    Yöredeki ilk Türk yerleşiminin 1071'den bir kaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır. 1097 Dorilaion (Eskişehir) Savaşı'ndan sonra Türk boylan, Haçlı Bizans baskısı altında Anadolu içlerine çekilmişlerse de kısa bir süre sonra, 1176 Myriokephalon zaferiyle yeniden çevreye yerleşmeye başlamışlardı. Anadolu Selçuklu hükümdarı III. Kılıçarslan, 1204 yılında çevredeki şehirlerle birlikte Eğirdir'i de Selçuklu egemenliği altına aldı. Selçuklu sultanlarının, doğal güzellikleri sebebiyle yaklaşık olarak 75 yıl sayfiye şehri olarak kullandıkları Eğirdir'in, bu dönemde "Cennetabad" olarak isimlendirildiği bilinmektedir.

    Anadolu Selçuklu Dcvleti'nin sona ermesinden sonra Teke Türkmenlerinin İğdir boyuna mensup olan Felekeddin Dündar Bey, Hamidoğulları Beyliği'ni kurdu ve önce Uluborlu'yu, daha sonra 1310 yılında Eğirdir'i beylik merkezi yaptı. Eğirdir, 1324-1327 arasındaki 3 yıllık İlhanlı egemenliği dönemi hariç tutulacak olursa, 1391 yılına kadar 78 yıl süreyle Hamidoğulları Beyliği'nin başkenti olmuştur.

    Hamidoğulları döneminde Eğirdir'e hakim olan Ahi kültürü, İbni Batuta tarafından şehri çok nüfuslu, güzel çarşı ve pazarları olan, iyi sulanmış meyve bahçeleriyle çevrili bir belde olarak anlatır. Dağlar ile çevrili olması, buraya gelen yolların kolay savunulabilmesi sayesinde Eğirdir, Hamidoğulları gibi küçük bir beyliğin egemenliği döneminde parlak bir hayat sürmüştür.

    Hamidoğulları Beyliği'nin sona ermesi ile Eğirdir, beyliğin diğer topraklarıyla birlikte Osmanlı egemenliğine geçti. Osmanlıların ilk egemenlik dönemi çok kısa sürdü. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'yu istilası sırasında Eğirdir'e gelerek kendisine boyun eğmeyen şehri ve halkın sığındığı Nis Adası'nı kuşatarak zaptetti ve bölgeyi 1402 yılında Karamanoğlu II. Mehmet Bey'e verdi.

    1415 yılında tekrar Osmanlı egemenliğine giren yöre, kısa bir süre sonra yeniden Karamanoğlu egemenliğine geçti. Bu dönemde Karamanoğlu II. Alaaddin Ali Bey zamanında şehirde basılan sikkelerde "Eğirdir" adının kullanılmış olduğu dikkati çekmektedir.

    Osmanlı egemenliği döneminde yörenin devlet sınırlarından uzak kalması, savunma ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. Bu dönemde şehrin surları onarım görmemiş, yıkılmaya yüz tutmuş, beylik dönemindeki canlı hayat sönmeye başla*mıştır.

    Osmanlı döneminde, 1402 - 1501, 1522 ve 1568 yıllarında yapılan tahrirlerin yer aldığı defterlerde ve Katip Çelebi'nin "Cihannüma" isimli eserinde Eğirdir, Hamid Sancağı'nın kazaları arasında görülmektedir. Bu dönemde Eğirdir, Hamit ilinin kalesinde "Hisar Erleri" bulunan, surlarla çevrili tek şehridir. Bu surlar, 17. yüzyılda, hatta 18. yüzyılın başlarında Fransız seyyah Paul Lucas'ın belirttiğine göre hala sağlamdı.

    Osmanlılar döneminde zaman zaman Hamideli Sancağı'nın merkezi olan Eğirdir, Tanzimattan sonra Konya Vilayeti Hamid Sancağı'na bağlı bir ilçe merkezi oldu.

    Eğirdir Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra da Osmanlı Devleti zamanındaki ilçe statüsünü sürdürmüştür.

    1899 ve 1914 yıllarında Isparta yöresinde meydana gelen şiddetli deprem, Eğirdir'de büyük bir tahribat oluşturmamıştır.

    Cumhuriyet Döneminde Eğirdir'de meydana gelen büyük olaylardan birisi de 4 Mayıs 1959 da ki büyük yangındır. Bu yangından sonra Eğirdir yeni baştan imar edildi.
     

Bu Sayfayı Paylaş