Holografik Evren

'Bilim & Teknoloji' forumunda Dine tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Holografik Evren konusu [​IMG]

    HOLOGRAFİK EVREN


    İnsanoğlunun, yaradılışındaki nedeni sorgulamaya devam ettiği bu günlerde, hayal dünyası da denilen, içinde zıtlıklarla dolu yaşadığımız şu dünyada, varlık nedenimizi ve BİR’lik bilincini oluşturmak üzere yapılan çalışmayı bilgilerinize sunmaktayız.

    GİRİŞ:

    Bildiğimiz fiziksel evren ile bilinmeyene (duygular veya düşüncelere, mana alemine) geçiş noktasını bugünlerde QUANTUM denilen bilim dalı incelemektedir.

    Bu incelemeler sırasında Atomun alt parçaları olarak; Nötrino ve Anomalon isimli parçacıklara rastlandı. Nötrino yıllarca, yalnızca düşünülen bir parça olarak kaldı, 1957’de bazı kanıtlar bulundu ve 1980’de ölçülebilir değerler elde edildi.

    ABD’de Nötrino ile ilgili çalışmalar öncesinde, Nötrino’nun bir ağırlığı olduğuna inanılırken, Rusya’da Nötrino’nun ağırlığı olmadığına inanılıyordu. Ne gariptir ki her iki ülkede bu düşüncelere paralel olarak bu farklı sonuçlar elde edildi.

    Acaba fizikçiler atom altı dünyasını kendi düşünce yapılarıyla mı etkiliyorlardı!...

    Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir.

    Mevsimler bir sıra takip ederek gelirler.

    Trene binince duraklar belli sırayla gelir.

    Matematikte de bu bağlamda, Fourier formülleri diye bir modelleme vardır. Fourier modelini kullanarak; zaman içinde belli ölçümler yaparak topladığınız değerleri kullanıp, ölçtüğünüz şeyin değişimini bir formüle bağlarsınız. Bu formül geçmişte topladığınız verilerin o zamandaki değerini verir. Ancak bu formülden, zamanı ileriye doğru götürerek de, bir değer elde edebilirsiniz. Yani geçmişten gelen, geleceği de tanımlamaktadır.

    Tıpkı geçmişten aldığımız BİLGİLERİN oluşturduğu İNANÇ sistemimizle gelecek ve şimdi ile ilgili karar ve aksiyon olmamız gibi. ..???

    İşte bunun için demiyor muyuz?

    HÜR DÜŞÜNCE ile İNANÇLARIMIZI aşmalıyız, balonu uçurmak, gelişmek (Farkındalık) için ipleri (geçmişle bağımızı) kesmeliyiz diye. Toplumsal İNANÇLAR, kişisel İNANÇLAR ve diğerleri; tutkularımız ve bağlarımız bizim karar verirken etkilendiğimiz BİLGİlerdir.

    İşte bunların etkisinden kurtulmak için; meditasyon yapan, namaz kılan, tefekküre dalan, mağaraya çekilen, zihnini temizleyip, içine, özüne girdiğini ve SINIRSIZ BİLGİYE Erdiğini söyleyenler yok mu?
    Peki; kendini bilmek, tanımak, anlamak, kendini bütünün bir parçası olarak görmek, kendi davranışının; bütünü etkilediğini bilmek, bütünle BİR olduğunu hissetmek ve yaşamak; ne ola... .

    İşin özü,SEVGİ; koşulsuz ve karşılıksız...
    Yaradılış; kendini, kendi üzerinde deneyendir demiş, Ereni. Herhangi birimizin yaşadığı, tümümüzün, bizden öncekilerin ve bizden sonrakilerin BİLGİSİNİ oluşturur... ve her insan bu bilgiye erişebilir.

    BİLGİ nedir? İnsanda Nasıl Taşınır, nasıl uygulanır..??

    Canlılarda BİLGİ, her hücrede yer alan ve DNA adı verilen dizelerdedir. Bir maymun ve bir İNSAN DNA’sındaki BİLGİLER, %95 oranında aynıdır. Bunlar milyonlarca yılda birikmiştir. Nesilden nesile taşınır. DNA sarmalında ortak insanlık bilgisine ve bilincine ait, GENEL/Ortak, bilginin yanı sıra, anne ve babadan, Özel/kişisel, hatta önceki kişisel yaşamlardan gelen genetik özellikler de vardır.
    İNSAN: AtomèElementlerè Genè DNAè 23 Çift KromozomèHücreè Beden

    DNA bu bilgilerin içinde yer aldığı bio-kimyasal bir dizi; kromozom da, bu bilginin içinde saklandığı zarfın adıdır. DNA insanlarda merdiven gibi, ikili sarmallardan ve GEN’lerden oluşur. (Bazı insanlarda 3 veya daha fazla sarmal olduğu belirlenmiş, en fazla 12 sarmal olacağı düşünülmektedir). DNA dizisi üzerindeki BİLGİ, GEN lerden oluşur. (Ör: Yeşil Göz). GEN’leri oluşturan 5 element; Hidrojen, Oksijen, Nitrojen, Fosfat ve Karbon’dur. Bunlar da atomlardan oluşur.

    Bu 5 elementin, Genleri oluşturması, değişik oranlarda ve sırada dizilmeleri ile, DNA sarmalları ortaya çıkar. Her insanda 23 çift, 46 adet CHROMOSOME vardır. Her çiftin yarısı dişi, yarısı erkekten gelir. DNA’lardaki BİLGİ içeriği ; Adenine, Thynine, Guanine ve Cytocine isimli parçalardan oluşur. Her GEN 5 elementin değişik birleşiminden ve her DNA da bu 4 şeker ve fosfattan (ATGC) oluşur. Bir tam BİLGİ’ye GEN denir. Bu bilginin BAŞLADI ve BİTTİ manasında, başı ve sonu da vardır. Her kromozom farklı bilgiler, GEN ler yani DNA spiralleri içerir.

    BİLGİ’den yararlanmak için DNA’nın, BİLGİ’nin, RNA’ya dönüşmesi gerekir. RNA, DNA ile aynı molekül dizisine sahiptir ancak çift ve ortadan bağlı (tren yolu gibi) değil, tek bir dizidir. RNA’ya dönüşen BİLGİ, PROTEİN olmuştur ve BİOKİMYA yoluyla BEDEN tarafından işleme tabi tutulur.

    İnsan bedeninde 100.000 civarında GEN olduğu tahmin ediliyor. DNA molekülleri Elektron Mikroskobu ve X-ray diffraction pattern’leri ile okunabiliyor.Bu günlerde İNSAN BEDENİ ve GENOMUNUN okunması, yaradılışın başından bugüne kadar İNSANda toplanan BİLGİnin anlaşılması çalışmaları devam ediyor.
    Canlılar da, hücrelerden ve bunların birbirleri ile uyumlu haberleşmesi ve bölünüp çoğalmasından meydana gelir. İnsanda bu hücrelerin ilki, dişiden gelen yumurta ile erkekten gelen spermin birleşmesi ile meydana çıkar. Dişi ve erkekten gelen kalıtımsal BİLGİ dizileri birer molekül dizisidir ve bunlar bir çift ray benzeri SPİRAL BİLGİ, DNA haline gelir. Farklı DNA’ları içeren, ilk 23 çift kromozom bu şekilde hücrede oluşur.

    Bu noktadan sonra hücreler bölünerek çoğalırlar ve sonuçta, DNA’dan gelen BİLGİnin ışığında bir canlı daha ortaya çıkar. DNA; kendini biokimyasal olarak kopyalar ve RNA haline gelir. Canlı RNA’daki BİLGİyi kullanır ve yaşamı sürdürür.

    Ortaya çıkan canlıda geçmişten gelen BİLGİLER olduğu gibi, gelecekteki davranışını belirleyecek BİLGİ de vardır. Geçmiş BİLGİ; anne veya babadan gelen kalıtımsal özellikler şeklindedir ve gelecekte kişiyi karar verme sürecinde etkileyecek özelliklerdir. Genler kişiyi belli bir zamanda belli davranışlara yönlendirir. DNA’lardan RNA yoluyla vücuda yön veren BİLGİ, bedeni ROBOT gibi yönlendirir. BEDEN

    KODLANMIŞ , PROGRAMLANMIŞ BİLGİ İLE DOLUDUR.

    Bu bilgi tüm hücrelerde aynen vardır. Sabit BİLGİ karakteri ortaya çıkartır. Karakter İNSANın çevresiyle olan davranışlarında anlaşılır.

    Bugün MOLECULAR BIOLOGY bilim dalı, GENLERİ incelemektedir ve örneğin hırsızlığa yol açan genin ne olduğu bilinmektedir.

    Tıp etiği açısından İNSAN klonlamanın konuşulduğu bu günlerde, kopyalanacak olan İNSAN bedenidir. Oysa yaşam denilen oyun, RUHun, bedeni kullanarak kendi inanç kalıplarından sıyrılması ve içindeki Özü bulması ve açığa çıkartmasıdır. Aranılıp bulunacak olan dışarda değil içerdedir.

    Bugünlerde nöroloji ve psikoloji bilim dallarında çok kişilikli insanların davranışlarına dönük çalışmalar yayınlanmaktadır. İnsan bedeninin; geçmişin izlerini taşımadığını ve gelecekle ilgili olarak ruhu belli ortamların içine çekecek (Ör:hırsızlık) bir PROGRAMA göre davrandığını belirtmiştik. Üstelik aynı beden, kendi Özünü arayan pekçok ruh için de BİLİNÇLENME aracı olabilir.

    BEDEN (Madde), RUHUN elbisesidir. Bizler, bir bedene sahip ruhsal varlıklarız.

    Bir bedende, birden fazla ruhun farklı zamanlarda yönetimde olması da kişinin kendi tercihi olup, HOLOGRAFİK EVREN’in bir düşüncesi sonucudur.

    Kişi hiç şüphesiz kendi bilgi/bilinç seviyesini yükselterek ve kendini tanıyarak, bilerek, okuyup düşünerek kendine belli bir bereketli zemin hazırlayabilir. Bu bereketli zemine düşecek bir tohum (BİLGİ) ise buradan yeşerip, kişinin kendisini ve çevresini daha farklı görmesine yol açabilir.
    Bilgi değil ondan elde edilen fayda, şuur açılımı önemlidir.

    Diyarbakır’ın bir köyünde doğan bir çocuk ile, İstanbul’da fabrikatör Ahmet Bey’in çocuğu, daha doğuştan , hem kalıtımsal ve hem de ortamın belirlediği, yaşadıkları toplumun İNANÇ sistemleri ile sınırlanmış bir Geleceğe adım atmış olurlar. Bunlar ruhun Özüne erişme çalışması çerçevesinde, ruhsal alemde planlanmıştır.

    Geçmiş ve gelecek birbirlerinin aynasıdır. Birbirleri ile bağlantılıdır.
    Bu noktada KADER; kişilerin kendi gelecekleri hakkında ne oranda yetki ve söz sahibi oldukları konusuna geçelim. En güzel açıklama; Mutlak ve Muallak kader veya Sebepler mi sonuçları oluşturur, yoksa sonuçlar mı sebepleri diyerek başlayalım..? Kader tektir ama bakış açısına göre farklı yorumlanır, farkındalık..?

    MUTLAK KADER: (Sonuçlar; sebeplerin oluşmasına yol açar..??)
    Bütünün planladığı yani düşündüğü veya bireyin kendi imkanlarıyla, düşünceleriyle değiştiremeyeceği, toplumun; şu anda yaşayanların, bizden önce ve sonra yaşayacakların İNANÇLARInın oluşturduğu, ruhsal tekamül planı, Mutlak Kader. Bütünün iyiliği için BENin bütünde ERimesi....? Ben diyeyim başı ve sonu bütünde tanımlanmış diye düşünmek. Buna; arzu edilen SONUCA erişmek için, alınacak derse bağlı olarak, sebeplerin oluşması da der, spiritüel insan.

    MUALLAK KADER: (Sebeplerin; sonuçların sonucunda oluştuğu Anlayış..??)
    Varlığın, kendi çabası ile BİLİNÇ seviyesini yükseltebileceği, ÖLMEDEN ÖNCE Erebildiğince, değişebilen veya bireyin kendi düşüncelerinde planlayıp yaşadığı düşünülen Muallak Kader. Ben diyeyim, baş ve son arasında pek çok yol vardır. Düz çizgi,eğri çizgi,spiral veya yay şeklinde. Buna SEBEPLER sonucu ortaya çıkartır da der, sıradan insan.

    İşin özü SEVGİdir. Lady Di bugün ve yarın hep SEVilecektir. Prenseslerin damızlık gibi, mutsuz evlilik kurbanı, ama SEVgi sembolü olarak ortaya çıkışı; toplum BİLİNCİNDE yılların önyargısı ile düşünülmüş ve fiziksel olarak ortaya çıkmıştır. Burada, sıradan insan Leydi Diana’ya ağlarken, spirituel insan; insanlığın toplu bilinç açılımında bir ders daha verildi insanlara, demektedir.

    Karma diye bir kavram var. Özetle; Ne yaparsan onu bulursun karşında. Ne ekersen onu biçersin. Ruhun çalışmaları, Öze erişme, inançlardan arınma sürecindir. Varlık, kendi minik çevresini düşüncelerinde oluşturup kendi geleceğini yönlendirdiğini sanır. Oysa bağlı bulunduğu plan çerçevesinde, kendini BiLME ve arınmadır tüm yaptığı. Buna üst benlik de denir.
    Bizlere düşen, Anda yaşamak, yapabileceğimizin en iyisini, bütünün hayrına olarak yapmak, SEVGİ ile yaklaşıp herkesi olduğu gibi kucaklamak, eleştirmemek ve insanları Beyaz/Temiz güçlere ve kanallara yönlendirmektir...

    Böyle düşünelim, böyle söyleyelim,böyle davranalım ki böyle olsun...

    Buraya kadar anlatılan HOLOGRAFİK düşünce sisteminin açıklanması ve anlaşılabilmesi için bir altyapı oluşturuyordu.

    BİLİNMESİ gereken şudur; İnsan vücudunda, her hücre aynı DNA, BİLGİ dizisini içerir. Her hücre, bütünün ne yapmaya programlandığını bilir. Kişi DÜŞÜNCESİ ile bu PROGRAMA RAĞMEN farklı davranabilir. Kendisinden BİLİNÇ düzeyini yükseltmesi ve kendini TANIması beklenirken istenen de, programlanmış bedeni anlayıp, EGOdan arınmış davranışlarda bulunmasıdır. Bunu da düşünerek ve planlayarak yapabilir. Esas olan BÜTÜN ile BİR olduğunu anlamak ve bütünde Erimektir. Bunun da yolu SEVGİden geçer, sembolik anlatımı da ÖLMEDEN önce BENİ öldürmek (isteklerinden ayrı kalabilmek) tir.

    HOLOGRAM Nedir..? (ORDO Ab Chao ... Kaos dan düzene geçiş..??)

    HOLOGRAM, 3 boyutlu bir resimdir. Resim ise bilgidir. Hologramın diğer resimlerden farkı, üretimi sırasında izlenen yoldur. Bir cismin görüntüsünün, HOLOGRAM kaydı haline getirilmesi için önce; cisim bir masa üzerine yerleştirilir. Bu cismin görüntüsü ışığa hassas bir cam plaka üzerine kaydedilecektir. Bir LASER enerji kaynağı vardır. LASER bilindiği gibi sabit bir dalga boyunda (frekansta) salt enerjidir. LASER güç kaynağı; istenilen bir uzaklığa istenilen miktarda enerji aktarabilecek yapıdadır.
    Bu sayede, örneğin; TIPta ameliyatlarda, hastanın derisi kesilmeden, deri altından belli bir bölge yakılarak ameliyat yapılabilmektedir.

    Bu LASER ışığı (Örnek :420 nanometre de bir enerji) bir üçgen prizmadan geçirilir ve 2 kola ayrılır. Işıklardan birisi bir DIŞBÜKEY MERCEK yardımı ile yayılarak, direk ışığa hassas olan ve pozlandırılacak cam plakaya yansıtılır. Ayrıca cisim üzerine gelen ikinci laser ışık demetinden yansıyan, kırılan ışık da tekrar pozlandırılacak plakaya yansır.

    Bu sayede LASER kaynağından direk ve cisimden yansıyarak gelen iki ayrı grup LASER ışığı, ışığa hassas plaka üzerinde bir girişim ortaya çıkartırlar (Kaos..??). Pozlanmış kısım bazı açılardan bakıldığında cam plaka üzerinde çıplak göz ile de görülebilir. Kayıt tamamlanmıştır.

    Bu cam plakayı, elimize alır ve aynı frekanstaki, lazer kaynağını kullanarak bir mercek yardımıyla aydınlatırsanız, cam levhanın önünde havada daha önce pozlandırılmış olan cisim belirir (Düzene geçiş..??). Bu 3 boyutlu cisim; LASER kaynağı frekansının pozlandırma sırasındaki frekansa eşit olması halinde ortaya çıkar. Ortaya çıkan; 3 Boyutlu cisim, frekans uyumu ve önceden yazılmışın okunması demektir. Tıpkı Kaderin kaza (olması gerekenin olması) veya levhi mahfuzda (Kayıt yapılan plaka benzeri..??) yazılanın olması (tezahür etmesi) gibi.

    İşin en İLGİNÇ ve DÜŞÜNDÜRÜCÜ yanı ise bu cam plakanın kırılması halinde, kırılan herhangi bir parçayı alıp, üzerine gene mercekten ışık yansıtırsanız aynı 3 boyutlu görüntünün ortaya çıkmasıdır. Yan, parça bütünü bilmektedir. Mekandan bağımsızdır bilgi, her yerdedir..??

    Ayrıca farklı açılardan LASER ışığı plakaya pozlandırıldığında ve her açıya CİSMİN ayrı bir şeklin kaydedildiğinde, gerek bütünde gerekse yansıtılan şekilde cisim HAREKETLİ olmaktadır. Zamandan bağımsızlık..??
    Buradan çıkan sonuçlar nedir?

    ZAMANDAN BAĞIMSIZLIK; Lazer belli ve sabit bir dalga boyunda, frekansta bir enerjidir ve HOLOGRAM, ancak kayıt frekansında okunur ise, daha önce kaydedilmiş resim, sabit veya hareketli olarak ortaya çıkmaktadır. Hareketli kaydedilen HOLOGRAMın görüntüsünden ileri ve geri alınabilmesi zaman bağımsızlığıdır.

    MEKAN BAĞIMSIZLIĞI; HOLOGRAMda, BİLGİ bütünde vardır. Ancak aynı BİLGİ, bütünün içinde ve bütünün birçok parçası tarafından da ayrıca bilinmektedir. Kırılan parçadan bütünü elde etmek mekan bağımsızlığıdır.
    ZAMAN ve MEKAN Bağımsızlığı ise, bütünde erimek, bütün için çalışmaktır. Dilerseniz,BİLGEnin BİLGİ ile DANSI diyelim!?

    İNSANDAKİ HOLOGRAFİK Yapı..??

    İnsan BEDENinde de tıpkı HOLOGRAM gibi bütünün, ne aşamada olduğunu bilen, başta kulak olmak üzere; kulak, dil, diş etleri, eller, ayaklar, ense ve kollar dahil 18 mikrohologram organ bulunmuştur. Tıpkı MEKAN BAĞIMSIZ BİLGİ gibi.

    Bilindiği gibi, EGO’ya yönelik, bencil inanç sistemleri, vücudun o organına meridyenler kanalıyla ki yaşam enerjisinin, akmasını engellemekte ve o organların hastalığa karşı dirençsiz olmasına yol açmaktadır.

    Akupunktur yoluyla, ilgili organın, enerji tıkanıklığı uyarılabilmektedir. İşte vücuttaki, mikro hologram bölgelerindeki organların izdüşümleri olan noktalar uyarıldığında, o organdaki enerji tıkanıklığı uyarılabilmektedir. Yani mikro organlar kanalıyla bütündeki BİLGİ (İNANÇ Sistemi) değiştirilebilmektedir. Bunu; tıpkı zamanda ileri veya geriye gidip, zaman bağımsız, eski/yeni haline getirebilmek gibi düşünebiliriz. ZAMAN ve MEKAN Bağımsızlığı..??

    Kur’andan,
    ‘İnsan ne yaparsa kendi kendinedir.
    Farkına varıp anlarsa’

    Buda’dan,
    ‘Biz ne düşünüyorsak, oyuz.
    Düşüncelerimizle yarattığımız her şeyiz.
    Biz düşüncelerimizle dünyayı oluşturuyoruz.’

    Upanişadlar’dan,
    ‘İnsan eylemleriyle kendisini yaratır.
    İnsanın arzuları ne ise kaderi de odur.’

    4.yy.Yunan Filozofu, Iamblichus,
    ‘Doğadaki her şey kader tarafından kontrol edilemez,çünkü
    Ruhun kendine özgü ilkesi vardır.’

    İncil,
    ‘İsteyin size verilecektir.
    Eğer imanınız varsa sizin için hiçbir şey olanaksız değildir.’

    Kabalistik kitap, 13 yapraklı Gül’de Rabbi Steinsatz,
    ‘Kişinin kaderi, Kendisinin yaptığı ve yarattığı şeylerle ilişkilidir.’

    Demişlerdir.

    Vücudumuzun programına göre davranırız, mikro akupunktur ile de vücuda kaydedileni fark edebiliriz. Bilinç açılımı..??
    Düşünce/beden ilişkisi......? Mekan/Zaman bağımsızlığı?

    HOLOGRAFİK EVREN ne ola........

    Her şeyin düşüncede başladığını ve düşüncenin yaşantımızda eyleme dönüştüğünü bilerek. (OL dedi ve Oldu..?)

    Vücudumuzda modern tıp bilgisine ilaveten, ilaçsız ve sadece masaj ve iğnelerle; enerji akışını arttırarak, hastalıkları gidermek için vücudun mikro hologramlarından, akupunktur yoluyla ilgili bölgeyi uyardığımızı düşünürsek. (Reiki, meridyenler, chakralar ve akupunktur..??)
    Hastalıkların pek çocuğunun insanın düşüncelerinde yarattıkları sıkıntılar, stresler ve bu günlerde kanıtlandığı şekliye chakralardaki enerji tıkanıklıklarıyla ortaya çıktığına inanarak; insana EGO suna yönelik düşüncelerini fark ettirerek, inanç sistemini fark ettirerek, bilinçlendirmeyi düşünerek. (bilinç açılımı, farkındalık..??)

    İnançlarımızın vücudumuzun her hücresi tarafından, elektromanyetik olarak, bilinmesini, MEKAN bağımsızlığı olarak düşünerek. (Hücre bilinci, beden bilincinden ruh bilincine geçiş, farkındalık..??)
    Genlerimizde GEÇMİŞ ve GELECEK ile ilgili, programlanmış karakter özellikleri, DNA bilgilerinin yer aldığını, bilerek, ve bunun HOLOGRAMın hareketli 3 boyutlu görüntüsünü gibi, ZAMAN Bağımsızlığına benzerliğini düşünerek... (Sizler, birer beden sahibi olan Ruhsal varlıklarsınız..?)

    Kur’andan ölüm sonrası için;

    Hani bir an gelecek, İNSANIN ağzı durup, derisi konuşacak derken,

    İnsan bedenine HOLOGRAFİK bilgi kaydedildiğini, bununda RUHun aldığı BİLGİ veya BİLİNÇ olması gerektiğini düşünürken .....

    SINIRSIZ olan, sınırlı BİLGİ ile tanımlanamaz. Ama HOLOGRAFİK EVREN, yukarda ne varsa aşağıda da vardır, bir toprak tanesinde evrenin sırları vardır; sözlerinin yaradılışın tanımı için iyi bir açıklama oluyor düşünüyoruz....

    Geçmiş ve geleceğin, açılmış bilinçlerce, RUHun (BİLGİnin) tekamülünde, 3B (üçüncü boyut, zıtlıklar evreninde yaşanmak üzere) HOLOGRAFİK olarak planlanmış, düşünülmüş olduğunu;

    ........ bütünün taneyi, tanenin de bütünü etkilemesi nedeniyle,

    Bilen söylemez, söyleyen bilmez...! Dendiğini düşünüyoruz..

    SINIRLI Bilinç açılımımızla erişemediğimiz bir frekansta olan bu yayın, HOLOGRAFİK evren, bir düşüncenin ürünüdür. Düşünce; görülen ve görülmeyen her şey; değişik frekanslarda ENERJİ veya BİLGİden başka bir şey değildir.

    Kendini bilen evreni bilir denilen; ENERJİ veya BİLGİYİ BİLEREK KULLANMAK; bütünden parçalara ve parçalarda da bütünü bilmektir. Çünkü bütün onları, onlar da bütünü oluşturur.

    Kendini bilen, düşüncelerini içine ve bütün SEVGİsine yönelten herkes bu evrensel düzene erişebilir ve bu düzenin eli ve kolu olarak akışta kalarak yaşar. Beşer insan, otonom insan ise, kendi geleceğini, geçmişten gelen ve düşüncelerinde oluşturduğu bir plan içinde uygular.

    Bir kimseyi veya canlıyı, kendimizi incitmeden incitmemiz mümkün değildir.

    Her şey bir bütündür. Bizde de, bütüne ilişkin BİLGİ vardır.

    BİZ SANA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINIZ, denilen de budur.

    Geçmiş ve gelecek bir bütündür. Zaman; RUHun (BİLGİnin) kendi Özüne erişme süreci içerisinde hiçbir mana ifade etmez, esas olan BİLGİ ve SEVGİdir.

    VERmek ve kendini unutup çevreye katkıda bulunmak, çevre için çalışmak esastır.

    ‘DÜŞÜNÜYORUM,ÖYLEYSE VARIM’ diyen René Descartes, BENim.

    Ve ‘EĞER BU DÜNYA RUHU BİÇİMLENDİREN BİR VADİ İSE, KENDİ RUHUMUZU BİÇİMLENDİREN BİZİZ’ diyen Virginia Tıp Fakültesi Profesörü Dr.Ian STEVENSON,BENim.

    Ve ‘HOLOGRAFİK evren, Zihnin sınırsız yöntemleriyle yeniden ve yeniden biçimlendirilebilir’ diyen BENim.

    Ve ‘BİLİNCİ yaratan beyin midir? Belki de beynin ortaya çıkışını, maddeyi, uzayı, zamanı ve fiziksel evren olarak yorumlamaktan hoşnut olduğumuz her şeyi yaratan bilinçtir’ diyen BENim.

    İnsan ne düşünürse o olur.

    Öyleyse iyiyi,güzeli ve insanlığın bilinç açılımını (Bilgiyi bilerek kullanmasının) artmasını dileyerek; Öyle DÜŞÜNELİM ki,ÖYLE OLSUN.

    HOLOGRAFİK evren modelini YARADILIŞIN öyküsünün anlatımında kullanmaya çalıştık. BİZ O düşüncenin bir ürünüyüz, O düşünceyi deneyimleyen de BİZiz.
    BİZ HOLOGRAFİK EVRENin RİTÜELİNİ OYNUYORUZ...

    ‘LA İLAHE İLLALLAH’ ; Başka İNANılacak şey yoktur,sadece ALLAH vardır.

    Bize düşen ise bu geometrik düzenle BİR OLDUĞUMUZU FARK ETMEK ve BÜTÜNE hizmet vermektir, bunun yolu da KOŞULSUZ SEVGİden geçer.

    KARADELİK’lerde 2 boyutlu bir HOLOGRAFİK bir düzlemde, 3 boyutlu realitenin ortaya çıkışı (3B), zaman boyutu ile 4. boyut ve düşüncelerle 5. boyut tartışılıyor. Bugünün fizikçileri bunları inceliyor. Bir bildiğim varsa,hiç bir şey bilmediğimdir.

    Dilerim BEN diyenlerin duygu ve düşüncelerinin BİRlikte, yüce katlarda Eridiğini görmek kısmet olsun. Dilerim hepimiz için öyle olsun.
     

Bu Sayfayı Paylaş