Hiyeroglif Yazı - Hiyeroglif Yazı nedir ? - Hiyeroglif Yazılar hakkında

'Tarihi Bilgiler' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 30 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hiyeroglif Yazı - Hiyeroglif Yazı nedir ? - Hiyeroglif Yazılar hakkında konusu
    Hiyeroglif Yazı - Hiyeroglif Yazı nedir ? - Hiyeroglif Yazılar hakkında


    Hiyeroglif, Yunanca “Hieros (Kutsal) + Glypho (Yazıt)” kelimelerinden oluşur ve “Kutsal Yazıt” demektir. Hiyeroglif yazısı altında şematik şekillerden oluşan bir yazı anlaşılır.

    Şu tür hiyeroglifler vardır:

    Mısır Hiyeroglifleri

    Mısır hiyeroglifleri yazısı birbirinden kolaylıkla ayırt edilebilecek yüzlerce sembolden oluşur. Her işaret belli bir sesi veya nesneyi temsil eder. Bu yazı soldan sağa veya sağdan sola ya da yukarıdan aşağı yazılabilir, okumak için ölçüt sembollerdeki insan ya da hayvan figürlerini baktıkları yöndür. Kimi işaretler 1 harfe, kimileri 2, kimileri de 3 harfe karşılık gelir. Buna örnek olarak latin kökenli dillerde 'x' işaretinin Türkçe'deki 'ks' harflerine karşılık gelmesi verilebilir. Ayrıca yazılan kelimenin anlamını güclendiren ve tamamlayan çizimler de vardır. Mesela bastonlu adam çiziminin yaşlı kelimesini tamamlaması gibi.
    Bu yazım tarzı tapınak duvarlarında ve mezarlarda görülür. Bu tarzdan başka 3 yazım tarzı daha vardır. Bunlar daha çok papirüslerde görülür.
    Hieratik: Hiyerogliflerin el yazısı hali olarak düşünülmelidir. Katipler ve rahipler tarafından kayıt tutmak için M.S. 300 e kadar kullanılmıştır.
    Demotik: Çizimlerin daha basit olduğu demotik (yunanca demos - halk kelimesinden gelir) günlük yazışmalarda halk tarafından kullanılmıştır.
    Koptik: Hristiyan Mısırlıların (Kıpti) Yunan alfebesine yaptıkları 6 harflik ilaveyle oluşan yazı. Kıpti Kilisesi tarafından hala kullanılır.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Luv Hiyeroglifleri
    Urartu Hiyeroglifleri


    Eski Mısır medeniyeti, Mezopotamya'da aynı tarihlerde kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biri ve döneminin en ileri sosyal düzenine sahip organize devleti olarak bilinir. MÖ 3000'ler civarında yazıyı bulup kullanmaları, Nil nehrinden faydalanmaları ve ülkenin doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olmaları Mısırlılar'ın sahip oldukları medeniyetin ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştu.
    Ancak bu uygarlık, Kuran'da inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği "firavun yönetiminin" geçerli olduğu bir medeniyetti. Büyüklük taslamışlar, sırt çevirmişler ve inkar etmişler, bunların neticesinde de ileri medeniyetleri, sosyal ve siyasal düzenleri, askeri başarıları onları helak olmaktan kurtaramamıştı.
    Mısırlıların sahip oldukları medeniyet, yaşadıkları olaylar hakkındaki bilgileri eski Mısır yazısı olan hiyerogliflerden öğrenmek mümkündür. 18. yüzyıla dek Eski Mısır dilinde yazılmış kitabeler ve yazılar okunamıyordu. Eski Mısır dili hiyeroglifti ve çağlar boyunca bu dil varlığını sürdürmüştü. Fakat MS 2. ve MS 3. yüzyılda Hıristiyanlığın yayılması ve kültürel etkisiyle Mısır, dinini olduğu gibi dilini de unuttu; yazılarda hiyeroglif kullanımı azaldı ve sona erdi. Hiyeroglif yazısının kullanıldığı bilinen en son tarih MS 394 yılına ait bir kitabedir. Bundan sonra bu dil unutuldu ve bu dilde yazılmış yazıları okuyabilen ve anlayabilen kimse kalmadı. Ta ki bundan yaklaşık iki yüzyıl öncesine dek…
    Eski Mısır hiyeroglifi 1799 yılında, Rosetta Stone adı verilen, MÖ 196 tarihine ait bir kitabenin bulunmasıyla çözüldü. Bu tabletin özelliği üç farklı yazıyla yazılmış olmasıydı:
    - Hiyeroglif
    - Demotik (hiyeroglifin el yazısı şekli)
    - Yunanca
    Yunanca metnin de yardımıyla tabletteki eski Mısır yazısı çözülmeye çalışıldı. Tabletin tüm çözümü, Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından tamamlandı. Böylece unutulan bir dil ve bu dilin anlattığı tarih aydınlanmış oldu.
     
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Hiyeroglif yazısındaki üstün teknik

    "Gizemli, bilinmeyenli çizgiler, resimler, taslaklar, işaretler, şifreler, insanlar, hayvanlar, masal yaratıkları, bitkiler, meyveler, araçlar, elbise parçaları, örgüler, silahlar, geometrik şekiller, dalgalı çizgiler ve alevler. Bunlar tahtalar, taşlar ve sayısız papirüsler üzerinde bulunurlar. Tapınak duvarlarında, mezar odalarında, anı levhalarında, tabutların, çekmecelerin üzerinde bulunurlar. Mısırlılar eski ulusların yazmayı en çok sevenlerindendir.
    Hiyeroglif nasıl yazılıp okunurdu?
    Mısır yazısı, çoğu nesnelerin resimleri olduğundan, rahatlıkla ayırt edilebilen 700'den fazla işaretten oluşmuştu. Her bir işaret, özel bir nesneyi, belli bir sesi temsil ediyordu. Hiyeroglif yazısı soldan sağa ya da aşağıdan yukarıya yazılabilirdi. Hayvanların ya da insanların yüzleri sola dönükse soldan sağa, sağa dönükse sağdan sola okunurdu.
    Ne ile yazılırdı?
    Yazıcılar, mürekkep ve fırça kullanarak papirus denen sazlardan yapılmış özel bir çeşit kağıda yazı yazarlardı. Ayrıca ostraka olarak bilinen kırık çömlek parçalarının üzerine de yazarlardı.
    Mısır hiyeroglif yazısı son derece karmaşıktı. Yazıcı adı verilen kimseler,okumak ve yazmak için özel olarak eğitilmişlerdi. Bu becerileri onlara güç ve saygınlık kazandırıyordu. Yazıcılar tapınaklarda ya da devlet yönetiminde iyi işlere girebiliyorlardı. Çoğunluk vergi de ödemiyordu.
    Daha sonraları Mısırlılar, hiyeroglif yazısının daha kolay bir uyarlaması olan 2 türlü steno yazı geliştirmişlerdir. Hiyeroglif yazısı ise, tapınaklardaki ve kamusal yapılardaki kayıtlarda kalmıştı. Mısırlılar, bir yazı biçimi bulan en eski uluslardan biridir. Onların "alfabeleri" bizim bugün kullandığımız gibi harflerden değil, resim ve işaretlerden oluşmuştu. Mısır yazısına "kutsal yazı" anlamına gelen hiyeroglif adı verilirdi. Bu isim Mısırlıların, yazı yazma yetilerinin onlara ilim Tanrısı Tot tarafından verildiğine inanıyor olmalarından kaynaklanıyordu. Firavun adları kartuş adı verilen oval bir çerçevenin içine yazılırdı.
     
  4. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Hiyeroglif Yazısı

    Hiyeroglif denen şey...
    Her hiyeroglif, belli bir nesnenin resmi olduğu bariz bir sembolden ibaret; su, bir kol, kova, kuş, tüy, patates cipsi… Patates cipsi olan aslında güneş. Bu resimler, Çincedeki gibi tamamen belirsiz hale gelmemiş, ayrıca yine Uzakdoğu harflerindeki gibi ufacık bir ayrıntıyı değiştirirseniz anlamı da değişmiyor. Bir kuşu taşa oyarken, kağıda çizdiğiniz kadar ayrıntı kullanamayacağınızı düşünürseniz gayet mantıklı.
    Mısırlılar, bir dili olan en eski kültürlerden biriydi ve hiyeroglif de onların ilk yazı sistemiydi. Hiyeroglif, Yunancada hieros (kutsal) ve glyphikos (oyuntu) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir tamlama ve ilk yazıtlar için gayet uygun bir isim.
    Mısırlıların alfabelerine verdikleri isim ise kabaca bir şekilde “medu netjer” şeklinde okunuyor ve “Tanrı’nın sözleri” anlamına geliyor. Şık dursa da kocaman taş devri tabletlerine yazmanın en pratik çözüm olmadığı fark edilince, günlük işler için bir de “hiyeratik” adlı yeni bir sistem geliştirilmiş. Hiyeroglif, resmî yazışmalarda kullanılmaya devam ederken, daha hızlı yazmak için geliştirilen hiyeratik, birer resim olan harfleri daha basitleştirip sembolleştirerek yazmayı ve okumayı kolaylaştırıyormuş. Yazmak ve okumak Mısır halkı için normal bir olay olmaya başladıkça, hiyeratik’in daha da basitleştirilmiş hali olan “demotik” ortaya çıkmış. Bu formları kullanarak papirüse yazı yazmak oldukça kolaymış, hiyeroglif ise kullanımı seyrekleşmesine rağmen ortadan kaybolmamış.
    Bugün Kawm Al-ahmar, o zamanlar Hierakonpolis denen şehirde 1890’da bulunan Narmer tabletinin tarihinin M.Ö. 3000 yıllarına kadar gittiği tahmin ediliyor ve bulunan en eski hiyeroglif yazı da uzunca süre bu tabletteydi. 1998’de Alman bir kazı ekibi, antik Abydos kentinde M.Ö. 3400 yılına ait kireç bir tablet buldular. Yine de Narmer, hala bu tarihi yazının en önemli belgelerinden. En önemli belge ise Rosetta taşı. Hem hiyeroglif hem de demonik formları kullanılarak hazırlanmış, 1799’da Kahire’nin 200 kilometre kuzeyinde, Napolyon’un duvar yıkan askerleri tarafından tesadüfen bulunmuş 760 kilo ağırlığındaki bu granit tabletin üzerinde, aynı metnin Antik Yunanca hali de yazılıydı.

    Antik Yunanca, oldukça iyi bilinen bir dil olmasına rağmen tablet bir süre çözülemedi. 1822’de Jean François Champollion, tabletteki metinde bazı harflerin daire içine alındığını fark etti ve bunların özel isim olabileceğinden yola çıkarak Kleopatra ve Ptolemaios adlarını çözdü, böylece hiyerogliflerin okunmasına dair önemli bir adım attı.
    Bu taştan ilham alan Rosetta Diski ve Rosetta Projesi, Türkçe ve Osmanlıca da dahil, dünyadaki en önemli 1000 dilin ileriki binyıllarda unutulmaması ve bir daha çeviri yaparken karınların bu kadar ağrımaması için hayata geçirilmiş bizce çok dahiyane bir fikir.
    İncil’deki yaratılış bölümünün bu 1000 dilde çevirisinin yer alacağı avuç içine sığacak büyüklükteki disk, yüzyıllar sonra 1000 kere büyüten bir mercekle bakıldığında muhtemelen ortadan kaybolmuş bir çok dil hakkında önemli bilgiler verecek. Uzaya bile giden diskin, üzerindeki bilgileri 2000 yıl saklaması planlanmış.
    Hiyeroglifin kullanılmasına İskender’in Mısır’ı fethi ve Roma dönemlerinde devam edilmiş. Başta “gerçek Mısırlılar”ı ülkelerine gelen yabancılardan ayırmak için dili gittikçe zorlaştırmak gibi bir eğilim oluşmuş ancak zamanla hiyerogliflerin içine Yunanca girmeye başlamış. Mısırlıların dillerine ve yazıtlarına olan saygısı, Romalı yazarların ve bilim adamlarının da hiyerogliflere saygı duymasına yol açmış. Ancak bu saygı sonucu gelen dokunulmazlık, sistemin bozulmadan günümüze gelmesini sağlamasına değil, bu yazı sistemine olan ilginin azalmasına ve kimse öğrenmediği için zamanla yok olmasına yol açmış. M.S. 4. yüzyılda, hiyeroglifleri okuyabilen Mısırlıların sayısı bir avuçmuş sadece. 391 yılında Roma imparatoru 1. Theodosius’un Hıristiyan kiliseleri dışında tüm kutsal yerleri kapatması ile bu dili bilenler tamamen ortadan kalkmış. 16. ve 17. yüzyılda Johannes Goropius Becanus ve Athanasius Kircher, hiyeroglifleri çözmek için o zamana kadarki en kapsamlı ve en geniş bütçeli çalışmaları yapmışlar. Ellerindeki tek bilgi kaynağı hayal güçleri olduğu için sonuç kocaman bir sıfır olarak kalmış. Rosetta taşına kadar da bu durum böyle sürmüş.
    Peki Mısır’a gittiniz, bir piramit, bir mezar taşı, tablet ya da çömlek keşfettiniz. Yeni bir piramit keşfetme ihtimaliniz epey az olsa da bu durumda hiyeroglif nasıl okunur bilmeniz büyük fayda sağlayacaktır. Hiyeroglif okumaya kalksanız bilmeniz gerekenler nedir? Öncelikle sıralar ve sütunlar halinde yazılır, aralarda boşluk bırakılmaz, sağdan sola veya soldan sağa okunabilir. İnsan ya da hayvan şekillerinin başlarını takip etmek gerekir, başlar her zaman satırın başına dönüktür, yani bir kuşun kafası sağa bakıyorsa o metin sağdan sola okunmalıdır.
    Hiyeroglif, tek sesli fonetik karakterlerden ve iki ya da üç sesli harflerden oluşur. Ayrıca bir kelimeyi simgeleyen “logograf” adlı harfler de vardır. Konuşma dilinde olmasına rağmen hiyerogliflerde sesli harf neredeyse hiç kullanılmaz. Örneğin, “mesela” yerine “msl” yazılıdır. “Örneğin” yerine ise “rnğn” yazılmaz, çünkü kelimeler sesli harfle başlıyorsa o sesli harf de yazılır. Bir de yazılacak kelime sesli harfler kullanılmayınca başka bir kelime ile karışıyorsa.
    Hiyeroglifleri yazanlar ve okuyanlar daha küçük birer çocukken sırf bu iş için yıllarca eğitilirlermiş. Kız çocukların yazı yazmasına izin verilmezmiş. Yazı yazmayı bilenler büyük bir saygı görürler, şereflerine heykelleri yapılır, evlerin duvarlarına resimleri çizilirmiş
     
  5. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Hiyeroglif Nedir ?

    Hiyeroglif, Yunanca “Hieros (Kutsal) + Glypho (Yazıt)” kelimelerinden oluşur ve “Kutsal Yazıt” demektir. Hiyeroglif yazısı altında şematik şekillerden oluşan bir yazı anlaşılır.

    Şu tür hiyeroglifler vardır:

    • Mısır Hiyeroglifleri
    Mısır hiyeroglifleri yazısı birbirinden kolaylıkla ayırt edilebilecek yüzlerce sembolden oluşur. Her işaret belli bir sesi veya nesneyi temsil eder. Bu yazı soldan sağa veya sağdan sola ya da yukarıdan aşağı yazılabilir, okumak için ölçüt sembollerdeki insan ya da hayvan figürlerini baktıkları yöndür. Kimi işaretler 1 harfe, kimileri 2, kimileri de 3 harfe karşılık gelir. Buna örnek olarak latin kökenli dillerde 'x' işaretinin Türkçe'deki 'ks' harflerine karşılık gelmesi verilebilir. Ayrıca yazılan kelimenin anlamını güclendiren ve tamamlayan çizimler de vardır. Mesela bastonlu adam çiziminin yaşlı kelimesini tamamlaması gibi.


    Bu yazım tarzı tapınak duvarlarında ve mezarlarda görülür. Bu tarzdan başka 3 yazım tarzı daha vardır. Bunlar daha çok papirüslerde görülür.
    1. Hieratik: Hiyerogliflerin el yazısı hali olarak düşünülmelidir. Katipler ve rahipler tarafından kayıt tutmak için M.S. 300 e kadar kullanılmıştır.
    2. Demotik: Çizimlerin daha basit olduğu demotik (yunanca demos - halk kelimesinden gelir) günlük yazışmalarda halk tarafından kullanılmıştır.
    3. Koptik: Hristiyan Mısırlıların (Kıpti) Yunan alfebesine yaptıkları 6 harflik ilaveyle oluşan yazı. Kıpti Kilisesi tarafından hala kullanılır.

    • Luv Hiyeroglifleri
    • Urartu Hiyeroglifleri
    Eski Mısır medeniyeti, Mezopotamya'da aynı tarihlerde kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biri ve döneminin en ileri sosyal düzenine sahip organize devleti olarak bilinir. MÖ 3000'ler civarında yazıyı bulup kullanmaları, Nil nehrinden faydalanmaları ve ülkenin doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olmaları Mısırlılar'ın sahip oldukları medeniyetin ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştu.
    Ancak bu uygarlık, Kuran'da inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği "firavun yönetiminin" geçerli olduğu bir medeniyetti. Büyüklük taslamışlar, sırt çevirmişler ve inkar etmişler, bunların neticesinde de ileri medeniyetleri, sosyal ve siyasal düzenleri, askeri başarıları onları helak olmaktan kurtaramamıştı.
    Mısırlıların sahip oldukları medeniyet, yaşadıkları olaylar hakkındaki bilgileri eski Mısır yazısı olan hiyerogliflerden öğrenmek mümkündür. 18. yüzyıla dek Eski Mısır dilinde yazılmış kitabeler ve yazılar okunamıyordu. Eski Mısır dili hiyeroglifti ve çağlar boyunca bu dil varlığını sürdürmüştü. Fakat MS 2. ve MS 3. yüzyılda Hıristiyanlığın yayılması ve kültürel etkisiyle Mısır, dinini olduğu gibi dilini de unuttu; yazılarda hiyeroglif kullanımı azaldı ve sona erdi. Hiyeroglif yazısının kullanıldığı bilinen en son tarih MS 394 yılına ait bir kitabedir. Bundan sonra bu dil unutuldu ve bu dilde yazılmış yazıları okuyabilen ve anlayabilen kimse kalmadı. Ta ki bundan yaklaşık iki yüzyıl öncesine dek…
    Eski Mısır hiyeroglifi 1799 yılında, Rosetta Stone adı verilen, MÖ 196 tarihine ait bir kitabenin bulunmasıyla çözüldü. Bu tabletin özelliği üç farklı yazıyla yazılmış olmasıydı:
    - Hiyeroglif
    - Demotik (hiyeroglifin el yazısı şekli)
    - Yunanca
    Yunanca metnin de yardımıyla tabletteki eski Mısır yazısı çözülmeye çalışıldı. Tabletin tüm çözümü, Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından tamamlandı. Böylece unutulan bir dil ve bu dilin anlattığı tarih aydınlanmış oldu.
    Hiyeroglif yazısındaki üstün teknik
    "Gizemli, bilinmeyenli çizgiler, resimler, taslaklar, işaretler, şifreler, insanlar, hayvanlar, masal yaratıkları, bitkiler, meyveler, araçlar, elbise parçaları, örgüler, silahlar, geometrik şekiller, dalgalı çizgiler ve alevler. Bunlar tahtalar, taşlar ve sayısız papirüsler üzerinde bulunurlar. Tapınak duvarlarında, mezar odalarında, anı levhalarında, tabutların, çekmecelerin üzerinde bulunurlar. Mısırlılar eski ulusların yazmayı en çok sevenlerindendir.
    Hiyeroglif nasıl yazılıp okunurdu?
    Mısır yazısı, çoğu nesnelerin resimleri olduğundan, rahatlıkla ayırt edilebilen 700'den fazla işaretten oluşmuştu. Her bir işaret, özel bir nesneyi, belli bir sesi temsil ediyordu. Hiyeroglif yazısı soldan sağa ya da aşağıdan yukarıya yazılabilirdi. Hayvanların ya da insanların yüzleri sola dönükse soldan sağa, sağa dönükse sağdan sola okunurdu.
    Ne ile yazılırdı?
    Yazıcılar, mürekkep ve fırça kullanarak papirus denen sazlardan yapılmış özel bir çeşit kağıda yazı yazarlardı. Ayrıca ostraka olarak bilinen kırık çömlek parçalarının üzerine de yazarlardı.
    Mısır hiyeroglif yazısı son derece karmaşıktı. Yazıcı adı verilen kimseler,okumak ve yazmak için özel olarak eğitilmişlerdi. Bu becerileri onlara güç ve saygınlık kazandırıyordu. Yazıcılar tapınaklarda ya da devlet yönetiminde iyi işlere girebiliyorlardı. Çoğunluk vergi de ödemiyordu.
    Daha sonraları Mısırlılar, hiyeroglif yazısının daha kolay bir uyarlaması olan 2 türlü steno yazı geliştirmişlerdir. Hiyeroglif yazısı ise, tapınaklardaki ve kamusal yapılardaki kayıtlarda kalmıştı. Mısırlılar, bir yazı biçimi bulan en eski uluslardan biridir. Onların "alfabeleri" bizim bugün kullandığımız gibi harflerden değil, resim ve işaretlerden oluşmuştu. Mısır yazısına "kutsal yazı" anlamına gelen hiyeroglif adı verilirdi. Bu isim Mısırlıların, yazı yazma yetilerinin onlara ilim Tanrısı Tot tarafından verildiğine inanıyor olmalarından kaynaklanıyordu. Firavun adları kartuş adı verilen oval bir çerçevenin içine yazılırdı.
    Hiyeroglif Yazısı

    Hiyeroglif denen şey...
    Her hiyeroglif, belli bir nesnenin resmi olduğu bariz bir sembolden ibaret; su, bir kol, kova, kuş, tüy, patates cipsi… Patates cipsi olan aslında güneş. Bu resimler, Çincedeki gibi tamamen belirsiz hale gelmemiş, ayrıca yine Uzakdoğu harflerindeki gibi ufacık bir ayrıntıyı değiştirirseniz anlamı da değişmiyor. Bir kuşu taşa oyarken, kağıda çizdiğiniz kadar ayrıntı kullanamayacağınızı düşünürseniz gayet mantıklı.
    Mısırlılar, bir dili olan en eski kültürlerden biriydi ve hiyeroglif de onların ilk yazı sistemiydi. Hiyeroglif, Yunancada hieros (kutsal) ve glyphikos (oyuntu) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir tamlama ve ilk yazıtlar için gayet uygun bir isim.
    Mısırlıların alfabelerine verdikleri isim ise kabaca bir şekilde “medu netjer” şeklinde okunuyor ve “Tanrı’nın sözleri” anlamına geliyor. Şık dursa da kocaman taş devri tabletlerine yazmanın en pratik çözüm olmadığı fark edilince, günlük işler için bir de “hiyeratik” adlı yeni bir sistem geliştirilmiş. Hiyeroglif, resmî yazışmalarda kullanılmaya devam ederken, daha hızlı yazmak için geliştirilen hiyeratik, birer resim olan harfleri daha basitleştirip sembolleştirerek yazmayı ve okumayı kolaylaştırıyormuş. Yazmak ve okumak Mısır halkı için normal bir olay olmaya başladıkça, hiyeratik’in daha da basitleştirilmiş hali olan “demotik” ortaya çıkmış. Bu formları kullanarak papirüse yazı yazmak oldukça kolaymış, hiyeroglif ise kullanımı seyrekleşmesine rağmen ortadan kaybolmamış.
    Bugün Kawm Al-ahmar, o zamanlar Hierakonpolis denen şehirde 1890’da bulunan Narmer tabletinin tarihinin M.Ö. 3000 yıllarına kadar gittiği tahmin ediliyor ve bulunan en eski hiyeroglif yazı da uzunca süre bu tabletteydi. 1998’de Alman bir kazı ekibi, antik Abydos kentinde M.Ö. 3400 yılına ait kireç bir tablet buldular. Yine de Narmer, hala bu tarihi yazının en önemli belgelerinden. En önemli belge ise Rosetta taşı. Hem hiyeroglif hem de demonik formları kullanılarak hazırlanmış, 1799’da Kahire’nin 200 kilometre kuzeyinde, Napolyon’un duvar yıkan askerleri tarafından tesadüfen bulunmuş 760 kilo ağırlığındaki bu granit tabletin üzerinde, aynı metnin Antik Yunanca hali de yazılıydı.
    [​IMG]
    Rosetta Diski
    Antik Yunanca, oldukça iyi bilinen bir dil olmasına rağmen tablet bir süre çözülemedi. 1822’de Jean François Champollion, tabletteki metinde bazı harflerin daire içine alındığını fark etti ve bunların özel isim olabileceğinden yola çıkarak Kleopatra ve Ptolemaios adlarını çözdü, böylece hiyerogliflerin okunmasına dair önemli bir adım attı.
    Bu taştan ilham alan Rosetta Diski ve Rosetta Projesi, Türkçe ve Osmanlıca da dahil, dünyadaki en önemli 1000 dilin ileriki binyıllarda unutulmaması ve bir daha çeviri yaparken karınların bu kadar ağrımaması için hayata geçirilmiş bizce çok dahiyane bir fikir.
    İncil’deki yaratılış bölümünün bu 1000 dilde çevirisinin yer alacağı avuç içine sığacak büyüklükteki disk, yüzyıllar sonra 1000 kere büyüten bir mercekle bakıldığında muhtemelen ortadan kaybolmuş bir çok dil hakkında önemli bilgiler verecek. Uzaya bile giden diskin, üzerindeki bilgileri 2000 yıl saklaması planlanmış.
    Hiyeroglifin kullanılmasına İskender’in Mısır’ı fethi ve Roma dönemlerinde devam edilmiş. Başta “gerçek Mısırlılar”ı ülkelerine gelen yabancılardan ayırmak için dili gittikçe zorlaştırmak gibi bir eğilim oluşmuş ancak zamanla hiyerogliflerin içine Yunanca girmeye başlamış. Mısırlıların dillerine ve yazıtlarına olan saygısı, Romalı yazarların ve bilim adamlarının da hiyerogliflere saygı duymasına yol açmış. Ancak bu saygı sonucu gelen dokunulmazlık, sistemin bozulmadan günümüze gelmesini sağlamasına değil, bu yazı sistemine olan ilginin azalmasına ve kimse öğrenmediği için zamanla yok olmasına yol açmış. M.S. 4. yüzyılda, hiyeroglifleri okuyabilen Mısırlıların sayısı bir avuçmuş sadece. 391 yılında Roma imparatoru 1. Theodosius’un Hıristiyan kiliseleri dışında tüm kutsal yerleri kapatması ile bu dili bilenler tamamen ortadan kalkmış. 16. ve 17. yüzyılda Johannes Goropius Becanus ve Athanasius Kircher, hiyeroglifleri çözmek için o zamana kadarki en kapsamlı ve en geniş bütçeli çalışmaları yapmışlar. Ellerindeki tek bilgi kaynağı hayal güçleri olduğu için sonuç kocaman bir sıfır olarak kalmış. Rosetta taşına kadar da bu durum böyle sürmüş.
    Peki Mısır’a gittiniz, bir piramit, bir mezar taşı, tablet ya da çömlek keşfettiniz. Yeni bir piramit keşfetme ihtimaliniz epey az olsa da bu durumda hiyeroglif nasıl okunur bilmeniz büyük fayda sağlayacaktır. Hiyeroglif okumaya kalksanız bilmeniz gerekenler nedir? Öncelikle sıralar ve sütunlar halinde yazılır, aralarda boşluk bırakılmaz, sağdan sola veya soldan sağa okunabilir. İnsan ya da hayvan şekillerinin başlarını takip etmek gerekir, başlar her zaman satırın başına dönüktür, yani bir kuşun kafası sağa bakıyorsa o metin sağdan sola okunmalıdır.
    Hiyeroglif, tek sesli fonetik karakterlerden ve iki ya da üç sesli harflerden oluşur. Ayrıca bir kelimeyi simgeleyen “logograf” adlı harfler de vardır. Konuşma dilinde olmasına rağmen hiyerogliflerde sesli harf neredeyse hiç kullanılmaz. Örneğin, “mesela” yerine “msl” yazılıdır. “Örneğin” yerine ise “rnğn” yazılmaz, çünkü kelimeler sesli harfle başlıyorsa o sesli harf de yazılır. Bir de yazılacak kelime sesli harfler kullanılmayınca başka bir kelime ile karışıyorsa.
    Hiyeroglifleri yazanlar ve okuyanlar daha küçük birer çocukken sırf bu iş için yıllarca eğitilirlermiş. Kız çocukların yazı yazmasına izin verilmezmiş. Yazı yazmayı bilenler büyük bir saygı görürler, şereflerine heykelleri yapılır, evlerin duvarlarına resimleri çizilirmiş.
     

Bu Sayfayı Paylaş