Huzeyfe Bin Yemân

'Sahabeler ve Alimler' forumunda Mavi_Sema tarafından 20 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Huzeyfe Bin Yemân konusu Huzeyfe Bin Yemân
    Uhud savaşında bazı yakınları ölen müşrikler Müslümanlardan bunların intikamını almak istediler Alçakca bir plân hazırladılar Hemen de planı tatbike koydular Bu maksatla bir heyet Medine'ye giderek Resulullahın huzuruna çıkıp:

    - Yâ Resûlallah Bizim kabîlelerimiz İslâmiyeti kabûl ettiler Yalnız Kur'ân-ı kerîm öğretmenine ihtiyâcımız var Lütfen bize; İslâmiyeti Kur'an-ı kerimi öğretecek kimseler yollar mısınız? diye ricada bulundu

    Sevgili Peygamberimiz kendilerine 10 kişilik bir öğretmenler heyeti yolladılar Başlarında
    Âsım bin Sâbit hazretlerinin bulunduğu bu heyette Mersed bin Ebî Mersed Hâlid bin Ebî Bükeyr Hubeyb bin Adiy Zeyd bin Desinne Abdullah bin Târık Muattib bin Ubeyd de bulunuyordu

    Bu öğretmenler kâfilesi geceleri yürüyerek gündüzleri gizlenerek Hüzeyl Kabilesi topraklarında Reci' suyu başında seher vakti konakladılar

    Bu sırada yanlarında bulunan Adal ve Kare kabilesi heyetinden biri bir bahane ile yanlarından ayrıldı Hemen Lıhyanoğullarına gidip haber verdi

    Çarpışmaya karar verdiler

    Çok geçmeden kâfilenin etrâfı sarıldı 200'den fazla silâhlı eşkiyâ oradaydı

    - Bize öğretmen lâzım! diyenler çekip gittiler O güzîde Müslümanları eşkiyâ ile karşı karşıya bıraktılar

    Lıhyânoğulları mensupları esir ticâreti ile geçinirlerdi Bu sebeple:

    - Teslim olun Canınızı kurtarın teklifinde bulunuyorlardı Asıl niyetleri onları Mekke'de köle olarak satmaktı Böylece çok para kazanacaklardı Çünkü Mekke'li müşrikler kendilerine:

    - Yakaladığınız her Müslüman için değerinden fazla para öderiz demişlerdi

    Bunu Müslümanlar da duymuşlardı Onun için aralarında istişâre ederek çarpışmaya karar verdiler Arkalarını dağa dönüp kılıçlarını çekip Allahın dîni uğrunda vuruşmaya başladılar

    İkiyüz kişilik düşmana karşı görülmemiş bir kahramanlıkla çarpıştılar Üzerlerine saldıran kuvvetten bir kısmını öldürdüler

    Nihayet çarpışa çarpışa on Sahâbi'den yedisi okla vurularak orada şehid düştü

    Sadece Hubeyb bin Adiy Zeyd bin Desinne ve Abdullah bin Târık kalmış müşriklerle çarpışıyorlardı

    Çok geçmeden müşrikler onları sağ olarak yakaladılar

    Arkadaşlarım bana örnektir

    Lıhyanoğulları üçünü de yayların kirişleri ile bağladılar Mekke'ye götürmek üzere yola çıktılar

    Abdullah bin Târık Mekkeli müşriklere götürülmeye râzı olmadı Gitmemek için zorlandı

    - Vallahi ben size arkadaş ve yoldaş olmam! Şehid olan arkadaşlarım bana örnek ve önderdir deyip bir zorlayışta ellerini kurtardı

    Lıhyanoğulları O'nu taşa tuttular sonunda O'nu da şehid ettiler

    Lihyânoğulları Hubeyb bin Adiy ve Zeyd bin Desinne'yi Mekke'ye götürüp müşriklere yüksek bir fiyatla sattılar

    Çünkü Hz Hubeyb Bedr Gazâsında müşriklerden Hâris bin Âmir'i Cehenneme yollamıştı

    Onun oğulları şimdi kendisini almak için büyük para ödediler

    Zeyd bin Desinne'yi de Safvân bin Ümeyye Bedir savaşında öldürülen babası Ümeyye bin Halef'in intikâmını almak üzere satın aldı

    Mekkeli Müşrikler Hz Hubeyb ve Zeyd'i satın aldıktan sonra onlara ne cezâ vereceklerini konuşuyorlardı:

    - Hayır! Evvelâ işkence etmeliyiz

    - Ama Harâm aylar içinde bulunuyoruz!

    - Evet! Bu sebeple hemen öldüremeyiz! Harâm ayların geçmesini beklememiz gerek

    - O hâlde hapsedelim

    - Ellerini ayaklarını zincire vuralım! diyorlardı Öyle yaptılar

    İntikam hırsı

    Harp meydanındaki yenilginin intikâmını müdâfaasız bir insandan alacaklardı Hem de o esîri; harpte değil parayla pazardan almışlardı!

    Hârisoğulları iftihârla Hubeyb bin Adiy'i kendi âile fertlerine gösteriyorlar:

    - İşte babamızı öldüren Şimdi vereceğimiz cezâyı beklemekte! diyorlardı

    Hz Hubeyb bin Adiy hapsedildiği evde tam bir tevekkül ile Allahü teâlânın kendisi hakkındaki takdirini bekliyordu

    Üzüm salkımı

    Hapsedildiği evde bulunan ve azatlı bir cariye olan Mâviye şöyle anlatmıştır:

    Hübeyb benim bulunduğum evde bir hücreye hapsedilmişti Ben ondan daha hayırlı bir esir görmedim

    Bir gün baktım elinde insan başı gibi kocaman bir üzüm salkımı vardı Ondan yiyordu Hergün böyle üzüm salkımı elinde görülürdü

    O mevsimde hem de Mekke'de üzüm bulmak asla mümkün değildi Allahü teâlâ ona rızık veriyordu

    Hz Hubeyb hapsolunduğu hücrede namaz kılar Kur'ân-ı kerîm okurdu Onun okuduğu Kur'ân-ı kerîmi dinleyen kadınlar ağlaşırlar Ona acırlardı

    - Ona bir isteğin var mı? dediğimde

    - Bana tatlı su ver putlar için kesilen hayvanların etinden getirme bir de beni ödürecekleri zaman önceden haber ver başka birşey istemem dedi

    Öldürüleceği gün kararlaştırılınca gidip kendisine söyledim Hayret ettim öldüreceği zamanı öğrenince onda en ufak bir değişiklik ve zerre kadar üzüntü eseri görülmüyordu Bana:

    - Ne olur bana bir ustura buluver Temizlik yapacağım Ben de sana duâ ederim dedi

    Haksız yere cana kıymayız

    Ben de çocuğumun eline bir ustura verip gönderdim Çocuk yanına gidince birden korktum

    - Eyvah bu adam çocuğu ustura ile keser o nasıl olsa öldürülecek dedim Koşup çocuğa baktım

    Hubeyb gönderdiğim usturayı çocuğun elinden alıp çocuğu sevmek için dizine oturtmuştu Ben bu durumu görünce çok korkup feryâd etmeye başladım Durumu anlayınca

    - Bu çocuğu ödüreceğimi mi zannediyorsun? Bizim dînimizde böyle şey yok Haksız yere cana kıymak bizim hâl ve şânımızdan değildir dedi Aslında eli usturalı bir esir çok şey yapabilirdi Hattâ bu fırsat sâyesinde hürriyetine bile kavuşabilirdi

    Hz Hubeyb böyle birşeyi düşünmek bile istemedi Küçük bir yavruyu âlet etmek küçüklüğünü aklına bile getirmedi

    Hubeyb bin Adiy ve Zeyd bin Desinne'yi öldürmek için müşriklerin kararlaştırdığı gün gelmişti Fakat müşriklerin kin ve intikâm hisleri geçmek bilmedi

    Herkese haber verildi Bu yüzden şehrin zengin-fakîr genç-ihtiyâr kadın-erkek ve bütün çocuklar oradaydılar Bu iki yüce Sahâbenin başına gelecekleri merak ediyorlardı

    Bir isteğin var mı?

    Bir sabah erkenden O büyük îmânlı Sahâbînin zincirlerini çözüp zindandan çıkardılar Mekke dışında Ten'im denilen yere götürdüler Çünkü bütün mel'anetlerini orada yapmayı âdet edinmişlerdi

    Bu iki Allah ve Resûlullah dostu ise heyacanlı değildilerYolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahâbî kucaklaşarak birbirlerine uğradıkları belâya sabretmelerini tavsiye ettiler

    Az sonra bir müşrik bağırdı:

    - Ey Hubeyb! Sen bizim babamızı Hâris bin Âmir'i öldürdün Bugün onun intikâmını senden alacağız Ölmeden önce bir isteğin var mı?

    Hubeyb bin Adiy gâyet sâkin şunları söyledi:

    - Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan yalnız Cenâb-ı Allahtır O'na binlerce hamd olsun

    Darağacında namaz

    Müşrikler hayretle tekrar sordular:

    - Ölmeden önce son bir arzun yok mudur?

    - Beni bırakınız iki rekât namaz kılayım

    - Kıl orada

    Elleri ve ayakları çözülen Hz Hubeyb hemen namaza durup büyük bir sükûnet içinde huşû' ile iki rekât namaz kıldı Cenâbı Hakka son duâlarını yaptı
     

Bu Sayfayı Paylaş