II. Abdülhamid'in Çin'deki kurdurduğu Hamidiye Üniversitesi

'Üniversiteler' forumunda Mavi_Sema tarafından 16 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    II. Abdülhamid'in Çin'deki kurdurduğu Hamidiye Üniversitesi konusu Abdülhamid'in Çin'deki mührü 1908'de kurdurduğu ve hâlâ ayakta duran Hamidiye Üniversitesi

    28 Nisan 1901'de İstanbul'dan sessiz sedasız yola çıkan, İzmir ve İskenderiye'ye uğrayıp Kızıldeniz'i aşarak Uzak Doğu'ya yönelen Nemçe (Avusturya) vapuru Batı'nın bölgedeki ajan ve diplomatlarını hareketlendirmişti.

    Vapur henüz Çin'e ulaşmadan Pekin'deki Batılı sefaretler başkentlerine kriptolu mesajlar gönderir: "İstanbul'daki 'kurnaz Sultan' Çinli Müslümanları kendine çekmek üzere yeni hamlelere girişti. 9 kişilik temsil heyeti Çin'e geliyor." Osmanlı temsil heyeti uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Çin'e ulaştığında, bölgede âdeta bayram havası eser. Şanghay Limanı'na gelen vapuru görmek isteyen Çinli Müslümanlar izdihama yol açar. Sadece Batılı gazeteler değil, tüm dünya basını bu kritik ziyarete geniş yer verir o tarihlerde.

    Çin yönetimi, ülkelerine gelen Osmanlı heyetini memnuniyetle karşılasa da, o dönemde bu ülkeyi sömüren Batılı ülkeler tedirgindi. Bizzat Sultan II. Abdülhamid tarafından görevlendirilen Mirliva (Tuğgeneral) Enver Paşa'nın (İttihatçı Enver Paşa değil) hangi amaçla Çin'e geldiğini merak ediyorlardı.

    Hâliyle paşa, ikinci eşi, iki kâtip, iki âlim, iki asker ve uşaklardan oluşan heyet yaklaşık 4 ay süren ziyaret boyunca Batılı ajan ve elçilerin çemberindeydi. Akıcı Fransızcası, etkileyici hitabetiyle Enver Paşa, Çinli Müslümanlar ve yabancı elçilere II. Abdülhamid'in barış mesajlarını getirmek için geldiklerini söylüyordu. Ama Batılılar bu açıklamayı pek inandırıcı bulmamıştı.

    Haddi zatında ziyaretin görünen sebebi Çin'de son yıllarda patlak veren, özellikle sömürgeci Alman ve İngilizleri hedef alan ayaklanmaları yatıştırmaktı. Zira, 1901'deki Boxer isyanında, Pekin'deki Alman Büyükelçisi Kettler sokak ortasında öldürülüp cesedi sürüklenince dönemin Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm, hususi ilişkisi bulunduğu II. Abdülhamid'den yardım istemiş, aralarında Müslümanların da bulunduğu isyancıları bastırmak üzere Çin'e birlik göndermesini talep etmişti. Çin'i cezalandırmak isteyen bazı Batılı devletler karma birlik de gönderir bu dönemde.

    Ancak 30 milyonluk Osmanlı, o dönemde tahmini 50-60 milyon Çinli Müslüman'ın (toplam nüfus 500 milyon) tepkisini çekmemek için bu ülkeye askerî birlik göndermekten geri duruyordu. Bununla birlikte Batı'yla kurduğu dengeleri koruma arzusundaydı; özelikle Almanlarla olanı.

    Diplomasideki mahareti bilinen II. Abdülhamid, hem Osmanlı-Alman ilişkilerini zedelemeyecek hem de Çinli Müslümanları İstanbul'a meylettirecek bir formül buldu. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi'nin de oluruyla 'Nasihat Heyeti' adı altında dokuz kişiden oluşan bir temsilci grubunun Çin'e gönderilmesini istedi. Sultan, bu kritik göreve, Yıldız'ın parlak subaylarından Enver Paşa'yı seçti. Yanına Kurmay Binbaşı Nâzım Bey verildi. Heyette ayrıca din adamı sıfatıyla Mustafa Şükrü Efendi yer aldı (rahmetli başbakanlardan Bülent Ecevit'in dedesi).

    BATILI AJANLAR HEYETİ TAKİP ETTİ

    Devlet hazinesinden karşılanan 500 Türk lirasıyla yola çıkan ve bir ay süren yorucu seyahatin ardından mayıs (1901) başında Şanghay Limanı'na ulaşan Türk heyeti, sadece bu kentteki Müslümanlarla görüşmekle kalmamış, Çinli Müslümanların yoğunlukta olduğu bölgelere geziler düzenlemişti. Heyet, bu tür buluşmaları fırsat bilip 'Müslümanların Halifesi' sıfatıyla II. Abdülhamid adına yazılan ve Çinceye tercüme edilen beyannameler dağıtır. Cuma namazlarına iştirak edip Sultan adına hutbeler okutur. Batılı elçiler, heyetin 'ayaklanmaları yatıştırma' gibi bir misyonu olmadığını, Çinli Müslümanları Halife Abdülhamid himayesinde toplamaya çalıştığını görünce Enver Paşa ve grubuyla teması keser. Hatta Batılılar bu duruma o kadar içerler ki Enver Paşa'yı karşılayan Alman elçisi bile bir daha uğramaz heyete.

    II. Abdülhamid'in Batı'yı bir kez daha oyuna getirdiğini düşünen Pekin'deki Fransız Büyükelçisi, 4 Haziran 1901'de Paris'e şu mesajı geçer: "Sayın Bakan, Zât-ı âlileri, mektubuna ek olarak, Sultan tarafından Çin Müslümanlarıyla ilişki kurmak üzere görevlendirilmiş olan Türk heyeti konusundaki genelgeyi bulacaklardır... Şimdiki şartlar muvacehesinde, Alman hükûmeti tarafından tavsiye edildiği söylenen bu konudaki Bâb-ı Âli niyetlerini öğrenmekte fayda mülâhaza ediyorum.

    Guangxi, Guangdong ve özellikle Müslümanların yoğun olduğu Yunnan'da gelişen bir Pan-İslamist hareket tehlikeli olabilir ve ben neye mal olursa olsun, İstanbul'daki elçimizden Enver Paşa heyetinin gayesi hakkında bilgi elde etmeye çalışacağım... Bizim Hindo-Çin'deki sömürgelerimize komşu olan bölgelerde çok sayıda Müslüman olması hasebiyle, bu heyet, çok yakından izlememiz gereken Pan-İslamist temayüllerin bir işareti olabilir... Şanghay'da konaklayan heyetin gerçek gayesini öğrenmek için elimden geleni yapıyorum..."
     

Bu Sayfayı Paylaş