Isı ve sıcaklığın çevremize etkileri nedir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 3 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Isı ve sıcaklığın çevremize etkileri nedir? konusu Isı ve sıcaklığın çevremize etkileri nelerdir?
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    *ISI YALITIMLI DÜŞÜK ENERJİLİ BİNALAR VE ÇEVRE
    KİRLİLİĞİNE ETKİLERİ
    , Bülent YILMAZ

    Hızlı nüfus artışı ve ekonomik değişim nedeni ile ülke genelinde son 15 yılda özellikle de
    göç alan bölgelerde yapı gereksinimi ihtiyacı hızla artmıştır. Bu durum, doğru ya da yanlış
    çok katlı modern binaların yaygın olarak uygulanmasına, yapım sistemlerinin değişip
    gelişmesine ve yapı üretiminin hızlanmasına neden olmuştur. Yeni yapım sistemleri ve
    hızlı yapı üretimi pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Geleneksel anlamda yığma
    yapım binaların yerini, zamanla karkas yapıların alması ile özellikle düşey taşıyıcı
    elemanların kesitinin azalması sonucu işlevine uygun konfor koşullarının sağlanması için
    yapı elemanlarında yalıtımın yapılması zorunlu hale gelmiştir. Binanın okul, konut,
    hastane, spor salonu, v.b. oluşuna göre, işlevine uygun ısısal konforun koşullarının
    sağlanması için yapı elemanlarında ısı yalıtımı yapılması gerekli hale gelmiştir. Türkiye’
    de 1999 verilerine göre enerjinin % 41’ i konutlarda, % 33’ ü sanayide, % 20’ si
    ulaştırmada, % 5’ i tarımda, % 1’ i de diğer alanlarda tüketilmektedir [1]. Binalarda
    kullanılan enerjinin, toplam enerji tüketimindeki payının büyüklüğü ve bunun önemli bir
    kısmının da ısıtmada kullanılması, ısı yalıtımının önemini daha da arttırmaktadır.
    Dünyadaki petrol ve kömür gibi yakıtların kullanılmasına bağlı hava kirliliği ve mevcut
    rezervlerinin gün geçtikçe azalması dikkatleri ısı yalıtımına ve enerjiyi koruma
    yöntemlerine çevirmiştir. Özellikle Türkiye büyüyen enerji ihtiyacını karşılaması için
    2001’ de 27.8 GW olan elektrik enerjisi kapasitesini 2010 yılına kadar 2’ye, 2020 yılına
    kadar 4’ e katlamak zorunda kalacaktır. Bu veriler çerçevesinde ısı yalıtımı yapılmasının
    önemi açıkça ortadadır.
    Yapılarda ısı yalıtımının amacı, iç ortamı kışın fazla enerji kaybından, yazın enerji
    kazanımından korumaktır. Isı yalıtımı, ısı geçişine karşı yapı elemanına yalıtım malzemesi
    koyarak elemanın ek direnç kazanmasının sağlamaktır. Yapı elemanlarının sahip olması
    gereken minimum geçirgenlik direnci, yapı elemanlarının konumuna ve Türkiye’ nin iklim
    bölgelerine göre TS 825’ de ve Isı Yalıtımı Yönetmeliğinde belirtilmiştir.
    2. ENERJİYİ ETKİN KULLANMANIN TASARIM PARAMETRELERİ
    Enerji korunumu sürecinde etkili olan parametreler fiziksel çevresel etmenler ve yapma
    çevreye ilişkin tasarım parametreleri olarak iki ana grupta ele alınabilir [2], [3].
    Page 3
    2.1. Fiziksel Çevresel Etmenler
    Bina dışı çevrenin iklimini oluşturan iklim elemanları, güneş ışınım şiddeti, dış hava
    sıcaklığı, dış hava nemi ve rüzgar, iklimsel konforu etkileyen ve enerji korunumu
    sürecinde etkili olan fiziksel çevresel etmenler olarak tanımlanabilir. Çevresel iklim
    elemanlarının etkilerine bağlı olarak bir mekanın içerisindeki iklimsel konforun, ek enerji
    sistemlerine en az gereksinme duyulacak şekilde gerçekleşebilmesi için, tasarımcının
    denetiminde olan yapma çevreye ilişkin tasarım parametrelerinin uygun değerlere sahip
    olmaları gerekmektedir. Dış çevrede süregelen iklim durumu; hava sıcaklığı, güneş ışınımı,
    hava nemi ve rüzgar gibi iklim elemanlarının ulaştığı değerlerin bir bileşkesidir. Enerji
    korunumlu bina üretiminin temelini, dış çevrede belirli bir iklim durumunun geçerli olduğu
    koşullarda, yapı eleman ve bileşenlerinin edilgen ısıtma ve iklimlendirme sisteminin
    öğeleri olarak tasarlanmaları oluşturmaktadır. Dış iklim koşullarının yörelere göre değişim
    göstermeleri nedeniyle, optimum edilgen ısıtma ve iklimlendirme sistemlerini tanımlayan
    tasarım parametrelerine ait değerler de değişim göstermektedir.
    2.2. Yapma Çevreye İlişkin Tasarım Parametreleri
    Isıtma ve iklimlendirme enerjisi korunumunda etkili olan tasarım parametreleri konum
    (yer), bina aralıkları, bina yönlendiriliş durumu, bina formu, bina kabuğu optik ve
    termofiziksel özellikleri şeklinde sıralanabilir. İç ortam koşullarının oluşumundaki dış
    iklim durumunun etkinlik derecesi söz konusu parametrelere bağlıdır. Dolayısıyla iç
    mekanın iklimsel özellikleri ile yapma ısıtma ve iklimlendirme yüklerinin belirlenmesinde
    etkilidirler. Bundan dolayı, yapma çevreye ilişkin tasarım parametreleri binaların edilgen
    ısıtma ve iklimlendirme işlevini yüklenmesini olanaklı kılarlar. Binaların ve yerleşme
    birimlerinin enerji etken olarak tasarlanmaları, ancak belirtilen parametreler için önerilecek
    uygun değerler aracılığıyla gerçekleştirilebilir.
    Bina konumunun seçiminde, yerey parçasının yönü, eğimi ve optik özellikleri nedeniyle
    örtüsü önemli parametrelerdir. Bu parametrelerin uygun seçilmesi durumunda edilgen
    sistem uygulamalarında etkinliğinin arttırılması ve ayrıca çevreye verilen emisyonların
    azaltılarak hava kirliliğinin önlenmesi olanaklıdır. Binanın yönlendirilmesinde temel ilke
    güneş kazancının kışın en yüksek, yazın ise en düşük düzeyde olmasını sağlamaktır.
    Bulunduğumuz iklim kuşağında doğu-batı ekseninde yerleşim ile bu koşul sağlanır. Kış
    aylarında bir günde gelen güneş enerjisinin yaklaşık % 90’ı 09.00-15.00 saatleri arasında
    geldiğinden, bu zaman aralığında güneş ışınımının bir engel ile karşılaşmadan binaya
    ulaşması sağlanmalıdır. Bu nedenle minimum bina aralıkları, komşu binaların oluşturduğu
    en uzun gölgeli alan derinliğine eşit veya daha büyük olmalıdır [4].
    Bina yönlendirilmesinde diğer amaç doğal havalandırmanın sağlanması için hakim rüzgar
    etkisinden yararlanmaktır. Böylece yazın binada depolanan enerjinin etkisi de azaltılabilir.
    Kısacası binalar arası açıklıkların ve peyzajın (bitki, ağaç) güneş enerjisi kazançlarını ve
    yararlı rüzgar etkilerini engellemeyecek şekilde düzenlenmeleri kaçınılmazdır.
    Yerleşimlerde istenen iç hava hareketinin sağlanabilmesi açısından gerekli olan rüzgar
    hızı, bina aralıklarına ve peyzaja bağlı olarak değişkenlik gösterir.
    Ağaçlar ve bitki dokusu, estetik kaygıları yanı sıra gürültüyü absorblamaları, tozu tutarak
    havayı filtre etmeleri, parlamayı azaltmaları nedeni ile fiziksel çevre açısından önem
    taşırlar [6]. Güneş ışınımının ısıtıcı ve rüzgarın serinletici etkisinden yararlanmada yön
    önemli bir etkendir. Yöne göre değişim gösteren dış iklim koşulları, iklimsel konfor
    Page 4
    gereksinmelerine bağlı olarak optimize edilebilirler. Bu nedenle binaların yönlendirilişine
    bağlı olarak, bina kabuğunun dış yüzeyindeki güneş ışınımı yeğinliği ve dolayısıyla
    kabuğun birim alanından geçen ısı miktarı da değişkenlik gösterir. Isı miktarı ve ısının iç
    mekana aktarılmasının istenilen zaman aralıklarında gerçekleştirilmesi ısıl konfor
    açısından önemlidir. Bu nedenle gereksinimlere göre zaman gecikmesini sağlayan duvar
    kuruluşları ve duvar malzemelerinin önemi dikkatlerden kaçmamalıdır.
    Önemli bir diğer parametre ise ‘bina formu’ olup, bina biçimi, (plandaki bina uzunluğunun
    bina derinliğine oranı), bina yüksekliği, çatı türü, eğimi, cephe yüzeyinin eğimi gibi binaya
    ilişkin geometrik değişkenler aracılığıyla tanımlanabilir. Mekanları sınırlayarak dış
    etkenlerden koruyan bina kabuğu yüzey büyüklüğünün bina hacmine olan oranı (A/V),
    enerji kayıp ve kazançlarında etkin rol oynar. Kompakt yapı tarzı enerji korunumlu bina
    tasarımında, örneklerde de görüldüğü üzere önemli bir ölçüttür.
    2.3. Bina Kabuğu Optik ve Termofiziksel Özellikleri
    Bina kabuğu, bina içi çevreyi, bina dışı çevreden ayıran, yatay, düşey ve eğimli tüm yapı
    bileşenlerinin oluşturduğu yapı öğesi olup, enerji korunumu ve iklimsel konforun
    sağlanmasında tasarımcının kontrolünde olan en önemli değişkendir [11]. Edilgen ısıtma
    ve iklimlendirme işlevi açısından yapı kabuğunun tanımı, yapı kabuğunun güneş ışınımına
    ilişkin yutuculuk (a) ve geçirgenlik (t) gibi optik ve toplam ısı geçirme katsayısı ,
    zaman gecikmesi (f), sönüm oranı (f) ve saydamlık oranı (x) gibi termofiziksel özellikleri
    ile yapılmaktadır.
    Bina kabuğu optik ve termofiziksel özellikleri, bina kabuğunun birim alanından, iç ve dış
    hava sıcaklığı ile güneş ışınımı etkileriyle, kazanılan/yitirilen ısı miktarının
    belirlenmesinde etkin rol oynar. İç çevre iklimsel durumu ile yapma ısıtma ve
    iklimlendirme yükleri, kabukdan yitirilen/kazanılan toplam ısı miktarına bağlı olarak
    değişim gösterir. Dolayısıyla optik ve termofiziksel özellikler, gerek iç iklim durumunun
    gerekse yapma ısıtma ve iklimlendirme yüklerinin belirleyicileri konumundadır [7]. İç
    iklimsel konfor durumunun gerçekleştirilmesi sürecinde ‘bina kabuğuna ilişkin optik ve
    termofiziksel özellikler’ mimarın denetiminde olan değişkenlerdir.
    2.3.1. Optik Özellikler
    Dış yüzeyin güneş ışınımını yutma oranı arttıkça sistemin ısı kazancı da artar. Isıl kazanç
    açısından en uygun renk siyahtır. Koyu renklerin yutma oranları büyük, yansıtma oranları
    ise küçüktür. Açık renklerde ise tersi bir durum söz konusudur. Koyu renkle boyanmış
    yüzeylerden radyasyonla dış ortama ısı kaybı kullanılan boyaların uzun dalga boylu
    radyasyon yayma özelliklerinin büyük olması nedeniyle fazladır. Bu kayıp, güneş ışınımı
    yutması yüksek ve yayması ise düşük metalik film şeklindeki seçici elemanları duvar dış
    yüzeyine uygulayarak azaltılabilir. Ancak seçici film uygulaması duvarın pürüzsüz bir
    yüzeye sahip olmasını gerektirir [8]. Malzeme dokusunun pürüzlü bir yüzeye sahip olması
    da yutma özelliğini artırıcı bir etken olarak önem taşır.
    2.3.2. Duvar Yapılarının Termofiziksel Özellikleri
    Binaların dış kabukları çevre sıcaklığı, güneş ışınımı gibi dış iklimsel koşulların etkisi
    altındadır. Dış iklimsel koşullar gün boyunca sürekli olarak değişim gösterirler. Bir hacmin
    opak duvarının dış yüzeyi güneş ışınımı etkisinde kaldığında mevcut koşullarda yeni bir
    Page 5
    denge oluşana kadar duvar kalınlığı boyunca sıcaklık dağılımında değişiklik gözlenir.
    Denge oluşana kadar geçen süreç zamana bağlıdır. Işınım absorbsiyonu başlamadan önce
    duvar içindeki sıcaklık dağılımı denge koşullarındadır ve doğrusal bir değişim gösterir.
    Sıcaklık dağılımının eğimi ve sınır koşulları, iç hacim ve çevre arasındaki sıcaklık farkı ile
    duvarın termofiziksel özelliklerine bağlıdır. Duvar yüzeyine güneş ışınımı gelince,
    duvardaki sıcaklık dağılımı yeni denge oluşana kadar doğrusal olmayan farklı aşamalardan
    geçer. Yeni dengeye ulaşıldığında sıcaklık dağılımı tekrar doğrusal bir görünüm kazanır.
    Yeni denge oluştuğunda sıcaklık dağılımı sınır koşulları ve gelen güneş ışınımına bağlıdır.
    İki denge hali arasında gözlenen ara haller güneş ışınımı etkisindeki duvarın geçici
    rejimdeki ısıl durumunu kapsar [6]. Malzeme içerisinde ısının dış yüzeyden iç yüzeye
    iletilmesinde ısı yayınım katsayısı, ısı depolama kapasitesi gibi etmenler etkili
    parametrelerdir.
    2.4. Isı Yayınım Katsayısı
    Malzemelerin önemli bir termofiziksel özelliği olan ısı yayınım katsayısı zamana bağlı ısı
    iletiminin incelenmesinde etken bir parametredir. Isı yayınım katsayısı, malzeme
    içerisinden ısının difüzlenmesinin hangi hızda gerçekleştiğinin göstergesidir ve :
    α = (İletilen ısı enerjisi/Depolanan enerji)
    = (k / ρ.c
    p
    )(m
    2
    s
    -1
    )
    (1)
    şeklinde tanımlanmaktadır. Burada (k) ısı iletim katsayısı olup, malzemenin ısı iletim
    özelliğinin göstergesidir. Malzemenin ısıl kapasitesi olarak adlandırılır. (ρ.c
    p
    ) terimi, ısı
    depolama yeteneğinin göstergesidir.
    Isı yayınım katsayısı, iletimle transfer edilen enerjinin malzemenin birim hacminde
    depolanan enerjiye oranı olarak tanımlanabilir. Bir malzemenin ısı iletim katsayısı (k)
    büyük ve/veya ısıl kapasite (ρ.c
    p
    ) küçük ise ısıl yayınım katsayısı büyük olur. Böyle bir
    malzemede iletimle transfer edilen enerji, depolanan enerjiye göre daha fazladır. Buna
    karşın ısıl yayınım katsayısı küçük olan malzemelerde ise ısının önemli bir bölümü
    malzeme tarafından yutulur ve küçük bir bölümü de iletimle transfer edilir [9,10].
    3. ÇEVRESEL ETKİLER
    Ülkemiz nihai enerji tüketim sektörlerinin en büyüğü 16.2 milyon ton eşdeğer petrol
    tüketimi ile bina sektörüdür. Toplam nihai tüketimdeki payı % 38 civarında olan bu
    sektörde enerji tüketimini % 90’ ı ısınma ve sıcak su amaçlı olarak % 10’ u ise elektrik
    enerjisi olarak tüketilmektedir.
    Tüketimdeki ağırlığı ve önemli miktarda kömür ve odunun kullanılması nedeniyle çevre
    kirliliği üzerindeki olumsuz etkisi, bina sektöründe enerji tüketimini azaltmak üzere önlem
    alınmasını gerektirmektedir. Ülkemizdeki eski binaların pek çoğunda enerji tasarrufu için
    yeterli önlemler alınmamıştır. Dolayısıyla sadece çatı yalıtımı, çift cam ve sızma
    kayıplarının azaltılması önlemleri ile sağlanabilecek önemli boyutta enerji tasarrufu
    potansiyeli mevcuttur. Binalarımız Avrupa ülkelerinin eşdeğer sıcaklıklardaki bölgelerinde
    uygulanan standartlar da inşa edilebilseydi ısınma amacıyla tüketilen enerjide yarı yarıya
    varan azalma sağlanabilecek çevreye verilen zarar önlenebilecektir. Yine de bu kaybın bir
    miktarının, ilave çatı yalıtımı, çift cam uygulanmamış binalara çift cam ilavesi ve sızma
    Page 6
    kayıplarının azaltılması önlemleri ile geri kazanılması mümkündür. Gelişmiş ülkelerin
    ısınma amaçlı spesifik enerji tüketimleri düşük olmasına rağmen daha düşük enerji
    tüketimleri hedefleyen çalışmalar devam etmektedir. Bu bağlamda ülkemizde de TS 825’
    in revizyonu için 1995 yılında TSE tarafından bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Yeni
    standartla ,eski standart olduğu gibi hem konutlarda hem de ticari binalarda dış duvarlar,
    pencereler, tavan ve taban için ısı kayıpları ile ilgili olarak ayrı ayrı ısı iletim katsayıları
    belirlenmiş, aynı zamanda bina zarfında olacak yıllık kayıplarda sınıflandırılmıştır. Bu
    sınırlama yaklaşık 100-120 kWh/m
    2
    ‘dir. Böylece bina enerji tasarrufunda ilk adım olarak
    iyi ve etkin bir yönetmelik çalışması başlatılmıştır [7].
    Yalıtım iyileştirmelerinin sağlayacağı tasarruf potansiyellerinin yanı sıra mevcut tüm
    binaların soba ve kalorifer gibi ısıtma sistemlerinde iyi işletme ve verimli ısıtma
    sistemlerinde iyi işletme ve verimli ısıtma sistemlerinin kullanılmasından gelebilecek
    tasarruf potansiyelleri ve ayrıca verimli elektrikli cihazlarının ve aydınlatma sistemlerinin
    kullanılmasının getireceği potansiyeller göz önüne alınırsa ülkemizde bina sektöründe geri
    kazanabilecek tasarruf potansiyeli toplam 4.7milyon TEP’ i bulmaktadır. Yukarıda
    bahsedilen önlemler Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir program çerçevesinde
    (bilinçlendirme, teşvik, bina etütleri ve hedef belirlenmesi gibi) ele alındığında, yaklaşık
    1.1 Milyar dolar karşılığında 4.7 milyon TEP enerji tasarrufu sağlanabilecek ve en
    önemlisi de çevre korunmuş olacaktır [2] .
    4. DENEYSEL ÇALIŞMA
    Dış ortam koşullarında duvar kuruluşlarının ısıl davranışlarının incelendiği deney
    düzeneği, iç ortam özelliklerinin incelendiği hacim, örnek duvar kuruluşu, ölçüm sistemi
    ve veri toplayıcısından (datalogger) oluşmaktadır (Şekil 1).
    Şekil 1. Deney Sisteminin Şematik Görünüşü
    Deney sisteminde iç ortam ısıl özelliklerinin incelendiği ve yaşam mekanını örnekleyen 1.1
    m x 1.2 m x 1.2 m boyutlarındaki ünite, örnek duvar kuruluşunun bir yüzüne
    yerleştirilmiştir. Bu ünitenin tüm yüzeyleri yalıtılmış olup deneyler süresince iç ortam
    sıcaklığı (T

    ) ve dış ortam sıcaklığı (T
    dış
    ) sürekli olarak kaydedilmiştir. Örnek duvar
    kuruluşunun toplam kalınlığı 24 cm (iç sıva 2 cm, tuğla 19 cm, dış sıva 3 cm) olup, yüzey
    alanı 1.0 m x 1.0 m’ dir. Düşey boşluklu tuğladan oluşan duvarın yan yüzeyleri yalıtılarak,
    duvardan bir boyutlu ısı geçiş koşulları oluşturulmuştur.
    Bir yüzeyi iç ortamla temas eden duvarın diğer yüzeyi ise dış ortam koşulları etkisinde
    bırakılmıştır. Çalışmada duvarın iç ve dış yüzey sıcaklıkları ile sıva-tuğla ara yüzey
    Page 7
    sıcaklıkları ve ışınım şiddeti , gün boyunca ölçülmüştür. 70 milisaniyede alınan ölçümler
    2 dakikalık ortalamalar olarak veri toplayıcısına (datalogger) kaydedilmiştir. Yatay yüzeye
    gelen güneş ışınım şiddeti CM-11 tipi Kipp-Zonen piranometre ile ölçülmüştür.
    Piranometre özellikleri Tablo 1’de verilmiştir.
    Tablo 1. Piranometre Özellikleri
    Duyarlılık
    4 – 6 µV / Wm
    2
    Empedans
    700 – 1500 ohm
    Tepki süresi
    < 5s (1/e), 24 saniye sonra değerinin % 99’ u
    Spektral aralık
    300 – 2800 nm
    Güneş ışınımı, dış ortam sıcaklığı gibi iklimsel özellikler gün boyunca periyodik bir
    değişim gösterirler. Zamana bağlı bu süreç etkisindeki duvarın ısıl davranışlarının
    benzerlik göstermesi amacıyla deneyler dört gün süresince yapılmıştır. Bu sürenin ilk üç
    günü sistemin dengeye gelmesi için kullanılmış olup, son güne ait elde edilmiş olan 24
    saatlik veriler değerlendirilmiştir.
    4.
    TARTIŞMA VE SONUÇLAR
    Dış ortam koşullarında gerçekleştirilen bu çalışma 18-21 Temmuz 2003 tarihleri arasında
    Antalya’ da yapılmıştır. İlk üç gün duvarın ısıl dengeye gelmesi için kullanılmıştır. 21
    Temmuz 2003 günü alınan ölçümler değerlendirilmiştir. Deney gününe ait dış ortam
    sıcaklığı, duvar yüzeyine gelen güneş ışınım şiddeti ve iç ortamı modelleyen hacmin
    sıcaklığının saatlik değişimi Şekil 2’ te görülmektedir.
    Deneysel çalışma sırasında ölçülen duvar dış ve iç yüzey sıcaklıklarının saatlik değişimleri
    Şekil 6’ da verilmiştir. Duvar dış yüzeyinde ölçülen en yüksek sıcaklık 45.88 °C, en düşük
    sıcaklık ise 24.88 °C olarak alınmıştır. Duvar iç yüzeyinde en yüksek sıcaklık 38.72 °C, en
    düşük sıcaklık ise 27.75 °C olarak ölçülmüştür. En yüksek sıcaklığa duvar dış yüzeyinde
    saat 14.40’ da, duvar iç yüzeyinde ise 19.28’de ulaşılmıştır. Bu veriler değerlendirildiğinde
    zaman gecikmesi 4.28 saat olarak elde edilmiştir. Sönüm oranı ise 0.52 olarak
    hesaplanmıştır.
    Şekil 2. Deneyler Süresince İklimsel Koşulların Değişimi
    Page 8
    Şekil 3. Duvar İç ve Dış Yüzey Sıcaklıklarının Günlük Değişimi
    Şekil 3’ de (İY) iç sıva yüzey, (TU+IS) iç sıva ve tuğla ara yüzey, (DS+TU) tuğla ve dış
    sıva ara yüzey, (DY) ise dış sıva yüzey sıcaklıklarını göstermektedir. Gün boyunca ölçülen
    en yüksek ve en düşük sıcaklıkların farkı, dış sıva yüzeyinde 21 °C, dış sıva tuğla ara
    yüzeyinde 19.12 °C, iç sıva tuğla ara yüzeyinde 11 °C, iç sıva yüzeyinde 10.97 °C olarak
    bulunmuştur.
    İklim bölgelerine uygun duvar yapılarının belirlenmesinde etken olan zaman gecikmesi ve
    sönüm oranı parametreleri malzemelerin termofiziksel özelliklerinden etkilenmektedir. Isı
    depolama özelliği yüksek olan elemanlardan oluşan duvarlarda zaman gecikmesi de
    yüksek olurken sönüm oranı ise düşmektedir. Bu tip duvarlarda ısı kaybı da daha az
    olmaktadır. Ancak ısı iletim katsayısının büyük olması hem ısı depolama kapasitesini hem
    de ısı yayınım katsayısını arttırmaktadır. Bu nedenle mekanların kullanım amaçlarına
    uygun olarak farklı malzemelerin birlikte kullanımı gerekmektedir. Mekanların sürekli
    kullanımı ve soğuk iklim söz konusu ise dış duvar kuruluşlarında içte ısı depolama özelliği
    yüksek masif kütle, dışta ise ısı iletkenlik değeri düşük malzemelerden oluşan çok
    tabakalı duvar kuruluşlarının seçimi uygundur.
    Buna karşın mekanların belirli zamanlarda kullanımı söz konusu ise özellikle ısıtma
    dönemlerinde duvar kuruluşlarında yalıtım iç bölgede yer almalıdır Sıcak iklim
    bölgelerinde ise ısıl konforun sağlanmasında soğutma önem kazanmaktadır. Masif kütlenin
    ısı depolaması gerekli değildir. Aşırı ısınmanın önlenmesi için dış duvar malzemesinin
    yoğunluk ve yüzey renginin seçimi önem kazanmaktadır.
    Sonuçlar üzerine dış iklimsel koşulların etkisi önemlidir. Düşük enerjili bina tasarımı ve
    çevreye verilen emisyonların azaltılması için deneysel sonuçlardan yararlanarak farklı
    iklim bölgeleri için en uygun duvar kuruluşları belirlenmelidir.
    KAYNAKÇA
    [1] Ş. Dilmaç, N. Eğrican, 1994, “Binalarda Isı Konforu Amaçlı Enerji Tüketimi Üzerine
    Malzeme Seçiminin Etkisi”, Energy with All Aspects in 21
    st
    . Century Symposium, Bildiri
    Kitapçığı, İstanbul, 674-682.
    Page 9
    [2] M.O. Bayazıt, 1997, Enerji Korunumu, İklimsel Konfor ve İnşaat Maliyetler
    Açısından Uygun Bina Kabuğunun Seçilmesi, Yüksek Lisan Tezi, İTÜ-Fen Bilimleri
    Enstitüsü, İstanbul.
    [3] T. Göksal,., 2000, Güneş ve Mimari Bağlamında Enerji Korunumlu Cephe
    Kuruluşlarında Isıl Davranışların Deneysel Araştırılması, Proje No. 980 207, Anadolu
    Üniversitesi, Eskişehir.
    [4] E. Mazria, 1979, The Passive Solar Energy Book, Rodale Press, USA.
    [5] G. Utkutuğ, 1996, Yüksek Lisans Proğ., Ders Notları, Gazi Üniversitesi, Ankara.
    [6] G. Athanassouli, 1988, “A Model to the Thermal Transient State of an Opaque Wall
    due to Solar Radiation Absorption” Solar Energy Vol. 41, No.1, pp. 71-80.
    [7] N. Eğrican, H. Onbaşıoğlu, 1993, “Sinüzoidal Dış Etkiye Maruz Homojen Bir
    Duvarın Isıl Analizi”, Isı Bilimi ve Tekniği Dergisi, Cilt 16, No.2, 13-22.
    [8] B. Givoni, 1991, “Characteristics, Design Implications, and Applicability of Passive
    Solar Heating Systems for Buildings” Solar Energy Vol. 47, No. 6, pp. 425-435.
    [9] Y. A. Çengel, 1998, Heat Transfer, A Practical Approach, WCB/McGraw-Hill, New
    York.
    [10] F.C. Zürcher, 1998, “ Bauphysik-Bau und Energie, Leitfaden für Planung und Praxis,
    B.G, Teubner, Stuttgart.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş